ÖZET
Bu makalede sorumsuzluk anlaşmalarının geçerlilik koşulları ve sınırları başlığı altında önce kavram tanımlaması yapılıp geçerlilik koşulları belirtilmiş daha sonra alt başlıklar altında sorumsuzluk anlaşmalarının sınırları incelenmiş ve anlatılmıştır.
I. GİRİŞ
Sözleşme serbestisi ilkesi, tarafların istedikleri konuda, istedikleri şekilde anlaşma yapmalarına olanak tanısa da bu özgürlük sınırsız değildir. Özellikle sözleşmenin konusunun ve taraflarının durumunun gerektirdiği bazı durumlarda, kanun koyucu devreye girerek tarafların haklarını dengelemeyi ve haksız uygulamaları engellemeyi amaçlar. Sorumsuzluk anlaşmaları da bu düzenlemelerden etkilenen sözleşme türlerinden biridir. Bu makalede de sorumsuzluk anlaşması kavramı, sorumsuzluk anlaşmalarının geçerlilik koşulları ve sınırları kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Uygulamada sorumsuzluk anlaşmaları sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Çoğu zamanda biz fark etmeden imzaladığımız bir sözleşmenin eki olarak karşımıza çıkabilmektedir. Makalemizde; bir sorumsuzluk anlaşması nasıl olur, geçerlilik şartları nelerdir, hangi alanlarda karşımıza çıkabilir veya hangi alanlarda karşımıza çıkamaz gibi soruların cevapları araştırılmış ve aktarılmıştır.
A. Kavram Ve Tanım
Sorumsuzluk anlaşması esasen Türk Borçlar Kanunu (“TBK ”)1m.112’de düzenlenen borçlunun borcunu ifa etmediği hallerde doğacak sorumluluğunun ortadan kaldırılması amacı güden sözleşmeleri ifade eder. Bu anlaşma sayesinde borçlunun, borcunu yerine getirmediği için doğacak sorumluluktan kurtulması mümkün olmaktadır. Bu sözleşme ile taraflar, aralarında gelecekte çıkma ihtimali olan tazminat ilişkisi hakkında bir anlaşma akdetmektedirler. Borca aykırı davranış gerçekleştiğinde alacaklının malvarlığında gerçekleşmesi gereken pozitif artış bu tasarruf sözleşmesiyle engellenmektedir. Sorumsuzluk anlaşması aynı zamanda borçlu içinde kazandırıcı işlem hükmündedir. Zira kendisi borca aykırı davranmasından ötürü sorumlu olduğu yükümlülükten kurtulmaktadır ve malvarlığının pasifi etkilenmemektedir.
Kanun koyucunun borcun ifa edilmemesinden doğan zararın tazmini için belirlediği kriter kusur sorumluluğudur. TBK 112/1’de borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmediği hallerde borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olacağı belirtilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu borçlunun kusursuzluğunu ispat edememesi durumunu temele almıştır. Buna göre borçlunun sorumlu kabul edilebilmesi için kusuru olmasını aramış fakat kusuru da karine kabul etmiştir2.
II. SORUMSUZLUK ANLAŞMASININ GEÇERLİLİK KOŞULLARI
Borçlar Kanunu’muzun temel prensiplerinden biri olan sözleşme serbestisi tarafların istediği konuda istediği şekilde ve konuda sözleşme yapabilmesini ifade etmektedir. Bu sözleşme serbestisinin sınırları kamu düzeni, kanunun emredici hükümleri, kişilik haklarına aykırılık ve konusu imkansız sözleşmelerdir. Bu serbestinin bir sonucu olarak sorumsuzluk anlaşmaları karşımıza çıkmaktadır. Sorumsuzluk anlaşması sözleşmeden ayrı veya sözleşmenin bir eki olarak düzenlenebilmektedir. Sözleşme anında yapılma zorunluluğu olmamasının sınırı borca aykırı davranıştan önce yapılması gerekliliğidir. Sorumluluğun doğmasından sonra tarafların yapacağı sorumsuzluk anlaşması niteliğine ve kanundaki geçerlilik şartlarına göre sulh veya ibra niteliğinde kabul edilecektir. Ayrıca sorumluluk doğduktan sonra yapılan bu anlaşma kusur derecesine göre yapılabilecektir. Kanunun sınırladığı ağır kusur da buna dahil edilebilecektir3.
Sorumsuzluk anlaşması iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulmaktadır. Alacaklının tek taraflı olarak borçlunun borca aykırı davranışından dolayı doğacak sorumluluğundan vazgeçeceğine dair açıklaması alacaklının lehine olmasına rağmen geçersizdir. Aynı şekilde borçlunun da tek taraflı irade beyanıyla borca aykırı davranışından dolayı sorumsuzluğunu öngörmesi geçersiz olacaktır4.
TBK 12/1’e göre sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi görülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Sorumsuzluk anlaşmalarının kanunda belirtilmiş bir şekil şartı yoktur. Fakat uygulamada kanuni şekle tabi bir sözleşmenin eki olarak yapılan sorumsuzluk anlaşmaları da sözleşmenin şekline uygun yapılmaktadır. Doktrinde bir görüşe göre ise asıl sözleşme kanuni şekle tabi bir sözleşme olsa dahi sorumsuzluk anlaşması şekilsiz meydana getirilebilecektir. Bunun nedeni olarak da kanuni şekil öngörülen hallerde sözleşmenin objektif bakımdan esaslı noktalarının şekle tabi olduğunu belirtmektedir. Sorumsuzluk kaydını temel edimlere göre yan anlaşma olarak nitelendirmektedir5. Aksi görüş sorumsuzluk anlaşmasının bağımsız bir anlaşma olarak veya bir anlaşmaya yan hüküm olarak eklenebileceğini fakat her iki halde de sorumsuzluk anlaşmasının geçerliliğinin esas sözleşmenin geçerliliğine bağlı olduğunu belirtmiştir. Sorumsuzluk anlaşması sözleşme yapılırken söz konusu olursa subjektif esaslı nokta teşkil edeceği, sonradan sözleşmeye eklenmek istenirse sözleşmede değişiklik meydana getireceği için esas sözleşmenin şekil koşullarına tabi tutulmuştur6.
Genel işlem koşullarındaki sorumsuzluk kayıtlarının akıbeti ise ikili bir ayrım yapılarak incelenmesi gereken bir konudur. Bunlar yazılmamış sayılma veya kesin hükümsüzlüktür. Uygulamada sorumsuzluk kayıtları genel işlem koşulları içerisinde bulunmaktadır. TBK 21/1’e göre genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girebilmesi; düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı tutulmuştur. Düzenleyen bunu yapmadığı takdirde genel işlem koşulları yazılmamış sayılacaktır. Yine tarafların iradeleri bu noktalarda uyuşsa bile eğer hazırlanan sorumsuzluk anlaşması sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı ise sorumsuzluk anlaşması yazılmamış sayılma yaptırımına tabi olacaktır. Fakat TBK 22/1’e göre sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümlerinin geçerliliğini koruyacağı belirtilmiştir. Yine aynı hükme göre bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremeyecektir7. Diğer bir yaptırım ise TBK 25/1’e göre kesin hükümsüzlük yaptırımıdır. Buna göre; “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz”. Dürüstlük kuralının kapsamının ne olacağının, somut olayın özelliklerine göre güç dengeleri ve kişisel durumlar göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerekecektir.
Öğretide yapılan bir diğer ayrım ise dar ve geniş anlamda sorumsuzluk anlaşması ayrımıdır. Borçlunun sınırlı sorumluluğunun öngörüldüğü veya sorumluluğun tamamen bertaraf edildiği durumlar öğretide dar anlamda sorumsuzluk anlaşması olarak görülmektedir. Sözleşmelerde; “Kast ve ağır ihmalden doğan zararlardan sorumluyuz, hafif ihmalden doğan zararlardan sorumlu değiliz.” ya da sadece “Hafif ihmalden doğan zararlardan sorumlu değiliz”. Yine hiçbir ayrım yapmaksızın “Sorumluluk kabul edilmez”, “...gelen zararlardan sorumlu değiliz” gibi genel ibarelere de sözleşmelerde sık sık rastlanılmaktadır. Bu gibi kayıtlar genel rastlanan sorumsuzluk anlaşmaları olarak dar anlamda sorumsuzluk anlaşmaları grubuna girmektedir. Borçlunun sorumlu olduğu azami miktarın, sorumlu tutulacağı malvarlığı değerlerinin kararlaştırıldığı, borcun geç ifasından borçlunun sorumlu olmayacağı, garanti süresinin altı ay olacağı, borcun ifasını engelleyen deprem, sel gibi hallerin ya da mücbir sebep sayılacak hallerin belirtilmesi, borcun ifasında borçlunun serbest bırakılması veya ifanın belirli olayların gerçekleşmesine bağlanması”, ispat yükünün alacaklıya ait olduğunun belirtildiği durumlarda geniş anlamda sorumsuzluk anlaşmalarından bahsedilmektedir. Buradan çıkarılacak sonuca göre; sorumluluğunun sınırlarının takdire yer bırakmayacak şekilde düzenlendiği sorumsuzluk anlaşmaları, geniş anlamda sorumsuzluk anlaşmaları olarak nitelendirilmektedir8.
III. SORUMSUZLUK ANLAŞMASININ GENEL SINIRLARI
A. TBK 115. Madde Çerçevesinde Sınır
TBK 115/1’e göre borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüz sayılmıştır. Bu hükümle kanun koyucu borçlunun keyfi sözleşme ihlallerine karşı alacaklıyı korumuştur. Bu sayede sözleşmede taraflar arasında eşitlik ilkesi alacaklı aleyhine bozulmamış olmaktadır. Hukukumuzda kusur dereceleri kast, ağır kusur ve hafif kusur olarak sınıflandırılmıştır. Kast düzeyi kişinin bilerek ve isteyerek bir davranışı gerçekleştirmesidir ve kanun koyucu TBK 115. maddede kastı hiçbir şekilde korumamıştır. Ağır kusur ve hafif kusur arasındaki farkın kanun koyucu tarafından sınırı çizilmiş değildir. Somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından gerekli içtihatlara ve kararlara bakılarak karar verilmesi gereken bir husustur.
TBK m. 115/2’ye göre borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan her hangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmuştur. Bu madde hükmüne göre alacaklı konumunda olan işçinin borçluya karşı hizmet sözleşmesindeki sosyal ve ekonomik bağlılığı nedeniyle korunma ihtiyacı karşılanmıştır. Zira anlaşma sürecinde işçi genellikle çeşitli sebeplerden ötürü işverenin teklif ettiği veya dayattığı sözleşme hükümlerini kabul etmek zorunda kalmaktadır. Bu sebeple işçinin haklı olarak korunması ihtiyacı doğmaktadır. Öğretide haklı olarak tartışılan bir konu da hizmet sözleşmesinden farklı olarak alacaklının borçluya bağlı olarak sürdürüldüğü diğer anlaşmaların akıbetidir. Burada baskın görüş hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç ifadesinin geniş anlamda anlaşılmasıdır. Aksi halde herhangi bir neden olmaksızın borçlu söz konusu düzenlemeye dayanarak diğer hallerde korumasız kalmış olacaktır.
TBK m. 115/3’ e göre; “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür”. Kanun koyucu burada sorumsuzluk anlaşması yapılmasını bazı işler ve kişiler için yasaklamıştır. Kanun koyucu hükümde kesin olarak hükümsüzlük yaptırımı için iki şart öngörmüştür. Kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebilen işler ibaresiyle genel olarak bu işlerin önem derecesi, hata payı olmadan yürütülmesi gereken işler nitelendirilmektedir. Fakat tek şart kanun ya da yetkili makamlardan izin alınması gereken bir işin varlığı değildir. Aynı zamanda bu işin uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat olması gerekmektedir. Bu hükmün konulmasının amacı toplum tarafından bazı meslek gruplarına duyulan güvendir. Uzmanlığı gerektiren iş olarak nelerin olması gerektiği net olmamakla birlikte avukatlık, noterlik, eczacılık, bankacılık gibi meslekler bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Yine içinin doldurulması gereken diğer husus izin alınacak makamın resmi bir makam mı özel bir makam mı olacağıdır. Zira resmi olmayan makamlar tarafından alınacak izinler de dahil edilir ise hükmün uygulama alanı genişleyerek her meslek ve işin kapsama dahil olması gündeme gelecektir. Bu nedenle hükümde yetkili makam ibaresinden resmi makamları anlamak daha isabetli olacaktır9.
B. TBK 116. Madde Çerçevesinde Sınır
TBK 116/2’de; yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluğun, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabileceği vurgulanmıştır. Bu hükümle borçlu, yardımcı kişinin fiillerinden doğan sorumluluğu ağır kusur olsa dahi kaldırabilme imkanına sahiptir. Kanun koyucu hafif kusur veya ağır kusur ayrımı yapmamış ve her kusur derecesinden kurtulma imkanı vermiştir. Bu hüküm haklı olarak eleştirilmektedir. Zira günlük hayatta en büyük işletmesinden en küçüğüne işler genellikle yardımcı kişiler aracılığıyla yürütülmektedir. Bu şekilde bir kayıt konulması, işin her yerinde olan yardımcı kişilerin üzerine gereksiz bir yük bindirmek olacaktır. Bu durumda da borçlu bir ayrıcalık elde etmiş olacaktır. Doktrinde isabetli olarak hükmün en azından hafif kusurdan sorumluluğu içermesi gibi baskın bir görüş mevcuttur.
TBK 116/3’e göre; “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür”. Bu hükme göre kanun koyucu, yardımcı kişilerin fiillerin den sorumluluğu tamamen bertaraf etmeye bir istisna getirmiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi uzmanlığı gerektiren ve izinle yürütülebilen işlere toplumda duyulan güven sebebiyle basiretli davranmak gerektiği için böyle bir düzenleme getirilmesi isabetli olmuştur. TBK m. 115/3’te getirilen borçlunun sorumluluğunu esas kabul eden düzenlemeyle birlikte yardımcı kişilerin fiillerinden de sorumluluğunun kabul edilmesi bu işlere verilen değeri ve önemi anlatmaktadır. Borçlu genel olarak kabul edildiği şekliyle avukatlık, noterlik, eczacılık gibi işlerle uğraşıp yardımcı kişilerden yararlanıyorsa yaptığı sorumsuzluk anlaşması kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olacaktır.
IV. SORUMSUZLUK ANLAŞMASININ ÖZEL SINIRLARI
A. Kiraya Veren Çerçevesinde Sorumsuzluk Anlaşmaları
Sorumsuzluk kayıtlarıyla alakalı özel düzenlemeler mevcuttur. Kiraya verenin borçları bölümünde teslim borcunu düzenleyen TBK 301. madde bu özel düzenlemelerden biridir. Bu hükme göre; “Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez; diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu hükme aykırı düzenleme yapılamaz”. Hükümden ilk olarak çıkarılacak sonuç konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldıran veya sınırlandıran anlaşmalar yapılamayacağıdır. Bu hüküm emredici nitelikte olduğu için aksi yapılan anlaşmalar kesin hükümsüz olacaktır. Sorumluluğu sınırlandıran veya kaldıran anlaşmalar sözleşmeyle birlikte yapılamayacağı gibi sonradan ek olarak da eklenemeyecektir.
Kiralanandaki ayıpların giderilmesi için gerekli giderlerin kiracıya yükletildiği anlaşmalar da kesin hükümsüzlükle sonuçlanacaktır. Konut ve çatılı işyeri kiraları dışındaki diğer kira sözleşmelerinde genel işlem koşullarıyla yapılmayan sorumsuzluk anlaşmaları kural olarak geçerli sayılmıştır. Konut ve çatılı işyeri kiraları dışında kalan kira sözleşmeleri kapsamında genel işlem koşullarıyla yapılmayan sorumsuzluk anlaşmalarının geçerliliği, bu anlaşmaların genel hükümlere göre geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımamalarına bağlı olacaktır. Buna göre emredici hükümlere, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olan sorumsuzluk anlaşmaları geçersiz sayılacaktır10.
B. Ayıp Çerçevesinde Sorumsuzluk Anlaşmaları
Sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin bir diğer özel düzenleme TBK madde 219’da düzenlenmiştir. Bu hükme göre; “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olacaktır”. Ayıp; satılan şeyin vasıflarında, içeriğinde ve alıcının satılan şeyden yararlanmasına engel olan ve alıcının sözleşme kuruluşunda bilgisi dışında olan noksanlıklar olarak tanımlanmaktadır. Ayıplar, kural olarak hukuki maddi ya da ekonomik olabilmektedir11.
Hükme göre satıcının alıcıya bildirdiği herhangi bir nitelik satılanda bulunmadığı takdirde satıcı bundan sorumlu tutulacaktır. Bu hükümle kanun koyucu satıcının hem nitelikleri bildirip hem de niteliklerine uygun olmayan şey satmasındaki çelişkiyi gidererek satıcıya duyulan güvenin boşa çıkmasında sorumluluğu satıcıya yüklemiştir. Ayrıca TBK 219. madde ikinci fıkraya göre satıcı bu ayıpların varlığını bilmese de sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca kanun koyucu satıcının herhangi bir nitelik bildirimi yapmadığı durumlar içinde satıcının sorumlu olduğu durumları öngörmüştür. Birinci fıkranın devamında satılan şeyde nitelik veya niteliği etkileyen niceliğe aykırı, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan ayıplardan da satıcı sorumlu tutulmuştur.
Fakat bu hükümlere göre sorumsuzluk anlaşmasının yapılmasına engel bir durum yoktur. Taraflar sözleşme serbestisi çerçevesinde satıcının sorumsuzluğunu öngören bir anlaşma yapmakta özgürdürler. Fakat sorumsuzluk anlaşması başlıklı TBK 221. madde buna bir sınır getirmiştir. Bu hükme göre satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüz sayılmıştır. Hükümde satılanın ağır kusurundan bahsedilmemektedir. Satıcının bu ayıplı satılanı devretmekteki ağır kusurundan bahsedilmektedir. Bu hüküm 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 196’da12 “hile ile gizlemiş” ibaresiyle ifade edilmiştir. Bu iki farklı hükümden aynı anlamları çıkarmak isabetli olacaktır. Bu hüküm dışındaki hallerde satıcı ve alıcının sorumsuzluk anlaşması yapması önünde bir engel bulunmamaktadır.
Yine TBK 222’ye göre de satıcı satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu tutulmamıştır. Kanun koyucu alıcının sözleşmenin kurulması sırasında bildiği ayıpları sonradan ileri sürmesinin önüne geçmiştir. Bu şekilde alıcının sözleşmeyi kurma iradesinin ayıplı şey çerçevesinde olduğunu kabul etmiş ve sonradan ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği için bu durumun önüne geçmek istemiştir. TBK 222/2’ye göre satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacaktır. Bu madde ile satılanın basit bir gözden geçirmeyle görülebilecek ayıplarından alıcı sorumlu tutulmuştur. Kanun koyucu bu hükümle alıcıya basit düzeyde dikkat yükümlülüğü yüklemiştir. Nitekim doktrinde bu husus; “dikkatin yeterlilik derecesi satım konusunun niteliğine (örneğin, orijinal ambalajın içine bakılamaz) ve alıcının mesleğine, bu gibi işlere alışık olup olmamasına göre değişir; bir kumaş taciri bir kumaştaki veya deneyimli bir makinist bir makinedeki ayıbı kolaylıkla bulup anlayabileceği halde meslekten olmayan bir kişi için bu ayıbı bulmak güç ve hatta imkansız olabilir”13 şeklinde ifade edilmiştir. Satıcının bu durumda sorumlu tutulabilmesi ayrıca bu sorumluluğu üstlenmesine bağlı tutulmuştur.
C. Zapt Çerçevesinde Sorumsuzluk Anlaşmaları
Satıcının zapttan sorumluluğunu düzenleyen TBK 214. maddeye göre satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olacaktır. Bu hükme göre satış sözleşmesinin kurulduğu sırada satılan üzerinde var olan üçüncü kişinin hakkı sebebiyle satılanın tamamı veya bir kısmı alıcının elinden alınırsa satıcı sorumlu tutulmaktadır. Bu sorumluluk hem akdi hem de kanuni bir sorumluluktur. Kanunumuzda bu sorumluluk düzenlendiği için ayrı bir üstlenmeye gerek olmadan satıcının sorumluluğu doğacaktır. Ayrıca akdi olarak da satıcı sözleşmenin gereklerini yerine getirmediği için sözleşmesel bir sorumluluk olarak kabul edilmektedir.
Zapttan sorumluluğun bir diğer özelliği satıcının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk hali olarak kabul edilmesidir. Satıcı satılan üzerindeki üçüncü kişinin hakkını bilmese bile sorumluluğu doğacaktır14. TBK 214/2’ye göre alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşmenin kurulduğu sırada biliyor idiyse satıcı, ayrıca üstlenmiş olmadıkça bundan dolayı sorumlu olmayacaktır. TBK 214/3’e göre satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüz sayılmıştır. Satıcının sorumluluğu hükümleri kural olarak emredici nitelikte değildir. Bu sebeple taraflar satıcının sorumluluğunu genişletebilecek, bir sorumsuzluk anlaşmasıyla daraltabilecek veya tamamen kaldırabileceklerdir. Bu şekilde satıcının sorumluluğunu sınırlandırmak sorumsuzluk anlaşmasıyla mümkün olmaktadır.
Sorumsuzluk anlaşması ayrı bir anlaşma olarak öngörülebileceği gibi satış sözleşmesinin bir eki olarak da kararlaştırılabilecektir. Fakat her durumda satış sözleşmesinin şekli sorumsuzluk anlaşmasının şeklini de belirleyecektir. Satış sözleşmesindeki şekli şarta uygun olmayan sorumsuzluk anlaşması geçersiz sayılacaktır. Bu geçersiz sayılma kısmı bir geçersizlik teşkil edecek ve satış sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyecektir. Taraflar sorumsuzluk sözleşmesini açık veya zımni bir kayıtla yapabileceklerdir. Yukarıda belirtildiği üzere sorumsuzluk anlaşmasının en geç zararın doğduğu anda yapılmış olması gerekmektedir. Tarafların zarar doğduktan sonra yaptığı sorumsuzluk anlaşmasının bir sulh veya ibra sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerekecektir.
TBK 214/3’ de belirtildiği üzere satıcı her durumda yaptığı sorumsuzluk anlaşmasına dayanamayacaktır. Kanun hükmüyle birlikte buna bir sınır çekilmiştir. Bu hükme göre satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüz sayılmıştır. Örneğin elindeki malın çoktansatılmış olduğunu ve başkasına ait olduğunu bilen bir satıcı bu malı alıcıya satması durumunda mal üzerindeki üçüncü kişinin üstün hakkını bildiği için sorumsuzluk anlaşması kesin hükümsüz olacaktır. Satıcının, alıcının üstün hakkı bilmediğinin farkında olması gerekecektir. Zira alıcı üstün hak hakkında bir bilgi sahibi olursa zaten sözleşmeyi bu şekliyle yapmayı kabul etmiş demektir. Aynı zamanda satıcı da alıcının üstün hakkı bilmediğini bilmiyor ise gizleme şartı oluşmayacaktır. Üstün hakkın alıcıdan gizlenmesi aktif bir durumda yanlış söz ve beyanlarla olabileceği gibi bilinen bir durumun pasif kalınarak gizlenmesi şeklinde de olabilecektir. Örneğin satıcı satılan koltuk üzerinde üstün hakkı bildiği halde alıcıya bu haktan bahsetmez ve koltukları alıcıya devrederse satıcı pasif kalarak üstün hakkı gizlemiş olacaktır15.
Doktrinde bir tartışma da TBK 214. madde hükmünün TBK 115. madde hükmüyle olan ilişkisi üzerine yürütülmektedir. Bilindiği üzere TBK’nın 115. madde hükmünde borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağı yönünde yapılan anlaşmalar kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmuştur. Fakat TBK 214. maddede ise sadece üstün hakkı gizlediği durumda kesin hükümsüzlük yaptırımı öngörülmüştür. Yani satıcının gizleme dışında ağır kusurundan sorumlu olmayacağı yönündeki anlaşmalar geçerli kabul edilmesi gerekecektir. Fakat gizlemek de kasti bir eylem içerdiği için ağır kusur kavramının içine sokulması gereken bir davranıştır. Bu sebeple bu konuda birtakım görüşler mevcuttur. İlk görüş bu konuda TBK 115’in uygulanmasını uygun görmektedir. Diğer bir görüş TBK 214. maddeyi TBK 115. maddeye göre özel bir madde olarak konumlandırmakta ve bu maddenin uygulanması gerektiğini ve gizleme haricindeki tüm hallerde sorumsuzluk anlaşması yapılabileceğini belirtmektedir. Üçüncü ve son görüş ise iki hükmün birlikte uygulanması gerektiğini ileri sürmekte ve ağır kusur ve gizleme halini dışarıda bırakarak sadece hafif kusurla ilgili sorumsuzluk anlaşmalarının geçerli olduğunu savunmaktadır16. Üçüncü görüş bizim katıldığımız görüşe göre de isabetli gözükmektedir. Çünkü sadece bir maddenin uygulanması gerektiğini söylemek için kanun koyucunun iradesinin bu yönde olduğunu gösterecek bir veri yoktur. Gizleme harici tüm hallerde sorumsuzluk yapılabileceğini söylemek, satıcının ağır kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olmayacağını kabul etmek demektir. Yine ağır kusur haricindeki tüm hallerde yapılabileceğini savunursak TBK 214. maddenin bir anlamı kalmamaktadır. Bu sebeple sadece hafif kusurdan sorumluluğu öngören sözleşmelere geçerlilik kazandırmak isabetli gözükmektedir. Aksi takdirde satıcıya kanunen verilmeyen bir faydayı yorum yoluyla vermek sorunu gündeme gelecektir.
D. Konaklama Yeri, Garaj Otopark Ve Benzeri Yerler Çerçevesinde Sorumsuzluk Anlaşmaları
Kanun koyucu sorumsuzluk anlaşmalarıyla ilgili TBK 578/2’de ve TBK 579/3’te benzer hükümler getirmiştir. İlk olarak söz konusu yerleri işletenlerin sorumluluklarının hangi maddelerden kaynaklı olduğunu belirtmekte fayda vardır. TBK 576. maddeye göre; otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumlu tutulmuşlardır. Yine TBK 579/1’e göre; garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumlu tutulmuşlardır. Hem TBK 578/2 hem de TBK 579/3’e göre işleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamayacaktır. İlan yolu tek taraflı irade beyanı içeren bir yoldur. Bu sebeple tek taraflı irade beyanıyla sorumluluğun kaldırılması sorumsuzluk anlaşmasının mahiyetine uymamaktadır. Böyle bir hüküm olmasa dahi sorumsuzluk anlaşmasının niteliğinden dolayı böyle bir sonuç çıkarılabilecektir.
Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumsuzluk anlaşması ile sorumluluklarını kısmen veya tamamen sınırlandırıp sınırlandıramayacakları konusu doktrinde tartışmalıdır. Azınlık görüş, sorumluluğun bu kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağlandığı hususunun bu sorumsuzluk anlaşmasına engel bir durum teşkil edeceğini belirtmektedir. Baskın ve bizim de katıldığımız görüşe göre ise kanun koyucu söz konusu maddede ilan yoluyla yapılan sorumsuzluk bildirimiyle ilgilidir. Bu madde tarafların karşılıklı irade beyanlarıyla sözleşme serbestisi çerçevesinde kuracakları bir sorumsuzluk anlaşmasını engellememektedir. Bu sebeple tarafların sorumsuzluk anlaşmasını yapabilecekleri kabul edilmektedir.
Doktrinde konaklama yeri garaj otopark gibi yerleri işletenlerin ilan yoluyla yaptıkları sorumsuzluk bildiriminin geçersiz sayılmasına karşın kanunda sayılanlar dışında ilanen sorumsuzluğun kabul edilmesi yönünde başka bir tartışma mevcuttur. Fakat bu tartışmanın lüzumsuz olduğunu, ilanen tek taraflı irade beyanıyla sorumluluktan kurtulmanın mümkün olmadığını belirtmiştik. Sorumsuzluk anlaşmaları karşılıklı uygun irade beyanlarıyla kurulması gereken anlaşmalardır. Bu sebeple kanunda sayılan istisnalar harici ilanen sorumsuzluk anlaşması yapmak mümkün değildir17.
E. Karayolları Trafik Kanunu’nda Özel Sınır
Karayolları Trafik Kanunu’nun (“KTK”) 111. maddesinde18 bir diğer özel sınır belirtilmiştir. Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar başlıklı maddenin birinci fıkrasına göre KTK ileöngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersiz sayılmıştır. Buradaki tartışma konusu olan durum TBK 115’de borçlunun ağır kusuru harici yapılan sorumsuzluk anlaşmalarının geçerli olacağı çıkarılmaktayken, KTK’da tüm sorumsuzluk anlaşmalarının geçersiz olacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu iki hüküm arasında kanun çatışması mevcuttur. Burada KTK’da düzenlenen özel niteliktedir fakat daha eski tarihlidir. TBK’daki düzenleme ise genel nitelikte fakat yeni tarihli bir düzenlemedir. Yargıtayın bu konu hakkında verdiği isabetli karar şu şekildedir: “eğer önceki kanun genel, yeni kanun özel ise, bu takdirde olaya özel olan yeni kanun hükümleri uygulanmalıdır. Şayet, önceki kanun özel, yeni kanun genel ise bu durumda da kanun koyucunun genel yasayı çıkarırken hangi amacı taşıdığına bakmak gerekir. Yasa koyucu önceki tarihli özel kanunla düzenlenen hususlarda yeni bir bakış açısıyla sonraki tarihli genel kanunla bir değişiklik öngördüğü takdirde olaya sonraki tarihli genel kanunun uygulanması gerekir”19.
Öncelikle kanun koyucu KTK 1. maddede kanunun amacının karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğunu vurgulamıştır. Bu sebeple kanun genel olarak zayıf konumdaki yolcuları daha güçlü konumda olan araç işletenlere karşı korumayı amaçlamaktadır. Bu sebeple kanun koyucunun genel nitelikteki düzenleme ile kanunun ifadesi ile “yeni bir bakış açısını” amaçladığı söylenemeyecektir. Aksi takdirde işletenlerin ağır kusur haricindeki sorumluluklardan kaçınması mutlak nitelikte olacaktır. Zira yolcuların zayıf konumu itibari ile sözleşmeyi kabul etmek durumunda kalacaklardır.
F. Paket Tur Yönetmeliği’nde Özel Sınır
Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği’nde (“PTSY”)21 sorumsuzluk kaydına ilişkin hüküm bulunmaktadır. Paket tur sözleşmesinin tanımı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’n (“TKHK”)22 51. maddesinde yapılmıştır. Bu maddeye göre; “Paket tur sözleşmesi, paket tur düzenleyicileri veya aracıları tarafından aşağıdaki hizmetlerden en az ikisinin birlikte, her şeyin dâhil olduğu fiyatla satıldığı veya satımının vaat edildiği ve hizmetin yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsadığı veya gecelik konaklamayı içerdiği sözleşmelerdir:
a) Ulaştırma
b) Konaklama
c) Ulaştırma ve konaklama hizmetlerine bağlı olmayan başka turizm hizmetleri.”
Bu tanımdan paket tur düzenleyicisi veya aracılarının belirli bir ücret mukabilinde tüketiciye turizm hizmetleri kapsamında çeşitli edimler sunduğu sözleşmeler anlaşılmaktadır. Bu tanımdan paket tur sözleşmelerinin çeşitli unsurları çıkarılmaktadır. İlk unsur maddede, belirtilen edimlerden (ulaştırma, konaklama, bu hizmetlere bağlı olmayan başka turizm hizmetleri) en az ikisinin sözleşmede olması gerektiği belirtilmiştir. Kanun koyucu tek bir edimi yeterli görmemiştir. Bu edimlerin paket halinde tüketiciye sunulması amaçlanmıştır. Fakat farklı edimler sunulması ile bunların birbirinden ayrı düşünüleceği zannedilmemelidir. Burada bu edimler artık birleşmekte ve adeta tek edim gibi sunulmaktadır. Madde metninde bahsedilen bir diğer unsur ücrettir. Kanun koyucu ücretten bahsederken her şeyin dahil olduğu bir fiyat tanımlaması yapmıştır. Yani tüketici, götürü bir ücret karşılığında paket haline gelmiş edimler için farklı ücretler ödemek zorunda bırakılmamıştır. Üçüncü unsur ise süredir. Kanun koyucu en az iki edimin bir arada bulunmasını yeterli görmemiş ve buna bir süre şartı da getirmiştir. Buna göre turistik hizmetin yirmi dört saatten daha uzun bir süreyi kapsaması veya gecelik konaklamayı içermesi gerekmektedir. Paket tur kapsamına gecelik konaklama girmediği takdirde kanun koyucu hizmetin yirmi dört saatten uzun sürmesini aramıştır.
PTSY 13. maddesine göre paket tur düzenleyicisi veya aracısı sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle katılımcının uğradığı her türlü zarardan sorumlu tutulmuşlardır. Bu hükümle sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zararlar düzenleyiciye veya aracıya yükletilmiştir. PTSY 14. maddede ise bu sorumluluktan kurtulma yolları tahdidi olarak sayılmıştır. Bu yollar maddede şu şekilde belirtilmiştir:
a) Katılımcının kusurunun bulunması.
b) Sözleşmenin ifası sürecine dahil olmayan üçüncü bir kişinin beklenmeyen ve önlenemez bir davranışının bulunması.
c) Mücbir sebebin bulunması.
ç) Paket tur düzenleyicisinin, aracısının veya bağımsız hizmet sağlayıcısının gerekli tüm özeni göstermelerine rağmen öngöremedikleri ve engelleyemedikleri bir olayın meydana gelmesi.
d) Paket turun düzenlenmesi için öngörülen asgari katılımın sağlanamaması nedeniyle iptal edilmesi ve iptalin sözleşmede öngörülen sürede paket turun başlamasından en az yirmi gün önce yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile katılımcıya bildirilmiş olması.
Eğer bu düzenleyici veya aracı kurtuluş yollarından birine dayanamazsa her türlü zarardan sorumlu tutulacaktır.Sorumsuzluk kaydı başlıklı PTSY 18. madde paket tur düzenleyicisi veya aracısının sorumluluk sınırlarını çizmektedir. Bu maddeye göre sözleşme metninde veya müstakil herhangi bir belgede katılımcının yönetmelikte yer alan haklarını kullanmaktan feragat ettiğine dair veya paket tur düzenleyicisi ya da aracısının yönetmelikten kaynaklanan yükümlülüklerini sınırlayan veya ortadan kaldıran kayıtlar geçersiz olarak nitelendirilmiştir. Söz konusu madde emredici hüküm niteliğindedir. Bu hüküm kusur düzeyleri için öngörülen her türlü sorumsuzluk anlaşmasının geçersiz kılınacağını belirtmiştir. Paket tur düzenleyicileri ve aracılarının PTSY 18. madde haricinde sorumluluktan kurtulmalarına izin verilmemiştir. Bunun ana sebebi zayıf konumundaki tüketiciyi korumaktır. Uygulamada çoğu halde paket tur düzenleyicileri Bakanlık izni ile faaliyet gösteren acenteler durumunda olduğu için bunların yaptığı sorumsuzluk anlaşmaları hem PTSY 18 hem de TBK 115/3 gereği geçersiz sayılacaktır23.
V. SONUÇ
TBK sorumsuzluk anlaşmalarının geçerlilik şartlarını ve sınırlarını genel kanun konumunda düzenlemiştir. Sorumsuzluk anlaşmaları sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında değerlendirilmekle birlikte, Türk Borçlar Kanunu ve özel düzenlemelerle sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamalar; özellikle kamu düzeni, kişilik hakları, dürüstlük kuralı ve zayıf konumdaki tarafların (tüketici, kiracı, işçi gibi) korunması amacıyla getirilmiştir. Makalede de incelendiği gibi, ağır kusurdan sorumlu olmama, hizmet sözleşmelerindeki sorumluluğun bertarafı, uzmanlık gerektiren işlerin kanun ya da yetkili makamlarca verilen izin çerçevesinde yürütülebiliyorsa hafif kusurdan sorumlu olmama gibi hallerinde sorumsuzluk anlaşmaları kesin hükümsüzdür. Ayrıca, kira, satım, paket tur sözleşmeleri gibi özel düzenlemelere tabi sözleşmelerde de kanun koyucu, tarafların haklarını dengelemek ve haksız uygulamaları engellemek adına sorumsuzluk anlaşmalarının kapsamını sınırlandırmıştır. Sonuç olarak, sorumsuzluk anlaşmalarının geçerliliği hem genel hükümlere hem de sözleşmenin konusuna ve tarafların durumuna göre özel hükümlere tabi olup, somut olayın koşulları değerlendirilerek belirlenmelidir. Sözleşme hazırlanırken bu sınırlamaların göz önünde bulundurulması, olası anlaşmazlıkların ve hukuki sorunların önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
KAYNAKÇA
CEVDET YAVUZ/ FARUK ACAR/ AYŞE MELEK TURHAN, Türk Kira Hukukunda Yeni Gelişmeler Sempozyumu, Legal Yayıncılık, İstanbul 2023.
ELİF AYAN, Genel İşlem Koşullarındaki Sorumsuzluk Kayıtlarının Hukuken Değerlendirilmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ankara 2016.
FEYZA EREN SAYIN, Paket Tur Sözleşmesi, On İki Levha Yayıncılık, Hamburg 2017.
FİKRET EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 28. Bası, Ankara 2023.
HAMDİ TAHA SAR, Satış Sözleşmesinde Satıcının Zapttan Sorumluluğu, Yetkin Yayıncılık, Ankara 2023.
KEMAL OĞUZMAN/ TURGUT ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Bası, İstanbul 2023.
MELİH TAVALIOĞLU, Sorumsuzluk Anlaşmalarının Sınırları ve Geçersizliği Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2023.
NESİBE NUR KIZILKAN, Tüketici İşlemlerinde Sorumsuzluk Kayıtları, 1. Baskı, Ankara 2023.
NİHAT YAVUZ, Ayıplı İfa, Seçkin Yayıncılık, 3. Bası, Ankara 2012.
NİLGÜN BAŞALP, Sorumsuzluk Anlaşmaları, 11. Bası, İstanbul 2011.
NUMAN TEKELİOĞLU, Sorumsuzluk Anlaşmalarına İlişkin Bir Yargıtay Kararı İncelemesi, Erişim (17.01.2025) https://dergipark.org.tr/ tr/download/article-file/388212 .
SELAHATTİN SULHİ TEKİNAY/ SERMET AKMAN/ HALUK BURCUOĞLU/ ATİLLA ALTOP, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993.
DİPNOT
1 Türk Borçlar Kanunu m. 112 vd., 04.02.2011 tarih, 27836 sayılı Resmi Gazete (RG).
2 Kemal Oğuzman/ Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Bası, İstanbul 2023, s. 425.
3 Oğuzman/ Öz, s. 432.
4 Selahattin Sulhi Tekinay/ Sermet Akman/ Haluk Burcuoğlu/ Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 879-880.
5 Tekinay/ Akman/ Burcuoğlu/ Altop, s. 881.
6 Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 28. Bası, Ankara 2023, s.1229; Oğuzman/ Öz, s. 431-432.
7 Elif Ayan, Genel İşlem Koşullarındaki Sorumsuzluk Kayıtlarının Hukuken Değerlendirilmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, Sayı 3, s. 16.
8 Nilgün Başalp, Sorumsuzluk Anlaşmaları, 11. Bası, İstanbul 2011, s. 11-12.
9 Ar. G ör. Numan Tekelioğlu , Sorumsuzluk Anlaşmalarına İlişkin Bir Yargıtay Kararı İncelemesi, Isparta 2016, s. 14.
10 Cevdet Yavuz/ Faruk Acar/ Ayşe Melek Turhan, Türk Kira Hukukunda Yeni Gelişmeler Sempozyumu, Legal Yayıncılık, İstanbul 2023, s. 622-623.
11 Nihat Yavuz, Ayıplı İfa, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2012, s. 168.
12 Türk Borçlar Kanunu m. 196 vd., 29.04.1926 tarih, 359 sayılı Resmi Gazete (RG).
13 Yavuz, s. 172.
14 Hamdi Taha Sar, Satış Sözleşmesinde Satıcının Zapttan Sorumluluğu, Yetkin Yayıncılık, 2023 Ankara, s. 11-15.
15 Sar, s. 116-120.
16 Sar, Satıcının Zapttan Sorumluluğu, s. 120-123.
17 Nesibe Nur Kızılkan, Tüketici İşlemlerinde Sorumsuzluk Kayıtları, 1.Baskı, Ankara 2023, s. 58-60.
18 Karayolları Trafik Kanunu m. 111 vd., 18.10.1983 tarih, 18195 sayılı Resmi Gazete (RG).
19 Yargıtay 4. C.D., T. 09.05.2013, E.2012/28180, K. 2013/14227.
20 Melih Tavalıoğlu, Sorumsuzluk Anlaşmalarının Sınırları ve Geçersizliği Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2023, s. 102-103.
21 Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği, 14.01.2015 tarih, 29236 sayılı Resmi Gazete (RG).
22 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.51, 28.11.2013 tarih, 28835 sayılı Resmi Gazete (RG).
23 Feyza Eren Sayın, Paket Tur Sözleşmesi, Hamburg 2017, s. 273-274.








