Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

YARGILAMA AŞAMASINDA YAPAY ZEKÂ KULLANIMINA İLİŞKİN İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 15.05.2025 TARİHLİ GEREKÇELİ KARARININ İNCELENMESİ

GSI Brief 189

Download as PDF
Share
Print
Copy Link

YARGILAMA AŞAMASINDA YAPAY ZEKÂ KULLANIMINA İLİŞKİN İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 15.05.2025 TARİHLİ GEREKÇELİ KARARININ İNCELENMESİ

AI Consultancy
January 2026
DAVUT ELBASAuthor
00:00
-00:00

A. ÖZET

Bu bilgi notu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2023/856 K. 2025/415 sayılı ve 15.05.2025 tarihli gerekçeli kararını merkezine alarak, Türk yargısında yapay zekâ kullanımının hukuki ve etik boyutlarını analiz etmektedir. Yabancı bir mahkeme ilamının tenfizi davasında yapay zekânın yabancı hukuk kaynaklarını araştırmak amacıyla kullanıldığını gerekçesinde şeffafça beyan eden bu karar, yapay zekâyı salt bir “araç” olarak gören yaklaşımın ötesine geçmiştir. Bu bağlamda, kararın ulusal ve uluslararası etik standartlarla ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temel usul ilkeleriyle uyumu incelenmektedir. Nihayetinde, bu öncü kararın, Türk yargısının dijitalleşme sürecinde sorumlu, dengeli ve normatif temelleri sağlam bir yol haritası sunan emsal bir nitelik taşıdığı değerlendirilmektedir.

I. GİRİŞ

Yapay zekânın (“YZ”) yargı sistemlerine entegrasyonu, modern hukuk doktrininin en dinamik ve tartışmalı alanlarından birini oluşturmaktadır. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2023/856 K. 2025/415 sayılı ve 15.05.2025 tarihli kararı (“Gerekçeli Karar”), Türk yargı pratiğinde bir dönüm noktası olarak ortaya çıkmaktadır. Yabancı bir mahkeme kararının tanınması ve tenfizi gibi teknik ve uluslararası bir boyutu olan davada, mahkemenin yapay zekâyı bir araştırma ve doğrulama mekanizması olarak kullandığını gerekçesinde açıkça beyan etmesi, bu teknolojinin yargısal süreçlere nasıl entegre edilebileceğine dair somut ve öncü bir emsal oluşturmaktadır.

Bu bilgi notu, söz konusu Gerekçeli Karar’ı merkeze alarak, yapay zekânın yargılamadaki rolünü analiz etmektedir. Bu bağlamda, mahkeme kararının ulusal ve uluslararası etik standartlarla uyumu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) temel ilkeleri açısından meşruiyeti ve algoritmik önyargı, “kara kutu” problemi gibi potansiyel riskler karşısındaki duruşu incelenecektir.

II. YARGILAMA FAALİYETİNDE YAPAY ZEKÂ KULLANIMININ TEORİK ÇERÇEVESİ VE ULUSLARARASI STANDARTLAR

1. Yargılamada Yapay Zekâ Kullanımının Potansiyeli ve Temel Kavramlar

Yapay zekâ, genel olarak insan zekâsına özgü öğrenme, çıkarım yapma, sınıflandırma, örüntü tanıma ve problem çözme gibi bilişsel işlevleri, algoritmalar ve veri işleme teknikleri aracılığıyla yerine getirebilen sistemleri ifade etmektedir1. Hukuk alanında YZ uygulamaları, ağırlıklı olarak doğal dil işleme, makine öğrenmesi ve büyük veri analizi tekniklerine dayanmaktadır. Bu teknolojiler, özellikle metin yoğun bir alan olan yargılama faaliyetlerinde önemli bir potansiyel barındırmaktadır.

Yargılama sürecinde YZ kullanımının temel vaadi; yargılamanın hızlandırılması, hâkimlerin ve mahkemelerin artan iş yükünün azaltılması, büyük hacimli içtihat ve mevzuat veri setlerinin etkin şekilde taranması ve karar süreçlerinde tutarlılığın artırılmasıdır2. Özellikle karmaşık ticari uyuşmazlıklarda, yabancı hukuk sistemlerine veya karşılaştırmalı hukuka ilişkin kaynakların araştırılması, çok sayıda mahkeme kararının incelenmesi ve bunların güncellik açısından doğrulanması ciddi bir zaman ve emek gerektirmektedir. YZ tabanlı araçlar, bu tür araştırma ve analiz süreçlerini hızlandırarak yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasına katkı sağlayabilecek niteliktedir.

Bununla birlikte, yargılama faaliyeti yalnızca teknik bir veri işleme süreci değildir. Yargısal karar verme; hukuki normların yorumlanması, somut olayın özelliklerinin değerlendirilmesi, taraflar arasındaki menfaat dengesinin gözetilmesi ve çoğu zaman hakkaniyet değerlendirmelerini de içeren, özünde insani ve normatif bir faaliyettir. Bu nedenle YZ’nin yargılamadaki potansiyeli, onu “karar verici” bir aktör olarak değil, hâkimin karar verme sürecini destekleyen yardımcı bir araç olarak konumlandıran bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Ancak bu “araç” metaforu, YZ’nin potansiyelini tam olarak yansıtmayabilir. Daha ileri bir yaklaşımla YZ, hâkimin bilişsel sınırlarını fark etmesini ve aşmasını sağlayan, onun görsel ve analitik kör noktalarını aydınlatan bir “yapay uzuv” olarak da değerlendirilebilecektir3.

Bu çerçevede yargılamada YZ kullanımına ilişkin temel kavramlardan biri, “insan merkezli yapay zekâ” anlayışıdır. İnsan merkezli yaklaşım, YZ’nin nihai karar mercii olmadığı, kararın her aşamasında insan iradesinin ve denetiminin korunması gerektiği ilkesine dayanır4. YZ’nin rolü, hukuki bilgiyi derlemek, düzenlemek ve erişilebilir kılmakla sınırlı tutulmalı; normatif değerlendirme ve hukuki sonuç çıkarma yetkisi daima hâkime ait olmalıdır.

2. Yargılamada Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Modeller

Yargılamada YZ kullanımına ilişkin olarak doktrinde ve uygulamada, YZ’nin üstlendiği role göre farklı modellerden söz etmek mümkündür5. Bu modeller, YZ’nin yargısal süreçteki etkisinin derecesini ve doğurabileceği hukuki riskleri değerlendirmek açısından önem taşımaktadır:

(a) Hâkime Yardımcı Yapay Zekâ (Destekleyici Model): Bu modelde YZ, hâkimin karar verme yetkisine hiçbir şekilde müdahale etmez; yalnızca araştırma ve teknik destek fonksiyonu görür. İçtihat taraması, mevzuat araştırması, yabancı hukuk kaynaklarına erişim, çeviri faaliyetleri, dosya ve belge yönetimi gibi işlemler bu kapsamdadır. YZ, hâkimin hukuki değerlendirme yapabilmesi için gerekli bilgi ve materyali daha hızlı ve sistematik şekilde sunar. Bu model, yargılamanın doğasıyla en uyumlu ve hukuki riskleri en düşük olan kullanım biçimi olarak kabul edilmektedir.

(b) Karar Taslakları Hazırlayan Yapay Zekâ (Önerici Model): Bu yaklaşımda YZ, somut uyuşmazlığa ilişkin olası karar sonuçlarını, benzer içtihatlara dayanarak tahmin edebilmekte veya hâkime karar taslağı ve gerekçe önerileri sunabilmektedir. Her ne kadar nihai karar hâkim tarafından veriliyor olsa da, bu modelde YZ’nin yargısal muhakeme sürecine daha derin bir şekilde nüfuz ettiği görülmektedir. Bu durum, hâkimin takdir yetkisinin fiilen daralması, “fabrikasyon” karar verme riskinin ortaya çıkması ve hâkimin YZ çıktısına aşırı bağımlı hale gelmesi gibi sakıncaları beraberinde getirebilir. Bu nedenle bu modelin, ciddi usuli güvenceler ve şeffaflık mekanizmaları olmaksızın uygulanması risk taşımaktadır.

(c) Karar Veren Yapay Zekâ (Otonom Model): Bu modelde YZ, belirli uyuşmazlık türlerinde insan müdahalesi olmaksızın doğrudan karar verebilmektedir. Yargısal karar, yalnızca hukuki kuralların mekanik uygulanmasından ibaret olmayıp, insan onuru, adalet duygusu ve hakkaniyet gibi soyut değerlerin değerlendirilmesini de gerektirdiğinden, bu model Türk hukukunun mevcut anayasal ve usuli çerçevesiyle örtüşmemektedir6. Nitekim İstanbul Barosu da, yapay zekâ sistemlerinin hâkimlerin takdir yetkisi, hakkaniyet ve vicdani kanaat gibi unsurlardan yoksun olduğunu, bu nedenle yargıda doğrudan bir karar mekanizması olarak kullanılamayacağını belirtmiştir7.

Gerekçeli Karar, bilinçli bir tercihle birinci modele, yani YZ’nin yalnızca destekleyici ve teknik araç olarak kullanılmasına örnek teşkil etmektedir. Bu yönüyle Gerekçeli Karar, yargılamada YZ kullanımına ilişkin kabul edilebilir sınırları somut bir olay üzerinden göstermesi bakımından emsal niteliğinde olup önem taşımaktadır.

3. Ulusal ve Uluslararası Etik İlkeler ve Standartlar

Yargılamada YZ kullanımının hukuki meşruiyeti kadar, etik meşruiyeti de belirleyici bir öneme sahiptir. Bu alanda uluslararası düzeyde en çok referans alınan metinlerden biri, Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu (“CEPEJ”) tarafından kabul edilen “Yargı Sistemlerinde Yapay Zekânın Kullanımına İlişkin Avrupa Etik Şartı”dır8. Bu belge, YZ’nin yargı alanında kullanımına ilişkin temel etik ilkeleri ortaya koyarak, Türkiye’nin de dahil olduğu üye devletler için yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır. Bu çabalara ek olarak, yakın zamanda kabul edilen Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası (EU AI Act), yargısal süreçlere yardımcı olmak amacıyla kullanılan YZ sistemlerini “yüksek riskli” olarak sınıflandırarak bu alandaki düzenleyici çerçeveyi daha da somutlaştırmıştır9.

Bu Şart’ın özünde, yargısal süreçlerin temel değerlerini koruma amacı yatmaktadır ve bu çerçevede şu temel ilkelerin gözetilmesini zorunlu kılar: (i) temel haklara saygı ilkesi uyarınca, YZ uygulamalarının adil yargılanma ve mahkemeye erişim gibi temel güvenceleri zedelememesi, (ii) ayrımcılık yasağı ilkesi gereği, algoritmaların mevcut önyargıları pekiştirerek ayrımcı sonuçlar üretmesinin önlenmesi, (iii) nitelik ve güvenlik ilkesi kapsamında, sistemlerin güvenilir ve güncel verilerle çalışarak hatalı çıktıların yargılamayı etkilememesinin sağlanması, (iv) şeffaflık ve tarafsızlık ilkesi doğrultusunda, YZ’nin “kara kutu” niteliği taşımayan, denetlenebilir ve anlaşılabilir bir mantıkla işlemesi ve (v) en temel güvence olan kullanıcı kontrolü (human in the loop) ilkesiyle, nihai karar ve sorumluluğun her koşulda insanda, yani hâkimde kalmasıdır10.

Ulusal düzeyde ise, T.C. Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun 10.09.2024 tarihli 2024/108 sayılı “Yapay Zekâ Sistemlerinin Kullanımında Kamu Görevlilerinin Uyması Gereken Etik Davranış İlkeleri” (“KGEK Etik Davranış İlkeleri”) başlıklı ilke kararı11, yargı mensupları açısından bağlayıcı bir referans noktası oluşturmaktadır. Şeffaflık, hesap verebilirlik, yetkinlik ve insan merkezlilik ilkeleri, yargılamada YZ kullanımının sınırlarını çizen temel değerlerdir. İncelenen Gerekçeli Karar’da bu etik çerçeveye açıkça atıf yapılması12, YZ kullanımının keyfi değil, normatif bir zemine oturtulduğunu göstermesi bakımından ayrıca önemlidir. Mahkemenin, KGEK kararına atıfla “şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” ilkelerini benimsemesi, bu kullanımı keyfi bir teknoloji denemesinin ötesine taşıyarak, hâkimin kendi bilişsel sınırlarını kabul ettiği bir “epistemik tevazu” ve bu sınırları aşma çabasını gösteren bir “kör nokta disiplini” pratiği olarak yorumlanabilir13.

III. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 15.05.2025 TARİHLİ GEREKÇELİ KARARININ İNCELENMESİ

1. Karara Konu Uyuşmazlığın Özeti ve Mahkemenin Yapay Zekâ Kullanım Gerekçesi

İncelemeye konu Gerekçeli Karar, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından, yabancı bir mahkeme ilamının Türkiye’de tanınması ve tenfizi talebiyle açılan bir dava kapsamında verilmiştir. Uyuşmazlık, Hollanda hukukuna tabi bir danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, Hollanda mahkemeleri nezdinde hüküm altına alınmasının ardından, bu kararın Türk hukuk düzeninde icra kabiliyeti kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi talebiyle dava açmış; davalı ise başta MÖHUK m. 54/1-a uyarınca14 mütekabiliyetin bulunmadığı, kararın Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar doğurduğu ve hükümde yer alan cezai şartın aşırı olduğu iddiaları olmak üzere çeşitli usulî ve maddi itirazlar ileri sürmüştür.

Bu çerçevede mahkemenin önüne gelen uyuşmazlık, klasik bir tanıma ve tenfiz davasının ötesine geçerek, yabancı hukuk uygulamasının ve yabancı mahkeme içtihatlarının güncel durumunun tespitini zorunlu kılmıştır. Özellikle mütekabiliyet şartının değerlendirilmesi bakımından, Hollanda hukukunda Türk mahkeme kararlarının fiilen nasıl ele alındığının ortaya konulması gerekmiştir. Bu durum, yalnızca mevzuat metinlerinin değil, Hollanda mahkemelerine ait güncel kararların da incelenmesini gerekli hâle getirmiştir.

Mahkeme, bu kapsamda yabancı hukuk kaynaklarına erişim, yabancı mahkeme kararlarının araştırılması ve içeriklerinin doğrulanması amacıyla bir yapay zekâ aracından teknik destek aldığını gerekçesinde açıkça ifade etmiştir15. Mahkemenin yapay zekâ kullanımına ilişkin gerekçesi, bu aracın hukuki değerlendirme veya karar verme sürecinin yerine geçirilmesi amacıyla değil; yabancı hukuk kaynaklarına erişimi kolaylaştıran, araştırma ve teyit işlevi gören bir teknik destek aracı olarak kullanıldığı yönündedir. Böylece yapay zekâ, mahkemenin hukuki muhakemesini ikame eden değil, onu besleyen ve hızlandıran yardımcı bir unsur olarak konumlandırılmıştır.

2. Mahkemenin Karar Gerekçesinde Yapay Zekâ Kullanımını Meşrulaştırması

İncelenen Gerekçeli Karar’ın Türk yargı pratiği açısından ayırt edici yönü, mahkemenin yapay zekâ kullanımını karar gerekçesinde açıkça beyan etmesi ve bu kullanımı belirli normatif dayanaklarla meşrulaştırmaya çalışmasıdır. Mahkeme, yapay zekânın kullanım amacını ve sınırlarını detaylı biçimde açıklayarak, bu teknolojinin yargılama sürecine dâhil edilmesinin keyfi veya örtük bir uygulama olmadığını ortaya koymuştur.

Mahkemenin gerekçesinde öne çıkan ilk unsur, yapay zekâ kullanımının verimlilik ve makul sürede yargılanma hakkı ile ilişkilendirilmesidir. Mahkeme, YZ destekli araçların bu tür araştırmaları hızlandırarak yargılamanın etkinliğine katkı sunduğunu kabul etmekte; ancak bu katkının, hâkimin denetimi altında ve sınırlı bir çerçevede kalması gerektiğini vurgulamaktadır.

İkinci olarak mahkeme, yapay zekâ kullanımını etik bir zemine oturtma ihtiyacı hissetmiş ve bu bağlamda KGEK Etik Davranış İlkeleri’ne açıkça atıf yapmıştır. Özellikle şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini merkeze alan mahkeme, bu hususu şu sözlerle vurgulamıştır: “...yapay zekâ kullanımının açık olarak beyan edildiği, tüm kaynak makaleler ve linklerin kayıt altına alındığı ve temyiz incelemesinde denetlenebilir hale getirildiği, bu yaklaşımın Etik Kurulu Kararı’nın “Şeffaflık” ve “Hesap Verebilirlik” ilkelerine tam uyum sağladığı...16.

Mahkeme, aynı zamanda yapay zekâ çıktılarının körü körüne kabul edilmemesi gerektiğini ve doğrulama yükümlülüğü ile nihai sorumluluğun tamamen kendisinde olduğunu şu şekilde ifade etmiştir: “...doğruluk kontrolü (“Yapay zekâ sisteminin ürettiği çıktıyı, doğruluğundan emin olmadan kullanmamalı” hükmü uyarınca tüm bulguların bağımsız olarak doğrulandığı...) ve kontrol yükümlülüğü (“...içeriğin ya da kararın doğruluğunu ve güvenirliğini kontrol etmekle sorumlu” ilkesi gereğince tüm çıktıların kontrol edildiği) kriterlerine uyulduğu…17.

Mahkeme ayrıca, yapay zekânın karar verici bir unsur hâline gelmediğini özellikle vurgulamış; hukuki yorum, delillerin değerlendirilmesi, vicdani kanaatin oluşturulması ve nihai kararın verilmesinin tamamen hâkimin sorumluluğunda olduğunu belirtmiştir. Bu noktada yapay zekâ, tıpkı bir veri tabanı, arama motoru veya hesap makinesi gibi, hâkimin bilgiye erişimini kolaylaştıran bir araç olarak konumlandırılmıştır. Bu husus Gerekçeli Karar’da şu şekilde açıklanmıştır: “...hakimin münhasır yetkisinde kalan hukuki yorumların yapılması, delillerin değerlendirilmesi ve vicdani kanaatin oluşturulması... alanlarında ... nihai kararın hakimin takdirinde olduğu... yapay zekânın hiçbir zaman karar verici konumda kullanılmayıp sadece araştırma destek aracı olarak işlev gördüğü...18.

Nihayetinde, mahkemenin benimsediği bu bütüncül meşrulaştırma çerçevesi, yapay zekâ kullanımını gizli bir yardımcı olmaktan çıkarıp gerekçede açıkça belirtilen denetlenebilir bir yönteme dönüştürmektedir. Bu yaklaşım, tarafların ve üst derece mahkemelerinin kullanımın kapsamını ve etkisini değerlendirmesine imkân tanımakla kalmayıp, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) ve CEPEJ gibi uluslararası kuruluşların benimsediği şeffaf ve denetlenebilir adalet ilkesiyle tam bir uyum göstermektedir19.

3. Gerekçeli Karar’ın HMK ve Temel Yargılama İlkeleri Açısından Değerlendirilmesi

Karar, yapay zekâ kullanımının HMK ve temel yargılama ilkeleriyle uyumu bakımından da değerlendirilmelidir.

HMK m. 31 kapsamında20 hâkime yüklenen davayı aydınlatma ödevi, hâkimin uyuşmazlığı doğru ve eksiksiz biçimde çözebilmesi için gerekli her türlü hukuki ve fiilî araştırmayı yapmasını gerektirir. İncelenen kararda yapay zekâ kullanımının, bu ödevin yerine getirilmesine yardımcı bir araç olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu yönüyle yapay zekâ, hâkimin takdir yetkisini sınırlayan değil, onu daha sağlıklı kullanmasını mümkün kılan bir destek unsurudur.

Adil yargılanma hakkı bakımından ise, yapay zekâ kullanımının HMK m. 27 uyarınca düzenlenen21 silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle uyumlu olması gerekir. Mahkemenin yapay zekâ kullanımını ve ulaştığı kaynakları (ECLI numaraları ve linkleri ile birlikte) gerekçede açıkça belirtmesi, tarafların bu kullanımın içeriğine ve sonuçlarına itiraz edebilmesini teorik olarak mümkün kılmaktadır. Bu durum, yapay zekâ destekli araştırmaların yargılamanın tarafları bakımından “kapalı” bir bilgi kaynağına dönüşmesini engelleyen ve UNESCO Yargı Rehberi’nde vurgulanan “itiraz edilebilirlik” (contestability) güvencesini sağlayan önemli bir adımdır22.

Hâkimin yargılama faaliyetinin devredilemezliği ilkesi açısından bakıldığında, kararın özellikle bu sınırı özenle çizdiği görülmektedir. Mahkeme, yapay zekânın hukuki yorum yapma, delilleri tartma veya kamu düzeni değerlendirmesi gibi özünde normatif ve takdiri alanlara müdahil olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Son olarak 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinde23 ve HMK m. 27 ile 297 uyarınca düzenlenen gerekçeli karar hakkı, yapay zekâ kullanımının en kritik temas noktalarından biridir. Mahkemenin yapay zekâ kullanımını gerekçede açıkça ifade etmesi, hem kararın denetlenebilirliğini artırmakta hem de yargısal faaliyetin şeffaflığını güçlendirmektedir. Gerekçeli karar, yalnızca sonucun değil, sonuca götüren yöntemin de açıklanmasını gerektirir. Bu bağlamda yapay zekâ kullanımının gerekçeye dâhil edilmesi, HMK’nın ve Anayasa’nın gerekçeli karar anlayışıyla uyumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Bu yönleriyle incelenen karar, yapay zekâ kullanımının mevcut usul hukuku ilkeleriyle çatışmadan, hatta bazı yönlerden bu ilkelerin daha etkin biçimde uygulanmasına katkı sağlayacak şekilde konumlandırılabileceğini gösteren önemli bir örnek teşkil etmektedir.

IV. KARARIN DOĞURDUĞU HUKUKİ TARTIŞMALAR, RİSKLER VE FIRSATLAR

1. Yapay Zekâ Algoritmalarının Tarafsızlığı ve “Algoritmik Önyargı” Sorunu

Yargılamada yapay zekâ kullanımına ilişkin en temel hukuki ve etik tartışmalardan biri, algoritmaların tarafsızlığı ve “algoritmik önyargı” riskidir. Yapay zekâ sistemleri, esas itibarıyla kendilerine sağlanan veri setleri üzerinden öğrenme ve sonuç üretme kapasitesine sahiptir. Bu veri setlerinin eksik, dengesiz, tarihsel olarak önyargılı veya belirli bir hukuk kültürünü ağırlıklı biçimde yansıtan nitelikte olması hâlinde, yapay zekânın ürettiği çıktılar da benzer bir önyargıyı yeniden üretebilir. Nitekim ABD ceza adaleti sisteminde kullanılan yapay zekâ tabanlı bir risk değerlendirme aracı olan Alternatif Yaptırımlar için Islah Amaçlı Suçlu Yönetimi Profillemesi (COMPAS) gibi suç tekerrürü riskini tahmin etmeye yönelik sistemlerin, belirli etnik gruplar aleyhine sistematik olarak daha yüksek risk skorları ürettiğinin ortaya çıkması, bu tehlikenin en somut örneklerinden biridir24.

Yargılama faaliyeti açısından bu risk, özellikle yabancı hukuk araştırması, karşılaştırmalı hukuk analizi ve içtihat taraması gibi alanlarda belirginleşmektedir. Yapay zekânın yalnızca belirli mahkemelerin kararlarını, belirli dillerdeki kaynakları veya belirli yayın organlarını öncelemesi, hukuki gerçekliğin eksik veya tek yönlü bir şekilde sunulmasına yol açabilir. Bu durum, hâkimin önüne gelen bilgi setinin farkında olmadan daralmasına ve dolaylı biçimde karar sürecinin etkilenmesine neden olabilir.

İncelenen Gerekçeli Karar’da mahkemenin yapay zekâyı yalnızca teknik destek ve araştırma aracı olarak konumlandırması, algoritmik önyargı riskini tamamen ortadan kaldırmasa da, bu riskin etkisini önemli ölçüde sınırlamaktadır. Zira yapay zekânın sunduğu çıktılar, nihai kararın doğrudan dayanağı hâline getirilmemekte; hâkimin bağımsız değerlendirmesine tabi tutulmaktadır. Bununla birlikte, gelecekte yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması hâlinde, algoritmik önyargı riskinin daha sistematik biçimde ele alınması ve özellikle hangi veri kaynaklarının kullanıldığına ilişkin standartların belirlenmesi kaçınılmaz görünmektedir.

2. Şeffaflık ve Hesap Verebilirliğe İlişkin Çekinceler

Yapay zekâ sistemlerinin yargılamada kullanımına ilişkin bir diğer temel tartışma alanı, şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Birçok yapay zekâ sistemi, özellikle makine öğrenmesine dayalı olanlar, karar veya çıktı üretme süreçlerini insan kullanıcılar için tam anlamıyla açıklanabilir kılmamaktadır. Bu durum, literatürde “kara kutu” (black box) problemi olarak adlandırılmaktadır25. Yargısal faaliyet açısından kara kutu problemi, son derece hassas sonuçlar doğurabilecek bir nitelik taşır. Zira yargı kararlarının meşruiyeti, yalnızca sonucun doğruluğuna değil, bu sonuca hangi gerekçeler ve hangi yöntemler izlenerek ulaşıldığının açıklanabilir olmasına da bağlıdır.

İncelenen Gerekçeli Karar’da mahkemenin, yapay zekâ kullanımını karar gerekçesinde açıkça belirtmesi ve bu kullanımın kapsamını detaylandırması, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından olumlu bir örnek teşkil etmektedir. Mahkeme, yapay zekâyı hangi amaçla kullandığını gizlememiş; aksine bu kullanımın sınırlarını ve niteliğini gerekçeye dâhil ederek denetime açmıştır. Ancak şeffaflık, yalnızca “kullanımın beyan edilmesi” ile sınırlı kalmamalıdır. Özellikle üretken yapay zekâ araçlarının hatalı, güncel olmayan veya kurgusal, halüsinasyon çıktısı diyebileceğimiz bilgiler üretebileceği bilinen bir risktir. Nitekim yakın zamanda ABD’de federal hâkimlerin, personelleri tarafından kullanılan üretken yapay zekâ araçlarının “mevcut olmayan içtihatlar” ürettiğini veya “olgusal olarak yanlış mahkeme kararları” taslakları hazırladığını kabul etmeleri, bu teknolojinin denetimsiz kullanımının ne denli tehlikeli olabileceğini somut bir şekilde ortaya koymaktadır26. Bu nedenle, YZ’nin yaptığı bir hatalı çeviri, eksik bir içtihat taraması veya güncel olmayan bir yabancı kararı sunması gibi durumlarda, hâkimin bu çıktıları güvenilir kaynaklarla teyit etme sorumluluğu esastır27. Bu gibi hatalı bir YZ çıktısından doğan sorumluluğun kime ait olacağı (YZ geliştiricisi mi, mahkeme mi?) da önemli bir hukuki tartışma konusudur. Mahkemenin nihai sorumluluğu üstlenmesi ve YZ’yi sadece bir “araç” olarak görmesi, bu sorumluluk sorununa mevcut hukuk çerçevesinde pragmatik bir çözüm sunmaktadır. Ancak bu, hâkimin YZ çıktısını körü körüne kabul etmesi anlamına gelmez; aksine, üretilen her bilgiyi bağımsız olarak doğrulama ve denetleme yükümlülüğünü daha da artırmaktadır28.

3. Yargılamanın İnsani Boyutu ve Toplumsal Kabul

Yargılama faaliyeti, yalnızca hukuki normların uygulanmasından ibaret olmayıp, aynı zamanda toplumsal değerlerle, adalet duygusuyla ve bireylerin yargıya olan güveniyle doğrudan bağlantılı bir süreçtir. Bu nedenle yargılamada yapay zekâ kullanımının, teknik doğruluk kadar, toplumsal kabul ve yargının insani boyutu açısından da değerlendirilmesi gerekir.

Hâkimin vicdani kanaati, hakkaniyet değerlendirmesi ve somut olayın özelliklerini sezgisel biçimde tartabilme yeteneği, yargısal karar verme sürecinin ayrılmaz unsurlarıdır. Yapay zekâ sistemleri, ne kadar gelişmiş olursa olsun, bu insani unsurları ikame edebilecek bir kapasiteye sahip değildir29. Bu görüş, İstanbul Barosu gibi meslek örgütleri tarafından da paylaşılmakta ve yapay zekânın hayatın olağan akışına uygunluk, ölçülülük ve adillik gibi soyut unsurları değerlendirmede yetersiz kalacağı vurgulanmaktadır30.

İncelenen kararda mahkemenin, yapay zekânın karar verici değil, yalnızca destekleyici bir araç olduğunu özellikle vurgulaması, bu algısal riski azaltmaya yönelik bilinçli bir tercih olarak değerlendirilebilir. Kararın gerekçesinde hâkimin rolünün ve sorumluluğunun altının çizilmesi, yargılamanın insani karakterinin korunmasına hizmet etmektedir. Bu yönüyle karar, yapay zekâ kullanımının yargılamanın “insanî” niteliğini ortadan kaldırmadan da mümkün olabileceğini göstermektedir.

4. Türk Yargı Sistemi İçin Fırsatlar: Yargılamanın Hızlanması ve İçtihat Tutarlılığı

Yapay zekâ kullanımına ilişkin risklerin yanı sıra, incelenen karar Türk yargı sistemi açısından önemli fırsatları da görünür kılmaktadır. Özellikle tanıma ve tenfiz davaları gibi yabancı hukuk unsuru içeren uyuşmazlıklarda, yabancı mevzuata ve içtihatlara erişim çoğu zaman yargılamanın en zaman alıcı aşamalarından birini oluşturmaktadır. İncelenen kararda fiili mütekabiliyetin tespiti bakımından yabancı mahkeme kararlarının araştırılması süreci, yapay zekâ kullanımının somut faydasını ortaya koyan bir örnek teşkil etmektedir.

Bu tür karmaşık ve teknik meselelerde yapay zekâ, hâkimlerin rutin araştırma yükünü azaltarak, onların uyuşmazlığın esasına ve hukuki değerlendirmeye daha fazla odaklanmasını sağlayabilir. Ayrıca yapay zekâ destekli içtihat taraması ve analiz araçları, uzun vadede içtihat tutarlılığının artırılmasına da katkı sunabilir. Benzer uyuşmazlıklarda farklı mahkemeler tarafından verilen kararlar arasındaki uyumsuzlukların daha kolay tespit edilmesi, yargı sisteminin öngörülebilirliğini ve hukuki güvenliği güçlendirebilir31. Türkiye’nin UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) sayesinde sahip olduğu devasa dijital adli veri birikimi, bu alanda yerli ve milli YZ araçlarının geliştirilmesi için eşsiz bir potansiyel sunmaktadır. Bu çerçevede incelenen karar, yapay zekânın Türk yargı sistemi için bir tehditten ziyade, doğru sınırlar ve usuli güvencelerle kullanıldığında önemli bir imkân alanı sunduğunu göstermektedir.

V. SONUÇ

Gerekçeli Karar, yargılamada yapay zekâ kullanımını Türkiye’de somutlaştıran öncü bir örnektir. Mahkeme, YZ’yi karar verici bir mekanizma olarak değil; yabancı hukuk ve içtihat araştırmasında kaynak bulma, çeviri ve teyit süreçlerini kolaylaştıran destekleyici/teknik bir araç olarak sınırlı bir şekilde kullanmıştır. Bu yaklaşım, HMK m. 31 kapsamındaki davayı aydınlatma ödeviyle uyumlu olup, kullanılan yöntemin gerekçede açıkça belirtilmesi sayesinde HMK m. 27 bağlamında şeffaflık ve denetlenebilirlik yönünden de pozitif bir zemin sunmaktadır.

Bununla birlikte algoritmik önyargı, “kara kutu” ve üretken yapay zekâya özgü hata/halüsinasyon riski, yargılama bakımından özel dikkat gerektirir. Bu nedenle YZ’den yararlanılsa dahi, doğrulama sorumluluğu ve nihai takdir her koşulda hâkimde kalmalıdır. Kararda KGEK Etik Davranış İlkeleri’ne yapılan atıf, YZ kullanımının şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan merkezlilik çerçevesinde normatif bir zemine oturtulması bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

B. ANA ÇIKARIMLAR

(i) Yapay zekâ, yargılamada karar verici değil, hâkimin denetimi altında kullanılan destekleyici bir araç olarak konumlandırılmalıdır.

(ii) Gerekçeli Karar, yapay zekânın yabancı hukuk ve içtihat araştırmasında teknik destek amacıyla şeffaf bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koyan ilk somut örneklerden biridir.

(iii) Yargılamada yapay zekâ kullanımında insan merkezlilik (human in the loop) ilkesi temel güvencedir; nihai karar ve sorumluluk daima hâkime aittir.

(iv) Yapay zekâ kullanımının gerekçede açıkça belirtilmesi, şeffaflık, denetlenebilirlik ve itiraz edilebilirlik bakımından önemli bir usuli güvencedir.

(v) Algoritmik önyargı, “kara kutu” ve “halüsinasyon” riski tamamen ortadan kalkmasa da yapay zekânın destekleyici modelle sınırlandırılması bu riskleri azaltmaktadır.

(vi) Yapay zekânın destekleyici kullanımı, HMK m. 31 (davayı aydınlatma ödevi) ile uyumludur; kullanımın gerekçede açıklanması ise HMK m. 297 (gerekçeli karar) ilkesini karşılar.

(vii) KGEK Etik Davranış İlkeleri, yargı mensupları açısından yapay zekâ kullanımının etik ve normatif sınırlarını belirleyen temel referans niteliğindedir.

(viii) Bu riskler karşısında, yapay zekâ çıktılarının doğruluğunu bağımsız kaynaklarla teyit etme sorumluluğu ve nihai normatif takdir yetkisi, her koşulda münhasıran hâkime aittir.

(ix) Yargılamanın insani ve normatif niteliği nedeniyle, hakkaniyet ve vicdani kanaat gerektiren alanlarda yapay zekânın rolü sınırlı kalmalıdır.

(x) Türkiye’de yargıda yapay zekâ kullanımının güvenilir bir zemine oturması için, kullanım modellerini ve şeffaflık, doğrulama, itiraz edilebilirlik gibi usuli güvenceleri belirleyen net bir yasal çerçeveye ihtiyaç vardır.xx

Dipnotlar

1.Betül Çatal, “The Use of Artificial Intelligence in Decision-Making Processes”, Selçuk University Journal of the Faculty of Law, Vol. 33, No. 1, 2025, pp. 316–317.
2.United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (UNESCO), Guidelines for the Use of AI Systems in Courts and Tribunals, 2025, p. 7. https://www.unesco.org/en/articles/guidelines-use-ai-systems-courts-and-tribunals (Access Date: 07.01.2026)
3.Ramazan Çakmakcı// Ali Başaran, “Artificial Intelligence Appearing for the First Time in the Reasoning of a Turkish Court: The Beginning of the Path from a Tool to a Cognitive ‘Limb’”, 2025. https://legal.com.tr/blog/insan-haklari-hukuku/yapay-zekâ-ilk-kez-turk-mahkemesi-gerekcesinde-aractan-bilissel-uzuva-giden-yolun-baslangici/ (Access Date: 07.01.2026).
4.Ethics Board for Public Officials of the Republic of Türkiye, Principle Decision dated 10 September 2024 and numbered 2024/108, entitled “Ethical Principles to be Observed by Public Officials in the Use of Artificial Intelligence Systems”. https://www.etik.gov.tr/icerikler/2024-108-sayili-ilke-karari-yapay-zekâ-sistemlerinin-kullaniminda-kamu-gorevlilerinin-uymasi-gereken-etik-davranis-ilkeleri/ (Access Date: 07.01.2026); UNESCO, Guidelines, p. 20 (Principle 1.14. Human-centric and participatory design).
5.Çatal, p. 314.
6.Hikmet Bilgin, “An International Perspective on the Use of Artificial Intelligence in Court Decisions and Reflections on Robot Judges”, İnönü University Journal of the Faculty of Law, Vol. 13, No. 2, 2022, p. 416.
7.Istanbul Bar Association Information Technology Law Commission, Declaration on the Use of Artificial Intelligence in the Judiciary, dated 13 December 2022. https://www.istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=17446&Desc=Yarg%B9da-Yapay-Zek%E2-Kullan%B9m%B9-Hakk%B9nda-Bildiri (Access Date: 07.01.2026)
8.European Commission for The Efficiency of Justice (CEPEJ), European ethical Charter on the use of Artificial Intelligence in judicial systems and their environment, Strasbourg, 2018. https://www.coe.int/en/web/cepej/cepej-european-ethical-charter-on-the-use-of-artificial-intelligence-ai-in-judicial-systems-and-their-environment (Access Date: 07.01.2026)
9.Federica Casarosa, “Regulation by the European Parliament and of the Council laying down harmonized rules on Artificial Intelligence (Artificial Intelligence Act): an analysis”, JuLIA Handbook: Artificial Intelligence, Judicial Decision-Making and Fundamental Rights, 2024, p. 71.
10.CEPEJ, European ethical Charter, 2018, p. 7-12; Gizem Yılmaz, “Yapay Zekânın Yargı Sistemlerinde Kullanılmasına İlişkin Avrupa Etik Şartı”, Marmara Avrupa Araştırmaları Dergisi, 28(1), 2020, p. 35.
11.POEB Ethical Principlep. https://www.etik.gov.tr/icerikler/2024-108-sayili-ilke-karari-yapay-zekâ-sistemlerinin-kullaniminda-kamu-gorevlilerinin-uymasi-gereken-etik-davranis-ilkeleri/ (Access Date: 07.01.2026);
12.Istanbul 14th Commercial Court of First Instance, Case No. E. 2023/856, Decision No. K. 2025/415, dated 15 May 2025, pp. 15–16. https://www.lexpera.com.tr/Device/ServeDeviceDataPage/?returnUrl=%2fictihat%2fadli-yargi-ilk-derece-mahkemeleri%2fistnbl-14-asliye-ticaret-mahkemesi-e-2023-856-k-2025-415-t-15-5-2025 (Access Date: 07.01.2026)
13.Çakmakcı// Başaran, “Artificial Intelligence Appearing for the First Time in the Reasoning of a Turkish Court”, 2025.
14.Law No. 5718 on International Private and Procedural Law, Art. 54(1)(a): “a) Existence of an agreement, on a reciprocal basis between the Republic of Turkey and the country where the court decision is given or a de facto practice or a provision of law enabling the authorization of the execution of final decisions given by a Turkish court in that country.”.
15.Istanbul 14th Commercial Court of First Instance, Case No. E. 2023/856, Decision No. K. 2025/415, dated 15 May 2025, p. 15-16.
16.Ibid., p. 15-16.
17.Ibid., p. 16.
18.Ibid., p. 16.
19.UNESCO, Guidelines, 2025, p. 19.
20.Code of Civil Procedure (Law No. 6100), Art. 31: “The judge may have the parties make a statement about matters considering materially or legally unclear or contradictory, ask questions, demand the parties to provide evidence in the circumstances required.”.
21.CCP Art. 27: “(1) The parties, the joinders and the others concerned with the lawsuit shall have the right to be heard. (2) This right shall contain a) Having knowledge of the proceedings, b) the right of explanation and proof, c) that the Court shall consider the case in the light of explanations and that its decisions shall be justified tangibly and explicitly.”.
22.UNESCO, Guidelines, 2025, p. 20.
23.Constitution of the Republic of Türkiye (Law No. 2709), Art. 141: “…The decisions of all courts shall be written with a justification …”
24.Marco Gioia, “AI risk assessment tools for criminal justice: risks to human rights and remedies”, in JuLIA Handbook, 2024, p. 93.
25.Gioia, p. 94; Bilgin, p. 416.
26.The United States Senate Judiciary Committee Press, “Grassley Releases Judges’ Responses Owning Up to AI Use, Calls for Continued Oversight and Regulation”, 23.10.2025. https://www.judiciary.senate.gov/press/rep/releases/grassley-releases-judges-responses-owning-up-to-ai-use-calls-for-continued-oversight-and-regulation (Access Date: 07.01.2026).
27.UNESCO, Guidelines, 2025, p. 29.
28.Raisul Sourav, “Relying on AI in Judicial Decision-Making: Justice or Jeopardy?”, 2025. https://publicpolicy.ie/papers/relying-on-ai-in-judicial-decision-making-justice-or-jeopardy/ (Access Date: 07.01.2026).
29.Yılmaz, p. 47.
30.Istanbul Bar Association Information Technology Law Commission, Declaration on the Use of Artificial Intelligence in the Judiciary, dated 13 December 2022.
31.Bilgin, p. 412.
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief

GSI Brief 204

GSI Brief 204

2026

Differentiating Competency In The Age Of Legal Technology: the Legal Professional Who Can Ask The Ri

Read more
GSI Brief 205

GSI Brief 205

2026

Communiqué On The Granting Of Establishment Permits To Licensed Warehouse Enterprises

Read more
GSI Brief 206

GSI Brief 206

2026

The Legal Consequences Of Conducting Due Diligence Using Artificial Intelligence In Mergers And Acqu

Read more
GSI Brief 189

GSI Brief 189

2026

Examination Of The Reasoned Decision Dated 15 May 2025 Of The Istanbul 14th Commercial Court Of Firs

Read more