ÖZET
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda (“TMK”) düzenlenen genel hapis hakkı, kanuni şartlarının gerçekleşmesiyle birlikte kendiliğinden doğan ve ayni etkiler doğuran bir haktır. Kanunda öngörülen şartların bir kısmı olumlu şartlar olup bunların gerçekleşmesi gerekmektedir, diğer kısım ise olumsuz şartlar yani mevcut koşullarda hapis hakkının doğması için bulunmaması gereken hususlardır. Hapis hakkının konusunu taşınır eşya ve kıymetli evrak oluşturmaktadır. Hapis hakkının taşınmazlar üzerinde tesisi mümkün değildir. İşbu makalemizde hapis hakkının kanuni şartlarına değindikten sonra hapis hakkının hüküm ve sonuçlarını irdeleyeceğiz. Ardından uçakların hukuki statüsüne değindikten sonra uçaklar üzerinde hapis hakkı kurulup kurulamayacağının değerlendirmesi yapılacaktır. Bu değerlendirmeden sonra uçakların genel haciz yolu ile haczedilmesine ilişkin usul anlatılacaktır.
Hapis hakkı, borçluya ait olan taşınır veya kıymetli evrakın alacaklının borçlunun rızasıyla bunlara zilyet olması, borcun vadesinin gelmiş olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde alacaklıya borç ödeninceye kadar elinde tutmasına imkân veren bir haktır. İşbu makale kapsamında genel yönleriyle hapis hakkı, hapis hakkının hüküm ve sonuçları uçaklar üzerinde hapis hakkının kullanılabilmesi irdelenecektir
I. GİRİŞ
Hapis hakkı, borçluya ait olan taşınır veya kıymetli evrakın alacaklının borçlunun rızasıyla bunlara zilyet olması, borcun vadesinin gelmiş olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde alacaklıya borç ödeninceye kadar elinde tutmasına imkân veren bir haktır. İşbu makale kapsamında genel yönleriyle hapis hakkı, hapis hakkının hüküm ve sonuçları uçaklar üzerinde hapis hakkının kullanılabilmesi irdelenecektir.
II. TÜRK HUKUKU TAHTINDA HAPİS HAKKI
A. Hapis Hakkının Tanımı
Hapis hakkına ilişkin genel düzenleme TMK madde 950 ve devamında yer almaktadır. TMK madde 950/1. fıkrasına göre; “Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.” Hükümden de anlaşıldığı üzere hapis hakkı, hak sahibi alacaklıya borçlunun rızasıyla alacaklının zilyetliğine bırakılan taşınır eşyanın veya kıymetli evrakı iade etmekten kaçınma hakkı tanımaktadır. Hapis hakkı doktrinde ise şu şekilde tanımlanmaktadır; “kanuni şartların gerçekleşmesi halinde, alacaklıya zilyetliğinde bulunan ve geri verilmesi gerekli olan borçluya ait taşınır mallar ve kıymetli evrakı geri vermeyerek alacağının teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren bir ayni haktır"1. Hapis hakkı alacaklısı kanunda öngörülen şartların tümümün gerçekleşmesiyle başkaca bir işleme ihtiyaç duymaksızın hapis hakkını elde edebilmektedir.
B. Hapis Hakkının Hukuki Niteliği
“Türk Hukuku’nda hapis hakkının, alacağa bağlı bir malvarlığı hakkı olduğu ve kanundan doğan bir taşınır rehni türü olması itibariyle ‘ayni hak’ niteliğinde olduğu konusunda fikir birliği mevcuttur"2. Hapis hakkı TMK sistematiğine bakıldığında sınırlı ayni haklar altında taşınır rehni hükümleri içerisinde düzenlenmiştir. Hapis hakkının doğurduğu etkilere bakacak olursak hapis hakkı alacaklısı hapse konu taşınır eşyayı veya kıymetli evrakı alıkoyma ve borcu ödenmediği taktirde paraya çevirme yetkisine sahip olmaktadır. Aynı zamanda hapis hakkı alacaklısı diğer alacaklara nazaran alacağını öncelikli olarak elde etme imkanına sahiptir3. Bu etkiler ise hapis hakkının ayni bir hak olmasından kaynaklanmaktadır. Hapis hakkı alacağa bağlı olduğundan fer’i bir haktır. Asıl alacak borcu sona erdiren sebeplerden biriyle sona erdirilmediği takdirde hapis hakkı da mevcudiyetini sürdürebilecektir.
C. Hapis Hakkının Konusu
TMK’nın 950/1 ve 951/1 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle hapis hakkının konusunun; “nitelikleri itibari ile paraya çevrilmeye elverişli taşınır veya kıymetli evrak” olduğunu söyleyebiliriz. “Hapis hakkının yalnızca menkul eşya ile kıymetli evrak üzerinde mümkün olabilmesinin nedeni hapis hakkının zilyetlik temeline dayanan bir hak olmasıdır ve zilyetliğin de hukuken eşya sıfatını taşıyan cismani varlıklar üzerinde söz konusu olabilmesidir”4. Hapis hakkının şartlarından bahsederken de değineceğimiz üzere alacaklı hapis hakkı konusu eşya üzerinde borçlunun rızası ile zilyet bulunmalıdır.
Taşınır eşya ayrımı eşyanın yerinin değişebilmesi/değiştirilebilmesi yönünden yapılmaktadır. “Bu yer değiştirmenin, eşyanın kendi gücüyle veya dışarıdan uygulanan bir güç tarafından yerine getirilmesinin herhangi bir önemi yoktur"5. Eşyanın özüne zarar verilmeksizin yerinin değişebiliyor olması taşınır eşya statüsü bakımından yeterlidir. TMK taşınır mülkiyeti başlığı altında yer alan madde 762’ye göre; “Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.” Maddenin lafzından anlaşılacağı üzere taşınır eşya ve doğal güçler taşınır mülkiyetinin konusudur.
Özetle, nitelikleri itibariyle paraya çevrilebilir, maddi değeri olan taşınır eşya ancak hapis hakkının konusu olabilir. Buna karşılık mahiyetleri itibari ile paraya çevrilmesi mümkün olmayan aile resimleri, diplomalar, mektuplar, hesap defterleri gibi şeyler ile gelecekte vücut bulacak şeyler üzerinde hapis hakkı kullanılamayacağı gibi sadece ispat vasıtası sayılan ve para değeri olmayan belgeler üzerinde de hapis hakkı kurulamaz6. Zira rehin, konusunu oluşturan şeyin değerine ilişkin bir haktır7. TMK madde 950 kapsamında hapis hakkının taşınırlar üzerinde kurulduğunu belirttik, taşınmaz mallar üzerinde ise bu kapsamda bir hapis hakkı kullanılamaz.
Uçakların Hukuki Statüsü
2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nda (“TSHK”) “havalanabilen ve havada seyredebilme kabiliyetine sahip her türlü araç” hava aracı kapsamında yer almaktadır. Uçaklar da aynı şekilde havalanabilme ve havada seyredebilme kabiliyetine sahip olduklarından ötürü TSHK uyarınca hava aracı olarak işlem görmektedirler.
TSHK hava araçlarının hukuki niteliği başlıklı 65. maddesi “Bu kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, hava araçları menkul mal hükümlerine tabidir.” demek suretiyle hava araçlarının taşınır mal hükümlerine tabi olduğunu hüküm altına almıştır. Dolayısı ile uçakların hukuki niteliği taşınır eşya olup taşınır eşya hükümlerine tabidir.
D. Genel Hapis Hakkının Şartları
TMK madde 950/I “Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.” ve madde 951/I ve II hükümleri; “Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz. Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz.” birlikte değerlendirilmesiyle ortaya genel hapis hakkı şartlarının çıktığını söyleyebiliriz. Hapis hakkı kanundan doğan bir taşınır rehni olduğu için kanunda belirtilen bu şartların tümümün sağlanmasıyla kendiliğinden doğabilecektir. Şimdi sırası ile bu şartları olumlu ve olumsuz şartlar olmak üzere inceleyeceğiz.
1. Olumlu Şartlar
a. Alacaklı, borçlunun rızası ile onun taşınırına veya kıymetli evrakına zilyet olmalı
TMK madde 950 uyarınca, hapis hakkı alacaklısı elinde bulundurduğu taşınır eşyaya veya kıymetli evraka borçlunun rızası ile zilyet olmalıdır. TMK madde 973 ise bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimsenin o şeyin zilyedi olduğunu söylemektedir. Kamuya açıklık prensibini taşınmazlarda tapu sicili, taşınırlarda ise zilyetlik kurumu sağlamaktadır8. Hapis hakkının üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilmesine olanak sağlayan basamaklardan biri de alacaklının borçlunun rızası ile hapis hakkına konu şeye zilyet olmasıdır. Borçlunun rızasının olmadığı varsayımında ise alacaklı bahse konu taşınırı veya kıymetli evrakı borçlunun haberi olmaksızın ele geçirmiş veyahut zor kullanarak elde etmiş ise kanuni şartın sağlanamadığından bahisle hapis hakkının doğmayacağını söyleyebiliriz.
Kural olarak alacaklının, rehin konusu şey üzerinde doğrudan zilyet olması gereklidir; fakat borçlu rehin konusunu alacaklının ulaşamayacağı bir biçimde elinden çıkarmışsa alacaklı taşınıra dolaysız zilyet iken de hapis hakkını kullanabilecektir9. Değinmemiz gereken diğer bir husus ise hapis hakkının borçluya ait bulunan taşınır eşya veya kıymetli evrak üzerinde kurulması gerektiğidir. TMK 950/III hükmü bu kurala bir istisna getirmiştir; “Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.” Güvenin korunması prensibi gereğince alacaklının iyi niyeti korunduğu oranda hapis hakkına sahip olabilir. Üçüncü bir kişiye ait taşınır, eğer malikin rızası ile borçlu tarafından alacaklıya verilmişse yahut alacaklı bahse konu eşyanın üçüncü bir kişiye ait olduğunu bilmiyor ve bilmesi de gerekmiyorsa bu halde hapis hakkı diğer tüm şartların sağlanması halinde kullanılabilir.
b. Alacağın muaccel olması
TMK 950/I’de sayılan şartlardan diğeri ise borcun muaccel olması şartıdır. Muaccel olma, alacaklının borçludan talep edebileceği vadesi gelmiş bir borcunun olması demektir. Oğuzman’a göre bu alacak bir para alacağı veya yapma, verme, yapmama borcu olabilir10. Hapis hakkının nihai amacı alacaklının elinde bulundurduğu borçluya ait eşyanın paraya çevrilerek alacağına kavuşması olduğu için, para dışındaki edimlere ilişkin alacağın, eşyanın paraya çevrilmesi istenmeden önce 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndaki (“TBK”) temerrüt hükümlerine dayanılarak (TBK madde 96/I veya 106/ II vd.) para alacağına çevrilmesi gerekmektedir11. TMK madde 952’de ise muaccel olma şartına bir istisna tanınmıştır. Borçlunun ödemede acze düşmüş olması halinde kanun koyucu alacaklının hapis hakkını kullanabileceğini belirtmiştir. Oğuzman’a göre aciz hali; borçlunun borçlarını ödemeyi tatil ettiği, konkordato mühleti talep ettiği, aciz vesikası aldığı ve iflasının açıldığı durumlarda gerçekleşmektedir12.
c. Alacaklının zilyetliğine devredilen taşınır eşya veya kıymetli evrak ile alacak arasında bağlantı olması
Alacaklının zilyedi olduğu taşınır eşya veya kıymetli evrak ile alacak arasında bağlantı olup olmadığının tespit edilebilmesi için kanun çeşitli kriterler sunmuştur. İlki TMK madde 950/I’de zikredilen “niteliği” itibariyle ifadesidir. İkincisi TMK madde 950/II “Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.” hükmüdür. Yani bizler bu bağlantının varlığı için “niteliksel” veya “ticari” bir bağlantı olup olmadığının değerlendirmesini yapmamız gerekecektir.
Oğuzman’a göre borçludan elde edilen zilyetlikle alacak arasında doğal veya fiili bir bağlantı bulunması gerekmektedir13. Bu bağlantının ortaya koyulabilmesi için elbette çeşitli kriterler mevcuttur ancak bunlar bizlere fikir vermekten öteye geçememektedir. Eşyanın niteliği gereğince bağlantının olup olmadığını ortaya koyan şeyin TMK madde 2’de hüküm altına alınan dürüstlük kuralı olduğu belirtilmektedir14. Hukukun temel ilkelerinden olan dürüstlük kuralı bizlere alacak ile hapis hakkına konu eşya arasında bağlantının olup olmadığının değerlendirilmesinde yön gösterecektir. Köprülü ve Kaneti’ye göre;
“Alacaklının zilyedi olduğu nesnelerle hapis hakkıyla temin edilecek alacak arasında, güdülen amaca, tarafların düşünüşüne veya iş hayatına hâkim kanaate göre bu nesnelerin alacaklı tatmin edilmeden geri istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı kılacak tabii ve iktisadi bir bağlılığın bulunması halinde irtibat şartının gerçekleşmiş olur"15.
Bu görüş bizlere irtibatın bulunup bulunmadığına dair birtakım ipuçları vermektedir. Hapis hakkına konu şeyin borç ifa edilmeden alacaklı kimseden istenmesi iş hayatına hakim kanaate göre dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek ise bağlantının varlığının kabul edildiğini söyleyebiliriz. Ayrıca hapis hakkına konu eşyanın; temin edilmesi ve bakım onarımına ilişkin masraflar, neden olduğu zararların maddi ve manevi tazminat alacakları, zilyetliğin dayandığı hukuki veya fiili ilişkiden doğan alacakların da bağlantılı alacak olduğu söylenmektedir16. Yani hapis hakkı konusu şeye ilişkin masrafların niteliksel olarak bağlantılı olduğunu ve kanunda aranan irtibat şartının gerçekleştiğini hiç şüphesiz söylemek mümkündür.
TMK 950/II; “Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.” hükmünü haizdir. İrtibatın varlığının kabul edilebilmesinin diğer bir unsuru da her iki tarafın tacir olması ve zilyetlik ve alacağın ticari ilişkiden doğmuş olmasıdır. Tacir, herhangi bir hukuki ilişki nedeniyle üçüncü bir tacirin kıymetli evrakının veya taşınırının zilyedi olmuş ise, bunlar üzerinde hapis hakkını, alacak başka bir hukuki ilişkiden meydana gelmiş olsa bile, kullanabilecektir17. Yani her iki tarafın da tacir olduğu durumlarda alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğunun önemi olmaksızın zilyetliğin ve alacağın ticari ilişkiden doğmuş olmasıyla bağlantının olduğunun söylenmesi mümkündür. Niteliksel bağlantının varlığında olduğu gibi ticari bağlantıda irtibat şartının bu kadar sıkı tutulmamasının nedeninin “ticari hayatta var olan işlemlerin bireysel olarak ele alınamamasından ve birbirlerine girişik olmalarından kaynaklı” olduğu düşünülmektedir18.
2. Olumsuz Şartlar
a. Niteliği itibariyle paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır eşyalar üzerinde hakkın kurulamaması
TMK madde 951/I “Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.” hükmü bizlere ancak paraya çevrilmeye elverişli taşınırlar üzerinde hapis hakkının kullanılabileceğini belirtmektedir. Bu hükümden paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır eşyaların da olduğu ve bunlar üzerinde hapis hakkı kurulamayacağı anlaşılmaktadır. Nüfus cüzdanı, pasaport, diploma, borçluya ait sigorta poliçesi gibi paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır eşyalar üzerinde hapis hakkı kurulamamaktadır19.
b. Alacaklının üstlendiği yükümlülük ile veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla hakkın kullanılamaması
Hapis hakkının kullanılabilmesi için alacaklı tarafından haktan feragat anlamına gelebilecek şekilde borçluya taahhüt verilmemiş olması gereklidir. Bu taahhüt sözleşme ile de verilebilir. Cansel’e göre bu taahhüt alacaklının taşınırın veya kıymetli evrakın dolaysız zilyetliğini kazanmasından önce ya da kazandıktan sonra verilebilir20.
Borçlu tarafından taşınır eşyanın veya kıymetli evrakın teslimi sırasında yahut teslimden önce hapis hakkının kullanılmaması yönünde alacaklıya bir talimat verilmemiş olmalıdır ki hapis hakkı kullanılabilsin. Talimatın nasıl olacağına ilişkin kanunda bir yol öngörülmemiştir. Açık veya örtülü şekilde bu talimatın verilebileceği kanaatindeyiz. Açık olarak borçlunun hapis hakkının kullanılmayacağına yönelik talimatı herhangi bir ihtilaf yaratmayacaktır. Lakin örtülü bir biçimde verilmişse bu talimat, dürüstlük kuralı çerçevesinde hal ve şartlardan ve işin niteliğinden böyle bir talimat verildiği çıkarılabiliyor ise o zaman hapis hakkının kullanılamayacağını söylemek mümkündür21.
c. Kamu düzeni ile bağdaşmayan hallerde hapis hakkının kullanılamaması
TMK madde 951/II uyarınca son olumsuz şartın kamu düzeni olduğunu söyleyebiliriz. Kamu düzeni kavramı geniş ve sınırlarının çizilmesi güç olan bir kavramdır. Dolayısı ile her somut olay özelinde hapis hakkı kullanımının kamu düzenine ilişkin emredici nitelikteki hükümlere aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Örnek verecek olursak asker üniforması ve satımı yasaklanmış askeri araç gereçler üzerinde hapis hakkı kullanılamayacaktır22. Satılması ve kullanılması yasak olan uyuşturucu maddeler veya tarihi eserler üzerinde de kamu düzenine aykırılık nedeni ile hapis hakkı kullanılamayacaktır23. Ayriyeten 2128 sayılı İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) madde 82’de sayılan haczi caiz olmayan mallar üzerinde de hapis hakkının kanunda sayılan şartları oluşmuş olsa bile hapis hakkı kurulamayacağının söylenmesi mümkündür24.
E. Hapis Hakkının Hüküm ve Sonuçları
Hapis hakkı, kanuni şartların gerçekleşmesiyle alacaklının zilyetliğine bırakılan ve borcun ödenmesi halinde borçluya iadesi gereken taşınır eşya veya kıymetli evrakın, teminat sağlaması için alacaklıda kalan ve borcun ödenmemesi halinde alacaklıya zilyetliğindeki taşınırı veya kıymetli evrakı borçluya geri vermekten kaçınma ve gerektiğinde paraya çevirtme yetkisi veren haktır25. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere hapis hakkı, alacaklısına zilyetliğindeki taşınırı veya kıymetli evrakı geri vermekten kaçınma ve borcun ödenmemesi halinde paraya çevirtme yetkisi veren bir haktır.
1. Taşınır Eşya veya Kıymetli Evrakı Geri Vermekten Kaçınma Hakkı
Hapis hakkı alacaklısı, borcu ödeninceye kadar zilyetliğinde bulunan malı borçluya iade etmekten kaçınabilir. Dürüstlük kuralı çerçevesinde alacağına yetecek miktarda taşınırı veya kıymetli evrakı hapis hakkına konu edebilir26. Hapis hakkı kanunda yer alan şartların gerçekleşmesiyle kendiliğinden doğan bir hak olduğu için hapis hakkı alacaklısı tarafından bu hakkın kullanıldığına ilişkin iradenin borçluya veya üçüncü bir kişiye beyan edilmesi gereklidir. Bu onun hukuken bir def’i niteliğinde olmasının sonucudur27. Alacaklının zilyetliğinde bulunan mal borçluya ait olmayabilir. TMK madde 950/III uyarınca “Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.” Güvenin korunması prensibi gereğince hapis hakkı alacaklısı zilyetliğinde bulunan malın üçüncü bir kişiye ait olduğunu bilmediği veya bilebilecek durumda olmadığı hallerde de hapis hakkına sahip olmaktadır.
Alacaklının dolaysız zilyetliğini koruması ise iki yolla mümkündür; kuvvet kullanarak koruma ve dava yolu ile korumadır. Kuvvet kullanarak koruma TMK madde 981’de hüküm altına alınmıştır. Kanun koyucu zilyedin her türlü gasp ve saldırıyı kuvvet kullanarak defedebileceğini hüküm altına almıştır. Taşınırlarda malı elinde bulunduran alacaklının eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilmesine imkân sağlamıştır. Tabi kanun koyucu bu kuvvet kullanmayı saldırı veya gaspla orantılı olarak uygulanan kuvveti haklı gösterecek şekilde olmasını emretmiştir. Dava yolu ile koruma ise TMK madde 982 ve 983’te düzenlenmiştir. TMK madde 982; “Başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse, o şey üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu geri vermekle yükümlüdür.
Davalı, o şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek üstün bir hakka sahip olduğunu derhâl ispat ederse onu geri vermekten kaçınabilir.
Dava, şeyin geri verilmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.”
Zilyetliğin gasp edilmesindeki dava hakkını düzenleyen bu madde gasp eden kişinin ancak üstün bir hakkı varsa ve bunu derhal ispat ederse eşyayı geri vermekten kaçınabileceğini düzenlemiştir. Zilyetliğe saldırıya dava hakkını düzenleyen TMK madde 983 ise saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olarak davanın açılabileceğini hüküm altına almıştır.
2. Eşyanın İadesinden Kaçınma Hakkının Alacaklıya Yüklediği Yükümlülükler
Alacaklı hapis hakkını kullanarak elinde bulundurduğu taşınır eşya için aynı zamanda kanundan kaynaklanan birtakım yükümlülükler de üstlenmektedir. TMK madde 953’te borç yerine getirilmediği veya yeterli güvence gösterilmediği takdirde hapsedilen şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesi hüküm altına alınmıştır. Borç ifa edildiği veya yeterli güvence gösterildiği takdirde hapis hakkı alacaklısı hapsettiği şeyleri borçluya vermekle yükümlü olacaktır.
Alacaklıya yüklenen diğer yükümlülük ise kanunda özel olarak düzenlenmeyen lakin TMK madde 2 dürüstlük kuralı uyarınca alacaklının dolaysız zilyet konumunda olmasından kaynaklanan taşınır eşyanın veya kıymetli evrakın saklanması ve korunması yükümlülüğüdür28. Alacaklının hapsettiği bu eşyaların borcun ödendiği veya borcuna karşılık yeterli güvence gösterildiği taktirde borçluya geri verilmesi gereklidir ve bu sebeple de alacaklının saklama ve koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu koruma yükümlülüğünün boyutuna ilişkin doktrinde çeşitli görüşler mevcuttur. Ancak biz taşınır eşyanın niteliğine göre alacaklının alması gereken önlemlerin dürüstlük kuralına göre belirlenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Mesela alacaklının hapsetmiş olduğu taşınır eşya bakımından her somut olay özelinde saklama ve koruma koşullarına ilişkin değerlendirme yapmak gereklidir. Örneğin alacaklının hapsetmiş olduğu taşınır eşya çabucak bozulabilen hassas bir eşya ise saklama ve koruma için daha sıkı önlemler alması gereklidir. Lakin niteliği gereği hassas olmayan ve özel bir saklama ve koruma gerektirmeyen bir eşya ise alacaklının alacağı önlemler diğerindeki gibi sıkı olmak zorunda değildir29. Alacaklının bu yükümlülüğe aykırı davranması sonucu taşınır eşyanın değerinde düşme meydana gelir yahut taşınır eşya ortadan kaybolursa taşınır rehni hükümlerinin kıyasen uygulanması ile alacaklının sorumluluğu doğacaktır. TMK madde 945 uyarınca; “Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması yüzünden meydana gelen zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur.” Alacaklı ancak kendi kusuru olmadığını ispat ederse meydana gelen zararlardan sorumlu olmayacaktır.
Alacaklının yüklenmiş olduğu diğer bir yükümlülük ise hapsettiği şeyleri kullanmama yükümlülüğüdür. Kanunda bu kullanmama yükümlülüğüne ilişkin özel bir düzenleme yer almamaktadır. Bu yükümlülük de yine dürüstlük kuralı gereğince alacaklıdan yapmaması beklenen bir husustur. Alacaklı hapsetmiş olduğu taşınır eşyayı ve kıymetli evrakı kullanamaz hatta kullanması maksadıyla bunları üçüncü bir kişiye devredemez30. Doktrinde kabul edilen ve bu hususa ilişkin bir istisna olan durum şudur ki alacaklı ile borçlunun hapsedilen eşyanın kullanılabileceğine ilişkin anlaşmış olmaları halidir31. Bu anlaşma halinde alacaklının hapsetmiş olduğu şeyler bakımından kullanmama yükümlülüğü bulunmamaktadır diyebiliriz.
3. Hapsedilen Taşınırın veya Kıymetli Evrakın Paraya Çevirtilmesi
TMK madde 953/I’e göre; “Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir.” Teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesi ise İİK madde 23/II’e göre; “Taşınır rehni” tabiri, teslime bağlı rehinleri, Türk Medenî Kanununun 940. maddesinde öngörülen rehinleri, ticarî işletme rehnini, hapis hakkını, alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri,” ihtiva ettiğinden hapis hakkına konu şeylerin paraya çevrilmesi de taşınır rehninin paraya çevrilmesi hükümleri uyarınca yapılacak demektir. Hapsedilen eşyaların paraya çevirtilmesinin ilk şartı borcun yerine getirilmemiş olması ve de yeterli bir güvence gösterilmemiş olmasıdır. Bu şart sağlandıktan sonra borçluya yapılacak bir bildirimle alacaklının hapis hakkına konu şeyleri paraya çevirtmek suretiyle alacağını elde edeceğine ilişkin haber verilmesidir. Bu bildirimin sebebi borçlunun taşınır eşyasının veya kıymetli evrakının paraya çevirtilmesinden evvel borçluya müdahale imkânı vermesidir. Borçlu taşınır eşyasının veya kıymetli evrakının paraya çevirtilmesini borcunu ödeyerek yahut güvence göstererek önleme imkanına sahiptir. Bildirimin nasıl yapılacağına ilişkinse kanunda belirli bir şekil şartı öngörülmemiştir. Yazılı veya sözlü olarak borçluya hapsedilen şeyin paraya çevrileceğinin haberinin verilmesi gerekli ve yeterlidir32. Akıntürk, Akipek’e göre İİK madde 146 uyarınca icra dairesinin rehin malikine ve borçluya gönderdiği ödeme emri de bildirim yerine geçmektedir33.
a. İlamsız Takip Yolu ile Paraya Çevirme
İİK madde 145 taşınır rehninin paraya çevrilmesi hükümleri uyarınca alacaklı ilk olarak takip talebinde bulunmalıdır. Talepte bulunurken İİK madde 58/III gereği “Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi” açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Alacaklı takip talebinde bulunurken İİK madde 58’de yer alan bilgilerden farklı olarak İİK madde 145 uyarınca “rehinli malın ne olduğunun da” ayrıca bildirmesi gereklidir.
Alacağın para borcu olmadığı, yapma veyahut verme borcu oluşturduğu durumlarda ise takip talebine konu edilecek alacak miktarının belirlenmesi gereklidir34. İcra memuru gerekli koşullar sağlandığı takdirde İİK madde 146 uyarınca borçluya ve rehinli malın sahibine ödeme emri gönderir. Ödeme emrinde ise ödeme süresinin 15 gün olduğu ve 7 gün içinde itiraz edilmezse ve borç da 15 gün içinde ödenmez ise rehne konu malın satılacağını bildirir. Borçlu bu ödeme müddeti içinde borcunu öder ise hapis hakkı sona erecek olup alacaklı hapsedilen eşyayı borçluya iade etmek durumunda kalacaktır. Ya da borçlu ödeme emrine itiraz etmişse ki burada hem borca hem de hapis hakkına itiraz edebilir bu durumda icra takibinin duracağını söyleyebiliriz. İİK madde 147’ye göre eğer borçlu açıkça rehin hakkına/hapis hakkına itiraz etmemişse rehin hakkının/ hapis hakkının varlığını kabul etmiş olup daha sonra bunu tartışma konusu yapamayacağını hüküm altına almıştır. Ödeme emri hem borçluya hem de rehin konusu malın malikine de gönderileceğinden her ikisi de buna itiraz etme imkanına sahiptir. Ya da rehinli malın maliki borcu ödeyerek sahibi olduğu taşınır eşyanın paraya çevrilmesinin önüne geçebilir.
b. İlamlı Takip Yolu ile Paraya Çevirme
İİK uyarınca ilamlı takip yapılabilmesi için alacaklının elinde ilam niteliğinde belge olması gereklidir. Bunlar İİK madde 38’e göre “Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para borcu ikrarını havi re'sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Bu maddedeki icra kefaletleri müteselsil kefalet hükmündedir.” Alacaklının elinde bu maddede sayılan belgelerden birinin olması durumunda ilamlı takip yolu ile hapse konu eşyanın paraya çevrilmesi mümkün olabilecektir. Bu yolla yapılan takipte de borçlu ve hapis hakkına konu eşyanın malikine ödeme emri gönderilir. İlamsız takipten farklı olarak borçlu ve eşyanın malikinin burada iki seçeneği vardır; ya borcu ödeyerek eşyanın geri verilmesini talep edecek ya da ya da İİK madde 33’te düzenlenen icranın geri bırakılmasını sağlayacak kararı alarak eşyanın sattırılmasının önüne geçebileceklerdir.
c. Borçlunun İflası Halinde Paraya Çevirtme
Borçlunun iflas etmesi durumunda alacaklı İİK madde 185 uyarınca elindeki taşınır eşyayı iflas masasına götürerek, öncelik (rüçhan) hakkı saklı tutularak iflas masasınca onun paraya çevrilmesini sağlayabilir yahut iflastan sonra da iflas masasına giderek rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibini yaptırabilir35.
d. Özel Satış Yolu ile Paraya Çevirme
Borçlunun yalnızca taşınır rehni hükümleri uyarınca elindeki eşyayı paraya çevirme hakkı olduğunu söylemek yanlış olur. Cansel’e göre taraflar taşınır eşyanın icra yolu dışında özel olarak satılmasını alacaklının da taşınır eşyayı satın alabilmesini kararlaştırabilirler36. Alacaklı taşınır eşyanın parasını ödeyerek taşınırı satın alabilir. Yahut taşınır eşyanın bozulacak cinsten olması durumunda alacaklı borçlu ile aralarında özel bir anlaşma bulunmasa dahi malı satarak paraya çevirmeye yetkili olduğu kabul edilmektedir37. Alacaklının satış bedelinden alacağını tahsil edip geri kalan miktarı borçluya vermesi gereklidir. Tabi tüm bu işlemlerde dürüstlük kuralı gereği alacaklı borçlunun menfaatlerini gözeterek hareket etmelidir.
e. Takas Yolu ile Paraya Çevirme
TBK madde 139’a göre; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.” Örneğin hapis hakkı alacaklısı elinde bulundurduğu borçlunun taşınır eşyasına karşılık borçluya karşı aynı zamanda para veya özdeş başka bir edimin borçlusu ise her iki taraftan birinin takas beyanında bulunması ile daha az olan borç tutarınca sona erer. (TBK madde 143)
Takas yolu ile paraya çevirme, uygulamada bankaların kullanmış olduğu yöntemdir. Bankalar kendi düzenlemiş oldukları tahvilleri hapsetmeleri sonucu müşterilerin muaccel haldeki alacaklarına takas beyanında bulunabilirler. Borçlu durumunda olan bankalar da alacaklı konumunda olan müşteriler de TBK madde 139’da takasın koşullarını sağladıkları müddetçe beyanda bulunarak tahvilleri paraya çevirmiş olurlar38.
f. Nama ve Emre Yazılı Kıymetli Evrakın Paraya Çevrilmesi
TMK madde 953/II “Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın paraya çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine gerekli işlemleri yapar.” Hükümde yalnızca nama yazılı kıymetli evraklardan bahsedilmekte ise de aynı imkânın emre yazılı senetler bakımından da uygulanabilir olduğu kabul edilmektedir39. Nama yazılı kıymetli evrakta ödeme yalnızca yetkili hamile yapılacağından icra dairesi borçlu yerine gerekli işlemleri yaparak kıymetli evrakın paraya çevrilmesini sağlamaktadır.
III. UÇAKLARIN HACZİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR
Havayolu taşımacılığında çok önemli yere sahip olan uçakların haczine ilişkin usul ve esaslara değineceğiz. Havayolu işletmecisinin, havalimanın operasyonel faaliyetlerinin devamlılığını sağlaması adına havayolu firmaları ile akdetmiş olduğu sözleşmeler bulunmaktadır. Bu muhtelif sözleşmelerden kaynaklı olarak havayolu işletmecisi kimi zaman alacaklı konumunda bulunmaktadır. İlk olarak işbu makalemizde anlatmaya çalıştığımız genel hapis hakkının alacaklı konumunda olan havayolu işletmecisi tarafından uçaklar üzerinde kurulup kurulamayacağına ilişkin değerlendirme yapacağız.
Hapis hakkı yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere kanuni şartlarının gerçekleşmesiyle kendiliğinden doğan bir haktır. TMK madde 950/I’de sayılan ilk şart alacaklının borçluya ait olup onun rızasıyla taşınırına zilyet olması şartıdır. Havayolu işletmecisi tüzel kişiliğe haiz olduğundan tüzel kişiler de organları vasıtası ile dolaylı zilyet olabilmektedir40. Uçakların hukuki statüsüne yukarıda değindiğimiz üzere TSHK’da öngörülen uçakların taşınır mal hükmünde olduğudur. Hapis hakkına ilişkin ilk şartın gerçekleşmesi için tüzel kişiliği haiz olan havayolu işletmecisinin taşınır mal niteliğinde olan ve hapis hakkına konu edilecek uçaklar üzerinde organları vasıtası ile fiili hakimiyeti gerçekleştiriyor olmasıdır. Uçaklar üzerinde ise havayolu işletmecisinin TMK hükümleri uyarınca hapis hakkının kullanılmasına imkân verecek şekilde zilyet olmadığı kanaatindeyiz.
Uçakların her ne kadar TMK’da düzenlenen genel hapis hakkına konu edilemeyeceğini belirtsek de uçaklar genel haciz yolu ile icra takibine konu edilebilir. Genel haciz yolu ile takip ise konusu para ve teminat alacakları olan iş ve işlemler bakımından mümkündür. Genel haciz yolu ile takip yapılabilmesi için alacağın rehinle teminat altına alınmamış olması gerekmektedir. Havayolu işletmecisinin havayolu firmaları ile akdetmiş olduğu sözleşmelerden doğan alacaklar bakımından genel haciz yolu ile takip yapılabilmesi mümkündür. İİK taşınır ve taşınmaz malların haczine ilişkin düzenlemeler madde 85 ve devamında yer almaktadır. Uçaklar ayrıca taşınmazların tapu sicili gibi kendilerine has bir sicile tabidir. Uçakların haczi işlemi ise bu özel sicile kayıt edilerek gerçekleştirilmektedir. Özel sicile tabi uçaklar, Türk sivil hava aracı siciline kaydolur. Uçaklar üzerinde ayni hak sahibi olunabilmesi ve üçüncü kişilerin de uçaklar üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için bu işlemlerin Türk sivil hava aracı siciline kaydedilmesi zorunludur.
Alacaklı havayolu işletmesi, icra dosyasında kesinleşen alacağının tespiti ile kendisini temsil eden organ veya vekili aracılığı ile talepte bulunarak, borçluya ait olduğu öğrenilen uçaklara haciz konulması amacıyla icra müdürlüğü tarafından T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne uçak siciline işlenmesi için haciz müzekkeresi yazılması suretiyle süreç devam eder. Uygulamada bu işleme kayden haciz adı verilmektedir. Sicile işlenmesi suretiyle uçağın mülkiyetinin üçüncü kişilere devri engellenmekte ve varsa diğer hak sahiplerinin hacizden haberdar olmasına imkân sağlamaktadır. Uçak sicil kaydı üzerine haciz konulabilmesi için icra müdürlüğünce yazılan müzekkerede şu bilgilere yer verilmesi gerekmektedir; alacaklı, borçlu, borç miktarı, uçağın milliyeti ve tescil işareti, uçağın tipi ve modeli, imalatçısı, imal yılı ve seri numarasıdır.
Bu aşamadan sonra, borçlu ve ilgili sicilde hak sahibi olarak görünen şahıslara veya tüzel kişilere haczin bildirilmesi aşamasına geçilir. İlgili kişiler bu haczin alenileşmesinden sonra, İİK 103. maddesi uyarınca hacze itiraz edebilirler. İtiraz olunmaması halinde süreç kıymet takdiri ile devam eder. Uçakların kıymet takdirine ilişkin olarak Yargıtay 12. HD., 30.12.2004 tarihli ve 22062 Esas sayılı Kararı şu şekildedir; “İhale edilen menkul malların nitelikleri göz önüne alındığında uçakların değerlerinin uzman bilirkişilerce tespit ettirilmeden satışa çıkarılması usulsüzdür.” Uçakların kıymet takdirinin icra müdürlüklerince değil de işten anlayan bilirkişiler aracılığı ile yaptırılması gerekmektedir aksi takdirde yapılan bu kıymet takdirinin usulsüzlüğü her iki tarafça da öne sürülebilir. Bilirkişi tarafından yapılan uçağa ilişkin değer tespiti, ilgililere tebliğ edilir ve tebliğden itibaren yedi gün içerisinde taraflarca kıymet takdirine itiraz davası açılabilir. Dava yoluna başvurulmaz veya dava sonuçlanırsa, kıymet takdiri kesinleşir. Bu kesinleşmeden sonra icra müdürlüğü tarafından tayin edilen satış günü ilgililere tebliğ edilir. Uçağın ekonomik değerinin yüksek olması dolayısıyla ulusal veya yerel bir gazetede satış günü ilan edilir ve satış aşamasına geçilir. Satış günü, alacaklı ve diğer isteklilerin başvurması halinde açık arttırma usulü ile gerçekleştirilir. İcra memuru haciz konusu malın satışı için teklifleri toplar. Sunulan en yüksek teklif sonucunda satışa konu uçak, ilgiliye ihale edilir. Bu aşamadan sonra 7 gün içerisinde ihalenin feshi davası açılabilir. İlgili ve isteklilerin bu sürede itiraz etmemesi halinde ihale kesinleşir. İhale alıcısı, KDV, masraf, harç ve ihale konusu bedeli ödemesi ile satış işlemi sonuçlandırılır. Bu halde hapis hakkına dayanarak taşınır malı paraya çeviren alacaklı, satış bedeli üzerinden alacağını tahsil eder.
IV. SONUÇ
İşbu makale kapsamında TMK’da düzenlenen genel hapis hakkının hukuki mahiyeti açıklanmış olup, ardından uçakların hukuki statüsüne değinilmiştir. Yukarıda da izah edildiği üzere hapis hakkı kanundaki şartların tümünün gerçekleşmesi ile kendiliğinden doğan bir hak olup hapis hakkı alacaklısına borçluya ait olan taşınır eşya veya kıymetli evrakı alacaklının borcu tatmin edilinceye kadar saklamasına imkân vermektedir. Hapis hakkı, ayni bir hak olduğundan bahisle alacaklı alacağı ödeninceye kadar borçluya veya üçüncü bir kişiye zilyedindeki taşınırı veya kıymetli evrakı vermekten kaçınabilir ve hatta hapis hakkı alacaklısı zilyedindeki taşınırı veya kıymetli evrakı paraya çevirtmek suretiyle alacağını bu miktardan karşılama imkanına sahiptir. Alacaklının zilyedindeki taşınır eşyanın veya kıymetli evrakın paraya çevirtilmesi için öncelikle borçluya, eğer taşınırın maliki üçüncü bir kişiyse ona bildirimde bulunmak suretiyle haber verilir. Bildirim yapıldıktan sonra borçlu veya üçüncü kişi borcu ödemez yahut borç için teminat göstermez ise hapis hakkı alacaklısı zilyetliğindeki taşınırı veya kıymetli evrakı paraya çevirtmek suretiyle alacağına kavuşur.
Uçakların ise taşınır mal hükümlerine tabi olduğunu ancak kanunda sayılan hapis hakkı şartlarının havayolu işletmecisi tarafından sağlanamadığından bahisle uçaklar üzerinde hapis hakkı kurulamamaktadır. Uçakların genel haciz yolu ile takibinin yapılarak icra müdürlüğü marifetiyle paraya çevrilmesi ardından alacaklı alacağına kavuşabilmektedir.
KAYNAKÇA
AYDIN AYBAY, HÜSEYIN HATEM I, Eşya Hukuku Dersleri, Vedat, İstanbul 2009.
BILGEHAN ÇETINER, Hapis Hakkı, 1. Bası, Seçkin, İstanbul 2010.
BÜLENT KÖPRÜLÜ, SELIM KANET I, Sınırlı Ayni Haklar, 2. Bası, Fakülteler Matbaası, İstanbul 1982-1983.
CEM DINAR, Hapis Hakkı, Vedat, İstanbul 2016.
EROL CANSEL, Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1961.
FERIT SAYMEN, HALID ELBIR, Türk Eşya Hukuku Dersler, Filiz, İstanbul 1963.
KEMAL OĞUZMAN, ÖZER SELIÇI, SAIBE OKTAY ÖZDEMIR, Eşya Hukuku, Filiz, İstanbul 2015.
SABIH ARKAN, Ticari İşletme Hukuku, 15. Bası, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Ankara 2011.
TURGUT AKINTÜRK, JALE G. AKIPEK, Eşya Hukuku, Yetkin, İstanbul 2009.
DİPNOT
1 Turgut Akıntürk / Jale G. Akipek, Eşya Hukuku, İstanbul, 2009, s. 857.
2 Bilgehan Çetiner, Hapis Hakkı, 1. Bası, İstanbul 2010, s. 31.
3 Aydın Aybay, Hüseyin Hatemi, Eşya Hukuku Dersleri, İstanbul 2009, s. 301.
4 Çetiner, Hapis Hakkı, s. 60.
5 Kemal Oğuzman / Özer Seliçi / Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, İstanbul 2015, s. 10.
6 Oğuzman / Seliçi / Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 807.
7 Bülent Köprülü / Selim Kaneti, Sınırlı Ayni Haklar, 2. Basım, İstanbul 1982-1983, s. 517.
8 Cem Dinar, Hapis Hakkı, İstanbul 2016, s. 37.
9 Oğuzman / Seliçi / Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 808.
10 Oğuzman / Seliçi / Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 809.
11 Çetiner, Hapis Hakkı, s. 77.
12 Oğuzman / Seliçi, Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 808.
13 Oğuzman / Seliçi, Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 1037.
14 Köprülü / Kaneti, Sınırlı Ayni Haklar, s. 520.
15 Köprülü, Kaneti, Sınırlı Ayni Haklar, s. 520.
16 Dinar, Hapis Hakkı, s. 51.
17 Ferit Saymen / Halid Elbir, Türk Eşya Hukuku Dersler, İstanbul 1963, s. 748.
18 Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, 15. Bası, Ankara 2011, s. 158.
19 Akıntürk / Akipek, Eşya Hukuku, s. 858.
20 Erol Cansel, Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, Ankara 1961, s. 84.
21 Cansel, Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, s. 84.
22 Oğuzman / Seliçi / Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 1039.
23 Saymen, Elbir, Türk Eşya Hukuku Dersler, s. 751.
24 Dinar, Hapis Hakkı, s. 65.
25 Dinar, Hapis Hakkı, s. 4.
26 Dinar, Hapis Hakkı, s. 69.
27 Çetiner, Hapis Hakkı, s. 110.
28 Dinar, Hapis Hakkı, s. 87.
29 Dinar, Hapis Hakkı, s. 89.
30 Cansel, Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, s. 96.
31 Cansel, Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, s. 96.
32 Oğuzman, Seliçi, Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 1040.
33 Akıntürk, Akipek, Eşya Hukuku, s. 864.
34 Dinar, Hapis Hakkı, s. 96.
35 Dinar, Hapis Hakkı, s. 100.
36 Cansel, Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, s. 100.
37 Çetiner, Hapis Hakkı, s. 140.
38 Dinar, Hapis Hakkı, s. 102.
39 Köprülü / Kaneti, Sınırlı Ayni Haklar, s. 527.
40 Oğuzman / Seliçi / Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, s. 51.








