ÖZET
2020 yılında dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk vakanın belirlenmesinden itibaren sosyal ve ekonomik alanları, bunlara bağlı olarak hukuk alanını etkiledi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19 salgını dünya genelinde ve ülkesel bazda seyahat ve dışarı çıkmaya ilişkin kısıtlamalar gibi önlemlerin alınmasına; tedarik süreçlerinin ve ödeme döngülerinin aksamasına yol açtı. Covid-19 sürecinin ekonomik yansımalarını karşı hukuka uygun bir şekilde önlem alma düşüncesi hukukçuları “mücbir sebep” olarak bilinen hukuki kurumu kullanmaya ve Covid-19 sürecini mücbir sebep olarak değerlendirmeye itti. Kişilerin ekonomik ilişkilerde birbirlerine ve idareye karşı olan yükümlülükleri açısından mücbir sebep kurumunun nasıl kullanılacağı ve sonuçlarının ne olacağı soruları ortaya çıktı. Bu soruların cevabı, Covid-19 sürecinden etkilenen her sektör için farklı değerlendirilebilir.
Bu çalışmada Covid-19 sürecinden kaynaklanan süre erteleme taleplerinin, 5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun (“YEK Kanunu”) kapsamında mücbir sebep olarak değerlendirilmesi, yükümlülüklerin ertelenmesi için idareye yapılan başvuruların niteliği ve bu başvuruların olası sonuçları ele alınacaktır.
I. GİRİŞ
2020 yılında dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk vakanın belirlenmesinden itibaren sosyal ve ekonomik alanları, bunlara bağlı olarak hukuk alanını etkiledi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19 salgını dünya genelinde ve ülkesel bazda seyahat ve dışarı çıkmaya ilişkin kısıtlamalar gibi önlemlerin alınmasına; tedarik süreçlerinin ve ödeme döngülerinin aksamasına yol açtı. Covid-19 sürecinin ekonomik yansımalarına karşı hukuka uygun bir şekilde önlem alma düşüncesi hukukçuları “mücbir sebep” olarak bilinen hukuki kurumu kullanmaya ve Covid-19 sürecini mücbir sebep olarak değerlendirmeye itti. Kişilerin ekonomik ilişkilerde birbirlerine ve idareye karşı olan yükümlülükleri açısından mücbir sebep kurumunun nasıl kullanılacağı ve sonuçlarının ne olacağı soruları ortaya çıktı. Bu soruların cevabı, Covid-19 sürecinden etkilenen her sektör için farklı değerlendirilebilir. Bu alanlardan bir tanesi bu çalışmada ele alınacak olan enerji sektörünün yenilenebilir enerji üretimine ilişkin olan kısmıdır. Bilindiği üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretimi için belirli bir teknik ve fiziksel donanım gerekmekte ve bu donanım, yurtiçi ve yurtdışından farklı aktörlerin tedarik süreçlerine dahil edilmesi ile mümkün olmaktadır. Ancak Covid-19 süreci ve Covid-19 sürecindeki tedbir amaçlı kısıtlamalar, tedarik süreçlerinin ve ödeme döngülerinin aksamasına; Covid-19 sürecinden önce belirli bir tarihe kadar yapılması gereken işlerin gerçekleştirilmesi için öngörülen planların sekteye uğramasına yol açmıştır. Bu çalışmada Covid-19 sürecinden kaynaklanan süre erteleme taleplerinin, YEK Kanunu kapsamında mücbir sebep olarak değerlendirilmesi, yükümlülüklerin ertelenmesi için idareye yapılan başvuruların niteliği ve bu başvuruların olası sonuçları ele alınacaktır.
II. TÜRK HUKUKU VE YEK KANUNU ÇERÇEVESİNDE MÜCBİR SEBEP DEĞERLENDİRMESİ
Mücbir sebepler her ne kadar 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) açıkça sayılmasa da, sözleşmeler bazında Türk hukuk doktrininde Türk Borçlar Kanunu’nun aşırı ifa güçlüğü başlıklı 138. maddesi nelerin mücbir sebep olabileceğine dair yol gösterici olabilmektedir. Bu açıdan, TBK’nın 138. maddesinde yer alan dört kritere göre mücbir sebebin mevcudiyetine göre değerlendirme yapılabilir.
Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun mevcut olması.
Bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması.
Bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi
Borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak borcunu ifa etmiş olması1.
Sözleşmeler hukuku kapsamında duruma ilişkin değerlendirme her ne kadar TBK’ya tabi olsa da, idarenin tabi olduğu mevzuat bakımından ayrı bir değerlendirme yapmak gerekecektir. Türk idare hukukunda, idarenin tabi olduğu tek bir mevzuat olmadığından, her bir idari otorite bakımından ayrı ayrı ele almak gerekebilir. Örneğin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda (“VUK”) mücbir sebepler madde 13’te mücbir sebepler:
Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;
Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;
Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;
Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısiyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması olarak sayılmıştır.
VUK’ta açık olarak sayılan durumların oluşması, vergi idaresince mücbir sebep olarak kabul edilebilecek ve vergi idaresinin kendi tabi olduğu idare normları çerçevesinde sonuçlar doğacaktır. Buna karşın YEK Kanunu çerçevesinde mücbir sebep sayılmamıştır. Bu durumda, kanunda bir boşluk olduğu ve kıyas yoluyla bu boşluğun doldurulabileceği ilk olarak akla gelse, Türk idare hukukunda kural olarak kıyas kabul edilmemektedir2. Ayrıca, kıyas yolu ile kanun boşluğu doldurulmak istense bile, Türk idare hukukuna hâkim olan ilkelerden idarenin yetkisizliğinin esas olması ilkesi3, hangi idarenin mücbir sebebin varlığını tespit edeceği sorusunu ortaya çıkarmaktadır.
III. MÜCBİR SEBEBE DAYANARAK YAPILAN ERTELEME TALEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ERTELEME TALEPLERİNİN SONUÇLARI
YEK Kanunu çerçevesinde, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması’nın (“YEKDEM”) 18/05/2005 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girmiş ya da girecek olan üretim tesislerine 10 yıl süre ile uygulanacağı düzenlenmişti. YEKDEM ile YEK Kanunu çerçevesindeki katılımcıların, YEK Kanunu’na ekli teşviklerden ve alım garantisinden yararlanacağını düzenlemektedir. Bu mekanizmada katılımcılar ile idare arasında özel hukuka tabi bir sözleşme ilişkisi kurulmamakta, katılımcılar salt YEK Kanunu’ndan doğan katılım haklarını kullanarak YEK Kanunu’nun tanıdığı haklardan faydalanmayı beklemektedirler. Olağan koşullarda, katılımcılar öngörebildikleri bu katılım süresini dikkate alarak hareket etmekte, yenilenebilir enerji üreten bir tesisin kurulması için gereken ciddi operasyonel ve finansal yüklerin altına YEK Kanunu’nu dikkate alarak devam etmekteydiler. Covid-19 süreci, yenilenebilir enerji üretim tesislerinin kurulması için gerekli bütün mühendislik, kurulum ve nakliye süreçlerini doğrudan olumsuz etkileyerek YEK Kanunu’nda belirtilen son işletmeye girme tarihlerinin kaçırılma riskini doğurmaktadır. Ancak yukarıda da değindiğimiz üzere, YEK Kanunu’nda mücbir sebep veya ertelemeye ilişkin herhangi bir hüküm olmaması öncelikle hangi idareye başvurulacağı sorununu ortaya çıkaracaktır. YEK Kanunu çerçevesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı’na (“Bakanlık”) başvurulabileceği düşünülse de her iki idarenin de ertelemeye ilişkin yetkisizliğinden dolayı erteleme taleplerini kabul etmeleri beklenemeyecektir.
IV. SONUÇ
Covid-19 salgınını YEKDEM’den yararlanma açısından bir mücbir sebep olarak idareye karşı öne sürülebilmesi için, ilgili idare ve YEKDEM’i hakim kanun olan YEK Kanunu özelinde bir değerlendirme yapmak gerekir. YEKDEM’den yararlanmaya ilişkin son tarihin ertelenmesine ilişkin taleplerinin değerlendirilmesi ve ertelemenin yapılması veya yapılmaması, idari bir işlem olacağı için idarenin kanundan aldığı yetkiyi kullanması gerekecektir.4 Ancak YEK Kanunu’nda YEKDEM’den yararlanmanın mücbir sebep nedeniyle ertelenmesine ilişkin EPDK’nın veya Bakanlık’ın yetkisi yer almamaktadır. Bu durumda, YEK Kanunu’nun 6. maddesine göre 31/12/2015 tarihinden sonra işletmeye girecek olan YEK belgeli üretim tesisleri için YEK Kanunu’na göre uygulanacak süreleri Cumhurbaşkanı belirlemeye yetkili olduğundan, ilgili sürenin belirlenmesi Cumhurbaşkanının kararı ile mümkün olabilecektir.
KAYNAKÇA
HALE ŞAHIN, Mücbir Sebep Nedeniyle Borcun İfa Edilememesi, Yetkin Yayıncılık.
OĞUZ SANCAKDAR, LALE BURCU ÖNÜT, ESER US, vd. İdare Hukuku El Kitabı, Seçkin Yayıncılık.
YÜCEL ORTAK, Danıştay Kararları Işığında İdari İşlemin Yetki Unsurları İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019.
CELALEDDIN KOÇ, İdari İşlemin Amaç Unsuru, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Bursa, 2019.
DİPNOT
1 Şahin, Hale, Mücbir Sebep Nedeniyle Borcun İfa Edilememesi, Yetkin Yayıncılık, s. 75.
2 Sancakdar, Oğuz/Önüt, Lale Burcu/ Us, Eser/ vd., İdare Hukuku El Kitabı, Seçkin Yayıncılık s. 286.
3 Ortak, Yücel, Danıştay Kararları Işığında İdari İşlemin Yetki Unsurları İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019, s.71.
4 Koç, Celaleddin, İdari İşlemin Amaç Unsuru, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Bursa, 2019, s. 81.








