ÖZET
Blockchain teknolojisi sayesinde oluşturulabilen akıllı sözleşmelerin Türk hukuku tahtında kurulumu, hüküm doğurması ve akıllı sözleşmelerin taraflarca icra edilebilirliğinin irdelendiği makalede, bu hususların anlaşılabilmesi için blockchain teknolojisinin ve bu teknolojik altyapı sayesinde oluşturulabilen akıllı sözleşmelerin kısa tarihçesi, özellikleri, çalışma prensipleri ve önemi anlatılmıştır. Bunların yanında Türk hukuku kapsamında sözleşmenin kurulması, sözleşmelerin hüküm ifade etmesi gibi konular açıklanarak, akıllı sözleşmeler ile bağlantısından bahsedilmiştir.
Dijitalleşme günümüzde her alanda kendini göstererek, iş yapış usullerini değiştirmektedir. Bu değişimler her bir sektörün en verimsiz veya riskli unsurlarını ortadan kaldırmaya yönelik güvenilir, hızlı, ucuz ve kaliteli dijital hizmetler sunularak sağlanmaktadır.
I. GİRİŞ
Dijitalleşme günümüzde her alanda kendini göstererek, iş yapış usullerini değiştirmektedir. Bu değişimler her bir sektörün en verimsiz veya riskli unsurlarını ortadan kaldırmaya yönelik güvenilir, hızlı, ucuz ve kaliteli dijital hizmetler sunularak sağlanmaktadır. Hukuki ürünlerin ve hizmetlerin de ortaya çıkartılması aşamalarında başvurulan birtakım teknolojiler zamanla geliştirilmiş ve kullanılagelmiştir. Ancak taraflar arasındaki hukuki bağları kuran sözleşmeler yakın bir geçmişe kadar ekseriyetle fiziki olarak yapılmıştır. Hukuk teknolojilerinin gelişme ivmesinin artması sonucunda, hukuki ürün/hizmetlerin en esaslılarından biri olan sözleşmelerin de hazırlanması ve icra edilmesi dijital platformlara taşınmaktadır.
İnternetin gelişmesi sonucunda kurulan internet siteleri vasıtasıyla yapılan alışverişlerde dijital sözleşmeler oluşturulsa da bu sözleşmelerin icrası hep güvenilir bir üçüncü kişi aracı vasıtasıyla yürütülmüştür. Ayrıca dünyadaki teknolojik gelişim sosyal ve ticari gelişimi de beraberinde getirmiş; ticari ilişkiler tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar genişlemiş, çeşitlenmiş ve karmaşıklaşmıştır. Bu noktada blockchain teknolojisinin bir parçası konumunda olan “akıllı sözleşmeler” ticari ve sosyal hayatın ihtiyaç duyduğu hızı ve güveni sağlayabilecek potansiyeli ihtiva etmesi sebebiyle ehemmiyet arz etmektedir. Akıllı sözleşme kavramını ilk kullanan Nick Szabo’nun “içerisinde tarafarın da taahhütlerini ifa ettiği bir vaat sistemi” olarak tanımladığı akıllı sözleşmeleri anlayabilmek için işbu makalede öncelikle bu sistemin çalışmasını sağlayan blockchain teknolojisinin çalışma prensipleri ve teknolojik imkanları irdelenmiştir. Bunun yanında mevcut hukuki yapı ve nosyon içerisinde sözleşmelerin kurulması ve geçerli olmasının temel şartları incelenmiş ve akıllı sözleşmelerin bu esasları sağlayıp sağlamadığı tetkik edilmiştir.
II . BLOCKCHAIN TEKNOLOJİSİ VE AKILLI SÖZLEŞMELER
A. Blockchaın teknolojisi
Blockchain teknolojisi şifrelenmiş halde verileri kayıt altına alan, merkezi bir müessese tarafından tutulmayan ve şifrelenmiş haldeki bütün bilgilerin sisteme dahil olan herkesle paylaşıldığı bir sicil niteliği taşımaktadır1. Blockchain teknolojisinin birçok şekilde tanımı yapılabilecek olsa da bu tanım blockchainin en temel özelliklerini açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre blockchain esasında kayıtların tutulduğu bir defter-i kebir, yani sicildir. Bu defter-i kebirde tutulan kayıtlar, blockchain sistemi üzerinden yapılan işlemlerdir. Yani bir bankanın, örneğin müşterilerinin para transfer işlemlerini kayıt alması gibi, blockchain sistemi de içerisindeki kullanıcılarının (Blockchain kullanıcılarına “Node” denmektedir.) her bir kriptopara transferi işlemini kayıt altına almaktadır. Ancak banka müşterilerinin kayıtları yalnızca bankalar tarafından tutulurken, blockchain sicili üzerindeki kayıtlar, yani Node’lar tarafından yapılan her bir para transferi işlemi, tek bir kurum/kuruluş tarafından değil, tüm Node’ların bilgisayarlarında, şifrelenmiş bir halde depolanmaktadır.
Blockchain teknolojisi, Google, Facebook vb. gibi bir uluslararası internet şirketi değil, internet teknolojisinin devamı niteliğindeki bir veri tabanıdır. Buna göre, 2009 yılında Bitcoin kripto para biriminin bulunması sonucunda ön plana çıkan blockchain teknolojisi, aslında internetin tarihi gelişiminin devamı niteliğindedir. 1972’de bulunan TCP/IP protokolü (transmission control protocol/internet protocol) kullanılmaya başlanmadan önce veri transferleri ancak her iki tarafta da bulunan önceden kurulmuş makineler aracılığıyla çevrimiçi bir şekilde yapılabiliyorken, TCP/IP verileri dijitalleştirilerek ve küçük parçalara/paketlere bölerek aktarmaya imkan sağlamış ve özellikle e-posta gönderimleri için kullanılmaya başlanmıştır. 1980’lerin sonundan itibaren büyük şirketler TCP/IP’yi kullanarak yerel özel ağlar oluşturmaya başlamış ve nihayet 1990’ların ortalarında, internetin (World Wide Web) gelmesiyle TCP/IP kamusal anlamda kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum bilginin kamusal anlamda değiş tokuşunu kolaylaştırmıştır2. İşte internet bilginin değiş tokuşunu sağlayan bir protokol sunarken, blockchain de sunduğu teknoloji ile, değer/para/mülk değiş tokuşunu sağlayan bir protokol sunmaktadır3. Örneğin, nasıl internetin yaygınlaşması sayesinde oluşan teknoloji şirketleri vasıtasıyla bilgi alışverişi kolaylaştıysa, blockchain teknolojisi kullanılarak üretilen Bitcoin ile değer (para) değiş tokuşunu, finans kuruluşlarına ihtiyaç duyulmaksızın yapılmasına imkan sağlamıştır.
Blockchain sisteminin beş (5) temel prensibi vardır: (i) dağıtık bir veri tabanı olması, (ii) aracıya ihtiyaç duymaksızın uçtan uca (peer-to-peer) iletim, (iii) anonim şeffaflık, (iv) kayıtların değiştirilemez olması ve (v) sayısal mantık.
Blockchain sistemi dağıtık bir veri tabanıdır. Bu veri tabanını diğerlerinden ayıran özellik, veriler ve işlem tarihçesi klasik veri tabanlarında merkezi bir yerde toplanırken blockchain sisteminde veri tabanının tüm kullanıcılarında depolanmaktadır.
Blockchain sistemi dağıtık bir veri tabanıdır. Bu veri tabanını diğerlerinden ayıran özellik, veriler ve işlem tarihçesi klasik veri tabanlarında merkezi bir yerde toplanırken blockchain sisteminde veri tabanının tüm kullanıcılarında depolanmaktadır. Böylelikle verileri toplayan merkezi bir otorite ortadan kalkmakta, ağa katılan herkes, birbiriyle bağlantı kurmakta ve işlemlerin geçerliliği de herkes tarafından tasdik edilmektedir4. Ayrıca blockchain sistemi üzerinden yapılan her bir işlem sistemdeki tüm Node’lar tarafından görülebilse de her bir Node’a ait otuz karakterin üzerindeki alfanumerik adresler işlemlerin anonim bir şeffaflıkta yapılmasına imkan tanımaktadır5. Bunların yanında blockchain teknolojisinin sunduğu en önemli özelliklerinden biri olarak, blockchain sistemi üzerinden yapılan bir işlem bir önceki işleme bağlandığından dolayı, veri tabanına ve Node’ların adreslerine ulaşan hiçbir kayıt değiştirilememektedir6. Bu durum blockchain teknolojisinin güvenirliliğinin en önemli unsurlarından birini teşkil etmektedir. Son olarak, blockchain veri tabanının dijital doğası, yani blockchaindeki işlemlerin sayısal bir mantık ile işliyor olması sayesinde Node’lar arasındaki işlemleri otomatik olarak tetikleyecek algoritmalar ve kurallar oluşturabileceklerdir. Bu sayede de otonom uygulamalar gelişebilecek ve pratik hayattaki işlemlerin hızı, verimliliği, ucuzluğu ve güvenirliliği artabilecek ve merkezi bir otoriteye bağımlılık ortadan kalkabilecektir.
Blockchain sistemi taraflar arasında yapılan işlemler, diğer işlemlerle birlikte gruplanarak dijital bloklara yazılır ve bu bloklara “hash” adı verilen bir kod belirlenir. Her bir blokun hash kodu kendine özeldir ve her bir blok kendinden önceki blokların hash kodunu da içerisinde barındırır7. Bu blokların uç uca eklenerek blockchain oluşturması; bu blockchainlerin işlemi yapan tarafların ve blockchain veri tabanında bulunan bütün kullanıcıların bilgisayarlarına ayrı ayrı güvenilir bir şekilde kaydedilmesini sağlamaktadır.
Blockchain siciline kaydedilen kayıtlar arasındaki tutarlılığı “konsensus protokolleri” temin etmektedir. Buna göre protokol, her bir Node’un aynı yeni bloku kendi kayıtlarına (yerel blockchainine) eklendiğinden emin olduğunda konsensüs kurulmaktadır. Aktörler de bu önceden belirlenmiş kuralları takip ederek sicillerini güncellemektedir8. En çok kullanılan protokol (Bitcoin ve Ethereum da dahil) proof-of-work protokolüdür. Bu protokole göre Node’ların %51’i tarafından onaylanan işlemler geçerli kabul edilmektedir. Anılan oranda onaya erişilebilmesi için sicile kayıtlı Node’ların her birinin yeni bloku bilgisayarına kaydetmesi gerektiğinden elektrik tüketimi artmaktadır. Ayrıca bu onay süreci sebebiyle işlemlerin blockchain veri tabanına kaydedilmesi uzun sürmektedir. Anılan teknolojik dezavantajları sebebiyle, alternatif protokoller geliştirilmeye başlanmıştır9.
B. Akıllı sözleşmeler
“Akıllı sözleşme” terimi ilk olarak Nick Szabo tarafından 1994 yılında kullanılmış ve “sözleşme hükümlerini icra eden bilgisayar işlemleri protokolü (computerized transactions protocol)” olarak tanımlanmıştır10. Akıllı sözleşmeler dijital platformlarda oluşturulan kendi kendine icra/ifa edilebilir hukuki kontratlardır. Bir diğer deyişle, sözleşme hüküm ve şartları bir akıllı sözleşme kodunun içine gömülüdür. Akıllı sözleşmeler blockchain altyapısında bulunan bilgisayar programları tarafından yönetilir11. İlk akıllı sözleşme sistemi Ethereum şirketi tarafından blockchain altyapısı üzerinde oluşturulmuştur. Bu sistemin teknik işleyişi, akıllı sözleşmelerin bilgisayar kodları olarak oluşturulması ve Ethereum blockchaini üzerinde depolanması şeklindedir12. Blockchain altyapısının kullanılıyor olması sebebiyle, blockchain altyapısının değiştirilemez olma, merkezi olmama, aracısız olma, uçtan uca olma (peer-to-peer), belli bir sayısal mantık içerisinde işleme, anonim şeffaflık içerisinde olması gibi imkanlarının hepsi akıllı sözleşmeler için de bir imkan oluşturmaktadır.
Akıllı sözleşmelerin yaşam döngüsü dört (4) aşamadan oluşmaktadır: oluşturulması, donması, icra edilmesi13 ve nihayete erdirilmesi. “Oluşturma” evresinde taraflar tıpkı klasik kontratlarda olduğu gibi müzakere edilen hüküm ve koşullara ilişkin taraflar arasında oluşan mutabakat koda yazılır. Ardından “donma” evresinde, hüküm ve koşulları içeren kodun konsensüs protokolü uyarınca zincire eklenmesi beklenir. Bu aşama aslında blockchain sisteminin çalışma prensibi olan, Node’ların ilgili kodu (işlemi) teyit etmesi için geçen süredir. “İcra” aşamasında kodda yazılı mutabakata göre sözleşme icra edilir ve “nihayete erdirme” aşaması ile de tamamlanan işlemler yeni bir veri olarak ilgili konsensüs protokolü uyarınca teyit edilir ve dağıtık defteri kebirde depolanır14.
Akıllı sözleşmeler klasik sözleşmelerden, kendi kendine icra edilebilir/ifa edilebilir (otonom) olma yönüyle farklılık göstermeye başlar. Akıllı sözleşmelerin otonom icra/ifa edilebilirliği sayesinde yapılan işlemlerin (i) bir insana veya bir kuruma duyulan güven üzerinden yapılmasına gerek kalmamakta, (ii) işlem maliyetleri düşmekte, (iii) karşı taraf riski ve (iv) yoruma bağlı belirsizlik azalmaktadır15. İşlemlerin insan veya kurum üzerinden yapılmasına gerek kalmaması, blockchain teknolojisinin değiştirilemez olması özelliğinden kaynaklanmakta; herhangi güvenilir bir aracı yerine güvenilir teknoloji sayesinde işlemler yapılabilmektedir. İşlem maliyetleri de aracıya ihtiyaç duyulmaması, işlemlerin otonom bir şekilde icra edilmesi sebebiyle takibinin yapılmasına gerek olmaması gibi sebeplerle düşmektedir. Akıllı sözleşmeler birbirini hiç tanımayan tarafların da birbirileriyle işlem yapabilmesini, otonom bir şekilde icra edilebilirliği sayesinde sağlamaktadır. Zira akıllı sözleşme koduna yazılan bir hükmün icrasının durdurulması, her iki tarafın da ilgili hükmün icrasının durdurulmasını ilişkin mutabakat sağlayarak yeni bir kod tesis edilmemesi durumunda, teknolojik olarak mümkün değildir. Bu otonom durum karşı tarafın yükümlülüklerini ifa etmemesi riskini ortadan kaldırmaktadır. Son olarak, akıllı sözleşmeler, klasik kontratlarda olduğu gibi tarafların yorumuna bağlı olarak icra edilmediğinden dolayı yükümlülüklere ilişkin belirsizlik ortadan kalkmakta ve tarafların vardıkları mutabakatı aynen uygulamaktadır.
Akıllı sözleşmeler yapay zeka mesabesinde bir akla sahip olmadığından, doğal lisanı anlayamamakta ve icra edilmesi gereken olayın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini teyit edememektedir. Bu sebeple “oracle”lara ihtiyaç duyulmaktadır. Bir yazılım, program veya insan olabilecek olan oracle’lar, yeterli makine zekâsı bulunmayan durumlarda gerçek dünya ile blockchain arasında köprü vazifesi görecektir16. Buna göre örneğin bir ödemenin yapılması için gerekli mal sevkiyatının gerçekleşip gerçekleşmediği veya yıldan yıla artan faiz oranları oracle’lar tarafından sisteme aktarılabilecektir.
Akıllı sözleşmelerin birçok avantajının ve imkanının yanında bazı eksiklikleri ve zayıf noktaları bulunmaktadır. Akıllı sözleşmelerin (i) değiştirilemez ve (ii) yorumlanamaz kodlar olması, (ii) anonim bir şeffaflık içerisinde yapılıyor olması, (iii) akıllı sözleşmelerin gizliliğinin tam anlamıyla sağlanmaması ve (iv) akıllı sözleşmelerin hukuka aykırı alışverişlerin/işlemlerin gerçekleşmesi için kullanılabilme ihtimali gibi hususlar akıllı sözleşmelerin zayıf noktalarını oluşturmaktadır17. Buna göre ilk olarak, blockchain teknolojisi sayesinde, akıllı sözleşmelerin bloklara işlenmesi durumunda bu kodun ve bu kod içerisindeki hüküm ve şartların değiştirilemeyecek olması akıllı sözleşme kodlarının tarafların iradesiyle ileride değiştirilmesini imkansız kılmaktadır. Bununla birlikte içeriği her somut olaya göre doldurulmaya muhtaç soyut kavramlar (örneğin; iyiniyet, makul talepler, elinden gelen gayret) akıllı sözleşmeler ile uygulanamayacaktır. Akıllı sözleşmelerin blockchain altyapısı üzerinde inşa edilen bir sistem olması sebebiyle, her bir işlem dağıtık sicile işlenecek ve tüm Node’lar bu işlemi görebilecektir. Her ne kadar bu işlemler rumuzlar arasında yapılıyor şeklinde gözükse de bu durum yeterli gizliliği sağlayamayabilecektir. Son olarak, akıllı sözleşmeler, herhangi bir aracı olmaksızın yapılabileceğinden, bu sözleşmeler ile hukuka aykırı (örneğin kumar borcu) alışverişler/ borçlanmalar, para transferleri gerçekleştirilebilecektir18. Bu noktalar, akıllı sözleşmelerin özellikle teknik anlamda zayıflıklar olup bu hususların giderilip giderilmemesi, akıllı sözleşmelerin kullanıcılar tarafından tercih edilip edilmemesi noktasında önem arz edecektir.
Türk hukukunda akıllı sözleşmelerin hukuki anlamdaki bir sözleşmenin şartlarını sağlayıp sağlamadığı, akıllı sözleşmelerin (ve bu sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülüklerin) ispat edilebilip edilememesi, akıllı sözleşmelerin ihlali durumunda ihlal eden tarafa karşı bir müeyyide uygulanıp uygulanamaması gibi hukuki hususlara verilecek cevaplar da kullanıcıların akıllı sözleşmelere duyacağı güven için belirleyici bir diğer faktör olacaktır.
III . TÜRK HUKUKUNDA SÖZLEŞMENİN KURULMASI VE GEÇERLİLİK ŞARTLARI
A. Genel Olarak
Sözleşmelerden doğan borçlar, diğer borçlar gibi dayanaklarını kanunlardan, özellikle de bireylere sözleşme serbestisi tanıyan Anayasa’nın 48. maddesinden ve daha özel olarak TBK’dan alırlar19. TBK’nın 1. maddesinin ilk fıkrasına göre, sözleşme tarafların karşılıklı ve birbirine uyan irade beyanı ile oluşan hukuki işlemler olarak tanımlamaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere bir sözleşmenin mevcudiyeti için gerekli birtakım şartlar söz konusudur. Bu şartlar; en az iki kişinin olması, karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması olmasıdır20.
B. Sözleşmelerin Kurulması
Sözleşmelerin kurulabilmesi için gereken irade beyanları niteliklerine göre tasnif edilmektedir. Bu tasnif işleminin sonucu olarak da beyan edenlere farklı yükümlülükler ve haklar tanınmıştır, bu nedenle de beyanların icap (öneri) yahut kabul olarak sınıflandırılması önem arz etmektedir21. Yukarıda belirtilen unsurlar (kurucu unsurlar) mevcut değilse hukuk düzeninde var olan bir sözleşmeden bahsedilemez; bir başka deyişle yokluk söz konusudur. Her ne kadar zaman önerinin belirlenmesinde kesin bir emare olmasa da önce olan bağlanma iradesine sahip beyanın öneri olduğu genel olarak doğru kabul edilmektedir22. Kabul ise sözleşmenin öneriye uygun olarak yapılması konusunda hemfikir olunması anlamına gelmektedir.
Beyanların birbirine uyup uymaması da sözleşmenin kurulması bakımından önem teşkil eder. Nitekim beyanların uygun olup olmadığında karşılıklı bir mutabakat söz konusu olduğunda bir sorun ortaya çıkmayacaktır ancak tarafların beyanların içeriği hakkında mutabık olmadığı durumlarda beyanların uygun olup olmadığı incelenmeye muhtaç bir konu olacaktır23. Tarafların iradelerinin sözleşmenin kurulmasına yönelik olup olmadığı ve sözleşme kurulmuş ise tarafların hangi hususlarda mutabık kaldığı konusu güven ilkesi dikkate alınarak tespit edilebilecektir. Bu noktada, tarafların irade beyanın yorumunda TBK’nın 2. maddesinde düzenlenen “Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır” hükmü esas alınacaktır.
C. Sözleşmelerin Hüküm İfade Etmesi İçin Aranan Şartlar (Geçerlilik Şartları)
1. Genel Şartlar
Sözleşmenin geçerli olması için aranan şartların bir kısmı tüm sözleşmeler, bir kısmı da belirli sözleşmeler için aranmaktadırlar. Tarafların ayırt etme gücüne sahip olmaları (TMK m. 15), sözleşmenin konusunun TBK m. 27’de sayıldığı üzere imkânsız olmaması24 ve emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmaması ve irade beyanlarının çeşitli nedenlerle sakat olmaması ve muvazaalı olmaması gerekmektedir.
2. Şekil Özgürlüğü
Bu şartlar arasında önem arz eden şartlardan biri ise şekil özgürlüğüdür. Nitekim TBK m. 12/I’de “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir” demekte ve bu fıkra aracılığıyla sözleşmelerin kural olarak şekle bağlı olmadıklarını söylemektedir. Bu kurala istisna olarak da bir sözleşme tipine yahut konusuna ilişkin şekil şartı getirilmesi belirlenmiştir. Bir sözleşmenin şekil şartına tabi tutulmasının faydaları ve zararları öğretide tartışılmış olsa da25, kanun koyucunun şekil konusunda bunca geniş bir serbesti tanıması bu serbestiye özel olarak bir önem atfedilmiş olması anlamına gelmektedir.
Şekil serbestisine tabi, yani kanun tarafından geçerli olması için şekil şartı öngörülmemiş bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için yukarıda bahsedilen şartların varlığı yeterli olacaktır. Bu durumda geçerli bir öneriye cevaben kabul beyanının gelmesi, söz konusu beyanların birbirlerine uyması ve tarafların ayırt etme gücüne sahip olmaları bu sözleşmeyi geçerli kılacaktır. Bu durumda TBK’nın dayandığı temellerden biri olan sözleşme özgürlüğünün tamamlayıcı unsurları arasında en önemli husus şekil serbestisi ve iradelerin uyuşması olacaktır.
IV . TÜRK HUKUKU’NA GÖRE AKILLI SÖZLEŞMELERİN KURULMASI VE HÜKÜM DOĞURMASI
Akıllı sözleşmelerin kurulması ve hüküm doğurması ile ilgili henüz herhangi özel bir mevzuat hükmü bulunmadığından Türk Hukuku kapsamında sözleşme kurulması ve hüküm doğurması ile ilgili genel hükümlere başvurmak gerekecektir.
A. Akıllı Sözleşmelerin Kurulması
Akıllı sözleşmelerin kurulması için tıpkı klasik sözleşmelerde olduğu gibi icap ve kabul aranması gerekecek ve irade beyanlarının birbiriyle uyuşması aranacaktır. Yukarıda da açıklandığı üzere, akıllı sözleşmelerin kurulması dört (4) aşamada gerçekleşmektedir. “Oluşturma” aşamasında tıpkı klasik sözleşmelerde olduğu gibi akıllı sözleşmelerde de taraflar karşılıklı müzakere ederek mutabakata varmaktadır. Ancak “taraflar kural olarak hazır bulunmayacakları için hazır olmayan kişiler arasında yapılan sözleşmeler söz konusu olacak ve bu sebeple de icabın irade beyanı niteliğiyle yapılması ve karşı tarafa varması hususlarının incelenmesi gerekecektir”26.
Node’lar özel anahtarıyla beyanlarını onayladıkları anda irade beyanının yapılmış sayılabilecek ve akıllı sözleşme kurulmuş olacaktır27.
B. Akıllı Sözleşmelerin Hüküm Doğurması (Geçerliliği)
“Oluşturma” aşamasının ardından “donma” aşamasında, blockchain sisteminde taraflar bir işlemi özel anahtarlarıyla onayladıktan sonra ilgili bloğun blockchain zincirine eklenmesi ve diğer Node’lar tarafından tasdik edilmesi gerektiğinden “irade beyanının karşı tarafa varması, sözleşmenin kurulması ve sözleşmenin hüküm doğurması aşamalarını birbirinden ayırmak gerekmektedir”28. Node’lar özel anahtarıyla beyanlarını onayladıkları anda irade beyanının yapılmış sayılabilecekken akıllı sözleşme yeni bloğun oluşma anında kurulmuş sayılacaktır29. Ancak bu noktada, akıllı sözleşme kodunun da içerisinde bulunduğu bloğun Node’ların %51’i tarafından tasdik edilmemesi halinde bloğun oluşup blok zincirine bağlanmaması durumu söz konusu olacak ve tarafların irade beyanlarıyla kurmak istedikleri akıllı sözleşme hüküm doğurmayabilecektir30. Belirtmek gerekir ki, tüm Node’ların %51’inin tasdiki proof-of-work protokolünde aran - maktadır. Bu bakımdan, kamusal blockchainler yerine özel blockchainler kullanılması veya halihazırda geliştirilmekte olan yeni protokoller ile anılan zayıflık ileride giderilebilecektir.
Akıllı sözleşmelerin kurulması ve hüküm doğurması ile ilgili işbu makalenin IV.A. başlığı altında sayılan evrelerden “oluşturma” ve “donma” aşaması önem arz etmekte olup; akıllı sözleşmelerdeki hüküm ve şartların uygulanması aşamaları önem arz edecektir.
Akıllı sözleşmeler vasıtasıyla, Türk hukukundaki şekil serbestisi kapsamında, özel olarak şekil şartı öngörülmemiş sözleşme tipleri haricindeki bütün sözleşmeler yapılabilecektir. Akıllı sözleşmelerin hüküm doğurması ile ilgili TMK ve TBK başta olmak üzere mevzuat tahtındaki şartları sağlaması gerekecektir.
a. Akıllı Sözleşme Taraflarının Hak ve Fiil Ehliyetlerinin Varlığı
Öncelikle belirtmek gerekir ki kural olarak ayırt etme gücüne sahip olmayan kimselerin fiilleri TMK’nın 15. maddesi uyarınca hukuki sonuç doğurmayacaktır. Benzer şekilde, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar da yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecek - tir. Buna göre sözleşmelerin kurulabilmesi için taraflarının bu şartları sağlıyor olmaları gerekecektir. Ancak blockchain siteminde Node’ların rumuzlarıyla (kendilerine özel sayısal numaralarla) işlem yapıyor olmaları ve bu rumuzların Node’ların hukuki kişiliklerinden bağımsız olarak herhangi bir aracının onayı olmaksızın alınabiliyor olması halinde, bu Node’un ilgili akıllı sözleşmeyi imzalama ve borç altına girme noktasında hak ve fiil ehliyetinin varlığının tespiti önem arz edecektir. Esasında sözleşme taraflarının hak ve fiil ehliyetine sahip olmaması klasik kontratlarda da karşılaşılabilecek bir hükümsüzlük durumu olabilecektir. Ancak bu hususun akıllı sözleşmeler bakımından önem arz etmesinin sebebi, akıllı sözleşmelerin, blockchain teknolojisi sayesinde (herhangi güvenilir bir aracıya ihtiyaç duymadan) birbirini hiç tanımayan ve bilmeyen taraflar arasında yapılmasının kolaylaşacak olması ve dolayısıyla akıllı sözleşmelerin tarafların hak veya fiil ehliyeti noksanlığı sebebiyle hükümsüz sayılması riskidir. Belirtmek gerekir ki, böyle bir durumun akıllı sözleşme kapsamındaki borçların ifa edilememesi ve ticari hayatın akışının bozulması sonucunu doğurması güçtür. Zira akıllı sözleşmeler otonom bir şekilde icra/ifa edilebilen sözleşmelerdir. Ancak, Türk hukuku bakımından böyle bir ehliyetsizlik durumunda yapılan akıllı sözleşmeler geçersiz olacaktır. Öte yandan blockchain ile gerçek hayat arasındaki köprü vazifesinde olacak oracle’ların tarafların hak ve fiil ehliyetlerini kontrol etmesi istenerek, akıllı sözleşmelerin ehliyetsiz kimselerce imzalanması engellenebilecektir.
b. Akıllı Sözleşmelerin Konusunun İmkânsız Olmaması ve Emredici Hükümlere, Ahlaka, Kamu Düzenine ve Kişilik Haklarına Aykırı Olması
Akıllı sözleşmenin konusunun TBK m. 27’de sayıldığı üzere imkânsız olmaması ve emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmaması gerekmektedir. Bu durumlar da oracle’lar sayesinde engellenebilecektir. Ancak, emredici hükümle - re, ahlaka ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden akıllı sözleşmelerin, otonom icrası/ifası durdurulamayan akıllı sözleşmelere konu olması, hukuken korunmak istenen değerlerin zedelenmesine sebebiyet verebilecektir.
c. Akıllı Sözleşme Taraflarının İradelerinin Sakat Olması
Akıllı sözleşmelerin geçerliliğinin, tarafların irade beyanlarının sakat olmaması açısından incelenmesi de faydalı olacaktır. Doktrinde, sözleşme taraflarından birinin yanılma, aldatma veya korkutma sonucu iradesinin sakatlanması durumunda sözleşmenin iptalini isteme hakkının, blockchain sistemindeki işlemlerin değiştirilemezliği ilkesi ile çelişki yarattığı belirtilmektedir31. Ancak belirtmek gerekir ki, akıllı sözleşme taraflarının irade sakatlıkları halinde konu uyuşmazlık çözüm mercilerine intikal ettirilebilecektir. İrade sakatlığının söz konusu olduğunun kanıtlanması, tıpkı klasik kontratlarda olduğu gibi iradesinin sakatlandığını iddia eden tarafça ispat edilecektir. Sonuç olarak bu mercilerin verecekleri kararlar neticesinde ilgili akıllı sözleşmedeki hüküm ve şartların ilgili mercii kararına uygun hale getirilebilmesi için yeni bir akıllı sözleşme oluşturulup bloğa eklenebilecektir. Bu bakımdan ilk akıllı sözleşme yine değiştirilmemiş olacak ancak yeni bir tane ile tadil edilerek, iptal edilen sözleşme kapsamında yapılan otonom ifalar yine otonom olarak aynen geri alınabilecektir. Bu noktada, uyuşmazlık çözüm mercilerinin kararlarının blockchain sisteminde uygulanmasını Oracle’lar yerine getirebilecektir32.
V. SONUÇ
Tarafların iradelerinin bir bilgisayar kodu üzerine yazıldığı akıllı sözleşmelerin kurulması ile hüküm ifade etmesi, bu sözleşmelerin kullandığı blockchain teknolojisinin çalışma usulü sebebiyle farklı zamanlarda gerçekleşmektedir. Sözleşme kurulduktan sonra hüküm ifade edene kadar geçen sürede akıllı sözleşme kapsamındaki hak ve yükümlülükler donmuş vaziyette olacaktır. İlgili akıllı sözleşmenin bloğa yazılması ile sözleşme blockchain ağına katılmış olacaktır. Bir diğer deyişle artık akıllı sözleşmede belirlenen yükümlülükler, yine bu sözleşmedeki hüküm ve koşullara uygun olarak ifa edilmeye başlayacaktır.
Akıllı sözleşmelerin geçerliliği ve icra edilebilirliğine ilişkin halihazırdaki hukuki mütalaalar TBK ve TMK kapsamındaki genel hukuk kaidelerine göre verilmekte olup henüz konuyla ilgili özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple akıllı sözleşmelerin icra edilebilirliği ve geçerliliğine ilişkin hukuki bir çerçeve henüz oturtulmuş değildir.
Blockchain teknolojisi merkezi bir aracıya bağlı olmadığından, bu teknoloji ile üretilen akıllı sözleşmelerin gereği gibi icra edilmesi, yani tarafların yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğinden emin olunması gerekecektir. Bu noktada tarafların teknolojiye olan güvenlerinin yanında bu teknolojinin dış dünya ile ilgili olarak beslendiği kaynakların da güvenilir olması elzemdir. Ayrıca akıllı sözleşmelerin değiştirilemez, kendi kendine icra edilen (otonom) sözleşmeler olduğu dikkate alındığında, bir sözleşmenin genel hukuk düzeni içerisinde icrasının çeşitli sebeplerle askıya alınmak istenmesi durumunda bunun nasıl mümkün olacağı hususu akıllı sözleşmelere ilişkin en ciddi endişelerdir.
KAYNAKÇA
AHMET KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2019
CARDOZO BLOCKCHAIN PROJECT. (2018). Smart Contracts & Legal Enforceability. Research Report#2.
EZGI ELIFE PILAVCI, “The Regulation of Smart Contracts: Law, Governance and Practice”, İstanbul Bilgi Üniversitesi
KEMAL OĞUZMAN/TURGUT ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt – 1, İstanbul 2018
MARCO IANSITI VE KARIM R. LAKHANI, “The Truth About Blockchain”, Harvard Business Review, OcakŞubat 2017: https://hbr.org/2017/01/the-truth-aboutblockchain?referral=03758&cm_vc=rr_item_page.top_right (Erişim Tarihi, 08.03.2020)
MESUT SERDAR ÇEKIN, “Borçlar Hukuku ile Veri Koruma Hukuku Açısından Blockchain Teknolojisi ve Akıllı Sözleşmeler: Hukuk Düzenimizde Bir Paradigma Değişimine Gerek Var Mı?”, İstanbul Hukuk Mecmuası, İstanbul Haziran 2019
MICHELE FINCK, Blockchain Regulation and Governance in Europe, 1. Baskı, Munich 2019, s.10,
NICK SZABO, “Smart Contracts”, 1994: http://www.fon.hum.uva.nl/rob/Courses/ InformationInSpeech/CDROM/Literature/ LOTwinterschool2006/szabo.best.vwh.net/smart.contracts. html (Erişim Tarihi, 08.03.2020)
PRIMAVERA DE FILIPPI VE AARON WRIGHT, Blockchain and the Law: The Rule of Code, 3. Baskı, 2018
DİPNOT
1 Mesut Serdar Çekin, “Borçlar Hukuku ile Veri Koruma Hukuku Açısından Blockchain Teknolojisi ve Akıllı Sözleşmeler: Hukuk Düzenimizde Bir Paradigma Değişimine Gerek Var Mı?”, İstanbul Hukuk Mecmuası, İstanbul Haziran 2019, s.323
2 Marco Iansiti ve Karim R. Lakhani, “The Truth About Blockchain”, Harvard Business Review, Ocak-Şubat 2017: https://hbr. org/2017/01/the-truth-about-blockchain?referral=03758&cm_vc=rr_ item_page.top_right (Erişim Tarihi, 08.03.2020)
3 Michele Finck, Blockchain Regulation and Governance in Europe, 1. Baskı, Munich 2019, s.10
4 Çekin s.320 5 Iansiti/Lakhan
6 Iansiti/Lakhani
7 Cardozo Blockchain Project. (2018). Smart Contracts & Legal Enforceability. Research Report#2. s.2
8 Finck, s.21
9 Finck, s.21
10 Nick Szabo, “Smart Contracts”, 1994: http://www.fon.hum.uva.nl/ rob/Courses/InformationInSpeech/ CDROM/Literature/LOTwinterschool2006/szabo.best.vwh.net/ smart.contracts.html (Erişim Tarihi, 08.03.2020)
11 Ezgi Elife Pilavcı, “The Regulation of Smart Contracts: Law, Governance and Practice”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü Bilişim ve Teknoloji Hukuku Yüksek Lisans Programı, İstanbul 2019, s.4
12 Pilavcı s.5
13 Finck, s.26
14 Finck s.26
15 Finck s.25
16 Finck s.25
17 Primavera De Filippi ve Aaron Wright, Blockchain and the Law: The Rule of Code, 3. Baskı, 2018, s.83
18 Filippi/Wright s.86
19 Kemal Oğuzman/Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt – 1, İstanbul 2018, s. 24
20 Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2019, s. 84
21 Kılıçoğlu s.84
22 Oğuzman/Öz s.50; Kılıçoğlu s.84
23 Oğuzman/Öz s.69
24 Oğuzman/Öz s.90
25 Oğuzman/Öz s.140; Kılıçoğlu s.144
26 Çekin s. 325
27 Çekin s. 326
28 Çekin s. 325
29 Çekin s. 326
30 Çekin s. 326
31 Çekin s.327
32 Filippi/Wright s.85








