ÖZET
Bu makalede sözleşmelerin yürürlüğe girmesi ve sona ermesini etkileyen faktörlerden olan ‘geciktirici koşul ’ ile ‘bozucu koşul ’ kavramlarının genel olarak tanımları yapılarak, bu kavramların sözleşmeyi hangi yönlerden ve ne şekillerde etkilediği açıklanmış olup ve bunun yanında hangi istisnai durumlarda bu koşulların konamayacağı ve kanun koyucunun koruyucu hükümlerine değinilerek konu tüm hatlarıyla ele alınmıştır.
I. GİRİŞ
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun Dördüncü Bölüm İkinci Ayrım’ında “Koşullar” başlığı altında koşula bağlı borçlar düzenlenmektedir. Bu düzenleme uyarınca koşula bağlı olarak doğabilecek temel iki adet borç tipi bulunmaktadır: Bu borç tiplerinden ilki olan bozucu koşul, 6098 sayılı kanunun 173. Maddesinde, “Sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılan sözleşme, bozucu koşula bağlanmış olur. Bozucu koşula bağlanmış sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan kalkar. Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme, geçmişe etkili olmaz.” şeklinde hüküm altına alınır. Madde hükmü, sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olgunun varlığına bırakılan sözleşmenin, bozucu koşula bağlı olduğunu tespit eder. Buna göre, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği önceden bilinmeyen bu olgu meydana geldiğinde sözleşme sona erer. Bozucu koşula bağlanmış sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan kalkar. Koşula bağlı olan hükümler koşul gerçekleşmeden önce, normal bir sözleşme gibi kurulmakla yürürlüğe girer ve koşul gerçekleşene kadar yürürlükte kalır. Bu makalede geciktirici ve bozucu koşul kavramları ayrı ayrı ele alınacak olup, taliki ve infisahi hallerin mevzuatımız uyarınca nasıl ele alındığı, işbu hükümler çerçevesinde mevcut yasaklar ve koruyucu hükümler, işbu hükümlerin sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve sona ermesine etkileri konu ile ilişkili Yargıtay kararları da incelenerek tartışılacaktır. Belirtilmesi gereken son bir husus ise 11.01.2011 kabul tarihli Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmeden önce hem mevzuat hem de doktrin çerçevesinde işbu bozucu ve geciktirici koşul hükümleri “geciktirici ve bozucu şart” olarak ele alınmakta olup mevzuat değişikliği sonrası “şart” ifadesi yerini “koşul” ifadesine bırakmıştır. Ancak bazı açıklamalara ve görüşlere yer vermek adına işbu makalenin hususi noktalarında “şart” kavramına da değinilecektir.
II. GECİKTİRİ VE BOZUCU KOŞUL
A. Koşul Kavramı
Şart, sözleşme serbestisi çerçevesinde, taraflara sözleşme şartlarının gelecekteki bilinmeyen olgulara uyarlanması imkânını verir1. Şart sayesinde, gelecekteki bilinmeyen olgulara göre, sözleşme ya hüküm ifade etmeye başlar ya da hükmünü yitirir. Şart, sözleşmenin tamamını kapsayabileceği gibi, yalnızca belirli hükümleri için de öngörülebilir. 6098 sayılı Kanun’un sisteminde, şart kavramını ikili bir ayrımla ele almak mümkündür:
1. Geciktirici (Taliki) Koşul
Tarafların, sözleşmenin tümünün veya bir kısmının hüküm doğurmasını ilerideki bir olgunun gerçekleşmesine veya gerçekleşmemesine bağladığı hallerde geciktirici koşul söz konusudur2. Bu durumda sözleşme varlığını sürdürür, ama koşulun gerçekleşmesi üzerine hüküm ifade eder. Koşula bağlı borçlandırıcı işlemlerde koşul gerçekleşmeden borç doğmaz ve henüz doğmamış borcun ifası istenemez3. Koşul gerçekleşene kadar tarafların yapılan sözleşmeyle bağlı olduğu bir askı dönemi söz konusu olur. Taraf hakkın sahibidir, ancak bu hakkı, diğer tarafın koşulu bekleme hakkıyla sınırlıdır4. TBK madde 175’te ayrıca dürüstlük kuralına ilişkin de bir düzenleme bulunmaktadır: Taraflardan biri dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde koşulun gerçekleşmesine engel olursa koşul gerçekleşmiş sayılacağı gibi diğer bir yandan taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılacaktır5.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi geciktirici koşula ilişkin olarak; “Sözleşme yukarıdaki bedellerin tamamının ödenmesi, depozitonun verilmesi ve kiralayanın imzası ile geçerlilik kazanır' hükmü konulmuştur. Anılan madde hükmü davacı kiralayanın haklarını koruyan taliki şart niteliğindedir. Davalı, anılan maddede yazılı yükümlülükleri yerine getirdiğini buna rağmen davacı kiralayan tarafından kabul edilmediğini kanıtlayamamıştır. Bu durumda, davalı kiracı iyi niyet kuralına aykırı olarak anılan maddede yazılı yükümlülükleri yerine getirmediğinden Borçlar Kanununun 154. maddesi hükmü uyarınca taliki şartın gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Davacı kiralayan da, anılan maddede yazılı haklarını saklı tutarak kiralananı kullanıma hazır bulundurduğu süre içerisinde kira bedelini talep edebilir.” şeklinde karar vermiştir6.
Geciktirici koşula ilişkin olarak Borçlar Kanunu madde 171/1 borçluyu bir yükümlülük altına sokmaktadır. İlgili madde uyarınca koşul gerçekleşinceye kadar borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür. Aynı maddenin 3. Fıkrası ise aşağıda ele alınacak olan bozucu koşula da kıyasen uygulanan bir düzenlemedir; Kanun Koyucu bu sefer akdin hem alacaklı hem de borçlu tarafını kapsayacak şekilde koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarrufları, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz saymıştır.
2. Bozucu (İnfisahi) Koşul
Bozucu koşula bağlı sözleşmeler tıpkı koşula bağlı olmayan sözleşmeler gibi kurulur ve kurulmakla hüküm ifade eder7. Koşul gerçekleşinceye kadar, bozucu koşula bağlı sözleşmeler kurulu bir sözleşmenin normal sonuçlarını doğurur8.
Bozucu Koşula bağlı borçlandırıcı işlemde borç işlemin yapılmasıyla doğar, muaccel olur, alacaklı tarafından borcun ifası istenebilir, borçlu ifaya zorlanabilir ve zamanaşımı işlemeye başlar9.
Bozucu koşula bağlı tasarruf işlemlerinde ise koşul gerçekleşince ayni etki kendiliğinden doğar. Böylece, sözleşme hükmünü yitirince devredilen haklar devreden tarafa geri döner, sona ermiş olanlar ise yeniden doğar10. İbra veya alacağın devri gibi tasarruf işlemleri de bozucu koşula bağlanabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşince ibra edilen borç canlanır, devredilen alacak eski sahibine geri döner11.
Bozucu koşulda da koşul gerçekleşene kadar bir askı dönemi söz konusudur. Geciktirici koşulda farklı olarak, burada askı dönemi sözleşmenin hüküm doğurmasıyla değil, yürürlüğünün devam etmeyecek olmasıyla ilgilidir12. Yani, bozucu koşul gerçekleşince koşula bağlı sözleşme hükmünü yitirir. Bunun için bir ihtar ya da bildirim gerekmediği gibi, tarafların koşulun gerçekleştiğinden haberdar olup olmaması dahi önemsizdir13.
Taraflar koşulun belirli bir süre içinde gerçekleşmesi konusunda ayrıca anlaşmamışlarsa, dürüstlük kuralına aykırı olarak hakkın kötüye kullanılması söz konusu olmadıkça bozucu koşul için kanunda bir süre öngörülmemiştir14. Kanun, koşulun gerçekleşmesinin, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça ileriye etkili olarak sonuç doğuracağını belirtmiştir. Sürekli borç ilişkisi niteliği taşıyan bozucu koşula bağlı sözleşmelerde koşul gerçekleşince, koşul gerçekleşmeden önce yerine getirilmiş edimler hükümsüz hale gelmez.15 Bozucu koşula bağlı ani edimli sözleşmelerdeyse koşulun geçmişe etkili olacağı kabul edilir16. Bu sözleşmelerde koşul gerçekleşince, yerine getirilen edimlerin iadesi gerekir, aksi takdirde sözleşmenin bozucu koşula bağlanmış olmasının pratik bir önemi kalmaz17.
Koşul gerçekleşmeden önce bozucu koşulun hükümlerine etki eden tasarruflar yapılmışsa, geciktirici koşul için öngörülen TBK 171/3 hükmü kıyasen bozucu koşul için de uygulanarak, yukarıda değinildiği üzere bu tasarrufların da geçersizliği ileri sürülebilir, meğerki iyi niyetli kişilerin edinimleri bu geçersizlikten etkilenmesin18. Bu hükümle, koşul gerçekleşene kadar tasarruf işleminin bir hükmü olmayacağından dolayı, lehine tasarruf işlemi yapılan tarafın düştüğü elverişsiz durumun giderilmesi amaçlanır19. Ancak bu hüküm borçlandırıcı işlemlere uygulanmaz20.
Tıpkı geciktirici koşulda olduğu gibi bozucu koşulda da, taraflardan biri dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde koşulun gerçekleşmesine engel olursa koşul gerçekleşmiş sayılır ayrıca yine yukarıda da değinildiği üzere taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlar ise, koşul yine gerçekleşmemiş sayılacaktır.( TBK 175).
Bir koşulun geciktirici mi, bozucu mu olduğunun anlaşılamadığı hallerde sözleşmenin yorumlanması gerekir. Bu konuda tarafların iradesi ve sözleşmenin ruhu dikkate alınarak yapılan yorum önem taşır. Güven teorisi esas alınarak yapılacak yorumda, şüpheye düşülürse koşulun borçlu lehine olan geciktirici koşul olduğu kabul edilir21.
Güven teorisi esas alınarak yapılacak olan yorumda, bir irade beyanının anlamı tespit edilirken, muhatabın somut olayın şartları ve tüm özellikleri çerçevesinde bildiği veya bilmesi beklenen bütün unsurları değerlendirerek dürüstlük kuralı doğrultusunda vermesi gereken anlam esas alınır22. Böylece hem muhatap olan tarafın bu anlama güveni, hem de beyanda bulunanın bu anlama gelecek tarzda yaptığı beyanına başka bir anlam verilmeyeceğine dair güveni korunmuş olur23.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de geciktirici (erteleyici) ve bozucu koşulu; “Şarta bağlı borçlar, TBK' nun 170-176. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Şart, bir sözleşmenin varlığının veya hukuki sonuçlarının gerçekleşeceği kesin olmayan gelecekteki bir olaya bağlanmasıdır. Türk Borçlar Kanununda erteleyici (taliki) ve bozucu (infisahi) olmak üzere iki türlü şart düzenlenmiştir. Şayet sözleşmenin hukuki sonuçlarının doğması şarta bağlanmışsa erteleyici (taliki) şart, sona ermesi şarta bağlanmışsa bozucu "infisahi" şart söz konusu olur. Şartın gerçekleşmesi tarafların iradesine, taraflarla birlikte üçüncü şahsın iradesine veya dış olaylara bağlanabilir. Erteleyici şarta bağlı sözleşme, şartın gerçekleşmesinden önce tarafları bağlar. Ancak sözleşmenin sonuçları şartın gerçekleşmesiyle birlikte doğar. Şart gerçekleşinceye kadar sözleşme hükümleri askıda olup, alacaklının ifayı isteme hakkı, borçlunun da ifa yükümlülüğü yoktur.” şeklinde tanımlamıştır24.
B. Koşul Yasağı
6098 sayılı Kanun sisteminde bazı işlemlerin koşula bağlı yapılması yasaklanmıştır. Kişiler hukukuna ve aile hukukuna ilişkin bazı işlemler ile eşya hukukunda taşınmazlarda tapu siciline yapılan tescil ve şerh işlemleri, borçlar hukukunda yenilik doğuran işlemler, ipotekli borç senedi ve irat senedinin kurulması işlemleri koşula bağlı olarak yapılamaz25.
Buna örnek olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun; “Bu çerçevede belirlilik ( muayyenlik ) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Öztan'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir ( Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. b., Ankara 1997, s.451 ). Nitekim Türk Ticaret Kanunu'nun 777. maddesi zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığını belirttikten sonra vade, keşide ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Avizo, bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır.” şeklindeki kararı verilebilir26.
Yasak olduğu halde koşula bağlanmış bir işlem söz konusuysa ne olacağı bir kurala bağlı değildir. Geciktirici koşulla bağlı işlemlerde taraflar koşul gerçekleşmeden sonucun doğmasını istemediğinden, işlemin tümüyle geçersiz sayılması gerekir27.
Yasağa rağmen bozucu koşula bağlanmış bir işlem bakımından aynı açıklama söz konusu değildir. Çünkü tarafların koşul olmaksızın da sözleşmeyi geçerli tutmaya yönelik bir farazi irade taşıdığı peşinen söylenemez28.
C. Koruyucu Hükümler
6098 sayılı Kanun sisteminde, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma ya da yapmama eylemini sağlamaya yönelik olarak düzenlenen bir koşul söz konusuysa, bu koşula bağlı olan işlemin tamamı kesin hükümsüzdür29.
İmkânsız koşullar bakımından, asla gerçekleşmeyecek bir olgu geciktirici koşul olarak düzenlenmişse tüm işlem geçersizdir30. Ölü bir kimsenin dirilmesi, zaman makinesi gibi gerçek dışı olgular işbu bahsi geçen imkansız koşullara örnek teşkil edebilir. Ancak bozucu koşul olarak düzenlenmişse işlem sanki koşul hiç yokmuş gibi geçerliliğini koruyacaktır31.
Anlamsız veya başkalarını rahatsız edecek nitelikteki koşullar bakımından, ölüme bağlı tasarruflar istisna olmak üzere özel bir düzenleme yoktur. Bu durumda, bu koşullar geçerliliğini korur32. Ancak, böyle bir koşul karşısında iradenin olmadığı, bir latife beyanının söz konusu olduğu ileri sürülebilir33.
III. SONUÇ
Türk Borçlar Kanunu tahtında koşul kavramı, taraflara sözleşme koşullarının gelecekteki bilinmeyen olgulara uyarlanması imkânını verir. Koşul kavramını ikili bir ayrımla ele almak mümkündür: Tarafların, sözleşmenin tümünün veya bir kısmının hüküm doğurmasını ilerideki bir olgunun gerçekleşmesine veya gerçekleşmemesine bağladığı hallerde geciktirici koşul söz konusuyken, ilerideki olguya bağlanan sonucun sözleşmenin yürürlüğünün sona ermesi olduğu hallerde bozucu koşul söz konusu olur. Bozucu koşula bağlı sözleşme, koşulun gerçekleşmesiyle hükmünü yitirir. Koşul gerçekleşene kadar bir askı dönemi söz konusudur. Askı dönemi bittiğinde sözleşmenin yürürlüğü devam etmez. Koşulun gerçekleşmesi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça ileriye etkili olarak sonuç doğurur. Bunun istisnası, bozucu koşula bağlı ani edimli sözleşmelerdir. Bu durumda koşul gerçekleşince yerine getirilen edimler iade edilir. Bir koşulun geciktirici mi, bozucu mu olduğunun anlaşılamadığı hallerde sözleşme güven prensibi uyarınca yorumlanır. Bu konuda tarafların iradesi ve sözleşmenin ruhu dikkate alınır. Yorumlama sonucunda şüpheye düşülürse, borçlu lehine olan geciktirici koşul olduğu kabul edilir.
KAYNAKÇA
Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 18. Baskı, Ankara 2015.
Kemal Oğuzman ve Turgut Öz, Borçlar Hukuku, II, 10. Baskı, İstanbul 2013.
Selahattin Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Haluk Burcuoğlu ve Atilla Altop, Borçlar Hukuku, 7. Baskı, İstanbul 1993.
Kemal Oğuzman ve Nami Barlas, Medeni Hukuk, 22. Bası, İstanbul 2016.
Ali Şafak, Alacağın Temliki, Ankara 2017.
.
Bilgehan Çetiner, Yeni Türk Borçlar Kanunu’nda Yarar ve Hasarın İntikali ile Satıcının Ayıptan Sorumluluğuna İlişkin Hükümlerin Değerlendirilmesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C:LXVII,S:1/2,2009.
Esra Hansu, Satım Sözleşmesinde Hasarın Geçişi, 1.Baskı, İstanbul 2017.
İsmail Yılmaz Aslan, Rekabet Hukuku,1.Baskı, Bursa 2017.
Jale Akipek, Türk Eşya Hukuku, Ayni Haklar, Ankara,1972.
Nurşen Ayiter, Eşya Hukuku, Ankara,1983.
Özcan Günergök, Alacağın Devrinde Borçlunun Hukuki Durumu, İstanbul 2014.
Reha Poroy - Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2010.
Serkan Ayan, Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu, Ankara 2013.
Yargıtay 14. H.D., T. 07.12.2010, E. 2010/11007, K. 2010/13618.
Yargıtay 13. , H.D., T. 22.02.2016, E. 2015/2709, K. 2016/5165.
Yargıtay HGK, T. 07.06.2017, E. 2017/12-330, K. 2017/1088.
DİPNOT
1 Eren, Fikret: Borçlar Hukuku, 18.Bası, Ankara 2015, s.1161-2 “Şart, taraf iradesinin etki alanını genişletmeye yarayan hukuki bir kurumdur. Şarta bağla bağlı borç ve işlem kurma yetkisinin temelini irade özerkliği ve sözleşme özgürlüğünde aramak gerekir.”
2 Oğuzman, Kemal ve Turgut Öz: Borçlar Hukuku, II, 10.B., İstanbul 2013, s.498.
3 Oğuzman/Öz, s.506.
4 Eren, s.1175 “Şartın gerçekleşmesinden önceki devrede (askı döneminde) tasarruf eden, şartlı tasarruf işleminin konusunu oluşturan hakkın henüz sahibi olmakla birlikte, onun bu hakkı, alacaklı veya devralanın bekleme hakkıyla sınırlı ve kısıtlıdır. Tasarrufta bulunan, şartın gerçekleşme ihtimalini göz önünde tutarak söz konusu haklar üzerinde yapacağı sonraki tasarruflarda dikkatli olmak zorundadır.”
5 Eren, s.1178.
6 Yargıtay 14. H.D. T. 07.12.2010, E. 2010/11007, K. 2010/13618.
7 Oğuzman, s.514.
8 Gürgen, Orhan: Şarta Bağlı Özel Hukuk İşlemlerinin Vergilendirilmesi, Yaklaşım Hukuk, İstanbul 2012.
9 Oğuzman, s.514.
10 Eren, s.1177 “Bozucu şarta bağlı tasarruf işlemlerinde şartın gerçekleşmesi ayni sonuçlar doğurur. Daha önce devredilmiş olan mülkiyet ve alacak hakkı hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden tekrar devredene geçer, başka bir deyişle hak geri döner; şartlı olarak ibra edilen borç kendiliğinden tekrar doğar.”
11 Oğuzman, s.517.
12 Eren, s.1175.
13 Oğuzman, s.514.
14 Oğuzman, s.515.
15 Eren, s.1178.
16 Oğuzman, s.516, dipnot 374.
17 Eren, s.1178.
18 Oğuzman, s.517.
19 Oğuzman, s.508.
20 Tekinay, Selahattin Sulhi, Sermet Akman, Haluk Burcuoğlu ve Atilla Altop: Borçlar Hukuku, 7.B., İstanbul 1993, s.334 “Mesela size şarta bağlı olarak satıp henüz teslim etmediğim malı, şart gerçekleşmeden önce, bir başkasına satar ve teslim edersem, mülkiyet bu yeni alıcıya kayıtsız şartsız geçmiş olur; sonradan sizin lehinizdeki şart gerçekleşmiş olsa bile, başkası lehinde yapmış bulunduğum bu tasarruf işlemi tamamen geçerli olarak kalır.”
21 Eren, s.1172.
22 Oğuzman, Kemal ve Nami Barlas: Medeni Hukuk, 22.Bası, İstanbul 2016, s.296.
23 Oğuzman ve Barlas, s.297.
24 Yargıtay 13. H.D. T. 22.02.2016, E. 2015/2709, K. 2016/5165.
25 Eren, s.1167.
26 Yargıtay HGK, T. 07.06.2017, E. 2017/12-330, K. 2017/1088.
27 Oğuzman, s.502.
28 Oğuzman, s.502.
29 Eren, s.1168.
30 Oğuzman, s.503.
31 Eren, s.1168.
32 Eren, s.1169.
33 Oğuzman, s.504.








