Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Türk Hukukunda Nükleer Santral İşletenin Sorumluluğu

2018 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Türk Hukukunda Nükleer Santral İşletenin Sorumluluğu

Energy
2018
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Çağımızda nükleer enerji, askeri ve sivil pek çok alanda kullanılmaktadır. Ancak bu yaygın kullanım alanı, onu yüzyılın kirleticileri ve dolayısıyla sorumluluk sebepleri arasına da sokmuştur. Zira faydaları sayılamayacak kadar çok olan bu tesislerin, riskin gerçekleşmesi halinde verebilecekleri zararlar da o derece yüksektir1. Türkiye, nükleer santral işletenleri de kapsayacak şekilde nükleer tesis işletenler bakımından özel bir kusursuz sorumluluk rejimi öngören 29 Temmuz 1960 tarihinde imzaladığı, Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Şahıslara Karşı Hukuki Sorumluluğa İlişkin Paris Sözleşmesi’nin (“Paris Sözleşmesi”) tarafıdır. Henüz Türk hukuku bakımından yürürlüğe girmemiş olmakla birlikte Paris Sözleşmesi 2004 yılında Ek Protokol ile önemli değişikliklere tabi tutulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”)’nun2 71. maddesi ile ise Türk hukukunda ilk defa genel bir hüküm ile tehlike sorumluluğu düzenlenmiştir3. Nükleer santral işletenin sorumluluğu da tehlike sorumluluğu kapsamına girmektedir. İşletenin kusursuz olarak sorumlu olduğu bu konuda, ödenecek tazminat miktarı Paris Sözleşmesi ile sınırlandırılmıştır. 

I. GİRİŞ

Bütün ülkelerin sosyal ve ekonomik tüm etkinliklerinin holmazsa olmaz niteliğinde vazgeçilmezi enerjidir. Ülkeler için enerji kaynaklarına sahip olmak, bu kaynaklardan uygun yöntemlerle enerji elde etmek, üretilen enerjinin yurt içi ve yurt dışı arzını güvenli kılmak, bunlarla ilgili yapılara ve teknolojilere sahip olup politika belirleme ve kontrolünde belirleyici olmak, stratejik konuların en başında gelmektedir4. Dolayısıyla enerji, stratejik öneme sahip olan büyük bir güç olarak, milli ve milletlerarası kamuoyunun gündeminden hiç düşmeyen önemli bir olgudur. Nükleer enerjinin üretildiği nükleer santrallerin işletiminde güvenlik olgusu çok yüksektir. Buna rağmen, santral işletilirken nükleer kaza meydana gelebilir. Nükleer kaza olması halinde zarar görenler elbette ki hukuk sistemlerinin koruması altındadırlar. Bundan dolayı nükleer kaza neticesinde zarar görenlerin zararlarının hangi usul ve esaslar dâhilinde karşılanacağı hususu önem arz etmektedir5. Bu minvalde, makalemizde ilk olarak nükleer enerji hukukuna ait kavramlara değinilecektir. Ardından, nükleer santral işletenin hukuki sorumluluğu konusuna geçilecektir. Bu kısımda, öncelikle nükleer santral işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin Türk Hukuku açısından geçerli olan hukuki düzenlemeler açıklanacaktır. Sonrasında ise nükleer santral işletenin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için gerekli olan şartlara yer verilmiştir. En son olarak da bu nükleer santral işletenin hukuki sorumluluğu kapsamında tazminat konusuna değinilecektir.

II. NÜKLEER ENERJİ HUKUKUNA AİT KAVRAMLAR

A. Nükleer Enerji

Nükleer enerji, hem ihtiyaç duyulan enerji kaynağı olmasından hem de toplumda oluşturduğu korku ve endişe açısından günümüzde kamuoyunu bir hayli meşgul eden bir kavramdır. Nükleer kelimesi, İngilizce kökenlidir. İngilizce’de “nucleus” olan adın sıfatlaşmış halidir. Bu sebeple nükleer, çekirdek ile ilgili anlamları ifade etmektedir. Dolayısıyla nükleer enerji, benzer şekilde atomik enerji, çekirdek enerjisi olarak da ifade edilebilir.

20. yüzyılın ortalarına doğru 2000 yıldır kabul gören “Her maddenin atom adı verilen ve bölünemeyen parçacıklardan oluştuğu”’na ilişkin önermenin yanlış olduğu ortaya çıkmış; bunun sonucunda da 1938 yılında Otto Hahn, Fritz Strassman, Lise Meitnerve ve Otto Frisch adlı Alman fizikçiler, Uranyum üzerinde yaptıkları denemeler sonucunda atom çekirdeğini parçalamayı başarmışlardır. Takip eden yıllarda Amerikalı fizikçi Enrico Fermi, zincirleme reaksiyonu kontrol altına almayı başararak, 1942 yılında nükleer enerjinin üretilmesine olanak sağlamıştır. Bu üretim, basit anlatımla ağır radyoaktif (Uranyum gibi) atomların bir nötronun çarpması ile daha küçük atomlara bölünmesi (fisyon) veya hafif rafyoaktif atomların birleşerek daha ağır atomları oluşturması (füzyon) sonucu çok büyük bir miktarda enerji açığa çıkmasına dayanır7. Nükleer santraller radyoaktif izotoplar üretmektedir8.

B. Nükleer Tesis

Genel olarak nükleer tesis (nuclear installation) kavramından; nükleer santraller ve nükleer maddelerin üretildiği, işlendiği, depolandığı, saklandığı ve yeniden işlendiği tesisler anlaşılmaktadır.

Nükleer tesis kavramı çeşitli uluslararası kavramlarda farklı şekilde tanımlanmıştır. Bunlardan Paris Sözleşmesi’nin 1. maddesinde yer alan tanıma göre herhangi bir nakil vasıtası içinde bulunanlar haricindeki reaktörler, nükleer maddeleri imal eden veya işleyen fabrikalar; nükleer yakıtı izotoplarına ayıran fabrikalar; nükleer şualı nükleer yakıtı tekrar işleme tabi tutan fabrikalar; nükleer maddelerin nakli ile ilgili depolamalar hariç, bu çeşit maddelerin depolanması için tesisler ve içinde nükleer yakıt veya radyoaktif mahsuller veya artığı gibi Avrupa Nükleer Enerji Ajansı İdare Meclisi’nin zaman zaman kararlaştıracağı maddeler bulunan tesislerdir. Bununla birlikte 2004 yılında Paris Sözleşmesinde yapılan değişiklik metninde, “nükleer tesis” tanımına, “nükleer maddelerin imhası için tesisler, işletimden çıkarma sürecinde olan herhangi bir tür reaktör, tesis, fabrika ya da işletme” ve “içinde nükleer yakıt veya radyoaktif ürünler veya atık bulunduran tüm diğer tesisler anlamında olup” ibareleri eklenmiştir9. Şu halde Paris Sözleşmesi’nde geçen “nükleer tesis”, kavram itibariyle “sivil amaçlı nükleer santral” anlamındadır10.

Türkiye tarafından 24 Eylül 1994 tarihinde imzalanan Nükleer Güvenlik Sözleşmesi’nin “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin i bendinde yapılan tanımlama ise “Her bir sözleşme tarafı için nükleer tesis; radyoaktif malzemelerin oldukları gibi aynı tesiste ve doğrudan nükleer güç kaynağının işletilmesiyle ilgili olarak depolanması, kullanılması ve işletilmesi kolaylıkları da dahil olmak üzere yasal yetki sınırları kapsamında karada üstlenmiş sivil nükleer güç santralini ifade eder. Bu santral, tüm nükleer yakıt elementleri reaktör merkezinden kalıcı olarak çıkarıldığında, onaylanmış usule uygun olarak güvenli bir şekilde depolandığında ve düzenleyici organ tarafından bir işletmeden çıkarma programı kabul edildiğinde bir nükleer tesis olmaktan çıkar.” şeklindedir11.

C. Nükleer Kaza

Nükleer kaza, genel olarak nükleer yakıt, nükleer ürün veya atıkların radyoaktif özellikleri nedeniyle ortaya çıkan olaydır. Değişik ülkelerin farklı özel düzenlemeleri olmasına rağmen bir kazanın “nükleer kaza” olarak değerlendirilmesi için son derece tehlikeli nükleer maddelerin bulunduğu tesislerde bu maddelerin saklandığı veya çok tehlikeli faaliyetlerin yürütüldüğü veya maddelerin taşınması sırasında bu kazanın gerçekleşmesi gerektiği genel bir kural vardır12.

Paris Sözleşmesi’nin 1. maddesinin a bendinin 1. alt bendine göre “Nükleer kaza tabirinden maksat, öyle bir hadise veya aynı menşei haiz öyle bir hadiseler ailesidir ki, bu hadise veya hadiseler silsilesi veya sebep olduğu her türlü hasar radyoaktif evsaftan veya radyoaktif evsafın, nükleer yakıt yahut radyoaktif mahsuller veya artığın zehirleyici, patlayıcı veya tehlikeli evsafı veya bunlardan herhangi birisi ile birleşmesinden doğar veya onun neticesi olarak ortaya çıkar.” Paris Sözleşmesi nükleer kaza kavramını ayrıntılı olarak tanımlarken nedensellik ya da zararın ispatı gibi hususlarda sessiz kalmakta; bu türde maddi veya usuli konuların çözümünü 14. maddenin b bendi uyarınca ulusal mevzuata bırakmaktadır13.

Nükleer santral işletenin sorumluluğu açısından da nükleer bir kazanın ve zararın varlığı şarttır. Kaza, kural olarak aniden gerçekleşen, kusur dışında ortaya çıkan, az veya çok alışılmadık ve dış etkenlerle (Normalbetrieb) ortaya çıkan ve uzunca bir sürede gerçekleşen hastalıkları da kapsamına almaktadır14.

D. İşleten

Nükleer santral işleteni, nükleer kaza sebebiyle ortaya çıkan zarardan sorumluluğun süjesi konumundadır. Nükleer santral işleteni, yetkili kurum tarafından tanınmış ve görevlendirilmiş gerçek veya tüzel kişidir. Nükleer Enerji Alanında Hukuki Sorumluluk Kanunu Ön Tasarısı’nın 2. maddesi, 1. fıkrasının a bendine göre nükleer tesis işleteni Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yetkilendirilen kimsedir. Ön Tasarı’ya göre nükleer santral lisansı almadan işletenler ve lisansı iptal edilenler nükleer santral işleteni gibi sorumlu tutulacaklardır15.

E. Nükleer Zarar

Paris Sözleşmesi’nin 3. maddesinin a fıkrasının i-ii bentleri uyarınca nükleer tesisi işleten ve/veya 4. maddesinin d fıkrası uyarınca işleten sayılan taşıyan, şahsa veya mala verilen her türlü zarardan tehlike sorumluluğu kapsamında sorumludur16. Tehlike sorumluluğu, özel bir tehlikeye hâkimiyetten dolayı sorumlu olma ilkesine dayanan nesnel, kusurdan bağımsız, sıkı bir sebep sorumluluğu olarak tanımlanır17. Zarar tanımının kapsamına manevi zararın girip girmediği konusunda Paris Sözleşmesi’nde açıklık yoktur; Gerekçe de zarar kapsamının belirlenmesinin yetkili mahkemenin devletinin hukukuna bırakıldığını belirtmektedir. Bununla birlikte öğretide yalnızca maddi zararların değil, manevi zararların da tazmin edilebileceği belirtilmektedir18.

III. NÜKLEER SANTRAL İŞLETENİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

Nükleer enerji için başvurulan özel ve yüksek teknoloji, herhangi bir yanlışlık halinde ciddi bir tehlike oluşturma tehdidi altındadır. Özellikle 1986 tarihli Çernobil kazası, bir nükleer kazanın, anormal ölçüde zararlara yol açabileceği yönündeki eski teorilerin canlanmasına neden olmuştur. Çernobil kazası, böyle bir nükleer felaketin ülke sınırları dışına taştığını, çok uzak ülkelere etki yaptığını göstermiştir. Bu kaza sadece bireylere zarar vermekle kalmamış, aynı zamanda farklı ülkelerin çevre zararlarına da sebep olmuştur19.

Nükleer santral işletilmesinden kaynaklanan kazaların en aza indirilmesi için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından temel standartlar belirlenmiştir. Bu temel standartlar teknik ve bilimsel kurallar içermektedir. Bu kurallar her ne kadar tavsiye niteliğinde olsa da, ülkeler açısından rehber niteliğinde olup, ülkelerin dikkate aldığı kurallardır. Nükleer enerji ile ilgili uluslararası alanda kabul edilmiş olan temel ilke ve prensipleri; radyasyon güvenliği prensibi, hukuki sorumluluk prensibi, tesislerin işletme ruhsatı prensibi, sürekli kontrol prensibi, tazminat prensibi, devamlılık prensibi, ulusal kuruluşlardan bağımsızlık prensibi, şeffaflık prensibi, uluslararası işbirliği prensibi, bilgi edinme hakkı prensibi şeklinde sıralamak mümkündür20.

A. Türk Hukukunda Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğuna İlişkin Düzenlemeler

1. Paris Sözleşmesi

1960 yılında üyelerinin tamamını Batı Avrupalı ülkelerin oluşturduğu ve sekretaryası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yürütülen nükleer tesislerin işletilmesi veya nükleer maddelerin taşınması sırasında, o ülkedeki veya diğer Taraf ülkelerdeki “üçüncü şahısların” zarar görmesi durumunda, bu zararların tazmin edilmesini sağlamak amacıyla uluslararası bir sistem oluşturmak için Paris Sözleşmesi imzaya açılmıştır. Paris Sözleşmesi’nin bugün hala yürürlükte olan hali 1982 yılında yazılmış metnin revize edilmiş olan halidir. Fakat daha sonraları ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar ve durumlar sonucunda 1999 yılında güncelleme çalışmaları başlamış ve 2004 yılında taraf ülkelerce imzalanmıştır. Ancak 2004 değişiklikleri henüz TBMM tarafından onaylanmadığı için bizim hukukumuzda yürürlüğe girmemiştir21.

Paris Sözleşmesi’nde sorumluluk, kural olarak nükleer madde taşınırken veya nükleer bir tesiste kaza olması halinde uygulama alanı bulacaktır22. Buna göre, faaliyetin görülmesi sırasında ve faaliyetin görülmesi dolayısıyla öngörülmüş sınırlı bir sorumluluk rejimidir.

Yukarıda da belirtildiği üzere Paris Sözleşmesi’nin amacı; bir taraf ülkenin hukuki yetkisi altındaki nükleer tesislerin işletilmesi veya nükleer maddelerin taşınması sırasında, o ülkedeki veya diğer taraf ülkelerdeki “üçüncü şahısların” zarar görmesi durumunda, bu zararların tazmin edilmesini sağlayan uluslararası bir sistem kurmaktır. Taraf ülkeler, Paris Sözleşmesi’nin 10. ve 14. maddeleri uyarınca gerekli yasal ve idari tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Bu konuda ilgili tedbirleri almayan ülkenin hukuki yetkisi altındaki nükleer tesislerin işletilmesi veya nükleer maddelerin taşınması sırasında o ülkedeki veya diğer taraf ülkelerdeki üçüncü şahısların zarar görmesi durumunda o ülkeni hükümeti zararın tazmininden doğrudan sorumlu olmaktadır23.

Paris Sözleşmesi işletenleri yükümlü kılan zorunlu sigortalama sisteminin kurulmasını öngörmektedir. Nükleer kazadan dolayı tazminatın şekli ve kapsamı mutlaka hakkaniyete uygun olarak yapılmalıdır. Ayrıca bu belirleme yapılırken tabiiyet, ikametgah veya mesken kriterlerine göre ayırım yapılması söz konusu değildir24. Dolayısıyla objektif esasta bir sorumluluk rejimi öngörülmüştür.

Paris Sözleşmesi’nin getirdiği sorumluluk düzeni şöyle sıralanabilir;25

  • Sorumluluk nükleer tesisatın işletenine yöneltilir.
  • İşletenin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluğuna doktrinde “sebep sorumluluğu” veya “objektif sorumluluk” denilmektedir. Sebep sorumluluğu, zarara sebebiyet verme prensibine dayanmaktadır. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için, sorumluluğu doğuran olayla zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir26. Sorumluluk, objektif özen yükümlülüğünün ihlaline veya tehlikeli bir işletmenin var olmasına dayandırılmıştır27.
  • Sorumluluk miktar ve zaman konusunda sınırlıdır. Nükleer santral işletenin sorumlu olacağı miktar ve sürenin üst sınırları Paris Sözleşmesi’nde belirlenmiştir.
  • Özel yetkili yargı, diğer ülkelerdeki mahkemeleri dışlayarak, bir ülkenin mahkemelerine verilir. Paris Sözleşmesi’nde genel kural ülkesinde nükleer kaza meydana gelen taraf devletin yargılama yetkisine sahip olduğudur. Paris Sözleşmesi’nin 13. maddesi uyarınca, nükleer kaza nedeniyle istemde bulunulacak tazminat miktarı Paris Sözleşmesi’nin diğer ilgili maddelerine uygun olarak yetkili mahkemenin ulusal hukuku tarafından belirlenir.

2. Anayasa’nın 90. maddesi

Anayasa’nın 90. maddesi, usulüne uygun bir şekilde yürürlüğe konulmuş olan uluslararası anlaşmaların iç hukukta etkili ve kanun hükmünde olduğunu hüküm altına almıştır. Dolayısıyla öğretide bazı yazarlar, Paris Sözleşmesi’nin doğrudan uygulanabilecek uluslararası sözleşmelerden olduğunu ileri sürmüşlerdir28. Buna dayanılarak denilebilir ki, 21.11.2007 tarihli ve 26707 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun (“Kanun”) kabul edilmeden önce de, Paris Sözleşmesi halihazırda uygulanabilir nitelikteydi29.

3. Öntasarı

Prof. Dr. Kemal Oğuzman tarafından 1986 yılında hazırlanan30 “Nükleer Enerji Alanında Hukuki Sorumluluk Kanunu Öntasarısı (“Öntasarı”), Paris Sözleşmesi ve İsviçre’nin 1983 tarihli Nükleer Konusunda Hukuki Sorumluluk Kanunu dikkate alınarak hazırlanmıştır. Dikkat çekici hususlar aşağıdaki şekilde özetlenebilecektir;31

  • Öntasarı’da nükleer santralin malikinin nükleer santralin işleteniyle birlikte müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir. Tehlike sorumluluğunun düzenlendiği, Öntasarı ile bu bakımdan uyumluluk teşkil eden TBK’nın 71. maddesinin gerekçesinde konuya ilişkin olarak “…Maddenin birinci fıkrasında belirtilen ilkeye göre: “Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.Bu nedenle, önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetlerini yürüten kişiler, bu faaliyetlerin gerektirdiği izni veya ruhsatı almış olsalar bile, tipik tehlike olgusunun doğurduğu tipik zarardan sorumlu olmaktan kurtulamazlar.” hükmü nü havidir. Bu minvalde kanun koyucunun esasında nükleer santralin faaliyetlerini yürüten kimselerin müteselsil sorumlu tutulması amacını taşıdığı yorumu yapılabilecektir.
  • Sorumluluk için öngörülen zamanaşımı süresi kazadan itibaren 30 yıl olarak düzenlenmiştir; mağdurun zararı ve zarardan sorumlu kişiyi öğrenmesinden itibaren ise 3 yıllık hakdüşürücü bir süre de öngörülmüştür.
  • Delilleri tarafların mahkemeye sunması kuralına istisna getirilerek delillerin mahkemece re’sen toplanması öngörülmüştür. Burada önemli bir husus öngörülmektedir; mahkemeye bir kanunla “resen tahkik yetkisi” tanıyarak, yargılama usulüne müdahale boyutunu içeren bir düzenleme olması dolayısıyla dikkate değerdir.
  • Yargıç davacının tazminat talebiyle bağlı değildir; bunu aşan bir tazminata hükmedebilmesi öngörülmüştür. Nükleer santral işletenin sorumluluk rejimi, sadece davanın esasına hasredilmemiş ve yargılama boyutunu da dikkate alacak şekilde düzenlenmiştir.  

4. 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun

Kanun, nükleer güç santrallerinin kurulması, işletilmesi ve enerji satışına ilişkin bazı düzenlemelerin yanında, üçüncü şahıslara verilen zararlara karşı hukuki sorumluluğun nasıl ve ne şekilde belirleneceği hakkında hükümler de içermektedir32.

Kanun’un 5. maddesinin 5. fıkrası açıkça, Paris Sözleşmesi ve ek değişiklikler ile diğer ulusal ve uluslararası mevzuat hükümlerinin radyoaktif madde ve radyoaktif atık taşınırken veya santralde bir kaza olması durumunda uygulanacağını öngörmektedir33. Bu bağlamda Kanun, bu hususlar bakımından Paris Sözleşmesi’ne aykırılık teşkil eden herhangi bir hüküm içermemektedir.

5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’da ise tehlike sorumluluğu genel bir hüküm ile düzenlenmiştir34. TBK’nın 71. maddesine göre, tehlike sorumluluğunun mevcut olabilmesi için; tehlike yaratan bir işletmenin var olması ve zararın, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğması gerekir. 

Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca daha önce de belirtildiği üzere doğrudan iç hukukta uygulama alanı bulan ve kanun hükmünde olan Paris Sözleşmesi düzenlemesi yalnızca işleteni sorumlu tutmakla TBK’nın 71. maddesi düzenlemesinden ayrılmaktadır; zira TBK’nın anılan maddesi malik ile işleteni müteselsil sorumlu kabul eden bir sistem öngörmüştür. Bununla birlikte, Paris Sözleşmesi kapsamında malik ile işletenin aynı kişi olması önünde bir engel bulunmamaktadır. Paris Sözleşmesi başlangıç kısmı 4. paragrafta ise, iç hukukların gerekli gördükleri tamamlayıcı düzenlemeleri yapabilecekleri öngörülmüştür. Öte yandan, Paris Sözleşmesi’nin, sorumluluğunun işletene kanalize edilmesi ilkesini benimsemiş olması ve gerekçesinde de bu ilkeyi ayrıntılı bir şekilde açıklamış olması karşısında, işleten dışında bir sorumlunun öngörülmesi Paris Sözleşmesi ile çelişmektedir. TBK’nın 71. maddesinin 3. fıkrası’nın özel düzenlemeleri saklı tutmasına binaen TBK’nın 71. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak Paris Sözleşmesi kapsamında malikin sorumluluğuna gitmek pek mümkün görünmemektedir35. Nitekim Kanun’dan da anlaşıldığı üzere, nükleer yakıt, radyoaktif madde, radyoaktif atık taşınırken veya santralde bir kaza olması durumunda, zararın sorumlularının ve tazmin miktarının belirlenmesinde öncelikle Paris Sözleşmesi uygulanır. Paris Sözleşmesi’nde veya Paris Sözleşmesi’nin ek protokollerinde sorumluluğun kapsamını belirleyici hüküm bulunmadığı takdirde ise ulusal mevzuata bakılması gerekmektedir. Burada da hüküm bulunmadığı takdirde diğer uluslararası mevzuat (özellikle Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler) sorumluluğun tayininde belirleyici rol oynar36. Bu kapsamda, Paris Sözleşmesi’nde ve Paris Sözleşmesi’nin ek protokollerinde hüküm bulunduğundan ulusal mevzuat olan TBK’nın 71. maddesi öncelikli olarak uygulanmayacağı değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte TBK ve Paris Sözleşmesi arasında özel norm-genel norm çatışması olduğundan da bahsedilebilecektir. Özel norm, genel normun istisnasını teşkil ettiği için uygulanır. Zira özel norm-genel norm çatışması iki normun uygulanma alanlarındaki farklılıktan saptandığına göre, uygulama alanı daha sınırlı olanın genel olandan daha farklı koşullar belirlemesi söz konusudur. Bu farklılıklar kaplamı daha geniş olan norma getirilmiş istisnalardır37. TBK genel çerçeve norm kabul edileceğinden ve Paris Sözleşmesi de özel norm niteliğinde olduğundan dolayı, Paris Sözleşmesi’nin TBK’ya istisna teşkil ettiğinden hareketle malik ve işletenin farklı kişiler olması durumunda Paris Sözleşmesi’nin uygulama alanı bulacağından bahsedilebilecektir.

B. Nükleer Santral İşletenin Sorumluluğunun Niteliği

Nükleer santral işletilmesi sırasında meydana gelecek tipik tehlike sonucunda nitelik ve nicelik bakımından çok ağır sonuçlar doğmaktadır. İşte bu niteliği itibariyle nükleer santral işletenin sorumluluğu; tehlikeli bir işletme işletilmesi veya tehlikeli bir faaliyette bulunması halinde başvurulan tehlike sorumluluğu halidir ve nükleer tesisin işleteni, nükleer tesisin işletilmesi sebebiyle, şahıs varlığına ve malvarlığına gelen zararlardan dolayı sorumludur38.

Tehlikeli faaliyette bulunan işletmelerin, sadece kusurları oranında sorumlu tutulmalarının, toplumun menfaatleri göz önüne alındığı zaman, hakkaniyetli olacağını söylemek mümkün değildir. Bu yüzden tehlike sorumluluğu, kusursuz sorumluluk hallerinin en ağır türünü oluşturmaktadır39.

Paris Sözleşmesi’nde de nükleer santral işletenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak nitelendirilmiştir. Paris Sözleşmesi’ne göre nükleer santral işletenin sorumluluğu ortak yedi ilke etrafında toplanmıştır40. Bu ilkeler;

  • İşletenin kusursuz sorumluluğu
  • İşletenin münhasır sorumluluğu
  • Zorunlu finansal güvence
  • İşletenin sorumluluğunun miktar yönünden sınırlandırılması
  • İşletenin sorumluluğunun zaman bakımından sınırlandırılması
  • Kazanın gerçekleştiği ülkenin yargı yetkisi
  • Geçerli uluslararası sözleşmelerin, mağdurların vatandaşlıklarına ya da ikametgahlarına bakılmaksızın uygulanması ilkeleridir.

C. Türk Hukukunda Sivil Amaçlı Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğunun Koşulları

Kanun’un 5. maddesine göre, nükleer yakıt, radyoaktif madde veya radyoaktif atık taşınırken veya santralde bir kaza olması durumunda, öncelikle Paris Sözleşmesi ve ek değişiklikleri, burada hüküm olmaması halinde, diğer ulusal (örneğin, sorumlulukla ilgili temel kurallar niteliğindeki TBK ve uluslararası mevzuat hükümleri (özellikle nükleer enerji alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler) uygulanacaktır. Tüm bu kurallar gözetilerek, Kanun’da öngörülen koşullar genel olarak şu şekilde sıralanabilir;42

  • Kanunla sorumluluğa bağlanmış tipik tehlikenin (nükleer kazanın) sorumlu kişi tarafından gerçekleştirilmesi (nükleer kazadan taşıyıcının veya nükleer tesis işletenin sorumlu olması)
  • Nükleer zararın varlığı (tipik tehlikenin meydana getirdiği bir zarar),
  • Tipik tehlikenin (nükleer kazanın) gerçekleşmesi ile nükleer zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kesilmemesi.

1. Kanunla Sorumluluğa Bağlanmış Tipik Tehlikenin Sorumlu Kişi Tarafından Gerçekleştirilmesi

Kanunla sorumluluğa bağlanmış tipik tehlikenin gerçekleşmesi, Paris Sözleşmesi anlamında, nükleer santralde veya nükleer madde taşınırken bir kaza olması ile nükleer kazadan nükleer tesis işletenin veya taşıyıcının sorumlu olmasını ifade eder. Kanun’un anılan 5. maddesini incelediğimizde tipik tehlikenin Kanun bakımından nükleer yakıt, radyoaktif madde veya radyoaktif atık taşınırken veya santralde bir kaza meydana gelmesi şeklinde belirlendiği görülecektir43. Tehlike sorumluluklarında tipik tehlikenin gerçekleşmesi, sorumluluğun temelini oluşturmaktadır. Tehlike sorumlulukları içerisinde en şiddetlisi (tehlikelisi) ise, nükleer tesis işletilmesinden doğan tehlikedir44.

2. Nükleer Zararın Varlığı

Nükleer santral işletenin sorumlu tutulabilmesi için, nükleer bir kazanın ve dolayısıyla nükleer bir zararın var olması şarttır. Esasındakaza, aniden gerçekleşen, kusur olmaksızın ortaya çıkan, az veya çok alışılmadık ve dış etkenlerle ortaya çıkan olaydır. Ancak tehlike sorumluluğunda kaza, dış etkenlerin yanında işletme içi etkenlerin de varlığı ile ortaya çıkmaktadır. Ayrıca tehlike sorumluluğunda kaza, aniden gerçekleşen bir kaza olabileceği gibi, uzun bir zaman dilimi sonucunda oluşan hasarları da kapsamına almaktadır45.

3. Tipik Tehlikenin Gerçekleşmesi ile Nükleer Zarar Arasında Uygun İlliyet Bağının Bulunması ve Kesilmemesi

Gerçekleşen zararla sorumluluğun bağlandığı olay veya davranış arasındaki sebep sonuç ilişkisine illiyet bağı denir46. Paris Sözleşmesi’ne göre tazmin edilmesi gereken zararlar, illiyet bağının varlığı ispat edilmiş olan zararladır. Buna göre, nükleer santral işletenin ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulabilmesi için zarar ile zarara sebep olan eylem arasında uygun illiyet bağının varlığının ispatlanması gerekli ve yeterlidir47.

Sorumluluk hukukunda sorumluluğun, illiyet bağını kesen hallerde ortadan kalktığı kabul edilmektedir. İlliyet bağını kesen haller ise; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü şahsın ağır kusuru olarak kabul edilmektedir. Bu gibi hallerde zarar verenin herhangi bir kusurunun da olmaması, müterafık kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Zarar görenin veya üçüncü şahsın ağır kusuru ise illiyet bağını kesecek yoğunlukta olmalıdır. Ancak belirtmek gerekir ki tehlike sorumluluklarının bazılarında (özellikle nükleer zararlarda) diğer sorumluluk türlerine göre illiyet bağının kesilmesi halleri daha sınırlı olarak tanınmaktadır.48 Nitekim sorumluluk hukukunda illiyet bağını kesen haller; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü şahısların ağır kusuru olarak kabul edilmekle birlikte49 Paris Sözleşmesi, nükleer kaza ile zarar arasındaki illiyet bağını kesen halleri, 9. maddesinde sınırlı sayılı ilkesine göre “İşleten, silahlı çatışma, tecavüz, iç harp, isyan veya ülkesinde nükleer tesisin bulunduğu Akit Tarafın mevzuatında aksi öngörülmedikçe istisnai karakterde ağır tabii afet yüzünden doğacak nükleer bir kazanın sebep olduğu hasardan mesul değildir.” şeklinde düzenlemiştir50.

IV. TAZMİNAT HUSUSU

Paris Sözleşmesi, miktar yönünden sınırlı bir sorumluluk rejimi öngörmektedir. Bu sistem çerçevesinde, Paris Sözleşmesi’nin 10. maddesinin a fıkrası uyarınca, nükleer santral işleten, sigorta yaptırmak ya da diğer finansal garantileri bulundurmak zorundadır51.

Paris Sözleşmesi’nin 7. maddesine göre işletenin sorumlu olduğu miktar, “azami 15 milyon özel çekme hakkı”52 ile sınırlandırılmıştır53. Aynı maddeye göre, Paris Sözleşmesi’nin tarafı olan ülke 5 milyon Özel Çekme Hakkının altına düşmemek şartıyla daha az veya daha çok bir ücret belirleyebilir. Belirlenen bu bedeller salt tazminat masrafları olup mahkeme tarafından hükmedilecek faiz ve bedeller meblağa ilaveten işleten tarafından ödenecektir54.

Bununla birlikte söz konusu tutar, ülkemiz hukukunda henüz yürürlüğe girmemiş 2004 Protokol değişikliğiyle ile 700 milyon Avro’ya çıkartılmıştır. Ancak taraf devletleri, sigorta veya diğer mali garanti olanaklarını dikkate alarak ya da nükleer tesisin özelliklerini veya ilgili nükleer maddeyi göz önünde bulundurarak 5 milyon Özel Çekme Hakkı’ndan az olmamak üzere tazminat belirleme hakkına da sahiptirler55.

V.SONUÇ

Nükleer santral işletenin sorumluluğu, kusursuz sorumluluğun bir türü olan tehlike sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Buna göre, nükleer santral işletenin sorumlu tutulabilmesi için kusur aranmamaktadır. Fakat sorumlu tutulabilmesi için nükleer kaza ile ortaya çıkar zarar arasında uygun bir illiyet bağının olması şarttır. Nükleer santral işletenin sorumluluğu bakımından illiyet bağını kesen haller daha sınırlıdır. Bununla birlikte Paris Sözleşmesi ile sorumlu olunan tazminat miktarı da sınırlandırılmıştır. Paris Sözleşmesi’nde önemli değişiklikleri içeren 2004 tarihli Ek Protokol, ülkemiz açısından henüz yürürlüğe girmemiştir. Değişikliklerin kabulü ile birlikte nükleer santral işletenin öngörülen sorumluluk tutarının değişmesi gündeme gelecektir.

KAYNAKÇA

Gülin Güneysu, Nükleer Reaktörlerin Yol Açtığı Zararlardan Doğan Hukuki Sorumluluk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 41, S.1, 1990

Onur Görmez, Nükleer Santral İşletenin Kusursuz Sorumluluğu, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt.2, Sayı.1, Haziran, 2014

Murat Aydoğdu, Sivil Amaçlı Nükleer Santral İşletenin ve Nükleer Madde Taşıyanın Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2009 Mustafa Halit Korkusuz, Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Diyarbakır, 2011

Ayşe Aslıhan Erbaşı Çuhadar, Uluslararası Nükleer Sorumluluk Rejimi Çerçevesinde Sivil Amaçlı Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayı Cilt:1, 2015

Agah Kürşat Karauz, Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Nevşehir Barosu Dergisi, Mart, 2014,

Aslı Arda, Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Taraf Sorumluluğuna İlişkin Paris Sözleşmesi Kapsamında Nükleer Tesis İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2005,

Özge Yücel, Türk Borçlar Kanunu’na Göre Genel Tehlike Sorumluluğu, Ankara, 2013

Ayça Akkayan Yıldırım, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Düzenlemeleri Çerçevesinde Kusursuz Sorumluluğun Özel Bir Türü Olarak Tehlike Sorumluluğu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 70, Sayı 1, 2012

Oytun Canyaş, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Vergi Usul Kanunu Arasındaki Çatışmaların Klasik Yöntemle Çözümü, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 26, 2014

DİPNOT

1 Gülin Güneysu, Nükleer Reaktörlerin Yol Açtığı Zararlardan Doğan Hukuki Sorumluluk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 41, S.1, 1990,s.207

2 04.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete

3 Onur Görmez, Nükleer Santral İşletenin Kusursuz Sorumluluğu, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt.2, Sayı.1, Haziran, 2014,s.109

4 Murat Aydoğdu, Sivil Amaçlı Nükleer Santral İşletenin ve Nükleer Madde Taşıyanın Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2009,s.1

5 Mustafa Halit Korkusuz, Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Diyarbakır, 2011, s.4

6 Korkusuz, , s. 8’den naklen Kadir Temurçin, Alpaslan Aliağaoğlu, Nükleer Enerji ve Tartışmalar Işığında Türkiye’de Nükleer Enerji Gerçeği, AÜCBD, C. 1, S. 2, s. 25-39

7 Ayşe Aslıhan Erbaşı Çuhadar, Uluslararası Nükleer Sorumluluk Rejimi Çerçevesinde Sivil Amaçlı Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayı Cilt:1, 2015, s.344

8 Korkusuz, s.8

9 Agah Kürşat Karauz, Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Nevşehir Barosu Dergisi, Mart, 2014, s.6-8

10 Aydoğdu, s.218

11 Aslı Arda, Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Taraf Sorumluluğuna İlişkin Paris Sözleşmesi Kapsamında Nükleer Tesis İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2005, s.27-28

12 Karauz, s. 10’dan naklen Julia A. Schwartz, Liability and Compensation for Third Party Damage resulting from and a Nuclear Incident, International Nuclear Law: History, Evolution and Outlook, OECD, 2010, s.309

13 Arda, s. 29

14 Aydoğdu, s, 221’den naklen Karl Oftinger, Emil W Stark, Schweizerisches Haftpflichtrecht, Band II/3, Dritter Teilband, Übrige Gefahrdungshaftungen: 4. Aufl., Zürich, 1991, S 29, N. 189 vd; Max Keller, Sonja Gabi-Bolliger, Das Schweizerische Schuldrecht, B. II, Hasftpglichtrecht, 2 Aufl., Basel ıınd Frankfurt am Main 1988, s. 53, Erich Steffen, Veerschuldenshaftung als Alternative zum Schadensersatz, Köln-München, 1983, s.1820

15 Karauz, s.12

16 Görmez, s. 129’dan naklen Gökhan Antalya, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, Beta Yayınevi, 2. Baskı, İstanbul, 2013, s.725

17 Özge Yücel, Türk Borçlar Kanunu’na Göre Genel Tehlike Sorumluluğu, Ankara, 2013, s.15’ten naklen Erwin Deutsch,: Das Recht der Gefährdungshaftung, Juristische Ausbildung (Jura), Dezember 1983, 618; Maximilian Fuchs,: Deliktsrecht – Eine nach Anspruchsgrundlagen geordnete Darstellung des Rechts der unerlaubten Handlungen und der Gefährdungshaftung, 7. Auflage, Heidelberg 2009, 233; Mehmet Erdem,: Türk Borçlar Kanunu Uyarınca Tehlike Sorumluluğu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Hukuk Sempozyumu Özel Sayısı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümlerinin Değerlendirilmesi Sempozyumu (3-4 Haziran 2011) Prof. Dr. Cevdet Yavuz’a Armağan, İstanbul 2011, 217; Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler,14. Baskı, Ankara, 2012,s 667; Çiğdem Kırca, Ürün Sorumluluğu, Ankara, 2007,s. 120-121.

18 A.g.e.’den naklen Antalya, s. 7.2.5,; Aydoğdu, s.233

19 Aydoğdu, s.165’ten naklen Wolf-Georg Scharf, Europaisches Nuklearrecht, Berlin, 2008, s.34

20 Korkusuz, s. 33; Aydoğdu, s. 166

21 Karauz, s. 16

22 Aydoğdu, s. 209’dan naklen Jost Schindel, Die Haftung für Atomschaden, Göttingen, 1064, s. 239 vd, Oftinger/Stark, II/3, S.29, N.13; Güneysu, s. 217,

23 Aydoğdu, s. 174; Korkusuz, s.38

24 Korkusuz, s. 41’den naklen Necip Kağan Kocaoğlu, Nükleer Tesis İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Karşılaştırmalı ve Uluslararası Özel Hukuk Analizi, Ankara Barosu Dergisi, S.2010/2, s. 95

25 Karauz, s. 15-25

26 Korkusuz., s. 90’dan naklen Veysel Başpınar, Mehmet Altunkaya, Depremden Doğan Zararların Tazmininde Zamanaşımının Başlaması ve Süresi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 57, S1, s.95-131

27 Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul, 2010, s. 449

28 A.g.e. s.80’den naklen Kocaoğlu, s.59; İlhan Ulusan, Türk Hukukunda Nükleer Zararlardan Doğan Hukuki Mes’uliyet, Prof. Dr. Halit Kemal Elbir’e Armağan, İstanbul, 1996, s.552; Güneysu, s.215-216

29 A.g.e. s. 80, tvt; Aydoğdu, s.203; Güneysu, s.215-216

30 Görmez, s. 115’ten naklen Kemal Oğuzman, Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 2, Vedat Kitapçılık,10. Baskı, İstanbul, 2013, s. 236-238

31 A.g.e., s.115-116

32 Korkusuz, s.58

33 Kocaoğlu, s 63

34 Ayça Akkayan Yıldırım, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Düzenlemeleri Çerçevesinde Kusursuz Sorumluluğun Özel Bir Türü Olarak Tehlike Sorumluluğu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 70, Sayı 1, 2012, s.206

35 Görmez, s.119-120 36 Korkusuz.49

37 Oytun Canyaş, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Vergi Usul Kanunu Arasındaki Çatışmaların Klasik Yöntemle Çözümü, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 26, 2014, s.199

38 Karauz, s.13

39 A.g.e., s. 14’den naklen Kemal Oğuzman, Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2010, s. 488, Tiftik, s. 21, Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14 Baskı, İstanbul, 2012, s. 667

40 A.g.e.’den s.14’ten naklen Anthony Thomas, Raphael J.A. Heffron, Third Party Nuclear Liability, The Case of a supplier in the United Kingdom, EPRG Working Paper 1205, s 3

41 Aydoğdu, s. 205

42 A.g.e. s.206’dan naklen Mustafa Tiftik, Türk Hukukunda Tehlike Sorumluluklarının Genel Kural ile Düzenlenmesi Sorunu, 2. Baskı, Ankara, 2005, s. 30, Ulusan, s. 34 vd.

43 Görmez, s.117; Aydoğdu, s.212

44 Aydoğdu s. 207’den naklen Hansgeorg Kanno,Gefahrdungshaftung und rechtliche Kanalisierung im Atomrecht, Ein Beitrag zur Dogmatik der Schadenshaftungi Diss, Berlin, 1967, s.119 ve s.126

45 Korkusuz, s.91; Aydoğdu, s. 221

46 Eren, s. 487

47 Korkusuz, s. 127-128

48 Aydoğdu, s. 253’ten naklen Jürg Baur, Kollison der Gefahrdungshaftung gemass SCG mit anderen Haftungen, Winterhur 1979, s. 28-29, Fikret Eren, Sorumluluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi, Ankara, 1975, s. 171 vd, Oftinger/Stark, S.29 N.322 vd,, Ulusan s. 45 vd.

49 Görmez s.133’ten naklen Güzin Üçışık, Tehlike Sorumluluğunun Genel Kural ile Düzenlenmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Ankara, 2009, s.127-143

50 Görmez, s.134

51 Özel Çekme Hakkı (Special Drawing Right), Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından eski altın esasının yerini alması amacıyla 1969 yılında meydana getirilmiş uluslararası bir rezerv birimidir. Özel Çekme Hakkı’nın ulusal para birimleri karşısındaki kur değeri IMF tarafından günlük olarak ilan edilmektedir.

52 28 Ocak 2018 tarihi itibarıyla 1 Özel Çekme Hakkı = 5.4641 Türk Lirası’dır.

53 Karauz, s. 21

54 Görmez, s.136

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Nükleer Santral, İşleten, Nükleer Zarar, Tehlike Sorumluluğu
Capabilities
Energy
Legal Workflow Management
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Tebligatta Yeni Uygulama: E-Tebligat

Tebligatta Yeni Uygulama: E-tebligat

2018
Read more
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) Yönetmeliği ve Uygulaması

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (yekdem) Yönetmeliği Ve Uygulaması

2018
Read more
Anonim Şirket ile Pay Sahipleri Arasındaki Borçlanma İlişkileri

Anonim Şirket Ile Pay Sahipleri Arasındaki Borçlanma İlişkileri

2018
Read more
Türkiye’de Sivil İHA Kullanımı Hakkında Güncel Düzenlemeler

Türkiye’de Sivil İha Kullanımı Hakkında Güncel Düzenlemeler

2018
Read more
Türk Hukukunda Nükleer Santral İşletenin Sorumluluğu