Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Türk Hukuku Açısından Yazılımların Patentlenebilmesi

2024 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Türk Hukuku Açısından Yazılımların Patentlenebilmesi

Intellectual Property
2024
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Günümüzde özellikle bilgisayar kullanımının artması, dünya üzerinde iletişimin hızlı ve etkin bir şekilde kurulabilmesi ihtiyacının doğması, kişiler tarafından herhangi bir sektörde yapılacak faaliyetlerin dijitale yönelmesi gibi birçok sebeple bilişim teknolojilerinin hızlı bir şekilde ivmelendiği görülmektedir.  

I. GİRİŞ

Yazılımlar, veri tabanları, açık kaynak kodları gibi birçok yeni kavram ve ürün/ buluş hayatımıza girmiş, öyle ki günlük dilde dahi çok fazla kullanılır olmuştur. Sosyal yaşamımızda dahi kullandığımız tüm dijital ürünlerin çoğu yazılım temelli olup bunların kopyalanması, hak sahipliğinin ihlal edilmesi gibi hukuka aykırılıklar da beraberinde gelmektedir. Halihazırda yazılımların korunmasına dair 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu1 (“FSEK”) kapsamındaki düzenlemeler dışında özel bir koruma düzenlenmemiştir. Ayrıca bahse konu ürünlerin sınai mülkiyet hukuku çerçevesinde korunup korunamayacağı, koruma mevcut olur ise nasıl korunacağı belirsizdir. Aksine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda2 (“SMK”) patentlenemez ürünler arasında yazılımlar yer almaktadır. Çalışmamızda yazılımların, SMK’da yer alan patent hukuku korumasından yararlanıp yararlanamayacağı değerlendirilecektir.

Günümüz dünyasında bilgisayarlar ve akıllı telefonlar hayatımızın her alanında pek çok işlemi kolayca gerçekleştirmemizi sağlamakta ve günlük hayatımızın birer parçası haline gelmektedir. Buna bağlı olarak da bu alanda yapılan çalışmalar artmış, yazılım tabanlı buluşlar geliştiren start up şirketleri ticari hayatta önemli birer aktör olmaya başlamışlardır. Hal böyleyken yazılımların korunması da hak sahibi kişiler açısından önem kazanmıştır. Son yıllarda yazılım kaynaklı buluşlara dair başvurular artmıştır. Öyle ki dünyada başvuru sayısı altı yılda iki katına, ülkemizde ise başvuru sayısı dört yılda üç katına çıkmıştır3. Bu da yazılımların ve hak sahipliğinin korunması, ihlallere ve iltibasa dair belirlemenin hangi koşullar ile yapılacağı sorularını gündeme getirmiştir. Zira yazılım meydana getiren kişilerin aynı/ benzer usul ve yöntemleri kullanarak aynı amaca hizmet eden ürün/ usuller meydana getirilmesi söz konusu olabilecektir. Bu takdirde kopyalama vb. eylemlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, hangi ürün/ usulün öncelikli olarak meydana getirildiği, farklılıkları ve benzerliklerinin kopyalama boyutunda olup olmadığı gibi hususların cevaplanması gerekecektir. Yine kötü niyetli olarak bizatihi yazılımın tamamı/ belirli bir kısmının kopyalanması halinde korumanın hangi şekilde sağlanacağı belirli değildir.

Türk Hukuku’nda fikri ürünlerin korunması için temelde FSEK ve SMK olarak iki düzenleme bulunmaktadır. Fikri mülkiyete konu ürünlerin telif hakkı kapsamında korunması FSEK, sınai mülkiyet (marka, patent, coğrafi işaret, tasarım vb.) haklarının korunması ve kapsamı ise SMK’da düzenlenmektedir. Çalışmamızın konusunu oluşturan “yazılımlar” FSEK kapsamında eser şartlarını taşıdığı takdirde telif hukuku anlamında korunmaktadır. Ancak yazılımlar için SMK kapsamında koruma öngörülmemiştir. Zira SMK kapsamında; sınai mülkiyet haklarının korunması için istisnaları olmakla birlikte marka, patent, tasarım vb. kategoriler altındaki şartları taşıyan ürünlerin/ usullerin Türk Patent ve Marka Kurumu (“TürkPatent”) nezdinde tesciliyle koruma öngörülmektedir. Her ne kadar bu korumaların marka, patent, tasarım başlıkları için farklı farklı şartlar ve süreleri bulunsa da ortak bir gaye olarak sınai mülkiyet hakkı sahibinin belirlenmesi, sicile kaydedilmesi, üçüncü kişilerin bu sınai mülkiyet hakkından hukuka ve/ veya rızaya aykırı olarak yararlanmasının önüne geçilmesi istenmektedir. TürkPatent nezdinde yapılan tescil işlemi de sınai mülkiyet hakkı sahibinin alenileşmesini sağlamaktadır.

FSEK kapsamında düzenlenen koruma incelendiğinde ise eserin meydana gelmesi ile birlikte eser sahibinin, eserden doğan mali ve manevi haklara sahip olduğu kabulü dikkat çekmektedir. Ancak sinema, bilgisayar oyunları gibi özellikli birkaç eser haricindeki eserler için zorunlu bir kayıt – tescil sisteminin bulunmadığını söylemek isteriz. Sınai mülkiyet haklarında olduğu üzere TürkPatent benzeri bir kurum FSEK’te düzenlenmemiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından eser sahiplerinin iradelerini beyan etmeleri akabinde kayıt – tescil belgesi düzenlenmektedir. Ancak bu belgeler benzerlik incelemesi yapılmaksızın, eser içeriğine dair detaylı bir izahat de içermeyen, eserin kayıt altına alınmasını amaçlayan dokümanlardır. Bu da telif hukuku anlamında eser sahibinin belirlenmesi, haklarının korunması açısından problemlere (hak sahibinin teşhisi, eserin meydana getirildiği tarihin belirlenememesi sebebiyle mevcut bir ihlalin bulunup bulunmadığı vb.) sebebiyet vermektedir.

Çalışmamızın konusu olan yazılımlar ise sınai mülkiyet çerçevesinde koruma kapsamında kabul edilmediği, hatta SMK kapsamında patentlenemez ürünler arasında sayıldığı için SMK anlamında korumadan yararlanamamaktadır. Türk Hukuku’nda yazılımların FSEK’te yer alan eser kriterlerini taşıması halinde ancak telif hukuku çerçevesinde korunabileceğini söylemek mümkündür. İlgili yazılımların Telif Hakları Genel Müdürlüğü’ne ibraz edilmek suretiyle tescil altına alınması mümkündür. SMK kapsamındaki patent koruması bu açıdan hak sahibine büyük kolaylık ve güvenli alan tanımaktadır. Aşağıda detaylı şekilde inceleneceği üzere patent müracaatında patentlerin istemleri açık, detaylı bir şekilde TürkPatent nezdinde tescil edilmektedir. Bu da üçüncü kişiler tarafından buluşun istemlerinin kopyalanması, kullanılması halinde hak sahipliğine dair korumanın hızlı ve daha güvenli olarak gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.

Yazılımların patent hukuku çerçevesinde korunması hususu doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, aşağıda detaylı şekilde izah edileceği üzere SMK kapsamında yazılımların kendilerinin buluş niteliği olmaması sebebiyle patent korumasından yararlanamayacağı düzenlenmektedir.

II. YAZILIMLARIN PATENTLENEBİLMESİ

Buluş kavramının mevzuatta açık bir tanımı bulunmamakla birlikte en yalın haliyle “teknik bir problemi çözen ve yenilik özelliği taşıyan insan fikri” şeklinde tanımlanabilecektir. Sınai mülkiyet ürünü olan patentin temelini de buluş oluşturmaktadır. Patent kavramı sınai ürünü ifade etmekle birlikte, buluşun hak sahibine TürkPatent tarafından düzenlenen resmî belgeyi de ifade etmektedir4. Bu kavram Osmanlı Devleti döneminde “ihtira beratı” olarak geçmekteyken cumhuriyet sonrası düzenlemeler ile “patent” kavramı olarak değiştirilmiştir5.

Patent hakkında koruma, tescille sağlanmaktadır. Tescil edilmiş bir buluş, sahibine münhasır yetkiler vermektedir. SMK’nın 82. maddesinde patentlenebilirlik kriterleri ve istisnaları düzenlenmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasında “Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilir” hükmü yer almaktadır. Bu maddeden de anlaşılacağı üzere SMK kapsamında bir ürünün/ usulün patent korumasından yararlanabilmesi için,

- Yeni olması

- Buluş basamağı içermesi

- Sanayiye uygulanabilir olması

kriterlerinin bulunması gerekmektedir. Patent verilebilirlik kriterlerinden olan “yenilik” kriteri buluşun “tekniğin bilinen durumuna dahil olmaması”nı dolayısıyla “başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı veya sözlü tanıtım yoluyla ortaya konulmuş veya kullanım ya da başka herhangi bir biçimde açıklanmamış olması”nı ifade etmektedir. Bir başka deyişle dünya üzerinde ilgili patent başvurusunun, başvuru tarihinden önce aynı tekniğe yönelik olarak geliştirilmemiş farklı bir buluş olması gerekmektedir.

Patent verilebilirlik kriterleri arasında sayılan “buluş basamağı içermesi” ise buluşun ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucunda gerçekleşmiş olmasını ifade etmektedir.

Nihai olarak buluşun, “sanayiye uygulanabilir” olarak kabul edilebilmesi için, o buluşun sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir veya uygulanabilir olmasını ifade etmektedir6. Genel mahiyette ifade edilen özellikleri içeren bir buluş için, SMK’da öngörülen sair şekli şartlar da sağlanarak patent başvurusunda bulunulabilmekte, yasal prosedür çerçevesinde buluş patentlenebilmektedir. Bunların yanı sıra bir buluşun patentlenebilmesi için en temel unsurlardan bir tanesi de yukarıda saydığımız her bir unsurun izahatinde de yer verdiğimiz “buluşun teknik karaktere sahip olması”dır. Alman Federal Mahkemesi tarafından da bir buluşun patentlenebilmesi için en temel ve ayırt edici özelliğin teknik unsur olduğu ifade edilmiştir7.

SMK madde 82’de bilimsel teoriler, matematiksel yöntemler, bilgisayar programları, zihni faaliyetler, vs. “teknik karaktere sahip olmadığı” / “teknik olmayan” ürünler oldukları için patentlenemeyecekler arasında düzenlenmektedir. Kanun metni aynen şu şekildedir: “Aşağıda belirtilenler buluş niteliğinde sayılmaz. Patent başvurusu veya patentin aşağıda belirtilen konu veya faaliyetlerle ilgili olması hâlinde, sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır”. Yani sarih bir ifadeyle “bilgisayar programları (as such / sadece kendisi)” patentlenemeyecektir.

Bilgisayar programı SMK’da açık bir tanıma sahip değildir8, ancak bilgisayar yazılımları, bilgisayar tabanlı buluşlar olarak da ifade edilmektedir9. Avrupa Patent Ofisi sözlüğünde ise “bilgisayar tabanlı buluşlar”; “Bilgisayar, bilgisayar ağı veya diğer programlanabilir cihazlar kullanılarak çalışan buluşlar. Patentlenebilir olabilmeleri için teknik karaktere sahip olmaları ve teknik bir sorunu çözmeleri, yeni olmaları ve önceki sanata yaratıxı bir teknik katkı içermeleri gerekmektedir.” şeklinde tanımlanmaktadır. Tanımda yer alan hususların önemi ve detayları çalışmanın devamındaki kısımları detaylı şekilde izah edilecektir10.

Bu sebeple çalışmamızın devamında kanun dilini kullanmak amacıyla “bilgisayar programı” ve / veya “bilgisayar tabanlı buluşlar / yazılımlar” kavramları kullanılacaktır. SMK’nın düzenlemesi gereği bilgisayar programları (kendisi/as such) patent korumasından yararlanamayacaktır. SMK’nın ilgili hükümleri Avrupa Patent Sözleşmesi ile paralel olması hasebiyle benzer ifadeleri içermektedir. SMK’da yer alan “kendisi” ibaresi ve Avrupa Patent Sözleşmesi’nde yer alan “as such” ibaresi ile neyin kastedildiği hususunda bir açıklık yoktur. SMK’nın gerekçesinde ise; bilgisayar programlarının bizatihi korumadan yararlanamayacağı, ancak patent korumasına hak kazanacak bir buluşun çalışması ile ilgili ise bu buluş dahilinde koruma alabileceği ifade edilmektedir11. Avrupa Patent Sözleşmesi’ne göre de “bilgisayar tabanlı bir buluşa dönüştürülmek suretiyle yazılımların” patentlenebilmesi söz konusudur12.

Avrupa ve Türkiye uygulamasının aksine Amerika Birleşik Devletleri13 ve Japonya patent hukukunda bilgisayar programlarının ya da bilgisayar uyumlu uygulamaların ve buluşların patentlenemeyeceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple iki ülke nezdinde bilgisayar programları (yazılımlar) patentlenebilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri nezdinde 1968 yılında ilk defa bir yazılıma patent tescil belgesi verilmiştir ve günümüzde de yazılımlar patent koruması dahilindedir. Yine Dünya Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (“TRIPS”) hükümlerinde de patent korumasını yasaklayıcı herhangi bir hüküm bulunmamaktadır14. Ancak halihazırda tartışmalı olan husus yazılımların patentlenip patentlenemeyeceğinden çok nasıl patentleneceğidir.

SMK’nın 82. maddesine göre TürkPatent nezdinde gerçekleştirilecek patent müracaatı sadece bilgisayar programının/ yazılımın kendisini kapsıyor ise buluş niteliğinde sayılmayacak ve buna bağlı olarak da patentlenemeyecektir15. “Bilgisayar programının kendisinin” patentlenemeyecek olmasının nedeni, bilgisayar programlarının münferiden teknik karakter içermemeleridir. Yani bilgisayar programlarına dair kabul; teknik bir soruna dair teknik bir çözüm sunmadığı şeklindedir.

Buluşun teknik karakter içerip içermediği ise ayrıcalıklı ve detaylı bir inceleme gerektirmektedir. Bu incelemenin buluşun yenilik, sanayiye uygulanabilirlik ve buluş basamağı unsurlarından bağımsız bir inceleme olduğunu ifade etmek isteriz. Öyle ki bu üç unsuru taşımayan bir ürünün/ usulün buluş olarak nitelendirilmesi mümkün olmayacağı için teknik unsur içerip içermediği araştırılması gereksiz olacaktır. Ancak anılan koşulların mevcut olduğu ve buluş olarak kabul edilebilecek bir ürünün teknik unsur taşıyıp taşımadığı özellikle bilgisayar programları açısından önem arz etmektedir. Patent istemlerinin her birinin, teknik şartnamesinin teknik unsur bakımından değerlendirilmeli, buluşa etki ve katkısının mevcut olup olmadığının tespiti yapılmalıdır. İstemlerde patentlenebilirlik kriterlerini haiz bulunmayan kısımlar mevcut ise bu kısımlar patent müracaat sahibine bildirilmek suretiyle değiştirilmesi ve/ veya çıkarılması istenmektedir.

SMK’nın ilgili maddelerinin Avrupa Patent Sözleşmesi ile paralel olması sebebiyle Avrupa Patent Ofisi (“EPO”) kararlarının etkisi büyüktür. 2002 tarihinde AB Komisyonu tarafından bu husus gündeme alınmış, patentlenebilmenin önünü açan bir çalışma da gerçekleştirilmiştir. Ancak çalışma ve taslak Direktif, Avrupa Parlamentosu tarafından reddedilmiştir16. Buna rağmen son yıllarda EPO tarafından bilgisayar programlarına patent verildiği görülmektedir.

EPO Temyiz Kurulu tarafından VICOM17 kararında “bütünsel yaklaşım/ içeriğin bütününe dair yaklaşım” (whole content approach) ilkesi benimsenmiş ve bilgisayar programı “tekniğin bilinen durumuna bir katkı” sağlıyor ise patentlenebilecektir şeklinde hükmedilmiştir. “İçeriğin bütününe dair yaklaşım ilkesi çerçevesinde, buluşun teknik olarak gösterdiği ilk etki olağan bir etki ise, yeni ve/ veya ayırt edici bir özelliği yoksa ise göz ardı edilmektedir. Örneğin bir bilgisayar programının bilgisayara takılmasıyla oluşan elektrik akımı bilgisayar programına yönelik bir istem için ilk teknik etki olarak kabul edilir ve dikkate alınmaz. Böyle bir durumda buluş ikinci bir teknik etki yaratabiliyorsa patentlenebilirliği söz konusu olacaktır”18.

Bunun yanı sıra EPO Temyiz Kurulu “Computer Program Product”19 kararında da bilgisayar programlarının yalnızca kendisinin soyut ürünler olması sebebiyle korumadan yararlanamayacağı, zira teknik karakterden yoksun olduğu ifade edilmiştir.Bu karar ile bilgisayar tabanlı buluşların patentlenebilirliğinde önemli olan kriterin “teknik karakter” olduğu vurgulanmıştır20. Teknik karakter içermesi halinde bilgisayar tabanlı buluşlar/ bilgisayar programlarının patentlenebileceği şeklinde yorum yapılabilecektir. EPO “Computer Program Product” kararında, bilgisayar programları tek başlarına “teknik” bir kriter taşımadığı, ancak bilgisayar (hardware) ile program (software) arasındaki etkinin teknik bir karaktere sahip olması, “teknik bir problemi teknik bir açından teknik ve yeni bir araçla” çözmesi şartlarıyla patentlenebileceği ifade edilmiştir.

EPO kararına göre yazılımların teknik olarak kabul görebilmeleri için bunların bilgisayar altyapılı/ bilgisayar ile entegre bir şekilde olmalı, ancak bu teknik etki bilinenin üzerinde olmalıdır. Yani herhangi bir bilgisayar tarafından okunabilen cihaz üzerinde depolanan yazılım veya yazılımın kendisi beklenen teknik etkinin ötesinde ileri teknik etki göstermesi halinde patent ile korunabilmektedir21. Özetle; ilkin başvurunun patent koruması için geçerli bir konu olup olmadığı incelenecektir. Akabinde ise bu buluşun SMK madde 82’de düzenlenen üç kriteri taşıyıp taşımadığı incelenecek ve teknik bir etkisinin olup olmadığı değerlendirilecektir.

EPO’da olduğu gibi TürkPatent’te de bir buluşun patentlenebilir olması için ön koşul buluşun teknik karaktere sahip olmasıdır. Bu özelliğin, yahut teknik karakterin sağlanması, yazılımın bilgisayar, veri tabanı vb. bir teknik unsura dahil edilmesi ile mümkündür. Teknik karakteri sadece yukarıda sayılan yaygın teknik unsurların teknik olmayan işlemleri gerçekleştirmekten ibaret olan başvurular genellikle içerdikleri detaylarla EPO’da ve TürkPatent’te çoğu zaman yenilik kriterini de kolaylıkla sağlamakla birlikte buluş basamağı kriterini karşılamada ciddi zorluk yaşamaktadır22.

Netice itibariyle yazılımların yani kanun lafzıyla “bilgisayar programlarının” (kendisi) Türk Hukuku çerçevesinde tescil edilmesi ve patent koruması alması mümkün değildir. Zira yukarıda izah edildiği üzere kanunun açık hükmü ile patentlenemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak “teknik” unsuru taşıyor olması halinde, bir başka deyişle bilgisayar tabanlı bir yazılım olması halinde buluşun patentlenebileceği EPO tarafından kabul edilmektedir. TürkPatent nezdinde de benzer şekilde teknik unsurun araştırıldığı ve teknik unsur taşımayan istemlerle müracaat edilmiş yazılımların reddedileceği açıktır. Zira yazılım vb. buluşların soyut olmaları ve tekniğin bilinen durumunu aşan bir özellik ihtiva etmedikleri, birer matematik formülünden farksız olmadığı düşünülmektedir. Bu da patent koruması açısından yazılımların önündeki engeli oluşturmaktadır. Türk Hukuku çerçevesinde yazılımların FSEK’te yer alan şartları sağlıyor olması halinde “eser” niteliği taşıdığı bu sebeple de eserden doğan haklar çerçevesinde korunacağı söylenebilecektir.

III. SONUÇ

Fikri mülkiyet hakları, teknolojiyle ilgili gelişmeler nedeniyle bu alandaki hemen hemen her gelişmeye dair tartışmalı bir alandır. Yazılımlar, bilgisayar programları, veri tabanları gibi yeni çağın ürünleri de bu tartışmanın kritik noktalarından birini oluşturmaktadır. Bahse konu ürünlerin Türk Hukuku’ndaki düzenlemelere göre nasıl korunacağı esasen bellidir. Ancak bu korumanın yeterli olup olmadığı ve fikir/ ürün sahiplerinin haklarını/ isteklerini tam anlamıyla karşılayıp karşılamadığı tartışmalıdır.

Yazılımların, FSEK kapsamında eser mahiyetinde olduğu, kaynak kodlar, nesne kodları, bizatihi kendileri, ara yüzleri vb. her bir unsurunun korunduğunu söyleyebiliriz. Ancak SMK kapsamında yazılımlar/ bilgisayar programları (kendisi) buluş niteliği olmadığı gerekçesiyle patentlenemeyecek ürünler arasında sayılmıştır. Avrupa Patent Sözleşmesi ile SMK’nın ilgili hükmünün paralel olması sebebiyle EPO uygulamaları TürkPatent uygulamaları açısından önem arz etmektedir. EPO’nun bu husustaki çeşitli kararlarında da görülmektedir ki, bilgisayar programları teknik bir unsur içermesi, bir bilgisayar ile entegre edilmiş olması şartıyla patentlenebilir olarak kabul edilmektedir. Daha sarih bir ifadeyle “bilgisayar tabanlı buluşlar” teknik unsuru taşıyor olmaları halinde patentlenebilmektedir. Ancak bu terim için somut bir tanım yapılmamakla birlikte, değerlendirme kriterleri de somut bir şekilde izah edilmemiştir.

KAYNAKÇA

AYBİKE BERBER, “Yazılımlar Nasıl Korunur?, Yazılımlar Patentlenebilir Mi?”, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 94, Sayı 6, İstanbul 2020.

BAYRAM DAŞBAŞI, Bilgisayar Tabanlı Buluşların ve İş Metotlarının Patentlenebilirliği: Dünyadaki Uygulamalar ve Ülkemizdeki Durum, Uzmanlık Tezi, Ankara 2013.

FATMA SÜMEYRA DOĞAN, The Patentability of Computer Implemented Inventions Under European Union Law, İstanbul Medeniyet University Institute Of Graduate Studies Department of Private Law, Master of Law Thesis, May 2021.

KERİM ASLAN, Bilişim ve Yazılım Teknolojilerinin Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Açısından Türkiye ve Uluslararası Alandaki Görünümü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2018.

MUSTAFA GÜNEY ÇALIŞKAN, TÜRKPATENT’te Bilgisayar Tabanlı Buluşların Değerlendirilme Kriterleri I, II, III (Erişim Tarihi: 17.05.2023 https://iprgezgini.org/2021/02/08/turkpatentte-bilgisayar-tabanli-buluslarin-degerlendirilme-kriterleri-bolum-i/#_edn3).

UĞUR ÇOLAK, Patent Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara 2022.

DİPNOT

1 13.12.1951 tarih, 5846 sayılı Resmî Gazete (RG).

2 22.12.2016 tarih, 6769 sayılı RG.

3 Mustafa Güney Çalışkan, TÜRKPATENT’te Bilgisayar Tabanlı Buluşların Değerlendirilme Kriterleri I, https://iprgezgini.org/2021/02/08/turkpatentte-bilgisayar-tabanli-buluslarin-degerlendirilme-kriterleri-bolum-i/#_edn3 (Erişim Tarihi: 17.05.2023).

4 Cahit Suluk, Tescilsiz Fikri Ürünlerin Haksız Rekabet Hükümleri ile Korunması, https://fikrimulkiyet.com/tescilsiz-fikri-urunlerin-haksiz-rekabet-hukumleri-ile-korunmasi/ (Erişim: 17.05.2023).

5 Sıla Şahin, Osmanlı Devleti’nde Patent Uygulaması: İhtira Beratı Kanunu, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019, s. 1.

6 Fülürya Yusufoğlu, Patent Verilebilirlik Şartları, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2008, s. 245.

7 Uğur Çolak, Patent Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022, s. 156.

8 Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü tarafından yapılan tanımda ise bilgisayar programları “makine tarafından okunabilir bir ortamda olduğunda, bilgi işleme yeteneğine sahip bir makinenin, özel bir fonksiyonu, görevi veya sonucu elde etmesi, icra etmesi veya göstermesini sağlayan talimatlar seti” şeklinde ifade edilmiştir. Amerikan Hukukunda bilgisayar programı “belirli bir sonucu meydana getirmek için bilgisayara verilen komutlar silsilesi” olarak tanımlanmaktadır. (Bknz. Andrés Guadamuz González, Software Patent Debate https://era.ed.ac.uk/bitstream/handle/1842/2264/softwarepatentdebate.pdf?sequence=1&isAllowed=y (Erişim Tarihi: 17.05.2023).

9 Patent Hukuku bakımından “bilgisayar programlar” ve “bilgisayar yazılımı” terimleri eş anlamlı olarak ve birbiri yerine kullanılabilmektedir. EPO, EBoA 12 Mayıs 2010 ve G 0003/ 08 sayılı Karar, paragraf 9.1., WIPO Telif Hakları Sözleşmesi, m. 4.

10 Avrupa Patent Ofisi, Sözlük https://www.epo.org/service-support/glossary.html (Erişim Tarihi: 30.05.2023).

11 Çolak, s. 152.

12 Çolak, s. 152.

13 Amerika Birleşik Devletleri nezdinde I-phone telefonları için geliştirilen tuş kilidinin açılmasını sağlayan sistem için Amerika Patent ve Marka Ofisi nezdinde 2011 yılında patent koruması sağlanmıştır.

14 Çolak, s. 155.

15 Berber, s. 219.

16 Çolak, s. 160.

17 EPO Temyiz Kurulu, !5 Temmuz 1996 tarih 0208/84/97 sayılı “Computer – related invention” kararı. https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t840208ep1.html (Erişim Tarihi: 17.05.2023).

18 Çalışkan, https://iprgezgini.org/2021/02/08/turkpatentte-bilgisayar-tabanli-buluslarin-degerlendirilme-kriterleri-bolum-i/#_edn3 (Erişim Tarihi: 17.05.2023).

19 EPO Temyiz Kurulu, 1 Temmuz 1998 tarih 1173/97 sayılı “Computer Program Product/IBM” kararı. https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t971173ex1.html (Erişim Tarihi: 17.05.2023).

20 Çolak, s. 228.

21 Çolak, s. 157.

22 Çalışkan, https://iprgezgini.org/2021/02/08/turkpatentte-bilgisayar-tabanli-buluslarin-degerlendirilme-kriterleri-bolum-i/#_edn3 (Erişim Tarihi: 17.05.2023).

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Yazılım, Bilgisayar Programı, Patent, Fsek, Smk.
Capabilities
Intellectual Property
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Elektronik Ticaret Aralık 2022 Yönetmeliği Hakkında Değerlendirme

Elektronik Ticaret Aralık 2022 Yönetmeliği Hakkında Değerlendirme

2024
Read more
Action For Damages In Case Of Unlawful Exercise Of Control In A Group Of Companies

Action For Damages In Case Of Unlawful Exercise Of Control In A Group Of Companies

2024
Read more
Elektronik Ortamdaki Verilerin Delil Niteliği

Elektronik Ortamdaki Verilerin Delil Niteliği

2024
Read more
Türkiye'de İdari Ombudsmanlığın İşleyişi

Türkiye'de İdari Ombudsmanlığın İşleyişi

2024
Read more
Türk Hukuku Açısından Yazılımların Patentlenebilmesi