Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

The Concept Of Invoices And Related Legal Issues

2021 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

The Concept Of Invoices And Related Legal Issues

Practice Areas
2021
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Fatura, ticari hayatın olağan ve hızlı akışının korunmasında önemli bir belgedir. Fatura ticaret hukuku bakımından ticari vesika, ispat hukuku bakımından ise yazılı belge niteliğindedir. Yazılı belge olması ve kanun koyucunun faturaya ilişkin öngördüğü karine, çıkan uyuşmazlıklarda faturaya kesin delil niteliği kazandırmaktadır. Faturanın ticari hayatta çok sık kullanılan bir belge olmasından dolayı uygulamada fatura ile ilgili birçok ayrı durum ile de karşılaşılmaktadır. Tacirlerin pek sık kullandıkları bu belgenin, satılan malın ya da sunulan hizmetin değerini ve borcun ifa edilip edilmediğini gösterir nitelikte olduğundan menfaat sağlanmak amacı ile kanunun belirlediği şartları taşımayacak şekilde düzenlendiği ve bu duruma karşı cezalar öngörüldüğü görülmektedir. Fatura, ticari hayatın olağan akışında en çok karşılaşılan belgelerden biridir. İçeriği itibariyle fatura, satılan malın değerinin veya görülen bir hizmetin karşılığının belirlenebilmesi ve vergi mükelleflerinin kayıtlarının teyit edilmesi ile devletin vergi mükellefleri ile ilişkileri açısından önem arz etmektedir.  

I. GİRİŞ

Fatura, ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, ölçüsünü, fiyatını, özelliklerini veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulasıdır1. Yargıtay, faturaya ilişkin olarak “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup ticari bir belge niteliğindedir” şeklinde bir tanım yapmaktadır2 .

 Bu bakımdan, fatura, ticari hayatın olağan akışında en çok karşılaşılan belgelerden biridir. İçeriği itibariyle fatura, satılan malın değerinin veya görülen bir hizmetin karşılığının belirlenebilmesi ve vergi mükelleflerinin kayıtlarının teyit edilmesi ile devletin vergi mükellefleri ile ilişkileri açısından önem arz etmektedir. Öyle ki, hukukumuzda tacirlere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”)3 232. maddesi ile yapılan satış ya da sunulan hizmet neticesinde fatura düzenleme mecburiyeti getirilmiştir. Aynı şekilde, faturanın; düzenleyen kişinin hem lehine hem de aleyhine delil olabilmesi, uyuşmazlık çözümü konusunda faturanın önemini gözler önüne sermektedir. 

Faturanın böylesi bir belge olması söz konusu iken, faturanın kapsamının kanun koyucu tarafından yeterli şekilde belirlenmemiş olması ve faturanın içeriğinde yer alması zorunlu unsurlar bakımından doktrinde yaşanan görüş ayrılıkları uygulamada farklı durumların ortaya çıkmasına yol açmıştır ve buna ilişkin hukuki tartışmalar günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Uygulamada farklı pratiklerin gelişmesi ve doktrinde yaşanan görüş ayrılıkları sebebiyle, uyuşmazlıkların çözümünde faturanın delil olma niteliği ve vakıaları ispat gücü gibi konular bakımından faturaların kapsamı ve kullanılmasına ilişkin Yargıtay ve öğreti görüşleri önem arz etmektedir.

Bu çalışmada da, ilk olarak Türk Hukuku kapsamında faturaya ilişkin düzenlemeler ele alınarak faturanın hukuki niteliği, ardından uyuşmazlık çözümlerinde faturanın delil olma niteliği ile ispat gücü incelenecek, sonrasında faturanın uygulamada kullanılması ve bunların sonuçları irdelenecek ve son olarak sahte fatura (uygulamadaki ismiyle “naylon fatura”) kavramı ele alınacaktır.  

II. TÜRK HUKUKU TAHTINDA FATURA VE HUKUKI NİTELİĞİ

A. Türk Hukuku Kapsamında Fatura

Türk Hukuku kapsamında faturaya ilişkin düzenlemelerle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)4 ve VUK içerisinde karşılaşılmaktadır. TTK’da faturaya ilişkin herhangi bir tanım yer almaksızın faturaya ilişkin bir karineye yer verilmiş, VUK’un 229. maddesinde ise faturanın tanımı yapılmıştır. Söz konusu hükümde fatura; “…satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” şeklinde tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşıldığı üzere fatura, tarafların aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmelerine ilişkin bir belgedir.

 Yukarıda belirtilen tanımlardan yola çıkarak sözleşmenin ifa edilmesi aşamasına ilişkin ticari bir belge olarak tanımlanabilecek fatura, VUK’un 232. maddesi uyarınca tacirlerin yaptıkları satışlarda karşı tarafa vermekle ve aynı zamanda karşı taraftan talep edip almakla yükümlü kılındıkları bir belgedir. Bu vesileyle, tacirlere ilişkin düzenlemeleri içeren TTK’nın fatura ile ilgili hükümlerinin irdelenmesi gerekmektedir.

 TTK kapsamında fatura, ilk olarak 21. maddede düzenlenmiştir. TTK’nın 21/1. maddesine göre “Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesi isteyebilir”. Hükme göre tacir, mal sattığı ya da hizmet sunduğu kişinin talebi halinde fatura düzenleyip karşı tarafa vermekle yükümlüdür. İlgili hükümden yola çıkarak, tacirin, sadece karşı taraftan bu yönde bir talep gelmesi halinde fatura düzenleme yükümlülüğü olduğu yorumu yapılabilir. Buna karşın, VUK’un 232. maddesinde, karşı tarafın talebi olsun ya da olmasın, birinci ve ikinci sınıf tüccarların fatura kullanma yükümlülüğü olduğu belirtilmiştir. TTK kapsamında tacirlerin fatura kullanma yükümlülüğü karşı tarafın talebine bağlanmış iken, VUK kapsamında birinci ve ikinci sınıf tüccarların5 kanundan kaynaklanan bir fatura kullanma yükümlülüğü bulunmaktadır. 

Faturanın şekli ve nizamı hususu ise, faturanın tanımı konusunda olduğu gibi, TTK’da cevap verilen bir konu olmamış, ilgili düzenlemelere VUK’un 230. ve 231. maddelerinde yer verilmiştir. VUK’un 230. maddesinde faturada bulunması gereken asgari unsurlar6 belirtilmiş olup, bu asgari unsurların yer almadığı faturalar VUK’un 227/3 hükmü gereği “vergi kanunları bakımından” hiç düzenlenmemiş sayılacaktır. Hükümde yer alan, “vergi kanunları bakımından” ifadesinden, VUK’un 230. maddesinde yer alan asgari unsurları taşımayan faturanın TTK kapsamında geçerli bir belge olacağı yorumu yapılabilir. Her ne kadar öğretide bu görüşü savunan yazarlar olsa da7 faturanın içeriğine ilişkin düzenlemelere TTK’da yer verilmeyip faturada yer alması gereken asgari unsurların sadece VUK kapsamında düzenlenmesi sebebiyle fatura düzenlenmesinde uyulacak şartlara uyulmamasının Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün kanunları nezdinde geçerli olarak düzenlenmiş bir faturaya vücut vermeyeceği kanaatindeyiz.

 Bununla birlikte, VUK’un 231/5 hükmünde “Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde düzenlenir.” denilerek fatura kullanma yükümlülüğü olan tacirlere yönelik bir süre şartı da getirilmiştir. Hükmün devamında yer alan cümleye göre yedi günlük süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılacaktır8. Tüm bu anlatılanların ışığında belirtmek isteriz ki, Türk Hukuku kapsamında geçerli bir faturadan söz edebilmek için, VUK’un 230. maddesinde yer alan asgari unsurları taşıyan ve malın teslim edildiği ya da hizmetin yapıldığı günden itibaren yedi gün içerisinde düzenlenen bir hesap pusulası söz konusu olmalıdır.

B. E-fatura ve E-arşiv Fatura

Günümüzde teknolojinin sürekli olarak gelişme göstermesi, ticari hayatın devamlılığı açısından yenilikleri de beraberinde getirmektedir. Faturanın kağıt belge olarak düzenlenmesi, tacirler arası dolaşımı ve saklanması zor olduğundan ve gelişen teknolojik sistemler nezdinde birçok işlem internet aracılığıyla yapılabildiğinden, ticari hayatın hızlı akışının korunabilmesi adına fatura gibi önemli bir belgenin de elektronik ortama taşınması şart olmuştur. Türk Hukuku kapsamında bu ihtiyaca, 509 Sıra Nolu VUK Genel Tebliği9 (“Tebliğ”) ile cevap verilmektedir.

Tebliğ’in IV.1.1. maddesine göre e-fatura uygulaması; faturanın, kağıt belge yerine elektronik ortamda elektronik belge olarak düzenlenmesi, muhatabına iletilmesi ve elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesine imkan veren uygulamadır. Yine aynı madde uyarınca e-fatura, faturadan ayrı yeni bir belge değildir; bir başka ifadeyle kağıt belge olan fatura ile aynı hukuki niteliğe sahiptir. Bu sebeple e-fatura da VUK’un 230. maddesinde sayılan asgari unsurları taşımalı ve VUK’un 231. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde düzenlenmelidir. Tebliğ’in IV.1.3. maddesinde yer alan e-faturanın asgari unsurlarına ilişkin düzenlemede e-faturanın sorgulanması, doğrulanması ve görüntülenmesi için gerekli olan karekod veya barkod eklemesi yapılmış olsa da, söz konusu hüküm VUK’un 230. maddesindeki düzenleme ile paralellik göstermektedir. Buna karşın, fatura ve e-fatura arasında bazı farklılıklar da bulunmaktadır. VUK’un 232. maddesi ile birinci ve ikinci sınıf tüccarlara fatura kullanma yükümlülüğü getirilmiş iken, e-fatura uygulamasına dâhil olmak, Tebliğ’in IV.1.4. maddesinde sayılanlar10 dışında kalan mükellefler için, ihtiyaridir. Yani birinci ve ikinci sınıf tüccarlar fatura kullanma yükümlülüğü altındayken, söz konusu tüccarlar Tebliğ’in IV.1.4. maddesinde sayılan mükelleflerden değiller ise, e-fatura uygulamasına geçme zorunlulukları bulunmayacak, istekleri halinde e-fatura kullanabileceklerdir.

 Bununla birlikte, Tebliğ’de e-faturadan başka bir “e-arşiv fatura” dan da bahsedilmektedir. Tebliğ’deki tanıma göre e-arşiv fatura; “elektronik ortamda oluşturulan ve e-fatura dışında kalan elektronik faturaları” ifade etmektedir. Bu tanımdan yola çıkarak söylenebilir ki, e-fatura uygulamasından yararlanmayan vergi mükellefleri tarafından düzenlenen faturaların elektronik ortama taşınmasına e-arşiv fatura ismi verilmektedir. Tebliğ’in aynı maddesi uyarınca e-arşiv fatura uygulamasına dahil olan mükellefler, e-fatura uygulamasına dahil mükelleflere kesecekleri faturaları e-fatura olarak; e-fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflere ya da vergi mükellefi olmayan kişilere kesecekleri faturaları ise e-arşiv fatura olarak düzenlemekle yükümlü kılınmışlardır. Tebliğ’in IV.2.1. maddesi uyarınca e-arşiv fatura, e-faturada olduğu gibi, TTK ve VUK kapsamında düzenlenen kağıt fatura ile aynı hukuki nitelikte bir belgedir. E-fatura uygulamasında olduğu gibi, e-arşiv fatura uygulaması da, Tebliğ’de dahil olması zorunlu olduğu belirtilen mükellefler11 dışında, ihtiyari bir uygulamadır ve e-arşiv faturanın içermesi gereken unsurlar Tebliğ’in IV.2.3. maddesinde sayılmıştır. E-arşiv faturanın, kağıt fatura ile aynı hukuki nitelikte olduğu belirtildiğinden, Tebliğ’de sayılan unsurları içermeyen ya da VUK’un 231. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde düzenlenmeyen e-arşiv fatura düzenlenmemiş sayılacaktır. 

C. Faturanın Hukuki Niteliği

TTK kapsamında fatura “Tacir Olmanın Hükümleri” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu bakımdan TTK’nın 21. maddesinde bir mal satan ya da hizmet gören tacirden fatura istenebileceği hüküm altına alınmış ve faturayı alan kişiye de içeriğine itiraz edebilmesi için sekiz günlük bir süre tanınmıştır. TTK’nın 21/1 hükmü, bir tacirden mal ya da hizmet alan kişiye, bu mal ya da hizmeti belgeleyen bir fatura düzenlemesini isteme hakkı vermektedir. TTK’nın 21/2 hükmü ise, tacirden fatura alan kişinin, bu faturanın içeriğine sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi halinde, ilgili faturanın içeriğinin faturayı alan kişi tarafından kabul edilmiş sayılacağına ilişkin aksi ispat edilebilir bir karine meydana getirmektedir. 

VUK kapsamında ise faturanın tanımı yapılarak, asgari düzeyde içereceği unsurlar,  düzenlenmesi sırasında uyulacak kaideler ve fatura kullanma mecburiyeti olan kişiler belirtilerek TTK’ya oranla çok daha detaylı bir düzenleme yapılmıştır. Ayrıca, Tebliğ’de, e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamaları kapsamında, e-fatura ve e-arşiv faturanın TTK ve VUK kapsamında düzenlenen kağıt fatura ile aynı hukuki nitelikte olacağı belirtilmiştir. 

TTK’nın 21. maddesine ve VUK’un 232. maddesine göre fatura, tacirlerin düzenleyecekleri bir belgedir. Fatura düzenlenmesinin TTK’da “Tacir Olmanın Hükümleri” başlığı altında düzenlenmiş olmasından dolayı öğretide, TTK’nın 21/2 hükmünün uygulanmasının ön şartının her iki tarafın da tacir olması ve satılan malın veya sunulan hizmetin ticari işletmeleriyle ilgili olması gerektiği savunulmuştur12. Başka bir anlatımla, herkes tacirden fatura isteyebilir, ancak TTK 21/2’de ifade bulan karine sadece iki tarafın da tacir olduğu ve ticari işletmesi icabı mal sattığı, imal ettiği ya da iş gördüğü durumlarda uygulama alanı bulur13. VUK kapsamında ise fatura, vergi mükelleflerinin gelir ve giderlerini belirlemeye yarayan bir belge olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple, öğretideki bir başka görüş de faturaya ilişkin karinenin uygulanabilmesi için her iki tarafın da tacir olmasının ya da satılan mal veya sunulan hizmetin ticari işletmeleriyle ilgili olmasının gerekli olmadığı yönündedir14

Belirtmek gerekir ki, TTK kapsamında faturanın “Tacir Olmanın Hükümleri” başlığı altında düzenlenmesinde kanun koyucunun amacının, TTK’nın 21/2 hükmünden meydana gelen adi karinenin sonuçlarının sadece tacirlere uygulanabilmesi olduğu kanaatindeyiz. Bu sebeple TTK’daki faturaya ilişkin karine hükümlerinin uygulanması için iki tarafın da tacir olması gerektiği ve satılan mal ya da sunulan hizmetin ticari işletmeleriyle ilgili olması gerektiği görüşüne biz de katılıyoruz. Sonuç olarak fatura, tacirlerin ticari işlemlerinde kullanmakla yükümlü kılındıkları, yaptıkları işlemin içeriğini gösteren, tarafların edimlerini ifa edip etmediklerini tespit etmeye yarayan belge mahiyetindedir.

III. FATURANIN DELIL NİTELIĞI V E İSPAT GÜCÜ

A. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu15 Kapsamında İspat ve Delil

HMK’nın 187. maddesi uyarınca “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.” Başka bir anlatımla, uyuşmazlık taraflarının davayı kazanabilmesi için iddialarını ispat etmeleri ve ispat faaliyeti icra edilirken HMK’da kabul edilen delilleri mahkemeye sunmaları gerekmektedir. Ancak, kanunda açıkça belirtildiği üzere herkesçe bilinen ya da ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmadığından, bu vakıaların ispat edilme sine de gerek bulunmamaktadır. Kimin, neyi ispat edeceği konusunda ise HMK’nın 190. maddesi ile “iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın” iddiasını ispat ile yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. 

Bununla birlikte, uyuşmazlığın tarafları iddialarını ispat etmek için “delil” adı verilen araçlara başvurmaktadırlar. HMK’da düzenlenen deliller; ikrar, kesin hüküm, belge ve senet, yemin, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif ve uzman görüşüdür. Her ne kadar HMK’da belirtilmiş bazı deliller olsa da, bu deliller sınırlı sayıda (numerus clausus) değildir. HMK’nın 192. maddesi ile HMK’da belirli bir delille ispat edilme zorunluluğu getirilen haller dışında, HMK’da düzenlenmemiş delillere başvurma olanağı getirilmiştir. Bu hüküm ile senetle ispat zorunluluğu olmayan hallerde “akli, mantıki ve hukuka uygun yollardan elde edilmiş olmak koşuluyla”16 HMK’da sayılanlar dışında delillerle de iddiaların ispat edilebileceği düzenlenmiştir.

HMK’da belirtlilen deliller bakımından, “kesin delil – takdiri delil” ayrımı kabul edilmektedir. Bu ayrıma göre, kesin delil niteliğini haiz; ikrar, kesin hüküm, belge ve senet ve yemin bir tarafça iddiasını ispat için sunulduğunda, hakim bu deliller ile bağlıdır ve bu deliller bakımından hakimin takdir yetkisi yoktur17. HMK’da sayılan diğer deliller ise takdiri delil niteliğinde olup, hakim bu delillerin ispat kuvvetini kendisi takdir edecektir.

B. Faturanın Delil Niteliği

Faturanın uygulamada çok sık karşılaşılan bir belge olması sebebiyle, ispat hukuku açısından faturanın delil niteliğinin irdelenmesi yerinde olacaktır. Uygulamada Yargıtay, akdin ifa aşamasına ilişkin bir belge olan faturanın tek başına akdi ilişkinin varlığına kanıt olamayacağını, tacirlerin ticari defterlerinin de incelenmesinin gerekli olduğunu belirten kararlar vermiştir18. Bu nedenle faturaların ispat gücü ile ilgili açıklamalar yapılmadan önce, ticari defterler ile ilgili düzenlemelere değinmekte yarar mevcuttur. 

Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenlemelere HMK’nın 222. maddesinde yer verilmiştir. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca, ancak eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları  ve birbirini doğrulayan kayıtları içeren ticari defterler davalarda delil olarak kabul edilebilir. HMK’nın 222/3 hükmü uyarınca, delil olarak kabul edilen defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için ise, karşı tarafın defter kayıtlarının bu defterlerdeki kayıtlara aykırı olmaması ya da karşı tarafın kendi defterlerini ibrazdan kaçınması ya da karşı tarafın defter kayıtlarının gerçeği yansıtmadığının kesin delillerle ispat edilmiş olması gerekmektedir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre açılış ve kapanış onayları yapılmamış ya da kayıtları birbirini doğrulamayan defterler, sahiplerinin aleyhine delil olarak kabul edileceklerdir. Normal şartlar altında, kişinin kendi düzenlediği belgenin kendisi lehine delil olması mümkün olmaz iken, ticari defterler ve belli şartlar altında faturalar bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır19

Buna ilişkin olarak, faturaya dair TTK’nın 21/2 maddesi şu şekildedir: 

“Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.”

 Yargıtay, bu hüküm gereği faturanın özellikle tacirler arasında bir ispat aracı olduğu ve süresinde içeriğine itiraz edilmeyen faturanın düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine olmak üzere bir karine getirdiği kanaatindedir20. Çünkü burada adına fatura düzenlenen kişiye, faturayı tebellüğ ettikten sonra içeriğini inceleme ve itiraz etme hakkı tanınarak adına fatura düzenlenen korunmak istenmiştir. Fatura içeriğine itiraz süresini geçiren kişi, artık iddiasını faturaya dayanarak ispat edemez, başka delillere başvurması gerekir21.

 Başka bir anlatımla, faturayı alan kişi tarafından içeriğine sekiz gün içerisinde itiraz edilmemesi durumunda uygulama alanı bulan TTK’nın 21/2 hükmü, faturaya yazılı delil niteliği kazandırmaktadır22. Kanuni süre içerisinde içeriğine itiraz edilip edilmemesine bağlı olarak fatura hem düzenleyen hem de adına fatura düzenlenen aleyhine delil olabilmektedir23. Ancak bu durumda da içeriğine itiraz edilmemiş faturanın taraflar arasındaki akdin koşullarını yansıtır nitelikte olması gerekir. Şöyle ki, taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut ise ve fakat düzenlenen fatura söz konusu sözleşme şartlarından değişik şartlar yansıtıyor ise, adına fatura düzenlenen taraf süresi içerisinde fatura içeriğine itiraz etmemiş olsa bile bu içeriği kabul etmiş sayılamaz. Faturada yer alan bu yöndeki bir içerik, taraflar arasındaki sözleşme şartlarında tek taraflı olarak yapılan bir değişiklik anlamına gelmekte olup, sözleşmenin şartlarında tarafların tek başına değişiklik yapması mümkün değildir. Ayrıca, faturanın ispat gücü; yazılı sözleşmeler kadar taraflar arasında sözlü olarak kurulmuş akdi ilişkilerde de önem taşımakta, taraflar arasındaki akdi ilişkinin içeriği konusunda belirleyici olabilmektedir. 

IV. UYGULAMADA FATURA

Her ne kadar yukarıda faturanın hukuki niteliği ve kapsamı açıklanmaya çalışılmış olsa da, uygulamada faturaya ilişkin olarak kanun koyucunun yukarıda düzenlediği hususlar dışında birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Aşağıda, faturaya ilişkin olarak uygulamada karşılaşılan durumlardan bazıları ve Yargıtay ile öğretinin bu durumlara ilişkin hukuki pozisyonu hakkında bilgiler verilmiştir.

A. Herhangi Bir İlişki Olmadan Gönderilen Fatura

Yukarıda da bahsedildiği üzere, TTK’nın 21. maddesinin 1. fıkrasında ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, faturadan söz edebilmek için, taraflar arasında daha önceden kurulmuş bir akdi ilişkinin varlığı gereklidir24. Bu husus, birçok Yargıtay kararında da hüküm altına alınmıştır25. Bu bakımdan faturalar; TTK’nın 21. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen “teyit mektubu” gibi sözleşmenin kurulmasına ilişkin bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa edilmesi aşamasıyla ilgili bir belge niteliğindedir26.

 Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda, taraflar arasında bir sözleşme olmamasına rağmen fatura düzenlemesi ve bu faturanın ödenmesi ve faturanın içeriğinin kabul edilmesi taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin varlığına delil olmayacaktır. Bir başka ifadeyle, fatura tek başına akdi ilişkinin ispatına elverişli değildir27. Faturayı düzenleyen taraf bu sözleşmenin varlığını ispat ile yükümlüdür.

 Ayrıca, tarafların arasında bir sözleşme olmadan, fatura adında gönderilen belge, fatura niteliğinde değil, şartlarını taşıdığı takdirde bir icap (öneri) niteliğinde olabilir28. Bu bakımdan, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadan gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi durumunda, yukarıda bahsedilen faturanın içeriği kesinleşmiş sayılmayacaktır. Çünkü gönderilen belge hukuki anlamda “fatura” niteliğini taşıyan bir belge değildir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”)29 6. maddesi devreye girecektir. TBK’nın 6. maddesi aşağıdaki şekildedir: 

“Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır.”

 Buradan hareketle, sözleşme olmadan bir taraf diğer tarafa bir fatura gönderdiğinde, diğer taraf bu faturaya süresi içerisinde itiraz etmez veya faturada belirtilen tutarı öder ise taraflar arasında zımnen bir sözleşme kurulduğu sonucuna varılabilir. Bazen taraflar arasında yerleşmiş iş ilişkilerinde susmanın kabul sayılacağı yönünde teamül oluşmuş olabilir, dürüstlük kuralına göre de susma kabul yerine geçebilir30. Ancak faturanın  icap niteliğinin ve tarafın faturaya itiraz etmemesinin taraflar arasında sözleşmesel bir ilişkiye vücut verip vermeyeceğinin belirlenmesine ilişkin olarak; durumun şartları, dürüstlük kuralı veya tarafların arasında bir teamülün olup olmadığı göz önüne alınarak her olay bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

B. Vade Farkı

Uygulamada ortaya çıkan ve öğreti ile yargı kararlarında görüş ayrılığına yol açan uygulamalardan bir diğeri de faturadaki vade farkına ilişkin kayıtlardır. Vade farkına ilişkin mevzuatımızda bir tanıma rastlanmamaktadır. Türk Dil Kurumu’na göre vade “bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre, mühlet, mehil” olarak tanımlanmıştır. Bu bakımdan, vade farkı, satılan mal veya verilen hizmet bedelinin zamanında ödenmemesi halinde asıl alacağa eklenen ilave alacak olarak tanımlanabilir. Ayrıca, Yargıtay vade farkını “borçluya mal bedelinin geç ödenmesi imkânına karşılık belirli bir vadeden sonra mal bedeline yüklenen ilave” olarak tanımlamıştır31

Vade farkında görüş ayrılığı yaşanılan husus, sözleşmede kararlaştırılmamasına rağmen faturada vade farkına ilişkin hükümlere yer verilmesi ve karşı tarafın bu faturaya süresi içerisinde itiraz etmemesi halinde vade farkına ilişkin hükmün de kesinleşip kesinleşmediğine ilişkindir. Burada incelenmesi gereken husus, faturada gösterilen vade farkının faturanın içeriğinde yer alması gereken hususlardan olup olmadığıdır. Bu konuda Yargıtay’ın birçok kararı bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 27.06.2003 tarihli 2001/1 esas ve 2003/1 karar sayılı kararıdır.

 Faturada belirtilen vade farkına ilişkin görüş ayrılıklarını sona erdirmek için Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 27.06.2003 tarihli 2001/1 esas ve 2003/1 karar numaralı kararını vermiştir. İlgili kararda; 

 Faturayı düzenleyen tarafın, TTK’nın 21/2.32 maddesinde anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında sözleşmesel bir ilişki bulunması ve faturanın ilgili sözleşmenin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerektiği, · Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 21/2. maddesinde düzenlenen karinenin ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olarak uygulama alanı bulabileceği, · Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda -ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi- bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, ilgili düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşeceği ve · Dolayısıyla faturaya yasal sürede itiraz edilmediğinden bahisle vade farkının istenemeyeceği hükme bağlanmıştır. 

Biz de Yargıtay’ın yukarıda anlatılan 27.06.2003 tarihli 2001/1 esas ve 2003/1 karar numaralı kararına katılmaktayız. Sözleşmede taraflarca kararlaştırılmayan bir hususa faturada yer verilmesi, başlı başına ticari hayatın akışına zarar verebilecek bir harekettir. Bununla birlikte, böylesi bir hususun, zamanında itiraz edilmemesi sebebiyle TTK’nın 21/2. maddesinde belirtilen karineden yararlandırılması ülkedeki ticari hayatın güvenirliğini zedeleyebilecektir. Ayrıca, taraflarca sözleşmede vade farkı kararlaştırılmadığı halde faturayı düzenleyen tarafın faturada vade farkı uygulayacağını belirtmesi ve bunun TTK’nın 21/2. maddesinde belirtilen karineden faydalandırılması, bizi taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak değiştirildiği sonucuna ulaştırabilecektir. Bu sebeplerden dolayı, Yargıtay’ın yukarıda anılan içtihadı birleştirme kararını isabetli bulmaktayız.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, öğretide Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen ve yukarıda açıklanan görüşe katılmayan yazarlar da bulunmaktadır. İlgili Yargıtay kararının karşı oy yazısında vade farkının taraflardan birinin edimini diğer tarafa göre daha sonra ifa edecek olmasından dolayı ortaya çıkan bedel farkı olduğundan bahsedilerek temerrüt faizi niteliğinde olmadığı, bedelin bir unsuru olduğu savunulmuştur33. Vade farkını bedelin bir unsuru olarak kabul eden görüş, VUK’un 230. maddesinde bedelin, faturanın olağan unsurlarından biri olarak sayıldığından bahisle faturaya vade farkı yansıtılmış olsa bile, vade farkına ilişkin kaydın TTK’nın 21/2 hükmündeki karinenin uygulama alanına gireceği kanaatindedir.

C. Faturanın Saklanması

Taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık çıkması halinde uyuşmazlığın net olarak sonuçlandırılması ve ticari hayatın güvenliği bakımından tacirler tarafından düzenlenen faturaların saklanması oldukça önem arz etmektedir. Ayrıca, faturaların saklanması vergi mükelleflerinin doğru bir şekilde denetlenmesi açısından da önemlidir. Bu sebeple, hem VUK’ta hem de TTK’da faturaların saklanmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır. 

TTK’nın 64/2. maddesine göre tacir, işletmesi ile ilgili gönderilen her türlü belgenin fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Ayrıca, TTK’nın 82/1. maddesinin (d) bendinde ise TTK’nın 64/1. maddesine atıfta bulunulmuş ve TTK’nın 82/5. maddesinde ilgili belgelerin on yıl süreyle saklanacağı düzenlenmiştir. TTK’nın 64/1. maddesinde ise her tacirin ticari defterlerini tutmak ve ilgili defterlerde ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri TTK’ya ve üçüncü kişi uzmanlarca makul bir sürede gerçekleştirdikleri incelemeler sonucunda işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verilecek şekilde tutması gerektiği düzenlenmiştir. Bu hükümler doğrultusunda, her tacir faturaları on yıl süre boyunca yukarıda bahsedilen hükümlere uygun olarak tutmakla yükümlüdür. 

Bunlara ek olarak, VUK’un 253. maddesinde VUK’a göre defter tutma mecburiyetinde olanlar tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları beş yıl boyunca saklamakla yükümlüdürler. Bu bakımdan, her ne kadar TTK’dan daha kısa bir süre öngörülmüşse de, VUK kapsamında mükellefler faturaları beş yıl boyunca saklamakla yükümlüdürler.

D. Faturanın Zayi Olması

Faturanın kaybolması durumunda tacirlerin buna karşı alması gereken aksiyonlar TTK’nın 82/7. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve TTK’nın 82/5. maddesinde belirtilen süre içerisinde “zıyaa” uğrarsa, ilgili tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içerisinde ticari işletmesinin bulunduğu yer mahkemesinden kendisine zayi belgesi verilmesini isteyebilir. İlgili on beş günlük süre, hak düşürücü nitelikte bir süredir34. Öğreti ve yargı kararlarına göre tacir, ilgili belgelerin zayi olmasında kusurlu olduğu hallerde bu haktan faydalanamaz35.

E. Faturanın Düzeltilmesi

VUK’un 217. maddesine göre defter ve kayıtlarda yanlış yazılan rakam ve yazılar ancak yanlış yazılan rakam ve yazı okunacak şekilde üstü çizilmek ve üst veya yan veyahut ilgili bulunduğu bölgeye doğrusu yazılmak suretiyle düzeltilebilir. Bu doğrultuda, faturalarda yanlış bir ifadenin (bedelin belirtilmesinde hata yapılması, yanlış mal cinsinin yazılması vs.) bulunması halinde yanlış ifadenin üstü yine aynı yanlış ifade okunacak şekilde üstü çizilmek ve ilgili yere doğrusu yazılmak suretiyle düzeltilebilir.

F. Faturanın İptali

Faturanın iptaline ilişkin mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, ticari hayatın olağan akışında bir faturanın iptal edilmesine ihtiyaç duyulabilir. Bu boşluk öğretide iptal edilecek faturanın yanlamasına çift çizgi çizilerek, çizgiler arasına “İPTAL” yazılarak ve ilgili fatura imzalanarak doldurulmaya çalışılmıştır36.

V. SAHTE FATURA

Tıpkı faturada olduğu gibi “sahte fatura” da (uygulamadaki adıyla “naylon fatura)37 mevzuatımızda tanımlanmış değildir. Sahte kelimesinin kökeni Farsça olup “Aslına benzetilerek yapılmış, aldatmak amacıyla taklit edilmiş olan, düzme, uydurma, gerçek olmayan,” gibi anlamlara gelmektedir38. Bu bağlamda sahte fatura, taraflar arasında herhangi bir ticari veya hukuki ilişki bulunmaksızın veyahut taraflar arasında herhangi bir mal veya hizmet alışverişi olmadan düzenlenen fatura olarak tanımlanabilir39

Sahte faturaya ilişkin cezai hükümler VUK’un 359. maddesinde düzenlenmiştir. VUK’un 359. maddesinin (a) bendinde “vergi kanunlarına göre tutulan ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter ve kayıtlara” ilişkin hüküm yer almaktadır. Aynı şekilde, VUK’un 359. maddesinin (b) bendinde de vergi kanunlarına göre tutulan ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgelere ilişkin düzenleme yer almaktadır. VUK’un 359. maddesinin konusu VUK’un 229 ilâ 240. maddeleri arasında düzenlenen mal veya hizmet alım-satımına ilişkin hükümlerdir. Bu bakımdan, her ne kadar VUK’ta tanımlanmasa da ve VUK’un 359. maddesinde açıkça belirtilmese de, öğretide VUK’un 359. maddesinin sahte faturalara da uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir40. VUK’un 359. maddesinin (a) bendinin ilk fıkrasında vergi kanunlarına göre tutulan ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter ve kayıtlarda; (i) hesap ve muhasebe hileleri yapan, (ii) gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesaplar açanlar veya (iii) defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azaltılması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedileceği düzenlenmiştir. Aynı şekilde, VUK’un 359. maddesinin (a) bendinin ikinci fıkrasında vergi kanunlarına göre tutulan ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri; (i) tahrif edenler, (ii) gizleyenler veya (iii) muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar hakkında da aynı şekilde on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedileceği kaleme alınmıştır. 

VUK’un 359. maddesinin (a) bendine ek olarak, VUK’un 359. maddesinin (b) bendinde ise vergi kanunlarına göre tutulan ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri; (i) yok edenler, (ii) defter sahifelerini yok ederek yerine başka yaprak koyanlar veya hiç koymayanlar, (iii) belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya (iv) bu belgeleri kullananların ise üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.Görüldüğü üzere, sahte faturaya ilişkin olarak VUK’un 359. maddesinin (a) ile (b) bendinde farklı suç ve cezalardan bahsedilmektedir. Bu bakımdan, hangi fiillerin hangi bent altında değerlendirileceğinin belirlenmesi suç ve cezada kanunilik ilkesinin gereği olarak önem arz etmektedir. 

Öğretide, VUK’un 359. maddesinin (a) bendinin ikinci fıkrasında yanıltıcı belgeden ve VUK’un 359. maddesinin (b) bendinde ise sahte belgeden bahsedildiği kabul edilmektedir41. Taraflar arasında hiçbir hukuki veya ticari ilişki bulunmamasına rağmen sanki bir ilişki varmış gibi düzenlenen belgeler sahte belge ve taraflar arasında hukuki veya ticari bir ilişki bulunmasına rağmen bu ilişkinin içeriği hakkında farklı durumların yer alması halinde ise yanıltıcı belge söz konusudur42. Fatura nezdinde ise, eğer taraflar arasında hiçbir ilişki bulunmamasına rağmen taraflardan birinin bir fatura düzenlemesi halinde bu durum VUK’un 359. maddesinin (a) bendi kapsamında değerlendirilecek iken, taraflar arasında bir ilişkinin mevcudiyeti olmasına rağmen bu ilişkinin mahiyetinin faturaya doğru bir şekilde yansıtılmaması halinde, örneğin faturada malın veya hizmetin bedelinin yanlış gösterilmesi veya aslında bir dolap satılmış iken koltuk satılmış gibi gösterilmesi, VUK’un 359. maddesinin (b) bendi uygulama alanı bulacaktır. 

Nitekim sahte faturanın VUK dışında başka hukuki sonuçları da bulunmaktadır. Örneğin, HMK’nın 222. maddesinin 3. fıkrasında ticari davalarda tacirlerin defterlerinin sahibi lehine delil olarak kullanılabileceği düzenlenmiştir. Ancak, HMK’nın 222. maddesinin 2. fıkrasında ilgili defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılabilmesi için ticari defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması gerektiği belirtilmiştir. Fatura gibi belgeler ticari defterlerde yer alan kayıtların dayanağını oluşturduğundan43, sahte faturaya dayanılarak ticari defterlere kayıt girilmesi halinde bu durum HMK’nın 222. maddesinin 2. fıkrasının ihlali olarak değerlendirilebilecek ve ilgili ticari defterin sahibi lehine delil olarak kullanılabilmesi olanağı ortadan kalkabilecektir.

 Son olarak, ticari defterin delil olarak kullanılamamasına ek olarak sahte faturanın taksirli iflas iddiasının gündeme gelmesi, konkordato talebinin reddi, yatırım teşvik belgesi var ise bu belgenin iptali ve bu belgenin iptali sebebiyle çeşitli maddi yaptırımlara maruz kalınması, ilgili kişinin kamu ihalelerine katılımının yasaklanması ihtimalinin gündeme gelmesi, ilgili kişinin kamu görevlerini icra etmekten yasaklanması ve avukatlık, noterlik, hekimlik gibi bazı mesleklerden men edilmek gibi diğer yaptırımları da bulunmaktadır.

VI. SONUÇ

Fatura; ticari hayatın hızlı akışında tacirlerin sattıkları mal ya da sundukları hizmetin belgelendirilmesi, bu hizmetlerin vergilendirilmesi ve de çıkan uyuşmazlıklarda malın satıldığı ya da hizmetin sunulduğunun kanıtlanması açısından önemli bir belgedir. Faturanın uygulamada sık sık karşılaşılan bir belge olmasına rağmen, kanunlarda fatura - ya dair yetersiz düzenlemeler sebebiyle oluşan boşluklar uygulamada Yargıtay kararları ve doktrin görüşleri ile doldurulmaktadır. Faturanın hukuki niteliği ve ispat gücünün yanı sıra uygulamada taraflar arasında herhangi bir ilişki olmadan bile fatura düzenlenmesi, vade farkına ilişkin kayıtlar, faturanın muhafazası ile ilgili aksiyonlar ile sahte fatura ile menfaat sağlama çabaları, faturanın ticari hayata yön veren bir belge olduğunu göstermektedir. Bu kadar önemli bir belge ile ilgili düzenlemelerin kanunlarda tam ve net olarak yapılması gerekmektedir. Kanun koyucunun daha net düzenlemeleri ile birlikte uygulamada ortaya çıkan görüş ayrılıkları da giderilebilecektir.

KAYNAKÇA

AL I BOZER/CELAL GÖLE, Ticari İşletme Hukuku. Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, 2017. http://lugatim.com/s/sahte. Erişim tarihi: 31.01.2021. https://sozluk.gov.tr/. Erişim tarihi: 10.12.2020.

MEHMET FAT IH KURŞUN, Vergi Ceza Hukuku Yönüyle Sahte Fatura. Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 2019.

MELTEM DURU, Yargıtay Kararları Işığında Fatura, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Ticaret Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019

MURAT ALIŞKAN, İtiraz Edilmeyen Faturanın Malın Teslim Edilmiş Ve İşin Yapılmış Olduğunu Gösterip Göstermeyeceği, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2016.

NEV IN İREM GÜRBÜZER GÖRMEZ, Yargıtay Kararları Işığında Faturanın İspat Gücü, 1. Basım, Ankara 2019.

RAMAZAN ARSLAN/EJDER YILMAZ/SEMA TAŞPINAR AYVAZ/EMEL HANAĞASI, Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2020.

SAL IH ŞAH I N IZ, Fatura Ve Faturanın İspat Gücü. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009.

SEV IL BAYAR, Fatura ve Faturanın İspat Gücü, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009.

VILDAN PEKSÖZ, Hukuk Muhakemesi Kapsamında Karineler Ve Faturanın Hukuki Niteliği, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul. Yargıtay 3. HD., T. 14.05.2009, E. 2009/5568, K. 2009/8544. Yargıtay 3. HD., T. 29.5.2000, E. 2000/4885, K. 2000/5011. Yargıtay 3. HD., T. 13.06.2012, E. 2012/11680, K. 2012/15068. Yargıtay 11. CD., T. 01.06.2017, E. 2016/4460, K. 2017/4129. Yargıtay 11. HD., T. 18.09.2013, E. 17857, K. 15977. Yargıtay 13. HD., T. 09.03.1999, E. 1998/10118, K. 1999/1668. Yargıtay 15. CD. T. 10.02.2020, E. 2019/11344, K. 2020/1725. Yargıtay 15. HD., T. 15.11.1999, E. 1999/4192, K. 1999/4070. Yargıtay 19. HD., T. 28.11.2008, E. 2008/2791, K. 2008/11670. Yargıtay HGK, T. 14.04.1999, E. 1999/11-207, K. 1999/215. Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

DİPNOT

1 Şahiniz, Salih, Fatura Ve Faturanın İspat Gücü. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009.

2 Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

3 12.01.1961 tarih, 10705 sayılı Resmî Gazete (RG).

4 14.02.2011 tarih, 27846 sayılı Resmî Gazete (RG).

5 İlgili tüccarlar için bkz: VUK m. 177 (Birinci Sınıf Tüccarlar) ve m. 178 (İkinci Sınıf Tüccarlar).

6 VUK’un 230. maddesi uyarınca faturada bulunması gereken asgari unsurlar şunlardır: 1. Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası; 2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası; 3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası; 4. Malın veya işin nev’i, miktarı, fiyatı ve tutarı; 5. Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması.

7 Bayar, Sevil, Fatura ve Faturanın İspat Gücü, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009, s. 80.

8 Ancak, VUK’un 231/5 hükmü kapsamında düzenlenme süresi geçtikten sonra düzenlenen faturalar açısından da TTK’nın 21/2 hükmü uygulama alanı bulacaktır.

9 10.01.2020 tarih, 31004 sayılı Resmî Gazete (RG).

10 Tebliğ’in IV.1.4 maddesi uyarınca e-fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu olan mükellefler şunlardır: 1- 2018 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) 5 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler. 2- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli 1 sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan lisans alan (bayilik lisansı dâhil) mükellefler. 3- Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa ve/ veya ithal edenler. 4- Mal veya hizmetlerin alınması, satılması, kiralanması veya dağıtımı işlemlerinin gerçekleştirilmesine aracılık etmek üzere internet ortamında 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ya da tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcıları, internet ortamında gerçek ve tüzel kişilere ait gayrimenkul, motorlu araç vasıtalarının satılmasına veya kiralanmasına ilişkin ilanları yayınlayan internet sitelerinin sahipleri veya işleticileri ile internet ortamında reklamların yayınlanmasına aracılık faaliyetinde bulunan internet reklamcılığı hizmet aracıları. 5- 11/3/2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre komisyoncu veya tüccar olarak sebze ve meyve ticaretiyle iştigal eden mükellefler.

11 İlgili mükellefler için bkz: 509 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, m. IV.2.4.

12 Duru, Meltem, Yargıtay Kararları Işığında Fatura, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Ticaret Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019, s. 80.

13 Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

14 Duru, Meltem, Yargıtay Kararları Işığında Fatura, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Ticaret Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019, s. 80.

15 04.02.2011 tarih, 27836 sayılı Resmî Gazete (RG).

16 Ramazan Arslan/Ejder Yılmaz/ Sema Taşpınar Ayvaz/Emel Hanağası, Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2020, s. 473.

17 Duru, Meltem, Yargıtay Kararları Işığında Fatura, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Ticaret Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019, s. 94.

18 Yargıtay 3. HD., T. 14.05.2009, E. 2009/5568, K. 2009/8544.

19 Nevin İrem Gürbüzer Görmez, Yargıtay Kararları Işığında Faturanın İspat Gücü, 1. Basım, Ankara 2019, s. 221-222.

20 Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

21 Duru, Meltem, Yargıtay Kararları Işığında Fatura, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Ticaret Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019, s. 97.

22 Duru, Meltem, Yargıtay Kararları Işığında Fatura, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Ticaret Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019, s. 97; Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

23 Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

24 Şahiniz, Salih, Fatura Ve Faturanın İspat Gücü. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009; Alışkan, M, İtiraz Edilmeyen Faturanın Malın Teslim Edilmiş Ve İşin Yapılmış Olduğunu Gösterip Göstermeyeceği, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2016, s. 209; Peksöz, Vildan, Hukuk Muhakemesi Kapsamında Karineler Ve Faturanın Hukuki Niteliği, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2014.

25 Yargıtay 3. HD., T. 29.5.2000, E. 2000/4885, K. 2000/5011; Yargıtay 3. HD., T. 13.06.2012, E. 2012/11680, K. 2012/15068.

26 Alışkan, M, İtiraz Edilmeyen Faturanın Malın Teslim Edilmiş Ve İşin Yapılmış Olduğunu Gösterip Göstermeyeceği, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2016, s. 208; Yargıtay 15. HD., T. 15.11.1999, E. 1999/4192, K. 1999/4070.

27 Yargıtay 19. HD., T. 28.11.2008, E. 2008/2791, K. 2008/11670.

28 Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

29 04.02.2011 tarih, 27836 sayılı Resmi Gazete (RG).

30 Peksöz, Vildan, Hukuk Muhakemesi Kapsamında Karineler Ve Faturanın Hukuki Niteliği, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2014.

31 Yargıtay HGK, T. 14.04.1999, E. 1999/11-207, K. 1999/215.

32 Belirtmek isteriz ki, ilgili kararda eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23/2. maddesine atıftı bulunulmuştur. Ancak, yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ilgili madde 21/2. maddeye tekabül ettiği için işbu makalede de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ilgili madde 21/2. maddesine atıfta bulunulmuştur.

33 Yargıtay İBHGK, T. 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1.

34 Bozer, Ali; Göle, Celal, Ticari İşletme Hukuku. Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, 2017, s. 297.

35 Bkz: Bozer, Ali; Göle, Celal, Ticari İşletme Hukuku. Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, 2017, s. 298; Yargıtay 11. HD., T. 18.09.2013, E. 17857, K. 15977.

36 Şahiniz, Salih, Fatura Ve Faturanın İspat Gücü. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009; Duru, Meltem, Yargıtay Kararları Işığında Fatura, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Ticaret Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019.

37 Nitekim Yargıtay bazı kararlarında “naylon fatura” ifadesini kullanmaktadır. Bkz: Yargıtay 15. CD. T. 10.02.2020, E. 2019/11344, K. 2020/1725.

38 http://lugatim.com/s/sahte. Erişim tarihi: 31.01.2021.

39 Kurşun, M.F, Vergi Ceza Hukuku Yönüyle Sahte Fatura. Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 2019.

40 Kurşun, M.F, Vergi Ceza Hukuku Yönüyle Sahte Fatura. Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 2019.

41 Kurşun, M.F, Vergi Ceza Hukuku Yönüyle Sahte Fatura. Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 2019.

42 Yargıtay 11. CD., T. 01.06.2017, E. 2016/4460, K. 2017/4129.

43 Kurşun, M.F, Vergi Ceza Hukuku Yönüyle Sahte Fatura. Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 2019.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
FATURA KAVRAMI VE FATURAYA İLİŞKİN HUKUKİ MESELELER
Capabilities
Practice Areas
Banking & Finance
Corporate and M&A
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Girişim Şirketlerinin Finansmanı Kapsamında Paya Dayalı Kitle Fonlaması Yöntemi

Girişim Şirketlerinin Finansmanı Kapsamında Paya Dayalı Kitle Fonlaması Yöntemi

2021
Read more
Competition Law Practises During And After Covid-19 In Turkey And Around The World

Competition Law Practises During And After Covid-19 In Turkey And Around The World

2021
Read more
Ertelenen Madde 346'nın Kapsamı ve Etkinliği

Ertelenen Madde 346'nın Kapsamı Ve Etkinliği

2021
Read more
Doğal Gaz İthalat Lisansı

Doğal Gaz İthalat Lisansı

2021
Read more
The Concept Of Invoices And Related Legal Issues