ÖZET
Çalışma kapsamında; edinilmiş mal grubuna dâhil olan marka, patent ve tasarım hakları ile telif haklarına ilişkin ekonomik değerin tespiti ve eşler arasında paylaştırılması hususu değerlendirilmektedir.
I. GİRİŞ
Medeni hukuk sistemimizde evlenmeyle birlikte eşler arasında mal rejimi ilişkisi doğar. Aksi kararlaştırılmadığı müddetçe uygulanan yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejime göre “edinilmiş” kabul edilen mallar, boşanma sonrasında eşler arasında tasfiyeye tabi tutulur. Her ne kadar somut bir varlık olmasalar da, ekonomik değer taşımaları dolayısıyla marka, patent, tasarım, telif hakları gibi fikri ve sınai haklar da edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde edinilmiş mal olarak tasfiyeye dahil edilebilmektedir.
Türk aile hukuku kapsamında evlilik birliğinin kurulması ile eşler arasında bir mal rejimi ilişkisi doğar. 01.01.2002 tarihi öncesinde “Mal Ayrılığı” rejimi yasal olarak kabul edilmişken anılan tarih itibariyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun1 (“TMK”) yürürlüğe girmesiyle birlikte yasal mal rejimi “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” olarak kanunen belirlenmiştir. Eşlerin herhangi bir seçim yapmaksızın evlilik akdinin tamamlanması ile tabi olacakları edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin yine ihtiyarı doğrultusunda (i) mal ayrılığı, (ii) paylaşmalı mal ayrılığı ve (iii) mal ortaklığı rejimlerinden ibaret seçimlik mal rejimlerinden biri olarak da belirlenebilir. Uygulamada sıklıkla eşlerin mal rejimi seçimi yapmadıkları ve dolayısıyla yasal mal rejimine tabi oldukları görülmektedir. Yasal mal rejiminde esas olan eşlerin evlilik sürdükçe herhangi bir mal değerlemesi/ ayrımına başvurmaksızın; evliliğin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde malların tasfiyesi sırasında karı/ kocanın edinilmiş mallar ve kişisel mallarının ayrımının yapılmasıdır. Bu itibarla, kanunen sınırlı sayıda belirlenmiş kişisel mallar ile genel tanımı doğrultusunda örnek olarak sayılan edinilmiş malların belirlenmesi önem arz etmektedir. Zira edinilmiş malların aksine, eşlerin kişisel malları tasfiyeye konu olmamaktadır.
II. TÜRK HUKUKUNDA MAL REJİMİ UYGULAMASI
A. Genel Bakış
TMK madde 202 uyarınca eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Bununla birlikte aynı madde uyarınca eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul etmesi de mümkündür. TMK’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (“eMK”) 170. maddesi ilga edilmiş ve yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Buna göre; “Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edip te kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder” hükmü yerine taraflarca aksi öngörülmedikçe 01.01.2002 tarihinden itibaren eşlerin arasındaki mal rejiminde edinilmiş mallara katılma rejimi esas alınarak paylaştırma yapılması düzenlenmiştir2.
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin açıklamalardan önce mal rejimleri kavramı ve Türk hukukundaki yeri hakkında kısa bilgilendirme faydalı olacaktır. Türk aile hukuku nezdinde mal rejimi kavramı, evlilik öncesi ve evlilik süresi içinde eşlerin sahip oldukları -edindikleri- mallar üzerinde hangi haklara sahip olduklarına ve doğacak borçlara ilişkin düzenlemeden ibarettir. Bu itibarla eşlerin evlilik öncesi veya evlilik sırasında edindikleri mallarda hak iddia edebilmeleri, yanı sıra talebe konu hakkın alacak hakkı mı ayni hak mı olduğunun değerlendirilmesi, evlilik öncesi veya evlilik sırasında sahip olunan mallara ilişkin borçlardan eşlerin sorumlu tutulabilmesi gibi hususların değerlendirilmesi ancak mal rejimi dikkate alınarak gerçekleştirilecektir. Eşlerin seçimlik mal rejimlerinden (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) birini tercih etmede özgür olması söz konusu iken Türk geleneksel ilişki tipleri, aile yapısı, gelenekler vb. durumlar sebebiyle eşlerin mal rejimi seçiminden imtina ettikleri, dolayısıyla yasal mal rejimine tabi olmayı tercih ettikleri söylenebilir. Bu itibarla, yasal mal rejiminin ne olacağına karar verilmesinin önemli olduğu ve bu hususta kapsamlı çalışmalar gerçekleştirilmiş olduğu bilinmektedir3.
B. Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
TMK madde 218 uyarınca edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel malları edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamındadır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde bağımsız ve sahipleri farklı iki tür malvarlığı söz konusudur. Bunlar kadının malları ve erkeğin mallarıdır. Kadının malları ve erkeğin malları da ikili bir şekilde sınıflandırılmaktadır. Buna göre eşlerden her birinin malvarlığı, biri edinilmiş mallar ve diğeri de kişisel mallar şeklinde iki grup altında incelenmektedir. Netice olarak, (i) erkeğin edinilmiş malları, (ii) erkeğin kişisel malları, (iii) kadının edinilmiş malları ve (iv) kadının kişisel malları olarak dört farklı malvarlığı sınıfından bahsedilir4.
Aslında yasal mal rejiminde esas olan edinilmiş mallar ile kişisel mallar ayrımı olsa da evlilik süresince diğer bir ifadeyle yasal mal rejimi devam ederken edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımı önem arz etmez. Zira, anılan ayrım mal rejiminin sona ermesi ve tasfiyesinde gündeme gelmektedir5.
Edinilmiş mal kişisel mal ayrımına geçmeden önce yasal mal rejiminde “mallara” ilişkin birtakım ilkelere değinmek gerekir. TMK madde 219/f-1 uyarınca; edinilmiş malvarlığı değerlerini her bir eşin evlilik birliği sürerken karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri oluşturur. Anılan maddeye ilişkin doktrinde, “karşılık” teriminin, borç ilişkilerindeki “karşı edim” kavramıyla açıklanabileceği ifade edilmiştir. Bu itibarla, elde edilen mal varlığı ivazlı olarak elde edilmiş ise bu malvarlığının değeri edinilmiş mal grubu kapsamında değerlendirilir. İvazsız şekilde iktisap edilen malvarlığı değerleri ise, kişisel mal sayılır. Edinilmiş mallar ile kişisel malların ayrıştırılmasında esaslı husus ivaz olmakla birlikte; bu kurala ilişkin şaz durumlar da mevcuttur. Örneğin ivazlı olmasına rağmen malvarlığı değerlerinden bazıları kişisel mal sayılabiliyorken; ivazsız olsa dahi bazı malvarlığı değerlerinin edinilmiş mal sayılması söz konusudur. Belirtmek gerekir ki bahse konu ivaz eşlerden birinin kişisel mallarından karşılanmışsa; ivazlı şekilde elde edilen malın kişisel mal sayılması gerekmektedir. Doktrinde bu husus “ikame ilkesi” ile açıklanmaktadır6.
Bir diğer ilke olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminde, mal gruplarının değişmezliği ilkesi mevcuttur. TMK madde 221 uyarınca bazı malvarlığı değerlerinin eşler arasında akdedilecek mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal olarak kararlaştırılabilmesi mümkün görülmekle birlikte, anılan istisna dışında, malların hangi mal kapsamında olduğunu düzenleyen hükümlerin emredici olması sebebiyle aksi öngörülemez.
Öte yandan doktrinde savunulan bir görüşe göre, malvarlığı değerinin bir kısmının edinilmiş mal bir kısmının ise kişisel mal olarak kabulü de olanaklı değildir. Daha açık bir ifadeyle şayet bir malvarlığı değerinin edinilmesinde hem kişisel mal hem de edinilmiş mal grubuna dahiliyet mevcut ise; edinilen malın ağırlıklı olarak katkı sağlanan grupta yer aldığı ve diğer mal grubu lehine denkleştirme yapılacağı kabul edilmektedir.
Şayet katkıların eşit olması durumu söz konusu ise; “tercih ilkesi” çerçevesinde bahse konu malın edinilmiş mal sayılacağı, bununla birlikte kişisel mal lehine denkleştirme yapılacağı ifade edilmektedir. Belirtmek gerekir ki tercih ilkesi; mal rejimine konu mallarının hangi sınıfa dahil olduğunun belirlenmesi sürecinde, bir malın hangi gruba dahil olduğu kesin olarak söylenemiyorsa, mevzu malın, karı veya kocanın edinilmiş malı sayılması gerektiğine ilişkin bir ilke olarak açıklanmaktadır7.
1. Edinilmiş Mallar
TMK madde 219 uyarınca edinilmiş mal kavramı “her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri” şeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre, bir malın edinilmiş mal olabilmesi için (i) mal rejimi süresince edinilmiş olma ve (ii) karşılığı verilerek edinilmiş olma şartlarının birlikte varlığı gerekmektedir. Bu şartlardan mal rejimi süresince edinilmiş olma, bir malın edinilmiş mal olabilmesi için edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcından sona erdiği ana kadar geçen süre içinde edinilmiş olmasını ifade etmektedir. Bu noktada yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi olması sebebiyle eşlerin seçmesine gerek kalmaksızın, evlenme akdinin tamam olmasıyla birlikte yürürlüğe girmiş olacaktır. Diğer bir şart olarak bir malın veya malvarlığı değerinin edinilmiş mal sayılabilmesi için bu malvarlığı değerinin karşılığının verilerek edinilmiş olması gerekliliğidir. Karşılığı verilerek edinilmiş olma kavramı da ivazlı kazandırma ve ivazsız kazandırma olarak ikiye ayrılmaktadır. TMK madde 219 uyarınca ancak ivazlı olarak elde edilen malvarlığı değerleri edinilmiş mal niteliği taşır. Mal veya malvarlığı değerinin edinilmesindeki ivaz, farklı içeriklerde olabilir: kişinin malvarlığındaki bir hakkın devri, sınırlanması, değiştirilmesi veya sona erdirilmesi şeklinde ve/ veya kişinin bedensel veya fikri faaliyeti şeklinde oluşturulabilir8.
Edinilmiş mallara ilişkin yasal örnekler TMK madde 219 kapsamında bentler hâlinde örnek olarak sayılmıştır. Bu sayımın sınırlayıcı değil örnekleyici olduğu doktrinde vurgulanmaktadır: çalışmasının karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ile edinilmiş malların yerine geçen değerler9.
2. Kişisel Mallar
Yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi içerisinde yer alan kişisel malların kanun gereği kişisel mallar ve sözleşme gereği kişisel mallar olarak incelenmesi mümkündür. TMK’da kanun gereği kişisel mallar sınırlı sayı olarak sayılmıştır. TMK madde 220 hükmü uyarınca kanun gereğince kişisel mal olarak kabul edilenler şu şekilde sayılabilir: (i) eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, (ii) mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, (iii) manevi tazminat alacakları, (iv) kişisel mallar yerine geçen değerler.
Doktrinde edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel mallara ilişkin birtakım özellikler belirtilmektedir. Bunlardan ilki kişisel malların tasfiyeye konu edilemezliği ilkesidir. Zira, kişisel malların edinilmesinde eşlerden diğerinin emek yoluyla katkısının ya da evlilik birliğindeki iş bölümü/ birliğinin etkisinin bulunmaması sebebiyle karşılık olmaksızın elde edilen malların tasfiyenin dışında bırakılması gerekmektedir. Kişisel mallara ilişkin ikinci özellik kişisel malların tespitinin aile mahkemeleri nezdinde yapılması gerektiğidir. Bir diğer husus olarak, eMK hükümleri gereği mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen malların kişisel mal sayıldığı kabul edilmektedir. Dördüncü özellik olarak, mal rejiminin sonlandığı dönemde edinilen malların ise kişisel mal sayılması ve son olarak ise edinilmiş mallara katılma rejiminin öncesinde edinilen malların kişisel mal sayılması esastır10.
Öte yandan, TMK madde 220 uyarınca sözleşme gereği kişisel mallar ise; bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerleri ile kişisel malların gelirleri (aslında edinilmiş mal değeridir) şeklindedir. Ancak bu değerlerin kişisel malvarlığına dâhil olabilmesi eşlerin bu yönde anlaşmasını gerektirir11.
III. FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ EDİNİLMİŞ MAL KABUL EDİLMESİ
A. Fikri Ürün ve Fikri Hak Kavramları
İnsan zihni, düşüncesi ve duyguları ile oluşturulan yapıtlar fikri ürün olup, bu ürünler gayrı maddi (soyut) olmaları hasebiyle klasik mülkiyet teorisi içinde zilyetliğe konu olamazlar. İnsan zihninin dışında algılanabilirlik adına fikri ürünlerin varlık formuna sokulması gerekmektedir. Söz gelimi, notalar yardımıyla bir bestenin kâğıda geçirilmesi yahut bir ressam tarafından ortaya konulan tablo bir fikri ürünün varlık haline getirilmesidir12.
Fikri mülkiyet hakları olarak adlandırılan haklar, fikri ürünlerin maddi mallar olarak kabul edilmemesi nedeniyle bu hakları ayni hak olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bununla birlikte ekonomik değer taşıdıkları için malvarlığı haklarına dâhil olan fikri mülkiyet hakları, kişiye bağlı olduğu oranda da şahıs varlığı hakları grubuna dâhil olur. Bu durum fikri hakların mutlak hak olarak değerlendirilmesine neden olur. Mutlak haklar, sahibine doğrudan egemenlik sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Bu bağlamda, bir mutlak hak olarak fikri mülkiyet hakları, sahibine yasaklama dahil olmak üzere çeşitli yetkiler sağlar13.
Fikri ürünler çeşitli biçimlerde olabilir; söz gelimi bilim, edebiyat ve güzel sanat eserleri gibi düşünce ve sanat eserleri ile buluşlar, tasarımlar, patentler ve faydalı modeller fikri/ sınai ürünler arasında yer alır. Ancak düşünce ve sanat eserleri, buluşlar, tasarımlar, patentler ve faydalı modeller gibi fikri ürünler arasında bir ayrım bulunmaktadır. Fikir ve sanat eserleri telif hukuku kapsamında kaldığından bu hakların korunması için tescil zorunluluğu bulunmamaktadır, fakat buluşlar, tasarımlar, patentler ve faydalı modeller gibi sınai haklar tescil yoluyla korunur14.
B. Fikri Ürün Sahiplerine Tanınan Haklar
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu15 (“FSEK”) kapsamında eser sahibi bir eseri meydana getiren kişi olup eser/ ürün sahibinin mali hakları; madde 21-25 arasında düzenlenen işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve yayın hakları ile madde 45’te düzenlenen güzel sanat eserlerinin satış bedellerinden pay verilmesi hakkından ibarettir. Eserden iktisadi yararlanma imkânı sunan haklar kanunda sınırlı şekilde sayılıp beş hak kategorisine ayrılmıştır.
Eser/ ürün sahibinin mali hakları uygulamada telif haklarının devri olarak da bilinen mali hakların devri ve lisans verilmesi işlemlerine de konu olmaktadır. Bunlardan mali hakların devri sözleşmesi yukarıda sayılan altı hakkın da bütünüyle devralana geçmesi iken lisans verilmesi halinde bu altı hakka dayalı kullanım haklarının lisans alana geçmesi söz konusudur16. Mali hakların yanı sıra eser sahibinin eser üzerinde manevi hakları da bulunur. Umuma arz salahiyeti, adın belirtilmesi salahiyeti ve eserde değişiklik yapılmasını menetmek şeklindeki manevi hakların ise devri mümkün değildir. Ancak, mali hakların tamamen devri halinde zorunlu olarak bazı manevi hakların kullanımı konusunda muvafakat verildiği kabul edilebilir. Söz gelimi işleme hakkının devri, eserin üzerinde değişiklik yapılmasını gerektirebilir ve bu, manevi hakların kullanımını doğrudan etkilemektedir. Aynı şekilde yayma hakkının devrinin, eserin kamuya sunulmasını içermesi nedeniyle, kamuya arz yetkisinin de devralana geçtiği şeklinde yorumlanması mümkündür17.
Marka, patent, tasarım gibi sınai mülkiyet ürünlerinin tescil/ müracaat ile hak sahipliğinin sabit olduğu belirtilmişti. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda (“SMK”) düzenlenen mülkiyete konu ürünlerin mali/ manevi haklarından ziyade hak sahibine sağlanan inhisari haklardan bahsedilmektedir. Sınai mülkiyet hakkı sahibinin inhisari hakları; üretim hakkı, satma hakkı, ithalat ve ihracat hakkı, kiraya verme hakkı, ihlal durdurma hakkı, koruma hakkı ve kullanım hakkı gibi haklardır.
C. Fikri Mülkiyete Konu Hakların Tasfiyesi
Yasal düzenleme kapsamında edinilmiş malların bir malvarlığı değeri oluşturması gerekmektedir. Malvarlığı hakkının, malvarlığının aktifinde yer alan malvarlığı değeri olduğu ifade edilmektedir. Bu noktada malvarlığı hakları, iktisadi değer taşıyan; menkul, gayrimenkul mallara ilişkin ayni haklar, alacak hakları, yenilik doğuran haklar, hukuki ve doğal ürünler, beklenen haklar ile maddi açıdan fikri haklar olarak belirtilmektedir18.
Yasal düzenleme kapsamında edinilmiş malların çalışmanın karşılığı olan edimlerden olması gerekmektedir. Eşlerin çalışma karşılığı elde ettikleri malvarlığı değerlerinin maaş, prim, ikramiye şeklinde isimlendirilmesi elzem değildir. Çalışmanın, fikri ürün meydana getirilmesi olarak yorumlanması mümkün olup marka, patent vb. üzerindeki hakların edinilmiş mal kabul edilmesi gerektiği doktrinde savunulmaktadır19. Bununla birlikte, fikri ürünlerin elde edilişi ile bunlara ilişkin mali hakların her olay açısından ayrıca incelenmesi gerektiği görüşü de bulunmaktadır. Örneğin, profesyonel bir sanatçının meydana getirdiği eser üzerinden elde edilen gelirlerin edinilmiş mal sayılacağında şüphe bulunmamakla birlikte amatör bir eser sahibinin eser üzerinden elde ettiği gelirin -asli gelirine ek olarak- edinilmiş mal olmayacağına ilişkin doktrinde görüş bulunmaktadır. Amatör faaliyetler neticesinde meydana getirilen eserlerin kişisel mal kapsamında olduğuna yönelik görüş, eşlerin emeklerini koyarak elde ettikleri her hususun edinilmiş mal kapsamındaki edimlerden olamayacağını savunmaktadır20. Nitekim, ekonomik değerini ifade eden mali hakların (“işleme hakkı”, “çoğaltma hakkı”, “yayma hakkı”, “temsil hakkı” ve “umuma iletim hakkı”) eşler arasında mal rejimi tasfiyesi nedeniyle paylaşılmasının manevi hakların kullanılmasına da muvafakat edileceği anlamına gelmesinin telif hakları gibi fikri mülkiyet ürünlerine ilişkin manevi hakların (umuma arz salahiyeti, adın belirtilmesi salahiyeti ve eserde değişiklik yapılmasını menetmek hakları) kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olması ile çelişki teşkil edeceği düşünülebilir.
Tasfiyede fikri ürünlerin ekonomik değerlerinin esas alınacak olması nedeniyle bir değer tespit işlemine gidilmesi gerekmektedir. Söz gelimi, eşlerden birinin sahip olduğu şirkete ilişkin marka değerinin bilirkişi raporu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir21. Bu noktada markanın değeri hakkında piyasada ne sıklıkta kullanıldığı, emsal lisans sözleşmesi değerleri gibi hususlar dikkate alınabilecektir.
Markanın değerinin belirlenmesi hususunda marka tecavüz iddialarının ise ne ölçüde dikkate alınması gerektiğine doktrinde ve uygulamada yer verilmemiştir. Şayet tecavüz nedeniyle hükümsüzlük iddiası mevcut ise bu hususun bekletici mesele yapılacağı düşünülebilir. Son olarak, tasfiyeye dahil olan marka, patent, telif hakları gibi her bir fikri ürünün malvarlığı değerinin doğrudan esas alınmamasının makul olmadığı kabul edilebilir. Fikri ürünler asgari bir malvarlığı değerine sahip olmadıkça tasfiyeye dahil olmayacak şeklinde bir hükmün bulunması uygun olabilecektir.
IV. SONUÇ
Fikri mülkiyet haklarının edinilmiş mal kapsamına dahil olup olmadığı konusunda net bir yasal düzenleme bulunmamakla birlikte, fikri mülkiyet haklarının TMK’nın 219. maddesinde belirtilen çalışmanın karşılığı olan edinimlerden olduğu ve iktisadi değere sahip olması nedeniyle edinilmiş mal niteliği taşıyabileceği savunulmaktadır. Ancak, amatör faaliyetler sonucunda elde edilen eserlerin kişisel mal kapsamında kalabileceği ve her olayın özel olarak değerlendirilmesi gerektiği de savunulan bir diğer görüştür.
Tasfiye aşamasında, fikri ürünlerin ekonomik değerleri bilirkişi raporu ile tespit edilmeli, emsal lisans sözleşmeleri ve marka tecavüz iddiaları gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, fikri ürünlerin asgari bir malvarlığı değerine sahip olması durumunda tasfiyeye dahil edilmesi uygun olacaktır. Sonuç olarak bu çalışmada, Türk aile hukukunda edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında fikri mülkiyet haklarının yeri aydınlatılmaya ve bu alanda daha net bir yasal düzenleme ile uygulamada tutarlı bir yaklaşımın önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır.
KAYNAKÇA
AHMET M. KILIÇOĞLU, Aile Hukuku, 7. Baskı, Turhan Kitapevi, Ankara, 2024.
AYDIN ZEVKLİLER/ EMRE CUMALIOĞLU/ MEHMET BEŞİR ACABEY, Medeni Hukuk-III Aile Hukuku, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2024.
FARUK ACAR, Aile Hukukumuzda Mal Rejimleri ve Eşin Yasal Zevkliler/ Cumalıoğlu/ Acabey, s. 138-139.l Miras Payı, Seçkin Yayınları, Ankara, 2007.
HALİL ALPEREN, Evrensel Telif Hakkı Sözleşmesi ve Hakların Devri, 2. Baskı, Seçkin, Ankara, 2021.
İLHAN HELVACI, Türk Medeni Kanunu Cilt II Aile Hukuku, 1. Baskı, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2013.
METİN İKİZLER, ÖZLEM TÜZÜNER, Medeni Hukuk II Aile Hukuku, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2023.
MUSTAFA DURAL/ TUFAN ÖĞÜZ/ MUSTAFA ALPER GÜMÜŞ, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, 15. Baskı, Filiz Kitapevi, İstanbul, 2020.
SUAT SARI, Evlilik Birliğinde Yasal Mal Rejimi Olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, 1. Baskı, Beşir Kitapevi, İstanbul, 2007.
SÜLEYMAN YILMAZ, Medeni Hukuk Cilt III Aile Hukuku, 1. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2023.
ŞAFAK N. EREL, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2009.
ÜNAL TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, 4. Baskı, Arıkan Yayınevi, İstanbul, 2005.
YUSUF ULUÇ, Mal Rejimleri ve Tasfiyesi, 1. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2014.
ZAFER ZEYTİN, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2008.
DİPNOT
1 08.12.2001 tarih, 24607 sayılı Resmi Gazete (RG).
2 İlhan Helvacı, Türk Medeni Kanunu Cilt II Aile Hukuku, 1. Baskı, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2013, s. 225.
3 Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku, 7. Baskı, Turhan Kitapevi, Ankara, 2024, s. 226-282.
4 Mustafa Dural/ Tufan. Öğüz/ Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, 15. Baskı, Filiz Kitapevi, İstanbul, 2020, s. 229.
5 Metin İkizler, Özlem Tüzüner, Medeni Hukuk II Aile Hukuku, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2023, s. 275.
6 Aydın Zevkliler/ Emre Cumalıoğlu/ Mehmet Beşir Acabey, Medeni Hukuk-III Aile Hukuku, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2024, s. 134-137.
7 Zevkliler/ Cumalıoğlu/ Acabey, s. 138-139.
8 Süleyman Yılmaz, Medeni Hukuk Cilt III Aile Hukuku, 1. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2023, s. 349-350.
9 Yılmaz, s. 351.
10 Yusuf Uluç, Mal Rejimleri ve Tasfiyesi, 1. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2014, s. 337-340.
11 Uluç, s. 384-388.
12 Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 4. Baskı, Arıkan Yayınevi, Istanbul, 2005, s. 6.
13 Tekinalp, s. 7.
14 Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2009, s. 28.
15 13.12.1951 tarih, 7981 sayılı RG.
16 Halil Alperen, Evrensel Telif Hakkı Sözleşmesi ve Hakların Devri, 2. Baskı, Seçkin, Ankara, 2021, s. 157-165.
17 Tekinalp, s. 153-154.
18 Suat Sarı, Evlilik Birliğinde Yasal Mal Rejimi Olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, 1. Baskı, Beşir Kitapevi, İstanbul, 2007, s. 135-135.
19 Faruk Acar, Aile Hukukumuzda Mal Rejimleri ve Eşin Yasal Miras Payı, Seçkin Yayınları, Ankara, 2007, s. 47.
20 Sarı, s. 144; Zafer Zeytin, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2008, s. 99.
21 Yargıtay 8. HD., T. 21.06.2016, E. 2016/202, K. 2000/7383.








