Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

HUKUKTA DİJİTAL DELİLLERİN ÖNEMİ

2025 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

HUKUKTA DİJİTAL DELİLLERİN ÖNEMİ

Dispute Resolution
2025
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Bu çalışmada; dijital delillerin ceza yargılamasındaki hukuki ve teknik boyutları ele alınarak, bu delil türünün yargısal süreçlerdeki önemi ve bu alandaki yasal düzenlemelerin güncel durumu değerlendirilmektedir.

I. GİRİŞ

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle hayatımızın her alanına sirayet etmesi, dijitalleşmeyi kaçınılmaz hale getirmiştir. Sosyal ilişkilerimizden hukuki ve finansal işlemlere kadar uzanan geniş bir yelpazede, günlük işlerimizin büyük bir bölümü artık dijital ortamlarda yürütülmektedir. Örneğin E-devlet, E-nabız, Web Tapu, Mersis gibi kamu hizmetlerine erişimin sağlandığı dijital altyapılar, e-ticaret platformları ve sosyal medya platformları, bireylerin ve kurumların günlük yaşamlarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu platformlar, mal ve hizmet alışverişi, kamu hizmetlerine erişim, sosyal etkileşim ve haberleşme gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Dijital dönüşümün yaşamın her alanına sirayet etmesi, suç işleme yöntemlerini de dönüştürerek dijital delillerin ceza yargılamasında önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Dijital ortamlarda gerçekleştirilen yeni suç tipleri ortaya çıkmış, geleneksel suçların işlenmesinde bilişim teknolojilerinin kullanıldığı yeni yöntemler geliştirilmiş ve suçun ispatına elverişli delillerin elektronik ortamda erişilebildiği durumlar yaygınlaşmıştır. Bu durum, ceza yargılamasında geleneksel yöntemlerle suçlarla mücadele edilmesinin yetersiz kalmasına sebep olmuştur. Bu bağlamda, ceza muhakemesi süreçlerinde dijital delillere olan ihtiyaç artmış; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (“5271 sayılı Kanun”) 134. ve 135. maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri ile dijital deliller ceza muhakemesinde kabul edilmiştir ve düzenleme alanı bulmuştur. Makalemizde, dijital delillerin hukuki ve teknik boyutları incelenerek bu delil türünün ceza yargılamasındaki yeri ve önemi değerlendirilecektir.

II. DİJİTAL DELİL KAVRAMI

Dijital delil kavramı, genel anlamıyla bilişim sistemleri veya ağları üzerinde üretilen, işlenen, depolanan veya aktarılan yasal süreçlerde kanıt olarak kullanılan her türlü veriyi ifade eder1

Bu kavram, farklı kaynaklarda çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı Adli Bilişim Soruşturmaları Kılavuzu’nda dijital delil, “bilgisayar ortamında saklanan veya iletilen, mahkemede delil olarak kullanılabilen ikili biçimli bilgi” olarak tanımlanır2. Genel olarak, birçok tanım dijital delilin, bir suçun işlenip işlenmediğini tespit etmek için kullanılan dijital veri olduğunu ifade etmektedir.

III. DİJİTAL DELİLLERİN ÖZELLİKLERİ

Bir delilin geçerli kabul edilebilmesi için çeşitli unsurlara sahip olması gerekmektedir. Bunlar arasında; delilin hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş olması, delile ulaşılabilmesi (elde edilebilirlik), mantık ve akla uygun (rasyonel) olması, gerçekliğe uygun olması, ispat edilmek istenen olayı doğru bir şekilde yansıtması (maksada elverişlilik), ispat bakımından önemli bir nitelik taşıması, diğer delillerle çelişmemesi (müştereklik), sağlam ve güvenilir bir temele dayanması ve tabi ki elde edilebilir olması sayılabilir. Bu unsurların tamamının varlığı, delilin yargılama sürecinde kabul edilebilirliği açısından mutlak bir gerekliliktir. 

Dijital deliller, bilişimsel doğaları gereği her nevi delilde bulunması gereken bu niteliklerin yanında klasik delillerden farklı birtakım niteliklere sahiptir. Çalışmamızda dijital delillerin ayırt edici bu nitelikleri; gizli bir yapıya sahip olmaları, kopyalanabilir ve çoğaltılabilir olmaları, kolaylıkla değiştirilebilir veya yok edilebilir olmaları, uluslararası nitelikte olmaları, aidiyet tespitlerinin zor oluşu ve dinamik ve değişken yapıda olmaları olmak üzere altı ayrı başlıkta irdelenecektir. 

A. Dijital Delillerin Gizli Yapısı

Dijital delilleri diğer delillerden ayıran en belirgin niteliklerinden biri, DNA ve parmak izi delilinde olduğu gibi ilk bakışta gözle görülmeyen, gizli bir yapıya sahip olmalarıdır3. Ancak fiziksel delillerin somutlaştırılması, dijital delillerden farklı olarak olay yerinde ilk inceleme anında yapılabilmektedir. Dijital delillerin ise, fiziksel delillerin aksine somut bir varlığa sahip olmamaları sebebiyle incelenme süreçleri daha uzun ve meşakkatli olabilmektedir. Bu inceleme, dijital delilin teknolojik aygıtlar vasıtasıyla irdelenerek somut bir hale getirilmesi ile gerçekleştirilmektedir. 

Elektronik aygıtların somut bir yapıya sahip olması nedeniyle dijital delillerin tespiti yapılırken, öncelikle olay yerindeki teknolojik aygıtlar dikkate alınarak bu aygıtların dijital delillere özgü yöntemlerle incelemesi gerçekleştirilmektedir. Bu aygıtlarda yer alan dijital uygulamalar ve depolanan veriler delilin somutlaştırılmasında rol oynamaktadırlar. 

Bununla birlikte, suçta kullanılan ve fiziki bir varlığı bulunan teknolojik aygıtların incelendiği durumlar dışında, bilişimsel dünyada suç konusu fiilin gerçekleştirildiği dijital alana erişimin sağlanması ile de dijital delillere ulaşılabilmektedir. Dolayısıyla uygulamada dijital delillerin belirli bir süre veya teknik bir yöntem gerektiren bir inceleme ile somutlaştırılması gerekmektedir. Bu inceleme ise, bu alanda teknik donanıma sahip adli bilişim uzmanları tarafından gerçekleştirilmektedir. Dijital delillerin, somutlaştırılması bakımından teknik bir inceleme sürecine ihtiyaç duyan kendine has bu gizli yapısı, onu diğer delil türlerinden ayıran özelliklerden biridir.

B. Dijital Delillerin Kopyalanabilmesi ve Çoğaltılabilmesi

Dijital deliller, bozulmadan sayısız kez kopyalanabilme özelliğine sahiptir; her kopya orijinaliyle tamamen aynı özelliklere sahiptir. Bu eşsiz niteliği sayesinde, delilin birden fazla kopyası farklı uzmanlar tarafından bağımsız olarak ve aynı anda farklı amaçlarla incelenebilirken orijinal veri etkilenmez4. Zira dijital cihazlarda, verileri oluşturan kod dizilimlerinin birebir aktarılması için gerekli komut ve yöntemler bulunmaktadır. Dijital delillerin bu niteliği, incelenme süreçlerini hızlandırdığı gibi bu delillerin mahkemeye sunulmasını da kolaylaştırmaktadır5.

C. Dijital Delillerin Kolaylıkla Değiştirilebilir veya Yok Edilebilir Olmaları

Normal kullanım sırasında, bilgisayar sistemlerinin hafıza durumları sürekli olarak değişime uğrar. Bu değişim, kullanıcı talimatları (örneğin, veri kaydetme, kopyalama) veya bilgisayar işletim sistemi tarafından otomatik olarak gerçekleştirilen işlemler (örneğin, bellek ayırma, veri takası) nedeniyle meydana gelebilmektedir6. Bu sebeple, dijital veriler normal kullanım esnasında dahi bozulma veya yok olma riski ile karşı karşıyadır. Dijital delillerin bu niteliği, bu tür delillere yönelik adli incelemelerde daha titiz bir yaklaşım gerektirmektedir. 

Buna ek olarak, her ne kadar dijital deliller üzerinde kolaylıkla değişiklik yapılabilse de yapılan bu değişiklik ve manipülasyonların uzmanlarca geliştirilen yöntemlerle tespit edilebildiği de göz ardı edilmemelidir.

D. Dijital Delillerin Uluslararası Niteliği

Dijital delillerin en belirgin özelliklerinden biri, coğrafi sınırları aşabilen bir yapıya sahip olmalarıdır. Özellikle elektronik cihazlar arasındaki yoğun iletişim ağı göz önüne alındığında, dijital verilerin dünya genelinde dağılmış olabileceği görülmektedir7. Bu durum, adli süreçlerde dijital delil toplama işlemini oldukça karmaşık hale getirmektedir. 

Bir dijital delilin kaynağının belirlenmesi dahi büyük zorluklar içerebilir. Kaynak, ilgili ülkenin yargı yetkisinin dışında bir ülkede bulunuyorsa, durum daha da karmaşıklaşır. Örneğin, bulut teknolojileri veya internet altyapısı üzerinden erişilen veriler, fiziksel olarak farklı bir ülkede depolanıyor olabilir. 

Bu nedenle, dijital delil toplama işlemi, uluslararası bir karakter kazanmaktadır. Adli makamlar, sadece kendi ülkesindeki kurumlarla değil, yabancı ülkelerdeki ve uluslararası kuruluşlardaki yetkililerle de iş birliği yapmak zorunda kalmaktadır. Uluslararası adli yardımlaşma mekanizmalarının yetersizliği, bu süreçte önemli bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır.

E. Dijital Delillerin Aidiyetinin Belirlenmesinin Güçlüğü

Dijital delillerin coğrafi sınırları aşan uluslararası bir yapıda olmasının temel nedeni, herkes tarafından kolayca üretilebilmeleridir. Ancak bu kolay üretilebilirlik, dijital delillerin aidiyetinin belirlenmesini oldukça zorlaştırmaktadır. Özellikle internet gibi anonimliğin ön planda olduğu ortamlarda, verilerin kaynağını tespit etmek oldukça güçtür. Bilginin üretildiği kaynağa ulaşılsa dahi, bu kaynağın gerçek sahibinin belirlenmesi ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, hukuki süreçlerde aidiyetin ispatı için yeni kanıtlama yöntemlerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Güvenli elektronik imza gibi teknolojiler, aidiyetin belirlenmesi hususunda önemli bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır8.

F. Dijital Delillerin Dinamik ve Değişken Yapısı

Dijital delillerin bir diğer önemli özelliği, sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde olmalarıdır9. Teknolojinin hızla gelişmesi gerek dijital delillerin üretilmesi gerekse bunların saklanması ve işlenmesi yöntemlerinde değişikliklere yol açmaktadır. Bu hızlı değişim, dijital delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesi süreçlerinde önemli zorluklar yaratmaktadır.

IV. DİJİTAL DELİLLERE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER

Dijital delillerin uluslararası yapısı, bu alanda yapılacak hukuki düzenlemelerde ortak standartların belirlenmesi ihtiyacını beraberinde getirmiş; süreç içinde ülkeler ve milletlerarası hukuk kişileri birbirileriyle iş birliği içinde bu alanda uluslararası bir hukuki çerçeve belirlemek amacıyla çeşitli hukuki çalışmalar yapmıştır. Uluslararası çapta yapılan bu çalışmalar sonucunda, pek çok ülke mevzuatında bilişim teknolojilerine ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu düzenlemeler, hızla değişen teknolojik ortamın dinamik yapısı nedeniyle henüz tam anlamıyla yeterli görülmemektedir. Teknolojinin sürekli gelişimi, hukuki düzenlemelerin bu gelişmelere ayak uydurmasını zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, aşırı derecede kısıtlayıcı düzenlemeler, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına sebep olacağından, bu alanda yapılacak hukuki düzenlemeler dikkatli bir yaklaşım gerektirmektedir. 

Ne var ki, mevcut uluslararası ve ulusal hukuki düzenlemeler, dijital delillerin hukuki statüsü hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapmamıza imkan tanıyacak derecede kapsamlıdır. Bu bölümde incelenecek örnekler, dijital delillerin hukuki boyutunu daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.

A. Uluslararası Hukukta Dijital Delillere İlişkin Düzenlemeler

Bilişim suçlarının coğrafi sınırları aşan, uluslararası düzlemde işlenmeye elverişli yapısı nedeniyle, bu suçlarla salt ulusal hukuki düzenlemeler ile mücadele etmenin imkanı bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, pek çok uluslararası örgüt bu alanda hukuki çalışmalar yürütmektedir. Yazımızın devamında bu alanda yapılan başlıca düzenlemelere yer verilecektir.

1. Birleşmiş Milletler

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, adli süreçlerde dijital delillerin önemi artmakta ve dijital deliller geleneksel fiziksel delillerin yerini almaya başlamaktadır. Bu durum, yargı sistemlerinin; dijital delillerin toplanması, saklanması ve değerlendirilmesi konusunda yeni düzenlemelere ihtiyaç duymasına neden olmuştur. UNMPCCR kapsamında Birleşmiş Milletlerin belirlediği dört temel alan (cebri güç, kişisel veriler, dijital delillerin kabul edilebilirliği ve uluslararası iş birliği)10, dijital delillerin hukuki boyutunda karşılaşılan zorlukları içeren alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Dijital delil toplamada kullanılan cebri işlemlerin mevzuata uygunluğu ve etkinliği konusunda tartışmalar bulunmaktadır. Bu konudaki en büyük sorun, arama ve el koymada yaşanan güçlüklerdir. Zira ceza muhakemesinde arama ve el koyma kuralları somut eşyaları hedef alırken, dijital verilerin soyut yapısı bu kuralların uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Dijital verilerin delil olarak kabul edilmesiyle birlikte, bu alandaki hukuki boşluklar daha da belirgin hale gelmiştir. 

Yardım yükümlülükleri, bu alandaki bir diğer problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital delillerin incelenmesi konusunda arama ve el koymaya ilişkin yeni yasal düzenlemeler getirilmesi halinde, adli makamların bu alandaki teknik yetersizliği uygulamalarda sorunlara yol açabilecektir. Özellikle; el konulacak eşyanın tesliminin istenmesi halinde, verilerin elde edilmesine yönelik iş birliği klasik delil elde edilmesinde beklenen yardıma göre farklılık gösterecektir. 

Bununla birlikte iletişimin denetlenmesi durumunda, bireylerin temel hakları ile kamu güvenliği arasındaki denge hassas bir şekilde kurulmalıdır. Telekomünikasyon hatları ve bilgisayar sistemlerinin denetlenmesi, ceza soruşturmalarında önemli bir araç olsa da bu uygulamaların keyfi olarak kullanılmasının önüne geçmek için güçlü hukuki güvenceler oluşturulmalıdır. Bu bağlamda, denetleme yetkisinin kapsamı, süresi ve usulleri hakkında detaylı yasal düzenlemeler yapılması gerekmektedir. 

Dijital delillerin yargısal süreçlerde delil olarak kabul edilip edilemeyeceği, bu alandaki en büyük tartışma konularından biridir. Bu sorun, sadece teorik bir tartışma olmaktan öte, adli makamların delil toplama yetkilerini doğrudan ilgilendiren pratik bir sorundur. Birçok yargı sisteminde, dijital verilerin kolaylıkla değiştirilebilmesi ve orijinalliğinin teyit edilememesinden dolayı ceza davalarında delil olarak kullanılması kabul görmemektedir11
 

Son olarak bu alandaki önemli sorunlardan diğeri ise, uluslararası düzeyde koordinasyon eksikliğidir. Ceza usul hukukunun karşılaştığı bu zorlukların üstesinden gelmek için uluslararası iş birliği mekanizmaları giderek önem kazanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) gibi uluslararası mahkemeler, özellikle iletişimin denetlenmesi gibi konularda, ilgili makamların yetkilerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“AİHS”) 8. maddesi çerçevesinde değerlendirerek önemli bir rol üstlenmektedir12.

2. Avrupa Birliği

Avrupa Birliği (“AB”), dijital delillerin hukuki statüsünü belirleme ve bu alanda uluslararası iş birliğini güçlendirme amacıyla çeşitli düzenlemeler yapmıştır. 1995 tarihli Veri Koruma Direktifi (Data Protection Directive)13 ve 1997 tarihli telekomünikasyon sektörüne ilişkin olarak özel hayatın korunması ve kişisel verilerin işlenmesine ilişkin Direktif14 gibi ilk düzenlemeler, kişisel verilerin korunması ve telekomünikasyon sektöründeki gizlilik ilkelerini belirlemiştir. Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi ise, bireylerin özel hayatına ve kişisel verilerine saygı gösterilmesi gerektiği ilkesini hukuki bir zemine oturtmuştur. 

Siber suçların artmasıyla birlikte, AB; Bilişim Sistemlerine Yönelik Saldırılara Dair Çerçeve Kararı (Council Framework Decision on Attacks Against Information Systems)15, Veri Saklama Direktifi (Data Retention Directive)16 gibi düzenlemelerle dijital suçlarla mücadeleye yönelik kapsamlı bir çerçeve oluşturmuştur. Avrupa Delil Müzekkeresi (European Evidence Warrant)17 ve Avrupa Yargı Ağı (European Judicial Network) gibi araçlar ise, üye devletler arasında adli iş birliğini kolaylaştırarak dijital delillerin etkin bir şekilde toplanmasına ve paylaşılmasına olanak sağlamıştır. 

Lizbon Antlaşması ile birlikte, AB; ceza hukuku alanında daha fazla yetkiye kavuşmuş ve üye devletlere adli iş birliği ve uyum konusunda daha bağlayıcı yükümlülükler getirmiştir. Özellikle bilgisayar suçları, sınır aşan suçlar olarak tanımlanmış ve bu suçlarla mücadele için ortak standartların belirlenmesi öngörülmüştür. Bu gelişmeler, AB’nin dijital deliller konusunda daha etkin bir rol oynamasına ve ortak bir Avrupa Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku oluşturma yolunda ilerlemesine katkı sağlamıştır. 

Ancak, AB’nin dijital deliller konusundaki düzenlemeleri, mahremiyet endişeleri ve hukuki belirsizlikler gibi bazı zorluklarla karşı karşıyadır. Özellikle Veri Saklama Direktifi gibi düzenlemeler, bireylerin mahremiyet haklarına yönelik ciddi tehditler oluşturduğu gerekçesiyle eleştirilmiştir. Bu nedenle, AB’nin dijital deliller konusunda dengeli bir yaklaşım benimsemesi ve teknolojik gelişmelere paralel olarak düzenlemelerini güncellemesi gerekmektedir.

3. Avrupa Konseyi

Avrupa Konseyi’nin (“AK”) çalışmaları ile ortaya çıkan Siber Suçlar Sözleşmesi (Convention on Cybercrime) (“SSS”), dijital delillerin hukuki statüsünü belirleme ve uluslararası iş birliğini güçlendirme amacıyla önemli bir dönüm noktası olmuştur. 

Sözleşmenin dijital delillere dair düzenlemelerinin büyük bir kısmı, usul hukuku bölümünde yer alan 14. ve 21. maddeler arasında toplanmıştır. Burada yer alan hükümler, dijital delillerin toplanması, saklanması ve kullanılması gibi konularda temel ilkeleri belirlemiştir. Bu maddeler; taraf devletlerin dijital delillerle ilgili iç hukuk düzenlemelerini yaparken, uluslararası insan hakları standartlarına uygun hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. 

Sözleşme; taraf devletlerin dijital delillere ilişkin düzenlemelerini yaparken, AİHS ve diğer uluslararası insan hakları sözleşmelerinde yer alan ilkeleri dikkate almasını öngörmektedir. Bu sayede, dijital delillerin toplanması ve kullanılması sürecinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlanmaktadır. Sözleşme; kanunilik ilkesi, orantılılık ilkesi gibi temel hukuk ilkelerine atıf yaparak, dijital delillerin kullanımı konusunda hukuki bir çerçeve oluşturmaktadır. 

Sonuç olarak SSS, dijital dünyada artan suçlarla mücadele etmek amacıyla uluslararası bir iş birliği platformu oluşturmuş ve dijital delillerin hukuki statüsünü belirlemede önemli bir rol oynamıştır. Sözleşme; taraf devletlerin dijital delillere ilişkin düzenlemelerini yaparken, insan haklarına saygılı olmalarını ve hukukun üstünlüğünü gözetmelerini sağlamaktadır. Ancak, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte dijital delillerin karmaşıklığı da artmakta olup, bu durum sözleşmenin uygulanması sürecinde yeni zorluklar ortaya çıkarabilmektedir. Bu nedenle, SSS’nin sürekli olarak güncellenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir.

B. Türk Hukuk Sisteminde Dijital Delillerin Yeri ve Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki Düzenlemeler

Türkiye’de ceza muhakemesi hukuku, delil serbestisine dayalı bir sistem üzerine kurulmuştur. Bu durum, her türlü delilin yargılama sürecinde kullanılabileceği anlamına gelmekte olup, dijital deliller de bu kapsam içerisinde değerlendirilmektedir. 2014 yılında onaylanan SSS, Türkiye’nin dijital delillerle ilgili mevzuatını uluslararası standartlara uygun hale getirme çabalarını hızlandırmıştır. 

Mevcut durumda, Türk hukuk sisteminde dijital delillere ilişkin çeşitli düzenlemeler bulunmakla birlikte, bu düzenlemelerin kapsamı ve etkinliği konusunda tartışmalar sürmektedir. Özellikle 5271 sayılı Kanun, dijital delillerin elde edilmesi, değerlendirilmesi ve kullanılması süreçlerinde temel bir çerçeve sunmaktadır. Ancak, 5271 sayılı Kanun’daki düzenlemelerin güncel teknolojik gelişmelere ne kadar uyum sağladığı ve ortaya çıkan yeni sorunlara cevap verebildiği sorusu hala tartışılmaktadır. 

Bu çalışmanın önceki bölümünde, ceza muhakemesinde delil teorisi ve dijital delillerin genel yeri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu bölümde ise, 5271 sayılı Kanun’da yer alan dijital delillere ilişkin düzenlemeler üzerinde durulacaktır.

1. 5271 sayılı Kanun’da Dijital Delillere İlişkin Düzenlemeler

Türkiye’de ceza muhakemesi hukukunun temel dayanağı 5271 sayılı Kanun, dijital delillerin yargılama sürecinde kullanımı konusunda önemli düzenlemeler içermekte olup, kanunun 134. maddesinde; bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerde yapılan aramalar, kopyalama ve el koyma işlemleri gibi dijital delil elde etme yöntemleri düzenlenmektedir. 

Mezkur maddenin kabul edilmesindeki temel gerekçe, teknolojik gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkan yeni delil türlerinin, gelenek sel delil toplama yöntemleriyle elde edilemeyecek olmasıdır. Bu nedenle ilgili düzenleme, dijital delillerin hukuki statüsünü belirlemesi ve bu delillerin yargılama sürecinde elde edilme yöntemlerini düzenlemesi nedeniyle önemli bir hükümdür. 

Ancak, hükmün kapsamı ve uygulama alanları konusunda bazı tartışmalar bulunmaktadır. Özellikle, maddenin “bilgisayarlar, bilgisayar programları ve kütükleri” ifadesiyle sınırlandırılması, günümüzde kullanılan çeşitli dijital cihaz ve ortamların bu kapsam dışında kalabileceği endişesi yaratmaktadır. Bu durum, dijital delillerin çeşitliliğinin artmasıyla birlikte, hukuki boşlukların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

V. SONUÇ

Neticeten; 5271 sayılı Kanun’un 134. maddesi, Türkiye’de dijital delillerin yargılama sürecinde kullanılması konusunda önemli bir adım olmuşsa da, yasa kapsamının hızla gelişen teknoloji karşısında sürekli olarak güncellenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle, yeni nesil dijital cihazlar ve veri depolama yöntemlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, 134. maddenin kapsamının bu doğrultuda genişletilmesi ve dijital delillerin daha net bir düzenlemeye kavuşturulması önemlidir.

KAYNAKÇA

UĞUR KAYNAKÇIOĞLU, “Ceza Muhakemesinde Dijital Deliller”, Haziran 2015, s. 39.

MUSTAFA GÖKSU, Hukuk Yargılamasında Elektronik Delil, Ankara: Adalet Yayınevi, 2011, s. 31-32.

Guidelines of the Committee of Ministers of the Council of Europe on Electronic Evidence in Civil and Administrative Proceedings, Ocak 2019, (Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 6. https://rm.coe. int/guidelines-on-electronic-evidence-and-explanatory-memoran - dum/1680968ab5

Council of Europe, Convention on Cybercrime, CETS N. 185, Bu - dapest, Kasım 2001, (Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2024). http://conven - tions.coe.int/Treaty/Commun/QueVoulezVous.asp?NT=185&C - M=8&DF=&CL=ENG

U.S. Department of Justice, Office of Justice Programs, National Ins - titute of Justice, Forensic Examination of Digital Evidence: A Guide for Law Enforcement, Nisan 2004, (Erişim tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 39. https://www.ncjrs.gov/pdffiles1/nij/199408.pdf

Electronic Crime Scene Investigation: A Guide for First Responders, Temmuz 2001, (Erişim tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 6. https://www.ojp. gov/pdffiles1/nij/187736.pdf

Electronic Evidence Guide, Aralık 2014, (Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 12. https://au.int/sites/default/files/newsevents/working - documents/34122-wd-annex_4_-_electronic_evidence_guide_2.0_ final-complete.pdf

Framework Decision 2005/222/JHA, (24.02.2005), (Erişim tarihi: 6 Ağustos 2024) http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/ HTML/?uri=CELEX:32005F0222&from=EN.

Directive 2006/24/EC, (15.03.2006), (Erişim tarihi: 6 Ağustos 2024) http://eur-.lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=O - J:L:2006:105:0054:0063:EN:PDF

Framework Decision 2008/978/JHA, (18.12.2008), (Erişim tarihi: 6 Ağustos 2024) http://eur-.lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ. do?uri=OJ:L:2008:350:0072:0092:en:PDF

DİPNOT

1         Guidelines of the Committee of Ministers of the Council of Europe on Electronic Evidence in Civil and Administrative Proceedings, Ocak 2019, https://rm.coe.int/guidelines-on-electronic-evidence-and-explanatory-memorandum/1680968ab5 (Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 6.

2         U.S. Department of Justice, Office of Justice Programs, National Institute of Justice, Forensic Examination of Digital Evidence: A Guide for Law Enforcement, Nisan 2004, https://www. ncjrs.gov/pdffiles1/nij/199408.pdf (Erişim tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 39.

3         Electronic Crime Scene Investigation: A Guide for First Responders, Temmuz 2001, https://www.ojp.gov/ pdffiles1/nij/187736.pdf (Erişim tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 6.

4         Electronic Evidence Guide, Aralık 2014, https://au.int/sites/default/ files/newsevents/workingdocuments/34122-wd-annex_4_-_electronic_ evidence_guide_2.0_final-complete. pdf (Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2024), s. 12.

5         Uğur Kaynakçıoğlu, “Ceza Muhakemesinde Dijital Deliller”, Haziran 2015, s. 39.

6         Electronic Evidence Guide, s. 12.

7         Mustafa Göksu, Hukuk Yargılamasında Elektronik Delil, Ankara: Adalet Yayınevi, 2011, s. 31-32.

8         Göksu, a.g.e. , s. 32.

9         Göksu, a.g.e. , s. 32.

10     UNMPCCRC, s. 147.

11     UNMPCCRC, s. 171.

12     UNMPCCRC, s. 177.

13     Directive 95/46/EC, (24.11.1995).

14     Directive 97/66/EC, (15.12.1997).

15     Framework Decision 2005/222/ JHA, (24.02.2005). http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:32005F0222&from=EN (Erişim tarihi: 6 Ağustos 2024)

16     Directive 2006/24/EC, (15. 03.2006). http://eur-lex.europa.eu/ LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2006:105:0054:0063:EN:PDF (Erişim tarihi: 6 Ağustos 2024)

17     Framework Decision 2008/978/ JHA, (18.12.2008). http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2008:350:0072:0092:en:PDF. 

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Delil Toplama Yöntemleri, Bilişim Hukuku, Adli Bilişim, Dijital Delil, Veri, Bilişim Sistemleri, Ceza Muhakemesi, Delil Toplama Yöntemleri.
Capabilities
Dispute Resolution
AI Consultancy
AI & Disruptive Tech Legal Consultancy
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 207

Gsi Brief 207

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

İDARE TARAFINDAN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ HALKA AÇIK KAYITLARIN KVKK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

İdare Tarafindan Güncelli̇ği̇ni̇ Yi̇ti̇rmi̇ş Halka Açik Kayitlarin Kvkk Açisindan Değerlendi̇ri̇lmesi̇

2025
Read more
İNTERNET ORTAMINDA UNUTULMA HAKKI

İnternet Ortaminda Unutulma Hakki

2025
Read more
DİJİTAL VARLIKLARIN VE KRİPTO PARALARIN MİRASI

Di̇ji̇tal Varliklarin Ve Kri̇pto Paralarin Mi̇rasi

2025
Read more
BITCOIN ÖZELİNDE KRİPTO PARALARIN TİCARET ŞİRKETLERİNE SERMAYE OLARAK GETİRİLMESİ

Bitcoin Özeli̇nde Kri̇pto Paralarin Ti̇caret Şi̇rketleri̇ne Sermaye Olarak Geti̇ri̇lmesi̇

2025
Read more