ÖZET
Kasa kiralama sözleşmesi mevzuatımızda özel olarak düzenlenmemiştir. Bu sebeple öğretide kasa kiralama sözleşmesinin hukuki niteliği hakkında farklı görüşler benimsenmiştir.
I. GİRİŞ
Bu makalede, ülkemizde yaşanan deprem sonrasında kiralık kasa hizmeti alan müşterilerin değerli varlıklarına zarar gelmesi halinde bankanın bu zararlardan sorumluluğu ve zararlarının tazmin edilip edilmeyeceği konusunda doktrinde yer alan görüşler doğrultusunda kasa kiralama hizmeti alan bireyleri bilgilendirirken, günümüzde bankaların güven kurumu niteliğini haiz olmaları sebebiyle insanlar tarafından sıklıkla tercih edilen kasa kiralama sözleşmesinin tanımı, özellikleri ve hukuki niteliği gibi genel özelliklerinin yanı sıra sözleşmenin tarafı olan müşterinin hakları ve borçları ile bankanın kasa kiralama sözleşmesinden doğan borçları, bu borçların sınırları ve borca aykırılık halinde müşterinin maddi ve manevi zararlarını tazmin etmesi gerektiği belirtilerek basiretli bir tacirden daha fazla yükümlülüğü ve sorumluluğu olan bankanın davranışlarında göstermesi gereken özenin ve sorumluluğunun sınırlarının genişletilmesi üzerinde durulacaktır.
Geçmişten günümüze insanlar her zaman maddi ve manevi değerli varlıklarını güvende tutma ihtiyacı duymuşlardır. İnsanların maddi ve manevi değerli varlıklarını, deprem sel gibi doğal afetlerin yanı sıra çalınma kaybolma gibi tehlikelerden koruma gereksinimleri onları bu tehlikelere karşı önlem almak zorunda bırakmıştır. Zaman içerisinde insanlar, değerli varlıklarını güven kurumu niteliğini haiz olan bankalar tarafından sunulan ve gerekli güvenlik önemleri alınarak korunan banka kasalarını kiralamaya başlamışlardır. Ülkemizde yaşanan deprem felaketinin ardından müşteriler bankaların içerisinde yer alan kasalarının durumunu, değerli varlıklarına zarar gelmiş olması halinde bankanın sorumluluğunu ve zararlarının tazmin edilip edilmeyeceğini araştırmaya başlamışlardır. Kasa kiralama sözleşmesi ile bankalar, özel güvenlik sistemlerine sahip, dış etkenlere maruz kalma olasılığının daha az olduğu güvenli kasalarının kullanımını müşterilerine bırakmaktadır. Ülkemizde kasa kiralama hizmeti genellikle bankalar tarafından verilmektedir. Ancak kasa kiralama hizmetinin sadece bankalar tarafından sunulabileceğine ilişkin mevzuatımızda bir düzenleme bulunmamaktadır. Kiralık kasa hizmetinden yararlanmak isteyen müşteri, banka ile kasa kiralama sözleşmesi akdetmektedir. Kasa kiralama sözleşmesi mevzuatımızda özel olarak tanımlanmadığı için uyuşmazlıkların çözümlenmesinde sorunlar olabilmektedir. Bunun başlıca örneği; müşterinin, kullanımının banka tarafından kendisine bırakıldığı kasa içerisinde bulunan maddi ve manevi değerli varlıklarının zarar görmesi halinde bankanın sorumluluğunun sınırları ve müşteriye ödenmesi gereken maddi ve manevi tazminat bedelinin belirlenmesi aşamasıdır. Bankaların müşterileri ile akdettikleri sözleşmeler çoğunlukla genel işlem koşulu içermektedir. Sözleşme içerisinde genel işlem koşullarının var olması, müşteri ve bankanın menfaat dengesinin iyi değerlendirilmesi ve bankaya duyulan güven sebebiyle değerli varlıklarını kasa içerisinde bırakan müşteriye karşı bankanın sorumluluğunun genişletilmesi gerekliliği ayrıntılı olarak incelenecek ve ülkemizde yaşanan deprem felaketinin ardından banka müşterileri tarafından oldukça merak edilen maddi ve manevi değerlerinin zarar görmüş olması veya olası bir doğal afet, kaybolma ve çalınma gibi durumlarda değerli varlıklarının zarar görmesi ihtimalinde bankanın sorumluluğunun nasıl belirleneceği üzerinde durulacaktır.
II. KASA KİRALAMA HİZMETİ
A. Kasa Kiralama Sözleşmesinin Tanımı ve Konusu
Kiralık kasa; banka tarafından, bankanın bünyesinde bulunan çelik bir bölmenin kullanımının belirli bir ücret karşılığında müşterisine bırakılması olarak tanımlanmaktadır1. Banka ile müşterisi arasında kurulan sözleşme ile bankanın müşterisinin suç unsuru oluşturmayan menkul kıymetlerinin muhafaza edilmesi ve saklanmasına uygun niteliğe sahip olan ve güvenliği sağlanan kasasının kullanılmasını müşterisine bırakmayı, müşterinin ise bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen kendine özgü bir yapısı olan (sui generis) sözleşmedir2. Bankaların kendi taşınır varlıklarını sakladıkları kasalar ve kullanımını müşterilerine bıraktıkları kasalar olmak üzere iki ayrı kasa bölümleri bulunmaktadır. Bankaların kendi varlıklarının olduğu kasa bölümüne müşterilerinin girme hak ve yetkisi bulunmazken müşterilerinin kullanımı için oluşturdukları kasa bölümüne ise müşterileri girebilmektedir. Kiralık kasalar küçük bölmelerden oluşabileceği gibi daha büyük sanat eseri gibi varlıkların muhafazası için oda şeklinde de olabilmektedir. Kiralık kasanın açılması için gerekli olan anahtarlardan bir tanesini banka kendi bünyesinde bulundurmakta, diğer anahtarı ise müşterisine teslim etmektedir. Banka kendi bünyesinde bulunan anahtar ile kasayı açamamakta sadece müşterisi kasaya erişmek istediğinde kasanın açılması için yardımcı olabilmektedir. Kasanın açılmasından sonra banka görevlileri müşterinin kasa içerisinde yaptığı işlemleri bilmeyecek ve görmeyecektir3.
B. Kasa Kiralama Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Kasa kiralama sözleşmesi mevzuatımızda özel olarak düzenlenmemiştir. Bu sebeple öğretide kasa kiralama sözleşmesinin hukuki niteliği hakkında farklı görüşler benimsenmiştir. Öğretide bir görüşe göre; kasa kiralama sözleşmesi, kira sözleşmesinin ana unsurlarını taşıdığı gerekçesiyle ‘’adi kira sözleşmesi’’ olarak adlandırılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 299. maddesi4 kira sözleşmesini ‘’Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.’’ şeklinde tanımlamaktadır. Bu görüşü destekleyen yazarlardan biri olan Reisoğlu’na göre; bankaların kasa kiralama hizmetleri saklama hizmeti kapsamında değildir, zira banka ile müşterisi arasındaki sözleşme bir vedia akdi olmayıp kira sözleşmesidir. Kasa kiralama sözleşmesi ise adi kira sözleşmesinden farklı olarak sadece kasanın kullanılmasını müşteriye bırakma maksadıyla yapılmamaktadır5. Kasa kiralama sözleşmesinde müşterinin sözleşme ile ulaşmak istediği amaç değerli ve kıymetli eşyalarının güvende tutulmasıdır. Öğretide diğer bir görüş ise hukuki niteliği itibariyle kasa kiralama sözleşmesinin bir saklama sözleşmesi olduğu görüşünü benimsemektedir6. Bu görüşe örnek olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin7 E. 2015/4801 K. 2015/11778 sayılı kararında kasa kiralama sözleşmesinden saklama sözleşmesi olarak bahsetmesi gösterilebilir. Saklama sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu’nun 561. maddesinde saklama sözleşmesini “Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.’’ şeklinde tanımlamıştır. Madde metninden anlaşıldığı üzere saklama sözleşmesinde bankanın edimi, müşterisine ait maddi veya manevi mal varlığını güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlenmesidir. Banka kasası kiralama sözleşmesinde ise bankanın asli edimi bünyesinde bulunan kasanın kullanımını müşterisine bırakmaktır. Banka müşterisi kasaya değerli eşyasını bırakabileceği gibi kasayı boş bir şekilde de tutabilir. Öğretide bir diğer görüşe göre ise kasa kiralama sözleşmesi, kanunda düzenlenen sözleşmelerin unsurlarını içermeyen kendine özgü (sui generis) sözleşmelerdendir8.
III. KASA VE KASA İÇERİĞİ ÜZERİNDEKİ ZİLYETLİK DURUMU
Bankanın müşterisinin kullanımına bıraktığı kasa üzerinde dolaylı, asli zilyetliği, kasayı kiralayan müşterinin ise kasa üzerinde fer’i zilyetliği bulunmaktadır9. Kasanın içeriği üzerindeki zilyetlik durumu ise doktrinde tartışmalıdır. Öğretideki bir görüşe göre; Kiralık kasa içerisinde bulunan menkullere banka ve kasayı kiralayan müşteri elbirliği halinde zilyettir10. Bunun nedeni ise kasayı kiralayan müşterinin bankanın inisiyatifi olmadan kasa içerisine erişemeyecek olmasıdır. Diğer bir görüşe göre ise; kiralık kasa içerisinde bırakılan menkuller üzerinde tek ve vasıtasız zilyet kasayı kiralayan müşteridir11. Banka, kiralık kasa içerisinde bulunan menkul üzerinde tek başına fiili hakimiyeti bulunmadığı için zilyet konumunda değildir. Bankanın sadece boş çelik bir kasanın kullanımını müşterisine bırakması, kasanın içerisine bırakılan menkuller hakkında bilgisi olmaması ve kasayı tek başına açma yetkisinin bulunmaması gibi nedenlerden dolayı bu görüş savunulmaktadır. Banka bünyesinde bulunan kiralık kasa birden fazla kişi tarafından kiralanabilmektedir. Kasanın birden fazla kişi tarafından kiralandığı durumda kiralayan kişilerden herhangi biri kasayı tek başına açmaya yetkili kılınabileceği gibi sadece hepsinin birlikte bulunması halinde kasayı açabileceği şekilde yetkilide kılınabilmektedirler. Kasayı kiralayan kişilerden yalnızca birinin bulunması ile kasa açılabiliyorsa paylı zilyetlikten, kiralayanların hepsinin bulunması halinde kasanın açılabildiği durumda ise elbirliği halinde zilyetlikten söz edilmektedir12. Kasa içerisinde bulunan menkuller üzerinde bankanın fiili hakimiyetinin olmaması, kasa içerisinde işlem yapılırken banka görevlilerinin müşteriyi yalnız bırakması ve inisiyatif kullanarak kasayı tek başına açma yetkilerinin olmaması sebebiyle bankanın herhangi bir zilyetliği bulunmamakta müşteri ise vasıtasız tek zilyet konumunda bulunmaktadır.
IV. TARAFLARIN BORÇLARI VE BORCA AYKIRILIKTAN DOĞAN SORUMLULUKLARI
A. Bankanın Borçları ve Borca Aykırılıktan Doğan Sorumlulukları
1. Bankanın Kasanın Kullanımını Müşteriye Bırakması
Kasa kiralama sözleşmesinde bankanın asli edim yükümlülüklerinden biri kasanının kullanımının müşteriye bırakılmasıdır13. Banka, kiralık kasayı, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli olarak müşteriye teslim etmek ve sözleşme süresince kullanıma elverişli şekilde bulundurmakla yükümlüdür. Banka kasasının sözleşmenin amacına uygun şekilde yüksek güvenlikli ve değerli varlıkların korunmasına uygun şekilde olması gerekmektedir. Kasanın kullanımının bırakılması aşamasında kasa anahtarı da müşteriye tutanakla teslim edilmelidir.
2. Kasanın Güvenliğini Sağlamak ve Kasayı Dış Etkilerden Korumak
Kasa kiralama sözleşmesinde bankanın asli yükümlülüklerinden biri belli bir ücret karşılığında kullanımını müşterisine bıraktığı kasanın hırsızlık, yangın, su baskını, anahtar değiştirilerek kasanın açılması veya kasanın zorla açılması gibi tehlikelere karşılık her türlü tedbiri almasıdır14. Müşterilerin, kasa kiralama sözleşmesini akdetmesindeki en önemli sebeplerden biri bankanın sözleşmede taahhüt ettiği gibi kasa içerisinde bulunan maddi ve manevi değerli varlıklarını korumak adına her türlü tedbiri alacak olmasıdır. Bu nedenle banka kasalarının; yüksek güvenlikli, çelik, dış etkilere maruz kalmayacak doğal afet kaybolma veya çalınma ihtimalinin olmayacağı bir bölümden oluşması gerekmektedir. Banka kendisine duyulan bu güven sebebiyle en üst düzeyde güvenlik önlemlerini alacak kasanın yapımı, bulunduğu yerin özellikleri ve kamera alarm sistemleri gibi konularda basiretli bir bankanın göstermesi gereken tüm özeni gösterecektir. Kasa içerisinde bulunan mülkiyeti banka müşterisine ait maddi ve manevi değerli varlıklara zarar gelmesi ihtimalinde bankanın sorumluluğu doğmaktadır. Müşterinin kasa içerisinde bulunan değerli varlıklarının çalınması veya kaybolması halinde bankadan zararını tazmin edebilmesi belirli şartların varlığı halinde mümkündür. Bunlar; bankanın kasa içerisinde bulunan menkullerin güvenliğini sağlamayarak sözleşmeye aykırı hareket etmesi, sözleşmeye aykırılık sonucunda müşterinin zararının ortaya çıkması ve sözleşmeye aykırılık ile zarar arasında uygun illiyet bağının kurulması gerekmektedir15.
3. Müşterinin Kasaya Erişmesini Sağlamak
Kasanın kullanımının müşteriye bırakılması bankanın borcunu tamamen ifa ettiği anlamına gelmemektedir. Sözleşme amacına elverişli şekilde bulundurulan kasanın ve anahtarının teslim edilmesi sonrasında da müşteri kasasına erişmeyi talep ettiğinde kasanın açılması için iki anahtar gerekiyorsa banka görevlisinin de kasanın açılması aşamasında bulunması gerekmektedir. Banka, kasa dairesine girmek isteyen kişinin kasayı açmak için yetkili olup olmadığını kontrol etmelidir.
4. Bankanın Sır Saklama Borcu
Bankalar, müşterilerinin sırlarını saklamakla yükümlüdürler. Mevzuatımızda bankanın sır saklama yükümlülüğü TBK m. 506/216 ve Bankacılık Kanunu m. 7317 hükümlerinde düzenlenmiştir. Bankacılık Kanunu m. 73 hükmü, müşteri sırrının geniş yorumlanması gerektiği ve bankanın müşterisi ile yaptığı işlemlerin müşteri sırrı içerisinde yorumlanarak bu sırların üçüncü kişilerle paylaşılamayacağı üzerinde durulmuştur. Sır saklama borcu altındaki banka, müşterisinin kasa kiraladığını, yapılan sözleşmenin detaylarını, kasayı açmaya yetkili kişileri, kasanın açıldığı tarihleri ve varsa kasaya ait şifreleri üçüncü kişilerle paylaşmayacak ve bu bilgilere üçüncü kişilerin erişmesini engelleyecektir. Kiralama sözleşmesi, banka ile müşterisi arasında bulunan güven ilişkisine dayanmaktadır. Banka, ilgili kanun hükümleri gereğince, müşterisine ait bilgileri üçüncü kişilerle paylaşmayacak ve sır saklama borcunu gereği gibi ifa edecektir.
5. Müşterinin Zararının Giderilmesi
Banka ile müşterisi arasında güven ilişkisi bulunmaktadır. Banka, sözleşmede müşteri tarafından amaçlandığı şekilde kasanın güvenliğini en üst düzeyde sağlamalı, kamera ve alarm sistemleri kurmalı gerekli denetimleri yapmalı ve sözleşmede bulunan bütün borçlarını sözleşme süresince ifa etmekle yükümlüdür. Banka’nın borçlarını gereği gibi ifa etmemesinden dolayı müşterinin kasa içerisinde bulunan maddi veya manevi varlıklarının zarara uğraması halinde banka müşterinin uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Zarara uğradığını ispat külfeti müşteriye aittir. Kasa kiralama sözleşmesinin gereği olarak kasa açılırken banka görevlileri bulunmakla beraber kasanın açılması işlemi tamamlandıktan sonra müşteri yalnız bırakılmakta ve bu nedenle kasa içerisinde yapılan işlemler banka görevlileri tarafından bilinmemekte ve kayıt altına alınmamaktadır. Banka tarafından, müşterinin kasa içerisinde yaptığı işlemler bilinmediği için kasa içerisinde bulunan ve zarar gören varlıkların tazminini talep ederken zarar gördüğü iddia edilen varlıkların kasa içerisinde olduğunu ispat etmek müşteriler açısından külfet olabilmektedir. Kasa kiralayan müşterilerin ileride kasa içerisinde bulunan menkullerine bir zarar gelmesi halinde ispat açısından bir güçlükle karşılaşmamaları adına mülkiyet ve zilyetlik haklarını gösteren belgeleri, makbuzları ve fotoğrafları muhafaza etmeleri önerilmektedir18. Müşteriler ayrıca tanık ifadesi, hırsızın beyanı veya fotoğraf ile mahkeme önünde zararlarını ispat edebilmektedir. Hakim, takdir hakkını kullanırken kasayı kiralayan müşterinin maddi durumunu ve mesleğini göz önünde bulundurur19. Müşteri kasada bulunduğunu ve zarara uğradığını iddia ettiği değerli varlıklarını tanık dahil her türlü delil ile ispat etme hakkına sahiptir20. Müşterinin değerli varlığının kasa içerisinde bulunduğunu ve zarara uğradığını tespit ettirmesi halinde banka tarafından maddi ve manevi zararı karşılanacaktır.
6. Bankanın Sorumluluğunu Kaldıran Kayıtlar
Bankalar, kasa kiralama sözleşmesine kasa içerisinde bulunan ve müşterisine ait menkullerin zarar görmesi halinde sorumluluk kabul etmeyeceğine dair kayıt koymaktadır. Banka bu kayıt ile kasa içerisinde bulunan menkullerin çalınması kaybolması veya deprem sel gibi mücbir sebepler dolayısıyla zarara uğraması halinde sorumluluk kabul etmediklerini belirtmektedir21. Bankanın, kasanın güvenliğini en üst düzeyde sağlama ve kasayı dış etkilere karşı koruma yükümlüğünü kasten veya ağır ihmal ile ihlal etmesi halinde doğacak sorumluluğunu önceden yapılan anlaşma ile kaldıramayacağı Türk Borçlar Kanunu m. 115/122 hükmünde açık bir şekilde belirtilmiştir. Kanun ile açık bir şekilde belirtildiği üzere bankanın kast veya ağır ihmali neticesinde ortaya çıkan zararlardan sorumlu olmayacağına ilişkin sözleşmeye koyulan kayıtlar kesin olarak hükümsüzdür. Banka, kasa içerisinde bulunan maddi ve manevi değerli varlıkların uğradığı zararlardan sorumlu ve tazmin etmekle yükümlüdür. Bankada çalışan memurların kast, ağır ve hafif kusurlarından dolayı müşteriye ait menkullerin zarara uğraması halinde TBK m. 112 ve 116 hükümleri gereğince bankanın sorumluluğuna gidilebilecektir. Kasa kiralama sözleşmelerine banka tarafından koyulan bir diğer kayıt ise; müşterinin kasanın anahtarını kasanın üzerinde unutması veya kaybetmesi halinde doğacak zararlardan bankanın sorumlu olmayacağına ilişkindir. İlgili kayıt içerisinde anahtarın kaybedilmesi halinde bankaya yazılı olarak bildirilmesi gerektiği aksi halde bankanın sorumlu olmayacağı belirtilmektedir ancak anahtarı elinde bulunduran üçüncü şahsın kasayı açmasına engel olmayan bankanın sorumsuzluk kaydının TBK m. 115 ve 116/3 hükümlerine göre geçersiz olacaktır. Böylelikle anahtarın kaybolması veya kasa üzerinde unutulması ihtimallerinde bankanın sorumlu olacağı ve zararı tazmin etmesi gerekeceği ifade edilmektedir23.
7. Bankanın Borcunu İhlal Etmesi
Kasa kiralama sözleşmesi gereğince banka tarafından yerine getirilmesi gereken iki asli edim bulunmaktadır. Bunlar; bankanın, kasanın açılması için kullanılacak anahtarlardan birini müşteriye teslim etmesi ve müşterinin değerli varlığını saklaması için uygun ve güvenlikli olan kasanın kullanımını müşteriye bırakmasıdır. Bankanın asli edim yükümlülüklerinden birini hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde müşteri Türk Borçlar Kanunu m. 11724 uyarınca bankayı temerrüde düşürebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi25 ‘’Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.’’ ifadesi ile borçlunun, sözleşme gereğince ifa etmesi gereken borçlarını hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde müşterinin uğradığı zararı gidermekle yükümlü olacağı belirtilmiştir26. Bankanın asli edim yükümlülüklerini gereği gibi ifa edip etmediğinin ölçütü, Türk Borçlar Kanunu m. 506/327 gereğince basiretli bir bankadan beklenebilecek en yüksek derecede özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmaması ile ölçülür. Bankanın asli edim yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya özen yükümlülüğüne aykırı davranması halinde doğacak zararlardan sorumlu olacağına ilişkin Yargıtay kararları da bulunmaktadır. Nitekim, Yargıtay 2. HD. E. 2022/3467 K. 2023/1016 sayılı kararında kasanın iki kişi tarafından kiralandığı ve sözleşmede kasanın ancak iki kişinin birlikte müracaat etmesi halinde açılabileceği hükmü yer almasına rağmen sadece bir kişi tarafından açılması sonucunda diğer tarafın uğradığı zarardan bankanın sorumlu olacağı ve zararı tazmin etmesi gerektiği belirtilmiştir. Banka görevlilerinin kasanın açılması sonrasında müşteriyi yalnız bırakması ve kasa içerisinde yapılan işlemleri görmemesi menkul değerlerin zarara uğraması sonrasında müşterinin menkul varlığının kasada olduğunun ispatı açısından zorluğa neden olmaktadır. Yargıtay 11. HD. E. 2019/1779 K. 2020/5237 sayılı kararında; kasa kiralama sözleşmesinin tarafı olan müşterinin kasa içerisinde bulunduğunu iddia ettiği kıymetli eşyaları her türlü delil ile ispat edebileceğini belirtmiştir. Müşterinin, kasa içerisinde bulunduğunu iddia ettiği kıymetli eşyalara ilişkin fotoğraf, video, fatura veya belge gibi herhangi bir delile dayanabilmesi TBK m. 42/1 hükmünün sonucudur. Bankanın asli edim yükümlülüklerine aykırı davranarak borcunu ihlal etmesi halinde TBK m. 49 hükmünde yer alan haksız fiil hükümlerinin yürütülerek bankanın doğan zararları gidermesi gerekmektedir28.
B. Müşterinin Borçları ve Borca Aykırılıktan Doğan Sorumlulukları
Müşterinin sözleşme gereği olarak asli edim yükümü sözleşme bedelini ödemektir29. TBK m. 316/1 hükmünde belirtildiği üzere müşteri kiraladığı kasayı sözleşme süresi boyunca kullanmasa da sözleşmede belirtilen bedeli ödemekle yükümlüdür. Müşterinin sözleşme bedelini ödeme borcunu ifa etmemesi halinde banka müşteriye karşı borçlu temerrüdüne ilişkin hükümleri uygulayabilmektedir. Müşteri kasayı sözleşmede belirtildiği gibi özenle kullanmak zorundadır. Ayrıca kiralık kasa içerisinde kasada saklanması uygun olmayan veya kanunen yasaklı olan maddeleri müşteri kasa içerisine koyamaz. Müşteri kasanın açılması için kendisine verilen anahtarı da özenle korumalı üçüncü bir kişiye vermemelidir. Müşteriye verilen anahtarın kasa üzerinde unutulmaması, banka izin vermediği sürece anahtarın yedeğinin yapılmaması ve kasanın anahtarının kaybolması halinde bankaya yazılı bildirimde bulunması gerekmektedir. TBK m. 323/1 hükmüne göre bankanın yazılı rızası alınmadıkça kasa müşteri tarafından başkasına kiraya verilemez ve devredilemez. Müşterinin kasayı özenle kullanma yükümlülüğüne aykırı davranması halinde banka sözleşmeyi derhal feshetme hakkına sahiptir. Müşterinin borca aykırı davranması halinde kasa içerisinde bulunan menkul varlığına zarar gelmiş olması halinde ise banka zararın müşterinin özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda meydana geldiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilmektedir.
V. SONUÇ
Günümüzde insanlar eski dönemlerde olduğu gibi değerli eşyalarını evlerinde saklamak yerine hırsızlık, kaybolma veya doğal afetler gibi risklerden korunması için banka içerisinde yer alan kiralık kasalarda muhafaza etmektedir. Kasa kiralama sözleşmesi ile banka, müşterinin değerli varlıklarının muhafaza edilmesine uygun çelik ve güvenlik önlemlerinin alındığı bir kasayı ve bu kasaya müşterisinin erişebilmesi için gerekli anahtarın kullanımını müşterisine bırakır buna karşılık müşteri ise bir bedel ödemeyi yüklenir. Bu nedenle tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Müşteri tarafından bankaya duyulan güven sonucunda, müşteriye ait değerli maddi veya manevi varlıkların banka bünyesinde bulunan kasaya bırakılmasıdır. Banka ile müşteri arasında güven ilişkisi bulunmaktadır. Güven ilişkisinin ve akdedilen sözleşmenin sonucu olarak tarafların hak, yetki ve borçları doğmaktadır. Bir güven kurumu olan ve objektif özen yükümlülüğü altında bulunan bankaların kasanın güvenliğini en üst düzeyde sağlama ve kasayı dış etkilere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Makale içerisinde özellikle bankanın borçları ve borca aykırılık halinde sorumlulukları üzerinde durularak sorumluluklarının neden ve nasıl genişletilmesi gerektiği, banka ile müşterisi arasında akdedilen sözleşmede bulunan genel işlem koşullarının geçersizliği ve ülkemizde yaşanan deprem felaketinin ardından banka müşterilerinin maddi ve manevi değerlerinin zarar görmüş olması halinde bankanın sorumluluğunun nasıl belirleneceği incelenmiştir.
KAYNAKÇA
AHMET M. KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 3. Baskı, Ankara 2021.
ÇAĞATAY UYGUN, Bankacılık Kanunu’nun 160’ıncı Maddesinde ve Türk Ceza Kanunu’nun 247’inci maddelerinde Yer Alan Zimmet Suçu, 2. Baskı, İstanbul 2021.
FİKRET EREN/ ÜNSAL DÖNMEZ, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022.
İBRAHİM KAPLAN, Banka Sözleşmeleri Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2020.
KENAN AKBULUT, ‘’Kiralık Kasada Bulunan Ziynet Eşyalarında Veraset ve İntikal Vergisi’’, Mali Çözüm Dergisi, C. 32(172), S. 279, 2022.
PINAR PEHLİVAN/ HATİCE YURTSEVER, Türk Bankacılık Sektörü ve Mali Yükümlülükleri, 1. Baskı, İstanbul 2016.
SEZA REİSOĞLU, Bankacılık Kanunu Şerhi. 2. Baskı, Ankara 2015.
DİPNOT
1 İbrahim Kaplan, Banka Sözleşmeleri Hukuku, Ankara 2020, s. 130.
2 Fikret Eren/ Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, s. 274.
3 Ahmet Mithat Kılıçoğlu, Ankara 2021, s. 218.
4 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Borçlar Kanunu.
5 Seza Reisoğlu, Bankacılık Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2015, s. 302.
6 Heller, Rn. 60 nakleden: Kaplan, Banka Sözleşmeleri Hukuku, Ankara 2020, s.131.
7 Yargıtay 11. HD., T. 10.11.2015 E. 2015/4801, K. 2015/11778.
8 Eren/ Dönmez, s.275.
9 Kaplan, s. 222.
10 Heller, Rn. 23 nakleden: Kaplan, s. 223.
11 Lotz, Rn. 34 nakleden: Kaplan, s. 224.
12 Kaplan, s. 221.
13 Kılıçoğlu, s. 218.
14 Kaplan, s. 225.
15 Kaplan, s. 226.
16 TBK.
17 01.11.2005 tarih ve 25983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bankacılık Kanunu.
18 Kaplan, s. 227.
19 Roesle, Rn. 120 nakleden: Kaplan, s. 227.
20 Yargıtay 11. HD E. 2019/1779 K. 2020/5237
21 Kaplan, s. 131.
22 TBK m.115/1.
23 Kaplan, s. 133.
24 TBK m.117.
25 TBK m.112.
26 Kaplan, s. 132.
27 TBK m. 506/3.
28 Yargıtay 11. HD. E. 2019/1779 K. 2020/5237.
29 Pınar Pehlivan/ Hatice Yurtsever, Türk Bankacılık Sektörü ve Mali Yükümlülükleri, 1. Baskı, İstanbul 2016, s. 93.








