Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

İnternet Ortamında İfade Özgürlüğü

2024 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

İnternet Ortamında İfade Özgürlüğü

Media
2024
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

İnsanların internet ve sosyal medya vasıtasıyla düşüncelerini ve ifadelerini geniş kitlelerle paylaşabilme imkânı kazanmış olması sayesinde, internet ortamında ifade özgürlüğü kavramı da günümüzde tartışılan en önemli hususlardan biri haline gelmiştir. 

I. GİRİŞ

İnternet, her geçen gün hayatlarımızda daha da büyük yer kaplayan ve gündelik hayatın her alanına sirayet etmiş bir gerçek olduğundan hukukun konularından biri haline gelmesi işten bile değildir. Pek çok ayrı alanda hukuki düzenlemelere konu olması bir yana işbu makale ile internet ortamı üzerinde ifade hürriyeti kavramı ve sınırlandırılma koşulları, internete erişim hakkı ve bu hakkın ifade hürriyeti ile bağlantısı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade hürriyetine ilişkin hüküm içeren 10. maddesi çerçevesinde verilmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında değerlendirilmiştir. Bu itibarla internete erişim hakkı kavramı başta olmak üzere dünya genelinde internet ve internete erişim hakkına hangi hukuki perspektiften bakıldığına değinilmiş; Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası örgütlerin genel yaklaşımları açıklanmıştır. Ayrıca güncel olarak ülkemizde internette ifade hürriyeti denildiğinde akıllara ilk gelen ve gündemde yer tutmuş önemli bir düzenleme olan halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu ele alınmıştır.

II. İNTERNETE ERİŞİM

Alışveriş, eğitim, sağlık ve benzeri pek çok alanda modern insanın en sık başvurduğu kaynak haline gelmiş olan internet, günümüzde vazgeçilmesi güç bir teknoloji olarak nitelendirilebilir. Hayatın her alanının bu kadar temelinde yer edinmesi münasebetiyle, internete erişimin hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gereken pek çok yönü ortaya çıkmaktadır. İnternete erişim bir insan hakkı olarak nitelendirilebilir mi, bu hakkın kapsamı ve içeriği nasıl belirlenmelidir gibi sorular bu bakımdan akla gelen ilk örnekler olarak sayılabilir.

A. İnternete Erişim Hakkı

2000 yılında internet erişimini bir insan hakkı olarak tanımlayan Estonya1, bu anlamda tarihe geçmiştir. Birleşmiş Milletler2 ise ilk olarak 2011 yılında internet erişimini temel insan haklarından biri olarak tanımlayan bir rapor yayımlamış; bu raporda interneti sadece ifade özgürlüğünün bir aracı olarak değerlendirmekle kalmayıp “içeriğe erişim” ve “internete erişim için gerekli fiziksel altyapıya erişim” olmak üzere iki başlıkta ele almıştır. İçeriğe erişim hakkı, kaynağını İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden alan bir hak olarak nitelendirilmiş olmasına rağmen bahsi geçen raporda ifade özgürlüğü için son derece önemli olan internetin devletlerin keyfi engellemelerine maruz kaldığı belirtilmiş; fikri mülkiyet hakkı ve kişisel verilerin korunması konularına da değinilmiştir.

Birleşmiş Milletlerin 2016 yılında yayımladığı bir diğer raporda ise yine internete erişimin bir insan hakkı olarak önemi vurgulanmış ve internete erişimin engellenmesinin insan hakları bakımından bir ihlal oluşturacağı belirtilmiştir. İnsanların çevrimdışı olarak sahip olduğu hakların çevrimiçi olarak da korunması gerektiği raporda yer almıştır3.

B. İnternete Erişimin Engellenmesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”, “Mahkeme”), internet sitelerine erişimin tamamen engellenmesini ifade hürriyetinin ihlali olarak değerlendirmektedir. Bu itibarla, internet sitelerine erişim engelleneceği zaman bu engellemenin yasal çerçevesinin herhangi bir keyfiliğe yol açmayacak şekilde net olarak belirlenmesi için etkili bir inceleme yapılması gerekliliği vurgulanmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kullandığı ölçüte göre; internet sitesine erişimin engellenmesiyle elde edilecek yarar, davayla ilgisi olmayan diğer kullanıcıların ifade özgürlüğüne yapacağı olumsuz etkiden daha fazla ve gerekli olmalıdır.

AİHM, Cengiz vd. v. Türkiye kararında bir internet sitesinin kapatılmasının, internet kullanıcılarının haklarını önemli ölçüde sınırladığını; konu detaylıca incelendikten sonra ve yalnızca toplum düzeninde gerekli olması halinde internet sitelerine erişimin sınırlandırılabileceğini vurgulamıştır4.

AİHM, bir başka kararında halka açık bir etkinliğe katılımı, izin olmaksızın teşvik eden internet yayınlarına önceden getirilen kısıtlamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“AİHS”, “Sözleşme”) ifade hürriyetini düzenleyen 10. maddesini ihlal edip etmediğini değerlendirmiştir. Mahkeme, yapılacak etkinliği internet üzerinden duyurarak katılımcıları davet eden başvurucunun hesabının dondurulmuş olmasını ölçüsüz bulmuş ayrıca Rusya’nın internete erişim engeli getirilmesine olanak sağlayan hukuki düzenlemesini adli makamlara çok geniş yetkiler tanıdığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlali olarak nitelendirmiştir5.

AİHM, Vladimir Kharitonov v. Rusya kararında internet sitesine erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğü ihlaline yol açacağı yönündeki görüşünü yeni bir içtihatla da vurgulamıştır. Bir haber paylaşım sitesine erişimi engelleyen Rus idari makamları, bu karara gerekçe olarak, uyuşturucu ile ilgili haberlerin yer aldığı ve aynı IP adresini kullanan bir başka web sitesinin, haber sitesi ile aynı ağ barındırma hizmetini temel alması nedeniyle engellenmesini göstermiştir. Mahkeme ise bu yaptırımın site yöneticisi Kharitonov’un ifade özgürlüğünü ihlal ettiği tespitinde bulunmuştur6. Bu karar aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade özgürlüğünün yeni medyaya özgü biçimde sağlanması yönünde tavır alması açısından önem teşkil etmektedir. AİHM bu kararıyla davalı Rusya ile birlikte henüz yeni medya ortamını düzenleyen bir yasal düzenleme yapmamış olan ülkeleri bu yönde bir hukuki girişimde bulunmaya çağırmıştır.

2012 tarihli Ahmet Yıldırım v. Türkiye kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yeni medya ortamında ifade özgürlüğüne ilişkin ilk kararını vermiş; yeni medya ortamındaki sorunların fiziki dünyaya uygun kanunlarla düzenlenemeyeceğini ifade etmiştir. Sonraki kararlarında da istikrarlı biçimde bu görüşünü korumuştur.

III. İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İfade özgürlüğü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 10. maddesinde koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklerden bir tanesidir. İfade özgürlüğü en basit tanımıyla kişinin serbestçe düşünce ve bilgilere ulaşabilmesi, edindiği düşünceleri tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla açıklayabilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelmektedir. Bu hakkın öznesi herkestir. Herhangi bir kişinin ifade özgürlüğünün yalnızca kişiliği dolayısıyla kısıtlanması müdahale olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle ifade özgürlüğünde her türlü ifade koruma altına alınmış olup ifade özgürlüğü hakkına içerik bakımından bir kısıtlama getirilmemiştir. Siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her türlü ifade, ifade hürriyeti kapsamında kabul edilmektedir.

Mahkeme tarafından ifade özgürlüğünün demokratik toplumun asıl temellerinden birini oluşturduğu ve yalnızca zararsız bilgi veya düşüncelerin değil, toplumun bir bölümü için saldırgan, şoke edici veya rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de uygulanacağı belirtilmiştir7. Dolayısıyla temel bir insan hakkı olan ifade özgürlüğünün sınırlandırılması keyfiliğe yol açmamalı, yasal dayanak açık ve şeffaf bir şekilde tanımlanmalı ve hakkın özüne zarar vermemelidir.

Ancak bazı durumlarda kimi ifadelerin ifade özgürlüğünün koruma alanı içerisinde değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Günümüzde faşizm, ırkçılık, ayrımcılık, savaş propagandası veya nefret içerikli ifadelerin ifade özgürlüğü hakkı kapsamında korunmayacağı genel olarak kabul görmektedir8. Nefret içerikli ifadelerin mağdurlara yönelik şiddet olaylarını tahrik edebileceği veya bu tür ifadelere muhatap olan kişiler açısından zarar meydana getirebileceği kabul edilmektedir. Ancak nefret içerikli ifadeler ile sert eleştiri niteliğindeki ifadeler arasındaki sınırın belirlenmesi önem arz etmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nefret içerikli söylemleri doğrudan ifade özgürlüğü kapsamı dışında tutmasa da hakkın sınırlandırılması konusunda dikkate almaktadır. Bu noktada AİHM kimi zaman bu ifadeleri Sözleşmenin 17. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirmiş, kimi zaman da 10. madde uyarınca bir değerlendirme yapmış ve ifade hürriyetine yönelik müdahaleyi haklı olarak nitelendirmiştir. Nefret içerikli söylemi yaptırım altına almak ve bu tip söylemlerin mağduru olan kimseler için bir koruma sistemi öngörmek, devletlerin uluslararası metinlerden ve özellikle de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararlarından doğan yükümlülükleri arasında sayılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHS’in hakkın kötüye kullanılmasını düzenleyen 17. maddesine bu bağlamda ilk kez 2003 yılında başvurmuş; şiddeti veya nefreti yaymayı hedefleyen, yasadışı ya da demokratik olmayan yöntemlerin kullanıldığı, şiddete başvurmayı özendiren veya demokratik ve çoğulcu siyasal sistemi ortadan kaldırmayı hedefleyen veya ırkçı ya da başkalarının hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmayı hedefleyen eylemleri 17. madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirmiştir9.

Dolayısıyla AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılması niteliğindeki eylemleri Sözleşme’nin koruması dışında bırakmaktadır.

İfade özgürlüğünde her ifade, niteliğine ve muhatabına göre farklı seviyelerde korunmaktadır. Örneklendirmek gerekirse öğretide, kamuya mâl olmuş kişilere yönelik eleştirilerin ifade özgürlüğü anlamında daha geniş bir çerçevede korunması; sade vatandaş ve yargı organlarına yönelik eleştirilerin ise daha dar bir yelpazede korunması gerektiği yönünde bir görüş mevcuttur.

İfade özgürlüğüne sağlanan koruma yalnızca içeriği değil; bilgi ve düşüncelerin dile getirildiği, iletildiği ve bunlara ulaşıldığı farklı biçim ve araçları da kapsar. Bu sebeple ifadenin herhangi bir araçla veya herhangi bir içerikte dile getirilmesi mümkündür. İfade özgürlüğü kavramı aynı zamanda ifade özgürlüğünün negatif yönü olan sessiz kalma hakkını da içermektedir.

İfadenin iletilmesinde kullanılan dil, bu özgürlüğün ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğundan ifadenin herhangi bir dilde dile getirilmesinin engellenmesi ve bu noktada bir yaptırım uygulanması ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilmektedir10.

A. İnternet Ortamında İfade Özgürlüğü

Hayatlarımızda artık vazgeçilmez bir yeri olan internetin iletişimdeki bu önemli konumu göz önüne alındığında ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerden etkilendiğini söylemek mümkündür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de internetin yaygın kullanımını göz önüne almış ve internet ortamındaki düşüncelerin açıklanmasının ve yayılmasının basılı yayınlara oranla daha kolay, ucuz, hızlı ve yaygın olması sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin ilk fıkrasını geniş yorumlayarak internetin de ifade hürriyeti koruması kapsamında olduğunu belirtmiştir.

İnternet bağlamında son yıllarda ortaya çıkan bir diğer önemli konu ise sosyal medya platformlarıdır. Bu mecralar içerik oluşturma, yayınlama ve yorumlama şeklinde bireysel katılıma imkân veren, şeffaf ve karşılıklı iletişim kurulan ortamlardır. Sosyal medya dünyadaki tüm kullanıcıların bir arada iletişime geçebildiği yorum, mesaj, bilgi, eleştiri, satış ve reklamların yapıldığı etkili bir mecra haline gelmiştir. Bu nedenle devletlerin internet ve sosyal medya alanlarında yapılan yasal düzenlemelerde hassas davranmaya özen göstermeleri gerektiği belirtilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi büyük miktarda bilgiyi saklama ve iletme kapasitesi, halkın haberlere erişiminin artması ve bilginin yayılmasını kolaylaştırmasındaki rolüne bakarak interneti, ifade özgürlüğünün kullanılması için benzersiz bir alan olarak görmektedir. Mahkeme, Ashby Donald v. Fransa11 kararında bu konudaki duruşunun internet üzerinden kâr sağlamayı da kapsadığını vurgulamıştır.

İnternette yer alan bazı içeriklere konu olan kişiler, sıradan insanlara göre daha çok korunmaya gereksinim duymaktadır. Dolayısıyla yeni medyada en çok içerik üreten kişilerden olan gazetecilere kişi haklarının korunması konusunda düşen görev ve sorumluluklar da bulunmaktadır. Gazetecilerin yaptıkları haberlerden dolayı hüküm giymeleri AİHM için kabul edilebilir olmakla beraber verilen hükümlerin ölçülü olması da Mahkeme’nin içtihatlarından doğan başka bir gereksinimdir. Çünkü gazeteciler, oluşturdukları içeriklerde politikacılara, devlet görevlilerine ya da çeşitli alanlarda üne kavuşmuş kişilere, kısaca büyük ölçüde toplumun gözü önünde olan kişilere yer vermekte ve paylaşımları geniş kitlelere erişebilmektedir.

B. İnternete Erişim Hakkı ve İfade Özgürlüğü Hakkı Arasındaki İlişki

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre internetin kısıtlanması sadece ifade özgürlüğünün değil, insanların bilgi alma hakkının da kısıtlanması anlamına gelmektedir. İnternete erişim için alınan önlemler insan haklarıyla uyumlu ve insanlar için öngörülebilir olmalıdır. Mahkemenin Ahmet Yıldırım v. Türkiye kararında üye ülkelerin anayasalarında internetin ifade özgürlüğü kapsamında koruma altına alınması ve engelsiz internete erişim hakkı tanınması gerektiği belirtilmiştir12.

Bazı devletler dijital iletişim kanallarını güvenlik duvarıyla çevrelemeye veya kitlesel sokak eylemlerine karşılık internet kesme eylemlerine başvurmakta iken İran, Çin ve Vietnam gibi ülkeler ise dijital bilgiye erişimi kontrol altında tutmaya yarayan sistemler geliştirmeye çalışmaktadır. Bunlar gibi internete erişim hakkına getirilen sınırlamaların uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan ifade özgürlüğüne müdahale teşkil ettiği kabul edilmektedir.

IV. AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YAPILAN SINIRLAMAYA İLİŞKİN KRİTERLERİ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne gelen davada ilk olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğüne bir sınırlama getirilip getirilmediğini incelemektedir. Kısıtlamanın en temel koşulunun aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan yasayla öngörülme şartı olduğu kabul edilmektedir. Yasayla belirlenmiş olmakla kastedilen, yasaların öngörülebilirliği ve ulaşılabilirliğidir. Vatandaşlar yasalara kolayca ulaşabilmeli ve davranışlarının sonucunu öngörebilmelidir. Başka bir deyişle yalnızca usulüne uygun, doğru prosedürler takip edilerek alınmış olan kanunu değil; genel, soyut ve daimî olarak toplumun uyması gerekli olan kuralları kastetmiştir. Mahkeme, kısıtlamanın sadece yasayla öngörülmüş olmasını yeterli görmemiş; aynı zamanda hukuken öngörülebilir olması şartını da aramıştır. Sınırlamaya ilişkin kurallar değerlendirilirken Mahkeme, söz konusu metnin içeriğine, kapsadığı alanın niteliğine ve kapsamına aldığı insanların sayısına bağlı olduğunu vurgulamıştır.

İkinci kriter ise yapılan kısıtlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmasıdır. İfade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olup olmadığının tespiti için, ulusal mahkemelerin öncelikle amaç ile o amaca ulaşmak için kullanılan aracın orantılı olması anlamına gelen orantılılık ilkesini uygulamaları gerekir.

Mahkeme, müdahalenin gerekli kabul edilebilmesi için acil bir sosyal ihtiyacın bulunması gerektiğini belirtmiş, ayrıca kısıtlamanın meşru bir amaca yönelik olması gerektiğini ifade etmiştir. Ulaşılmak istenen meşru amaçla ifade özgürlüğünün sınırlandırılması orantılı olmalıdır. Kısıtlamanın Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında sayılan gerekçelerin dışında başka bir gerekçeye dayandırılması meşru kabul edilmemektedir. AİHM, her somut uyuşmazlıkta müdahalenin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığını kendisi tespit etmektedir. AİHS’in 10. maddesinin 2. fıkrasında bahsedilen meşru amaçlar ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü ve kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın korunması, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının korunması olarak sıralanmaktadır; ifade özgürlüğüne ilişkin kısıtlamaların ancak bu kriterleri taşıması halinde ihlal oluşturmayacağı kabul edilmektedir.

V. DEVLETLERİN VE ULUSLARARASI KURULUŞLARIN ROLÜ

Birleşmiş Milletler, internete erişim hakkına ilişkin yayımladığı raporlarda devletlerin yapması gerekenleri de sıralamıştır. İnterneti toplumun tüm kesimleri için erişilebilir ve düşük maliyetli yapmaları, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere destek olarak evrensel erişimin önünü açması, toplumdaki internet okuryazarlığının artırılması için çalışmalar yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bunlarla birlikte ağ tarafsızlığı da burada önemli bir yere sahiptir. Ağ tarafsızlığı, tüm internet trafiğinin ayrım gözetmeksizin eşit muamele görmesi ilkesini ifade eder. İnternet her ne kadar devletler tarafından kontrol edilmeye açık bir alan olsa da ağ tarafsızlığı tartışmasında temel nokta internetin insanlara tarafsız olmasıdır. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren bu kavram Amerika Birleşik Devletleri’nde sıkça tartışılmaya başlanmıştır. Ağ tarafsızlığı ile ilgili devletler yasal düzenleme yapmadığında içerik sağlayıcılar ayrımcı davranabilecek ve bu da ağ tarafsızlığını engelleyecektir. İnternet servis sağlayıcılarının içerik üzerinde ayrımcılık yapması halinde demokratik bir tartışma ve kamusal alan için gerekli olan erişim hakkı da kısıtlanacaktır. Bu kavram ifade özgürlüğü ile doğrudan ilişkilidir. İnternet kullanıcıları çoğunlukla doğrudan ve habersiz bir engellemeye maruz kalmaktadır ve bu engellemeler de kişilerin bilgi edinme ve fikirlerini yayma gibi birçok noktada ifade özgürlüğünü ihlal etmektedir.

Hollanda ağ tarafsızlığı ile ilgili Avrupa’da yasa çıkaran ilk devlet olarak tarihte yerini almıştır13. Avrupa Konseyi de 2015 yılında ağ tarafsızlığına ilişkin hükümler içeren bir yönetmelik yayınlamıştır. Bu yönetmelik, trafiğe eşit ve ayrımcı olmayan muameleyi güvence altına almak için ortak kurallar oluşturmayı hedeflemektedir. Nihai kullanıcılar internet aracılığıyla bilgi ve içeriğe erişim, bunları dağıtma ve ayrım gözetmeksizin kullanma hakkına sahip olmalıdır. Bununla birlikte İnternet sağlayıcılarının makul olarak kabul edilen, şeffaf, ayrımcı olmayan, ticari kaygılara dayanmayan önlemleri uygulamasına izin verilmiştir14. Eylül 2010 tarihli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Bildirgesinde15 internet kullanıcılarının mümkün olan en fazla internet erişimine sahip olması gerektiği vurgulanmış ve ağ yönetimine ilişkin önlemlerin orantılı, uygun ve ayrımcılıktan uzak olması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca ağ yönetimi kararlarına itiraz etmek ve tazminat istemek için yeterli yollar bulunması gerektiği de ifade edilmiştir.

VI. DEZENFORMASYONLA MÜCADELE YASASI VE GETİRDİĞİ YENİLİKLER

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulduğundan bu yana halk arasında “Dezenformasyonla Mücadele Kanunu” olarak da bilinen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 18 Ekim 2022 tarih ve 31987 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve söz konusu düzenleme ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 217.maddesine “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu eklenmiştir.

Dezenformasyon, kavramların doğru olup olmadığına bakmaksızın insanların duygu ve düşünceleriyle hareket etmesini sağlayarak yanlış bilgilerin geniş kitlelere yayılmasının sağlanması olarak tanımlanabilir. Dezenformasyonun risklerine bakıldığında, sosyal medya ve internet ortamının sağladığı avantajlardan yararlanmak suretiyle halk arasında korku ve panik yaratılmasının kolaylaştığı, yanlış bilgiler ve manipülasyonlarla pek çok insanın etkilenmesi riskinin mevcut olduğu açıktır.

İnternet ortamının bilgi üretme ve yayma konusunda kazandığı etkinlik ve güç, bir yandan kamuoyunun bilgiye erişimini kolaylaştırmakta öte yandan kötüye kullanımın da önünü açmaktadır. Başka bir deyişle internet ortamında yayımlanan ve biriken bilgilerin gerçek ve yalan olarak ayrıştırılma zorunluluğu hasıl olmaktadır.

Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan yoğun bilgi akışı, Dünya Sağlık Örgütü’nün ifadesiyle yanlış bilgi salgını olarak da açıklanabilecek “infodemi” kavramının ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Yanlış bilgilerin yayılımındaki hızın sebebi olarak sosyal mecralarda bilgiye çok hızlı ulaşılabilmesi ve sosyal medya kullanıcılarının karşılarına çıkan bilgiye anlık ve dikkatsiz tepkiler vermesi gösterilebilir16.

Yalan haber üretiminin pek çok yöntemi ve motivasyonu olabilir. Bu motivasyonların başında ticari ve siyasi amaçlarla birlikte kullanıcıların kişisel sosyal medya hesapları üzerindeki etkileşimlerini arttırmak istemeleri yer almaktadır. Yöntem olarak değerlendirildiğinde ise doğru bilginin çarpıtılması ya da dikkat çekmesi adına manipüle edilmesi şeklinde örneklendirilebilir.

Yeni çıkarılan kanunla amaçlanan ise internet ve sosyal medya ortamında yayınlanan yalan haber içeriklerine ilişkin yaptırımlar getirmek; doğru bilgiye ulaşmanın kolaylaştırılması, halk arasında doğru olmayan bilgilerin yayılmasının önüne geçilmesidir.

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun kanunda öngörülen şartlarına bakıldığında aranan ilk şartın halk arasında endişe, korku ve panik yaratma amacı güdülerek paylaşım yapılması olduğu görülür. İkinci olarak konu bakımından bir sınırlama getirilmiş ve ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili bilgilerin bu suç kapsamında değerlendirileceği düzenlenmiştir. Diğer bir şart ise kamu barışını bozmaya elverişli bir içeriğin alenen yayılmasıdır. Suçun nitelikli hali, failin gerçek kimliğini gizlemek suretiyle ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde suçu işlemesi olarak düzenlenmiştir.

Bu bağlamda internet ya da sosyal medya mecralarının çok yaygınlaştığı bu günlerde her kullanıcıyı tehdit eden dezenformasyonla mücadele etmeyi amaçlayan yasa ile internet ortamında yayılan bilgilerin doğruluğunu güvence altına almak adına halk arasında endişe, korku ve panik yaratma saikiyle paylaşımlarda bulunanlar hakkında yaptırım uygulanması gibi önlemlere başvurulabilecektir.

Hükmün gerekçesine bakıldığında ise düşünce ve ifade özgürlüğünün demokratik toplumun en önemli gereksinimlerinden olduğuna vurgu yapılmış; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin bireyin kendisini geliştirmesine, dolayısıyla toplumun ilerlemesine etkisinden bahsedilmiş ve ifade özgürlüğünün alt yapısını teşkil ettiği belirtilmiştir. Teknolojik gelişmelerin ve internetin yaygınlaşmasının etkisiyle dijital platformların gördüğü rağbet artmış; bu vesileyle bilginin yayılma hızı artarken bu içeriklerin zihin süzgecinden geçme ve analiz edilme süreleri ise kısalmıştır. Anonim ortamın sağladığı güven hissi ise yalan, yanlış veya manipülatif içeriklerin artışını gözle görülür ölçüde hızlandırmıştır. Bu itibarla haber veya bilginin güvenliği sağlanarak, özgür ve özgün fikirlerin demokratik ortamda çatışmasına ya da yarışmasına yönelik tedbirlerin alınması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Maddeyle, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli olacak şekilde alenen yaymanın suç olarak düzenlendiği açıklanmış; başka bir ifadeyle getirilen düzenlemenin özünde demokratik toplumun gereksinimlerini güvence altına almak ve toplumun ilerlemesine destek olunması amaçlarının yattığı vurgulanmıştır.

VII. SONUÇ

Günümüzde internet kullanımının bir hayli artması ve internetin hayatımızdaki yeri göz önüne alındığında internet ortamındaki düşünce ve ifadelere yönelik gerçekleştirilen müdahaleler de sorun haline gelmekte; internete erişim ifade özgürlüğünün bir uzantısı ve aynı zamanda bir sonucu olarak görüldüğünden internete erişim de temel bir hak olarak nitelendirilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde yer alan ifade özgürlüğüne yönelik olarak gerçekleştirilen müdahale AİHM tarafından sıkı bir incelemeye tabi tutulmuş ve bu konuda bazı kriterler getirmiştir. Mahkeme sayısız kararında internete erişimin kısıtlanmasının başlı başına ifade özgürlüğüne yönelik ihlal oluşturacağını vurgulamıştır. Bu konuda devletlerin internete erişimi engellememesi gerektiğini ve internet ile ilgili yeterli düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca gerçekleştirilen müdahalenin yasayla öngörülmüş olması, meşru bir amaç gütmesi, demokratik toplumda gerekli olması ve müdahalenin orantılı olması gerektiği belirtilmiştir. İnternet üzerinden açıklanan düşünce ve ifadelerin bahsedilen kriterlere uygunluğu denetlendikten sonra ihlalin varlığına ilişkin bir karar verilmelidir.

KAYNAKÇA

BÜLENT TANÖR/ NECMİ YÜZBAŞIOĞLU, 1982 Anayasası’na Göre Türk Anayasa Hukuku, Beta Yay., Istanbul 2006.

Declaration of the Committee of Ministers on network neutrality. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) http://archive1.diplomacy.edu/pool/fileInline.php?IDPool=1204.

ECtHR, AHMET YILDIRIM v Turkey 3111/10 18 December 2012. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) https://hudoc.echr.coe.int/fre#{%22itemid%22:[%22002-7328%22]}.

ECtHR, ASHBY DONALD and Others v. France, App. no. 36769/08, 10.01.2013 ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22tabview%22:[%22document%22],%22itemid%22:[%22002-7393%22]}.

ECtHR, CENGİZ and Others v. Turkey 48226/10, 1 December 2015. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023). https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22tabview%22:[%22document%22],%22itemid%22:[%22001-159188%22]}.

ECtHR, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası/ Turkey, Appl. No: 20641/05, 25.09.2012, § 73. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023). https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22tabview%22:[%22document%22],%22itemid%22:[%22001-113410%22]}.

ECtHR, GARAUDY/ France, Appl. No: 65831/01, 24.06.2003. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-23829%22]}.

ECtHR, Handyside v the UK, App. no. 5493/72, 7 December 1976, para.49. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023). https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22tabview%22:[%22document%22],%22itemid%22:[%22001-57499%22]}.

ECtHR, KABLIS v. Russia 48310/16, 30 April 2019. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22tabview%22:[%22document%22],%22itemid%22:[%22001-192769%22]}.

ECtHR, KHARITONOV v. Russia 10795/14, 23 June 2020. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22tabview%22:[%22document%22],%22itemid%22:[%22001-203177%22]}.

EMRAH ÖZTÜRK, “Dezenformasyon Yasası Ekseninde İnternet Paylaşımlarının Etki ve Sınırları”, Yeni Medya Dergisi, Vol: 13, 2022.

FRANK LA RUE, Report of the Special Rapporteur on the promotion and protection of the right to freedom of opinion and expression ((Erişim Tarih: 01.05.2023) https://www2.ohchr.org/english/bodies/hrcouncil/docs/17session/A.HRC.17.27_en.pdf.

OT VAN DAALEN, Translations of key Dutch internet freedom provisions. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) https://www.bitsoffreedom.nl/2011/06/27/translations-of-key-dutch-internet-freedom-provisions/.

Regulation (Eu) 2015/2120 of The European Parliament and of The Council. ((Erişim Tarihi: 07.04.2023) https://eurlex.europa.eu/legalcontent/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:32015R2120&rid=2.

The Economist, How did Estonia Became A Leader in Technology?, ((Erişim Tarihi: 05.04.2023) https://www.economist.com/the-economist-explains/2013/07/30/how-did-estonia-become-a-leader-in-technology.

The promotion, protection and enjoyment of human rights on the Internet, ((Erişim Tarihi: 01.05.2023), www.article19.org/data/files/Internet_Statement_Adopted.pdf.

DİPNOT

1 The Economist, “How did Estonia Became A Leader in Technology?” (31.07.2013). https://www.economist.com/the-economist-explains/2013/07/30/how-did-estonia-become-a-leader-in-technology ((Erişim Tarihi: 05.04.2023).

2 Frank La Rue, (2011). Report of the Special Rapporteur on the promotion and protection of the right to freedom of opinion and expression. https://www2.ohchr.org/english/bodies/hrcouncil/docs/17session/A.HRC.17.27_en.pdf. ((Erişim Tarihi: 01.05.2023).

3 The promotion, protection and enjoyment of human rights on the Internet. https://www.article19.org/data/files/Internet_Statement_Adopted.pdf ((Erişim Tarihi: 01.05.2023).

4 ECtHR Cengiz and Others v. Turkey 48226/10, 1 December 2015.

5 ECtHR Kablis v. Russia 48310/16, 30 April 2019.

6 ECtHR Kharitonov v. Russia 10795/14, 23 June 2020.

7 ECtHR Handyside v the UK, App. no. 5493/72, 7 December 1976, para. 49.

8 Bülent Tanör/ Necmi Yüzbaşıoğlu, 1982 Anayasası’na Göre Türk Anayasa Hukuku, Beta Yay., Istanbul 2006, p. 159.

9 ECtHR, Garaudy/ France, Appl. No: 65831/01, 24.06.2003.

10 ECtHR, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası/ Turkey, Appl. No: 20641/05, 25.09.2012, § 73.

11 ECtHR, Ashby Donald and Others v. France, App. no. 36769/08, 10.01.2013.

12 ECtHR Ahmet Yıldırım v Turkey 3111/10 18 December 2012.

13 Ot Van Daalen, Translations of key Dutch internet freedom provisions, 2011. https://www.bitsoffreedom.nl/2011/06/27/translations-of-key-dutch-internet-freedom-provisions/ ((Erişim Tarihi: 07.04.2023).

14 Regulation (Eu) 2015/2120 of The European Parliament and of The Council.

15 Declaration of the Committee of Ministers on network neutrality.

16 Emrah Öztürk, “Dezenformasyon Yasası Ekseninde İnternet Paylaşımlarının Etki ve Sınırları”, Yeni Medya Dergisi, Vol: 13, 2022, p. 501.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
İnternet, İfade Özgürlüğü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İnternete Erişim Hakkı, Temel Hak Ve Hürriyetler.
Capabilities
Media
Reputation Management
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Elektronik Ticaret Aralık 2022 Yönetmeliği Hakkında Değerlendirme

Elektronik Ticaret Aralık 2022 Yönetmeliği Hakkında Değerlendirme

2024
Read more
Action For Damages In Case Of Unlawful Exercise Of Control In A Group Of Companies

Action For Damages In Case Of Unlawful Exercise Of Control In A Group Of Companies

2024
Read more
Elektronik Ortamdaki Verilerin Delil Niteliği

Elektronik Ortamdaki Verilerin Delil Niteliği

2024
Read more
Türkiye'de İdari Ombudsmanlığın İşleyişi

Türkiye'de İdari Ombudsmanlığın İşleyişi

2024
Read more
İnternet Ortamında İfade Özgürlüğü