Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Anonim Ortaklıkta Yönetim Kurulu Üyesinin Rekabet Yasağı

2024 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Anonim Ortaklıkta Yönetim Kurulu Üyesinin Rekabet Yasağı

Competition
2024
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Rekabet yasağı hukuki ilişki içerisindeki kimselerin korunmasına yönelik bir düzenlemedir. Bu kapsamda kişilerin rekabet özgürlüğü, başka kimselerin haklarına zarar verilmesini engellemek amacıyla sınırlandırılmaktadır.

I. GİRİŞ

Mevzuatımızda düzenlenmiş olan sadakat yükümlülüğü, rekabet yasağının temelini oluşturmaktadır. Ticaret şirketlerinde yönetim kurulu üyeleri bulundukları konumun gereği olarak şirketin yönetim ve temsiline ilişkin ticari sırlarına ve şirket bilgilerine hakim olmaktadır. Bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)1 kapsamında rekabet yasağına açıkça yer verilmiştir. Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremeyecektir.

Yönetim kurulu üyelerinden birinin, genel kurulun iznini almaksızın kanunun lafzında yer alan yasakları ihlal etmesi halinde yönetim kurulu üyesi hakkında mevzuatta yer verilmiş olan tazminat talep edilmesi, yapılan işlemin şirket adına yapılmış sayılması veya üçüncü kişiler adına yapmış olduğu sözleşme ilişkilerinden doğan menfaatlerin şirkete verilmesinin talep edilmesinin yanı sıra mevzuatta yer almayan ancak anonim şirketler için öğretide kabul görmüş olan üyenin katıldığı şirketten çekilmesi, üyenin azli, ihtiyati tedbir talep edilmesi, cezai şart talebi gibi yaptırımlar gündeme gelebilecektir.

Bu durumda ihlali gerçekleştiren yönetim kurulu üyesi dışında kalan diğer yönetim kurulu üyelerinin ihlali öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her halde söz konusu ihlalden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde anonim şirketin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemelerine, asliye ticaret mahkemelerinin bulunmaması halinde ise asliye hukuk mahkemelerine başvurması gerekmektedir.

Çalışmamızda Türk hukukunda rekabet yasağının düzenlendiği haller yer almakta olup rekabet yasağı kavramı ve benzer kavramlar ile rekabet yasağı kavramının ilişkisi geniş bir kapsamda incelendikten sonra ticaret şirketleri kapsamında incelenecek ve anonim şirketlerde rekabet yasağının gündeme geldiği haller detaylandırılacaktır. Anonim şirketlerde yer alan kişilerden hangilerinin rekabet yasağına tabi olduğu bir başlık altında incelenerek kişi bakımından rekabet yasağının etkileri detaylandırılacaktır. Yasağın tabi olduğu kişiler incelendikten sonra konu yönetim kurulu üyeleri kapsamında sınırlandırılarak rekabet yasağının yönetim kurulu üyesine etkisi ile yönetim kurulu üyesine rekabet yasağının getirilmesinin sebepleri ve üye ile anonim ortaklık arasındaki ilişki bağlamında yasağın uygulama alanı bulduğu haller incelenecektir. Getirilen yasağın, anayasa ile güvence altına alınmış rekabet etme özgürlüğünün sınırının aşılmasına engel olan rekabet yasağı sınırlandırmaları konu, süre ve yer olarak üç başlık altında detaylandırılacak olup sınırlandırmaların sebepleri açıklanacaktır. Rekabet yasağına uyulmaması halinde ilgili Türk mevzuatı çerçevesinde gündeme gelecek yaptırımlar ve ilgili yaptırımlara ilişkin zamanaşımı süreleri çalışmada yer alacaktır.

II. REKABET YASAĞI KAVRAMI

A. Rekabet Yasağının Kapsamı

Rekabet yasağı, hukukumuzda kanundan doğan rekabet yasağı ve sözleşmeden doğan rekabet yasağı olarak ikiye ayrılmaktadır. Haksız menfaatin önlenmesini hedefleyen bir yükümlülük çeşididir. Şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren kişilerin birbiri ile hukuka aykırı biçimde rekabete girmesini önleyen bu yasak, dürüstlük kuralları ve sadakat yükümlülüğü temeli ile sağlanır. Şirket açısından ticari sır niteliğinde bilgi ve belgelerin amacı dışında kullanılması, sadakat yükümlülüğünü ihlal edeceğinden; söz konusu bilgi ve belgelere ulaşma yetkisi olan kişiler rekabet yasağına tabidir.

İşçi ve işveren arasında rekabet yasağı sözleşmesi akdedilebileceği gibi anonim şirket ile ilgili şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında akdedilecek sözleşmelerde rekabet yasağına ilişkin hüküm eklenerek kanundan doğan rekabet yasağı haricinde sözleşmeden doğan rekabet yasağının gündeme gelmesi sağlanabilir2.

B. Rekabet Yasağının Amacı

Rekabet yasağının amacı, ticari hayatta gerçekleşen rekabetin dürüstlük ve iyi niyet kuralları çerçevesinde gerçekleşmesi, bu sınırın aşılarak haksız rekabete dönüşmemesidir. Birbirleri ile hukuki ilişki içerisinde olan kişilerin arasında var olan rekabetin bir haksız rekabete dönüşmemesi amacıyla rekabet yasağı kavramı karşımıza çıkar. Rekabet yasağı hukuki ilişki içerisindeki kimselerin korunmasına yönelik bir düzenlemedir. Bu kapsamda kişilerin rekabet özgürlüğü, başka kimselerin haklarına zarar verilmesini engellemek amacıyla sınırlandırılmaktadır.

Yasağa ilişkin düzenlemelerin asıl amacı tarafların aralarındaki ilişki sayesinde edindikleri bilgilerin ve sahip oldukları yetkilerin kötüye kullanılması sonucu rekabetin taraflar arasında yaratabileceği olumsuzlukların engellenmesidir. Rekabet yasağının ölçülü bir şekilde gerçekleştirilebilmesi rekabet özgürlüğünün sağladığı menfaatin korunması açısından önem arz etmektedir. Şöyle ki, rekabet yasağı kapsamında getirilecek aşırı bir sınırlandırma söz konusu olması halinde korunması amaçlanan rekabet ilişkisi olumsuz yönde etkilenebilecektir3.

C. Rekabet Yasağının Benzer Kavramlarla İlişkisi

1. Haksız Rekabet ve Rekabet Hukuku ile İlişkisi

Rekabet yasağı kişiye rekabet etmeme yükümlülüğü getirirken, haksız rekabet kavramı kişileri haklı rekabete yönelterek dürüst ve hilesiz bir rekabet ortamı oluşturmayı hedefler. Her iki kavramın ortak özelliği rekabete sınırlandırma getirmeleridir. Haksız rekabet kavramı genel nitelikli kuralları haiz olurken rekabet yasağı kavramı yasağa tabi kişileri kapsar.

Rekabet hukuku ise, serbest rekabet ortamını sağlayarak rekabet düzenini korumayı hedefler. Rekabet yasağı ile kıyaslandığında ise rekabet yasağı kapsamında kişiye ait menfaatin korunması hedeflenirken rekabet hukukunda rekabetin kendisi korunmakta olup toplumsal menfaatlerin korunmasından söz edilmesi mümkündür4. Rekabet hukukuna ilişkin düzenlemeler emredici nitelikte olup rekabet yasağının aksine kamu düzenini ilgilendirmektedir5.

2. Sadakat Yükümlülüğü ve Sır Saklama Yükümlülüğü ile İlişkisi

Sadakat yükümlülüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”)6 düzenlenen bir kavram olup işçinin işverene ve iş yerine bağlılığını ve işveren ile işyerinin menfaatlerine uygun davranmayı kapsar. Rekabet yasağının temeli sayılabilecek bir kavram olan sadakat yükümlülüğü rekabet yasağını kapsamakla beraber söz konusu yasak ile sınırlı değildir. Rekabet yasağı gibi sır saklama yükümlülüğü de sadakat yükümlülüğü kapsamında sayılabilecek yükümlülüklerdendir. Sadakat yükümlülüğü, bahse konu iki kavram ile sınırlı olmayan geniş kapsamlı bir kavramdır. Ancak her iki kavramın da temelini oluşturmaktadır7.

D. Türk Mevzuatında Rekabet Yasağı

1. Rekabet Yasağı’nın Türk Borçlar Kanunu’ndaki Yeri

Rekabet yasağı, TTK’da8 ve TBK’da9 düzenlenmektedir. Mevzuata bağlı rekabet yasağı dışında taraflar sözleşmeye bağlı olarak da rekabet yasağı öngörebilirler. Borçlar Kanunu’nda düzenlenen rekabet yasağı adi ortaklık, işçi, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu bağlamında rekabet yasağını hizmet sözleşmesi ve vekalet sözleşmesi olarak iki ayrı başlıkta incelemek mümkündür10.

a. Hizmet Sözleşmesi

Hizmet sözleşmesi kapsamında rekabet yasağı, işveren ile işçi arasında sözleşmenin sağladığı bağımlılık ilişkisine bağlı olarak işçinin, işverene karşı borçları arasında olan dürüstlük kuralından kaynaklı olan ve TBK’nın “Özen ve Sadakat Borcu” başlıklı 396/1. maddesindeki “İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.” hükmü ile düzenlenen sadakat yükümlülüğü gereği işverene ekonomik olarak herhangi bir zarar vermekten kaçınması ile ilgilidir.

Kanunda düzenlenmiş olan sadakat yükümlülüğü; sır saklama yükümlülüğü, rekabet etmeme yükümlülüğü, teslim ve hesap verme yükümlülüğü, fazla çalışma yapma yükümlülüğü, gibi özel uygulanma hallerini barındıran bir kavramdır11. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında özel hallerden biri olan rekabet etmeme yükümlülüğü şu şekilde düzenlenmiştir: “İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.”

İlgili hüküm uyarınca işçinin hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işveren ile rekabet etmesi sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturmaktadır. Hükümde yer alan “rekabete girişmek” kavramı; işverenin müşterilerine hizmet verdiği alanda hizmet vermek veya hizmet vermeyi teklif etmek, işverenin rakibi olan bir işletme ile ortak olmak fiillerini kapsamaktadır.

Tarafların arasındaki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra işçinin sadakat yükümlülüğü yerini TBK’nın 396/4. maddesinde yer alan “İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.” hükmü ile düzenlenmiş olan sır saklama yükümlülüğüne bırakarak, sadakat yükümlülüğünün kapsamakta olduğu rekabet etmeme yükümlülüğü hizmet ilişkisinin sona ermesi ile biter ve işçi bu süreden sonra sır saklama yükümlülüğü çerçevesinde rekabet etme özgürlüğünden yararlanabilecektir12.

b. Vekalet Sözleşmesi

Vekalet sözleşmesi nitelik açısından hizmet sözleşmesine benzerlik göstermekte olup iki tarafa borç yükleyen ve iş görme niteliğini haiz bir sözleşme türüdür. TBK’nın 502. maddesinde düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesi ilgili maddenin ilk fıkrasında: “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Vekalet sözleşmesinin tarafları arasında vekilin, vekalet verene karşı sahip olduğu sadakat yükümlülüğünün temeli olan bir güven ilişkisi yer almaktadır. Vekil, bu kapsamda vekalet verenin menfaatlerini korumak ile yükümlüdür. Doktrinde sadakat yükümlülüğünün, hizmet sözleşmesindekine benzer olarak sır saklama yükümlülüğü, çifte temsil ve kendi kendisiyle sözleşme yapma yükümlülüğü, aydınlatma yükümlülüğü ve rekabet etmeme yükümlülüğünü kapsadığı kabul edilmektedir13. Hizmet sözleşmesinde olduğu gibi burada da yer alan sadakat yükümlülüğünün temelini dürüstlük kuralı oluşturmaktadır. Vekilin bu yükümlülüğü TBK’nın 506/2. maddesinin: “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.” hükmü ile mevzuatta düzenlenmiştir.

Vekalet sözleşmesine ilişkin görüşü yönetim kurulu üyesi ve ortaklık arasındaki hukuki ilişkide de görmek mümkündür. Bu kapsamda yönetim kurulu üyesi, vekil sıfatının sahip olduğu yükümlülükleri haiz olup ortaklığın menfaatini gözeterek hareket etmek ile yükümlüdür14.

2. Rekabet Yasağı’nın Türk Ticaret Kanunu’ndaki Yeri

Türk Ticaret Kanunu’nda ise rekabet yasağı, anonim şirketler ile limited şirketler başta olmak üzere ticaret şirketleri ve acenteler için düzenlenmektedir. Bu şirketlerde hangi kişilerin rekabet yasağına tabi olduğu ilgili kanunların maddelerinde belirtilmiştir. Mevzuatta yer alan düzenlemeler kapsamında öngörülen rekabet yasağı, tarafların aralarındaki hukuki ilişki sona erene kadar devam eder.

Kanunda yer alan hükümler emredici nitelikte değildir ve kanuni rekabet yasağı olarak adlandırılan bu yasak türünde kişinin rekabet etme ve çalışma özgürlüğünün kısıtlanması gündeme gelir15. Yasağın en önemli iki özelliği emredici nitelikte olmaması ve dar yorumlanmasıdır. Kişinin ticari faaliyette bulunma ve rekabet etme özgürlüğünün anayasal güvenceye sahip temel bir hak olması nedeniyle rekabete ilişkin kanun ile getirilen bu yasak istisnai niteliktedir. Kişinin anayasa ile güvenceye alınmış haklarının korunabilmesi için de söz konusu yasağın dar yorumlanabilmesi gerekmektedir16. Sözleşme ile kararlaştırılması mümkün olan rekabet yasağı ise tarafların aralarındaki ilişkinin bitiminden sonra da devam edebilecektir17.

III. ANONİM ŞİRKETLERDE REKABET YASAĞINA TABİ KİŞİLER

TTK’nın “Rekabet Yasağı” başlıklı 396. maddesinde anonim şirketlerde rekabet yasağının detaylarına yer verilmiştir. Maddenin ilk fıkrası “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez.” hükmünü haizdir18. Söz konusu hüküm gereğince anonim şirketlerde rekabet yasağının yalnızca yönetim kurulu üyeleri bakımından getirilmiş bir yasak olduğu açıktır.

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin rekabet etmeme yükümlülüğünün olması ve rekabet yasağına tabi kılınmasının temel amacı, yönetim kurulu üyelerinin görevleri süresince şirketin işleyiş şekli, yönetim biçimi, ticari sırları, sahip olduğu müşteri çevresi, taşıdığı iş potansiyeli hakkında detaylı bilgi sahibi olmaları ve bu nedenle sahip oldukları bu bilgiler ile yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirket ile müşterek amaçla hareket etmesini ve bunun neticesi olarak şirkete zarar vermesini engellemektir19. Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının olması, yönetim kurulu üyesinin sadakat yükümlülüğünün bir gereğidir. Şirketin, yönetim kurulu üyeleri ile güvene dayalı bir ilişkisi mevcut olup yönetim kurulu üyelerinin şirket ile müşterek amaçla hareket etmesi ve şirkete zararı vermesi söz konusu güven ilişkisini zedeleyecektir20.

Kanun gereğince yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına tabi olmasının nedeni sahip oldukları sıfatlarıdır. Yönetim kurulu üyesinin rekabet etmeme yükümlülüğü bu sıfatı kazanması ile başlar ve sıfatı kaybetmesi ile sona erer21. Ancak rekabet etmeme yükümlülüğünün yönetim kurulu üyesinin yönetim kurulu üyeliği sıfatını kaybettikten sonra da devam etmesi yönünde bir talep olması halinde bu husus şirketin esas sözleşmesine bir hüküm eklenerek kararlaştırılabilmektedir22.

TTK’nın 359. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu, şirketin internet sitesinde hemen açıklanır.”23 hükmü gereğince tüzel kişi yerine atanacak olan gerçek kişilerin de rekabet yasağına tabi oldukları konusunda tereddüt yoktur.

TTK’nın “Üyeliğin Boşalması” başlıklı 363. maddesinin 1. fıkrası kapsamında, herhangi bir nedenle bir üyeliğin boşalması halinde yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar ve bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması halinde selefinin süresini tamamlar24. Geçici yönetim kurulu, selefinin süresini tamamlayacağından, geçici yönetim kurulu üyeleri ile diğer yönetim kurulu üyeleri arasında rekabet etmeme yükümlülüğü ve dolayısıyla rekabet etme yasağı arasında bir fark söz konusu olmayacaktır.

TTK’nın “Yönetimin Devri” başlıklı 367. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir.”25 hükmü gereğince, yönetim kurulu, anonim şirketin esas sözleşmesine koyacağı bir hüküm ile yönetimi bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devredebilecektir.

Şirket yönetiminin esas sözleşmesi ile bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devredilmesi halinde, yönetimin devredildiği kişinin rekabet yasağına tabi olup olmayacağı hususu gündeme gelmektedir. Şirket yönetiminin esas sözleşme ile bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine devredilmesi halinde murahhas üye tanımı ortaya çıkmaktadır. Murahhas üye, yönetim kurulu üyesi olup aynı zamanda şirkette pay sahibidir. Aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas üyelerin TTK’nın 335. maddesi kapsamında rekabet yasağına tabi olduğu açıktır26.

Bununla birlikte, anonim şirketlerde şirketin temsil ve yönetiminin yönetim kurulu tarafından yerine getirilmesi ve yönetim kurulunun şirketin yönetimi hakkında sürekli olarak bilgi sahibi olması özellikle büyük şirketlerde pek mümkün olamayacağından, şirketin yönetim ve temsili için yapılan iş bölümü nedeniyle kurul dışından hatta şirket ortağı bile olmayan kişiler görevlendirilebilmektedir. Şirket yönetiminin esas sözleşme ile üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde ise murahhas müdürden bahsedilmektedir. Murahhas müdür, murahhas üyeden tamamen farklı olup murahhas müdürler yönetim kurulu üyesi olmadıkları gibi şirkette pay sahibi olmaları da gerekmemektedir27. Murahhas müdürlerin rekabet yasağına tabi olup olmayacakları hususu öğretide tartışmalıdır28.

Öğretide bir görüş murahhas müdürlerin TTK’nın 396. maddesi kapsamında rekabet yasağına tabi olduğu yönündedir. Bu görüşe göre yönetim kurulu, şirketin temsil ve yönetimine ilişkin murahhas müdüre yetkilerini devredeceğinden kendisine devredilen bu görevi yerine getirirken yönetim kurulu üyesi gibi hareket edecek ve yetki yönünden bir farkı olmayacaktır. Kendisine devredilen yetkiyi kullanırken murahhas müdür şirket bilgi ve belgelere ulaşarak şirketin ticari sırlarına erişerek eriştiği bilgiler ile bu bilgileri şirket aleyhine kullanabilecektir. Tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak öğretideki bu görüşe göre murahhas müdürler Türk Ticaret Kanunu’nun 396. maddesi kapsamında rekabet yasağına tabi olmalıdır29.

Öğretideki bir diğer görüşe göre ise, şirketi yönetim ve temsil yetkisi olan murahhas müdür için uygulama alanı daha dar olan TBK’nın “Rekabet Yasağı” başlıklı 553. maddesi uygulama alanı bulacaktır30.

IV. YÖNETİM KURULU ÜYESİNE GETİRİLEN REKABET YASAĞI VE PAY SAHİPLERİNİN REKABET YASAĞI KAPSAMINDAKİ SORUMLULUĞU

A. Yönetim kurulu Üyesine Getirilen Rekabet Yasağının Düzenlenme Nedeni

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin, şirkete dair bilgilere sahip olması ve şirket ile arasında güven esaslı bir ilişkinin var olmasından kaynaklı doğan sadakat yükümlülüğü gereği şirket ile rekabet edecek şekilde hareket etmeleri yasaktır. Yönetim kurulu üyesi bulunduğu konum gereği anonim şirkete ilişkin sırlar ve ticari bilgilere hakimdir. Söz konusu bilgileri sadakat yükümlülüğü gereği dürüstlük kuralı çerçevesinde ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde kullanması gerekir. TTK’nın 396. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesinin yaptığı faaliyetlerin anonim şirketin faaliyet gösterdiği ticari iş niteliğinde sayılan alanlar ile çakışmaması gerekir31.

Bu kapsamda faaliyetin rekabet yasağı kapsamında değerlendirilebilmesi için yönetim kurulu üyesinin faaliyetinin de anonim şirketin faaliyetinin de ticari iş niteliğini haiz olması gerekir. Yönetim kurulu üyeleri şirketin faaliyeti kapsamına girecek herhangi bir ticari işi kendi veya başkası hesabına yapamazlar. Ticari iş niteliğindeki faaliyetin aynı tür olamamasının yanı sıra ilgili faaliyet alanlarında ve söz konusu işleri devamlı olarak yapan farklı şirketler bakımından yönetim kurulunun söz konusu şirketlere sınırsız sorumlu ortak olarak girmesi, ilgili şirketlerde kurucu veya yönetici olması da rekabet yasağı kapsamında mümkün olmayacaktır. Söz konusu yasak ancak şirketler bakımından geçerli olduğundan dernekler ve vakıflar başta olmak üzere mal ve/ veya kişi topluluklarına katılım rekabet yasağına aykırılık teşkil etmez.

Rekabet yasağının yönetim kurulu üyeleri açısından istisnaları bulunmaktadır. Şöyle ki, şirket genel kurulu yönetim kurulu üyesine izin veriyor ise, yönetim kurulu üyesi bu iznin sınırını aşmadan anonim şirketin faaliyeti kapsamına giren alanlarda faaliyet gösterebilecektir32. Doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, yönetim kuruluna ait yetkilerin devri söz konusu olduğunda söz konusu yetkilerin devredildiği kişi veya kişiler bakımından da rekabet yasağı gündeme gelecektir. Zira yönetim kurulu yetkilerinin devredildiği kimse anonim şirkete ilişkin sır ve ticari bilgilere yönetim kurulu üyesi kadar hakim olabilmektedir33. Rekabet yasağına aykırılık gündeme geldiği takdirde yasağa aykırı işlemi gerçekleştiren yönetim kurulu üyesine karşı şirket, TTK’nın 396. maddesinde belirtilen seçimlik haklarını kullanabilecektir.

B. Yönetim Kurulu Üyesi Olmayan Pay Sahiplerinin Rekabet Yasağı Kapsamındaki Sorumluluğu

Yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahipleri için herhangi bir rekabet yasağı düzenlemesi bulunmamaktadır34. Ancak doktrinde pay sahibinin dürüstlük kuralından doğan sadakat yükümlülüğüne tabi olması nedeniyle bu bağlamda pay sahibinin sır tutma yükümlülüğü altında olduğunu ileri süren görüşler mevcuttur35. Anonim ortaklıklarda ortaktan ziyade sermayenin ön planda olması sebebiyle pay sahibinin şahsi bir edimi aracılığı ile anonim ortaklık ile kendisi arasında oluşan güven esaslı bir ilişkiden bahsetmek her ortaklık için mümkün olmayacaktır. Nitekim anonim ortaklıklarının niteliği gereği sermaye ortaklığı olmaları sebebiyle, pay sahiplerinin ortaklığın amacının gerçekleşmesi için katkı sağlayacakları alan taahhüt ettikleri sermaye bedelinin ifasıdır. Burada güven esaslı ilişki unsurunu incelerken bakılması gereken, somut olayda ortaklığın yapısı ve pay sahiplerinin somut olay kapsamında ortaklık ile olan ilişkisidir36.

Anonim ortaklıkların sermaye ortaklığı niteliğini haiz olmaları, pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerinden farklı olarak diğer pay sahiplerine ve anonim ortaklığa karşı bir sadakat yükümlülüğünün söz konusu olmamasına yol açmaktadır. Güven esaslı ilişki unsuru değerlendirilirken somut olay bazında ortaklığın yapısına dair inceleme yapılmasının gerekliliği ise pay sahiplerinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“TMK”) 2. maddesinin “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmü uyarınca tabi oldukları dürüstlük kuralı ve söz konusu dürüstlük kuralı nedeniyle doğması muhtemelen sadakat yükümlülüğüdür37. Somut olaylar çerçevesinde dürüstlük kuralından doğan sadakat yükümlülüğünün sınırları incelenmeli ve pay sahiplerinin sorumluluğu bu kapsamda değerlendirilmelidir. Doktrinde ilgili konu hakkında farklı görüşlerin var olmasının en büyük nedeni, pay sahiplerinin anonim ortaklıkla ilişkisinin ortaklık yapısına göre değişkenlik gösterebilecek olmasıdır.

V. REKABET YASAĞININ SINIRLARI

Rekabet yasağı kanunda emredici bir düzenleme ile yer almamaktadır. Bu nedenle yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı genel kurulun izni ile yasak kapsamında olan işlemleri gerçekleştirebilirler. Genel kurulun izni veya icazeti ile gerçekleştirecekleri bu işlemler genel kurulun kararlaştırdığı sınırlar çerçevesinde olacaktır. Söz konusu izin ve icazetlere karşı iptal davası açmak mümkündür38.

Rekabet yasağına ilişkin sınırlar konu bakımından, süre bakımından ve yer bakımından olmak üzere üç alt başlık altında incelenebilir.

A. Konu Bakımından

Rekabet yasağının konu bakımından sınırı şirket ana sözleşmesinde yazılı olan işletme konularını kapsamaktadır, ana sözleşmede yer alan işletme konuları haricindeki konular ve şirket ana sözleşmesinde yer almasına rağmen şirketin fiilen uğraşmadığı işler ile ilgili vekaleten veya asaleten faaliyet gösterilmesinde bir sakınca yoktur39.

Şirket ana sözleşmesinde yazan ve şirketin fiilen uğraştığı işler bakımından aynı faaliyet alanındaki işlerin kendi adına ve hesabına veya başkası adına ve hesabına yapılması rekabet yasağına tabi tutulmuştur40.

Yönetim kurulu üyesinin ortaklığın faaliyet alanına giren ticari işleri kendisinin veya başkasının hesabında yapması rekabet yasağı ihlalini oluşturmakta olup TTK’nın 396/1. maddesinin “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez.” hükmü, yasağın konu bakımından sınırlarının kanuni dayanağını oluşturmaktadır. İlgili hüküm uyarınca rekabet yasağının gündeme gelmesi için gerekli olan şartlar söz konusu faaliyetin ortaklığın işletme konusuna dahil olması, yine bu faaliyetin ticari iş niteliğini haiz olması ve yönetim kurulu üyesinin söz konusu faaliyeti kendisinin veya başkasının hesabına yapmasıdır.

B. Süre Bakımından

Rekabet yasağı süre olarak, yönetim kurulu üyeliği sıfatının kazanılmasıyla başlar ve yine yönetim kurulu üyeliği sıfatın kaybedilmesiyle ortadan kalkar. Sözleşmeden doğan rekabet yasağı ile söz konusu süre uzatılabilir. Rekabet yasağının süre bakımından sınırları TTK’nın rekabet yasağını düzenleyen 396. maddesinde açıkça belirtilmemiş olmasına karşın, ilgili maddenin uygulama alanı, yönetim kurulu üyesinin anonim ortaklığa karşı rekabet yasağı kapsamında sorumlu olabilmesini sağlayan yönetim kurulu üyesi sıfatının kazanılması ile oluşur. Yine bu sıfatın sona ermesi ile yani yönetim kurulu üyesinin üyelik sıfatını bir şekilde kaybetmesi ile de ilgili kanun maddesinin uygulama alanı kalmayacak olup yönetim kurulu üyesinin anonim ortaklık ile rekabet etmesine herhangi bir engel kalmayacaktır. Üyelik sıfatının sonlanmasından sonra da rekabetin engellenmesi amaçlanıyor ise kanunun bu kapsamda bir yasak getirmemesi sebebiyle taraflar, rekabet yasağı sözleşmesi akdederek üyelik sıfatının sonlanmasından sonra ortaklık ile yönetim kurulu üyesinin rekabet etmesine engel olabilecektir41.

C. Yer Bakımından

Yer bakımından rekabet yasağının sınırlandırılması da süre bakımından sınırlandırılması gibi kanunda açıkça belirtilmemiştir ancak doktrindeki görüşler uyarınca rekabet yasağının coğrafi olarak sınırlandırılması mümkündür. Yasağın yer bakımından sınırlandırılmasındaki temel neden, anonim ortaklığın coğrafi olarak faaliyet alanları dışında yönetim kurulu üyesinin aynı faaliyet dalında işlem yapmasının rekabet ilişkisini oluşturmadığı bundan dolayı da ortaklığın menfaatinin zarar görmeyecek olmasıdır42.

Rekabet yasağı bu kapsamda, şirketin ticari faaliyetini yürüttüğü yer ile sınırlandırılmıştır. Yasağa tabi kişiler, aynı konuda ticari iş ile ilgili şirketin faaliyet gösterdiği yer dışındaki yerlerde faaliyet gösterebilir43. Örneğin anonim ortaklığın faaliyet alanı bir ilçe, bir il veya bir ülke ile sınırlı ise faaliyet alanının tespiti ile rekabet yasağının geçerli olduğu alan da bu bölge ile sınırlı olup söz konusu alanda yönetim kurulu üyesi aynı faaliyeti gerçekleştiremeyecektir44. Aksi takdirde rekabet ilişkisinin oluşmadığı bir ortamda üyenin rekabet özgürlüğünün sınırlandırılması, kişinin anayasa ile güvence altına alınmış olan rekabet özgürlüğünü haklı bir sebep olmaksızın kısıtlanmasını gündeme getirecektir.

VI. REKABET YASAĞINA AYKIRILIĞIN HÜKÜM VE SONUÇLARI

A. Yaptırımlar

1. Mevzuatta Açıkça Zikredilen Yaptırımlar

TTK’nın “Rekabet Yasağı” başlıklı 396. maddesi kapsamında yönetim kurulu üyelerinin genel kurulun iznini almaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremeyeceği, bu hükme aykırı hareket etmesi halinde ise şirketin yönetim kurulu üyelerinden tazminat isteme veya yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymak ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etme hakkı olduğu düzenlenmiştir45.

a. Tazminat

Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere yönetim kurulu üyesinin genel kurulun iznini almaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapması veya aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla girmesi halinde, şirketin, yönetim kurulu üyelerinden tazminat isteme hakkı söz konusudur.

Şirketin, rekabet yasağını ihlal etmesi nedeni ile yönetim kurulu üyelerinden tazminat talep etmesi için şirketin söz konusu işlemin kendi ad ve hesabına yapılmamış olmasından doğan kâr kaybının meydana gelmiş olması veya zarara uğramış olması ve uğradığı bu zararı ispatlaması gerekmektedir46.

b. Yapılan İşlemi Şirket Adına Yapılmış Saymak

TTK’nın 396. maddesinde bahsedilen bir diğer yaptırım türü ise yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağını ihlal ederek yapmış olduğu işlemin şirket adına yapılmış sayılmasıdır.

Ancak bu yaptırım yönetim kurulu üyesinin aynı konu ile uğraşan şirkete sınırsız sorumlu ortak olarak girmesi halinde söz konusu yaptırım uygulama alanı bulmayacaktır. Bahse konu yaptırım ancak ve ancak yönetim kurulu üyelerinin genel kurulun iznini almaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapması halinde uygulanabilecektir.

Söz konusu yaptırımın uygulanabilmesi için tazminat talebinin aksine şirketin zarara uğraması koşulu aranmamaktadır47. Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yükümlülüğünü ihlal etmiş olduğu işlemi şirket adına yapılmış sayılması yönünde yönetim kurulu üyelerine yaptırım uygulanması halinde, şirket, kanunun lafzı gereği48 yönetim kurulu üyelerinden tazminat talebinde bulunamayacaktır.

“Bu seçenekte şirket üyenin yerine geçerek üçüncü kişi ile üye arasındaki işlemin tarafı haline gelmez”49. TBK’nın “Sözleşmenin Devri” başlıklı 205. maddesi gereğince sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşmalar da sözleşmenin devri hükümlerine tabidir50.

Şirketin, yönetim kurulu üyelerinden yaptıkları işlemi şirket adına yapılmış sayılması yönündeki talebinin bir sözleşme devri kabul edilmemesi nedeniyle şirket, yönetim kurulu üyelerinin borç ve masraflarından sorumlu olmayacaktır. Rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulu üyeleri söz konusu borçlardan ve masraflardan sorumlu olacak olup rekabet yasağına konu işlemden doğan menfaatleri şirket devralabilecektir.

c. Yönetim Kurulu Üyelerinin Üçüncü Kişiler Hesabına Yapmış Olduğu Sözleşmelerden Doğan Menfaatlerin Şirkete Verilmesi

TTK’nın 396. maddesinin ilk fıkrasında bahse konu olan son yaptırım ise yönetim kurulu üyelerinin üçüncü kişiler hesabına yapmış olduğu sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete verilmesi bir diğer tabir ile temlik edilmesidir51.

Söz konusu yaptırımın uygulama alanı bulması için yönetim kurulu üyesinin rekabet yükümlülüğünü ihlal eden işlemi bir üçüncü kişi adına gerçekleştirmiş olması ve yönetim kurulu üyesinin üçüncü kişi adına gerçekleştirmiş olduğu işlemden fayda elde etmesi gerekmektedir. Fakat yönetim kurulu üyesinin rekabet yükümlülüğünü ihlal etmiş olduğu sözleşme ilişkisinden henüz bir menfaat sağlanmadı ise, şirket, menfaate ilişkin talep haklarının yönetim kurulu üyesi tarafından kendine devredilmesini talep edebilecektir52.

Bahse konu yaptırım, yönetim kurulu üyesinin rekabet yükümlülüğünü ihlal niteliği taşıyan işlemi şirket adına yapmış sayılacağı yönündeki yaptırımdan farklı olarak yönetim kurulu üyesinin aynı konuda faaliyet gösteren bir şirkete sınırsız sorumlu ortak olarak girmesi halinde de uygulama alanı bulabilecektir.

Şirket ile rekabet etmeme yükümlülüğü yalnızca yönetim kurulu üyesine yüklenen bir yükümlülük olduğundan, yönetim kurulu üyelerinin üçüncü kişiler hesabına yapmış olduğu sözleşmeler nedeni ile söz konusu üçüncü kişilerin şirkete karşı bir rekabet yasağının ihlali kapsamında sorumluluğundan bahsedilemeyecektir.

2. Diğer Yaptırımlar

Her ne kadar mevzuat kapsamında bahsedilmemiş olsa da öğretide anonim şirketin yönetim kurulu üyesinin katıldığı şirketten çekilmesi, yönetim kurulu üyelerinin azli, ihtiyati tedbir talebi ve cezai şart uygulanması gibi yaptırımlardan bahsedilmektedir.

a. Üyenin Katıldığı Şirketten Çekilmesi

TTK’nın 396. maddesinde “aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla girmenin” rekabet yasağı kapsamında kabul edildiği hususuna yer verilmiştir53.

Yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyesi oldukları şirket ile aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla girerek rekabet yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde, yönetim kurulu üyelerinin sınırsız ortak sıfatıyla girmiş oldukları şirketten çekilmesinin talep edilebileceği her ne kadar mevzuat kapsamında düzenlenmemiş olsa da öğretide kabul edilmektedir54.

b. Üyenin Azli

TTK’nın “Görevden Alma” başlıklı 364. maddesine göre, esas sözleşme ile atanmış olsalar dahi gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı söz konusu olduğu halde yönetim kurulu üyeleri genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler55.

Mevzuatta yönetim kurulu üyesinin şirkete karşı rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde üyenin azledilebileceğine ilişkin bir yaptırım yer almamasına karşın, genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyeleri her zaman azledilebileceğinden, yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağını ihlali halinde genel kurul ilgili yönetim kurulu üyelerini azledebilecektir56.

c. İhtiyati Tedbir Talebi

TTK’nın “İhtiyati Tedbirler” başlıklı 61. maddesine göre, dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, haksız rekabetin men’ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verebilecektir57.

Rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal eden yönetim kurulu üyeleri için şirketi temsile yetkili olan kişiler mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbir talep edebilecektir. Bunun için yönetim kurulu üyelerinin oybirliği ile karar vermelerine gerek yoktur58.

d. Cezai Şart

TBK’nın 179. maddesinin 1. fıkrası gereğince, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilmektedir59.

Şirket esas sözleşmesi ile yönetim kurulu üyelerinin rekabet etmeme yükümlülüklerini ihlal etmeleri halinde cezai şart ödeneceğine ilişkin bir düzenleme yapılması mümkündür60. Şirket esas sözleşmesine bu yönde bir cezai şart hükmünün eklenmesi halinde, yönetim kurulu üyelerinin rekabet etmeme yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda şirketin esas sözleşmesi gereğince söz konusu yönetim kurulu üyelerinden sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinden bahisle TBK’nın 179. maddesinin 1. fıkrası uyarınca cezai şart talep edilebilecektir.

B. Yaptırımların Uygulanmasında Usul

1. Yetki

TTK’nın 396. maddesinin 2. fıkrası gereğince, yönetim kurulu üyelerinden birinin, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapması veya şirket ile aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla girmesi halinde; ilgili ihlali gerçekleştiren yönetim kurulu üyesi veya üyelerinden şirket adına tazminat isteme veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış sayma ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğuna ilişkin dava etme haklarından birinin seçilmesine yönelik seçimlik hak, rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulu üyesinin dışındaki yönetim kurulu üyelerinden biri veya birkaçına aittir61.

2. Seçim Haklarının Kullanılması

Kanunun lafzı gereğince, TTK’nın 396. maddesinin 1. fıkrasında yer alan yaptırımlardan yalnızca birinin seçilmesi mümkündür. Bu nedenle rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal eden yönetim kurulu üyesi için söz konusu ihlali gerçekleştiren üye haricindeki şirketin yönetim kurulu üyeleri kanunda düzenlenen haklardan yalnızca birini seçebilecek olup kanunda düzenlenmiş olan tüm hakları birlikte kullanılamayacaktır.

Yönetim kurulunun seçim hakkını kullanması yenilik doğuran bir hak niteliğindedir. Bu nedenle hangi hakkın kullanıldığı üyeye beyan edildikten sonra bu beyandan dönmek mümkün değildir62.

TBK’nın “Zamanaşımının Kesilmesi” başlıklı 154. maddesinin 2. fıkrası gereğince, TTK’nın 396. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş olan seçimlik hakların kullanılmasında yasal yollar zamanaşımını kesecek nitelikte olmak zorundadır. Bu nedenle yönetim kurulu mevzuattan doğan seçimlik hakkını dava yoluyla kullanmalıdır. Yönetim kurulunun dava yolu harici herhangi bir seçimlik hakkını kullanmayı talep etmesi, şirket adına TTK’nın 396. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklar yönünden bir hak arama olarak değerlendirilemez.

3. Yetkili ve Görevli Mahkeme

Anonim şirkette yönetim kurulu üyesinin rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle açılacak olan dava TTK’nın 4. maddesi gereği mutlak ticari dava niteliğindedir63.

TTK’nın 5. maddesinin hükmü gereğince aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir64.

Bu nedenle yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağını ihlali bir ticari dava niteliği taşımakta olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri, asliye ticaret mahkemelerinin olmadığı bölgelerde asliye hukuk mahkemeleridir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı mevcut olan rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlali nedeniyle açılacak olan davada yetkili mahkeme, anonim şirketin davanın açıldığı tarihteki merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir65.

4. Yargılama Usulü

TTK’nın “Şirket Davalarında Yargılama Usulü” başlıklı 1521. maddesi gereğince, ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan davalarda veya şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak davalarda basit yargılama usulü uygulanır66.

Şirketin yönetim kurulu üyesinin rekabet yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde yönetim kurulu üyesine dava açılacağından, bahse konu kanun hükmü gereğince basit yargılama usulü uygulama alanı bulacaktır.

5. Zamanaşımı

TTK’nın 396. maddesinin 4. fıkrasının hükmü gereğince yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağına uymaması halinde yönetim kurulu üyesine karşı uygulanacak yaptırımlara dair seçimlik haklar söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girişinin diğer üyeler tarafından öğrendiği tarihten itibaren üç ay ve her halde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğramaktadır67.

Bahse konu kanun hükmü kapsamında, anonim şirketin yönetim kurulu üyesinin kanundan doğan rekabet etmeme yasağını ihlal etmesi halinde, ihlali gerçekleştiren yönetim kurulu üyesi haricinde anonim şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinin bahse konu ihlali öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her halde ihlalin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince seçimlik haklar zamanaşımına uğramaktadır.

Anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı birden fazla işlem yapmış olması halinde, zamanaşımı süresi her bir işleme dair ayrı ayrı işleyecektir68.

Ancak, rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal eden yönetim kurulu üyesi haricindeki yönetim kurulu üyelerinin kanunda öngörülmüş olan süreler içerisinde seçimlik haklarından faydalanmaması halinde, ihlali gerçekleştirmiş olan yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 553. maddesi kapsamında düzenlenmiş olan sorumlulukları devam etmektedir69. İlgili madde uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.

Dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin kanunda öngörülmüş olan süreler içerisinde seçimlik haklarından faydalanmaması durumunda, TTK’nın 553. maddesinde öngörülmüş olduğu üzere yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve düzenlendi ise esas sözleşmeden doğan rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde, yönetim kurulu üyeleri hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlara karşı sorumlulukları devam etmektedir.

VII. SONUÇ

Rekabet yasağının temelini taraflar arasındaki sadakat yükümlülüğü oluşturmaktadır. Hizmet sözleşmesinde olduğu gibi vekalet sözleşmesinde de sadakat yükümlülü - ğünün kapsadığı rekabet yasağı, taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiği süre için geçerlidir. Taraflar, rekabet yasağının aralarındaki ilişki sona erdikten sonra devam etmesini bu kapsamda bir sözleşme akdederek sağlayabilecektir. Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, şirkete karşı tabi oldukları sadakat yükümlülüğü kapsamında rekabet yasağına tabi kişiler arasında yer almaktadır. Yönetim kurulu üyesinin bahsi geçen sadakat yükümlülüğü, üyenin şirkete ilişkin ticari sır ve bilgilere hakim olmasından ve üye ile şirket arasında var olan güven bağından kaynaklıdır. Söz konusu sadakat yükümlülüğünün temelini TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı oluşturmaktadır.

Rekabet yasağı, rekabet özgürlüğünü aşmayacak şekilde uygulanması amacıyla konu, süre ve yer kapsamında sınırlandırılabilmektedir. Söz konusu sınırlandırma, yalnızca TTK madde 396/1 kapsamındaki sınırlandırmalardan olabileceği gibi taraflar arasında akdedilecek bir sözleşme ile sınırlandırma getirmek de mümkündür.

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerinin rekabet yasağına tabi olup olmaması hakkında doktrinde farklı görüşler mevcuttur. Öğretide yaygın görüş, pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerinin aksine ticari sırlara hakim olmaması ve anonim şirketlerin sermaye ortaklığı olması sebebiyle rekabet yasağına tabi olmayacakları yönünde ise de kanaatimizce ortaklık ilişkisinin değişkenlik gösterebilmesi nedeniyle pay sahiplerinin rekabet yasağına tabi tutulması somut olay çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Rekabet yasağına aykırılığın yaptırımları aynı kanun maddesinde düzenlenmiştir ve aykırılık söz konusu olduğunda ilgili madde hükmü uyarınca şirketin seçimlik hakları söz konusu olup aykırılığa ilişkin mevzuatta sayılmayan ancak öğretide kabul görmüş yaptırımlar da mevcuttur. Söz konusu seçimlik haklar kanunda öngörülen zamanaşımına tabidir.

Yaptırım olarak dava yolunun seçilmesi halinde söz konusu dava ticari dava niteliğini haiz olup görevli mahkemeler istisnai durumlar haricinde asliye ticaret mahkemeleri olacaktır. Ancak genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağından muaf olması mümkündür. Yönetim kurulu üyeleri rekabet yasağından muaf olmadıkları hallerde yasağa aykırı hareket ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacaktır.

KAYNAKÇA

ATANUR KARAAHMETOĞLU, “İş Sırrı ve Ticari Sır Bağlamında Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Rekabet Yasağına Aykırılıktan Doğan Sorumluluğu”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, S. 2, 2022.

BEYZA YİĞİTBAŞI, “Tek Satıcının Rekabet Etme Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2021.

BURCU GÜNAYDIN GÜLTEKİN, Anonim Ortaklıkta Yönetim Kurulu Üyesinin Rekabet Yasağı, 1. Baskı, İstanbul 2022.

MEHMET YAVUZ GÜNER, “Rekabet Hukuku ve Haksız Rekabet Hukuku İlişkisi”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi, no: 184, Ankara, 2021. 

MURAT CAN PEHLİVANOĞLU, “Anonim Şirketlerde Pay Sahipliği Hakları ve Rekabet Hukuku İlişkisi: Dodge V. Ford Kararı Üzerinden Bir Değerlendirme”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 1, S. 11, 2022.

ÖZDEM SATICI TOPRAK, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, S. 220, 2022.

ÖZGE KARAEGE, “Anonim Şirketlerde Genel Kurulun Yönetim Kurulu Üyelerini Görevden Alma (Azil) Yetkisi”, Ankara Barosu Dergisi, C. 1, S. 76, 2014.

PINAR AŞIK, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2006.

PINAR AŞIK, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, C. 4, 2017.

UĞUR MERT NARLI, “Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeleri İçin Öngörülen Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, Mersin, 2021.

DİPNOT

1 14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.

2 Atanur Karaahmetoğlu, “İş Sırrı ve Ticari Sır Bağlamında Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Rekabet Yasağına Aykırılıktan Doğan Sorumluluğu”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, S. 2022/2, p. 1299-1307.

3 Burcu Günaydın Gültekin, Anonim Ortaklıkta Yönetim Kurulu Üyesinin Rekabet Yasağı, 1. Baskı, İstanbul 2022, p. 21.

4 Mehmet Yavuz Güner, “Rekabet Hukuku ve Haksız Rekabet Hukuku İlişkisi”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi, no: 184, Ankara, 2021, p. 50.

5 Günaydın Gültekin, p. 28-38.

6 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.

7 Karaahmetoğlu, p. 1305-1307.

8 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.

9 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.

10 Günaydın Gültekin, p. 62.

11 Günaydın Gültekin, p. 64.

12 Günaydın Gültekin, p. 64-66.

13 Günaydın Gültekin, p. 80.

14 Günaydın Gültekin, p. 81.

15 Beyza Yiğitbaşı, “Tek Satıcının Rekabet Etme Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2021, p. 37.

16 Günaydın Gültekin, p. 48-52.

17 Uğur Mert Narlı, “Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeleri İçin Öngörülen Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, Mersin 2021, p. 15.

18 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 396.

19 Pınar Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, C. 4, 2017, p. 166.

20 Günaydın Gültekin, p. 151-153.

21 Aşık, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2006, p. 66.

22 Aşık, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2006, p. 67.

23 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 359/2. 24 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 363/1.

25 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 367/1.

26 Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, c. 4, 2017, s. 176’dan naklen, Fatih Aydoğan, Ticaret Ortaklıklarında Rekabet Yasağı, İstanbul 2005, p. 80.

27 Aşık, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, s. 66, Ankara 2006’dan naklen, Mustafa Ünal, “Anonim Ortaklıkta Yönetim ve Yönetim Görevlerinin Murahhaslara Bırakılması”, Batider, C. 11, p. 72.

28 Narlı, p. 37.

29 Narlı, p. 37-38.

30 Narlı, p. 38.

31 Karaahmetoğlu, p. 1295.

32 Karaahmetoğlu, p. 1296.

33 Özdem Satıcı Toprak, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, S. 220, Y. 2022, p. 2.

34 Murat Can Pehlivanoğlu, “Anonim Şirketlerde Pay Sahipliği Hakları ve Rekabet Hukuku İlişkisi: Dodge V. Ford Kararı Üzerinden Bir Değerlendirme”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 11, S. 1, Y. 2022, p. 537.

35 Günaydın Gültekin, p. 206.

36 Günaydın Gültekin, p. 214-216.

37 08.12.2001 tarih ve 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2.

38 Toprak, p. 2.

39 Aşık, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, s. 14, Ankara 2006.

40 Günaydın Gültekin, p. 219.

41 Günaydın Gültekin, p. 287.

42 Günaydın Gültekin,ps. 313.

43 Aşık, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, p. 14-15-16, Ankara 2006.

44 Günaydın Gültekin, p. 314.

45 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 396.

46 Günaydın Gültekin, p. 317.

47 Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, c. 4, s. 176, 2017’den naklen, Aydoğan, Ticaret Ortaklıklarında Rekabet Yasağı, İstanbul 2005, 56. 80.

48 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 396.

49 Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, c. 4, p. 191, 2017.

50 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 205.

51 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 396.

52 Aşık, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, p. 141, Ankara 2006.

53 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 396.

54 Narlı, p. 73.

55 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 374.

56 Özge Karaege, “Anonim Şirketlerde Genel Kurulun Yönetim Kurulu Üyelerini Görevden Alma (Azil) Yetkisi”, Ankara Barosu Dergisi, c. 1, p. 76, 2014.

57 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 61.

58 Aşık, “Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Yüksek Lisans Tezi, p. 145-146, Ankara 2006.

59 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 179/1.

60 Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, c. 4, s. 147, 2017’den naklen, Aydoğan, Ticaret Ortaklıklarında Rekabet Yasağı, İstanbul 2005, p. 56.

61 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 396/2.

62 Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, c. 4, p. 155.

63 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4.

64 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5.

65 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6.

66 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1521.

67 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 396/4.

68 Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, c. 4, s. 147, 2017’den naklen, Halil Arslanlı, Anonim Şirketin Organizasyonu ve Tahviller, İstanbul 1960, p. 157.

69 Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, c. 4, s. 147, 2017’den naklen, Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, p. 283.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Rekabet Yasağı, Rekabet Etmeme Yükümlülüğü, Anonim Şirket, Yönetim Kurulu, Sadakat Yükümlülüğü, Rekabet Yasağının Sınırları, Rekabet Yasağına Aykırılığın Sonuçları.
Capabilities
Competition
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 207

Gsi Brief 207

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Elektronik Ticaret Aralık 2022 Yönetmeliği Hakkında Değerlendirme

Elektronik Ticaret Aralık 2022 Yönetmeliği Hakkında Değerlendirme

2024
Read more
Action For Damages In Case Of Unlawful Exercise Of Control In A Group Of Companies

Action For Damages In Case Of Unlawful Exercise Of Control In A Group Of Companies

2024
Read more
Elektronik Ortamdaki Verilerin Delil Niteliği

Elektronik Ortamdaki Verilerin Delil Niteliği

2024
Read more
Türkiye'de İdari Ombudsmanlığın İşleyişi

Türkiye'de İdari Ombudsmanlığın İşleyişi

2024
Read more