ÖZET
Bu çalışmada, ABD uygulaması da dikkate alınarak Türk hukukunda gizli patente ilişkin uygulamada karşılaşılan problemlere işaret edilmektedir.
I. GİRİŞ
Kişilerin zihni faaliyetleri neticesinde oluşan ürünler genel olarak fikri mülkiyet ürünleri olarak adlandırılmakta; bilinen bir bilgiden hareketle bilinmeyen, teknik alana yönelik, bir çözümü oluşturan ürünler özel anlamda sınai mülkiyet ürünü kabul edilmektedir. Sınai mülkiyet ürünleri patent, faydalı model, marka, tasarım, entegre topografya, ıslahçı hakkı, coğrafi işaretten vb. ibarettir. Bunlardan patent; yeni, sanayiye uygulanabilir ve buluş basamağı olan çözüm niteliğinde bir ürünü ya da bizzat çözüm mahiyetindeki yöntemi ifade eder. Patent, buluş sahibi olan kişiye patent başvurusu neticesinde tanınan meşru bir haktır. Teknik alanda kullanılabilir bir buluş sahibinin buluşunun patentlenebilirliğine kanaat getirdiğinde patent başvurusu gerçekleştirecek, bu başvuruda buluşunu detaylıca anlatacaktır. Patent edinme süreci, patent başvurusu ve patent başvuru süreci olarak iki ayrı aşamadan oluşur. Patent başvurusunda yer alması gereken hususlardan istemlere ve tarifnameye dikkat edilmesi gerekmektedir. Patent başvurusu gerçekleştirildikten sonra Türk Patent ve Marka Kurumu (“TürkPatent”) nezdinde patentlenebilirlik kriterleri çerçevesinde patente ilişkin incelemeler gerçekleştirilecektir. Patentin türüne göre yapılacak incelemelerde değişiklik olabilir. Şekli inceleme sırasında TürkPatent tarafından patent başvurusunun milli güvenlik açısından önemli olacağına kanaat getirilirse başvuruya ilişkin süreç durdurulacaktır. İşte patent başvurusunun milli güvenlik açısından öneminin sorgulandığı tür gizli patenttir. Gizlilik kararı verilen patent başvurusuna ilişkin bilgilerin yayınlanmaması ve başvuruya ilişkin sürecin durdurulması sebebiyle patent hakkı sahibinin, buluş üzerinde sahip olduğu mutlak hakları üçüncü kişilerin ihlal teşkil eden eylemlerinden koruması güçleşmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu tahtında düzenleme altına alınan hususlardan birisi de gizli patenttir. Her ne kadar doktrinde gizli patent bir patent türü olarak ifade edilse de, aslında gizli patente ilişkin temel hususiyet, milli güvenlik amacıyla patent tescil sürecindeki farklılıktır. Mevzuatta gizli patente ilişkin özel hükümlerin varlığı, patent ihlali veya patent tecavüzü gibi durumlarda genel hükümlerin uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanacak olması ihtimalinde ise nasıl uygulanacağı şeklinde çeşitli sorunları gündeme getirmektedir. Öte yandan Türk hukukunda gizli patente ilişkin doktrinde yer alan değerlendirmeler de yeterli değildir.
Çalışmada öncelikle, Türk patent hukuku çerçevesinde patent kavramı ile patent edinme süreci açıklanacak; daha sonra, patent türlerinden gizli patentin mevzuatta düzenlenen hükümleri incelenecektir. Son olarak, gizlilik kararına konu olan buluşlara yönelik hak ihlalleri ele alınacak; çalışmada ulaşılan neticeler sonuç kısmında özetlenecektir.
II. TÜRK HUKUKU ÇERÇEVESİNDE PATENTLERE GENEL BAKIŞ
Bireylerin fikri çabaları çerçevesinde oluşturdukları gayri maddi mal olan ürünler üzerinde ayni hak statüsünde hakları bulunmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”)1 patent, faydalı model, marka, tasarım ve coğrafi işaret gibi sınai mülkiyet haklarını düzenlemektedir2. Bedii vasfı bulunan telif hakkı eserlerinin aksine sınai mülkiyet ürünleri teknik nitelikte ürünlerdir. Bir diğer ifade ile sanayiyi ve teknolojiyi ilgilendirmektedirler3.
A. Patent Kavramı
Osmanlı Türkçesinde karşılığı ihtira beratı olarak bilinen patent kavramı Türk toplumu tarafından 19. yüzyılda tanınmıştır. Patent niteliğine haiz buluşların korunmasına ilişkin ilk kanun 1879 tarihli İhtira Beratı Kanunu’dur. İhtira Beratı Kanunu’nun yerini 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname4 almıştır5. Nihayet, Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmış olup sınai mülkiyet kapsamında patent hukuku, yürürlükte olan SMK ile düzenleme altına alınmıştır. Bu itibarla, patent kavramı ve hükümleri için ilk müracaat kaynağı SMK’dır.
SMK’nın 82. maddesinin birinci fıkrasında patentlenebilir buluşlar düzenlenmekte olup maddenin devamında hangi tür buluşların patentlenebilir olmadığı da belirtilmektir. Buna göre; teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilebildiği kabul edilmektedir. Dünya Fikri Mülkiyet Ofisi’ne (“WIPO”) göre ise patent, genel olarak bir şeyi yapmanın yeni bir yolunu veya bir soruna yeni bir teknik çözümü sunan bir ürün veya süreçten ibaret buluşa verilen münhasır bir hak6 olarak tanımlamakta olup, Dünya Ticaret Örgütü Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması’nın (“TRIPS”) 27. maddesinde patentlerin yeni olmaları, yaratıcı bir adım, bir buluş basamağı içermeleri ve sanayide uygulanabilmeleri koşuluyla, teknolojinin her alanında, ürünlerle veya usullerle ilgili her türlü buluş için verilebileceği düzenlenmektedir7.
Mevzuattaki düzenleme ile paralel olarak doktrinde patent kavramına ilişkin açıklamalar yer almaktadır. Teknolojinin her alanında, ürün veya usule ilişkin; (i) yeni (ii) buluş basamağına sahip ve (iii) sanayiye uygulanabilir her türlü buluşun patent olarak değerlendirileceği kabul edilmektedir8. Bu itibarla öncelikle bir fikri ürünün buluş olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bir ürünün buluş olabilmesi için teknik niteliğe sahip olması gerekmektedir, teknik saha dışındaki buluşlara patent hakkı kapsamında koruma sağlanmayacaktır. Örneğin, sosyal bilimler kapsamında finans sektöründe uzun uğraşlar neticesinde geliştirilen bir modelin teknik mahiyeti bulunmamaktadır9. Buluşun teknik mahiyette olması, tabiat güçlerinden yararlanılarak, uygulanabilir, somut sonuç meydana getirebilir ve tekrarlanabilir bir çözümün oluşturulması şeklinde anlaşılabilir10. Patent hukukunda temel maksadın teknolojik ilerlemeler neticesinde ekonomik değeri bulunan fikri ürünlerin hak sahipliğinin korunmasının yanı sıra sanayiye yönelik katkıların kümülatif olarak artırılması olduğu düşünülebilir.
B. Patent Hakkı
Patent hakkının tescili kişiye patent üzerindeki hakkı bakımından kurucu nitelikte, buluş üzerindeki hakkı bakımından ise açıklayıcı nitelikte etkiye sahiptir11. Patent hakkı kapsamında buluş sahibine, sanayide kullanım sebebiyle topluma arz edilen buluş üzerindeki fikri hakların korunması sağlanmaktadır12. Bu itibarla, patent başvuru süreci ve nihayet tescil edilen patentin kapsamı buluş sahibi bakımından önem arz etmektedir.
1. Patent Edinme Süreci
a. Patent Başvurusu
Patent olmaya aday buluşun yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerine sahip olması gerektiği belirtilmişti. İşbu kriterler patent başvurusunun gerçekleştirileceği TürkPatent tarafından yayınlanan kılavuzda13, “Yenilik: Buluşun dünya çapında daha önce var olmaması yani tekniğin bilinen durumuna dahil olmaması anlamına gelir. Patentten farklı olarak faydalı modelin yenilik değerlendirmesinde, buluş konusuna ilişkin olarak yenilik kriterinde tekniğin bilinen durumunun aşması beklenmez.
Buluş Basamağı: Buluşun, ilgili olduğu teknik alanda uzman bir kişi tarafından tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayacak nitelikte olması anlamına gelmektedir.
Sanayiye Uygulanabilirlik: Buluşun tarım dahil sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir, uygulanabilir veya kullanılabilir nitelikte olması anlamına gelir.” şeklinde izah edilmiştir.
Patent başvuru dosyası; başvuru formu, tarifname, istemler, özet ve varsa resimlerden oluşmaktadır. Patent başvuru dosyasında yer verilen tarifnamede, buluşun hangi teknik alanla ilgili olduğu, tekniğin bilinen durumunun ne olduğu -benzer buluş, teknoloji ya da ürünler- ve tekniğin bilinen durumundaki teknoloji ya da ürünlere kıyasla getirdiği yenilikler, sağladığı avantajlar, ortadan kaldırdığı dezavantajlar veya çözdüğü problemlerin yer alması tavsiye edilmektedir. Ek olarak, şayet resim var ise tarifnamede, bu resimlerdeki şekillerin ve şekillerdeki referans işaretleri ile gösterilen unsurların açıklanması da önerilmektedir14.
Patent başvurusunun unsurlarından istemler ise buluşun korunması talep edilen kısmını ifade etmektedir. Patent başvurusunda yer alması gereken bütün bilgi/ belgelerin TürkPatent’e ibraz edilmesinden sonra patent başvuru süreci başlayacaktır.
b. Patent Başvuru Süreci
Bir patent başvurusunun TürkPatent nezdinde şekli incelemeye tabi tutulması için başvuru unsurlarının tam ya da tamamlanmış olması gerekmektedir. Şekli inceleme sırasında eksik olduğu tespit edilen unsurların iki (2) ay içerisinde başvuru sahibine tamamlattırılması mümkündür. Nitekim eksik unsurların tamamlanmadığı durumda patent başvurusu işlemden kaldırılacaktır15. Şekli incelemeden geçen patent başvurusu için şayet başvuru esnasında talep edilmediyse on iki (12) ay içerisinde araştırma talebinde bulunulması gerekmektedir. Yine, süresi içerisinde araştırma talebi sunulmaz ya da talebe ilişkin ücret ödenmez ise patent başvurusu işlemden kaldırılacaktır.
TürkPatent nezdinde araştırma raporu, patent başvurusunun akıbeti hakkında verilecek karara ilişkin ilk aşama olarak görülmektedir. Anılan raporda buluş konusuna ilişkin teknik kapsamında bilinen durumdaki en yakın dokümanlar listelenmektedir. Araştırma raporunun başvuru sahibine tebliğinin ardından başvuru sahibinin; patent başvurusunun araştırma raporunun tebliğinden itibaren üç (3) ay içerisinde inceleme talebinde bulunması gerekmektedir. Başvuru sahibi talebinin yanı sıra araştırma raporuna ilişkin karşı görüşlerini sunabilecek, tarifname ve istemlerde değişiklik yapabilecektir.
Patent başvurusunun yayımı başvuru tarihinden itibaren on sekiz (18) ay içerisinde gerçekleşecektir. Başvuru sahibi erken yayım talebinde bulundu ise on sekiz (18) ayın geçmesi beklenmeksizin TürkPatent Resmi Patent Bülteni’nde patent başvurusu şekli incelemenin akabinde yayımlanacaktır. Anılan yayına ilişkin üçüncü kişilerin, patent başvurusunun yayımının ardından görüş sunabilmesi mümkündür. Her halükârda devamına karar verilen patent başvurusunun nihai olarak inceleme aşamasında patentlenebilirliğine karar verilecektir.
İnceleme aşamasında, patent başvurusunun patentlenebilirlik kriterlerine haiz olup olmadığı araştırma raporunda yer alan belgeler de dikkate alınarak değerlendirilir. İnceleme sonucu olumlu ise detaylı bir inceleme raporu ile birlikte patent verilme kararı başvuru sahibine bildirilir. Öte yandan, inceleme sonucu olumsuz ise başvuru sahibi ile patentin verilememe nedenlerinin gerekçeleriyle açıklandığı ve bunların dayanaklarının belirtildiği bir bildirim paylaşılır. Bu bildirime yönelik olarak -toplam üç defayı geçmemek şartıyla- başvuru sahibinden karşı görüş sunması veya başvuru kapsamını aşmayan değişiklikler yapması beklenmektedir. TürkPatent tarafından gönderilen bildirimlere üç (3) ay içerisinde dönüş sağlanmaz ya da değişiklik yapılması öngörülen hususlarda iki (2) ay içerisinde değişiklik sağlanmazsa başvuru geri çekilmiş sayılacaktır.
Şayet inceleme raporu neticesinde patent verilmesine karar verilir ise bu karar başvuru sahibine bildirilir ve patent müracaatı Resmi Patent Bülteni’nde yayımlanır. Altı (6) aylık resmi itiraz süresi içerisinde yayıma itiraz edilmez ise patent müracaatı tescil edilmiş olur. Resmi itiraz süresi içinde itiraz gelirse, patent sahibinin görüşleri ve varsa patentte değişiklik talepleri de dikkate alınarak, TürkPatent tarafından inceleme gerçekleştirilir. Başvuru sahibine itiraza yönelik karşı görüş ya da değişiklik talepleri adına tanınan üç (3) aylık bir süre bulunmaktadır16.
c. Patent Türleri
Patentler, konularına göre (usul ve ürün); ek patent olup olmadığı ve gizli olup olmadığına göre üç türdür. Konularına göre patent sınıflamasında ürün patentinde buluş, çözümün kendisi olan üründen ibarettir. Usul patentinde ise birbirini izleyen belirli yöntemlerin ve bu yöntemlerde kullanılacak unsurların yer aldığı bir çözüm bulunmaktadır17.
Diğer bir patent türü olan ek patent ise, SMK’nın 123. maddesinde “Patent başvurusu sahibi, patent konusu buluşu mükemmelleştiren veya geliştiren ve 91 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında asıl patentin konusu ile bütünlük içinde bulunan buluşların korunması için işlemleri devam eden asıl patent başvurusuna ek patent başvurusunda bulunabilir” şeklinde düzenlenmektedir18. Patent türlerinden bir diğeri gizli patenttir. Gizli patente ilişkin değerlendirmelere bir sonraki başlıkta yer verilmiştir.
III. GİZLİ PATENT
A. SMK’da Yer Alan Düzenleme
SMK’nın 124. maddesinde gizli patente ilişkin hükümler detaylı olarak düzenlenmiştir. Buna göre; yukarıdaki süreçler izlenilerek TürkPatent nezdinde gerçekleştirilen bir patent başvurusunun TürkPatent tarafından millî güvenlik açısından önem taşıdığı kanısına varılırsa başvurunun bir sureti görüş alınmak üzere Millî Savunma Bakanlığına (“Bakanlık”) iletilecek ve durum başvuru sahibine ve varsa vekiline bildirilecektir. Savunma sanayisini ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın milli güvenliğe ilişkin her türlü başvuruların gizli patent kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmektedir19.
Patent başvurusunun anılan madde hükmü uyarınca gizli patent niteliğine sahip olup olmadığı, şekli inceleme sürecinde TürkPatent uzmanları tarafından takdir edilip Bakanlığa bildirilecektir. Bakanlıktan patent başvurusunun niteliğine ilişkin nihai dönüş gelmeksizin araştırma talebi alınsa dahi araştırma sürecine geçilmeyecektir. Patent başvurusu hakkında Bakanlığa gönderilen bildirimden itibaren üç (3) ay içerisinde Bakanlığın gizlilik kararını iletmesi gerekmektedir. Bu üç (3) ay içerisinde Bakanlık tarafından gizlilik kararı iletilmez ya da patent başvurusunun milli güvenlik saiki ile gizli tutulması gerekmediğine karar verilir ise TürkPatent tarafından patent başvurusuna ilişkin yasal süreç başlatılacaktır.
Bu noktada belirtmek gerekir ki, patent başvurusunun milli güvenlik bakımından gizli tutulması gerektiğine ilişkin TürkPatent nezdindeki kanaat niteliğindeki değerlendirmenin hangi kriterler çerçevesinde yapılacağı belirsizdir. Benzer şekilde Bakanlık nezdinde gerçekleştirilecek asıl değerlendirmenin kriterlerine ilişkin de açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Anılan hususun uygulamada buluş sahipleri açısından başvurudan imtina edilmesine yol açabileceği şeklinde görüş bulunmaktadır20.
Bakanlık tarafından gizlilik kararı alınması ve bu kararın TürkPatent’e iletilmesinin ardından TürkPatent tarafından patent başvurusu hiçbir işlem yapılmaksızın gizli patent olarak sicile kaydedilir. Patent başvurusu sahibi; gizli patent başvuru konusu buluşu, yetkisi olmayan kişiler ile paylaşmamak ile yükümlüdür. Doktrinde anılan madde metninde yer alan “yetkisi olmayan kişiler”in belirsiz olması eleştirilmiş olup, yetkisi olan kişilerin buluş sahibinin yanı sıra Bakanlık nezdindeki askeri ve teknik personel ile görevli TürkPatent yetkilileri olabileceği ifade edilmiştir21.
Bir buluşun patent kapsamında korunmasında, buluş sahibinin ekonomik menfaati bulunmaktadır. Nitekim SMK ile ortaya konan patent hakkı, özünde buluş sahiplerinin ekonomik kazancını koruma amacı taşımaktadır. Oysa bir patent başvurusuna ilişkin alınan gizlilik kararı, buluş sahibinin ekonomik menfaatini zedeleyebilecektir. Bu sebeple SMK’ya göre; “patent başvurusu sahibi, patent başvurusunun gizli tutulduğu süre için, Devletten tazminat isteyebilir. Ödenecek tazminat miktarı konusunda anlaşma sağlanamazsa tazminat miktarı mahkeme tarafından belirlenir. Tazminat, buluşun önemi ve patent başvurusu sahibinin onu serbestçe kullanabilmesi hâlinde elde edeceği muhtemel gelirin miktarı göz önünde tutularak hesaplanır”. Bununla birlikte, SMK çerçevesinde gizli patent niteliğine sahip patent başvurusunun, başvuru sahibinin kusuruyla açıklanması halinde tazminat isteme hakkının ortadan kalkacağı öngörülmektedir.
Gizlilik kararı sebebiyle buluş sahibine tanınan tazminat hakkı, buluş sahibinin buluşunu serbestçe kullanması durumunda elde edilebilecek muhtemel gelir esas alınarak hesaplanacaktır. Fakat, SMK’da öngörülmese de buluş sahibine manevi zarar talep etme hakkı tanınması gerektiği doktrinde savunulmaktadır. Zira, buluşuna ayırdığı zaman ve buluşuna yönelik tasarladığı misyonu çerçevesinde buluş sahibinin hak ettiği şöhretten mahrum kalacak olması nedeniyle elem duyması muhtemeldir22.
SMK’nın 124. Maddesinin beşinci fıkrası uyarınca patent başvurusu gizli patent kapsamına alınan buluş sahibinin, buluşunu kısmen veya tamamen kullanmak üzere izin talep edebilmesi mümkündür. Belirtmek gerekir ki anılan hüküm, iznin herhangi bir kayıt ya da çerçeve içermeksizin, (i) buluşun niteliğine ve (ii) buluş sahibinin şartlarına göre Bakanlığın iznine bağlı tutulması belirsizlik içermesi açısından eleştirilmektedir. Nitekim Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı kapsamındaki patent hakkının ancak kamu yararı gereğince ve Anayasa 13. madde ölçüsünde sınırlanabileceği ilkesinin patent hukuku bağlamında özellikle değerlendirilmesi gereken kısmın anılan belirsizlik olduğu düşünülebilir23.
Ayrıca, gizlilik kararının kaldırılması adına izlenecek yollara ilişkin SMK’da herhangi bir düzenleme yer almamakla birlikte, idarenin her türlü karar, işlem ve eylemlerine karşı yasa yoluna başvurulabilmesi şeklindeki anayasal hak çerçevesinde bir tür idari işlem olan gizlilik kararının kaldırılmasına yönelik mahkemeye başvurma hakkı bulunduğu savunulabilecektir24. Başvuru sahibinin gizli patent başvurusu kapsamında gizli kalınan süre boyunca, TürkPatent’e yıllık ücret ödemeyeceği düzenlenmektedir. Nitekim buluş sahibinin gizli tutulan süre için patent başvurusuna ilişkin tazminat hakkına sahip olduğu durumda yıllık ücret ödemekle yükümlü tutulması makul değildir. Bununla birlikte SMK’da yer alan gizliliği kaldırılmış bir patent başvurusunun, gizliliği kaldırıldığı tarihten itibaren patent başvurusu olarak işlem göreceği hükmü çerçevesinde yıllık ücretlerin geriye dönük olarak ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir25. Bu noktada, geriye dönük olarak ödenmesi gereken yıllık ücretlerin toplu şekilde ödenmesine ilişkin olarak herhangi bir yasal düzenleme bulunmamakla birlikte, patent başvuru sahibinin gizlilik kararı alınması hususunda doğrudan bir müdahalesinin olmaması, Bakanlık tarafından verilen kararının doğrudan idari bir idari karar olması, yine patent başvurusuna ilişkin SMK uyarınca herhangi bir süre kısıtlamasına tabi olmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ancak TürkPatent tarafından buluşun gizliliğinin kaldırılması sebebiyle bir anlamda mülkiyet hakları kısıtlanan başvuru sahibinin patent başvurusunu gizlilik kararı verilen dönemi için yıllık ücretleri ödemesinin hakkaniyet esasına uygun düşmediği savunulabilir. Yanı sıra uzun süre gizliliğine karar verilen patent başvurusuna ilişkin sonradan gizliliğinin kaldırılmasıyla patent başvurusu sahibinin ciddi bir harç ödeme külfeti ile sorumlu tutulmasının hukuk devleti ilkesine uygunluk arz etmediği düşünülebilir.
Öte yandan, SMK’da gizlilik kararı kaldırılan buluşa ilişkin koruma süresinin ne zaman başlayacağına ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. SMK’da gizliliği kaldırılmış bir patent başvurusunun gizliliği kaldırıldığı tarihten itibaren patent başvurusu olarak işlem göreceği hükmü ve aynı maddenin ikinci fıkrasında yer alan gizlilik kararı verilmeyen başvuruya ilişkin işlemlerin başlatılacağı hükmü birlikte değerlendirildiğinde henüz işlemleri başlatılmayan bir diğer ifade ile koruma süresi henüz başlamamış bir buluşun söz konusu olduğu; gizlilik kararı uyarınca patent başvurusunun üçüncü kişilere açıklanmamış olması nedeniyle -yenilik kriterinin ortadan kalkmaması sebebiyle- de daha önce başvurulmuş olsa dahi koruma tarihinin başlamadığı, konuya ilişkin en makul çözümün patent başvurusunun gizli tutulduğu sürece, patent koruma süresinin işletilmemesi ve gizlilik kararının kaldırılmasından sonra patent koruma süresinin, kaldığı yerden (TürkPatent nezdinde patent başvurusuna ilişkin gizlilik kararı verilinceye kadar geçen süre mahsup edilerek) itibaren işletilmeye devam edilmesi olduğu ifade edilmektedir26.
Türk patent hukukunda gizli patent başvurusunun niteliğine ve hükümlerine dair yeterli düzenlemeler bulunmadığı gibi doktrinde de gizli patente ilişkin değerlendirmeler patent türleri başlığı ile sınırlı kalmıştır. Patent, etimolojisi bakımından açık olma ile özdeşleşmiş olup patentin gizli olan türüne ilişkin çalışmaların artırılması gerekmektedir27.
Gizli patente ilişkin genel hükümlerin uygulamada çeşitli şekilde gündeme gelmesi mümkündür. Türkiye’de gerçekleştirilen buluşların ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilecek başvuruları, SMK’nın 124. maddesinde düzenlenen hükümlere tabidir. Başka bir ülkede başvurusu gerçekleştirilen gizli patent niteliğine sahip buluşun Türkiye’de başvurusunun gerçekleştirilebilmesi mümkündür. Buna ilişkin hükümler ise “Savunma ile ilgili ve ihtira beratı isteklerine konu teşkil eden ihtira sırlarının karşılıklı korunmasına ilişkin Anlaşma”28 uyarınca belirlenmiştir. Aslında anılan sözleşme, yalnızca taraf ülkelerde gerçekleştirilen gizlilik kararı verilmiş patent başvurularının Türkiye’de tesciline ilişkindir. Gizlilik kararına konu buluşun gerçekleştiği ülke, başvuru talebini kendi büyükelçiliğine teslim edecek, yabancı ülkenin büyükelçiliği ise buluşu Dışişleri Bakanlığı’na; Dışişleri Bakanlığı da buluşu TürkPatent’e teslim edecektir. TürkPatent nezdinde başvuru hazırlık ve işlemlerinin yapılabilmesi için NATO güvenlik belgesine sahip patent vekillerinden birinin TürkPatent’e davet edilmesi ve buluşun teslim edilmesi gerekmektedir. TürkPatent başvuru sonrasında herhangi bir işlem yapmayacak, başvuruyu gizli patent olarak kayıtlarına alacaktır. Bu itibarla, TürkPatent nezdinde Türkiye’de gerçekleştirilen buluşlara ilişkin gizlilik kararı Millî Savunma Bakanlığı tarafından verilmekte iken NATO üyesi ülkelerde gerçekleştirilen gizlilik kararına tabi buluşların doğrudan Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla, Bakanlığın gizlilik hususunu değerlendirmesine bakılmaksızın, gizli patent siciline kaydedilmesi dikkat çekici görülebilir.
Bir diğer husus, Türkiye’de gizliliğine karar verilmiş patent başvurusunun yurtdışında başvuruya konu edilmesine ilişkindir. SMK 124/9 uyarınca buluş sahibi ancak SMK’da tanınan izin hakkı kapsamında buluşuna ilişkin başka bir ülkede başvuru gerçekleştirebilecek Bakanlığın izni olmayan bir ülke nezdinde gizli patent başvurusuna ilişkin girişimlerde bulunmayacaktır. Bununla birlikte, SMK hükümlerine aykırı olarak yurtdışında başvuru yapılması halinde bahse konu fiile ilişkin SMK’da doğrudan bir müeyyide öngörülmemiş olmakla birlikte şartların sağlanması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu29 kapsamında değerlendirilebilecektir.
B. ABD Hukuku’nda Gizli Patent
Pek çok ülke hukukunda genellikle milli savunmayı ilgilendiren patent başvurularına ilişkin gizlilik kararı hususunda hükümler bulunmaktadır. Bilhassa Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”), milli güvenlik açısından önem taşıyan buluşlar bir diğer ifade ile gizli patentlere yönelik detaylı düzenlemelere ve zengin içtihat birikimine sahiptir. Savunma teknolojilerinin geliştirilmesi, gizli tutulması ve korunması gizli patent hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir30.
Öncelikle, ABD patent hukukunda üç tür gizli patent kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Bunlardan birincisi “Type I Secracy Order” şeklinde anılmakta ve bu tür gizli patentlerin belirli ülkelerde -ABD ile karşılıklı güven anlaşması olan- yabancı patent başvurusuna izin verilmektedir. Diğer “Type II Secracy Order” ve “Type III Secracy Order”’da gizlilik kararının etkisi daha yoğun görülmektedir31. Öte yandan, ABD patent hukukunda mahkeme kararları çerçevesinde gizli patentin devlet tarafından ve/ veya devlet için kullanılmasına yönelik hukuki görüşler de oluşturulmuştur. Patentli buluşların gerekli görüldüğü takdirde devlet tarafından kullanılması hakkında açık yetki veren düzenleme bulunmamakla birlikte, devlet lehine patentli buluşların kullanımının kamulaştırma tazminatı taleplerine konu olacağı kabul görmektedir. Anılan hükmün henüz patent alınmamış bir buluş olarak gizli patenti kapsamayacağı başta düşünülse de patentli olmasa da mahkemeler nezdinde ticari sır niteliğindeki teknik bilgilerin (knowhow) özel mülk vasfını taşıdığının kabulü ile kamulaştırma tazminatı talebi hükümlerinin gizli patent hakkında da geçerli olduğu kabul edilmiştir32.
C. Türk Patent Hukuku Uygulamasında Gizli Patent
Fikri mülkiyet hukuku çerçevesinde buluşlara ilişkin haklar yaratılmaları ile değil yetkili kurum nezdinde gerçekleştirilen başvuru ile koruma kapsamına alınmaktadır. Bu itibarla, buluş sahiplerinin patente konu buluşlarını TürkPatent nezdinde başvurmaksızın SMK çerçevesinde patentten doğan hakları (patent konusu ürün veya usul ile elde edilen ürünün satışa sunulması, satılması, ithali, üretilmesi, kullanılması, kiralama veya lisans verme gibi işlemle üçüncü kişilere kullanıdırlması) kullanması mümkün olamayacaktır. İnhisari hakların buluş sahibi nezdinde doğması için buluşun usulüne uygun şekilde topluma arz edilmiş olması gerekmektedir33. Buluş sahibinin, patent hakkı üzerinde sahip olduğu inhisari haklar mutlak hak niteliğinde olup, bu haklar; buluş sahibine, patent hakkının gaspı da dahil patent konusu buluş ve/ veya buluş neticesindeki ürünün rızası olmaksızın satışa sunulması, satılması, ithali, üretilmesi, kullanılması, kiralama veya lisans verme gibi işlemle üçüncü kişilere kullandırılması hallerinde eylemlerin tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün men’i ve ref’ini talep etme yetkisi tanımaktadır. Patent hakkına tecavüz iddialarında asıl değerlendirilecek hususun uyuşmazlık konusu buluşların istemlerine ilişkin olduğu kabul edilmektedir34. Bu itibarla, tescil edilip edilmediğine bakılmaksızın TürkPatent nezdinde yayınlanan patent başvuru sahipleri ile patent hakkına tecavüz davaları bakımından aktif husumet ehliyeti bulunduğu gibi, başvurudan veya kapsamından haberdar edilmiş patent ihlal edene yönelik patent başvuru sahibinin patentten doğan hakları kullanma hakkı bulunmaktadır.
Gizlilik kararı verilen patent başvurularının TürkPatent nezdinde yayınlanmaması nedeniyle buluş sahibine tanınan inhisari hakların gizli patent kararına konu buluşlar bakımından geçerli olmadığı açıktır. Zira, buluş sahibi tarafından hazırlanan istemler, tarifname vd. milli güvenlik nedeniyle gizli tutulan patent başvurusu kapsamında gerek TürkPatent tarafından gerekse başvuru/ buluş sahibi tarafından umuma arz edilmeyecektir. Böylelikle gizli patent sahiplerinin patent tecavüz davalarında husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle taraf olamayacağı kabul edilmektedir. Ancak bu kurala istisna teşkil eden SMK’nın 141/3. maddesi, “Patent başvurusunun veya faydalı model başvurusunun 97 nci maddeye göre yayımlandığı tarihten itibaren, patent başvurusu veya faydalı model başvurusu sahibi, buluşa vaki tecavüzlerden dolayı dava açmaya yetkilidir. Tecavüz eden, başvurudan veya kapsamından haberdar edilmiş ise başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa, yayımdan önce de tecavüzü varlığı kabul edilir.” hükmünü haizdir35. Bu itibarla, istemleri yayınlanmamış olsa dahi gizli patent sahibinin patent hakkının ihlali durumunda buluştan haberdar olan kötü niyetli üçünü kişinin ihlaline karşılık mahkemeler nezdinde tecavüzün tespiti, men’i ve ref’ini talep etmesi mümkündür.
Bununla birlikte SMK’nın 99/3 ile 99/7. maddeleri aynen “İtiraz yapılmaması veya itirazın yapılmamış sayılması durumunda, patentin verilmesi hakkındaki karar kesinleşir ve nihai karar Bültende yayımlanır. (…) İtiraz sonucunda verilen nihai karar Bültende yayımlanır. Beşinci ve altıncı fıkra uyarınca patentin değiştirilmiş hâliyle devamına karar verilmesi durumunda, patentin değiştirilmiş hâli Bültende yayımlanır.” şeklinde düzenlenmiştir. SMK 141/4. maddesi ise 99. maddede öngörülen yayımlardan önce, patent hakkına tecavüz iddiaları bakımından öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak mahkemelerin karar verme yetkisi olmadığını düzenlemektedir. O halde, patent başvurusuna ilişkin ihlal iddiasında bulunan buluş sahibinin iddialarına yönelik karar verilmeksizin mahkemenin ilgili patent başvurusunun Bakanlık tarafından gizlilik kararının kaldırılması ve gizli patentin sicilden silinmesinin ardından Resmi Patent Bülteni’nde yayımı hususunu bekletici mesele yapması gerektiği ifade edilebilir.
Mahkemeler nezdinde patent hakkına tecavüz iddialarının karara bağlanması adına öngörülen bekletici meselenin gizli patent kapsamında ne şekilde uygulanacağına ilişkin mevzuatta açık hüküm bulunmamaktadır. Gizli patent kararı verilen buluşa dair inceleme süreçlerinin durması ve gizlilik kararının son bulacağı kesin bir tarihin bulunmaması sebebiyle oluşan belirsiz bir zaman diliminin mahkemeler nezdinde bekletici mesele hususunda çekince oluşturduğu söylenebilir. Nitekim, adli yargı ilk derece mahkemesi36 nezdinde davalı tarafından gerçekleştirilen gizli patente konu patent başvurusunun davacı tarafın patent başvurusuna ihlal teşkil ettiğine yönelik iddialar hakkında bekletici mesele yapılmaksızın “Tüm dosya kapsamı deliller bilirkişi raporu ve Türk Patent Kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; davacının başvuru ve buluş sahibi olduğu 07/08/2018 başvuru tarihli ve ...... nolu patent başvurusu henüz kesinleşmemiş ve kesinleşmiş bir istem takımı bulunmamakta, yine davalı tarafça başvurusu yapılan ...... nolu patent başvurusu da henüz başvuru aşamasında olup tescil edilip edilmeyeceği belli değildir. Dolasıyla ortada kesinleşmiş bir patent tescili bulunmadığından patent başvurularının karşılaştırılması mümkün değildir.” şeklindeki gerekçe ile davanın reddine yönelik karar tesis edilmiştir.
Doktrinde gizli patente ilişkin istemlerin yayınlanmaması durumunda ihlali gerçekleştiren üçüncü kişinin kötü niyetine -buluştan haberdar olunması- dayanılması haricinde başvurulabilecek bir diğer düzenleme olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 56. maddesi ve devamında düzenlenen haksız rekabet hükümleri gösterilmektedir. Buluş sahibinin, patent hakkının yayınlanmaması sebebiyle patent hakkı ihlali uyuşmazlıklarında taraf olamayacaksa da haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak dava ikame edebileceği kabul edilmektedir37. Belirtmek gerekir ki haksız rekabet iddialarında söz konusu tarafların menfaatleri ile patent hakkı ihlalinde söz konusu menfaatler bir değildir. Anılan uyuşmazlıklarda ekonomik menfaatler ortak olsa da mevzuatta ve uygulamada ihlalin tespitinde izlenecek yollar farklıdır. Söz gelimi, patent hakkı ihlalinde mutlaka patente konu ürün ya da usulün kullanılması, bu kullanımlardan maddi bir zararın meydana gelmiş olması aranmamaktadır38. Ezcümle, gizli patentin ihlaline ilişkin uyuşmazlıklarda SMK’da kanun boşluğu bulunduğu söylenebilecektir. Mahkemeler nezdinde uyuşmazlık konusunun gizli patente ilişkin olduğu durumlarda patent verilmesi kararının yayınlanmadığı gerekçesi ile esasa ilişkin değerlendirme yapılmadığı, SMK md. 141/3 uyarınca yayın olmaksızın tecavüz iddiasında bulunmanın mümkün olduğu durumlarda ise bekletici mesele yapılma hususunda düzenleme bulunmadığı görülmektedir.
IV. SONUÇ
Patent hakkı, teknik alanda yeni bir buluş gerçekleştiren kişilere ekonomik menfaatlerinin de korunması yanında fikri mülkiyetlerinin de korunduğu yasal bir zemin oluşturmaktadır. Buluş sahibi kişinin patent hakkına sahip olması için öncelikle patent başvurusunu gerçekleştirmesi gerekmektedir. Patent başvurusu, buluş sahibinin titizlikle hazırlaması gereken unsurlara sahiptir. Özellikle istemler ve tarifname buluşun yeni, sanayiye uygulanabilir ve buluş basamağına sahip olduğunu göstermektedir. Gizli patent, gerçekleştirilen patent başvurusunun TürkPatent nezdinde ilk incelemesi sırasında Bakanlığın görüşü çerçevesinde milli güvenlik açısından önemli olup olmadığına göre belirlenir. Şayet Bakanlık, patent başvurusuna konu buluşu gizli tutmayı takdir ederse patent başvuru süreci kuralın aksine tarifname ve istemler yayınlanmaksızın gizli olarak sürdürülecektir. Bu gizlilik kararına yönelik SMK’da objektif ölçütlerin bulunmaması ve doktrinde deyeterli çalışmanın yer almaması eleştirilen hususlardandır.
Yanı sıra, gizli patentin ihlaline ilişkin kanunda yer alan düzenleme yetersizdir. SMK uygulaması uyarınca buluş sahiplerinin temel olarak üçüncü kişilere karşı patent hakkı ihlallerine yönelik iddiaların (SMK md. 141/3 istisnası hariç) ilgili başvurunun TürkPatent nezdinde yayın kararı akabinde dinlenebilecektir. Ayrıca, SMK 141/4. maddesi uyarınca mahkemeler tarafından patent verilmesi kararı yayınlanmaksızın uyuşmazlığa konu patent başvuruları hakkında hüküm verilmesi mümkün değildir. Fakat, Bakanlık görüşü doğrultusunda istemleri yayınlanmamış patentlere ilişkin ihlal davalarında gizli patent sahiplerinin süresi belirsiz olan bir gizlilik kararının kaldırılmasını beklemek zorunda olması isabetli değildir.
Gizli patente ilişkin anayasal bir değerlendirme bulunmadığı da görülmektedir. Patent hakkı, sınai mülkiyet haklarından olup Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca ancak kamu yararının gerektirdiği ölçüde sınırlanabilecektir. Oysa buluş sahibi tarafından çoğunlukla ekonomik kazanç gayesi ile gerçekleştirilen patent başvurusunun milli güvenlik gibi kapsamı belirli olmayan bir kavram çerçevesinde sınırlamaya tabi tutulması makul görülmeyebilir.
Uygulamada gizli patent hakkında sorun olabilecek birkaç hususun daha bulunduğu söylenebilir. Öncelikle, patent başvurularının devrini mümkün kılan düzenlemenin gizli patent bakımından geçerli olup olmadığına ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. Gizliliğine karar verilen patent müracaatlarının Türk Patent nezdinde işlemleri durmakla birlikte başvuru sahibi açısından tasarruf ehliyetinin kısıtlandığı söylenemeyecektir. Buluş sahibi patent başvurusunun içeriği hakkında yetkili olmayan kişilerle paylaşımda bulunmasa dahi salt milli güvenlik nedeniyle gizli tutulan patent başvurusunun savunma sanayii gibi teknik alanlarda faaliyet gösteren firmalar bakımından ilgi çekici görülmesi mümkündür. Bu itibarla, gizli patent başvurusunun devredilebilirliğine ilişkin açık hükmün mevzuatta yer almasında fayda bulunacaktır.
KAYNAKÇA
AHMET KAYAKÖKÜ, Patent Başvurusu, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017.
AHMET TAMER, Patent ve Faydalı Model Hakkına Aykırılığın So - nuçları, Bilge, 1. Baskı, Ankara 2013.
DORUK UTKU, “ABD Patent Hukukunda Savunma Teknolojilerine İlişkin Gizlilik Kararları”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakül - tesi Dergisi C. 3 S. 1, 2016, 99-148.
GÖKÇE ÜSTÜNSOY, 2017-2021 Yılları Arasında Türkiye’de Patent ve Faydalı Model Başvurularının Mevcut Durum Analizleri, Ankara: Başkent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2022).
İLHAMİ GÜNEŞ, Patent ve Faydalı Model Hukuku, Seçkin, 4. Baskı, Ankara 2021.
MEHMET HAMZA ARSLAN, Patent Hakkına İlişkin İstisnalar ve Sınırlamalar, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul 2023.
MEVCİ ERGÜN, Yan sanayide fikri mülkiyet hukuku uygulama kı - lavuzu, 1. Baskı, Ankara 2023.
MURAT ORUÇ, Haksız Rekabette Maddi Tazminat Davası, İstan - bul: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2008).
NUŞİN AYİTER, Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri, S Yayınları, An - kara, 1981.
PELİN KARAASLAN, Dolaylı Patent İhlali, Seçkin, 1. Baskı, Ankara, 2021.
ONUR SARI, “Türkpatent Kurumu Nezdinde Patent Edinme Sü - recinin Hukuki Değerlendirmesi”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 144, 2019.
RAUF KARASU/ CAHİT SULUK/ TEMEL NAL, Fikri Mülkiyet Hu - kuku, 7. Baskı, Ankara 2023.
ŞAFAK N. EREL, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınları, An - kara, 2009.
TAHİR SARAÇ, Patentten Doğan Hakka Tecavüz ve Hakkın Korun - ması, Seçkin, 1. Baskı, Ankara 2003.
TOLGA AKAY, Osmanlı Devleti’nde Patent Sisteminin Gelişimi, Le - gal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, C. 11, S. 44, 2015.
UĞUR ÇOLAK, Türk Patent Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2022.
ÜNAL TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, Vedat Kitapçılık, 5. Baskı, İstanbul 2012.
ZEHRA ENLİGÜN, “Ulusal Başvuru ve Yurtdışı Başvurusu Olarak Gizli Patent ve Uygulama Güçlükleri”, Fikri Gündem, S. 23, 2022.
DİPNOT
1 13.12.1951 tarih, 7981 sayılı Resmî Gazete.
2 Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2009, s. 25-27.
3 Nuşin Ayiter, Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri, S Yayınları, Ankara, 1981, s. 11.
4 27.06.1995 tarih, 22326 sayılı Resmî Gazete.
5 Tolga Akay, Osmanlı Devleti’nde Patent Sisteminin Gelişimi, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, C. 11, S. 44, 2015, s. 25.
6 https://www.wipo.int/patents/en/ (Erişim tarihi, 21.01.2024).
7 Agreement On Trade-Related Aspects Of Intellectual Property Rights) (TRIPS Agreement 1994).
8 Uğur Çolak, Türk Patent Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2022, s. 224.
9 Rauf Karasu/ Cahit Suluk/ Temel Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, 7. Baskı, Ankara 2023, s. 258.
10 Onur Sarı, “Türkpatent Kurumu Nezdinde Patent Edinme Sürecinin Hukuki Değerlendirmesi”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 144, 2019, s. 301.
11 Mevci Ergün, Yan Sanayide Fikri Mülkiyet Hukuku Uygulama Kılavuzu, 1. Baskı, Ankara 2023. s. 645.
12 Sarı, s. 300.
13 Buluş niteliğinde sayılmadığı için patent verilemeyecek konular ile buluş niteliğinde olmalarına rağmen patentle korunamayacak buluşlar için bakınız: Türk Patent ve Marka Kurumu, Patent Başvuru Kılavuzu, 2023, https:// www.turkpatent.gov.tr/patent-ve-faydali-model (Erişim tarihi, 21.01.2024).
14 Türk Patent ve Marka Kurumu, Patent Başvuru Kılavuzu, 2023, https:// www.turkpatent.gov.tr/patent-ve-faydali-model (Erişim tarihi, 21.01.2024).
15 Türk Patent ve Marka Kurumu, Patent Başvuru Kılavuzu, 2023.
16 Türk Patent ve Marka Kurumu, Patent Başvuru Kılavuzu, 2023.
17 Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Vedat Kitapçılık, 5. Baskı, İstanbul, 2012, s. 596.
18 Sarı, s. 305.
19 Zehra Enligün, “Ulusal Başvuru ve Yurtdışı Başvurusu Olarak Gizli Patent ve Uygulama Güçlükleri”, Fikri Gündem, S. 23, 2022, s. 36.
20 Enligün, s. 35.
21 Çolak, s. 606.
22 Çolak, s. 607.
23 Mehmet Hamza Arslan, Patent Hakkına İlişkin İstisnalar ve Sınırlamalar, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, 2023, s. 36.
24 Çolak, s. 607. 25 Türk Patent ve Marka Kurumu, İnteraktif Bilgilendirme Servisi: (312) 303 1 303 Erişim 19.02.2024.
26 Çolak, s. 608.
27 Patent, Latince’de “açık, mühürle kapatılmamış” demek olup İngiltere’de açık, mühürle kapatılmamış berat” anlamında kullanılmıştır. Bu huşus bir bakıma buluş üzerindeki aidiyeti açık kılmaktadır. Gökçe Üstünsoy, 2017- 2021 Yılları Arasında Türkiye’de Patent ve Faydalı Model Başvurularının Mevcut Durum Analizleri, Ankara: Başkent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2022), s. 5.
28 Doruk Utku, “ABD Patent Hukukunda Savunma Teknolojilerine İlişkin Gizlilik Kararları”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. 3 S. 1, 2016, s. 105’den naklen, 21.09.1960 tarihinde Paris’te, NATO üyesi ülkeler arasında “NATO Agreement For The Mutual Safeguarding Of Secrecy Of Inventions Relating To Defence And For Which Applications For Patents Have Been Made” imzalanmıştır. (R.G. 19.09.1961, 10910). Anlaşmanın İngilizce metni için: https://treaties.un.org/ doc/Publication/UNTS/Volume%20 394/volume-394-I-5664-English.pdf (19.02.2024).
30 Utku, s. 100.
31 Utku, s. 111.
32 Utku, s. 123.
33 Tahir Saraç, Patentten Doğan Hakka Tecavüz ve Hakkın Korunması, Seçkin, 1. Baskı, Ankara 2003, s. 150.
34 İlhami Güneş, Patent ve Faydalı Model Hukuku, Seçkin, 4. Baskı, Ankara 2021, s. 307.
35 Pelin Karaaslan, Dolaylı Patent İhlali, Seçkin, 1. Baskı, Ankara, 2021, s. 245. 29 12.10.2004 tarih, 25611 sayılı Resmî Gazete.
36 Bakırköy 1. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/228 K. 2022/64, T. 15.3.2022.
37 Ahmet Tamer, Patent ve Faydalı Model Hakkına Aykırılığın Sonuçları, Bilge, 1. Baskı, Ankara 2013, s. 114.
38 Murat Oruç, Haksız Rekabette Maddi Tazminat Davası, İstanbul: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2008), s. 20.








