ÖZET
Makale kapsamında şirkete ilişkin payların devrini konu alan pay devir sözleşmelerine ilişkin beyan ve tekeffüllere aykırılığının pay devir sözleşmesi bakımından neticeleri ile satıcının işbu ayıplardan kaynaklanan sorumluluğu incelenmiştir.
I. GİRİŞ
Pay devir sözleşmeleri (ya da hisse devir sözleşmeleri), paylarını devreden hissedar (“Satıcı”) ve payları devralacak (“Alıcı”) arasında Satıcı’nın şirkette sahip olduğu payların Alıcı’ya devri üzerine odaklanan sözleşmelerdir. Pay devir sözleşmelerinde, satışa konu olan değerin “pay” olması sebebiyle, Satıcı’nın pay devir sözleşmesinden doğan sorumluluklarının yanında, temelde satılan payın ayıplı olması durumunda, Satıcı’nın ayıba karşı tekeffül mesuliyeti de mevcuttur. Bunun yanı sıra pay devir sözleşmelerinde satışa konu olan değer “pay” olmasına rağmen beyan ve tekeffül edilen konular kimi zaman direkt olarak “pay”a yönelik iken kimi zaman ise sözleşme tahtındaki beyan, taahhüt ve tekeffüller sadece payların nitelikleriyle sınırlı kalmayıp hedef şirketin durumuyla ilgili bilgileri de içerebilmektedir. Sözleşme kapsamında vaat edilen beyan ve tekeffüller şirketin yönetim kararlarına, faaliyetlerine ve genel durumuna dair bilgileri içerebilir. Bu durum, beyan ve tekeffüllerin özelliklerine bağlı olarak Satıcı’nın sorumluluklarının değişkenlik gösterebileceği anlamına gelmektedir.
II. GENEL OLARAK PAY DEVİR SÖZLEŞMELERİ
Satış sözleşmelerinde, satılanın ayıplarından doğan sorumluluk ve işbu sorumlulukların satış sözleşmesine etkisi hakkında düzenlemelere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) kapsamlı olarak yer verilmektedir. Bunun yanında, esas itibarıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (“TTK”) konu payların devrine ilişkin sözleşmeler bağlamında beyan ve tekeffüllerden sorumluluğa ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Pay devir sözleşmelerinin temelini şirketin devredilen payı oluştursa da Alıcı’nın pay devir sözleşmesindeki amacı, sadece payın değil, aynı zamanda paya ait şirketin faaliyetlerinin de devralınması olabilir. Bu bağlamda, paya ilişkin özelliklerin yanı sıra, Alıcı için son derece önemli olan nitelikler, şirketin faaliyetlerini önemli derecede etkileyebilecek unsurları içermektedir. Bu nedenle, sözleşmede yer alan beyan ve tekeffüller sadece payların nitelikleriyle sınırlı kalmayıp hedef şirketin durumuyla ilgili bilgileri de içerebilmektedir.
III. BEYAN VE TEKEFFÜLLER
Özellikle pay devir sözleşmelerinde Satıcı’nın verdiği beyan ve tekefüllerin doğruluğu, Alıcı’nın paylarını devralacağı şirketin gelecekteki performansı ve değeri açısından büyük önem taşır. Bu tür sözleşmeler genellikle detaylı ve kapsamlı olup, hedef şirketin mali durumu, yasal yükümlülükleri, faaliyet gösterdiği sektördeki konumu gibi pek çok unsurun incelendiği bir süreçle beraber ilerler.
A. Satış Sözleşmelerinde Beyan ve Tekeffüllerden Sorumluluk
Satış sözleşmelerinde, satılanın ayıplarından doğabilecek sorumluluklarına ve işbu sorumlulukların sözleşmedeki izdüşümüne ilişkin düzenlemelere TBK’da detaylı olarak yer verilmektedir. Bununla birlikte, esas itibarıyla TTK’da payların devrine dair sözleşmeler bakımından özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Pay devir sözleşmelerinde yer alan beyan ve tekeffüller, satıcının sorumluluğunu belirler1. Sözleşmeye konulacak hüküm ile Satıcı’nın beyan ettiği durumların doğru tam ve eksiksiz olduğu hususuna ilişkin beyan ve tekeffüllerin gerçek olmaması veya taahhüt edilen şartların yerine getirilmemesi durumunda Satıcı’nın sorumluluğu doğacaktır. Bu durumda Alıcı, sözleşmede Alıcı lehine getirilmiş düzenlemeler ile maddi zararlarının tazminini talep etme ve/ veya sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olabilecektir.
TBK madde 219 uyarınca, Satıcı’nın, satış sözleşmesinde alıcıya belirttiği niteliklerin satılanda bulunmadığı durumda sorumluluğuna gidilebileceği gibi; nitelik veya niteliği etkileyen niceliğiyle tezatlık oluşturan, kullanım amacı açısından değerini ve alıcının sağlamayı beklediği yararları ortadan kaldıran veya işbu yararları önemli ölçüde düşüren maddi, hukuki yahut ekonomik ayıpların varlığı halinde de sorumluluğuna gidilebilecektir2. Bu durumda satış sözleşmesi tahtındaki tekeffül sorumluluğu kanundan doğan (kanuni) ve sözleşmeden doğan (sözleşmesel) tekeffüller olarak ortaya çıkmaktadır3. Kanuni tekeffül, satışa konu malda normal olarak bulunması gereken özelliklerin bulunmamasından veya o malın kıymetini azaltan birtakım ayıpların mevcudiyetinden doğan sorumluluktur. Satıcı’nın söz konusu ayıplardan sorumlu tutulabilmesi için Satıcı’nın ayrıca taahhütte bulunması gerekmeyip sorumluluk, doğrudan doğruya kanun hükmünden kaynaklanır. Sözleşmesel tekeffül ise Satıcı’nın, satışa konu malda bulunduğunu bildirdiği özellikler için sorumlu olmasıdır4. Satıcı’nın taahhüdü açık veya örtülü olabilir5.
B. Pay Devir Sözleşmelerinde Nitelik Bildirimleri ve Garantiler
Satıcı, yalnızca sözleşmenin akdedildiği an için geçerli olmayıp; sözleşmenin akdedildiği an ile kapanış (closing) arasında geçen dönemde; kapanış anında ve sonrası için de geçerli olabilecek birtakım taahhütlerde bulunabilmektedir6. Bu taahhütler, belirli bir zaman aralığı için; örneğin devir anı itibarıyla şirketin bazı özellikleri taşıdığına ya da taşımadığına ilişkin olduğu durumda nitelik bildirimi özelliği taşımaktadır.
Doktrinde “nitelik bildirimleri” (beyan; representations) ile “garantiler” (tekeffüller: warranties) arasında bir ayrım yapılmaktadır. Nitelik bildirimi ile Satıcı, hisse devir sözleşmesinin akdedildiği anda devre konu şirketin birtakım olumlu niteliklere sahip olduğunu veya birtakım olumsuz niteliklere sahip olmadığını taahhüt etmektedir.
Somut olayda nitelik bildiriminin mi yoksa garantinin mi söz konusu olduğu hususu; nitelik bildiriminin ayıba karşı tekeffüle ilişkin hükümlere tabi olmasına rağmen garantilerin bağımsız bir borç doğurmasından ötürü önem arz etmektedir. Garanti taahhüdüne aykırılık durumunda ayıba karşı tekeffül hükümleri yerine borca aykırılığa ilişkin genel hükümler uygulanıp bundan kaynaklanan talepler de iki (2) yıllık ayıp zamanaşımı süresi yerine on (10) yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir7. Nitelik bildiriminin bulunduğu durumlarda ise bağımsız bir sorumluluk nedeni gündeme gelmemekte, ayıba karşı tekeffüle dair kanun hükümleri alıcı lehine genişletilmekte veya değiştirilmekte, bunun haricindeki durumlarda ise kanun hükümleri uygulanmaktadır8.
C. Ayıptan Satıcının Sorumlu Olduğu Durumlarda Alıcının Sahip Olduğu Seçimlik Haklar
TBK’nın 227. maddesinde Satıcı’nın ayıptan sorumlu olduğu durumlarda Alıcı’nın sahip olduğu seçimlik haklar düzenlenmiş olup madde hükmü uyarınca; Satıcı’nın sözleşmeden dönme, mal veya değeri alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın onarılmasını isteme ve mümkün ise satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep etme hakları bulunmaktadır9.
Pay devir sözleşmelerinde temelde satılan değerin pay olması sebebiyle, Satıcı’nın asıl taahhüt sorumluluğu, esasen paya ilişkin ayıpların kapsamında doğmaktadır. Değindiğimiz üzere TTK’da pay devir sözleşmesi çerçevesinde beyan ve taahhütlerle ilgili özel bir düzenleme bulunmayıp ilgili sorumluluk, yukarıda açıklanan genel hükümlere tabidir. Bu bağlamda, Satıcı ilk olarak, satılan payların hedef şirket tarafından uygun şekilde ihraç edildiğini, varsa pay senetlerinin usulüne uygun bir biçimde düzenlendiğini ve paya ilişkin benzer hususları taahhüt etmektedir.
a. Pay Devir Sözleşmelerinde Ortaya Çıkabilecek Sorunların Önlenmesine İlişkin Düzenlemeler
Pay devir sözleşmelerinde taraflar; devre konu şirketin usulüne uygun olarak kurulması, devrin konusu ve devir bedeli, kapanış koşulları, garantilere ilişkin düzenlemeler, devredilen şirketin faaliyette bulunabilmesi için gerekli izinlere sahip olması, faaliyetlerini usulüne uygun icra etmesi, vergilerin usulüne uygun olarak beyan ediliyor olması, gerekli yedek akçelerin ayrılması gibi başlıklar kapsamında detaylı inceleme prosedürleriyle düzenleyerek sözleşme kurulduktan sonra beyan ve tekeffüllere ilişkin ortaya çıkabilecek sorunları önlemeyi hedeflemektedir10. Bu hususlara ilişkin hükümler, sözleşme akdedilirken üzerinde en yoğun istişare edilen ve müzakeresine en önem atfedilen hükümlerdir11.
Sözleşmenin yapıldığı dönem ile sözleşmenin tamamlanma aşaması arasındaki süreçlerde değişiklikler olması, taraflar arasında anlaşmazlıklara neden olabilmektedir. Değerleme süreçlerindeki farklılıklar, özellikle öngörülen değer ile gerçekleşen değer arasında anlaşmazlıklara yol açabilir.
IV. PAY DEVİR SÖZLEŞMELERİNDEKİ YAYGIN ZORLUKLAR
Sözleşmenin yapıldığı dönem ile sözleşmenin tamamlanma aşaması arasındaki süreçlerde değişiklikler olması, taraflar arasında anlaşmazlıklara neden olabileceğini yukarıda belirtmiştik. Değerleme süreçlerindeki farklılıklar, özellikle öngörülen değer ile gerçekleşen değer arasında anlaşmazlıklara yol açabilir.
Pay devir işlemlerindeki satıcının ayıptan sorumluluğunun tanımı ve düzenlemeleri kanunda açıkça düzenlenmediğinden, tanım ve uygulamada izlenecek yollar hakkında doktrinde farklı görüşler ortaya çıkmaktadır.
Sözleşmede düzenlenmiş olan beyan ve tekeffüllerin, yalnızca paya değil, şirkete yönelik de olması durumunda; pay devir sözleşmelerinin ana konusunu pay oluşturduğu için; TBK madde 219/1 hükmü uyarınca satılanın alıcıya bildirilen özel niteliği, yani “zikir ve vaat edilen husus” konusunda doktrinde bir görüş birliği bulunmamaktadır. Bu bağlamda Tekinalp, hedef şirket paylarının çoğunluğunun devri durumunda devredenin maddi ve hukuki ayıplar ile malvarlığındaki eksikliklerden sorumlu olduğunu vurgulamaktadır12.
Tekinalp’i destekler nitelikte olarak Buz da ortaklığın paylarının devrinin kural olarak mal satışı değil, hak devri anlamına geldiğini ve yalnızca ortaklığın paylarının tamamının veya tamamına yakınının devri halinde, ekonomik olarak bir işletmenin devrine benzer bir durum söz konusu olacağını savunmaktadır13. Buz, bu durumda işletmeye ilişkin ayıpların paya ilişkin ayıplar olarak nitelendirilebileceğini ve satıcının doğacak olan sorumluluğunu değerlendirir. Ayoğlu ise şirkete ilişkin beyan ve tekeffüllerin TBK m. 219/1 hükmü anlamında satılana ilişkin olarak alıcıya bildirilen özel nitelik kapsamında kabul edilemeyeceğini savunmaktadır14.
Pay devir sözleşmesinde, şirket paylarının kıymetli evraka bağlanıp bağlanmamış olması, pozitif düzenlemelerde ayrı bir şekilde ele alınmamıştır. Bu nedenle, söz konusu beyan ve tekeffüllerin sonuçlarına yönelik düzenlemeler yapılırken pay devir sözleşmeleri üzerine doktrinsel görüş ayrılıklarının göz önünde bulundurulması önemlidir. Bu bağlamda, ilgili beyan ve tekeffüllerdeki aykırılığın, tarafların gerçek iradesine ulaşılması açısından önemli bir husus olduğu vurgulanmalıdır. Sözleşmede belirtilen beyan ve tekeffüllere ilişkin hususlar, alıcı tarafından hedef şirket ve satılan paylar üzerinde hukuki, ekonomik, vergisel ve diğer çeşitli kapsamlarda yapılan incelemeye bağlı olarak değişebilecektir.
V. ANONİM ORTAKLIK HİSSE DEVRİNDE HEDEF ŞİRKETİN MALVARLIĞINDAKİ EKSİKLİKLERİN DEVRALAN TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLDÜĞÜ DURUMLAR
Anonim ortaklık hisse devrini içeren işlem, şirketin malvarlığı değeriyle veya şirket hisselerinin niteliğiyle ilgili olabilir. Özellikle blok alımlarda, alıcı tarafın amacı, şirket paylarına sahip olarak işletmenin kontrolünü elde etmektir.
Bu işlemlerin her birinde, alıcının elde ettiği ekonomik sonuçlar ve faydalar neredeyse aynıdır; ancak bu sonuca ulaşmak için kullanılan hukuki süreçler tamamen farklıdır. Bu nedenle, rekabet hukukunda, ekonomik bir bakış açısıyla ele alındığında hisse iktisabı, şirket birleşmesi ve işletme devralma, geniş anlamda birleşme veya konsantrasyon olarak kabul edilir. Söz konusu işlemler, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m. 7 doğrultusunda değerlendirilmektedir.
Anonim ortaklık payının devri, ticaret ve borçlar hukuku açısından ele alındığında, devralan kişinin hisse senedinin geçerli olması ve pay defterine kaydedilmiş olmasıyla pay sahipliğinin tesis edilmiş olması önem arz eder. Ancak, sadece payın devredildiği kabul edildiğinde, bu durum devredenin sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelebilir. Fakat, pay devri sadece bir malvarlığı değeri olarak değil, aynı zamanda kontrol gücü sağlayan bir araç olarak da ele alındığında, devredenin sorumluluktan kurtulması için yeterli olmayabilir. Özellikle, devredenin şirket yönetiminde hâkim konumda olduğu durumlarda, hisse devri sadece payın devri anlamına gelmeyip aynı zamanda kontrol gücünün devri olarak da algılanabilir. Kontrolün ayrı bir malvarlığı değeri olarak kabul edilmesi, sahibine şirket malvarlığı üzerinde doğrudan veya dolaylı ekonomik güç sağlamasından kaynaklanır15. Dolayısıyla, hissenin değeri ile şirket malvarlığı arasındaki bağlantı göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu durum, şirketin tüzel kişiliği ve malvarlığının hisse devriyle etkilenmediği gerçeğiyle çelişse de hissenin değerinin şirket malvarlığından bağımsız olmadığı ve hisse devrinden kaynaklanan hukuki veya maddi eksikliklerin devredenin sorumluluğuna dahil edilmesi gerektiği anlamına gelir. Bu, tüzel kişilik teorisi ve ayrılık ilkesiyle çelişse de hukuk düzeninin bu iktisadi gerçeği göz ardı etmemesi ve hisse değeri ile şirket malvarlığı arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurması gerektiğini gösterir.
Kıymetli evraka bağlı bir hakkın devri söz konusuysa, devre konu olan maddi varlık bakımından bu, ‘evrak’ değil, esasen o hakkın kendisi olan bir pay devridir ve gayri maddi mal kapsamında bir hak devrini ifade eder16. Doktrinde genellikle ayıba karşı tekeffül hükümlerinin yalnızca maddi varlığa sahip olan malların satışına yönelik olduğu ve dolayısıyla sözleşmenin konusunun sadece ortaklık payı olarak kabul edilmesi durumunda ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanamayacağı savunulmaktadır17. Bu görüşe göre, ayıba karşı teminat hükümleri, pay senedinde maddi ayıbın söz konusu olduğu durumlarda yalnızca payın senede bağlanmış olması halinde uygulanabilir. Ancak, niteliğine uygun bir şekilde hem bir hak olarak ortaklık payına hem de kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerine bağlanması durumunda, maddi bir varlık olan senet açısından ayıptan sorumluluğun gündeme gelmesi mümkün olabilir. Pay senedindeki maddi ayıplar, senet üzerindeki çizikler, yırtıklar veya senede bağlı talon veya kupon gibi eklerin mevcut olması durumunda bu eklere dair eksikliğin söz konusu olduğu durumları içerir ve bu unsurlardaki eksiklik, ayıptan sorumluluğa sebep olabilecek durumlar arasında sayılabilir.
Şirket kontrolünün devri veya malvarlığıyla ilgili özel taahhütlerin olması durumunda ise adeta işletme devri niteliği kazanabileceği bir durumdan bahsedilir. Bu durumda, hisse devrinde menkul satışındaki ayıp hükümlerinin benzer şekilde uygulanması gerekebilir. Burada menkul satışı olmasa da şirket malvarlığındaki değerlemeyi etkileyebilecek önemli eksiklikler veya olumsuzluklar söz konusu olduğunda, devreden veya satıcının ayıp hükümleri çerçevesinde sorumluluğu gündeme gelebilir.
Şirket kontrolünün devri veya malvarlığıyla ilgili özel taahhütlerin olması durumunda ise pay devrinin adeta işletme devri niteliği kazanabilmesi durumu gündeme gelmektedir. Bu durumda, hisse devrinde menkul satışındaki ayıp hükümlerinin benzer şekil de uygulanması gerekebilir. Burada menkul satışı olmasa da şirket malvarlığındaki değerlemeyi etkileyebilecek önemli eksiklikler veya olumsuzluklar söz konusu olduğunda, devreden veya satıcının ayıp hükümleri çerçevesinde sorumluluğu gündeme gelebilir.
Özellikle, satışa konu edilen şirket hisselerinin başlangıçta bir “değer” olmamasıyla menkul satışı hükümlerinin doğrudan uygulanmasının zorluğu göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak, bu durumda dahi “hak” satışlarında menkul satışı hükümlerinin benzer şekilde uygulanmasına izin verilmesi gerekebilir. Söz konusu durumda devralana TBK m. 227’de satış sözleşmelerinde alıcıya tanınan seçimlik hakların kullanma yetkisinin verilmesi adil olacaktır. Söz konusu durumda özellikle, sözleşmeden dönme veya bedel indirme yetkileri öne çıkmakla birlikte, büyük şirket devralmalarında değiştirme veya tamir etme yetkilerinin uygulanması oldukça zor olabilir. Özel taahhütlerin ve genel tazminat sorumluluğunun uygulanmasına herhangi bir engel teşkil etmemesi kaydıyla, devredenin üstlendiği ayıp sorumluluğu, şirket devralmalarının en güncel konularından biri olarak öne çıkabilir.
Yargıtay, bu tür blok hisse devirleri ile işletme devri arasındaki ilişkiyi değerlendirerek devreden şirket malvarlığına ilişkin özel ayıp sorumluluğunu kabul etmektedir18.
Yargıtay 2012-17579/6683 sayılı bir başka kararında da hisse devri işleminde, devredenin ekonomik durumu hususunda yanıltıcı bilgiler vermesi sebebiyle açılan sözleşmenin feshi davasında, hedef şirketin bağlı şirketinin potansiyel sigorta tazminatından kaynaklanan riskin değerlendirilmesi gerektiği içtihadı ile yine şirket malvarlığı ile hisse devri arasındaki ilişkiyi ve devredenin sorumluluğunu açıklamaktadır.
VI. SONUÇ
Pay devir sözleşmeleri, ticari ilişkilerde özen gerektiren kritik bir yapıya sahiptir. Sözleşmelerin hazırlanması aşamasında yaşanan zorluklar ve tarafların beyanları arasındaki denge, anlaşmanın temelini oluşturur. Satıcının beyanlarına ilişkin gerçek dışı durumlar, alıcının haklarını koruma hakkını doğurabilir ve bu durumda tazminat talebi veya sözleşmenin feshi gündeme gelebilir. Bu nedenle, doğru bilgi akışı, hukuki taahhütlerin titizlikle yerine getirilmesi ve sözleşmede yer alan maddelerin somut gerçekleri yansıtması her iki taraf için de hayati önem taşır.
Bununla birlikte, açıklandığı üzere alıcının pay devir sözleşmesi ile hedefi, payların ait olduğu şirketin faaliyetlerini de devralmaktır. Bu bağlamda, şirketin ve faaliyetlerinin nitelikleri de alıcı bakımından önem teşkil eder. İşbu sebeple pay devir sözleşmelerinde satıcının tekeffül veya garanti ettiği nitelikleri içeren bir liste bulunmamaktadır. Bahse konu tekeffül ve garantilerin kapsamı, tarafların menfaatlerine ve sağlanan mutabakata göre değişmektedir. Bu çerçevede, pay devir sözleşmelerinde devre konu şirketin usulüne uygun olarak kurulduğu, faaliyetlerini yürütmek için gerekli izin ve ruhsatlara sahip olduğu, faaliyetlerini sürdürmek için gerekli malvarlığı unsurları üzerinde hukuka uygun kullanım hakkı bulunduğu, faaliyetlerini mevzuata uygun şekilde sürdürdüğü gibi niteliklerle ilgili beyan ve tekeffüllere yer verilmektedir. Ancak satıcının sorumluluğu sadece beyan ve tekeffüllerle sınırlı kalmaz. Hukuki olarak, satıcının ayıptan sorumlu olması durumu da söz konusu olabilir.
Bunun yanında sadece payın değil; aynı zamanda devredilen şirketin de ayıplı olması durumunda, satıcının sorumluluğu gündeme gelebilir. Böyle bir durumda, satıcının taahhüt ettiği şartlarla ilgili olmaksızın, hedef şirketin faaliyetlerindeki eksiklikler veya ayıplar nedeniyle sorumluluk doğabilir. Bu tür durumlarda, sözleşmede yer alan beyan ve tekeffüllerin ötesinde, genellikle hukuki süreçler devreye girer ve tarafların haklarını korumak için çeşitli yasal adımlar atılabilir.
Sonuç olarak, pay devir sözleşmelerinin esas konusunu pay oluşturur. Ancak genellikle, pay devir sözleşmeleriyle alıcı, payların ait olduğu şirketin faaliyetlerini devralmayı hedefler. Bu nedenle paya ilişkin nitelikler kadar, şirketin nitelikleri de önemlidir. Kanunlar özel olarak pay devir sözleşmeleri için düzenleme içermese de taraflar genellikle sözleşmede detaylı düzenlemelere gitmektedir. Anlaşmazlık noktaları ve hukuki sorunlar bağlamında pay devir sözleşmelerinde karşılaşılabilecek sorunlar ve söz konusu sorunların çözümü; yoğun bir analiz, taraflar için adil bir çözüm getirme gayesi ve nihayetinde mutabakat gerektirir. Taraflar arasındaki dengenin korunması, ticari ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacaktır.
KAYNAKÇA
T. AYOĞLU, Sermaye Şirketleri Özelinde Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim. On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2018.
İSMAİL G. ESİN/ S. TUNÇ LOKMANHEKİM, “M&A Transactions Under Turkish Law”, p. 39, İstanbul, 2003.
HANDE DENİZ ÇAKMAKLI, Türk Medeni Hukukunda Komisyon Sözleşmesi, Doctoral Dissertation, İstanbul, 2013.
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU ANABİLİM DALI, Yürürlüğünün 6. Yılında ve Yargıtay Kararları Işığında Türk Ticaret Kanunu Sempozyumu (Tebliğler ve Tartışmalar), October 12, 2018.
MELİSA SEVİNÇ ATILGANER, Pay Devir Sözleşmelerinde Beyan ve Tekeffüllerden Sorumluluk, İstanbul, 2019.
POROY/ TEKİNALP/ ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku I, Rewritten 14th Edition, İstanbul, December, 2019.
VEDAT BUZ , Ortaklık Paylarının Devrinde Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerinin Uygulanabilirliği Sorunu, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi. Vol. 35, p. 3, 2019.
ZAHİDE ALTUNBAŞ SANCAK, Anonim Şirket Özelinde Devralma İşlemlerinde Satıcının Ayıptan Doğan Sorumluluğu, Onikilevha Yayıncılık, İstanbul, December, 2021.
DİPNOT
1 Nurşen Ayan, Taşınır Satımında Satıcının Kanundan Doğan Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, DergiPark, z. 14.
2 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK).
3 Hande Deniz Çakmaklı, Türk Medeni Hukukunda Komisyon Sözleşmesi, Marmara Üniversitesi, 2021.
4 Ayan, Taşınır Satımında Satıcının Kanundan Doğan Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, DergiPark, z. 14.
5 İşbu husus, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 227. maddesinin gerekçesinde de özellikle vurgulanmıştır.
6 Vedat Buz, Ortaklık Paylarının Devrinde Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerinin Uygulanabilirliği Sorunu, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi. 35. cilt, S. 3, 2019’dan naklen Pay devrine ilişkin sözleşmeler borçlandırıcı işlem niteliği taşıyorken söz konusu işlemin ifası amacıyla payların devri “closing” kavramı ile ifade edilmektedir.
7 F. Eren, Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, 4. Baskı, Ankara 2017, s. 109; Gümüş, M. A.: Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2012, s. 97; Kapancı, K. B.: 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Satış Hukukunda Ayıptan Doğan Sorumluluk ve Sözleşmesel Garanti Türleri, İstanbul 2012, s. 117.
8 Buz, Ortaklık Paylarının Devrinde Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerinin Uygulanabilirliği Sorunu, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi. 35. cilt, S. 3, 2019’dan naklen Staudinger/ Beckmann, § 453 BGB, Rn. 108; BeckOGK-BGB/Wilhelmi, § 453, Rn.720; karş. ayrıca Huber, Acp 202 (2002), s. 205.
9 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK).
10 Ferna İpekel Kayalı, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Birleşmeler, İstanbul, 2014, s. 138.
11 Vedat Buz, Ortaklık Paylarının Devrinde Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerinin Uygulanabilirliği Sorunu, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi. 35. cilt, S. 3, 2019’dan naklen Tschäni, s. 145; Tschäni, R ./Wolf, W.: Vertragliche Gewährleistung und Garantien - Typische Vertragsklauseln, Mergers & Acquisitions VIII, Zürich 2006, s. 94; Grossmann, K./Mönnich, U.: Warranty&Indemnity Insurance, Die Versicherbarkeit von Garantierisiken aus Unternehmenskaufverträgen, NZG 2003, s. 708.
12 Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, Yeniden Yazılmış 14. Basım, s. 626-627.
13 Buz, Ortaklık Paylarının Devrinde Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerinin Uygulanabilirliği Sorunu Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi. 35. cilt, S. 3, 2019, s. 70.
14 T. Ayoğlu, Sermaye Şirketleri Özelinde Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim. On İki Levha Yayıncılık, İstanbul (2018, s. 25.) Aksi görüş için bkz: İsmail G. Esin/ S. Tunç Lokmanhekim, “M&A Transactions Under Turkish Law”, s. 39-40.
15 Ali Paslı, Anonim Ortaklığın Devralınması, İstanbul, 2009, s. 215.








