YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE ARAÇ GEÇİŞ GARANTİLERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
ÖZET
İşbu makalede ilk tahlilde, yap-işlet-devret (“YİD”) modelinin hukuki tanımı ve niteliği incelenecek olup, yap-işlet-devret sözleşmesinin öncü tarafları ve sözleşmelerinden bahsedilecektir. Son tahlilde, Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 128. maddesi kapsamında garanti sözleşmesinin hukuki niteliği incelenecek ve YİD modeli kapsamında uygulama sözleşmesinin içerisinde yer alan araç geçiş garantileri kapsamında tartışılacaktır.
Son olarak verilen bilgiler ışığında yap-işlet-devret modeli ile hayata geçirilen otoyol projeleri kapsamında verilen garanti taahhütlerinin hukuki niteliği araç geçiş garantisi kapsamında değerlendirilecektir.
I. GİRİŞ
Gelişen teknoloji ve ihtiyaçlar neticesinde dünyada ve Türkiye’de kullanımı gittikçe yaygınlaşan yap-işlet-devret modeli, yüksek bütçeli kamu altyapı projelerinin devlet üzerindeki mali yükünü alarak özel sektörce üstlenilmesini sağlar. Yap-işlet-devret modeliyle yapılan projeler yüksek sermaye finansmanı gerektirdiğinden, projeye girecek ortak girişim şirketleri, projenin finanse edilebilmesini sağlamak amacıyla kreditörlere projeden elde edilecek gelirlerle kredinin geri ödenebileceğinin İdare tarafından temin edilmesini isterler. Devletin kamusal yükümlülüğünün bir uzantısı olan bu projelerde, kamunun menfaatini ön plana koyan devlet, ülkenin gelişmesine önemli derecede katkıda bulunacak projelere garanti taahhüdünde bulunur. Böylelikle özel sektör kamusal yatırıma teşvik edilecek ve ülkedeki yerli-yabancı yatarım pazarı canlanarak ülkenin ekonomik gelişimine katkıda bulunacaktır.
İşbu makalede YİD modelinin ve sözleşmelerinin özel hukuk niteliği üzerinde durulduktan sonra TBK m.128 kapsamında garanti sözleşmelerinin hukuki nitelikleri hakkında doktrinde yer alan tartışmalara ve Yargıtay kararlarına yer verilecektir. Son olarak verilen bilgiler ışığında yap-işlet-devret modeli ile hayata geçirilen otoyol projeleri kapsamında verilen garanti taahhütlerinin hukuki niteliği araç geçiş garantisi kapsamında değerlendirilecektir.
II . YAP - İŞLET - DEVRET SÖZLEŞMESİ
A. Yap İşlet Devret Modeli
Devletin sahip olduğu kamu hizmeti yürütme yükümlülüğü gelişen teknolojinin de etkisiyle sahip olduğu kaynakları karşılayamayacak duruma gelmiş ve yüksek bütçeli teknolojik projelerin finansmanının sağlanması için alternatif yöntemler geliştirilmiştir. Bu alternatif yöntemlerden biri olan yap-işlet-devret modeli, 3996 sayılı Kanun1’un 3. maddesi a) fıkrasında şu şekilde tanımlanmıştır; “a) İleri teknoloji veya yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleşmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olup, yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesini ifade eder2.”
Genellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından tercih edilen yap-işlet-devret modeli,kamu yatırımlarının finansmanında idarenin üzerindeki finansal yükü alıp ülkenin gelişmesinde önemli derecede katkı sağlayacak yüksek yatırımlı altyapı projelerinin özel sektör sermayesi tarafından yapılmasını ve belli süreyle işletilmesini sağlamaktadır. Özel sektörün uzmanlığı ve sermayesinin, kamunun ise denetim ve gözetim işlevinin ön planda olduğu bu ilişkide asıl amaç, devletin yükümlülüğü olan kamusal hizmetlerin daha hızlı, dinamik ve kaliteli sunulmasını yerli ve yabancı yatırım pazarını da canlandırarak gerçekleştirmektir.
Türkiye’de yap-işlet devret modelinin uygulama süreci3, ilgili projenin yap-işlet-devret usulüyle uygulanmasına izin veren idari kararın alınmasıyla başlamaktadır. Ardından ihaleye çıkan projeye, sermaye şirketleri veya yabancı şirketler en az %20 oranında özkaynak getirerek teklifte bulunmaktadırlar4. Görevlendirme komisyonu, kapalı teklif usulüyle5 sözleşmenin yapılacağı şirketi belirleyerek, üst makamlara onaya yollamaktadır. Gelen onayla birlikte Yüksek Planlama Kurulu tarafından belirlenen kamu idaresi ile ortak girişim şirketi arasında sözleşme yapılmaktadır. Bu sözleşme doğrultusunda sözleşme süresi 49 yıldan uzun olmamak şartıyla ilgili proje kapsamı, yatırım ve hizmet bedeli, işletme ve devir esasları gibi hususlar ilgili kanun6 dikkate alınarak detaylıca belirlenmektedir.
B. Yap İşlet Devret Modelinin Hukuki Niteliği
YİD modelinin; idare hukuku hükümlerine bağlı imtiyaz sözleşmesi mi olduğu, özel hukuk hükümlerine bağlı özel hukuk sözleşmesi mi olduğu uzun zaman boyunca tartışma konusu olmuştur. İdare, belirlenen kamu hizmetlerini özel hukuk sözleşmeleriyle yürütmek istemiştir ve bu bağlamda birçok yasal düzenleme yapılmıştır. Fakat Anayasa Mahkemesi ve Danıştay; yürütmenin niteliğinin kamu hizmetinin oluşturduğu, sözleşme özelliklerinin imtiyaz usulünü kapsadığı ve Danıştay’ın görüşünün alınması gerektiğinden bahisle bu tür düzenlemeleri hukuka aykırı bularak iptal etmiştir7. 1999 yılında Anayasa’nın 47. maddesinde yapılan değişiklikle, kamu hizmetlerinden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleriyle yürütüleceği konusunda yasama organına bir takdir yetkisi tanınmıştır. Bu anayasa değişikliğinden sonra, 3996 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yapılan, “Yüksek Planlama Kurulunca belirlenen idare ile sermaye şirketi veya yabancı şirket arasında yapılacak sözleşme, özel hukuk hükümlerine tabidir.” düzenlemesiyle8, YİD sözleşmeleri özel hukuk hükümlerine tabii kılınmıştır.
Projenin yatırım konusuna göre özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olan YİD sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’na tabii olacak ve sözleşme usul ve esasları ona göre belirlenecektir. Borçlar Kanunu çerçevesinde kurulan sözleşmelerin en önemli prensiplerinden olan taraflar arasındaki eşitlik, idarenin tek yanlı maddeler koymasını engelleyerek, idarenin karşısında yer alan tarafa güvence sağlayacak ve yatırımcı şirketleri geniş bütçeli kamusal hizmetlere finansal yatırım yapma konusunda teşvik edecektir.
C. Yap İşlet Devret Sonucunda Taraflar Arasında Doğan Sözleşmeler
YİD projesi çerçevesinde kurulan sözleşmelerin birçok tarafı bulunmakla birlikte, önde gelen taraflarını; proje sahibi kamu idaresi, yatırımcı ortak girişim şirketi ve borç veren kredi kuruluşu oluşturmaktadır9.
Kamu idaresi; ortak girişim şirketi ile sözleşme yapmaya yetkili kılınan ve hizmetin asli sahibi olan kurumu ifade eder10. Kamu idaresi, projenin denetim ve gözetimini sağlamakla yükümlüdür.
Ortak girişim şirketi; yatırımı gerçekleştirmeyi amaçlayan şirketlerin, ortak olarak ev sahibi ülke kanunlarına göre kuracağı anonim şirketi ifade eder. Ortak girişim şirketi; projenin tasarımını, finansını, inşaatını, işletmesini ve bakımını sağlamakla yükümlüdür11.
Kredi kuruluşu; ortak girişim şirketine borç para sağlayarak proje şirketini finanse eden ticari bankalar, kurumsal yatırımcılar ve leasing şirketlerini ifade eder12.
Yap-işlet-devret modelinde projenin niteliğine göre, taraflarca birçok sözleşme yapılmakla birlikte, önde gelen sözleşmelerini; temel sözleşme konumunda olan uygulama sözleşmesi, finansmanı sağlayan kredi sözleşmesi ve taahhüt niteliğindeki doğrudan sözleşme oluşturmaktadır.
1. Uygulama Sözleşmesi
Kamu idaresi ve ortak girişim şirketi arasında yapılan bu sözleşmede; projenin hazırlanması, ücretinin belirlenmesi, işleyişi, işletmesi, bakımı, devri ve feshi gibi uygulanacak tüm esaslar belirlenir. Uygulama sözleşmesi, proje çerçevesinde yapılacak diğer bütün sözleşmelerin dayandırıldığı asıl sözleşmedir. Bu yüzden dikkatlice ve detaylıca hazırlanması gerekmektedir.
2. Kredi Sözleşmesi
Ortak girişim şirketi ve kredi veren kamu kuruluşları arasında yapılan bu sözleşmede, projenin finansmanı için borç para sağlanır. Projenin finansmanı için en az %20 ’lik öz sermaye oranı koyan ortak girişim şirketi, geriye kalan en fazla %80’lik pay için kredi veren kamu kuruluşlarından kredi çekmektedir.
3. Doğrudan Sözleşme
Kamu idaresi, ortak girişim şirketi ve kredi kuruluşu arasında yapılan bu sözleşmede, ortak girişim şirketinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda; projedeki sözleşme taraflarının daha önce kendilerinin yapmış oldukları sözleşmelerin iptal edilmemesi için kredi kuruluşlarıyla yaptıkları anlaşmadır13.
III . TBK’NIN 128. MADDESİ KAPSAMINDAKİ GARANTİ TAAHHÜTLERİ
Garanti kelimesi sözlük anlamıyla güvence anlamını taşımakta, ne olursa olsun karşı tarafa gerçekleşeceğinin inancının verildiği anlamına gelmektedir. Garanti sözleşmesi, “garanti verenin, garanti alanın bir teşebbüse girişmesinden veya bir borç ilişkisine girdiği üçüncü kişinin borcunu ifa etmemesinden doğacak zarar tehlikesini üstlendiği bir sözleşme” olarak tanımlanabilmektedir14. Kanunda özel olarak yasal düzenleme ile hüküm altına alınmayan garanti sözleşmesi, çeşitli doktrin ve Yargıtay kararlarıyla farklı tanımlara zemin hazırlamıştır15. Garanti sözleşmesi hakkındaki tartışmaların kanuni dayanağını ise TBK’nın 12816. maddesinin “Üçüncü Kişinin Fiilinin Üstlenilmesi” başlığı altında düzenlenen söz konusu bağımsız sözleşmelerin, garanti sözleşmesini karşılayıp karşılamadığı noktası oluşturmaktadır. Garanti sözleşmesi, Yargıtay tarafından kabul gören ve uygulamada kıstas olarak dikkate alınan bir kararda; fer’i nitelikte olmayan, garanti verenin garanti alandan bir ivaz elde etmek için değil, fakat onu bir teşebbüs veya iş yapmaya yöneltmek amacıyla bağımsız olarak söz konusu teşebbüs veya işin tehlikelerini kısmen veya tamamen üzerine aldığı sözleşmeler, olarak tanımlanmıştır17. Türk Borçlar Kanunu’nda özel bir sözleşme türü olarak düzenlenmeyen garanti sözleşmesi, TBK’daki “Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme” hükmü temel alınarak uygulamada karşılık bulmaktadır. Bu madde hükmüne göre “üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür” denilmiştir. Öğretide de garanti sözleşmesinin üçüncü kişinin edimini üstlenme ile arasındaki hukuki ilişkiyi açıklamak gayesiyle üç farklı teori geliştirilmiştir18. Hakim sayılabilecek görüşe göre19; üçüncü kişinin edimini üstlenme ile garanti sözleşmesi birbiriyle örtüşen kurumlar olarak görünmektedir. Bu görüşe göre TBK’nın 128. maddesi garanti sözleşmesinin tüm unsurlarını karşılamaktadır. Yargıtay’ın da kabul ettiği ve Türk Hukuku’nda da ağırlıklı olarak kabul edilen ikinci görüşe göre20, garanti sözleşmesi; TBK m.128 bağlamında üçüncü kişinin fiilini üstlenme veya üçüncü kişinin fiilini üstlenmenin bir türü olarak değerlendirilmiş ve üçüncü kişinin fiilini üstlenmenin garanti sözleşmesinin bir türünü oluşturduğu21 görüşü benimsenmiştir. Bu doğrultuda garanti sözleşmesi saf garanti sözleşmesi ve kefalet benzeri garanti sözleşmesi şeklinde iki türde incelenmeli ve teminat amaçlı kefalet benzeri garanti sözleşmesi TBK’nın 128. maddesinden ayrı olarak irdelenmelidir22. Çünkü üçüncü kişinin fiilini üstlenme, garanti sözleşmesinin bir türüdür. Üçüncü ve azınlıkta kalan bir diğer görüşe göre23 ise, garanti sözleşmesi “sui generis” bir sözleşme olup TBK m. 128 kapsamında üçüncü kişinin fiilinin üstlenilmesi olarak kabul edilmemelidir. Bu çerçevede, anılan görüşler aşağıda detaylı olarak irdelenecektir.
A. TBK’nın 128. Maddesinin Garanti Sözleşmesi Olduğu Görüşü
Doktrinde yaygın olarak kabul edilen görüş24, üçüncü kişinin fiilini üstlenme ilişkisinin garanti sözleşmesi olduğu görüşüdür. Üçüncü kişinin ediminin üstlenildiği hukuki ilişki ile taahhüt altına giren garanti veren, üçüncü kişinin ediminin yerine getirileceğine güvence vermekte ve edimin yerine getirilmesine engel teşkil edecek her türlü rizikonun açtığı zararı “üçüncü kişinin fiili”nin taahhüdü olarak garanti sözleşmesi içerisinde değerlendirmektedir.
Bu fikir itibariyle; üçüncü kişinin fiilini üstlenme madde hükmünü garanti sözleşmesine eşdeğer sayanlar, TBK’nın 128. maddesi metninde amaçsal yorum yapılarak garanti sözleşmesinin tüm unsurlarının bu maddede bulunduğunu kabul etmektedir25. Böylece üçüncü kişinin fiilinin başkasına taahhüt edilmesi ile garanti alanın hareketinden doğan her türlü rizikonun güvence altına alındığı sözleşmelerin garanti sözleşmesi olduğu sonucuna varılmıştır. Garanti sözleşmesinin esas unsurları incelendiğinde, madde metninde geçen, üçüncü kişinin fiili ile üstlenilen riskin geniş şekilde ele alınarak borç ilişkisinden doğacak rizikonun garanti alanın herhangi bir hareket tarzına bağlanarak üstlenilmesi garanti sözleşmesinin esas unsurundan birini teşkil etmektedir. Garanti sözleşmesinin diğer önemli unsurlarından teşebbüse sevk ve teşebbüs unsurları da maddemetninde barınmaktadır. Şöyle ki, üçüncü kişinin edimine taahhüt veren, garanti verirken garanti alanı bir hareket tarzına sevk etmeyi amaçlamaktadır. Garanti alanın her türlü “ticari işletme kurmak, yatırım yapmak, şirketlere ortak olmak, sözleşme yapmak gibi davranışları teşebbüs unsuru olarak incelenmektedir”26. Garanti verenin üstlendiği rizikolarla taahhüt alanı belli bir ilişkiye yönlendirmesi ise garanti sözleşmesinin temelini oluşturan teşebbüse sevk unsurunu oluşturmaktadır. Garanti sözleşmesinin en temel unsurlarından bağımsızlık unsuru ise üçüncü kişinin borcunun geçerli olmasa da garanti sözleşmesinden doğan zararın karşılanmasının düzenlenmesini oluşturduğu için de madde metninden çıkarılabileceği savunulmuştur27. Garanti sözleşmesi içerisinde olabilecek diğer bir unsur, ivazsızlık unsurudur.
Yargıtay da garanti sözleşmesinin hukuki niteliği hakkında net bir karara varamamış ancak birçok kararında üçüncü kişinin fiilinin taahhüdünün, garanti sözleşmesini oluşturduğu üzerinde durmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında; garanti sözleşmesi, kanunda özel olarak düzenlenmemiş olsa da, TBK’nın 128. maddesinde düzenlenen üçüncü kişinin fiilini üstlenme hükmüyle karşılanacağını kabul etmektedir28 şeklinde hüküm vermiştir.
B. TBK’nın 128. Maddesinin Teminat Amaçlı (Kefalet Benzeri) Garanti Sözleşmesi Olduğu Görüşü
Türk Hukuku’ndaki hakim görüşe göre, garanti sözleşmesini saf garanti sözleşmesi ve kefalet benzeri garanti sözleşmesi şeklinde incelemek mümkündür. Rudolph Stammler’den bu yana başlangıçta genel kabul gören anlayış kapsamında, garanti sözleşmesinin garanti alanın herhangi bir davranışından doğan rizikoların güvence altına alındığı sözleşmeler olarak düzenlenmesidir29. Asıl üzerinde durulan nokta ise, garanti alanı belli bir teşebbüste bulunmaya sevk etmek amacıyla o ilişkiden doğan zararların kısmen veya tamamen garanti alan tarafından bağımsız olarak üstlenildiği ilişkiler olarak incelenmesidir30. Böylece teşebbüse sevk unsurunun, sözleşmenin asıl unsurunu oluşturduğu kabul edilmektedir. Ancak günümüzde garanti sözleşmesi için yapılan tanımlarda, Stammler tarafından ileri sürülen garanti sözleşmesi görüşünün, garanti sözleşmesinin saf garanti sözleşmesi kısmını karşıladığı, bu nedenle borcun ödenmemesi rizikolarını içeren üçüncü kişinin fiilinin taahhüdü ilişkilerini de kefalet benzeri garanti sözleşmesi şeklinde ayrıca ele alınmaya başlanması görüşü yer edinmiştir31. Şuan doktrin olarak kabul edilen görüşe bakıldığında ise TBK'nın 128. maddesi üçüncü kişinin fiilinin taahhüdünü karşılamaktadır. Bu noktada asıl borç ilişkisinde borçlunun borcuna teminat verilmek suretiyle kurulan kefalet benzeri garanti sözleşmelerinin, aslında garanti sözleşmesinin bir türü olduğu kabul edilmektedir32. Görüleceği üzere garanti sözleşmesindeki ayrım üstlenilen rizikonun esasına dayanarak garantinin saf garanti ve kefalet benzeri garanti olarak iki ayrı şekilde nitelendirilebileceğini ortaya koymuştur33.
Kefalet benzeri garanti sözleşmesi, garanti verenin, garanti alan ile üçüncü kişinin taraf olduğu temel borç ilişkisindeki, borçlunun borcunu gereği gibi ya da zamanında ödememesinden kaynaklı olarak ortaya çıkan zararın sorumluluğunu asıl borç ilişkisinden bağımsız olarak taahhüt ettiği garanti sözleşmesi türüdür34. Böylece “garanti veren, borçlunun dayandığı temel borç ilişkisinden koparılıp soyutlanmış edim fiilinin veya borç ifasının “tam ve doğru olarak” gerçekleşmeme rizikosunun olumsuz sonuçlarını tamamen veya kısmen üzerine alarak, garanti alana borcun ödenmeme rizikosuna karşı güven ve teminat sağlamaktadır”35. Bu noktada, kefalet benzeri garanti ile saf garanti sözleşmesinin farkı, başlarda teşebbüse teşvik amacı olarak görülse de sonradan teşebbüse sevk unsurunun kefalet benzeri garantide de olduğu fikri ağırlık kazanmıştır. Bu açıklamalar ışığında söylenebilir ki; saf garanti ve kefalet benzeri garantideki ayrımın temeli garanti alan tarafından girişilecek teşebbüsün biçimidir36. Saf garantide garanti alanın üçüncü bir kişiyle kurduğu borç ilişkisi bulunmamakla birlikte garanti verenin garanti alanı bir yatırım, işletme, ortaklık kurmak, gibi ilişkilerde garanti verilerek başarıya ulaşacağının veya kar elde edileceğinin taahhüt edildiği ekonomik, bilimsel, sosyal ya da benzeri herhangi bir teşebbüste bulunmaya nihai şekilde teşvik etme gayesidir37 . Bu sayede garanti alan, verilen taahhütle istenen davranışa yönelerek borç ilişkisini kurmuş olacaktır. Böylece sözleşme konusuyla taahhüt altına alınan risk, üçüncü kişi ile girilmesi beklenen hukuki ilişkiden kaynaklı olarak beklenen faydanın sağlanamayıp veyahut zarara maruz kalındığında uğranılan zararların tazmini meselesi olacaktır38.
TBK m. 128’de üçüncü kişinin fiilini üstlenme başlığı altında düzenlenen hukuki ilişki, üçüncü kişinin ediminin taahhüt edildiği hukuki ilişki olup bunu karşılayan kavram, kefalet benzeri garanti sözleşmesi olmaktadır39. Üçüncü kişinin borcunun ifa edileceğinin taahhüt altına alınması ile garanti borcu altına girilmektedir40. Sonuç olarak, mevcut bir borç ilişkisi olsun ya da olmasın temel borç ilişkisinden doğacak olan zararların asıl borç ilişkisinden bağımsız olarak karşılanacağının ve bu borç ilişkisinden doğan defilerin, garanti alan tarafından kullanılamayacağının ve kusursuz sorumluluğundan41 bahsedilse dahi zararı karşılamakla yükümlü olunacağının, taahhüdünün verildiği sözleşmelere, kefalet benzeri sözleşmeler denilmektedir.
Garanti sözleşmesindeki bir diğer husus ise, temel borç ilişkisindeki borcun geçerli olarak kurulup kurulmadığına bakılmaksızın asıl borç ilişkisinden doğan defilerin garanti veren tarafından kullanılıp kullanılmadığıdır42. Temel borç ilişkisindeki borçlu, borcunu tam ve gereği gibi ifa etmediğinden, temel borç ilişkisinden tamamen bağımsız şekilde sorumlu olduğu hukuki ilişkidir. Böylece garanti veren garanti sözleşmesi neticesinde temel borç ilişkisindeki kusursuz imkânsızlık hallerini, borçlunun iptal hakkının doğduğu haklı defi sebeplerini ve borç ilişkisinin hükümsüz olduğu durumlardaki borç ilişkisini sona erdiren hallerdeki edimin ifasını gidermeyi taahhüt etmiş olmaktadır43. Garanti sözleşmesini geçersiz kılacak tek unsur sözleşme özgürlüğü kapsamından çıkarak hukuka ve ahlaka aykırı sözleşmelerin taahhüdünün verilmesidir.
Ayrıca, asıl borç ilişkisinin garanti sözleşmesinden soyut olarak irdelenmesi ile birlikte teminat verenin sorumluluğunun, koşulları ve kapsamının asıl borç ilişkisinden ayrı olarak değerlendirilmesinde de garanti sözleşmesi olduğu kanaatine varılabilmektedir. Sözleşme ilişkisinin garanti sözleşmesi olduğu yönünde değerlendirme yapılabilmesi için; garanti edilen rizikonun ortaya çıktığının garanti alan tarafından belgelerle ibraz edilmesi suretiyle veya belirlenen tarihe kadar ibraz edilmediği koşullarda garanti veren tarafından ödeme yükümlülüğünün ortaya çıkacağının kararlaştırılması unsurları bulunmalıdır44. Böylece garanti ile teminat altına alınmış belirli bir edimin yerine getirilmediği durumda garanti alanın rizikonun gerçekleştiğine dair ilk sözlü veya yazılı şekilde45başvurusuyla garanti veren tarafından hiçbir itiraz öne sürmeksizin ödeme yükümlülüğünün doğduğu ve ödeme talebinin haklılığının sorgulanmaya gerek duyulmaksızın karşılanacağının taahhüdü halinde garanti sözleşmesi hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Bizim de katıldığımız görüş, üçüncü kişinin ediminin üstlenildiği hukuki ilişkinin kefalet benzeri garanti sözleşmesini oluşturmasıdır. Taahhüt verenin sorumluluğunu doğuran maddi olguların, garanti alanın ödeme talebi karşısında temel ilişkiden doğan savunmalardan vazgeçildiğinin beyanı ile kefaret benzeri garantinin varlığı görüşü garanti sözleşmesi olarak değerlendirilmelidir.
C. Garanti Sözleşmesinin Sui Generis Sözleşme Olduğu Görüşü
Garanti sözleşmelerinin niteliği ile ilgili ileri sürülen bir diğer hukuki görüş46ise TBK’nın 128. maddesi hükmü ile düzenlenen üçüncü kişinin fiilinin üstlenilmesi hükmünün garanti sözleşmesi şeklinde tavsif edilemeyeceği ve kendisine özgü bir yapısı olan sözleşme olarak değerlendirmesi gerektiğidir. Bu görüş taraftarlarına göre, TBK’nın 128. maddesi ile üçüncü kişinin fiilinin üstlenilmesinin geçerliliğinden bahsedilmiş ancak garanti sözleşmesiyle bağlantısı olmadığı varsayılmıştır.
Bu görüşün yararlandığı hukuki dayanaklar ise; garanti sözleşmesinin yalnızca üçüncü kişinin edimini üstlenme unsuruyla kurulmadığı, garanti alanı hukuki ilişkiye girmeye teşebbüs eden (saf garanti) sözleşmelerin de var olduğu hususudur. Bir diğer gerekçe47 ise üçüncü kişinin edimini üstlenme unsurundan bahsedilse bile bu ilişkilerin koşula bağlanmış sözleşmeler, vekâletsiz iş görme ilişkileri gibi garanti sözleşmesi kurumunun bulunmadığı ilişkilerin varlığıdır. Sonuç olarak, garanti sözleşmelerinin sui generis olduğunu savunan görüş; üçüncü kişinin fiili neticesinde ortaya çıkan zararın karşılanması amacıyla yapılan bir sözleşme olmadığı düşüncesindedir. Bu sebeple, üçüncü kişinin ediminin taahhüdünün garanti sözleşmesi ile ortak noktaları olduğu kabul edilse dahi, “garanti sözleşmesinin, üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile bağlantısı olmayan, kendisine özgü yapısıyla (sui generis)” bir sözleşme olduğu görüşündedirler48.
Doktrinin, TBK’nın 128. maddesinin garanti sözleşmesini oluşturduğu görüşüne karşı olarak savunulan diğer hususlar ise; garanti sözleşmesini meydana getiren bu maddenin, garanti sözleşmesini açıklama noktasında yetersiz kaldığı, sözleşmenin hukuki niteliği, unsurları, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri ve borcun sona erme durumlarının düzenlenmediği hususudur. İkinci olarak49, TBK’nın 128. maddesiyle garanti sözleşmesinin incelendiği düşünüldüğünde; bu hükmün TBK’nın Özel Borç İlişkileri kısmında düzenlenmesi gerektiğidir. Oysa ki, TBK’nın 128. maddesi ile düzenlenen yalnızca teminat maksadı taşıyan kefalet benzeri garanti sözleşmesidir ve kişiyi hukuki ilişkiye yöneltme teşebbüsünden bahsedilmemektedir.
IV . YAP-İŞLET - DEVRET PROJELERİNDEKİ TRAFİK GARANTİLERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Yüksek maliyetli YİD projelerinde yatırımcı taraf olan ortak girişim şirketleri, üstlendikleri projede ürettikleri mal/ hizmet karşılığında edinilecek gelirlerle proje kapsamında kullanılan kredinin kreditörlere geri ödenebileceğe dair idareden garanti almak isterler. Bu bağlamda, YİD modeli çerçevesinde yapılan otoyol, köprü, tünel gibi karayolu ulaşım projelerinde akdedilen uygulama sözleşmesi kapsamında kamu idaresi, ortak girişim şirketine günlük bazda kararlaştırılan ücret bedeli ile belli bir sayıda araç geçiş garantisi vererek, bu sayıya erişilemediği takdirde ücretli geçişten kaynaklanan zararı karşılamayı taahhüt etmektedir. YİD projesi kapsamında yapılan proje için kamu idaresince araç garantisi taahhüt edilmesi ile birlikte, proje kapsamında kreditörlerce sağlanan ve ortak girişim şirketince kullanılan kredinin üretilen malın hizmetinden karşılanan gelirlerle, geri ödenebileceği garanti edilmiş olur.
Yap-işlet-devret projelerinde yer alan araç geçiş garantisi, YİD projesi kapsamında yapılan ve projenin temel prensiplerini kapsayan uygulama sözleşmesinde kamu idaresinin edimi niteliğindedir. Bu sözleşme kapsamında, ortak girişim şirketi projeyi hayata geçirecek, belirlenen süre ile işletecek ve süre sonunda bedelsiz kamu idaresine devredecektir. İşletim süresince karı da riski de üstlenmesi gereken ortak girişim şirketi, riski üstlenmek konusunda isteksiz davranabilmektedir. Kamusal yararı ön plana koyan kamu idaresi, ortak girişim şirketlerine hizmetten yararlandıkları süre boyunca günlük bazda belirledikleri ücretli araç geçişi taahhüdünde bulunacak ve belirlenen sayı altında kalan ücret tutarında uygulama sözleşmesi kapsamında ödeme yapacaktır.
Bizim de katıldığımız görüşe göre; yap-işlet-devret projeleri kapsamında idarenin taahhüt ettiği araç geçiş garantilerinin, TBK’nın 128. maddesi kapsamında üçüncü kişinin ediminin üstlenilmesinin türlerinden kefalet benzeri garanti sözleşmesi içerisinde incelenmesi gerektiğidir. TBK 128’in üçüncü kişinin ediminin üstlenildiği kefalet benzeri garanti sözleşmesi olduğu görüşüne katılınmasa dahi Yargıtay’ın 1979 yılında verdiği karar50 neticesinde TBK’nın 128. maddesi hükmünün her hâlükârda geniş yorumlanarak verilen taahhütlerin garanti sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiği karara bağlanmıştır. Nitekim, garanti verenin garanti alana bizzat kendisiyle hukuki ilişki kurmaya yönelik verdiği taahhütlerle de garanti sözleşmesi kurulabilmektedir51. Garanti sözleşmesinin bir türünü oluşturan kefalet benzeri garanti sözleşmesinde, garanti veren, bir borcun konusunu oluşturan edimin yerine getirilmemesinden doğan zararın tazminini üstlenmektedir52. Bu doğrultuda, asıl borç ilişkisi niteliğindeki YİD uygulama sözleşmesi çerçevesinde planlanan günlük araç geçişinin kamu idaresince garanti edilmesiyle, günlük araç geçişi yeterli sayıya ulaşamadığı durumda, garanti edilen araç geçiş sayısından eksik kalan kısım ifa yükümlülüğü kapsamında kamu idaresince karşılanacaktır.
Asıl borç ilişkisinin geçersizliği rizikosuyla birlikte edimin hiç veya gereği gibi ifa edilememesinden kaynaklanan sorumluluğu doğuran kefalet benzeri garanti sözleşmesinde, borçlu tarafından ifa edilmeyen edim neticesinde ortaya çıkan zararlar, asıl sözleşmeden ari olarak garanti veren tarafından tazmin edilecektir. Tazmin edilecek zarar, garanti alanın malvarlığının mevcut durumu ile ifa gerçekleşmiş olsaydı sağlanacak ekonomik menfaat arasındaki farkı ifade eden olumlu (müspet) zarar miktarı kadar olacaktır53.
YİD projelerinde mevcut olan uygulama sözleşmelerinde kamu idaresinin sağladığı araç geçiş garantileri, özel sektörün kamu sermayesine finansman teşvikinde önemli rol oynamaktadır. Ortak girişim şirketlerinin, bu garantilerin sağlanması ile kamusal yatırımlara olan ilgisinin artacağı ve benzer projelere yatırım yapma konusunda teşvikinin sağlanacağı kuşkusuzdur.
V. SONUÇ
Yap-işlet-devret projelerinde yer alan araç geçiş garantisi, YİD projesi doğrultusunda yapılan uygulama sözleşmesinde kamu idaresinin edimi niteliğindedir. Kamu idaresince ortak girişim şirketine günlük ücretli araç geçiş garantisi verilerek, bu sayıya erişilemediği takdirde eksik ücretli geçişten kaynaklanan zararın karşılanması taahhüt edilmektedir.
Yap-işlet-devret projelerinde araç geçiş garantileri, garanti sözleşmesi türlerinden kefalet benzeri garanti sözleşmesi niteliğinde olup, söz konusu sözleşmenin TBK’nın 128. maddesi kapsamında üçüncü kişinin borcunun üstlenilmesi hükümlerince değerlendirilmesi gerekmektedir. İşbu makalede yapılan değerlendirmeler sonucunda; araç geçiş garantileri, idare tarafından ortak girişim şirketine, günlük belirlenen sayıda araç geçişinin gerçekleşmemesi riskine karşı korumayı taahhüt ettiği, YİD sözleşmelerinden bağımsız nitelikte olan garanti sözleşmesidir. Bu garanti sözleşmesi kapsamında, YİD sözleşmesinde kamu idaresince taahhüt edilen araç geçiş sayısına ulaşılamadığında, sözleşme konusu ödeme, araç geçiş garantisi kapsamında idarece karşılanacaktır.
KAYNAKÇA
“Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Karar” Resmi Gazete, 27961, Haziran 2011. “Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun”. Resmi Gazete, 21959, Haziran 1994. ÖZGE YENİCE, Teminat Sözleşmelerinde Rücu İlişkileri, İstanbul 2009. ALPER GÜMÜŞ, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Kısa Ders Kitabı), 4. Baskı, İstanbul 2019. ARSLAN KAYA, “İlk Yazılı Talepte Ödeme Klozunu İhtiva Eden Banka Garantilerinde Hakkın Kötüye Kullanılması Sorunu”, Reha Poroy’a Armağan. AYDIN ZEVKLİLER, Özel Borç İlişkileri, 20. Baskı, İstanbul 2020. CEVDET YAVUZ, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), 16. Baskı, İstanbul 2019. ELİF ACAR, “Yap İşlet Devret Modeli, Tarafları, Önemli Sözleşme Unsurları ve Belirsizlikleri”, The Journal of Academic Social Science Yıl: 3, Sayı 12, Haziran 2015. FAHRETTİN ARAL, Banka Teminat Mektuplarının Hukuki Niteliği ve Kefaletten Farkları, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan, Ankara 2006.FERHAT CANBOLAT, “Banka Garantisinde Savunma İmkânları ve İhtiyati Tedbirler”, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, 2008. Fırat Kalkınma Ajansı, “Yap işlet devret modelinde uygulanan usul ve esasların kalkınma ajansları açısından analizi”, Araştırma Raporu, Malatya 2016. FİKRET EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Gözden Geçirilmiş 9. Baskı, Beta Yayımları, İstanbul 2006. GÖKALP YILMAZ, “Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi Örneği Çerçevesinde Yap-İşlet-Devret Modeli ile Karayolu Proje Geliştirme ve İşletme Modelinin Değerlendirilmesi”, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dönem Projesi, Ankara, Şubat 2016. HALUK TANDOĞAN, “Garanti ve Kefalet Sözleşmeleri Arasındaki Farklar ve Banka Kredi Kartı Sözleşmelerindeki Şahsi Teminatın Niteliği”, TBB Dergisi, 2006, S. 66. HALUK TANDOĞAN, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. II, 3. Baskı, İstanbul 1987. HÜSEYİN HATEMİ, EMRE GÖKYAYLA, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2011. HÜSNİYE AKILLI, Kamu Hizmeti İmtiyazından Yap, İşlet Devret Yönetimine: Yasal Serüven, Sayıştay Dergisi Sayı:89 / Nisan-Haziran 2013. KEMAL ATASOY, “Garanti Sözleşmesinin Türleri, Hukuki Özellikleri ve Sonuçları”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 5-Sayı 1, Ocak 2019. KEMAL OĞUZMAN, TURGUT ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. I-II, 16. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2018. MELEK BİLGİN YÜCE, Garanti Sözleşmesinin Bir Türü Olarak Üçüncü Kişinin Fiilini Taahhüt Sözleşmesi, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2007. OKAN LEBLEBİCİER, “Kamu Hizmetlerinin Sunulmasında Alternatif Arayışlar: Yap-İşlet-Devret Modeli ve İzmit Yuvacık Barajı Örneği”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi ve Siyaset Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2005. SAFA REİSOĞLU, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2012. SEVGİ KAYAK, “Hukuki Gelişimi Açısından Üçüncü Kişinin Fiilini Taahhüt”, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2009. SEZA REİSOĞLU, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 4. Baskı, Ankara 2003. SEZA REİSOĞLU, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Kefalet, Ankara 1992. ÜNAL TEKİNALP, Banka Hukukunun Esasları, 2. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2009. ÜNAL TEKİNALP, Banka Hukukunun Esasları, C: I, Beta Basım Yayım, İstanbul 1988. YASEMİN YILMAZ, “Garanti Sözleşmesi”, TAAD, S.19. (Ekim 2014) https://docplayer.biz.tr/20012761-Garantisozlesmesi-contract-of-guaranty-yasemin-yilmaz.html Yargıtay 11. H.D., E. 1979/5075, K. 1979/ 5456, T. 27.11.1979. Yargıtay 11. H.D., T. 15.10.1985, E. 1985/4169, K. 1985/ 5613. Yargıtay 11. H.D., T. 29.11.2004, E. 2269/11663. Yargıtay 13. H.D., T. 18.4.1995, E. 1995/2878, K. 1995/3954. Yargıtay 13. H.D., T. 27.4.1992, E. 1992/305, K. 1992/3896. Yargıtay 13. H.D., T. 4.4.2003, E. 12569/3985. Yargıtay 15. H.D., T. 18.05.1999, E. 1999/2159, K.1999/4122. Yargıtay 15. H.D., T. 9.7.2012, E. 2011/6750, K. 2012/5214. Yargıtay İBK., T. 11.06.1969, E. 1969/4, K.1969/6. Yargıtay İBK., T. 11.6.1969, E. 1969/4, K. 1969/6. YHGK T., 15.2.1985, E. 15-7/108. YHGK T., 27.10.1982, E. 1979/11-1915, K.1982/865. YHGK T., 4.7.2001, E. 2001/19-534, K. 2001/583.
DİPNOT
1 13.06.1994 tarih, 21959 sayılı Resmi Gazete (RG), Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun (Yap-İşlet-Devret Kanunu).
2 Yap-İşlet-Devret Kanunu m.3.
3 Fırat Kalkınma Ajansı, “Yap işlet devret modelinde uygulanan usul ve esasların kalkınma ajansları açısından analizi”, Araştırma Raporu, 2016 Malatya, s.23.
4 11.06.2011 tarih, 27961 sayılı Resmi Gazete (RG). Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Karar (Yap-İşlet Devret Kararı) m.17.
5 Yap-İşlet-Devret Kararı m.14.
6 Yap-İşlet-Devret Kanunu.
7 Hüsniye Akıllı, Kamu Hizmeti İmtiyazından Yap, İşlet Devret Yönetimine: Yasal Serüven (Yasal Serüven), Sayıştay Dergisi Sayı:89 /Nisan-Haziran 2013, s.102.
8 Akıllı, Yasal Serüven, s.106.
9 Elif Acar, “Yap İşlet Devret Modeli, Tarafları, Önemli Sözleşme Unsurları ve Belirsizlikleri” (Yap-İşlet-Devret Modeli), The Journal of Academic Social Science Yıl: 3, Sayı 12, Haziran 2015, s.301.
10 Yap-İşlet-Devret Kanunu. m.3/d
11 Acar, Yap İşlet Devret Modeli, s.301.
12 Acar, Yap İşlet Devret Modeli, s.302.
13 Gökalp Yılmaz, “Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi Örneği Çerçevesinde Yap-İşlet-Devret Modeli ile Karayolu Proje Geliştirme ve İşletme Modelinin Değerlendirilmesi”, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dönem Projesi, Ankara, Şubat 2016, s.20.
14 Haluk Tandoğan, “Garanti ve Kefalet Sözleşmeleri Arasındaki Farklar ve Banka Kredi Kartı Sözleşmelerindeki Şahsi Teminatın Niteliği”, TBB Dergisi, 2006, S. 66, s. 28.
15 Kemal Atasoy, “Garanti Sözleşmesinin Türleri, Hukuki Özellikleri ve Sonuçları” (Garanti Sözleşmesi), Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2019, S.5, s.101/134.
16 04.02.2011 tarih, 27836 sayılı Resmi Gazete (RG). https:// www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/02/20110204-1.htm.
17 Yargıtay 11. H.D., T. 15.10.1985, E. 1985/4169, K. 1985/ 561.,; Yargıtay İBK.E., T. 11.06.1969, E. 1969/4, K.1969/6.
18 Kemal Atasoy, Garanti Sözleşmesi, s.105.
19 Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, 2. Baskı, İstanbul 2009, s. 520.
20 Yargıtay 11.HD., T. 29.11.2004, E. 2269/11663.; YHGK, T. 15.2.1985, 15- 7/108; Yargıtay 13.HD., T. 4.4.2003, 12569/3985.
21 Safa Reisoğlu, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler (Genel Hükümler), 23. Baskı, İstanbul 2012, s. 393.; Seza Reisoğlu, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Kefalet, Ankara 1992, s.78.; A. Özge Yenice, Teminat Sözleşmelerinde Rücu İlişkileri, 1. Baskı, İstanbul 2009, s. 12.
22 Kemal Oğuzman, Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. I-II, 16. Baskı, İstanbul, 2018, s. 762.; Melek Bilgin Yüce, Garanti Sözleşmesinin Bir Türü Olarak Üçüncü Kişinin Fiilini Taahhüt Sözleşmesi, 2007 yılı Baskısı, İstanbul 2007, s. 10-11.
23 Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri (Özel Borç İlişkileri), C. II, 3. Baskı, İstanbul 1987, s. 849 vd.; Arslan Kaya, “İlk Yazılı Talepte Ödeme Klozunu İhtiva Eden Banka Garantilerinde Hakkın Kötüye Kullanılması Sorunu”, Reha Poroy’a Armağan, İstanbul 1995, s.218.
24 Fahrettin Aral, Banka Teminat Mektuplarının Hukuki Niteliği ve Kefaletten Farkları, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan, Ankara 2006, s.133-134.
25 Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, 2. Baskı, İstanbul 2009, s. 521.
26 Sevgi Kayak, “Hukuki Gelişimi Açısından Üçüncü Kişinin Fiilini Taahhüt” (Hukuki Gelişim), Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2009, s. 41/136.
27 Kayak, Hukuki Gelişim, s. 41.
28 YHGK, T. 4.7.2001, E.2001/19- 534, K.2001/583.
29 Kayak, Hukuki Gelişim, s. 50.
30 Reisoğlu, Genel Hükümler, s. 35.
31 Kayak, Hukuki Gelişim, s. 51.
32 Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 4. Baskı, Ankara 2003, s. 35.
33 Kayak, Hukuki Gelişim, s. 50.
34 Cevdet Yavuz, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), 16. Baskı, İstanbul 2019, s.843.
35 Alper Gümüş, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Kısa Ders Kitabı), 4. Baskı, İstanbul 2019, s.587.
36 Kayak, Hukuki Gelişim s.56.,
37 Yasemin Yılmaz, “Garanti Sözleşmesi”, TAAD, Ekim 2014 sayı 19, s.1080. (son erişim tarihi 27.11.2021) https://docplayer.biz.tr/20012761-Garanti-sozlesmesi-contract-of-guaranty-yasemin-yilmaz.html
38 Kayak, Hukuki Gelişim, s. 57.
39 Yavuz, Özel Hükümler, s. 843.
40 Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, C: I, 1. Baskı, İstanbul 1988, s. 374.
41 Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Gözden Geçirilmiş 9. Baskı, İstanbul 2006, s.1111-1112.
42 Atasoy, Garanti Sözleşmesinin Türleri, Hukuki Özellikleri ve Sonuçları s. 123.
43 Gümüş, Özel Hükümler, s.591.
44 Atasoy, Garanti Sözleşmesi, s.114.
45 Ferhat Canbolat, “Banka Garantisinde Savunma İmkânları ve İhtiyati Tedbirler”, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, 2008, s.37.; Yargıtay 15. HD., T. 18.05.1999, E. 1999/2159, K.1999/4122.
46 Tandoğan, Özel Borç İlişkileri, s.849.; Kaya, Garanti s.218.
47 Yılmaz, Garanti Sözleşmesi, s. 1087-1088.
48 Hüseyin Hatemi, Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, İstanbul 2011, s.293.
49 Tandoğan, Özel Borç İlişkileri, s.848,849.
50 Yargıtay, 1979 yılında verdiği bir kararda doktrindeki görüşlere yer vererek, ‘hangi görüş benimsenirse benimsensin’ söz konusu hükmün geniş yorumlanarak garanti sözleşmesine de uygulanması gerektiğini karara bağlamıştır. (Atasoy, Garanti Sözleşmesi, s.106.’dan naklen. Yarg. 11. HD., E. 1979/5075, K. 1979/ 5456, T. 27.11.1979).
51 Tandoğan, Özel Borç İlişkileri, s.808-809.
52 Aydın Zevkliler, Özel Borç İlişkileri, 20.Baskı, İstanbul 2020, s. 706.
53 Kemal Atasoy, Garanti Sözleşmesi s.125’den naklen, Eren, s.1159; Oğuzman, Öz, a.g.e., s., s.421.








