Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık Konularında Güncel Gelişmeler

2022 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık Konularında Güncel Gelişmeler

Corporate and M&A
2022
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

15 Eylül 2018 tarihinde yayınlanan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ile ilgili madde kapsamında sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında uyulacak usul ve esasları düzenlenmiş olup 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile bu usul ve esaslarda özellikle uygulama şirketlerin teknik iflas durumu karşısında hangi koşullara ne ölçüde başvurabileceğine ilişkin birtakım değişikliklere gidilmiştir. Bu çalışmada söz konusu değişikliklerin açıklanması amaçlanmıştır.  

I. GİRİŞ

Sermaye şirketlerinin sermaye kaybı ve borca batıklıkları durumlarında uygulanacak usul ve esasların düzenlenmesi amacıyla 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun1 376’ncı maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ2 (“Uygulama Tebliğ” ya da “UT”) 15.09.2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış ve aynı gün yürürlüğe girmiştir. UT’de birtakım değişiklikler öngören 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ3 (“Değişiklik Tebliğ” ya da “DT”) ise 26 Aralık 2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Uygulamada teknik iflas olarak da bilinen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 376. maddesinin üçüncü fıkrası, borca batık olma hallerinde şirketlerin alması gereken zorunlu önlemleri düzenlemektedir. TTK 376’nın ilk iki fıkrası sermaye kaybının borca batıklık düzeyine erişmediği hallere ilişkin düzenlemeler öngörmüştür. İlgili düzenlemeyle korunan değerin artırılması ve bunun da mali durumun bozulduğu hallerde şirketlerin daha erken önlem almalarını sağlaması sebebiyle doktrinde olumlu eleştiriler almıştır4. Öncelikle korunan değerin ne olduğunun açıklanması gerekmektedir. Korunan değerden maksat TTK 376’nın kaybına sonuç bağladığı unsurların tümüdür. Öyle ki bu unsurların yitimiyle gerek YK gerekse de GK birtakım aksiyonlara zorlanmaktadır. TTK 519’da kanuni yedek akçelerin ayrılmasının zorunluluğu öngörülmüştür. Ayrıca, TTK 519/3’e göre, kanuni yedek akçe; sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir. Buna göre kanuni yedek akçeler kural olarak kar dağıtımında ya da kanunda sayılı amaçlar dışında kullanılamaz, kanunen blokelidir. Dağıtımı yasaklı kanuni yedek akçeler de, bir şirket için sermayeyle aynı kıymettedir. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak da bir şirketin borca batıklığını ya da sermaye kaybının ölçüsünü belirlemek için sermayenin yanında kanunen korunmuş, dağıtılamayan kalemler de dikkate alınmalıdır. 6762 sayılı Ticaret Kanunu (“eTK”) döneminde sadece sermaye kaybına sonuç bağlanmıştı. Korunan değerin altında yatan ratio legis’in şirketin barındırması gereken maddi unsurların yasaca korunması gerektiği ve sadece sermayenin değil ayrıca yedek akçelerin de yasaca zorunlu tutulduğu göz önüne alındığında eTK’nın düzenlemesindeki isabetsizlik görülebilecektir. Burada şirketlerin zaten zarar gidermeye yönelik ayrılmış kanuni yedek akçenin de hesaba katılarak sermaye kayıp oranlarının aktüelinden daha fazla hesaplanabileceğine yönelik itirazlar gelmektedir5. Bu itirazın sonucu olarak da şirketlerin mali durum hesabı bakımından dezavantajlı duruma düşürüldüğü savunulmaktadır. Ancak, bizce şirketlerin erkenden önlem almaya zorlanması özellikle kırılgan ekonomiler bakımından önem taşımaktadır. Bu bağlamda TTK’nın kanuni yedek akçe ilavesi yerindedir. Ancak tartışmalar burada bitmemektedir. Bir görüşe göre TTK 520 kapsamında şirketin kendi payını iktisap etmesi hâlinde; iktisap bedeli tutarında ayırması gereken yedek akçeleri de TTK 376 hesaplarında dikkate almak gerekirken, bir görüş ise TTK 520 yedek akçesini dışlamaktadır6. Kanunun ruhunun, korunan değeri artırmak ve şirketleri erkenden önlem almaya itmek olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca TTK 1534 gereği madde kenar başlıkları da kanun metnine dahil olduğundan TTK 520’nin üst başlığının kanuni yedek akçe olduğuna da önem verilmelidir. TTK 376. metninde “kanuni yedek akçe” yazdığına göre bunu TTK 519’da düzenlenen “genel kanuni yedek akçe”’ye hasretmek isabetli olmayacaktır. UT’de verilen kanuni yedek akçe tanımının TTK 519’la sınırlanması ise normlar hiyerarşisi argümanıyla bertaraf edilebilecektir. Bu sebeplerle TTK 520’nin de TTK 376 hesabına katılması gerektiğini düşünüyoruz. DT; sermaye   şirketlerinin karşılaşabileceği ekonomik zorluklara ilişkin önemli değişiklikler getirmekte olup, getirdiği değişikliklerin bir kısmı UT’yi açıklama vasfı taşırken diğer kısmı ise uygulamada önemli yenilikler meydana getirecek niteliktedir. 

İşbu çalışmada, sermaye kaybı ve borca batıklık kavramlarına kısaca değinilerek DT ile bu sermaye şirketlerinin bu durumlarda yapması gerekenlere ilişkin getirilen yenilikler üzerinde durulacaktır.

II. BORCA BATIKLIK VE SERMAYE KAYBI KAVRAMLARI

A. Sermaye Kaybı Kavramı

Sermaye kavramı; esas sermaye sisteminde esas sermayeyi, kayıtlı sermaye sisteminde ise çıkarılmış sermayeyi ifade etmektedir7

TTK madde 376 karşılıksız kalma anlamında ikili ayrıma gitmiştir. TTK 376/1 sermaye ile yedek akçe toplamının en az yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı durumda işlerlik kazanacakken TTK 376/2 zarar sebebiyle karşılıksız kalmanın üçte iki veya daha fazla olduğu durumlarda gündeme gelecektir8.

B. Borca Batıklık Kavramı

Borca batıklık durumu; şirketin aktiflerinin, toplam değerin pasiflerinin toplam değerinin altında olmasıdır. TTK 376 gerekçesinde borca batıklık kavramının, alacaklıların, alacaklarını alamamalarını, diğer bir ifade ile şirketin aktiflerinin pasiflerini karşılayamamasını belirttiği ifade edilmektedir9.

III. SERMAYE KAYBI VE BORCA BATIKLIK KONULARINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

A. Sermaye Kaybı Bakımından

Karşılıksız kalma, geçmiş tüm zararların korunan değeri tüketmesi anlamına  gelir10. Sermaye kaybı ise muhasebe ilkelerine göre tespit edilecektir. “assets=liabilities + capital” olduğuna göre şirketin reel sermayesi pasiflerin aktiflerden çıkarılması ile tespit edilecektir. Bu tutarın, şirketin yazılı sermaye ve kanuni yedek akçe toplamından az olması durumunda karşılıksız kalma ve sermaye kaybı gündeme gelecektir. Burada gündeme gelebilecek çeşitli hesaplama tartışmaları DT’de karşılıksız kalma için getirilen şu tanımla daha da harlanmıştır: “Zararın, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisine eşit veya bu tutardan çok olması”. UT kapsamında düzenlenen sermaye kaybı hallerinden biri olan “sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kalması” ile DT’de yer alan başlık altında UT’ye ek olarak “zarar sebebiyle” ibaresi eklenmiştir. Bu doğrultuda, UT kapsamında düzenlenen bir diğer sermaye kaybı hali olan “sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az 2/3’üne zarar sebebiyle karşılıksız kalması” durumu, DT ile birlikte zararın sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’üne eşit veya bu tutardan çok olması hali olarak değiştirilmiştir. Burada zararın çokluğundan çok giderilip giderilmemesi önem taşıdığı için sırf zarar miktarı yerine zararın sermayeyi tüketmesi esas alınmalıydı11. Herhalde kanuni tanımdan yola çıkılarak DT’de getirilen tanımın bertaraf edilmesi mümkün olabilecektir. Bu karşılıksız kalmaya TTK 376 karşılıksız kalmanın oranı ölçüsünde sonuç bağlamıştır. DT ile birlikte, sadece kur farkından doğan zararlar olarak düzenlenen hesaplamalara getirilen istisnalar genişletilerek 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının 1/2‘sinin dikkate alınmayabileceğini düzenlenmektedir. UT’nin kur farklarından doğan zararlara ilişkin Geçici 1’inci Maddesinde değişiklik yapılarak 01.01.2023 tarihine kadar, TTK’nın 376'ncı Maddesi tahtında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz gereği ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerinden doğan kur farkı zararlarının tamamının dikkate alınmayabileceği düzenlemesine ek olarak 2020 ve 2021 yıllarına denk gelen kiralamalardan doğan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının  yarısının hesaba katılmayabileceği ve bu tutarların belirlenmesinde mükerrerlik oluşmayacak şekilde hesaplama yapılacağı ve yapılacak hesaplamalara ilişkin olarak 13’üncü Madde hükmü gereğince hazırlanan finansal tablolarda herhangi bir kayda yer verilmeyerek, bilgilendirme maksadıyla dipnotlarda gösterileceği belirtilmiştir. 

Burada ortak sonuç ise GK’nın YK’ca hemen toplantıya çağrılmasıdır. Karşılıksız kalma yarıyı aşkın ve fakat üçte ikiden az ise, YK uygun gördüğü iyileştirici önlemleri GK’ya sunar. Bu tür önlemler örnekleyici olarak UT’nin 6. Maddesinde; sermayenin tamamlanması, sermaye artırımına gidilmesi, bazı üretim birimlerinin tamamen kapatılması ya da şirketin birimleri bakımından küçülmeye gidilmesi, iştiraklerin satışı veya pazarlama sisteminde yapılacak değişiklik şeklinde opsiyonel olarak sıralanmıştır. Ancak GK burada tam ihtiyari yetkiye sahiptir, sunulan önlemleri kabul edebilir, reddedebilir ya da hepten başka önlemler benimseyebilir. Kanunun bu azalma durumunu üçte ikiyi aşkına oranla daha az ciddi görmesi sebebiyle böyle bir ihtiyarilik tanıdığı ve önlem alınmamasına sonuç bağlamadığı söylenebilecektir. 

TTK 376/2 kapsamında, karşılıksız kalma üçte ikiyi veya daha fazlasını bulduğunda ise dönülmez akşamın ufkuna girilecektir. Yine YK bu durumu bildirerek derhal GK toplantı çağrısında bulunacaktır. Ancak bu GK toplantısında bazı kararlar alınmalıdır, aksi takdirde şirket infisah eder. Bu kararlar ise ya kalanla yetinme ya da sermaye tamamlanmasına gitmedir. Bu kararlardan ikisi de alınmazsa şirket kendiliğinden sona erecektir. Bu sebeple, TTK 376/2 hükmü teknik iflas maddesi olarak da anılmaktadır. Ancak bu kullanımın galat olduğunu ileri sürenler vardır12. Bu görüş kapsamında, iflasın ödeme gücünün yitirildiği yani şirketin aktifinin pasifine yetmediği durumlarda gündeme geldiği, TTK 376/2 kapsamında ise özkaynağın üçte birinin halen mevcut olduğuna göre şirketin ödeme gücünün var olduğu ve bu varlık karşısında iflasın gündeme gelmeyeceği savunulmaktadır. Oysa iflas tüm malvarlığına yönelik, külli bir takip yoludur. İflas takibi açmak için ya da iflas kararı vermek için; aktif pasif durumu  ya da borçlunun ödeme gücü dikkate alınmaz, incelenmez. Bu sebeple TTK 376/2 hükmüne teknik iflas denmesinin yanlışlığını ödeme gücüne dayandıran görüşü isabetsiz buluyoruz. Ancak yine de TTK 376/2’ye teknik iflas denmemelidir. Çünkü iflas terimi kanuni bir terimdir ve bir takip ve tasfiye yolunu ifade eder. TTK 376/2 kapsamında infisahta ise iflas yolu gündeme gelmez, TTK’da yer alan özgü tasfiye hükümleri gündeme gelir. Kanuni terimin yersiz kullanılması yanlış olduğundan TTK 376/2’ye yönelik teknik iflas tanımlamasını yanlış buluyoruz. 

DT ile, sermaye ve kanuni yedek akçelerin toplamının en az 2/3’üne zarardan dolayı karşılığının olmaması durumu yapılabilecek sermaye azaltımı bakımından, kalan sermayenin meydana gelen kayıptan önce sermayenin 1/3’ünden daha az olabileceği hususu maddenin lafzında yer alan “sermayenin 1/3’ü ile yetinme” ifadesinin yerine “kalan sermayeyle yetinme” ibaresi kullanılmak suretiyle doktrinde daha önce de o şekilde anlaşılan durum yasal zemine kavuşmuştur. Yine aynı şekilde, kalan sermayeyle yetinmenin mümkün olduğu ve bunun alt limitinin TTK 332 olduğu DT ile birlikte açıklık kazanmıştır. 

B. Borca Batıklık Bakımından

TTK 376/3’e göre şirketin borca batıklık koşullarının oluşmasına ilişkin bir durumun söz konusu olması halinde, şirketin yönetim organı tarafından ara bilanço çıkartılacaktır. Bu bilanço şirket devamlılığı esasına göre ve muhtemel satış fiyatları esas alınarak çıkartılacaktır. Şirketin aktifleri, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaz ise yönetim kurulu, ilgili şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi’ne şirketin iflasını istemek üzere bildirimde bulunacaktır. Kanunun ilgili maddesinde açıklanan bu durum DT’nin yayımlanıp yürürlüğe girmesiyle birlikte değişikliğe uğramıştır. 

DT ile birlikte borca batıklık halinde şirketin yönetim kurulu tarafından, öncelikle şirketin iflasının istenmesinden önce kullanabilecek bir imkân meydana getirilmiştir. Bu doğrultuda, şirketin borca batıklığına karar verilmesi ve sermaye azaltımı, sermayenin tamamlanması veya sermayenin  artırılması şeklinde yer alan iyileştirici önlemlerden birinin alınmaması varsayımında, şirketin iflası için mahkeme yolu açık olacaktır. Fakat yönetim kurulu tarafından DT’nin 7. maddesinde tanınan imkânların kullanılmaması halinde mahkemeye başvurulabilecektir. Bu sebeple doğrudan doğruya mahkemeye başvurarak şirketin iflası istenemeyecektir. 

Sermayenin uğradığı zarardan dolayı meydana gelen kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeksizin sermaye artırımına karar verilmesi halinde, tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az 1/2'sinin şirketin öz sermayesinde korunmasını sağlayacak tutarın sermaye artırımı tescili öncesinde ödenmesi zorunluluğunun düzenlendiği anlaşılmaktadır. DT ayrıca TTK 376 kapsamında bulunan şirketlerin aynı genel kurul toplantısında bedelleri tamamen ödenmek üzere koşullar aranmaksızın sermayesini şirketin istediği gibi artırmasına ve daha sonra azaltmasına imkân vermektedir. Ek olarak, tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının öz sermaye içinde korunması zorunluluğu bulunması koşulu ile birlikte tamamen ödenmesi suretiyle sermayenin gerekli miktarda artırılmasına ve daha sonra sermayenin azaltılmasına karar verilebileceği belirtilmiştir. UT ve DT’nin bu konudaki düzenlemelerinden önce ise TTK m. 376/2 hükmünde, genel kurulun karara bağlayabileceği iyileştirici önlemlerin sermayenin; “tamamlanması” veya “azaltılması” olmak üzere sınırlı sayıda gösterilmiş olması nedeniyle, TTK m. 376/2 bağlamında sermaye kaybı olan şirketlerin azaltım yapmadan doğrudan sermayelerini artıramayacakları, sermaye artırımının bir ön şart olarak değerlendirilmesi gerektiği öğretide genel olarak kabul edilmekteydi13. Ancak, UT ile bu durum öğreti aleyhine değiştirilmiştir. Buna göre sermaye kaybını üçte ikiden daha aşağıya indirecek nitelikte, doğrudan, azaltma yapmaksızın artırım yapmak mümkündür. Bu yeni düzenlemeler ile daha önceden sermaye azaltımını zorunlu gören ve hakkaniyete aykırı sonuçlar yaratabilecek baskın görüşün aksi yönünde bir düzenleme getirmesi sebebiyle UT ve DT ile uygulamada daha adil sonuçlar gözlenebilecektir.

IV. SONUÇ

2019 yılı ile global etkileri olan ve ülkemizde de hala sürmekte olan pandemi sebebiyle birçok işletmenin finansal yapıları olumsuz yönde etkilendi. Pandemi ile birlikte kur farkı kaynaklı zararlar hesaba katılmasa bile borca batıklıktan kurtulamama durumu söz konusudur. Söz konusu olayda şirketlerin teknik iflas ve borç ödeyememe durumlarının meydana geldiği ve hatta doğrudan iflas aşamasına gelindiği gözlenmektedir. Dolayısıyla bu konuların da dikkate alınacağı yeni hukuki düzenlemelere gereksinim duyulduğu düşünülmektedir14

Sermaye kaybı ve borca batıklık, ekonomik olarak kurun sabit olmayışı ve ekonomik açıdan ülkemizde bulunan şirketlerimizin sermaye kaybı ve borca batıklık durumuyla oldukça sık karşılaştığından dolayı DT ile önemli değişiklikler yapılmış ve bu değişikliklerden önce kur farklarının hesaba katılmadığına dair düzenlemeye, “2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı” ifadesi de eklenmiştir. 

DT ile yapılan bu değişiklikler ve eklenen hükümler hem kurun stabil olmaması hem de ülkemiz ekonomisini oldukça kötü etkileyen pandeminin şirketlere finansal açıdan fazlasıyla olumsuz etkilerinin olması bakımından önem teşkil etmektedir. 

Sonuç olarak yayınlanan DT ile birlikte sermaye kaybı yaşayan veya borca batık olan şirketler nezdinde yeni ve gelişmiş öneriler getirilmiş olup, şirketlerin ekonomik açıdan yaşadıkları bu zor koşullardan çıkmaları veya durumu daha az hasarla atlatmaları için çeşitli tedbirler getirilmiştir. 

KAYNAKÇA

AHMET TÜRK, “Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Getirdiği Değişiklikler ve Yeniliklerle Anonim Ortaklıkta Sermaye Kaybı ve Hukuki Sonuçları”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi 2015, C. 17, S. 2, s. 63-112. 

EMEK TORAMAN ÇOLGAR, TTK m. 376/2 Hükmü Kapsamında Sermaye Kaybı Olan Anonim Şirketlerde Sermaye Artırımı Yapılması, İstanbul. 

EZGİ ÖZTÜRK, Sermaye Şirketlerinde Sermaye Kaybı, Borca Batıklık Ve Teknik İflasın Sonuçları İle Alınabilecek İyileştirici Önlemler Kapsamında Mali Tablo Analizi, İstanbul 2019.

İSMAİL CEM SOYKAN, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Ortaklıklarda Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı, On İki Levha Yayınları, İstanbul 2019, s. 257-271.

İSMAİL KAYAR “Yeni TTK’ya Göre Anonim Şirkette Sermaye Kaybı ve Borca Batıklığın Tespiti ve Sonuçları”, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nu Beklerken, 10-11-12 Mayıs 2012 Sempozyum, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, s. 643-658. 

TOLGA AYOĞLU “TTK M. 376 F. 1 ve 2 Hükümlerine İlişkin Düşünceler”, Legal Hukuk Dergisi, C. 15, S. 172, 2017, s. 1581-1604. 

ÜNAL TEKİNALP, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2020. 

YAVUZ AKBULAK, Anonim Şirketler Yönünden Sermaye Kaybı ve Borca Batık Olma Hadiseleri, (Erişim: 07.02.2022) https://blog.lexpera.com.tr/anonim-sirketler-yonundensermaye-kaybi-ve-borca-batik-olma-hadiseleri/.

DİPNOT

1 14.02.2011 tarih, 27846 sayılı Resmi Gazete (RG). 

2 15.09.2018 tarih, 30536 sayılı Resmi Gazete (RG). 

3 26.12.2020 tarih, 31346 sayılı Resmi Gazete (RG), 

4 Emek Toraman Çolgar, TTK m. 376/2 Hükmü Kapsamında Sermaye Kaybı Olan Anonim Şirketlerde Sermaye Artırımı Yapılması, İstanbul 2021 s. 7’den naklen, Ahmet Türk, “Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Getirdiği Değişiklikler ve Yeniliklerle Anonim Ortaklıkta Sermaye Kaybı ve Hukuki Sonuçları”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi 2015, C. 17, S. 2, s. 63-112, s. 65; İsmail Kayar “Yeni TTK’ya Göre Anonim Şirkette Sermaye Kaybı ve Borca Batıklığın Tespiti ve Sonuçları”, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nu Beklerken, 10-11-12 Mayıs 2012 Sempozyum, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, s. 643-658, s. 643, 646. Bu tercihin genel bir eleştirisi için bkz. Tolga Ayoğlu “TTK M. 376 F. 1 ve 2 Hükümlerine İlişkin Düşünceler”, Legal Hukuk Dergisi, C. 15, S. 172, 2017, s. 1581-1604, s. 1583 vd., özellikle s. 1595-1601.

5 Ayoğlu, s. 1597. 

6 Toraman Çolgar, s. 6,7. 

7 Toraman Çolgar, s. 5. 

8 Ezgi Öztürk, Sermaye Şirketlerinde Sermaye Kaybı, Borca Batıklık ve Teknik İflasın Sonuçları İle Alınabilecek İyileştirici Önlemler Kapsamında Mali Tablo Analizi, İstanbul 2019. 

9 Toraman Çolgar s. 3.

10 Toraman Çolgar s. 11. 

11 Toraman Çolgar, s. 14. 

12 Ayoğlu, s. 1585

13 Toraman Çolgar s. 3’ten naklen, Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2020 N. 12-143. Öğretideki görüşlerin kapsamlı analizi için bkz. İsmail Cem Soykan, Türk Ticaret Kanunu’na Gore Anonim Ortaklıklarda Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı, İstanbul 2019 s. 257-271.

14 Yavuz Akbulak, Anonim Şirketler Yönünden Sermaye Kaybı ve Borca Batık Olma Hadiseleri.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU, BORCA BATIKLIK, KANUNİ YEDEK AKÇE, SERMAYE AZALTIMI VE ARTIRIMI, SERMAYE KAYBI, TEKNİK İFLAS, TTK 376 HAKKINDA TEBLİĞ.
Capabilities
Corporate and M&A
Banking & Finance
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 207

Gsi Brief 207

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

ULUSLARARASI YATIRIM SÖZLEŞMELERİ VE YATIRIMCI – DEVLET UYUŞMAZLIKLARI

Uluslararasi Yatirim Sözleşmeleri̇ Ve Yatirimci – Devlet Uyuşmazliklari

2022
Read more
İslam Konferansı Teşkilatına Üye Ülkeler Arasında Yatırımların Teşviki, Korunması ve Garanti Edilmesi Anlaşması Tahtında Yatırımcıya Sağlanan Temel Haklar

İslam Konferansı Teşkilatına Üye Ülkeler Arasında Yatırımların Teşviki, Korunması Ve Garanti Edilmesi Anlaşması Tahtında Yatırımcıya Sağlanan Temel Haklar

2022
Read more
Tahkim Yargılamasında Hakemin ve Tarafların Tabiiyeti

Tahkim Yargılamasında Hakemin Ve Tarafların Tabiiyeti

2022
Read more
Yap-İşlet-Devret Projelerinde Araç Geçiş Garantilerinin Hukuki Niteliği

Yap-i̇şlet-devret Projelerinde Araç Geçiş Garantilerinin Hukuki Niteliği

2022
Read more
Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık Konularında Güncel Gelişmeler