ÖZET
Ticari hayatta sıklıkla karşılaşılan sözleşme türlerinden biri olan eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 470. maddesi ve devamındaki maddelerde düzenlenmekte olup, eser sözleşmesinin konusunu; iş sahibinin bir eserin meydana getirilmesini yükleniciden talep etmesi ile yüklenicinin de belirli bir bedel karşılığında sözleşme konusu eseri meydana getirerek iş sahibine teslim etmesi oluşturmaktadır. Aşağıda izah edilecek durumların mevcudiyeti halinde, iş sahibinin ve/veya yüklenicinin eser sözleşmesinden dönme hakkı bulunmakta olup, söz konusu durumlar TBK kapsamında düzenlenmiştir. Mevzuat kapsamında taraflara sağlanan söz konusu hak, taraflarca akdedilen sözleşmeler kapsamında da taraflarca kararlaştırılabilmektedir. Gerek mevzuat kapsamında gerekse tarafların iradeleri doğrultusunda ortaya konabilen söz konusu hak, genel itibarıyla karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengeyi koruma amacını ihtiva etmektedir. Eser sözleşmelerinden dönmeye imkan veren haller aşağıda da izah edileceği üzere, iş sahibinin eser sözleşmesinden dönebileceği haller kapsamında; yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya işi geciktirmesi sebebiyle sözleşmeden dönme, yüklenicinin işi teslim borcunun ifasında temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönme ve işin ayıplı olması sebebiyle sözleşmeden dönme ve yüklenicinin götürü bedelli sözleşmelerde olağanüstü hallerin varlığı halinde veya iş sahibinin temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönebilmesi şeklindedir.
I. GİRİŞ
Eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. İşbu makale kapsamında, genel yönleriyle eser sözleşmesi, mevzuat kapsamında sözleşmeden dönmeye imkan tanıyan haller dahil eser sözleşmesi özelinde sözleşmeden dönme hakkı, ve eser sözleşmesinden dönme hakkının kullanılmasına bağlanan sonuçlar açıklanacaktır.
II. GENEL İTİBARIYLA ESER SÖZLEŞMESİ
A. Eser Sözleşmesinin Tanımı
Eser sözleşmesi, TBK’nın 470. ve 486. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, 470. maddede yer alan tanımıyla eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Söz konusu tanımdan anlaşılacağı üzere eser sözleşmesinin tarafları iş sahibi ve yüklenicidir. Eser sözleşmesinde yüklenici, asli edim yükümlülüğü olarak, iş görme borcuna dayalı bir edim sonucunu borçlanır; buradaki edim sonucu ise, meydana getirilen eserin iş sahibine teslimidir1. Bu doğrultuda, eser sözleşmesi kapsamında yüklenici, iş görme faaliyetinde bulunmayı ve bu faaliyetin sonucunda bir eser meydana getirerek teslim etmeyi, sözleşmenin diğer tarafı olan iş sahibi ise meydana gelen eser karşılığında yükleniciye bir bedel ödemeyi taahhüt etmektedir2.
B. Eser Sözleşmesinin Özellikleri
Eser sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşmenin taraflarından yüklenici, bir eser meydana getirme borcu altına girerken, iş sahibinin ücret ödeme borcu bulunmaktadır. Bir eser meydana getirme borcunun karşılığında ücretin kararlaştırılmadığı sözleşmelerin, eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi mümkün değildir3.
Eser sözleşmesi, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını açıklamaları ile kurulabilmekte olup, söz konusu sözleşmenin kurulması, kanun tarafından kural olarak herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır. Bu doğrultuda, tarafların eser sözleşmesini hiçbir şekle bağlı olmadan kurabilmesi mümkündür4. Bununla birlikte TBK’nın 2/I. maddesi “Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derece deki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır” hükmünü haizdir. İlgili hükümde belirtilen esaslı noktalar bir eser meydana getirme ve ücret vaadi olup, kurulmak istenen eser sözleşmesinin asgari içeriğini oluşturur. Ücretin sözleşme kurulurken belirlenmesi gerekli değildir. Ücret vaadi sözleşmenin kurulabilmesi için yeterlidir. TBK’nin 481. maddesine göre “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” Yukarda açıklandığı üzere söz konusu noktaların sağlanması vasıtasıyla, taraflar sözleşmenin tali unsurları üzerinde durmamış olsalar bile sözleşme kurulur.
TBK’nın 471. maddesi uyarınca yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, yüklenici işi başkasına da yaptırabilir. Yüklenicinin kişisel nitelikleri eserin meydana getirilmesi için önemli olmakta beraber, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir özellik arz etmediği durumlarda yüklenici eseri bizzat kendisi meydana getirmek zorunda olmayıp, yönetim ve sorumluluğu altında eseri üçüncü bir kişiye yaptırabilir. Bu halde yüklenici işi kendi kişisel yönetimi ve sorumluluğu altında bağlı bir ifa yardımcısına yaptırabilir. Buna karşılık yüklenicinin edimi kişisel nitelik taşımıyorsa, yani işin doğası gereği yüklenicinin kişisel nitelikleri eserin meydana getirilmesi için önem taşımıyorsa, asıl yüklenici kendi ad ve hesabına yaptığı alt eser sözleşmesiyle eseri meydana getirme işini bağımsız ifa yardımcısı konumundaki üçüncü bir kişi olarak alt yükleniciye, kendi sorumluluğu altında görmesi için devredebilir5.
III. SÖZLEŞMEDEN DÖNME KAVRAMI VE SONUÇLARI
A. Sözleşmeden Dönme Kavramı
Sözleşme serbestisi ilkesi gereğince, Türk hukukunda taraflar kanunun öngördüğü sınırlar dahilinde kalmak kaydıyla, diledikleri kişiler ile herhangi bir hususa ilişkin olarak sözleşme akdedebilmekte olup, yine söz konusu sözleşmesel ilişkiyi sonlandırabilmektedir. Dayanağını Roma Hukuku’ndaki “pacta sunt servanda” ilkesinden alan ve Türk hukukunda da benimsenen “ahde vefa ilkesi” uyarınca, kural olarak tarafların taahhüt ettikleri edimler ile bağlı kalmaları ve söz konusu edimleri taahhüt ettikleri doğrultuda yerine getirmeleri gerekmekte olup, sözleşmesel ilişkinin sonlandırılabilmesi için her iki tarafın da bu doğrultuda ortak bir kanaati bulunmalıdır6. Diğer bir deyişle, tarafların karşılıklı ve birbiri ile uyumlu ortak irade beyanları vasıtasıyla kurulan sözleşmesel ilişkinin söz konusu ilke ışığında tek taraflı olarak sonlandırılabilmesi mümkün değildir. Her ne kadar kural olarak bu şekilde ise de, yine hukukumuzda benimsenmiş ve yasadan kaynaklanan sözleşmeden dönme ve sözleşmenin feshi kavramları ile taraflara tek yanlı olarak sözleşmesel ilişkiyi sonlandırabilme imkanı tanınmıştır.
Sözleşmeden dönme hakkı ile sinallagmatik diğer bir deyişle karşılıklı sözleşmelerde, karşılıklı edimler arasındaki görevsel (fonksiyonel) bağlılığı ve dengeyi korumak amaçlanmaktadır7. Söz konusu hak, sözleşme ilişkisinin kuruluş döneminde taraflarca saklı tutulabileceği gibi, kanundan da kaynaklanabilmektedir. Kanundan kaynaklanan “sözleşmeden dönme hakkı”, sözleşme ilişkisini tek yanlı çözme yetkisi veren bir olumsuz yenilik doğuran hak olmakla birlikte, sözleşmenin kuruluş dönemi ve devamında karşılaşılabilecek birtakım ifa engelleri karşısında, kanun koyucu, taraflar arasındaki edim dengesinin aleyhine bozulduğu ya da bozulabileceği tarafa sözleşmeden dönme hakkını tanımıştır8. Sözleşmede taraflarca saklı tutulmuş olan dönme hakkının fonksiyonu ise, ileride ortaya çıkabilecek birtakım olumsuz durumlar karşısında, sözleşmenin bağlayıcılığından kurtulma yolunu açık tutmaktır. Özellikle, sözleşmenin kuruluşu sırasında mevcut olan ekonomik koşulların zamanla bozulması olasılığına karşı, sözleşmenin bağlayıcılığından sıyrılabilmek için bu dönme hakkının saklı tutulmasına ihtiyaç vardır.
B. Mevzuat Kapsamında Sözleşmeden Dönmeye İmkan Tanıyan Haller
TBK’nın 125. maddesi tahtında, borçlunun temerrüde düşmesi halinde alacaklıya birtakım seçimlik hakları tanınmış olup, işbu madde şu şekildedir;
“Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.”
Bu itibarla, alacaklının seçimlik hakları kısaca; (i) borcun aynen ifası ile gecikme tazminatı talep etme, (ii) borcun ifasından vazgeçerek uğramış olduğu müspet zararın tazminini isteme ve (iii) sözleşmeden dönerek uğramış olduğu menfi zararın tazminini istemek şeklindedir.
C. Sözleşmeden Dönme ve Sözleşmenin Feshi Ayrımı
Hukukumuzda, bir sözleşmenin taraflardan birinin iradesiyle sona erdirilmesi durumuna ilişkin olarak “sözleşmeden dönme” ve “fesih” kavramları kullanılmaktadır. Dönme ve fesih kavramları eş anlamlı olarak algılanabilmekte ve sıklıkla yanlış kullanılabilmektedir9.
Doktrinde fesih terimi ile dönme terimlerinin birbirinden farklı anlamlar taşıdığına dair yerleşmiş görüşe göre fesih, sürekli bir sözleşme ilişkisini sadece “ex nunc” diğer bir deyişle ileriye doğru sona erdiren bir olumsuz (bozucu) yenilik doğuran hak ya da işlemdir10. Dönme ise, sözleşme ilişkisinin taraflardan birince tek taraflı olarak “ex tunc” diğer bir deyişle geriye etkili olarak sona erdirilmesini sağlayan yenilik doğuran haktır11.
Fesih durumunda, sözleşmenin ifa edilmiş kısmı fesihten etkilenmezken ve fesihten önce doğan alacaklar devam ederken yalnızca ifa edilmemiş edimler sona ermektedir12. Dönme durumunda ise, sözleşmeden dönen taraf sözleşme ilişkisinden böylelikle vazgeçmekte, sözleşmenin kurulması anına geri dönerek ifa edilmiş yükümlülükleri ortadan kaldırmaktadır13.
Diğer bir deyişle, sözleşme ilişkisini ileriye etkili olarak ortadan kaldıran fesih, sözleşmeye aykırılıktan dolayı akdi zarar(giderim) talep edilmesine olanak tanımakta, ancak sözleşme ilişkisini hiç kurulmamış gibi geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran dönme işleminde ayrıca bir giderim talep edilmesine olanak vermemektedir. Dönme üzerine istenecek tazminat olumsuz zararın giderilmesine yani sözleşmenin hükümsüzlüğünden dolayı meydana gelen menfi zararın tazminine yöneliktir14.
Sözleşmeden dönme, ancak sözleşmeyi bozmayı gerektiren haklı nedenlerin ortaya çıkması halinde söz konusu olmaktadır. Bu nedenle olağan fesih gibi, olağan bir dönme şekline rastlamak mümkün değildir15.
IV. İŞ SAHİBİNİN ESER SÖZLEŞMESİNDEN DÖNMESİ
A. Genel Olarak
Eser sözleşmesinde yüklenicinin asli borçları eserin zamanında ve ayıpsız olarak meydana getirilmesi ve eserin iş sahibine teslim edilmesidir16. TBK’nın 473/I hükmüne göre, “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.”. Bu hüküm uyarınca iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması herhangi bir şekle bağlanmamıştır.
Eser sözleşmesinde teslim edilen eser, iş sahibinin ifa menfaatini karşılamaya elverişli olmalıdır. Eser ayıplı ve ifa menfaatini karşılamaya elverişli değilse, yüklenici edim borcuna aykırı davranmış olur ve sözleşme gereği gibi yerine getirilmemiş sayılır17. TBK’nın 475. maddesinde iş sahibinin seçimlik haklarından dönme hakkı düzenlenmiştir.
Yüklenicinin işi tamamlamaması veya tesliminde gecikmesi, yüklenicinin temerrüdüne yol açar. Bu konuda TBK’da genel hükümlerde düzenlenen borçlu temerrüdüne ilişkin hükümler uygulanır.
B. Eser Sözleşmesinden Dönmenin Koşulları
Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibinin hangi seçimlik hakları kullanabileceği TBK’nın 475. maddesinde sayılmıştır. Bu hüküm uyarınca eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde iş sahibinin kullanabileceği seçimlik haklar: “1. Eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.” şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu sözleşmeden dönmenin sonuçlarını göz önünde bulundurarak, iş sahibinin sözleşmeden dönmesini, diğer seçimlik haklarına nazaran daha ağır koşullara bağlamıştır18. Buna göre iş sahibi ancak, eser iş sahibinin kullanamayacağı veya dürüstlük kuralına göre kabul edemeyeceği ya da sözleşmede kararlaştırılan şartlara aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönebilecektir.
Yüklenici teslim borcunu yerine getirmede temerrüde düşerse, TBK’nın 125/II-III hükümleri uyarınca iş sahibi, verilen sürenin sonunda derhal bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeden dönüp menfi zararının tazminini isteyebilir19. Yüklenicinin temerrüde düşmesi için; borç muaccel hale gelmeli, henüz ifada bulunulmamış olmalı gecikmeyi halkı kılan bir olgu bulunmamalı ve yükleniciye ihtarda bulunulmalıdır. Teslim borcu muaccel olmakla birlikte, yüklenici özel bir savunmayla ifadan kaçınabiliyorsa temerrüt gerçekleşmez20.
Bununla birlikte, yukarıda yer verilen TBK’nın 473. maddesi uyarınca eserde bir ayıp olup olmaması gözetilmeksizin işin vadesinde teslim edilemeyeceği açıkça anlaşılıyorsa, iş sahibi eserin teslim için belirlenen vadeyi beklemek zorunda olmadan sözleşmeden dönebilir.
C. İş Sahibinin Tazminat Talebinin Niteliği ve Kapsamı
Türk Borçlar Kanunu’nun 475’inci maddesinde, eserin ayıplı olması halinde iş sahibine tanınan haklar içerisinde, iş sahibinin ayıp sebebiyle uğradığı zararın tazmini de vardır. Ayıp sebebiyle tazminat talebi seçimlik haklarla birlikte (sözleşmeden dönme, ayıp sebebiyle bedelden indirim isteme ve onarım hakkı) ya da tek başına talep edilebilir21. TBK’nın 475/II hükmünde tazmine konu olan zararlar, eserdeki ayıp dolayısıyla uğranılan ve eserin ayıplı olması ile arasında nedensellik bağı bulunan zararlardır22. Turgut Öz’e göre, bu tür zararlar, sözleşmenin hüküm ifade edeceğine güvenilmiş bulunmanın ötesinde, TBK m. 475 (mülga BK m. 360) hükmü uyarınca doğrudan ayıplı eser tesliminden kaynaklanmaktadır. Bu da, bu tür zararların gerçek anlamda bir olumsuz zarar sayılmasını engeller23.
TBK’nın 473/I hükmü gereğince sözleşmeden dönme hakkını kullanan iş sahibi de, yüklenicinin kusuru bulunmadığını kanıtlayamaması halinde, yükleniciden olumsuz (menfi) zararın tazminini isteyebilir24.
İş sahibinin talep edebileceği olumsuz zarar, karşı tarafça yerine getirileceğine güvenilen bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması sebebiyle uğranılan zarar olup, sözleşme hiç yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar kapsamına gireceği kabul edilen unsurlar şunlardır: sözleşmenin, yapılmasına ilişkin giderler; harçlar, posta giderleri, noter ücreti vb25.
V. YÜKLENİCİNİN SÖZLEŞMEDEN DÖNEBİLECEĞİ HALLER
TBK’nın 480/II. maddesinde yüklenicinin sözleşmeden dönme hallerinden biri düzenlenmiştir. İşbu hükümde: “başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.” düzenlenmiştir. Kanun koyucu, TBK’nın 480/II. maddesinde yer alan şartların gerçekleşmesi halinde, sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinden ayrılınacağını ve sözleşmenin değişen şartlara uyarlanabileceğini kabul etmiştir26. Bu hükmün amacı, aşırı ölçüde bozulan edimler arasındaki dengeyi sağlamak için sözleşmeyi değiştirme imkanı vermektir27.
Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda ise yüklenici fesih hakkını kullanabilir. Yüklenicinin masraf arttırıcı veya eserin ücret açısından yapımını güçleştirici nitelikte olağanüstü durumları zamanında yapı sahibine ihbar etmeden işe devam etmesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder28. Bu hususa ilişkin olarak T.C. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 25.01.1984 tarihli 1983/3 esas sayılı kararında29; “Borçlar Kanunu’nun 106. maddesinden kaynaklanan fesih hakkının kullanılmasının, Medeni Kanunun 2. maddesi uyarınca, afaki iyi niyet kurallarına ters düştüğü haller söz konusu olabilir ve bu gibi pozisyonlar ayrık tutulmalıdır. Şu var ki, vade ve munzam mehle rağmen, inşaatı zamanında teslim etmeme şeklinde kusurlu olan müteahhidin, dürüstlük kurallarına uyduğu söylenemez. Böyle hallerde temerrütteki kusur ile dürüstlüğe aykırı davranışın iç içe bulunduğu meydandadır. Böyle durumlarda, iş sahibi alacaklının, eser sözleşmesini fesih hakkını kullanması, afaki iyi niyet kurallarına aykırı davranış olarak nitelendirilemez. Kimse kendi kusurundan yararlandırılamaz.” şeklinde belirtilmiştir. İlgili kararda da izah edildiği üzere, iş sahibinin yüklenicinin temerrüde düşmesine sebebiyet verecek dürüstlük kuralına aykırı davranışlarının mevcudiyeti halinde yüklenici fesih hakkını kullanabilecektir.
İş sahibinin malzeme veya arsayı sağlama borcu olup da bu borçlarını yerine getirmede ya da bedel ödeme borcunun ifasında temerrüde düşmesi halinde, yüklenici sözleşmeden dönebilir30. İş sahibinin, muaccel hale gelen bedel ödeme borcunda temerrüde düşürülmesi için, sözleşmede ödeme için belirli bir gün kararlaştırılmamışsa, TBK’nın 117/I. maddesindeki genel kural uyarınca yüklenicinin (alacaklının) ihtarda bulunması gerekir31. Tarafların borcun ifası için belirli bir gün kararlaştırması halinde ise ihtara gerek olmaksızın iş sahibi temerrüde düşer.
VI. ESER SÖZLEŞMESİNDEN DÖNMENİN SONUÇLARI
A. Klasik Görüş
Klasik dönme görüşü denen görüşe göre, sözleşmeden dönülmesi, sözleşme ilişkisini geçmişe etkili olarak tamamen ortadan kaldırır32. Ancak dönme sonucu ortaya çıkan iade borcunun hukuki dayanağı konusunda farklı görüşler de ileri sürülmektedir.
1. Sebepsiz Zenginleşme Görüşü
Sebepsiz zenginleşme görüşüne göre, sözleşmeden dönme beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşmenin kurulduğu andan itibaren geçmişe etkili biçimde ortadan kalktığı, kazanımların geri verilmesi talebi bakımından sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulama alanı bulduğu kabul edilir33.
2. Kanuni Borç İlişkisi Görüşü
Kanuni borç ilişkisi görüşü savunucularına göre, sözleşmeden dönme ile borç ilişkisi geçmişe etkili biçimde sona erse de bu, ifa edilmiş edimlerin sebepten yoksun olduğu anlamına gelmez34. Bu görüşe göre, sözleşmeden dönme ile sözleşme ilişkisi sebepsiz zenginleşme ilişkisine değil, TBK’nın 125. maddesinde düzenlenen yasal borç ilişkisine dönüşür35. Alacaklının sebepsiz zenginleşme hükümlerinde öngörülen kısa zamanaşımı süresinden kurtarılmasını amaçlamaktadır36.
3. Ayni Etkili Dönme (İstihkak) Görüşü
Ayni etkili dönme görüşü klasik görüşlerin sonuncusudur. Diğerleri gibi ayni etkili dönme görüşü de sözleşme ilişkisinin dönme hakkının kullanılmasıyla geriye etkili olarak ortadan kalktığını kabul eder. Bu görüşteki yazarlar, dönme üzerine sebebe bağlı tasarruf işleminin de geçmişe etkili olarak hükümsüzleşeceğini ve bu yolla verilen şeylerin iadesinin ayni hakka dayanan bir taleple istenebileceğini savunur37.
B. Yeni Dönme (Dönüşüm) Görüşü
Alman hukukunda ortaya çıkarak son zamanlarda Türk/ İsveç hukukunda da sıkça savunulan38 yeni dönme görüşüne göre dönme, borç ilişkisini ne geriye ne de ileriye etkili olarak ortadan kaldırmaz. Sözleşmeden dönme yalnızca sözleşmenin içeriğini değiştirerek ifa edilen edimlerin geri verilmesi yönünden taraflar arasında bir tasfiye ilişkisi kurar ve sözleşmeyi çözülme ilişkisi içine sokar39.Sözleşmeden dönmenin hukuki sonuçları bakımından doktrinde tartışmalar mevcuttur. Bu tartışmalar klasik görüş ve yeni dönme (dönüşüm) görüşü başlıkları altında toplanmıştır.
VII. SONUÇ
İşbu makale kapsamında, öncelikle eser sözleşmesinin mahiyeti kanunda yer alan tanımları ve doktrinde yer alan görüşler doğrultusunda açıklanmış olup, eser sözleşmelerinde sözleşmeden dönme hakkına ilişkin mevzuatta yer alan düzenlemelere yer verilmiştir. Yukarıda da izah edildiği üzere, ilgili mevzuat kapsamında, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olan eser sözleşmesinde; yüklenici ve iş sahibine sözleşmeden dönme hakkı tanınmıştır. Bununla birlikte, iş sahibinin eser sözleşmesinden dönebileceği haller; yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya işi geciktirmesi sebebiyle sözleşmeden dönme, yüklenicinin işi teslim borcunun ifasında temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönme ve işin ayıplı olması sebebiyle sözleşmeden dönme olarak düzenlenmektedir. Yüklenici ise götürü bedelli sözleşmelerde olağanüstü hallerin varlığı halinde veya iş sahibinin temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönebilmektedir. Sonuç olarak, eser sözleşmelerinde iş sahibi ve yüklenicinin sözleşmeden dönebilmesi için kanunda belirtilen ve yukarıda detaylıca izah edilen şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.
KAYNAKÇA
AYBİKE TUNÇ, İş Sahibinin İfa Zamanından Önce Sözleşmeden Dönme Hakkı (TBK md. 473/ı), (01.07.2019) AYHAN UÇAR, İstisna Sözleşmesinde Müteahhidin Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, Ankara 2003
KÖKSAL KOCAAĞA, İnşaat Sözleşmesi, Ankara 2014
MERVE AKÇA, Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Ayıptan Dolayı Sözleşmeden Dönme Hakkı (2012)
MÜGE ÜREM, Eser Sözleşmesinde Erken Dönme, 1, Baskı, İstanbul 2017
ÖZ SEÇER, Eser Sözleşmesinde Götürü Bedelde Uyarlama (TBK m. 480/f. 2)
RONA SEROZAN, Sözleşmeden Dönme, 2. Baskı, İstanbul 2007
YUSUF BÜYÜKAY, Eser Sözleşmesi, 2. Baskı, Ankara 2019
HASAN ERMAN, İstisna Sözleşmesinde Beklenilmeyen Haller (Beklenilmeyen Haller), İstanbul, 1979
PROF. DR. MUSTAFA ALPER GÜMÜŞ, Borçlar Hukuku Özel Hükümler Cilt II.,3. Bası, İstanbul 2014
HALUK TANDOĞAN, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt II, 5. Basım, İstanbul, 2010.
DİPNOT
1 Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt II, 5. Basım, İstanbul, 2010,
2 Müge Ürem, Eser Sözleşmesinden Erken Dönme (Erken Dönme), 1. Bası, İstanbul 2017, s. 6.
3 Ürem, Erken Dönme, s. 38.
4 Yusuf Büyükay, Eser Sözleşmesi, 3. Bası, Ankara 2019, s. 44.
5 Prof. Dr. Mustafa Alper Gümüş, Borçlar Hukuku Özel Hükümler Cilt II.,3. Bası, İstanbul 2014, s.11
6 Ümit Vefa Özbay, Roma Hukukunda ve Türk Hukukunda Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık, Ankara 2018.
7 Rona Serozan, Sözleşmeden Dönme (Dönme), 2. Bası, İstanbul 2007, s. 40.
8 Serozan, Dönme, s. 3.
9 “Dönme yerine fesih deme yanlışlığına ilk parmak basan Türk yazarı Sungurbey olmuştur.” Serozan, Dönme, s.115.
10 Serozan, Dönme, s. 115.
11 Serozan, Dönme, s. 58.
12 Hasan Erman, İstisna Sözleşmesinde Beklenilmeyen Haller (Beklenilmeyen Haller), s. 103.
13 Serozan, Dönme, s. 118.
14 Serozan, Dönme, s. 121.
15 Erman, Beklenilmeyen Haller, s. 105.
16 Ürem, Erken Dönme, s. 148.
17 Ayhan Uçar, İstisna Sözleşmesinde Müteahhidin Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, Ankara 2003, s. 73.
18 Merve Akça, Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Ayıptan Dolayı Sözleşmeden Dönme Hakkı (Dönme Hakkı), s. 95.
19 Köksal Kocaağa, İnşaat Sözleşmesi, Ankara 2014, s. 259.
20 Kocaağa, İnşaat Sözleşmesi, s. 124.
21 Akça, Dönme Hakkı, s. 84’ten naklen, Turgut Öz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, bayındırlık işleri şartnamesinin ilgili hükümleri ile birlikte, İstanbul, 1989, s. 293.
22 Akça, Dönme Hakkı, s.84.
23 Akça, Dönme Hakkı, s.84’ten naklen, Öz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, bayındırlık işleri şartnamesinin ilgili hükümleri ile birlikte, s. 293.
24 Ürem, Erken Dönme, s. 183.
25 Yargıtay HGK 2010/14-244 E., 2010/260 K., 12.05.2010
26 Kocaağa, İnşaat Sözleşmesi, Ankara 2014, s. 187.
27 Kocaağa, İnşaat Sözleşmesi, s. 187.
28 Öz Seçer, Eser Sözleşmesinde Götürü Bedelde Uyarlama (TBK m. 480/f. 2)’dan naklen, Kaplan, İnşaat Sözleşmelerinde Yapı Sahibinin Ücret Ödeme Borcu, s. 153.
29 Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 1983/3 E., 1984/1 K., 25.01.1984
30 Kocaağa, İnşaat Sözleşmesi, s. 261.
31 Kocaağa, İnşaat Sözleşmesi, s. 219.
32 Büyükay, Eser Sözleşmesi, s. 135.
33 Ürem, Erken Dönme, s. 159.
34 Ürem, Erken Dönme, s. 160.
35 Ürem, Erken Dönme, s. 161.
36 Aybike Tunç, İş Sahibinin İfa Zamanından Önce Sözleşmeden Dönme Hakkı (TBK md. 473/ı), s. 3.
37 Akça, Dönme Hakkı, s. 63.
38 Ürem, Erken Dönme, s. 164.
39 Ürem, Erken Dönme, s. 166.








