ÖZET
Anonim şirketlerde kanunen bulunması zorunlu organlar yönetim kurulu ve genel kurul olarak öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanunu’nun 530. maddesine göre, şirketin devamı için zorunlu olan bu organların uzun süre bulunmaması halinde ve belirlenen süre zarfında eksikliğin giderilmemesi durumunda şirketin feshinin söz konusu olabileceği düzenlenmiştir. Ancak bu organların hangi durumlarda ‘yok’ hükmünde olduğu ve sürenin uzunluğu kanun ile düzenlenmemiş olup, bu hususlar doktrindeki görüşler ve mahkeme kararları ile şekillenmiştir. Bugün için organ yokluğunu gerektiren durumların ve organ yokluğunun kabul edilmesini gerektiren ‘uzun süre’ kavramına ilişkin gerek yargı kararlarında gerek doktrinde fikir birliği bulunmamakla birlikte, anonim şirketin devamlılığının esas olarak somut duruma göre takdir edildiği değerlendirilmektedir.
I. GİRİŞ
Anonim şirket, tüzel kişiliğe haiz bir sermaye ortaklığıdır. Bu doğrultuda anonim şirketin temsili, yönetimi ve denetimi şirketin organları aracılığı ile gerçekleştirilir. Anonim şirketlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca zorunlu organları, genel kurul ve yönetim kuruludur. Buna göre, yönetim kurulunun bulunmaması veya genel kurulun toplanamaması anonim şirketin sona ermesine sebebiyet verebilecektir. İşbu makalede anonim ortaklıklarda zorunlu organların bulunmamasının sebepleri ve sonuçları incelenmektedir.
II. ANONİM ŞİRKETİN ORGANLARI
Tüzel kişiler, hakları kazanma ve borçları yüklenebilme bakımından idare ve temsil işlerini gören organlara muhtaçtırlar. Organlar, gerçek ve tüzel kişilerden oluşabilir. Yönetim ve temsil organı olan yönetim kuruluna seçilen tüzel kişinin kendisini bir gerçek kişi ile temsil ettirmesi gerekir1.
“Bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu, şirketin internet sitesinde hemen açıklanır. Tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilir2.
” Anonim ortaklıklarda organ denildiğinde ‘gerçek kişilerden oluşan kurul’ anlaşılır. Anonim ortaklığı borç altına sokan, hak sahibi kılan ve tüm işleri yürüten iki organ vardır. Bunlar, genel kurul ve yönetim kurulu’dur3. Genel kurul, genel kurula katılmaya yetkili tüm pay sahiplerinin veya bunların yetkili temsilcilerinin katılımıyla oluşan, yılda en az bir defa toplanan, toplanması ve karar alması için belirli nisaplara sahip olması gereken bir organdır4. Yönetim Kurulu ise, anonim şirketin idare ve temsil işlerinden sorumlu, bir ya da birden çok kişiden oluşan bir organdır. Yönetim kurulu, şirketin ‘yönetim organı’ olup aynı zamanda kanuni temsilcisi konumunda olduğu için, bu kurulun iradesi şirketi bağlamaktadır. Yönetim kurulu, niteliği gereği her an görevde olan (şirketin kuruluşundan tasfiyesine kadar) bir organdır5.
III. ANONİM ŞİRKETLERDE ORGAN EKSİKLİĞİ
14.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan TTK ile anonim şirketin hesaplarının denetlenmesi sistemi tamamen değiştirilerek, denetim kurulu zorunlu organ olmaktan çıkartılmıştır.6 Buna göre, 09.07.1956 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu’nda (“ETTK”) anonim şirketin üç kanuni organından biri olan ve uzmanlık bilgisi zorunlu olmayan denetçi veya denetçiler vasıtasıyla yapılan denetlemenin artık yeni TTK’da bağımsız ve uzman kişiler eliyle yapılması öngörülmektedir. Bu sebeple, yürürlükte olan TTK gereği anonim şirketin denetiminde görevli bulunan kişiler artık organ sıfatına haiz değildir. Yapılan son değişikliklerle birlikte, bugün Türk Hukukunda, anonim şirketin yasal organları genel kurul ve yönetim kurulu olup; kanunda öngörülen yetki sınırları çerçevesinde görev yaparlar.7
Ayrıca TTK’nın onuncu bölümü altında anonim şirketlerin sona erme sebepleri düzenlenmiştir. Özel bir hal olarak, anonim şirketlerde organ eksikliği durumu bir sona erme hali olarak düzenlenmiştir. TTK’nın madde 530 (1) hükmüne göre;
“Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir.”
Buna göre TTK, organ eksikliğini ve genel kurulun uzun süreden bu yana toplanamamasını duruma göre bir fesih nedeni olarak öngörmüştür. Genel kurul ve yönetim kurulu dışındaki organların kanunen varlıkları mecburi olmadığından ve dolayısıyla ‘yoklukları’ kurumsal yapıyı etkilemediğinden bunlar organ eksikliği teşkil etmez.8 Ancak genel kurul ve yönetim kurulu organlarının yokluğu şirketin feshi sebebidir. Bu kapsamda ‘yokluk’ durumunu gerektiren hususlar sırasıyla incelenecektir.
A. Genel Kurulun Toplanamaması
Anonim ortaklık, faaliyetlerini organları marifetiyle yürütür. Karar, idare/temsil faaliyetleri, ortaklığın farklı organları marifetiyle gerçekleştirilir. Anonim ortaklığın kanuni organlarından birisinin yokluğu yahut genel kurulun toplanamaması bir fesih sebebi olarak TTK’nın 530.maddesinde (ETTK. 435) düzenlenmiştir. Madde kapsamında organ yokluğu geniş bir anlam taşımaktadır. Organların seçilememesi, açılan üyeliklere atama yapılamaması veya yapılamayarak organın oluşmasına engel olunması veya yetersayıların sağlanamaması sebebiyle organın devamlı surette çalışamaması halinde ‘organsızlık’ sebebiyle anonim ortaklığın feshi talebiyle mahkemeye başvurulabilir.
Genel kurulun karar alamaması zaman zaman pay sahipleri arası çekişme ve menfaat ihtilaflarından da kaynaklanabilmektedir. Bu gibi sebeplerden dolayı ortaklık devamlı surette çalışamaz hale gelmiş ve genel kurul karar alamamaktaysa, diğer bir ifadeyle genel kurul işlevini yitirmiş (Funktionsunfähigkeit von Organen) ise, bu hal nesnel olarak organın yokluğu anlamına gelmemekle birlikte ortaklığın feshi davası açılması için haklı sebep teşkil edebilir. Nitekim TTK’nın 530.maddesinin gerekçesinde de gerekli organın mevcut olmaması ile kastedilenin bu organın gerçekten bulunmaması olduğu ifade edilmiştir9.
Bu çerçevede organ eksikliğinin geniş yorumlanması gerektiği ancak TTK madde 530 anlamında organ eksikliğine dayanan fesih davası açılabilmesi için organın yalnızca işlevini yitirmesinin yeterli olmayacağı söylenebilir. İlaveten, TTK madde 530’un gerekçesi uyarınca da organ eksikliği oluşabilmesi için organın gerçekten bulunmaması gereklidir. Ancak organın işlevini yitirmesi, başka bir deyişle genel kurulun kilitlenme sebebiyle karar alamıyor olması durumunda bu durum somut olay koşulları dikkate alınarak TTK madde 531 kapsamında ortaklığın feshi davası açmak için dayanak teşkil edebilecektir. Bu bağlamda, TTK’nın 410.maddesinde yer alan, “Genel kurul süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir” hükme göre, genel kurulun yönetim kurulunun bulunmaması sebebiyle toplantıya çağrılmaması halinde kanun koyucu, şirketin devamını esas alarak organ eksikliğinin oluşmaması yönündeki iradesini ortaya koymuştur. Ek olarak, yönetim kurulu üyelerinin şirketin varlığını sürdürebilmesi için gerekli ve acil işleri TTK’nın 513. maddesine göre10 yapma imkanına sahip olduğu görülmektedir11. Ancak yönetim kurulunun seçilmesinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer aldığı ve pay sahiplerinin iradesinin esas olduğu dikkate alındığında bu hükmün uygulama alanı oldukça kısıtlıdır.
B. Yönetim Kurulunun Yokluğu
Yönetim kurulu, yokluğunun etkileri ortaklık üzerinde en hızlı ve güçlü şekilde hissedilecek organdır. Zira yönetim kurulu, anonim ortaklığın yönetim ve temsil organıdır. Kanunen bulunması zorunlu olan organlardan biri olan yönetim kurulunun yokluğu birçok halde karşımıza çıkabilecektir. Doktrin ve Yargıtay kararlarında, yönetim kurulunun yokluğu farklı açılardan ele alınmıştır. Doktrinde Arslanlı, yönetim organının oluşturulamama haline yönelik örnek olarak yönetim kurulunun gereken sayıda üyeye sahip olmaması ve açılan üyeliklere seçimin yapılamamasını veyahut tüm üyelerin istifa edip genel kurulda bu üyelikleri doldurmak için seçim yapılamamasını göstermektedir12. Dolayısıyla, bu hallerin gerçekleşmesi ile zorunlu organ olan yönetim kurulunun mevcut olmaması hali gerçekleşmektedir. “Moroğlu da ETTK m. 435 çerçevesinde yapmış olduğu açıklamalarında, yönetim kuruluna ilişkin olarak organ eksikliğinin yönetim kurulu üyelerinin seçilememeleri veya seçilmiş olsalar bile toplanıp çalışamamaları şeklinde anlaşılması gerektiğini belirtmektedir14.” Tekinalp ise organ eksikliğinin geniş anlaşılması gerektiğini ifade etmektedir.15 Yazarın yönetim kurulunun seçilememesi veya nisap yokluğu nedeniyle organın devamlı surette çalışamaması gibi organın şeklen mevcut olduğu ancak faaliyetlerini gerçekleştiremediği senaryolarını organ eksikliğinin geniş anlaşılmasına örnek olarak gösterdiği görülmektedir.16
Yönetim kurulu, kendisini oluşturan gerçek kişiler aracılığıyla anonim ortaklığın temsili ve idaresini sağlar. Bu doğrultuda yönetim kurulunu oluşturan gerçek kişilerin görev sürelerinin dolmasıyla birlikte oluşacak boşluk sonucunda bir organ yokluğunun oluşup oluşmayacağı tartışmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, aşağıda yer verilen kararında, özetle, yönetim kurulu üyelerinin sürelerinin bitmesi ve kurula yeni üyelerin seçilememesi durumunda şirketin yönetim kurulunun yokluk ile sabit olacağını, bu doğrultuda da organ eksikliği oluşacağını belirtmiştir.
“Her ne kadar bir, iki üyeliğin açılması halinde görevde kalan diğer yönetim kurulu üyelerinin açık üyelik için geçici olarak üye tayin etmeleri ve bu üyenin ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapmaları olanak dahilinde ise de (TTK. m.315/1), bütün yönetim kurulu üyelerinin sürelerinin bitmesi halinde durumun ne olacağı hususunda TTK da bir hüküm mevcut değildir. Bu halde, yani yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesi ve yenilerinin de seçilememiş olmaları halinde, TTK.nun 435. maddesinde belirtildiği gibi şirketin bir organından mahrum olduğu mutlak bir şekilde kabul etmek mümkün müdür?
BK.nun 397/2. maddesinden hareketle süresi bitmiş yönetim kurulu üyelerinin, yenileri seçilinceye kadar görevlerinin hiç olmazsa yani yönetim kurulu seçilmesi amacına yönelik ve mevcut işler ve hizmetlerle sınırlı olmak üzere, devam ettiğinin kabulü de mümkündür (Aynı görüşte Domaniç age,Sh. 380/b,c). Ancak bu yolun kabulünde bazı sakıncalar vardır. Eski yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin tam olarak devam ettiğini kabul etmek, şirket genel kurulunun seçemediği ve görev veremediği ve vermek de istemediği kişiler dolaylı olarak bu yetkiyi vermek olacaktır ki bu halde şirket ortaklarının irade ve arzularının dışına çıkılmış bulunacaktır. Kaldı ki yenilerinin seçilmelerine kadar eski yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin devam ettiğini kabul etmek, eski üyelere, yenilerinin seçilmesini mümkün olduğu kadar geciktirmek olanağını vereceği gibi, geçici olarak görev yaptıkları cihetle şirket işlerini gerektiği kadar ciddiye almamak sonucunu da tespit edecektir. Bu durumda TTK.nun 435/1. maddesi gereğince şirketin organsız kaldığını kabul etmek daha doğru bir yol olmaktadır.”17
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi bir kararında “ancak şirketin yönetim kurulu toplanamadığı için bu yönden halen organsız olduğu, şirketin sürekli zarar etmesi nedeni ile kar payı dağıtılamamış olduğu, sürekli zarar etmesinin sebebinin yüksek finansman giderleri olduğu, genel kurulda kilitlenmenin meydana geldiği, bunun hem organ yokluğu, hem de öğretideki ifadesi ile haklı neden olarak kabul edilebileceği, fakat açılan davanın TTK 530 maddesi uyarınca organ yokluğuna dayalı fesih davası olduğu”nu mütalaa etmiştir.
Bir başka kararında ise Yargıtay, “Anonim şirkette yönetim kurulu üyelerinin yerine yenileri seçilene kadar görevler devam eder. Yeni üyeler seçilinceye kadar süresi biten yönetim kurulu üyelerinin zorunlu olarak görevlerinin devam edeceğinin kabulü gerekir.”18 şeklinde ifade ederek yönetim kurulu üyelerinin yenileri seçilene kadar görevlerine devam edeceğini belirtmiştir. Bu karardan yola çıkılarak, yeni yönetim kurulu üyelerinin görevlerine devam edeceği, yönetim kurulu üyelerinin seçilememesi halinde organ eksikliğinin oluşmayacağı savunulabilir. Ancak bu durumda, yukarıda bahsedilen kararda da yer aldığı üzere, şirket genel kurulunun seçmediği bir yönetim kurulunun tüm yetkilere sahip olmasının şirket ortaklarının istek ve arzularından uzaklaşmak olarak nitelendirilmesinin de mümkün olduğu dikkate alınmalıdır. Her ne kadar şirket faaliyetlerinin devamı esas ise de bu çerçevede somut olayların değerlendirilmesi sonucunda yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin TTK ile düzenlenmiş ve sınırlanmış olduğu da dikkate alındığında belli bir süre sonucunda yönetim kurulu seçilemiyor ise Moroğlu ve Tekinalp’in yukarıda da yer alan görüşleri doğrultusunda yönetim kurulu üyelerinin ‘uzun bir süre’ seçilemiyor olmasının organ eksikliği olarak kabulü gerekmektedir. İlaveten, TTK’nın 530. maddesinin gerekçesinde de “Yönetim kurulunun süresi sona ermiş olmasına rağmen, yeni bir yönetim kurulunun seçil(e)memiş olması veya yönetim kurulu üyelerinin istifaları ile kurulun boşaldığı ve yerlerini doldurma imkânının bulunmadığı hâllerde yönetim organının mevcut olmadığı kabul edilmelidir.”19 Kısacası gerekçeden yönetim kurulunun süresinin dolmasının organın mevcut olmadığı şeklinde yorumlanması gerektiği anlaşılmaktadır.
C. Uzun Süre Kavramı
Uzun süre kavramı TTK’nın 530.maddesine göre şirket içerisinde organ eksikliğinin kabulüne ilişkin “(u)zun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse” ibaresi ile karşımıza çıkmaktadır. Ancak ‘uzun süre’ kavramına ilişkin doktrin ve içtihat kapsamında netleştirilmiş bir süre bulunmamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011 yılında vermiş olduğu bir kararında, “davada, genel kurula çağrı izni verilmesi istemi salt organ eksikliğine hasredilmemiş ayrıca, genel kurulların yapılamadığı sebebine de dayanılmıştır. Gerçekten davalı şirketin 28.10.1997 tarihli son genel kurulundan sonra yıllık olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacıların çağrı iznini genel kurulların yapılamaması nedenine dayalı olarak da istediği nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, organsızlığın söz konusu olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir20.”
Buna göre Yargıtay, şirketin en son 1997 yılında olağan genel kurul toplantısı yapmış olmasını organ eksikliği olarak nitelendirmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bir diğer kararında da, “Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin altı yıldır genel kurulun toplanmadığını, bu nedenle yönetim kurulu ve denetim kurulunun oluşturulamadığını, organ eksikliğinin olduğunu, son seçilen yönetim kurulunun da şirketi kendi şahsı menfaatleri için kullandığını ileri sürerek şirkete tedbiren kayyum atanarak şirketin fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir21.” davacının savunması üzerine davacı vekilini haklı bularak hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin başka bir kararında ise “Somut olayda davacı vekili, şirketin üç kişilik yönetim kurulunun iki kişiye düştüğünü ve şirketin organsız kaldığını, ayrıca son genel kurul toplantı tarihi olan 22.09.2006 tarihinden itibaren her yıl yapılması gereken genel kurul toplantılarının yapılmadığını ileri sürmüştür. Nitekim ticaret sicil kaydına göre de genel kurul toplantısının 22.09.2006 tarihinden itibaren yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde mahkemece, davalı şirketin yönetim kurulunun eksilmesi, dolayısıyla organsız kalması nedeniyle, organ eksikliğinin giderilmesi için şirkete temsil kayyımı atattırılması, kayyıma, genel kurul toplantısının yapılması ve organ eksikliğinin giderilmesi amacıyla uygun süre verilerek bu eksiklikler tamamlanmadığı takdirde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, gereksiz olan bilirkişi ücreti yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir22.” Buna göre mahkeme, dört senedir genel kurulun toplanmamasını organ eksikliği olarak nitelendirmenin uygun olacağını belirtmiştir. Tekinalp ise, ‘uzun süre’ kavramının pay sahipleri için en az 10 ila 12 ay olduğunu, fakat alacaklılar için daha uzun bir süre olması gerektiğini belirtmiştir23. Aynı zamanda yazar, genel kurul bakımından organ eksikliği olarak kabul edilen toplanamama hali için uzun süre şartı aranmayacağını, somut olayın özelliklerine göre belirleneceğini ifade etmiştir24. Genel kurulun ne kadar süre ile toplanmamasının organ eksikliği oluşturacağı hususu yukarıda anılan Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecektir.
III. ANONİM ORTAKLIĞIN SONA ERME SEBEBİ OLARAK ORGAN EKSİKLİĞİNİN SONUÇLARI
A. Anonim Ortaklığın Feshi Davası
Anonim ortaklığın sona erme halleri, TTK 529 ve devamında yer alan maddeler ile düzenlenmiştir. Ortaklığın zorunlu organlarında eksiklik veya ortaklığın feshi yönünde haklı sebeplerin varlığı halinde pay sahipleri, ortaklık alacaklıları veya Gümrük Ticaret Bakanlığı mahkemeden ortaklığın feshini talep edebilecektir. Mahkeme, yönetim kurulunu da dinleyerek şirkete belli bir süre verir ve bu süre içerisinde durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verir. Mahkeme, şirketin feshine en son aşamada karar verir; zira şirketin feshi için başvurulduğu vakit hemen bu hususta karar verilmemesi gerekir. Mahkeme, ‘şirketin devamlılığı yönünde bu çabaların yitirilmiş olduğu’ halde ve ‘feshin ortaklığın yararına olması’ durumunda fesih kararı verecektir. Bu bağlamda kanun koyucu, hâkime geniş takdir yetkisi vermiş olup somut olaya göre ‘şirketin devamlılığı’ hususunda bütün yollar tüketilmelidir. Açılacak fesih davasında görevli ve yetkili mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 14 ve TTK madde 5 uyarınca ortaklık merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesi, bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri yetkili olacaktır25.
B. Anonim Ortaklığın Feshi Davasında Alınabilecek Önlemler
Fesih davasının açılmasıyla taraflar mahkemeden gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilmektedir. TTK’nın 530. maddesinin 2.fıkrası, “(d)ava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.” hükmüne haizdir. Kanun koyucu tarafından TTK kapsamında gerekli önlemlerin ne olduğu belirtilmemiş ise de şirket alacaklarına tedbir konulması, şirket defterlerini muhafaza altına alınması vb. tedbirler talep edilebilir.26
Diğer bir koruma tedbiri olarak talep edilebilecek durum ise ‘ortaklığa kayyım atanması’dır. Davanın tarafları, ortaklığın artık işlemez bir hale gelmesi, genel kurulun toplanamaması veya yönetim kurulu üyelerinin sürelerinin bitmesine rağmen hala yeni üyelerin seçilemiyor olması gibi sebeplerle mahkemeye başvurarak şirkete kayyım atanmasını talep edebilir. Aslında bu durum şirket tüzel kişiliğinin devamı yönünde şirketin menfaatlerinin korunması adına olumlu bir durumdur. Kimi zaman ortaklar arasında mevcut kişisel çatışmalar sebebiyle karar almak zor olabilir ya da ortaklığın zorunlu organları işlevsiz hale gelmiştir. Bu gibi durumlarda taraflar mahkemeden şirket yönetimine kayyım atanmasını talep edebilir. Günaydın ‘kayyım atamanın’ amacını şirketin malvarlığının korunması, şirket yararı doğrultusunda faaliyetlerinin sürdürülmesinin sağlanması ve bu şekilde de fesihten kurtarmaya yardımcı olunması olarak göstermektedir. Ek olarak, dava sürecinde şirketin yararının yanında, pay sahibi ve alacaklıların da yararının düşünülmesi gerekeceği ve bu şekilde birçok yararın düşünülmesinin güven kayyımlığı olarak nitelendirileceği belirtilmektedir27. Yıldız’a göre ise anonim şirkete kayyım atanabilmesi için şirketin yönetim organından yoksun kalması ve ek olarak yoksunluğun başka bir yolla giderilememesi zorunludur. İlaveten, yönetim kurulunun bulunması halinde, genel kurulun toplanamaması şirkete kayyım atanması için yeterli bir sebep teşkil etmeyecektir28.
Yargıtay tarafından 2011 yılında verilmiş olan bir kararda “şirketin organsız kaldığı sonucunu ortadan kaldırmaz. Şirketin organsız kalması durumunda, hukuki yararı olanların genel kurul tarafından diğer organların seçimine kadar şirkete yönetim kayyımı atanmasını mahkemeden isteme hakları mevcuttur29.” ibaresi yer almaktadır. Bu kapsamda TTK’da bir düzenleme olmaması sebebiyle taraflar kıyasen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“TMK”) uyarınca mahkemeden kayyım atanmasını talep edebilecektir30. Bir tüzel kişiliğe kayyım atanması için gereken şartlar TMK 427/4. maddesi uyarınca “bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa” bu şirkete bir ‘yönetim kayyımı’ atanır. Ancak burada kanun açık olup gerekli organlardan yoksun kalınması veya yönetim başka yoldan sağlanamamışsa kayyımın atanacağı belirtmiştir. Bir diğer deyişle, ‘şirketin kötü yönetilmesi’ sebebiyle kayyım atanması mümkün değildir. Burada dikkat edilmesi gereken amaç, organsız kalan şirketin menfaatine devamlılığını sağlamaktır.
IV. SONUÇ
Anonim ortaklıklarda zorunlu organ eksikliğinin sonuçlarına ilişkin ilgili düzenlemede açıklık bulunmamasından dolayı ilgili husus hala tartışılmakta ve konu bugün için doktrin ve içtihat yorumları ile şekillenmektedir. Çalışmamızda anonim ortaklıklarda zorunlu organları ve ortaklığın zorunlu organ eksikliği sebebiyle şirketin feshi davası ve bu davadaki alınabilecek hukuki tedbirler üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda ortaklığın zorunlu organları olan genel kurul ve yönetim kurulunun eksikliği halinde pay sahipleri, şirket alacaklıları ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri mahkemeden şirketin feshini talep edebilir. Genel kurulun uzun süredir toplanamaması, yine yönetim kurulu üyelerinin uzun süredir seçilememesi, fesih nedenidir; ancak şirket menfaati doğrultusunda kanun koyucu geçici hukuki tedbirler öngörmüştür. İlgili hususların varlığı halinde ortaklığın derhal feshi yerine, tarafların talepleri doğrultusunda ‘kayyım atanması’ yoluyla şirketin devamlılığını sağlamak mümkündür. Söz konusu ihtiyati tedbirin mahiyeti, şirketin kayyım tarafından uzun süre yönetilmesi olmayıp; geçici tedbir olarak ortaklık menfaatleri doğrultusunda şirketin ‘belirli bir süre yönetimi’dir. Kanun koyucu, içtihat ve doktrin genel anlamda anonim ortaklığın devamını sağlamak ve aynı zamanda ortaklığın ve kamunun menfaatini korumak amacıyla çatışan menfaatleri dengelemek suretiyle fesih davasında organ eksikliği hususunu somut olayın özelliklerine göre değerlendirmektedir.
KAYNAKÇA
BOZKURT, TAMER, Şirketler Hukuku. (Ankara: Legem Yayıncılık, 2018).
ÇALIŞKAN, MERDAN, Anonim Şirketlerde Genel Kurul, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2019).
ERDEM, NURİ, Anonim Ortaklığın Haklı Nedenle Feshi, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2012).
GÜNAYDIN, BURCU, “Anonim Şirkette Zorunlu Organ Eksikliğine Dayanan Fesih Davası”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2011.
KARAEGE, ÖZGE, “Anonim Şirketlerde Tek Pay Sahibinin Genel Kurulu Toplantı Çağrı Yetkisi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015, Sayı: 4, s. 71-127.
POROY, REHA / TEKİNALP, ÜNAL / ÇAMOĞLU, ERSİN, Ortaklıklar Hukuku II. (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2017).
PULAŞLI, HASAN, Şirketler Hukuku Genel Esaslar. (Ankara: Adalet Yayınevi, 2017).
SOYKAN, İSMAİL CEM, Anonim Ortaklıklarda Organ Yokluğu, (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2012).
ŞENER, ORUÇ HAMİ, Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku. (Ankara: Seçkin Yayınevi, 2019).
YILDIZ, ŞÜKRÜ, “Sermaye Şirketlerine Yönetim Kayyımı Atanmasını Gerektiren Haller”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, Sayı: 32, s. 95-106.
YARGITAY KARARLARI Yargıtay 11. HD, E. 1981/4751, K. 1981/5019, T. 24.11.1981. Yargıtay 11. HD, E. 2001/1613, K. 2001/3439, T. 24.04.2001. Yargıtay 11. HD, E. 2009/12668, K. 2011/10598, T. 20.09.2011. Yargıtay 11. HD, E. 2010/15120, K. 2012/5649, T. 22.1.2017. Yargıtay 19. HD, E. 2012/6029, K. 2012/12726, T. 11.09.2012. Yargıtay 11. HD, E. 2016/4245, K. 2017/6420, T. 22.1.2017.
DİPNOT
1 Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2017), s. 349.
2 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, madde 359/2, Tarih 14.02.2011, 27846 sayılı Resmî Gazete.
3 PULAŞLI, s. 349.
4 Merdan ÇALIŞKAN, Anonim Şirketlerde Genel Kurul, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2019), s. 23.
5 Tamer BOZKURT, Şirketler Hukuku, (Ankara: Legem Yayıncılık, 2018), s. 240.
6 TTK, madde 397.
7 PULAŞLI, s. 349.
8 Reha POROY / Ünal TEKİNALP / Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2017), (“Ortaklıklar Hukuku”) s. 337.
9 Nuri ERDEM, Anonim Ortaklığın Haklı Nedenle Feshi, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2012), s. 154-155.
10 Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır. Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.
11 Özge KARAEGE, “Anonim Şirketlerde Tek Pay Sahibinin Genel Kurulu Toplantı Çağrı Yetkisi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015, Sayı: 4, s. 106.
12 İsmail Cem SOYKAN, Anonim Ortaklıklarda Organ Yokluğu, (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2012), s. 84.
13 Halil ARSLANLI, Anonim Şirketler IV-V Anonim Şirketin Hesapları Anonim Şirketin İnfisahı ve Tasfiyesi, (İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1961), s. 190, naklen KARAEGE, s. 96.
14 Erdoğan MOROĞLU, “Anonim Ortaklıkta Azınlık Pay Sahiplerinin Korunması ve Haklı Nedenlerle Fesih”, Makaleler I, (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2001), s. 96, naklen KARAEGE, s. 96.
15 Reha POROY/ Ünal TEKİNALP/ Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku I, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2014), s. 840, naklen KARAEGE, s. 97.
16 KARAEGE, s. 96-97.
17 Yargıtay 11. HD, E. 1981/4751, K. 1981/5019, T. 24.11.1981.
18 Yargıtay 19. HD, E. 2012/6029, K. 2012/12726, T. 11.09.2012.
19 TTK, madde 530.
20 Yargıtay 11. HD, E. 2001/1613, K. 2001/3439, T. 24.04.2001.
21 Yargıtay 11. HD, E. 2016/4245, K. 2017/6420, T. 22.1.2017.
22 Yargıtay 11. HD, E. 2010/15120, K. 2012/5649, T. 22.1.2017.
23 POROY/TEKİNALP/ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku, s. 338.
24 POROY/TEKİNALP/ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku, s. 338.
25 Oruç Hami ŞENER, Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku, (Ankara: Seçkin Yayınevi, 2019), s. 630.
26 SOYKAN, s. 264.
27 Burcu GÜNAYDIN, “Anonim Şirkette Zorunlu Organ Eksikliğine Dayanan Fesih Davası”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2011, s. 90.
28 Şükrü YILDIZ, “Sermaye Şirketlerine Yönetim Kayyımı Atanmasını Gerektiren Haller”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, Sayı: 32, s. 9.
29 Yargıtay 11. HD., E. 2009/12668, K. 2011/10598, T. 20.09.2011.
30 Türk Medeni Kanunu, Tarih 08/12/2001, 24607 sayılı Resmî Gazete.








