Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Aile Anayasaları

2018 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Aile Anayasaları

Corporate and M&A
2018
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Türkiye yaygın olan şirket yapısını aile şirketleri oluşturmaktadır. Aile şirketleri denildiğinde akla ilk gelen sorun kurumsallaşma olmaktadır. Kurumsallaşma süreci içerisinde gerçekleştirilmesi gereken ilk ve en önemli adımlardan biri, aile anayasalarının oluşturulmasıdır. Aile anayasaları ile aile bireyleri arasındaki ilişki, şirket yönetimine katılımları gibi şirketin devamlılığı ve gelişimi için önem arz eden konular düzenlenebilmektedir. Ancak, özellikle belirtmek gerekir ki, bu süreç kolay gelişmemekte ve uygulamada sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

I. GiRiŞ

Özellikle, pay sahiplerinin korunmasına ilişkin düzenlemelerin yetersiz veya çok güçlü olmadığı ülkelerde kurulu şirketlerin hissedarlık yapıları daha az sayıda ortak ve daha büyük pay grupları şeklindedir. Genellikle bu şirketler aile şirketi niteliği taşımaktadır1.

Aile şirketlerine ilişkin literatürde farklı tanımlamalar yer almakla birlikte, bu tanımlarda yer alan unsurlardan şirketin örgütlenmesi incelendiğinde şirketin ana birimlerinin genelde aile bireyleri tarafından idare edildiği görülmektedir. Bazı şirketlere genel yönetici ve benzer pozisyonlarda profesyonel personel çalıştırılsa da nihai karar mekanizmasını aile bireyleri oluşturmaktadır2. Bu durumun şirketlerin kurumsallaşmanın gereklerini tam olarak yerine getirememiş olmalarından kaynaklandığını söylenebilecektir.

Şirketler büyüdükçe aile bireylerinin şirketin tüm işlemlerini kontrol etmeleri ve onları yönlendirmeleri mümkün olamamaktadır. Ayrıca aile şirketlerinde nesil değişimi ile birlikte aile bireyleri arasında çatışmalar çıkabilmektedir. Şirketlerin en üst kademesinde bulunan etkin gücün (genellikle, şirketin kurucusunun) şirketten ayrılması bir diğer deyişle kontrolü bırakması ile birlikte aile bireyleri arasında çekişmelerden veya aile bireylerinin yapılan işlere tam hâkim olamamalarından dolayı çatışmalar yaşanabilmekte ve bu nedenle birçok aile şirketi ikinci kuşakta dağılmaktadır3.

Buna ek olarak, şirketler varlıklarını sürdürebilmek ve özellikle sermayenin sürekli yer değiştirdiği pazarlarda rekabet edebilmek için gelişen pazar şartlarına uyumlu hale gelmek ve kendilerini geliştirmek zorundadırlar. Pazardaki değişim ve gelişmelere uyum sağlama gereksinimi, aile şirketleri için kurumsallaşmayı zorunlu hale getirmiştir4.

II. NEDEN AİLE ŞİRKETLERİ TERCİH EDİLMEKTEDİR?

A. Aile Şirketlerinin Gelişimi ve Özellikleri

Yapılan araştırmalara göre, aile şirketlerinin kuruluş nedenleri arasında; gelecek nesillere olanaklar yaratmak, aileyi ve aile mirasını ölümsüzleştirmek, aile bireylerine finansal bağımsızlık sağlamak ve varlık yaratmak, öne çıkmaktadır5.

Aile şirketleri, hızlı karar alabilme mekanizmaları nedeniyle diğer şirketlere karşı güçlü avantajlara sahiptir6. Bununla birlikte, kurumsallaşma aile şirketleri açısında diğer şirketlere oranla daha çok önem arz etmekte ancak uzun ve zorlu bir süreç olan kurumsallaşma yolunda, aile şirketlerinin gereken işlemleri tamamlaması her zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle aile şirketlerinin büyük bir çoğunluğu neredeyse yüzde yetmişi (%70) ikinci kuşakta faaliyetlerine son vermekte, sadece yüzde onundan (%10) daha azı dördüncü kuşakta varlığı sürdürebilmektedir7.

Aslında kurumsallaşma sadece aile şirketleri için değil diğer şirketlerinde karşılaştığı başlıca sorunlardan biridir. Kurumsallaşma, tekrarlanan eylemlerin ve alışkanlıkların ya da uyulması gereken kuralların standart hale gelmesi anlamını taşır. Şirketler için yaşamsal bir öneme sahip olan kurumsallaşma; şirketlerin kişilerden bağımsız olarak kurallara, standartlara, prosedürlere sahip olması ve gelişmelere uygun olarak bu kuralların standartların güncellenerek etkili bir organizasyonel yapı oluşturulması ve böylece diğer işletmelerden farklı ayırt edici bir kimliğe bürünmesi sürecidir8.

B. Türk Şirketlerinde Yapı

Ülkemizdeki şirketlerin büyük bir çoğunluğu aile şirketlerinden oluşmaktadır. Şirketlerin rekabetin çok şiddetli olduğu pazarlarda varlıklarını sürdürebilmeleri, pazarın isteklerini ve beklentilerini karşılayabilmeleri gerekmektedir. Bu amaçla, şirketler gelişim süreçleri içerisinde aktif bir organizasyon ve uygulanabilir standartlar oluşturmak durumundadırlar. Aile işletmelerinin bu değişim ve gelişime dâhil olabilmeleri hem yerel hem de küresel pazarlarda var olabilmeleri veya varlıklarını sürdürerek diğer kuşaklara devredebilmeleri için kurumsallaşma bir çıkış yolu olarak görülmektedir9.

Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de sahip oldukları ekonomik öneme ve sayılarının yüksekliğine rağmen, aile şirketlerinin ömürleri çok uzun olamamakta ve ikinci veya üçüncü nesle devredebilmeleri mümkün olamamaktadır10.

Ülkemizde aile şirketlerine ilişkin gerek eski Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) gerekse şu an yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu’nda bir tanım bulunmamaktadır. Halbuki, dünya ekonomisinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de aile şirketleri hem ekonomik değer hem sayı hem de katma değer açısından göz ardı edilemeyecek bir öneme sahiptirler. Nitekim, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 95’e yakını ise aile şirketi olup, bu oran yüzde 65 – 80 olan dünya ortalamasının üzerindedir11.

III. AİLE ŞİRKETLERİNDE KURUMSALLAŞMA

Kurumsallaşma süreçleri, aile şirketleri ve diğer şirketler arasında büyük ölçüde farklılık göstermektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, aile şirketleri açısından kurumsallaşma ve bu doğrultuda yapılacak ilk ve en temel işlemlerden biri olan aile anayasalarının oluşturulması büyük bir öneme sahiptir. Ancak, genellikle aile şirketlerinde belirli bir sistematiğe geçiş diğer şirketlere kıyasla daha zor ve uzun olabilmektedir12. Kurumsallaşma, konu ne olursa olsun şirket içerisindeki ilişkilere ve süreçlerde belirli kuralların hakim olmasıdır. Dolayısıyla, kurumun işleyişindeki bütün süreçlerde uygun kuralların düzenlenmesini ve bu kurallara herkes tarafından uyum sağlanmasını gerektirir. Daha öncede belirtildiği üzere, kurumsallaşmanın birinci adımı olarak aile şirketlerinde aile anayasasının hazırlanması gerekmektedir. Aile anayasası, esasen işleyişin kurallı hale gelmesini amaçlayan ve ortakları aynı zeminde buluşturan önemli bir adımdır13.

Kurumsallaşma, işletmenin belirli amaç ve hedefler doğrultusunda, belirli ilke ve değerler çerçevesinde yönetilmesi olarak tanımlanabilecektir. Bu amaç ve hedefler öylesine etkilidir ki mevcut yöneticiler kendilerini bu amaçlar doğrultusunda oluşturulan ilke ve kurallara uygun hareket etmek zorunda hissederler14. Buna ek olarak, yerleşik uygulama haline gelen bu ilke ve kurallar kuşaktan kuşağa aktarılmakta ve bu şekilde şirketlerin gelişimi sağlanabilmektedir.

Aile şirketlerinde kurumsallaşma iki farklı boyutta ele alınmalıdır. Bunlardan birincisi; “şirketin kurumsallaşması” yani, amaçlara uygun bir örgüt yapısının oluşturulması; iş ve görev tanımlarının yazılması; yetki ve sorumlulukları dağıtarak profesyonel bir yönetime geçmeyi içermektedir. İkinci boyut ise, aile ilişkilerinin kurumsallaşmasıdır. Aile ilişkilerinin kurumsallaşması ile kastedilen temel olarak, bir aile anayasasının oluşturulmasını, yönetim ilişkilerinin belirlenmesini, aile konseyini oluşturarak iletişimin artırılmasını ve hissedar sözleşmesinin hazırlanmasıdır15. Bu düzenlemelerin mümkün olduğunca yazılı olması, yani bir aile anayasası şeklinde olması, bu ilke ve kuralların uygulanması ve gelecek kuşaklara devri açısından önem arz etmektedir16.

IV. AİLE ANAYASALARI

A. Amaçlar

Kuşaklar arasında hem yaş grupları açısından hem de eğitim düzeyi açısından farklılıklar bulunmaktadır. Ayrıca, ilerleyen kuşaklarda genellikle aile üyelerinin eğitim düzeyleri yükselmekte ve özellikle yönetim ile finansmanla ilgili yeni yöntemleri uygulama konusunda aktif girişimde bulunma eğilimde olduklarını söylemek mümkündür17. Söz konusu girişimlerin başarıya ulaşabilmeleri ise ancak kurumsallaşma ile mümkün olabilecektir.

Ailenin kurumsallaşması ve aile şirketlerinin kurumsallaşması her zaman aynı anlamı taşımamaktadır. Aile şirketlerinin kurumsallaşması, kurumun işleyişi ve sürdürülebilirliği ile ilgilidir. Ailenin kurumsallaşması ise, aileyi oluşturan bireylerin şirket ile ilişkilerini düzenleyen bir yapının yazılı olarak belirlenmesi ile ilgilidir. İşletmelerde kişiye değil modele dayalı bir sistemin olması gerektiğini ifade eden kurumsallaşmanın temel adımları işletme anayasası, profesyonelleşme, etkin bir örgüt yapısı, yetki devri, yetkilendirme, yönetim anlayışı, karar verme şekli ve etkin bir iletişim sisteminin kurulması şeklinde özetlenebilir18.

B. Kapsamı

Aile anayasaları hazırlanırken her ne kadar yazılı olarak düzenlenmese de her bir şirket nezdinde o şirkete hâkim olan ilkeler, kurallar, alışkanlıklar ve değerler göz önünde bulundurulmalıdır. Bu şekilde her ne kadar farklı şirketlerine ait aile anayasalarının kapsamları benzer olsa de içerikleri farklılaşacak ve her şirket için daha etkili bir mekanizma oluşturulabilecektir19. Nitekim, aile anayasaları ile özellikle o şirkete özgü işleyişi, yönetiminin yapılanmasını ve özellikle aile üyelerinin birbirlerine karşı sorumluluklarını düzenlenmektedir20.

Bu doğrultuda, Atilla aile anayasalarını aşağıdaki şekilde tanımlamıştır21:

“Genel olarak aile anayasasını; aile ve şirket arasındaki etkileşimin nasıl olması gerektiğini belirten yazılı kurallar bütünü olarak ifade etmek mümkündür. Başka bir ifadeyle aile anayasası, aile ilişkilerini örgütsel amaçlar doğrultusunda kurumsallaştırmak ve şirketin sürekliliğini temin etmek amacıyla yönetimle ilgili kuralları ve karşılaşılması muhtemel sorunların nasıl çözüleceğini içeren yazılı bir kaynaktır.”

Aile anayasası aile şirketinin yönetilmesinde ve aile tarafından alınacak kararlara kılavuz olacak ailenin misyonu, değerleri, prensipleri, rolleri ve hedeflerini içerir. Aile anayasasında aile malvarlığına ve aile bireyleri olan ortaklara ait yönetimsel güce, hissedar olma koşullarına, hisse devri ve mirasın nasıl dağıtılacağına, aile konseyine, ailenin yönetimi ile ilgili görev ve sorumluluklara, halefiyet planına ilişkin ilkelere yer verilir22.

Aile anayasaları hazırlanırken ilk olarak yapılması gereken bireylerinin şirketin yönetim yapısındaki rol ve sorumluluklarını ve yetkilerini net olarak ortaya koymaktır. Bunun dışında diğer bir önemli konu ise gelecek nesillere devir yöntemlerinin belirlenmesi ve bu sürecinin en azında genel yapısının oluşturulmasıdır23. Bir diğer unsur, aile konseyleridir. Aile konseyi üyeleri özenle belirlenmeli ve şirket yönetimi anlamında değil aile birlikteliği anlamında en çok hatırı sayılır aile üyeleri bu konseye dahil edilmelidir. Bu konseyin amacı, hem tüm aile bireylerini şirket hakkında bilgi sahibi yapmak hem de sosyal ortamlarda aile birlikteliğini devam ettirecek platformlar hazırlamaktır.

Aile anayasası hukukun önüne asla geçemez. Bu doküman, her şeyden öncelikli olarak iyi niyet çerçevesinde şirketin ömrünü uzatmak amaçlı yazılı olarak düzenlenen prensipler bütünüdür. Aile anayasalarında belirlenen kuralların şirket esas sözleşmesine bağlanması bu kuralların hukuki geçerlilik ve yaptırım kazanabilmeleri için uygulanan bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aile anayasasında yer alan düzenlemeler üç başlık altına toplanabilecektir. Bunlar;

(i) Aileye ilişkin düzenlemeler,

(ii) Şirkete ilişkin düzenlemeler ve

(iii) Anayasaya ilişkin düzenlemeler.

Aileye ilişkin düzenlemeler daha çok aile ilişkileri, temel değerler ve sosyal sorumluluklar gibi konuları içermektedir. Şirkete ilişkin düzenlemeler ise yönetim biçimi, hisselere ve hisselerin kuşaklar arası devri, yatırım kararları, profesyonel yönetim ilkeleri gibi konuları kapsar. Anayasaya ilişkin düzenlemeler ise daha çok amaç, kapsam, anayasa değişiklikleri gibi konulardır24.

C. Hukuki Niteliği

Mevcut aile üyeleri ile aileye doğum yoluyla veya evlilik yoluyla sonradan katılan kişileri bir arada tutma, kendi aralarındaki ve üçüncü kişiler ile aralarındaki ilişkileri düzenleme ve her bir aile üyesinin şirket ile olan ilişkisini düzenlemeyi amaçlayan aile anayasaları, Türk hukuku bakımından herhangi bir şekil şartına bağlı değildir25. Aile anayasası, Türk Borçlar Kanunu’ndaki sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde tarafların mutabık kalacağı herhangi bir şekilde yapılabilmektedir. Diğer bir deyişle, aile anayasaları Tür Hukukundaki atipik sözleşmelerdendir. Ancak, uygulama kolaylığı, doğabilecek ihtilafları önleme ve olası bir yargı sürecinde ispat rolü taşınması amacıyla aile anayasalarının yazılı olarak yapılması ve bu anayasa üzerinde mutabık kalan tüm aile üyelerinin imzasını taşıması tavsiye edilmektedir26.

Aile anayasasında belirlenen ilke ve kurallara aykırı davranışlar halinde aile anayasasına aykırılık gerekçesi ile söz konusu olacak yaptırımlar da yine aile anayasasında düzenlenmektedir27.

Aile anayasasına ilişkin diğer önemli bir nokta, aile anayasasının sadece anayasayı imzalayan aile üyeleri açısından bağlayıcı olduğu, yani aile anayasasında imzası bulunmayan aile üyeleri açısından hukuki bir bağlayıcılığının söz konusu olmayacağıdır28. Şirket, aile anayasasının tarafı olmadığı için herhangi bir sözleşme ihlali nedeniyle şirkete karşı herhangi bir icra veya dava yöneltilemeyecektir29. Bununla birlikte, aile anayasasını imzalayan aile üyelerinin, anlaşmaya aykırı hareket eden aile üyesinden/şirket ortağından hukuki talep ve kararlaştırılmış ise cezai şart istemesi gündeme gelebilecektir.

Bu amaçla, şirketin pay sahipleri açısından aile anayasasında yer alan hükümlerin bağlayıcı olması istenmekte ise, pay sahipleri arasında yapılan ve yine atipik bir sözleşme olan Hissedarlar Sözleşmesinde önemli görülen bu hükümlerin detaylandırılarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, aile anayasasında ve hissedarlar sözleşmesinde mevcut olan ve şirketi de bağlaması istenilen hükümler var ise bu hükümler Türk Ticaret Kanunu’nun izin verdiği ölçüde şirket ana sözleşmesine yansıtılmalıdır30.

Aile anayasasının oluşturulmasına karar verilmesini müteakip aile anayasası hazırlanırken aile üyeleri, aile üyesi olmayan şirket ortakları, yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri ve çalışanlar ile görüşülmesi, böylelikle şirkete ve yapısına ilişkin bilgilerin toplanması önem taşımaktadır. Aile anayasasını hazırlayacak kişilerin kimler olacağı konusunda herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte, aile şirketinin pay sahiplerinin bu konuda yetkin olsalar bile objektif olamamaları ihtimaline binaen aile anayasasının aile bağı bulunmayan profesyonel bir ekip tarafından hazırlanılması önerilmektedir31.

V. SONUÇ

Aile anayasaları her ne kadar mevzuatta düzenlenmemiş olsa da uygulamada büyük bir önem taşımaktadırlar. Türkiye’de ve dünyada yaygın olan şirket yapılanmalarında aile şirketlerinin rolü çok büyüktür. Dolayısıyla, aile şirketlerinin sürdürülebilirliği ve verimliliği hem kendileri için hem de ekonomiler için önemli bir yere sahiptir. Bu doğrultuda, kurumsallaşma ve kurumsallaşmanın ilk basamağı olarak aile anayasalarının hazırlanması gündeme gelmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, aile anayasalarının bağlayıcılığı ve uygulanması konusunda çeşitli sorunlar gündeme gelebilse de uygulamada yapılacak olan düzenlemeler ile bu sorunlar belirli bir oranda aşılabilmektedir.

KAYNAKÇA

Asuman Sönmez, “Kurumsal Yönetim İlkelerinin Türkiye’de Aile İşletmelerine Uygulanabilirliği” , Maliye Finans Yazıları, Sayı 92, Temmuz 2011

İclal Atilla, “Aile şirketlerinde Kurumsallaşma ve Kurumsal Yönetim Uygulamaları”, Türkmen Kitapevi, İstanbul, 2016

İrfan Yazıcıoğlu ve Hakan Koç, “Aile İşletmelerinin Kurumsallaşma Düzeylerinin Belirlenmesine Yönelik Karşılaştırmalı Bir Araştırma” , 2009, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı.2

Meltem Onay Özkaya ve Canan Muter Şengül, “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve İkinci Kuşağın “Kurumsallaşma” Konusuna Bakış Açısı”, 2006, D.E.Ü.İ.İ.B.F. Dergisi Cilt:21 Sayı:1

Lerzan Nalbantoğlu,” Aile Anayasası”, Family Business Review, 2011

Rafeal La Porta, Florencio Lopez -De-Silanes and Andrei Shleifer, “Corporate Ownership Around the World” April 1999,The Journal of Finance, Vol. Liv No.2

Soner Altaş, Türk Ticaret Kanuna Göre Anonim Şirketler Karşılaştırmalı, Açıklamalı, Örnekli, 4. Baskı, Seçkin Hukuk, Ankara 2013

DİPNOT

1 Rafeal La Porta, Florencio Lopez -De-Silanes and Andrei Shleifer, “Corporate Ownership Around the World” April 1999,The Journal of Finance, Vol. Liv No.2, s.511.

2 İrfan Yazıcıoğlu ve Hakan Koç, “Aile İşletmelerinin Kurumsallaşma Düzeylerinin Belirlenmesine Yönelik Karşılaştırmalı Bir Araştırma” , 2009, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Vol.21, s.498

3 Yazıcıoğlu/Koç, s.498.

4 Yazıcıoğlu/Koç, s.498.

5 Meltem Onay Özkaya ve Canan Muter Şengül, “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve İkinci Kuşağın “Kurumsallaşma” Konusuna Bakış Açısı”, 2006, D.E.Ü.İ.İ.B.F. Dergisi Cilt:21 Sayı:1, s.109’dan naklen, Vera ve Dean, 2005, s.321; Ward, 1987, s.145.

6 Özkaya/Şengül s.110.

7 Yazıcıoğlu/Koç, s.497.

8 Soner Altaş, Türk Ticaret Kanuna Göre Anonim Şirketler Karşılaştırmalı, Açıklamalı, Örnekli, 4. Baskı, Seçkin Hukuk, Ankara 2013, s.378.

9 Yazıcıoğlu/Koç, s.497.

10 Asuman Sönmez, “Kurumsal Yönetim İlkelerinin Türkiye’de Aile İşletmelerine Uygulanabilirliği”, Maliye Finans Yazıları, 2011, S.92, s.68.

11 Sönmez, s.68.

12 Özkaya/Şengül, s.110.

13 Yazıcıoğlu/Koç, s.499.

14 Yazıcıoğlu/Koç, s.500.

15 Özkaya/Şengül, s.123.

16 Altaş, s.379.

17 Özkaya/Şengül, s.123.

18 Yazıcıoğlu/Koç, s.500.

19 Altaş, s.378.

20 İclal Atilla, “ Aile şirketlerinde Kurumsallaşma ve Kurumsal Yönetim Uygulamaları ”, Türkmen Kitapevi, İstanbul, 2016, s.106.

21 Atilla, s.106.

22 Altaş, s.378.

23 Altaş, s.379.

24 Atilla, s.115.

25 Altaş, s.378.

26 Altaş, s.379.

27 Lerzan Nalbantoğlu,” Aile Anayasası”, Family Business Review, 2011, s.15.

28 Altaş, s.378. 29 Nalbantoğlu, s. 15.

30 Nalbantoğlu, s.15.

31 Attila, s.111.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Aile Şirketleri, Kurumsallaşma, Aile Anayasaları
Capabilities
Corporate and M&A
Dynamic Legal Risk Management
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Türk Rekabet Hukuku Mevzuatı Uyarınca Etki Doktrini

Türk Rekabet Hukuku Mevzuatı Uyarınca Etki Doktrini

2018
Read more
Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Anlaşması Uyarınca Satıcının Tazminat Sorumluluğu

Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Anlaşması Uyarınca Satıcının Tazminat Sorumluluğu

2018
Read more
Incorterms 2010 FCA ve CIP Farkları ve Uygulaması

Incorterms 2010 Fca Ve Cip Farkları Ve Uygulaması

2018
Read more
ICSID’in Yetkisinin Belirlenmesinde İyi Niyet Kriteri ve Phoenix Davasının İrdelenmesi

Icsid’in Yetkisinin Belirlenmesinde İyi Niyet Kriteri Ve Phoenix Davasının İrdelenmesi

2018
Read more