Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Adi Ortaklıkta Ortaklar Arası Sorumluluk İlişkisi

2017 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Adi Ortaklıkta Ortaklar Arası Sorumluluk İlişkisi

Corporate and M&A
2017
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

İki veya daha fazla sayıda gerçek veya tüzel kişinin, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelerek, amaç bakımından bir sınırlamaya bağlı olmaksızın, mallarını ve emeklerini birleştirmeleriyle adi ortaklık oluşmaktadır. Adi ortaklıklar, Kıta Avrupası hukuk sisteminde genel kabul gören bir ortaklık tipi olup, çalışmamızda adi ortaklıklarda ortakların birbirlerine karşı ve ortaklıkla işlem yapan üçüncü kişilere karşı sorumluluklarını incelemekte olup, teorik olarak Alman hukuk doktrini ve İsviçre hukuk doktrini de kaynak olarak ele alınmıştır.

I. GİRİŞ

Adi ortaklık, günümüzün en basit şirket modeli olarak tkarşımıza çıkmakla birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) “adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmaktadır. 

Türk Hukuku uyarınca belirli bir şekil şartına tabi olmayan adi ortaklıklar, ister en basit günlük ilişkide isterse en karmaşık ilişkide uygulanabilir olması nedeniyle günlük hayatta birçok ilişkide rastlanılabilecek bir ortaklık türüdür. Herhangi bir dükkanı veya mağazayı birlikte işletenlerden, bir piyango biletini birlikte alıp ikramiye çıkması halinde paylaşanların arasında bile adi ortaklığın mevcut olma ihtimali vardır1

Bu çalışmamızda, adi ortaklığın Türk Hukuku’ndaki anlamı ve yeri ve ortaklarının hem birbirlerine hem de üçüncü kişilere karşı sorumlulukları ele alınarak irdelenecektir.

II. ADİ ORTAKLIK

TBK’nın 620 ila 645. maddeleri arasında düzenlenen adi ortaklığın kanunda açıkça belirlenmiş bir tanımı yoktur2.Ancak TBK’nın 620. maddesi uyarınca, bir adi ortaklığın (“Adi Ortaklık”)3 meydana gelebilmesi için beş farklı unsurun bir araya gelmesi gerekmektedir4. Öncelikle, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşme olan ve doktrinde adi ortaklık sözleşmesi olarak anılan bir sözleşmenin (“Adi Ortaklık Sözleşmesi”)5varlığı gerekmektedir6. Türk Hukuku’nda bir kişinin tek başına Adi Ortaklık kurabilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmektedir7. Ortakların gerçek ve tüzel kişi olmaları mümkündür8. Bununla beraber, ortakların sayısı açısından kanunda herhangi bir üst sınır bulunmamaktadır9. Ancak, Adi Ortaklık’ta çok sayıda kişiyi bir arada tutan örgüt yapısının yetersiz olması ihtimalinin bulunması ve Adi Ortaklık’ın tüzel kişiliğinin bulunmaması, ortaklıktaki ortak sayısı açısından, uygulamada doğal bir sınır oluşturmaktadır10

İkinci olarak, Adi Ortaklık’ın ortaklarından her birinin sermaye getirmesi gerektiği hususu karşımıza çıkmaktadır. TBK’nın 621. maddesi doğrultusunda, ortakların getirmek zorunda olduğu sermaye payları birleşerek, ortakların el birliğiyle mülkiyet şeklinde sahip oldukları ortaklık sermayesini teşkil etmektedirler11

Adi Ortaklık’ın teşekkülünde, yerine getirilmesi gereken üçüncü unsur bir Adi Ortaklık Sözleşmesi’nin yapılmasıdır12. Adi Ortaklık, sözleşmeyle oluşturulan bir kişi birliği olup13, ortaklık sözleşmenin hayata geçirilmesiyle ortaya çıkar14. Buna ek olarak, Adi Ortaklık ilişkisine katılan kimselerin müşterek bir amaç etrafında toplanmaları gerekmektedir15. Bu açıdan Adi Ortaklık ilişkisi adeta bir amaç birlikteliğidir16. Bununla beraber, Adi Ortaklık’ta ortakların sadece müşterek bir amaç etrafında bir araya gelmeleri yeterli olmayacaktır. Ortaklar aynı zamanda ortaklık amacının gerçekleştirilmesine yönelik olarak, eşit oranda ortaklık faaliyetlerine katılma ve bu yolda diğer ortaklarla işbirliği yaparak, aralarında hiyerarşik ilişki olmaksızın, birlikte çaba sarf etme niyetine ve iradesine de sahip olmalıdırlar17. Bu yükümlülük Adi Ortaklık Sözleşmeleri bakımından asli bir yükümlülük olup, Adi Ortaklık’ın sürekli borç ilişkisi niteliğine uygun olarak süreklilik arz etmektedir18

TBK’nın 638. maddesi uyarınca, Adi Ortaklık’ın borçlarından dolayı, ortaklar şahsen ve müteselsilen sorumlu tutulmaları kuralı, aynı zamanda Alman Hukuku’nda da uygulama alanı bulmaktadır19. Ancak Adi Ortaklık’ta, ortakların, ortaklıkla etkileşim içine giren üçüncü kişilere karşı sorumluluklarından önce, birbirlerine karşı sorumlulukları gündeme gelmektedir20. Bu nedenle, ortakların sorumluluklarının kapsamının incelenmesinde, ilk olarak ortakların birbirlerine karşı sorumlulukları konusu irdelenecektir.

III. ORTAKLARIN BİRBİRLERİNE KARŞI SORUMLULUKLARI

A. Sermaye Koyma Yükümlülüğü

Bir Adi Ortaklık’ta her ortak, ortaklık amacının elde edilmesine yardım edecek miktar ve şekildeki bir sermayeyi ortaklığa koymakla yükümlüdür. Ortakların bu yükümlülüğü TBK’nın 621. maddesinde öngörülmüştür21. Adi Ortaklık’a koyulacak sermayenin niteliği nakit, mal veya çeşitli haklar veya emek de olabilir22. Katılma payının miktarı şirket sözleşmesinde belirtilmediği takdirde, katılma payları ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte olmalı, ayrıca payların birbirine eşit olmaları gerekmektedir23

Ortaklardan birinin sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda, ilgili ortağa ne gibi yaptırımların uygulanacağı konusunda yasal bir düzenleme mevcut bulunmamaktadır24. Yargıtay, Adi Ortaklık Sözleşmesi’nin karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olmadığını ve bu nedenle Adi Ortaklık Sözleşmeleri’ne ilişkin olarak, ödemezlik defi ve karşılıklı borç doğuran sözleşmelere özgü temerrüt hükümlerinin uygulanamayacağını, ancak bununla beraber ortaklığın feshinin haklı sebeplerden dolayı talep edilebileceğini kabul etmektedir25. Doktrinde de, Adi Ortaklık Sözleşmeleri’ne tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelere ilişkin kuralların uygulanamayacağı, bu nedenle TBK’nın karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde ilişkin hükümlerine (TBK 123 vd.) gidilemeyeceği ifade edilmektedir26. Ancak sırf ilgili kanundaki temerrüt hükümlerine gidilememesi, sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortağın diğer ortaklara karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Özellikle, ortaklık sözleşmesinde bir cezai şart öngörülmüşse, sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortaktan bu cezai şartı yerine getirmesi istenebilecektir27. Ayrıca, bir diğer yol olarak ifa davası açılması da söz konusu olabilecektir. Ortaklar, sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortağın, söz konusu ifayı yerine getirmesinin sağlanması için ifa davası açabileceklerdir28.

B. Zarara Katılma Yükümlülüğü

Adi Ortaklık’ta ortaklar, ortaklığın yaptığı işlemlerden dolayı meydana gelen zararları paylaşmakla yükümlüdürler29. Ortakların zarara katılmaları, Adi Ortaklık açısından emredici bir kuraldır30. Adi Ortaklık’ın borçlarından dolayı, ortaklar şahsen ve müteselsilen sorumludurlar31. Şunu da belirtmek gerekir ki, TBK’nın 623. maddesi doğrultusunda, emeğini sermaye olarak koyan ortağın zarara katılmayacağına ilişkin Adi Ortaklık Sözleşmesi’nde bir hüküm bulunsa dahi, ilgili ortak üçüncü kişilere karşı müteselsil ve sınırsız sorumlu olmaktan kurtulamayacaktır. Dolayısıyla, şirket alacaklıları, Adi Ortaklık Sözleşmesi’ne konulan hükme bakılmaksızın ve bağlı olmaksızın, emeğini sermaye olarak koyan ortaktan da hak ve alacak talep edebileceklerdir. Bu durumda, emeğini sermaye olarak koyan ve kazanca katılıp ancak zarara katılmaması sözleşmeye konulan bir hükümle kararlaştırılan ortak, üçüncü kişilere ödemede bulunacak ancak ödediği miktar kadar diğer ortaklara rücu edebilecektir32. Ortakların şirket alacaklılarına karşı sorumlulukları, çalışmamızın “Ortakların Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluğu” kısmında ayrıntılı bir biçimde incelenecektir.

C. Şirketi Yönetme Yükümlülüğü

Adi Ortaklık’ta ortaklığın yönetimi, Adi Ortaklık’ın müşterek amacına ulaşılması için ortaklar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, ortaklığın olağan ve olağanüstü işlemlerinin yürütülmesi anlamına gelir33. Ortaklığın yönetimi TBK’nın 625. maddesi uyarınca ortaklara bırakılmıştır34. Bu doğrultuda, ortaklığın idaresi, ortaklar bakımından bir hak ve aynı zamanda da bir yükümlülüktür35. Zira ortaklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde ortak güç ve araçlarını müşterek amaç uğruna kullanılmak üzere bir araya getirmekle yükümlüdürler36. Bu nedenle, ortakların şirketi idare etme yükümlülüklerini yerine getirmemeleri, diğer ortaklara karşı sorumluluklarını doğuracaktır.

D. Rekabet Yasağı

TBK’nın 626. maddesinde Adi Ortaklıklar’a ilişkin rekabet yasağı düzenlenmiştir. Buna göre, ortaklar kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar. İlgili düzenleme ile korunmak istenen ortaklık amacıdır. Böylelikle kanun koyucu ortaklar tarafından belirlenen müşterek amacın gerçekleştirilmesinin kolaylaştırılmasını ve bu amacın zarar görmesinin engellenmesini amaçlamaktadır37.

E. Özen Gösterme Yükümlülüğü

Ortaklık işlerinde ortağın özen gösterme yükümlülüğü, temelde Adi Ortaklık’ta yönetici ortaklara düşen bir yükümlülüktür38. Özen göstermenin ölçüsü de, TBK’nın 628. maddesi gereğince, yönetici ortağa ortaklık işlerini yerine getirmesinden dolayı bir ücret verilip verilmediğine göre değişmektedir. Yöneticilik görevi nedeniyle ücret almayan yönetici ortakların, ortaklığın işlerini yerine getirirken göstermekle yükümlü olduğu özen ve dikkatin ölçüsü, normal olarak kendi işlerinde gösterdikleri derecede çaba ve özene eş değerdir. Bu konuda Yargıtay, “Ortaklardan her biri, ortaklık işlerini yönetirken kendi işlerinde alışılagelmiş biçimde özen göstermek zorundadır. Gerekli özen gösterilmezse, yönetici ortak kusurlu sayılmalı ve bu eylem ve işleminden ortaya çıkan zarardan diğer ortaklara karşı sorumlu tutulmalıdır.” şeklinde görüşünü ifade etmiştir39. Buna karşın, ortaklığın işlerini gördükleri için ücret alan yönetici ortaklar ise, TBK’nın 506. maddesi kapsamında bir vekil veya yine TBK’nın 396. maddesi kapsamında bir işçi gibi, şirket işlerinin yürütülmesi sırasında objektif ölçüde çaba ve özeni göstermekle yükümlüdürler40.

IV. ORTAKLARIN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE KARŞI SORUMLULUKLAR

Adi Ortaklık’ın tüzel kişiliği ve hak süjesi niteliği bulunmamaktadır41. Bu nedenle ortaklık işlemlerinden doğan borçlar da ortaklığın değil, aksine ortakların borçlarıdır42. Bu borçlardan dolayı ortakların sorumlulukları müteselsil, sınırsız ve birinci derecededir43. Bu kapsamda, Adi Ortaklık’ta ortakların sorumlulukları bu üç başlık altında incelenecektir.

A. Müteselsil Sorumluluk

TBK’nın 638. maddesi gereğince, Adi Ortaklık’ta ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı müteselsilen sorumludurlar44. Ancak müteselsil sorumluluk, ortaya çıkan borcun, tek başına bir ortak tarafından yerine getirilmesi mümkün bir edime, örneğin tazminat borcuna veya bir para borcuna ilişkin olması halinde söz konusu olur. Diğer türlü, ortakların elbirliğiyle tasarruf edecekleri edime ilişkin borçlarda müteselsil sorumluluktan söz edilemeyecektir. Ortakların elbirliği ile tasarruf edecekleri borçlarda, ortakların tamamına başvurmak gerekecektir45. Doktrinde, elbirliği ile hak sahipliğine, ortakların elbirliği borçluluğunun uygulanmasının hukuki işlemin doğasına daha uygun olacağı, ancak bir alacaklının alacağına tümüyle kavuşabilmek için, alacağını ortakların hepsine karşı ilan etme ve hepsini topluca kovuşturma sorumluluğundan kurtulması için, alacaklının çıkarına ve aynı zamanda alışveriş güvenliğinin pekiştirilmesi adına ortağın, ortaklık borcunun tümünden tek başına sorumluluğunun öngörüldüğü ifade edilmektedir46

Adi Ortaklık’taki müteselsil sorumluluğun bir gereği olarak, müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğu durumlarda, her ortak bütün ortaklık borçları için sorumlu olacaktır47. TBK’nın 163. maddesi gereğince, alacaklı kendi seçimine göre, bütün borçlulardan veya onlardan birinden ya da bir kaçından alacağının tamamını talep edebilecektir. Özel bir durum olarak, ortaklardan birinin ortaklığın alacaklısı olması halinde de ortaklıktaki diğer ortaklar, ilgili borçtan ötürü müteselsilen sorumlu olacaklardır. Özellikle ortaklardan birisinin ortaklığa ödünç vermesinde durumun böyle olduğunu ifade edebiliriz. 

Doktrinde, ortakların müteselsil sorumluluğunun sadece yapılan hukuki işlemlerden doğmayacağı kabul edilmektedir48. Hukuki işlemlerin yanı sıra ortaklar, müştereken işlemiş oldukları haksız fiiller nedeniyle de TBK’nın 61. maddesi kapsamında müteselsilen sorumlu tutulacaklardır. Dolayısıyla haksız fiili sadece ortaklardan birisi işlemişse, diğer ortakların ilgili haksız fiilden ötürü herhangi bir sorumluluğu bulunmayacaktır. Ayrıca kanuni sebep sorumluluğu (kusursuz sorumluluk) nedeniyle de ortakların müteselsil sorumluluğu söz konusu olabilecektir. Örneğin, kanuni sebep sorumluluğunun bir türü olan adam çalıştıranın sorumluluğu bakımından, ortaklar kendi işçileri ve işin görülmesine yardım eden diğer kişilerin fiilleri nedeniyle TBK’nın 66. maddesi uyarınca müteselsilen sorumlu olabileceklerdir. Buna karşılık, TBK’nın 66. maddesi anlamındaki sorumluluk, ortaklık ile ortakların kendi aralarındaki ilişkide gündeme gelmeyecektir. Zira ortaklık içindeki ilişkide, ortaklık ve ortaklar arasında bağlılık söz konusu değildir49. Bu konuda Adi Ortaklıklar’ın doğası gereği, ortakların arasında hiyerarşi bulunmadığı gerçeği unutulmamalıdır. 

Kanunda öngörülmüş olan sorumluluk, müteselsil sorumluluk olmakla birlikte, TBK’nın 638. maddesi kapsamında ortaklığın, alacaklı ile yapacağı bir anlaşmayla, ortakların müteselsil sorumluluğunun engellenebilmesi mümkündür. Ancak, Adi Ortaklık Sözleşmesi’ne bir hüküm koymak suretiyle bu sorumluluğun engellenmesi olanaksızdır50.

B. Birinci Derecede Sorumluluk

Her ne kadar TBK’nın 638. maddesinde açık bir şekilde belirtilmemişse de, ortakların üçüncü kişilere karşı sorumlulukları, aynı zamanda ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından birinci derecededir51. Ortaklığın yükümlülüklerinin karşılanması amacıyla, ortaklığın malvarlığının mevcut olup olmaması, ortakların sorumluluğu bakımından herhangi bir etki yaratmayacaktır52. Zira Adi Ortaklık’ta ortaklar, birinci derecede sorumluluk gereği, şahsen, kendi malvarlıklarıyla, ortaklığın borçlarından dolayı sorumlu olacaklardır.

C. Sınırsız Sorumluluk

Adi Ortaklık’ta, ortaklar için söz konusu olan birinci derecede ve müteselsil olan sorumluluk aynı zamanda sınırsız bir sorumluluktur53. Hatta ortaklığı temsil yetkisi verilen ortağa yapılacak işlemlerin miktarı yönünden bir sınırlama konulsa dahi, konulan bu sınırlamalar üçüncü kişileri bağlamayacaktır54. Böyle bir sınırlama ortakları da sınırsız ve müteselsil sorumluluktan kurtarmayacaktır. Kuşkusuz ortaklar, iç ilişkide koydukları bu yetki sınırlarını aşan temsilci ortağa rücu etme hakkını ellerinde bulundurmaktadır. Yani konulan yetki sınırını aştığı için, temsilci ortağın iç ilişkide sorumlu tutulması mümkün olacaktır55.

V. SONUÇ

Adi Ortaklıklar, kural olarak herhangi bir şekle tabi olmayan sözleşmesel bir ilişki olmak üzere, tüzel kişiliği bulunmayan, en az iki gerçek veya tüzel işinin bir araya gelmesi ile kurulabilen ortaklıklardır. Adi Ortaklıklar, bir tüzel kişiliğe sahip olmadıklarından bir hak süjesi de değildirler. Bu nedenle Adi Ortaklık’ın üçüncü kişilerle gerçekleştirmiş olduğu tüm hukuki işlemlerden doğan borç ve alacaklar Adi Ortaklık’taki ortakların üzerinde doğmaktadır. Ortakların sorumluluğu sadece Adi Ortaklık’la borç ilişkisi içine giren üçüncü şahıslarla sınırlı kalmamakta, ortakların birbirlerine karşı, sermaye koyma, zarara katılma, şirketi yönetme, rekabet etmeme ve özen gösterme yükümlülüklerinden doğan sorumlulukları da bulunmaktadır.

KAYNAKÇA

Alfred Hueck, Das Recht der offenen Handelsgesellschaft, 4. Bası, Berlin 1971.

Karl Heinsheimer, Handels- und Wechselrecht, 1. Bası, Berlin 1924.

Marcus Lutter, Die Gründung einer Tochtergesellschaft im Ausland, 3. Bası, Berlin 1995.

Klaus Peter Berger/ Ernst Heymann, Handelsgesetzbuch (ohne Seerecht): Zweites Buch., 2. Bası, Berlin 1996.

Oruç Hami Şener, Ortaklıklar Hukuku, 1. Bası, Ankara 2012.

Nami Barlas, Adi Ortaklık Temeline Dayalı Sözleşme İlişkileri, 3. Bası, İstanbul 2012.

Claus-Wilhelm Canaris, Handelsgesetzbuch Grosskommentar, Erster Band, 4. Bası, Berlin 1995.

Arthur Brand/ Viktor Marowski, Die Registersachen in der gerichtlichen Praxis, 4. Bası, Berlin 1956.

Hasan Pulaşlı, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt 1, 1. Bası, Ankara 2011.

Cevdet İlhan Günay, Türk Borçlar Kanunu Şerhi, 2. Bası, Ankara 2015.

Heinrich Megow, Die Offene Handelsgesellschaft, Wiesbaden, 2013.

Cazibe Ebru Yücel, Adi Ortaklıkta Temsil, Bahçeşehir Üniversitesi Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2011.

Fatih Bilgili, Adi Ortaklığın Fiil Ehliyeti ve Alman Federal Mahkemesinin Verdiği Yeni Karar Karşısında Ortaya Çıkan Durum, Prof. Dr. Ömer Teoman’a 55. Yaş Günü Armağanı, Cilt 1, İstanbul 2002.

DİPNOT

1 Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, Beta Yayımevi, İstanbul, 2016, s.27.

2 Hasan Pulaşlı, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt 1, 1. Baskı, Ankara 2011, s. 29.

3 Türk hukukunda Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen adi ortaklıklar, Alman hukukunda hem Borçlar Kanunu’nda hem de Ticaret Kanunu’nda kaynağını bulmaktadır. Bkz. Alfred Hueck, Das Recht der offenen Handelsgesellschaft, 4. Baskı, Berlin 1971, s. 1’den naklen, Geiler in DüringerHachenburg HGB 3. Aufl., Bd. II, 1. Hälfte, Allg. Einleitung, Gesellschaftsrecht des bürg. Rechts, 1932; Flechtheim ebendort Bd. II, 2. Hälfte, Handelsgesellschaften und stille Gesellschaft, 1932; Otto Weipert, RGR-Komm. Z. HGB, Bd. II, 2. Auflage, 1950.

4 Alman Hukuku’nda bir adi ortaklığın oluşması için üç farklı unsurun bir araya gelmesi gerektiği kabul edilmektedir: 1. Ortak bir amacın varlığı, 2. Bir ortaklık kurma iradesinin varlığı, 3. Ortakların sorumluluklarının sınırsızlığı. Bkz. Hueck, s. 2-18.; Heinrich Megow, Die offene Handelsgesellschaft, Wiesbaden, 2013, s. 1.

5 Hueck, s. 2; Bkz. Handelsgesetzbuch (HGB) § 105; Bürgerliches Gesetzbuch (BGB) § 705; Cevdet İlhan Günay, Türk Borçlar Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2015, s. 1619.

6 Marcus Lutter, Die Gründung einer Tochtergesellschaft im Ausland, 3. Baskı, Berlin 1995, s. 631.

7 Oruç Hami Şener, Ortaklıklar Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2012, s. 1.

8 Klaus Peter Berger/ Ernst Heymann, Handelsgesetzbuch (ohne Seerecht): Zweites Buch., 2. Baskı, Berlin 1996, s. 15.

9 Kıta Avrupası hukuk doktrininde de genel olarak, adi ortaklıklarda ortaklık sayısı için bir üst sınır belirtilmemekte, iki ya da daha fazla ortağın adi ortaklık tesis edebileceği ifade edilmektedir. Bkz. Lutter, s. 631.

10 Nami Barlas, Adi Ortaklık Temeline Dayalı Sözleşme İlişkileri, 3. Baskı, İstanbul 2012, s. 18.

11 Berger/ Heymann, s. 10; Bkz. BGB, § 706.

12 Hueck, s. 9.

13 Berger/ Heymann, s. 2.

14 Karl Heinsheimer, Handels- und Wechselrecht, 1. Baskı, Berlin 1924, s. 26.

15 Arthur Brand/ Viktor Marowski, Die Registersachen in der gerichtlichen Praxis, 4. Baskı, Berlin 1956, s. 143; Heinsheimer, s. 26.; Berger/ Heymann, s. 11.

16 Bkz. Schweizerisches Zivilgesetzbuch (ZGB), Art. 530.

17 Barlas, s. 38.

18 Pulaşlı, s. 29.

19 Bkz. HGB § 105.

20 Hueck, s. 35.

21 Bkz. BGB § 706.

22 Heinsheimer, s. 24.

23 Pulaşlı, s. 39.

24 Pulaşlı, s. 40.

25 Yargıtay HGK, 11.12.1963, E. 4/26, K. 96.

26 Şener, s. 36.

27 Şener, s. 37.

28 Bkz. ZGB, Art. 82.

29 Bkz. BGB § 722.

30 Pulaşlı, s. 40.

31 Berger/ Heymann, s. 209.

32 Pulaşlı s. 41’den naklen, Soysal Özenli, Uygulamada Adi Ortaklık ve Neden Olduğu Davalar, Ankara, 1988, s. 65.

33 Claus-Wilhelm Canaris, Handelsgesetzbuch Grosskommentar, Erster Band, 4. Baskı, Berlin 1995, s. 180.

34 Bkz. BGB § 709.

35 Şener, s. 46.

36 Canaris, s. 163; Megow, s. 2.

37 Şener, s. 53.

38 Pulaşlı, s. 42.

39 Yargıtay, 13. HD., 7.3.1986, E. 1986/356, K. 1986/1345.

40 Pulaşlı, s. 42.

41 Cazibe Ebru Yücel, Adi Ortaklıkta Temsil, Bahçeşehir Üniversitesi Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2011, s. 120.

42 Yargıtay, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından aktif ve pasif dava ehliyeti de olmadığını, bu nedenle dava ve takiplerin bütün ortaklara karşı açılması gerektiğini ifade etmektedir. (Yargıtay 12. HD., 22.02.2008, E. 2008/2359, K. 2008/3191).

43 Şener, s. 82.

44 Bkz. Berger/ Heymann, s. 209.

45 Şener, s. 82.

46 Yücel, s. 121’den naklen, Hüseyin Hatemi/ Rona Serozan/ Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku Özel Bölüm, İstanbul, 1992, s. 585-586. 

47 Heinsheimer, s. 26.

48 Şener, s. 83.

49 Fatih Bilgili, Adi Ortaklığın Fiil Ehliyeti ve Alman Federal Mahkemesinin Verdiği Yeni Karar Karşısında Ortaya Çıkan Durum, Prof. Dr. Ömer Teoman’a 55. Yaş Günü Armağanı, Cilt 1, İstanbul 2002, s. 204; Barlas, s. 79.

50 Şener, s. 84’ten naklen, Fritz Funk, Kommentar des Obligationenrechtes, Aarau, 1931, Art. 544, No. 4.

51 Berger/ Heymann, s. 216.

52 Şener, s. 84’ten naklen, Theo Guhl/ Jean Nicolas Druey, Das Schweizerische Obligationenrecht, 9. Auf, Zürih, 2000, § 62, No. 49.

53 Megow, s. 1; Hueck, s. 35.

54 Hueck, s. 35.

55 Şener, s. 85’ten naklen, İrfan Baştuğ, Şirketler Hukukunun Temel İlkeleri, İzmir, 1974, s. 38.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Türk Borçlar Kanunu, adi ortaklıklar, sermaye koyma yükümlülüğü, rekabet yasağı, özen gösterme yükümlülüğü
Capabilities
Corporate and M&A
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatifleri

Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatifleri

2017
Read more
FIDIC Gümüş Kitap Kaspsamında Uyuşmazlık Çıkması Halinde UÇK Tarafından Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi

Fidic Gümüş Kitap Kaspsamında Uyuşmazlık Çıkması Halinde Uçk Tarafından Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi

2017
Read more
Kelepçeleme Sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu Açısından İncelenmesi

Kelepçeleme Sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu Açısından İncelenmesi

2017
Read more
Yatların Sicile Kaydedilmesi, Bayrak Seçimi ve Beraberinde Getirdiği Sorunlar

Yatların Sicile Kaydedilmesi, Bayrak Seçimi Ve Beraberinde Getirdiği Sorunlar

2017
Read more
Adi Ortaklıkta Ortaklar Arası Sorumluluk İlişkisi