Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

TMSF Yetkileri Karşısında Azınlık Hissedarların Hakları

2016 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

TMSF Yetkileri Karşısında Azınlık Hissedarların Hakları

Banking & Finance
2016
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun başlıca fonksiyonları (i) mevduatı sigorta etmek, (ii) Fona devredilen bankanın yönetimi, finansal yapısının güçlendirilmesi, rehabilitasyonu, devri, birleştirilmesi, satışı ve (iii) Fon alacaklarının takibidir. Fona yasal çerçevede tanınan geniş yetkilerin kaynağında bankacılık sisteminin güçlü bir finansal yapıya kavuşturulması ve tasarruf sahipleri yanında sektörün genelinin korunması amacı yatmaktadır. Bu yetkilerin genişliği ve özellikle Fonun şirketlerin temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetimini devralma yetkisinin kapsamı, şirketlerde hâkim ortaklar yanında azınlık ve diğer küçük ortakların haklarına etki ettiği ölçüde tartışmalara neden olmuştur. Çünkü bu yetkilerin kullanımı pay sahipliği haklarını kısıtlayabilmekte hatta tamamen ortadan kaldırabilmektedir. Serbest piyasa ekonomisinde Fona böylesine olağanüstü yetkiler tanınmasında hareket noktası, banka ve sair şirketlerin kaynaklarının hissedarlar ve genel ekonomik düzeni tehlikeye düşürecek şekilde kötüye kullanımı olmuştur. Bu kötüye kullanımda rolleri bulunmadığı halde, azınlık hissedarların da ortaklık haklarını Fona devir neticesinde kullanamaz hale gelmesi, birtakım hukuki ve pratik zorunlulukların kaçınılmaz sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

1. GİRİŞ

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (“Fon”) kurulduğu 1983 yılında, herhangi bir bankanın mali durumunun bozulması ve mevduat sahiplerine olan borcunu ödemede acz haline düşmesi ihtimaline karşı, mevduat sahiplerinin alacaklarının sigorta limiti dâhilindeki kısmını ödeyerek bireysel riski teminat altına almayı amaçlamaktaydı. 2000li yıllara yaklaşırken ise özellikle bankacılık alanında yaşanan ciddi krizlere karşı, bankacılık sisteminin güçlü bir finansal yapıya kavuşturulması ve tasarruf sahipleri yanında sektörün genelinin korunması amacıyla yeni önlemlerin alınması ihtiyacı doğmuştur. Bu bağlamda yapılan düzenlemeler vasıtasıyla Fon olağanüstü yetkilerle donatılmış bir kurum kimliğini kazanmıştır1. Kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurum olarak karşımıza çıkan Fonun, özellikle güven kurumları olmaları nedeniyle bankalar üzerinde kamusal denetim gerçekleştirmesi önemlidir.

Bununla birlikte, Fona daha önce 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve hâlihazırda 5411 sayılı Bankacılık Kanununca tanınan olağanüstü yetkilerin genişliği tartışma konusu olmuştur. Zira Fon, bir bankanın mali yapısının bozulduğunun; düzeltilmesi amacıyla öğütlenen tedbirlerin alınmadıklarının, sonuç vermediklerinin veya alınsa da düzelme umudunun bulunmadığının; borçlarının değerinin varlıklarını aştığının; faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin tespiti halinde, bankanın faaliyet iznini kaldırmaya, temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimini devralmaya yetkilidir (Bank. K. 71). Aynı şekilde hâkim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarını bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde kendi çıkarına kullandığı ve bankayı bu suretle zarara uğrattığı tespit edildiğinde de Fon banka üzerinde söz konusu tedbirleri alabilmektedir. Olağanüstü olarak nitelendirilen bu iki yetkinin kullanımı, mali yapı bozukluğuna istinaden Fon’ca devralınan bankanın2 yönetimine oldukça sınırlı bir biçimde katılabilmiş bulunan azınlık pay sahiplerinin de gerek mali gerekse yönetsel ortaklık haklarına etki etmektedir. Azınlık kavramı Türk Ticaret Kanunu Madde 411 vd. uyarınca anonim şirketlerde “sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerini” ifade etmekte olup, çalışmamızın devamında ayrıca incelenecektir.

Fon’un yukarıda bahsedilen devralma yetkisi ilk bakışta azınlık haklarına halel getirici görünse de, esasen azınlığın ve halka açık şirket ortaklarının menfaatlerinin korunması amacı öne çıkmaktadır. Çünkü “birbirini izleyen çeşitli mevzuat değişiklikleriyle her defasında Fon’a daha geniş yetkiler tanınması, hâkim ortaklar ile yöneticiler aleyhine sürdürülen takiplerde hukuki zorluklarla karşılaşıldığı ve banka alacaklarının tahsilinde gecikmeler yaşandığının genel bir kanıya dönüşmesinin sonucudur3". Finansal yapısı itibariyle riskli bulunan şirketlere Fon’un el koyma yetkisi, yetkinin kapsamı ve bu yetkinin kullanımının şirket organları ile hissedarlara olan etkileri incelenmeye değerdir.

2. FONUN BANKA VE ŞİRKETLERE EL KOYMA YETKİSİ VE YETKİNİN KAPSAMI

2.1. Genel Bakış

Anayasa’da ekonomik hayatın düzenli işleyişini sağlamak ve gerektiğinde bu alana müdahale etmekle devletin görevli kılındığı, “…kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak…” (md.5); “…özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri…” almak (md.48) ve “para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri” almak (md.167) şeklinde ifade edilmiştir. 

Mali düzenin korunması tedbirlerinin alınmasına yönelik önemli bir enstrüman olan Fonun, (i) mevduatı sigorta etmek, (ii) Fona devredilen bankanın yönetimi, finansal yapısının güçlendirilmesi, rehabilitasyonu, devri, birleştirilmesi, satışı ve (iii) Fon alacaklarının takibi olmak üzere başlıca üç farklı yetki ve görev yönü bulunur4.

2.2. El Koyma Yetkisi ve Kapsamı

Fonun banka ve şirketlerin faaliyet iznini kaldırma ve temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine el koyma yetkisinin bulunduğu daha önce ifade edilmişti. Gerçekten, genel olarak mali durumunun düzelmesi umudu görülmeyen, sektör ve ekonomik düzen için ciddi risk arz etmekte olan bankaların durumunu yansıtan, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71. maddesinde sayılı hallerde Fona bankanın faaliyet iznini kaldırma ya da temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetim haklarını devralma yetkisi tanınmıştır. Fon, mali açıdan riskli bulunan banka yanında, bunun hâkim ortaklarına ait diğer şirketler ve banka iştiraklerine de aynı kanunun 134. maddesi uyarınca el koyabilir. 

El koyma yetkisinin kişiler bakımından kapsamına yalnızca hâkim ortaklar değil, tüm ortaklar girmektedir. Azınlık ve diğer küçük hissedarlar bakımından bu uygulamanın gerekliliği ve hukuka uygunluğu tartışmalıdır5. Haklar bakımından ise el koyma yetkisi (i) mali ve yönetsel ortaklık hakları ile (ii) yönetim ve denetim haklarını kapsar. Esasen yönetim ve denetim hakları, ortaklık haklarının görünümlerinden biri olmakla beraber, devrin kapsamında olduğunun madde hükmünde ayrıca belirtilmesinin amacı, yönetim ve denetim organlarının seçimle işbaşına gelme zorunluluğunu ortadan kaldırmaktır. Bu sayede Fon yönetim ve denetim hakkını atayacağı yardımcı şahıslar marifetiyle doğrudan kendisi de kullanabilecektir. 

Temettü hariç ortaklık hakları Fona ait olduğundan, ortakların genel kurula katılma ve oy hakları başta olmak üzere yönetime ilişkin tüm hakları Fon tarafından kullanılacaktır. Madde lafzındaki “temettü hariç” ifadesi doktrinde, hüküm hâkim ortak ve azınlık ortaklar bakımından farklı yorumlanarak açıklanmaktadır. Şöyle ki, hâkim ortağa ait temettü hariç mali hakların Fon’a geçmesi; azınlık ve diğer ortakların ise bu haklarını kendilerinin kullanmaya devam etmesi gerektiğinin kabulü, gerçekleştirilmek istenen amaca uygun düşmektedir7. Bu sayede, temettü dışındaki mali haklar (tasfiye payı, sermaye artırımında rüçhan hakkı, hazırlık devresi faizi, bedelsiz hisse alma, tesislerden yararlanma vb.) yalnızca bu hakları kötüye kullanabilme yetisine sahip olan hâkim hissedarlardan esirgenecektir. 

Yönetim ve denetim hakları bakımından ise, yönetim genel kurulda seçim yapılmaksızın Fon tarafından atanabilecek, atanan bu kişilerin yetki ve görevleri genel kurul kararıyla sınırlanamayacak yahut yönlendirilemeyecektir. Bu durum yönetim ve denetim işlemlerinin hızlı ve etkili şekilde yapılmasına hizmet eder niteliktedir. Bununla birlikte devir işleminin ve Fon tarafından yönetici atanmasının Fon ile pay sahipleri arasında doğrudan bir hukuki ilişki tesis etmediğinin de ayrıca belirtilmesi gerekir8. Fona tanınan olağanüstü yetkilerin belirlenmesinde çıkış noktası, bankanın mali yapısının ciddi olarak bozulmuş olması ile kaynaklarının hâkim ortaklarca bankanın güvenli bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek boyutta kendi çıkarları doğrultusunda kullanılmış bulunmasıdır9. Bu açıdan bakıldığında, söz konusu yetkilerin azınlık ve hâkim olmayan diğer hissedar haklarıyla bağdaştırılması mümkün görünmektedir.

2.3. Fonun El Koyduğu Şirketlerde Organların Statüsü ve Hukuki Durum

Fonun el koyduğu şirketlerde organların mevcudiyeti sorunu, genel kurul toplantılarının yapılması hususuyla doğrudan ilgilidir. El konulan şirketin temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetim hakları Fona geçtiğinden, Fon genel kurul ve yönetim kurulunun görevlerini devralmış olur. Fon atayacağı yardımcı şahıslar vasıtasıyla genel kurul ve yönetim kuruluna özgü hakları kullanabilir ve kararlar alabilir. Fonun atayacağı kişilerin objektif oldukları, bu nedenle azınlık hissedarların hakları açısından gerekli özeni gösterecekleri, bunu yaparken de hâkim ortakların tesirinden arınmış olarak karar alma ve uygulama gücü sayesinde azınlık menfaatlerinin daha etkili ve verimli bir biçimde korunacağı kabul edilir. 

Doktrinde organların varlığını devam ettirip ettirmedikleri tartışmalı olmakla beraber, Tekinalp, Reisoğlu ve Kuntalp Fon’un el koymasının organları ortadan kaldırmayıp bu organların oluşumunda farklılık yarattığı, organları oluşturma yetkisinin münhasıran Fona geçtiği görüşündedir10

Fona devredilen bankanın genel kurul yetkilerinin Fon tarafından kullanılacağına ilişkin somut kanun hükümleri bulunmaktadır. Bankacılık Kanunu’nun 106/7 madde hükmünde, “(mahkeme tarafından) İflas kararı verilmeyen hallerde bankanın iradi tasfiyesi, banka genel kurul kararı aranmaksızın ve Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin infisah ve tasfiyeye ilişkin hükümlerine tâbi olmaksızın tasfiye kurulu üyelerinin Fon tarafından atanması suretiyle gerçekleştirilir.” denilerek genel kurula ait iradi tasfiye yetkisi Fona tanınmıştır. Keza, 109/1 hükmünde “Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bankaların ana sözleşmelerinde yer alan düzenlemelerin, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tâbi olmaksızın, genel kurul yapılmaksızın değiştirilmesine ve tescil ettirilmesine Fon yetkilidir.” denilmek suretiyle esas sözleşmenin tek başına Fon tarafından tadil edilebileceği belirtilmiştir. Yasa koyucunun iradesi organ olarak banka genel kurullarının varlıklarını sürdürdüğü şeklinde yorumlanabilir11. Bu hususlar dikkate alındığında, yönetim kurulu ve genel kurulun şeklen de olsa organ olarak varlığını sürdürdüğü sonucuna ulaşılabilir. Genel kurulun teşkili tek başına Fon temsilcisinin katılımıyla sağlanmakta, yönetim kurulu da Fon’un atadığı kimselerden oluşmaktadır. Fon’a devir öncesi olağan dönemde elindeki tek vasıta olan genel kurul toplantılarında artık yer alamayacak olan ve şirketin devrine sebep olan mali bozulmadan belki haberdar dahi olmayan azınlığın bundan sonra nasıl konumlanacağı aşağıda incelenecektir.

3. FONA DEVREDİLEN ŞİRKETLERDE AZINLIK HİSSEDARLAR HAKLARI

3.1. Genel Bakış

Azınlık (veya azlık) hissedarlar Türk Ticaret Kanunu’nun ifadesine göre sermayenin en az onda birini elinde bulunduran pay sahipleridir. Sermaye Piyasası Kanunu’na göre de Türk Ticaret Kanunu’nda azlığa tanınan hakların halka açık şirketlerde sermayenin yirmide birini elinde bulunduran pay sahiplerine tanınacağı düzenlenmiştir. Kanunda azınlığa sermayenin onda birinden daha azını elinde bulunduran hissedarlardan farklı birtakım haklar tanınmıştır. Azınlık hissedar olma barajının esas sözleşmeyle %10’un altına indirilebileceği kabul edilmektedir12

Azınlık haklarının öngörülmesindeki amaç, menfaat çatışmalarında çoğunluk ve azınlık arasındaki dengenin korunmasıdır. Bu yönüyle azınlık hakları, tek yanlı irade açıklamalarıyla kural olarak yöneltildiği organın onayına bağlı bulunmadan kullanılan, hakkın kötüye kullanılması denetimine tabi olan talep haklarıdır denebilir13

Azınlık hakları öğretide, genel kurulda azınlığın olumsuz oy kullanarak kararın alınmasını engellediği durumları ifade eden “olumsuz haklar” ve çoğunluk iradesine ters düşmesine rağmen, azınlığın irade beyanıyla hakkını talep veya dava yoluyla kullanması anlamındaki “olumlu haklar” olarak ikiye ayrılmaktadır. Olumsuz azınlık haklarına örnek olarak ağırlaştırılmış yetersayı halleri verilebilir. 6102 sayılı TTK’nın 421. maddesinde oybirliği aranan kararlar bakımından azınlığın olumlu oy kullanmaması, kararın oluşmasını önler. Keza, 559. madde uyarınca kuruluştan veya sermaye artırımından dolayı sorumlu olan yöneticilerin genel kurulda ibrası, azınlığın onayına bağlıdır. 

Olumlu azınlık haklarında azınlığın somut bir talepte bulunması gerekir. Örneğin azınlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınmış olup, temsil edilecek azınlığın somut olarak belirlenmesi gerekir (TTK 360). Azınlık genel kurulu olağanüstü toplantıya davet edebilir, gündeme madde ekletebilir (TTK 411). Azınlık genel kurulda bilanço görüşmelerinin ertelenmesini talep edebilir (TTK 420), belli hususların incelenmesi ve denetlenmesi için, gerekli hallerde özel denetçi atanmasını isteyebilir (TTK 438). Haklı sebeplerin varlığında, azınlık, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir (TTK 531). 

Yukarıdaki hususlar çerçevesinde, azınlık haklarının kullanımının genel kurul bağlamında gerçekleştiği ve genel kurul toplantılarının yapılmasının azınlığa tanınan hakların hayata geçirilebilmesinde önemli bir yerinin olduğu görülmektedir. Mali yapısı bozuk şirketlerin Fon’a devredilmesi halinde ise genel kurulun işlevi Fon tarafından gerçekleştirileceğinden, azınlık haklarının statüsü de sorgulanacaktır.

3.2. Fona Devredilen Şirketlerde Azınlık Haklarının Durumu

Bir şirket veya hususen bankanın Fon’a devredildiği durumda, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi tek başına Fona aittir. Esasen Fon’un genel kurulun tüm üyeleri olan hissedarları toplantıya çağırma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Kendisi bizzat genel kurulun yetkili olduğu kararları alıp icra edebilir. Tüm payları temsil yetkisi Fon’a devrolunduğundan, Fon temsilcisinin iştiraki tek başına toplantı ve karar nisaplarının sağlanması için yeterlidir. Ortaklık haklarının Fon’a devredilmiş olması, azınlık haklarının kullanımını da ortadan kaldırdığı için, azınlığın genel kurulu toplantıya çağırması da söz konusu olmaz. El koyma durumunda azınlık kavramı ve buna tanınan haklar da işlevsiz hale gelmektedir14. Burada tüm hissedarların temettü hariç ortaklık haklarının Fon’a devri yerine, yalnızca şirketin mali yapısının bozulmasında sorumluluğu bulunabilecek olan hâkim hissedarların haklarının devriyle niçin yetinilmediği sorgulanabilir. Ancak hâkim ortaklar, hâkim ortak olmayan hissedarlarla da yakın ilişki içinde bulunarak sorumluluklarından ibra edilmelerini sağlayabilir. Bunun önüne geçilebilmesi için genel kurulun toplantı ve karar alma prosedüründen kurtulabilmek amacıyla yalnız hâkim hissedarların değil, tüm hissedarların ortaklık haklarının Fon’a devri yolu tercih edilmiştir.

Fona devir işlemi bankadaki paylar ve pay sahiplerinin mevcudiyetine tesir etmez; fakat pay sahipleri temettü hariç pay sahipliği haklarını kullanamazlar. Bu engel durumunun yargı pratiğine yansıması olarak, pay sahipleri genel kurula davet edilmedikleri gerekçesiyle Fon’un aldığı genel kurul kararlarının iptali veya yokluğunun tespiti için dava açabilmektedirler. Fon’un, hissedarları davet etmeksizin tek başına genel kurul toplantısı gerçekleştirip karar alması, öğretide, TTK 416’da düzenlenen çağrısız genel kurul kurumuna da benzetilmiştir15. Genel kurul toplantısına çağrı yapılmaması kural olarak usulsüzlük teşkil etmesine rağmen, bu hüküm sayesinde, tüm pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması ve aralarından hiçbirinin itiraz etmemesi halinde çağrı prosedürü atlanarak genel kurul toplantısı gerçekleştirilebilmektedir. Fona devredilmiş olan şirketin de temettü hariç ortaklık hakları Fon’a geçtiğinden, tüm payların temsilcisi konumundaki Fon temsilcisinin mevcut bulunmasıyla çağrısız genel kurulun kanuni şartları sağlanmış olacaktır denilebilir fakat bu yorum tarzı yalnızca Fonun devraldığı ortaklık hakları çerçevesinde yapabileceği işlemleri açıklamakta olup, Fonun en başta devralma yetkisinin hukukiliği tartışmasına cevap vermemektedir. 

Tüm hissedarlarla beraber azınlık hissedarların da ortaklık haklarının kendilerince kullanımını sınırlayan hatta kaldıran Fon’a devir işlemi, mülkiyet ve ortaklık vasfından kaynaklanan diğer haklar bağlamında da önemli sonuçlar doğurmaktadır. Esasen hisselerin mülkiyet hakları hissedarlarda kalmaya devam etmekte olup, söz konusu devir işlemiyle başlayan geçici dönemde Fon, bankanın malvarlığı üzerinde de tasarrufta bulunmaya yetkili özel hukuki konuma sahip bir kayyıma benzer16. Bununla beraber, 5411 sayılı kanunun Geçici 11. maddesi ile yürürlükte tutulan, Bankalar Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, bankanın ödenen zararı ve sermayesi miktarınca hisse senetlerinin tamamı Fonun mülkiyetine geçmekte ve banka sahip değiştirmektedir17.

3.3. Fonun Yetkilerinin Kullanımında Yargısal Denetim

Mali durumu bozulmuş olan banka hakkında Fon tarafından uygulanan, faaliyet izninin kaldırılması veya ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine el koyma tedbirleri, kısaca Fon’un olağanüstü yetkileri kapsamında şirketi devralması, şirketin özel hukuk tüzel kişisi olma vasfını değiştirmez; fakat Fon bir kamu tüzel kişisi olup, yetkilerini özel kolluk görevi çerçevesinde kullandığından, Fon’un bu işlemleri idari yargı denetimine tabidir. Anayasa’da da vurgulandığı gibi, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olup (125/1), idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceği (125/6) gibi, idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür (125/8). Örneğin Fon’un el koyduğu bankaya ait hisse senetlerinin Fon hesabına geçmesi sebebiyle uğranılan zararın tazminine ilişkin davanın idari yargıda görülmesi gerektiği Yargıtay içtihatlarında belirtilmektedir18. Öte yandan, Fon’un, el koyduğu bankayı yönetirken üçüncü kişilerle ve müşterilerle olan ilişkiler gibi, banka yönetiminin ve dolayısıyla temsil yetkisinin devralınmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan işlemler ise idari nitelik taşımayıp adli yargı denetimine tabidir19. Fon’un bankayla ilgili olarak kendi içinde vereceği kararlar ile bu kararlara dayanarak banka adına yaptığı işlemler birbiriyle karıştırılmamalıdır. 

Yargı koluna ilişkin bu ayrım yapıldıktan sonra, azınlık hissedarların (ve diğer hissedarlar ile ilgililerin), Fon kararları veya Fon’un atadığı yöneticilerin işlem ve fiillerine karşı, Fon’u hasım göstererek idari yargıya başvurabileceği söylenebilir. Ancak yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez (Anayasa md.125/5).

4. SONUÇ

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun oluşturularak geniş yetkilerle donatılmasındaki maksat, sağlam bir mali yapıya sahip bankacılık sisteminin tesisi ve tasarruf sahiplerinin korunması olarak görülmektedir. Ekonomik istikrar, piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemesi olup, kamu düzeninin bir parçasını teşkil ettiğinden, kamu düzeninin bozulmasının önlenebilmesi için kamusal denetim bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. 

Banka kurulmasında yeterli ve gerekli koşulların aranmaması, kuruluşuna izin verilmiş bankaların yeterince ve etkin denetlenmemesi nedeniyle ve banka kredilerinin banka iştiraklerine veya üçüncü kişilere usulsüz aktarılması yoluyla bankalar ve tasarruf sahipleri ciddi zararlara uğratılmaktadır. Bu zararların telafi edilmesinde olağan takip yollarının yetersiz kalması, sigorta fonksiyonunu üstlenen kuruluş olan Fon’a olağanüstü yetkilerin tanınmasını kaçınılmaz kılmaktadır20

Fon’un olağan yetki kapsamında kabul edilen düzenleyici ve kısıtlayıcı işlemlerinin yanı sıra, şirketlerin faaliyet izninin kaldırılması ve temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetim haklarına Fon tarafından el konulması olarak tanımlanan olağanüstü yetkileri bulunmaktadır. Fon’un devralmasıyla şirket organları varlığını yitirmeyip, organların oluşumunda farklılık yaratılmakta, organları ihdas etme yetkisi münhasıran Fon’a geçmektedir. Azınlık hissedarlar gibi, esasen şirketin mali yapısının bozulmasında rolü bulunmayan pay sahipleri de, ortaklık haklarının büyük kısmını kullanabilecekleri tek mecra olan genel kurulun teşkilinin Fon’a bırakılmasıyla birlikte bu haklarını kullanamaz hale gelebilmekte, idareye karşı bu nedenle davalar açılabilmektedir. Oysa Fon’un elkoyma yetkisi, devralınan zarar karşılığı yapılan ödemelere binaen payların Fon’a intikali hariç, pay sahiplerinin mülkiyet hakkına halel getirici nitelikte değildir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, temettü gibi en temel ve anlaşılabilir beklenti ve hak olan bir hususun genel kurulda görüşülmesinde dahi zaten oldukça işlevsiz bir konumda bulunan azınlık pay sahiplerinin salt toplantı yapılmaksızın Fon’ca karar alınıp icra edilmesinden bahisle haklarının ihlal edildiğinin savunulması zor görünmektedir. Öte yandan, temettü hariç ortaklık haklarının devri ifadesi kullanılmış olsa da, karın sermayeye eklenmesi suretiyle yapılan sermaye artırımından doğan bedelsiz payları edinme hakkı da temettüye bağlı kabul edilmekte olup, her ne kadar zor görünse de yönetimin Fon’a devredilmesi suretiyle yapılan iyileştirme neticesinde kar elde edilmesi gerçekleşirse, bu kar da Fon’a kalmayıp hissedarlara ait olacaktır. Bu sayede, Fon’a devrin bir kamulaştırma vasıtası olarak kullanılmasının önüne geçilmektedir.

Fon’un, hukukun temel ilkeleriyle bağdaştırılması zor görünen olağanüstü yetkilerinin, zorlu dönemin ürünü oldukları gözden kaçırılmamalıdır. Çok büyük boyutlara varabilen derin bankacılık krizlerinin tekrar meydana gelmemesi ve özellikle küçük hissedarların mağduriyetinin önüne geçilebilmesi için, banka denetimlerinde ortaya çıkan aksaklıklara zamanında ve etkin bir müdahale biçiminin benimsenmesi yerinde ve hatta kaçınılmazdır.

KAYNAKÇA

BATTAL, Ahmet, Doç. Dr. Sosyal Devletin Liberal Ekonomideki Eli, Bankacılık Sorunları Sempozyumu, I, November 2004 

KUNTALP, Erden, Prof. Dr. TMSF’ye Tanınan Yetkilere Genel Bir Bakış, Bankacılık Sorunları Sempozyumu, I, November 2004, 

Batider SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, Vol.57 No.2, 2008 

TEKİNALP, Ünal, Fondaki Bankanın Hukuku, 2003 REİSOĞLU, Seza, Prof. Dr. Bankacılık Kanunu Şerhi, Vol.I, 2007 Selin SERT CANPOLAT, Av., TBB Dergisi, No. 74, 

2008 Banking Law, No.5411, adopted on October 19, 2005; promulgated in the Official Gazette dated November 1, 2005 and no.25983 re. Turkish Commercial Code, No.6102, adopted on January 13, 2011; promulgated in the Official Gazette dated February 14,2011 and no.27846 Former Banks Act, No.4389, adopted on June 18, 1999; promulgated in the Official Gazette dated June 23, 1999 and no.23734 

Kazancı İçtihat Bilgi Bankası (www.kazanci.com)

www.bddk.org.tr www.tmsf.org.tr 

http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr

DİPNOT

1 BATTAL, Ahmet, Doç. Dr. Sosyal Devletin Liberal Ekonomideki Eli, Bankacılık Sorunları Sempozyumu, I, Kasım 2004, s. 231 vd.

2 Anonim şirket olarak kurulma zorunluluğu bulunan bankalar bağlamında yapılan bu çalışma, genel hatlarıyla bankalar dışındaki anonim şirketleri de ilgilendirmektedir.

3 KUNTALP, Erden, Prof. Dr. TMSF’ye Tanınan Yetkilere Genel Bir Bakış, Bankacılık Sorunları Sempozyumu, I, Kasım 2004, Batider, s. 264.

4 SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, C.57 Sa.2, 2008, s.169.

5 Uygulamanın hukuka uygunluğu hakkında bkz. TEKİNALP, Ünal, Fondaki Bankanın Hukuku, 2003, s.21.

6 TEKİNALP, Ünal, Fondaki Bankanın Hukuku, 2003, s.21-22.

7 SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, C.57 Sa.2, 2008, s.181.

8 TEKİNALP, Ünal, Fondaki Bankanın Hukuku, 2003, s.24.

9 KUNTALP, Erden, Prof. Dr. TMSF’ye Tanınan Yetkilere Genel Bir Bakış, Bankacılık Sorunları Sempozyumu, I, Kasım 2004, Batider, s.261-262.

10 KUNTALP, Erden, Prof. Dr. Yıldızhan Yayla’ya Armağan, İstanbul 2003, (Akt: SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, C.57 Sa.2, 2008, s.184); REİSOĞLU, Seza, Prof. Dr. Bankacılık Kanunu Şerhi, C.I, 2007, s.964; TEKİNALP Ünal Fondaki Bankanın Hukuku, İstanbul 2003, (Akt: SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, C.57 Sa.2, 2008, s.184).

11 REİSOĞLU, Seza, Prof. Dr. Bankacılık Kanunu Şerhi, C.I, 2007, s.964.

12 HELVACI Mehmet, “Anonim Ortaklıkta Ticaret Kanunundan Kaynaklanan Azınlık Haklarının Hukuki Niteliği ve Tanımı”, Prof. Dr. Oğuz İmregün’e Armağan, İstanbul 1998, s. 302; DURAL Ali, “Anonim Şirkette Olumsuz Azınlık Hakları Düzenlemesi”, s. 181; ALTINEL M. Hulusi, “Anonim Şirketlerde Azınlık Hakları”, Mükellefin Dergisi, Nisan 2001, S. 100, s. 119. (Akt: Selin SERT CANPOLAT, Av., TBB Dergisi, sa. 74, 2008, s.160).

13 HELVACI Mehmet, “Anonim Ortaklıkta Ticaret Kanunundan Kaynaklanan Azınlık Haklarının Hukuki Niteliği ve Tanımı”, Prof. Dr. Oğuz İmregün’e Armağan, İstanbul 1998, s. 309 (Akt: Selin SERT CANPOLAT, Av. TBB Dergisi, sa. 74, 2008, s.160).

14 SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, C.57 Sa.2, 2008, s.186.

15 SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, C.57 Sa.2, 2008, s.186 vd.

16 TEKİNALP, Ünal, Fondaki Bankanın Hukuku, 2003, s.20.

17 KOSTAKOĞLU Cengiz, Bankalar Kanunu Şerhi, Banka Kredi Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar ve Akreditif, Ankara 2003 (Akt: SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi İle Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, C.57 Sa.2, 2008, s.183).

18 YARGITAY 11. HD, E. 2005/8699 K. 2006/9189 T. 25.9.2006.

19 KUNTALP, Erden, Prof. Dr. TMSF’ye Tanınan Yetkilere Genel Bir Bakış, Bankacılık Sorunları Sempozyumu, I, Kasım 2004, Batider, s.265-266; (Bkz. Aynı görüşte: REİSOĞLU, Seza, Prof. Dr. Bankacılık Kanunu Şerhi, C.II, 2007, s.1458.

20 SARAÇ, Tahir, Yrd. Doç. Dr. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından El Konan Şirketlerde Tek Kişi ile Yapılan Genel Kurul Toplantılarının Geçerliliği Sorunu, AÜHFD, Vol.57 No.2, 2008, p.170.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
TMSF, Mali Yapı Bozukluğu, Azınlık Hissedar Hakları, Genel Kurul, Hâkim Ortak, Bankacılık Kanunu
Capabilities
Banking & Finance
Corporate and M&A
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Türk Hukukunda Borcun Hukuki İşlemle Üstlenilmesi

Türk Hukukunda Borcun Hukuki İşlemle Üstlenilmesi

2016
Read more
Türk Hukukunda Garanti Sözleşmelerinde Rücu

Türk Hukukunda Garanti Sözleşmelerinde Rücu

2016
Read more
EPC Sözleşmelerinde Mal Tedariki Yapılandırmaları

Epc Sözleşmelerinde Mal Tedariki Yapılandırmaları

2016
Read more
Yıllara Yaygın İnşaat İşlerinde Vergilendirme

Yıllara Yaygın İnşaat İşlerinde Vergilendirme

2016
Read more