ÖZET
Gerek özel sektör yatırımcıları, gerek kamu kurumları tarafından büyük ölçekli ihalelerde ve inşaat işlerinde, mühendislik, tedarik ve inşaat işlerinin İngilizce karşılıklarının baş harfleriyle kısaltılarak EPC olarak adlandırılan sözleşmeler (“EPC Sözleşme” veya “EPC Kontrat”) sıklıkla kullanılmaktadır. Bu sözleşmelerde, yüklenici, projenin tasarımından inşa eserinin yapılıp teslimine kadar bütün sorumlulukları üzerine almakta ve iş sahibi bunun için sabit bir ücret ödemektedir. Son yıllarda, sorumluluğun tek bir noktada toplandığı EPC Sözleşmelerinin kullanımı yatırımcılar açısından tercih edilen ve son derece sık rastlanır bir hale gelmiştir. Makalemizde, EPC sözleşmesi ve spesifik olarak EPC Sözleşmelerinin ana unsurlarından biri olan mal tedariki yükümlülüğü (Procurement) ve bu yükümlülüğün farklı ölçütler dikkate alınarak tabi tutulduğu kategoriler, gerek Türk hukuku gerekse EPC Sözleşmesi bünyesinde ele alınarak incelenecektir.
1. GİRİŞ
Yirmi birinci yüzyılın ilk yıllarından itibaren teknoloji alanında hızlı ve ayak uydurması zor yeniliklerin ortaya çıktığını görmekteyiz. Bu yenilikler her sektörde olduğu gibi yoğun makine kullanımı ve tecrübe isteyen inşaat sektöründe de kendini göstermektedir. Söz konusu gelişmeler nedeniyle firmalar, ülke sınırlarını aşan uluslararası nitelikte inşaatların yapımına yönelmektedir. Bu durum hem ülkemiz hem de yabancı yatırım ve ortaklık konularında gelişmeler doğurmaktadır. Böyle çok taraflı ilişkilerde ise inşaat sözleşmelerinin niteliği gereği uyuşmazlıklar kaçınılmaz hale gelmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkların meydana gelmesini önlemenin en önemli yolu ise artık onların ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap verecek özellikteki sözleşmelerden geçmektedir.
Anahtar teslimi inşaat sözleşmeleri, kısaca taşınmaz niteliğindeki bir inşa eserinin yüklenici tarafından götürü bir bedelle kullanıma hazır halde iş sahibine teslim edilmesi olarak tanımlanabilir. Ancak, anahtar teslimi inşaat sözleşmesi özelliği gereği yüksek risk ve tecrübe gerektirdiğinden, sözleşmenin hazırlanmasından inşaatın yapımına ve iş sahibine teslimine kadar bazı kilit noktaları içinde barındırır. Anahtar teslimi inşaat sözleşmesi bu tür teknik uzmanlık gerektiren işlerden olması nedeniyle, diğer inşaat sözleşmelerinde olduğu gibi bu alanda da standart tipte sözleşmelerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu tür standart sözleşme formları, öngörülebilen ve tarafların üzerinde müzakere edebilecekleri bazı sabit prensipler getirmekte ve risklerin dağılımına yardımcı olmaktadır.
Türk şirketleri, 1970’li yılların başından itibaren, yurt dışında uluslararası ihalelere katılarak, aldıkları işlerde; “Federation Internationale Des Ingenieurs Conseils” (“FIDIC”) tarafından standart şekilde hazırlanmış şartname hükümleri baz alınarak düzenlenen inşaat sözleşmeleri imzalamaya başlamışlardır. Hali hazırda FIDIC tarafından İnşaat İşleri Sözleşmelerinin amaçlarına göre altı farklı şartname kitabı hazırlanmıştır. Makalemizde anahtar teslimi inşaat sözleşmeleri için FIDIC’ın hazırladığı standart bir inşaat sözleşmesi türü olan; Mühendislik, Satın Alma ve Yapım/Anahtar Teslim Projeler için İnşaat Sözleşmesi Şartları - Gri Kitap (Conditions of Contract for EPC/ Turnkey – Silver Book) kapsamındaki mal tedarik yöntemleri incelenecektir.
Bu kapsamda makalemizde EPC standartlarında hazırlanan anahtar teslimi inşaat sözleşmesi hakkında genel yapı, anahtar teslim inşaat sözleşmelerinin tedarik ayağının TBK ve EPC İnşaat Sözleşmesi Şartlarındaki yeri ve mal tedarikinde kullanılan yöntemler hukuki çerçevede açıklanacaktır.
2. GENEL ANLAMDA EPC SÖZLEŞMESİ
Anahtar teslim projeleri için hazırlanan EPC1 sözleşmelerinde projenin tasarlanması ve yapımında özellikle yüklenici ön plandadır. Anahtar teslimi projelerde, inşaat projesinin tasarlanmasında ve yapımındaki sorumluluklar, iş sahibi tarafından ödenecek bir ücret karşılığın-da en üst düzeyde yükleniciye yüklenmektedir. Öyle ki, inşaatın tamamlanması ve tesliminden sonra iş sahibinin yalnızca anahtarı çevirerek tesisi çalıştırmaya başlaması hedeflenmektedir. Bu sözleşme türlerinde, projenin bütünü için sorumluluğun müteahhide yüklenmiş olması nedeniyle, herhangi bir hata meydana geldiğinde kusurun projeden mi yoksa inşaatın yapımından mı kaynaklandığına dair bir araştırmaya ihtiyaç duyulmaz. Genel kural olarak yüklenici, işin kapsamı ve alanına giren herhangi bir kusur, eksiklik ve hatadan sorumludur. İşte yüklenicinin bu geniş çaptaki sorumluluğu, anahtar teslimi inşaat sözleşmesini iş sahipleri için cazip hale getirmektedir.
EPC Sözleşmelerinin belli aşamaları vardır. Bu sözleşme tipinde gerçekleştirilmek istenen inşa eserine ilişkin plan ve projelerin hazırlanması, malzemenin sağlanması ve alımı ile inşaatın yapılıp teslim edilmesi, sözleşmenin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Ancak inşaatın iş sahibine teslimi ile yüklenicinin sorumluluğu son bulmamaktadır. Yüklenicinin, tesisin çalışır halde teslim edilmesi için gerekli deneme testlerinin yapılması ile tesiste çalıştırılacak personelin temini ve bu kişilere gerekli eğitimlerin verilmesi gibi başka sorumlulukları da söz konusudur. Hatta yüklenicinin tesisten ürün elde edilmesini de taahhüt ettiği durumlarda, ürün teslim sözleşmesinin varlığı söz konusudur ve yüklenici ancak bu aşamalardan sonra ücrete hak kazanabilmektedir.
EPC sözleşmeleri açısından yüklenicinin borçlarına genel olarak baktığımızda öncelikle tasarımdan inşa eserinin teslimine kadar sorumlu olan yüklenicinin eserin plan ve projelerini sağlama borcu ortaya çıkmaktadır. Yüklenici bunu kendi tedarik edebileceği gibi, bir mimar aracılığıyla da gerçekleştirebilir. Ancak söz konusu plan ve projelerin iş sahibi tarafından tedarik edildiği uygulamalar da mevcuttur.
İnşa eserinin plan ve projelerinin tamamlanmasının ardından yüklenicinin asıl borcu bu inşa eserini meydana getirmek, yani inşaatı yapmaktır. Yüklenicinin bu aşamada, inşa eserinin tipine göre gerekli inşa yerinin, şantiyenin, makinelerin ve diğer işletme araçlarının yapımını ve üretim işlerini planlaması gerekmektedir. Böylece yüklenici, gerekli makineleri ve inşaat malzemelerini, inşaatın yapımı için ihtiyacı olan personeli, satın alma ile satış ilişkilerinin kurulması için gerekli tüm mühendislik ve yönetim hizmetlerini tespit etmelidir2.
İnşa eserini sözleşmeye uygun olarak inşa etmek zorunda olan yüklenici, eserin tesliminden önce iş sahibinin, tesisi sorunsuz olarak işletmesini sağlamakla da görevlidir. Bu, sözleşmenin niteliğinden doğan bir borçtur. Buna göre yüklenici, inşaatını tamamladığı tesisin işletilmesi için gerekli olabilecek her türlü işi yapmak zorundadır. Örneğin; teknolojik koruma haklarının lisansa bağlanması, know-how kullanım lisansı ve devri, yönetim hizmetlerinin sağlanması veya iş sahibinin personelinin eğitilmesi gibi teknik ve ticari know-how’ın sağlanması şeklindeki yükümlülükler burada sayılabilir. Hatta zaman zaman bu yükümlülüklere, tesisin tesliminden sonra bakım taahhütleri veya yedek parça tedarik sözleşmeleri ile uzun vadede sağlanan hizmetler de girebilmektedir3.
EPC Sözleşmelerinde belirlenen başkaca borçlar ise yüklenicinin; işlerin belli bir sıraya konulmasından4, iş sahibinde bulunsa bile, inşaat alanına ait her türlü alt-yapıya ilişkin durum bilgilerinin doğruluğunu tetkik edilmesinden5 veya sözleşme ile kararlaştırılmış deneme testlerinin yapılmasından sorumlu olması şeklinde sıralanabilir.
EPC sözleşmesinin büyük tesislerin inşaatlarını gerektirdiği durumlarda, araç gereç ve malzeme sağlama borcunun uzantısı olarak yükleniciden inşaatın tamamlanmasından sonra tesisi çalıştıracak personelin de sağlanması gerekir6. Yüklenici, iş sahibinin daha sonra tesisi işletmek için kullanacağı personeli tedarik etmekle kalmaz, genellikle sözleşmeye konulacak bir hüküm gereğince onların eğitimini de sağlamakla yükümlüdür. Bu eğitimler, tesisin çalışması sırasında doğrudan seminer şeklinde bir eğitim olabileceği gibi, aynı tür tesislere (bazen yabancı ülkelerdeki tesislere) teknik gezi düzenlenmesi şeklinde de olabilir7 8.
EPC Sözleşmelerinde yüklenici ayrıca inşaatın gerekli alt-yapı çalışmalarını ve tesisin elektrik ve su hizmetlerini de görmelidir9. Böylece gerekli teknoloji transferinin yapılması hem müteahhidin sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmesini hem de iş sahibinin tesisten maksimum yarar elde etmesini sağlar10. Müteahhidin ayrıca patent ve know-how hakları ile inşaatın tamamlanması için gerekli teknoloji lisanslarını da göz önünde bulundurması gerekir11.
EPC Sözleşmelerinin özelliği gereği iş sahibinin borçları yalnızca ücret ödeme borcundan ibaret değildir. Bu tip sözleşmeler genellikle bir sınaî tesis inşaatına ilişkin olduğu için, iş sahibinin başkaca borçları da mevcuttur; çünkü inşaatın tamamlanmasından sonra kendisi aktif olarak tesisi işletmektedir. Bunun için hem inşaatın yapılmasından önce hem de inşaat tamamlandıktan sonra yerine getirmesi gereken diğer borçlarına örnek olarak; inşaatın yapılması için gerekli izinlerin alınması, yapı ruhsatının alınması, inşa edilen tesiste kullanılmak üzere gerekli suyun, enerjinin veya gazın tesise getirilmesi için idare ya da özel kişilerden izinlerin alınması ve sözleşmelerin yapılması, gerektiği halde yüklenici ile işbirliği içinde, inşaatta kullanılmak üzere ithal edilen ekipman ve malzemelerin gümrükten çekilmesi için idari makamlardan ve gümrüklerden gerekli izinlerin alınmasının sağlanması, anahtar teslimi inşaat bir üretim tesisi ise, hammadde ihtiyacının karşılanmasını ve üretimden sonra ürünlerin fabrika çıkışlarının yapılmasının sağlanması gösterilebilir.
3. TÜRK BORÇLAR KANUNU UYARINCA ARAÇ GEREÇLERİ VE MALZEMEYİ TEDARİK BORCU
Yüklenicinin araç gereç ve malzemeye ilişkin borçları Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) Madde 471 son fıkra ile Madde 472’de düzenlenmiştir. Ayrıca bu konuda Yapım İşleri Genel Şartnamesi (“YİGŞ”) 20. maddede araç ve gerece ilişkin borçları, 31. maddede ise malzeme hakkında ayrıntılı açıklamalar mevcuttur.
İnşa eseri açısından araç (ve gereç); inşaatın meydana getirilmesi sırasında ondan yararlanılan ve inşa eserinin içeriğine dâhil olmayan, inşa eseri tamamlandıktan sonra da yıpranmış olsa dahi eserden ayrılabilen ve kim tarafından sağlanmış ise, mülkiyeti de ona ait olan nesneler veya tesislerdir. Küçük boyutlarda olan ve usta ya da işçilerin kullandığı araçlara ise alet edevat da denilmektedir12.
Malzeme kavramı, eserin meydana getirilmesi için inşa eserinin içeriğine dâhil olan ve onunla bütünleşen veya onun bütünleyici parçası olan nesneler veya tesisler olarak açıklanabilir13 14.
3.1. Araç ve Gereçlerin Sağlanması
TBK Madde 471 son fıkradaki düzenlemeye göre, aksine adet veya anlaşma bulunmuyor ise, imal edilecek inşa eseri için gerekli araç gereç ve malzemeyi yüklenici sağlar. Ancak, yüklenici bu araç gereçleri imal etmek zorunda değildir15 16. Fakat işin gereği gibi ifası için ne ölçüde el emeğine, ne ölçüde araç ve makinelere başvurulacağını saptamak (aksine sözleşmede hüküm yoksa) yükleniciye aittir17 18. TBK Madde 471 son fıkradaki araç gereci yüklenicinin sağlayacağı hükmü “aksine adet veya anlaşma olmadıkça” ibaresi nedeniyle düzenleyici bir hüküm niteliğine bürünmüştür. Bu nedenle taraflar sözleşme ile araç gereçleri iş sahibinin sağlayacağını kararlaştırabilirler.
Araç ve gereçten kasıt, inşa eseri tamamlandıktan sonra eserden ayrılabilen ve yüklenici tarafından geri alınıp götürülebilen şeylerdir. Bir inşaat için gerekli araç gereçler; inşaat makineleri, motorlar, vinçler, beton kalıplar, makine yedek parçaları, iskeleler, barakalar, geçici enerji hatları, işçi ve ustaların kullanacakları alet edevatlar olabilir. Yüklenici aksine sözleşme olmadığı hallerde yalnız bu araç ve gereçleri temin ile değil, onların bakım ve korunmasını, hatta işletme masraflarını karşılamayı da borçlanmaktadır. Bunun yanı sıra, yüklenicinin inşa eserini tamamlayıp iş sahibine tesliminden sonra, araç gereçleri inşa eserinin yapıldığı yerden kaldırması gerekmektedir. Örneğin, yüklenici kurulmuş iskeleleri sökmeli, kullanılmayan beton kalıplar ve iş makineleri inşaat sahasından kaldırılmalıdır. Bu işlemler, yüklenicinin eseri teslim borcu kapsamına girmektedir19 20.
Sözleşmede aksi hüküm bulunmayan hallerde yükleniciye ait olan araç gereç sağlama borcuna ilişkin masrafların, sözleşmedeki bedele eklenmesi mümkün değildir. Ticarî teamüller de bu yöndedir21 22.
Anahtar teslimi inşaat sözleşmesinin niteliği gereği sözleşmenin başından beri sorumlu olan yüklenici, iş sahibinden ne araç gereç temini için ne de inşa eseri tamamlandıktan sonra bunların kaldırılıp götürülmesi için ekstra bir ücret talep edemez. Araç gereç temin masrafları yükleniciye ait olduğundan, götürü sabit ücret şeklinde kararlaştırılan anahtar teslimi sözleşmenin bedeli içinde önceden araç gereç giderleri hesaplanır. İşin ifasından sonra kaldırılıp götürülmesi ise yüklenicinin sorumluluğundadır23.
Yüklenici tarafından sağlanan araç ve gerecin gerek kalite gerekse miktar bakımından inşaata uygun olması gerekir. Yüklenici, işi daha hızlı bitirmek için makul sınırlar dışında kalacak kadar fazla veya pahalı araç gereç kullanamaz, inşaatın niteliğinden daha yüksek nitelikte inşaat araçları temin etmesi de beklenmez. Aynı şekilde, yüklenicinin masraftan kaçınmak için yetersiz ve inşaata uygun olmayan araçlar kullanması da bu borcunu ihlal etmesi demektir. Burada karşımıza çıkan sonuç, yüklenici kullandığı yetersiz ve niteliksiz araç gereçlerden dolayı inşaatın yapımında gecikmişse veya ortada ayıplı bir inşaat söz konusu ise, iş sahibine karşı sorumlu olur24.
3.2. Malzemenin Sağlanması
Malzeme, inşa eserinin meydana getirildiği maddedir. Aydemir’e göre, yapının varlığı için gerekli olan ve kullanılmakla onun bir parçası olan tuğla, kiremit, ahşap, taş, kum, çimento, çakıl, kireç, alçı, cam, boya, elektrik kabloları, her türlü madeni, plastik veya beton boru gibi nesneler ile asansör, kalorifer, doğalgaz, su, elektrik, telefon gibi tesislerle ilgili her türlü tesis ekleri malzemeyi oluşturur. Malzeme sayılan bu tesislerden bir kısmı sökülebilir olsa da yapının tamamlayıcı parçası olmakla mülkiyet yönünden iş sahibine aittir. Malzeme hem hammadde hem de yarı mamûl madde olabilmektedir. Kum ve taş hammaddedir. İnşaatta kullanılan demir, çimento, kireç gibi maddeler ise, yarı mamûl maddelerdir. Bazı yazarlar, arsa ve planların bu anlamda malzeme sayılamayacağı görüşünde olmakla birlikte, TBK Madde 472/II bunlara da kıyas yoluyla uygulanabilmektedir25. Yüklenici malzemeyi kullanmakla, teslim etmekle yükümlü olduğu halde, onu imal etmekle yükümlü değildir.
TBK Madde 472’de malzeme sağlama borcu hem yüklenici hem de iş sahibi açısından düzenlenmiştir. Taraflar da bunu sözleşmede serbestçe kararlaştırabilirler. Malzemenin sağlanması yönünden inşaat sözleşmesi, “olağan inşaat sözleşmesi” ve “inşa eseri teslim sözleşmesi” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Olağan inşaat sözleşmesinde malzemeyi sağlama görevi iş sahibine düşerken, eser teslim sözleşmesinde hem malzemeyi sağlayan hem de eseri meydana getiren yüklenicidir. Eser teslim sözleşmesi de niteliği itibariyle bir inşaat sözleşmesidir26. Eser teslim sözleşmesine ilişkin hükümler, anahtar teslimi inşaat sözleşmesine de uygulanmaktadır. Bu nedenle burada yalnız eser teslim sözleşmesi bakımından malzeme sağlama borcu ele alınacaktır.
4. MAL TEDARİKİ YAPILANMALARI
EPC Sözleşmeleri kapsamında görülebilecek tedarik yöntemleri proje kapsamında yürütülen işin hacmine ve türüne göre tedariki yapan açısından (genel olarak yüklenici) değişiklik göstermektedir. Ticari ilişkilerin temel mantığı olan az maliyetle yüksek kar gütme amacı her alanda olduğu gibi bu sözleşmelerde de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla EPC Sözleşmelerinde kullanılacak olan tedarik yöntemleri çoğunlukla mali kaygılar nedeniyle farklılık göstermektedir.
Tedarik yöntemlerinin farklılaşmasının başkaca nedenleri de görülebilmektedir. Örneğin, Türkiye’de son yıllarda gündeme gelen yeni yatırım teşvik sistemi, ülkenin stratejik sektörleri için önem arz eden ara mallara olan ithalat bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyan yatırımları teşvik etmek amacıyla özel olarak tasarlanmıştır. Bu tip teşvikleri alan iş sahipleri, teşvikten yararlanma hakkına sadece kendileri sahip olduğu için EPC Sözleşmesi’nin tedarik kolunu üstlenebilmektedirler.
Başarılı bir tedarik zinciri ve bunun doğal sonucu olarak koordine edilmiş tedarikin sonucu olarak, müşteri memnuniyeti artarken operasyonel zaman kayıpları, maliyet ve ürün kusurları azalacaktır. İyi organize edilmiş bir tedarik zinciri sağlanabilirse, talep belirsizlikleri azalacak ve şirketler gereksiz stok yapmak zorunda kalmayacaktır. Bu yolla da nakit para şirketin elinde kalacaktır.
4.1. Denizaşırı Tedarik - Kara Tedariki Ayrımı
Bazı yargı bölgelerinde büyük çaplı bir projenin tamamlanması için finansal kaynaklar arama aşamasında, yapılacak inşaat sözleşmesinin Deniz Aşırı Sözleşme ve Kara Sözleşmesi olarak ikiye ayrılması, yalnızca daha az vergi ödeme imkânı taşıması açısından değil aynı zamanda riskli ticari faydalar sebebiyle de maliyeti düşürebilmektedir.
Deniz aşırı tedarikçisi ile kara tedarikçisinin sorumlulukları arasındaki fark şöyle açıklanabilir: Deniz aşırı tedarikçi yalnızca tasarımın sağlanması, deniz aşırı (projenin bulunduğu yer kastedilmektedir) mühendislik hizmetlerinin sağlanması ve deniz aşırı tesis, araç-gereç ve/veya malzemelerin sağlanmasından sorumludur. Bununla beraber, kara tedarikçisi (i) deniz aşırı Araç-Gereç’ler ulaştığında onların indirilmesi, (ii) projenin yapılacağı ülke sınırları içerisindeki Araç-Gereç tedarikini sağlamak ve (iii) (o ülkede sürdürülecek potansiyel tasarım ve mühendislik hizmetlerinin yanı sıra) inşaat, test ve görevlendirme aktivitelerinden sorumludur.
Ancak, her ne kadar sözleşmeyi ikiye bölmek maliyeti düşürse de bu sistem bir EPC Sözleşmesi imzalamanın temel mantığına aykırıdır. Zira EPC Sözleşmesi imzalamanın altında yatan temel düşünce sorumluluğun tek bir yüklenicide toplanması ve böylece sözleşmenin ifasını engelleyen herhangi bir durumda sorunun tek bir muhatap tarafından hızlıca çözümünün sağlanmasıdır. Bu nedenle sözleşmeyi iki faklı yüklenici ile yapmak EPC Sözleşmesi yapmanın mantığı ile taban tabana zıttır.
Vergi miktarının düşüyor olması ve tüm diğer yararlarına rağmen ortaya çıkan böylesi istenmeyen bir durumdan kaçınmak için uygulamada genellikle Koordinasyon Anlaşması ya da Wrap Around Guarantee (WAG) denilen sözleşmeler kullanılmaktadır. Bu sözleşmeler yükümlülükleri ilgili projenin yürütülmesi amacıyla özel olarak kurulmuş bir Proje Şirketi’nde toplayıp sorumluluğun kimde olduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde düzenlemektedir.
Bu tip sözleşmelerde taraflar, Proje Şirketi ile Deniz Aşırı Tedarikçi ya da onun bağlı bulunduğu şirkettir. Böylece yalnızca vergi tasarrufu sağlanmış olmakla kalmayıp, EPC Sözleşmesinde düzenlenen sorumluluk tablosu da, kredi görüşmeleri sırasında bankalar tarafından tercih edilen standartlarda düzenlenmiş olmaktadır.
Sözleşmeyi ikiye ayırma fikrinin altında yatan metodolojiyi ve bunun nasıl vergi tasarrufu sağladığını açıklamak gerekmektedir. Bu ayrım, denizaşırı Araç-Gereç’lere ya da projenin yer aldığı ülke dışında gerçekleşebilecek herhangi bir tasarıma uygulanan lokal vergileri indirmek için tasarlanmıştır. Yüklenicinin ya da iş sahibinin projenin yapıldığı ülkede karşılaşabileceği; KDV, stopaj vergisi, teknoloji transfer vergisi, ithalat damga resmi, lokal inşaat ve emlak lisansı ücretleri ve resimleri, gelir ve kar vergileri gibi doğrudan veya dolaylı vergi sınıflarını içerir.
EPC Sözleşmesinin tedarik yükümlülüğünü bu şekilde iki parçaya ayırmak her zaman istenilen sonuçları doğurmayabilir. Esasen, bazı yargı bölgelerinde Kara Sözleşmesinden Deniz Aşırı Sözleşmeye (ya da tam tersi) yapılan çok küçük bir referans dahi, ayrılma yapısının hedeflediği vergi avantajlarını bertaraf edebilmektedir.
Bu senaryodan genellikle dikkatlice kaleme alınan bir sözleşme ile kurtulmak mümkündür. Bu nedenle EPC Sözleşmesinin iki ya da daha çok parçaya ayrılıp ayrılmayacağına karar vermeden önce, vergi tasarruflarından yararlanmak ve diğer ticari avantajlardan faydalanabilmek için projenin yapılacağı yerdeki vergisel destekler ve hukuki düzenlemelerin dikkatli bir şekilde araştırılması gerekmektedir. Her ne kadar sözleşme bedelinin indirilmesi sebebiyle ödenecek verginin azalması iş sahibi için ticari açıdan faydalı gözükse de, bu indirim, EPC sözleşmesinin ayrılması sonucu oluşacak ücret ve riskler dikkate alınarak hesaplanmalıdır. EPC Sözleşmesinin bu şekilde ayrılması işlemi, proje dokümanlarının yürütmesinden önce herhangi bir zamanda başlatılabilmektedir.
4.2. Doğrudan Tedarik – Dolaylı Tedarik Ayrımı
Dünyanın en büyük şirketleri için tedarik, astronomik düzeylere ulaşan operasyonel bedellerle uğraşmakta yaşanan zorluklar sebebiyle giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu durum, satın almayı tedarik zincirinin temel bir adımı olarak değil de stratejik bir uygulama olarak görme fikrinden kaynaklanmaktadır. Doğrudan ve dolaylı tedarik arasındaki temel fark esasen satın alınan ürünle alakalıdır.
Doğrudan tedarik, adından da anlaşılacağı üzere, işlenmiş olarak almaktansa doğrudan işlenmemiş materyali almaktır ve üretim fikrine dayanır. Doğrudan tedarik, tedarik zinciri yönetimindeki herhangi bir konuda en iyi fiyat, kalite ve güvenilirlik seçeneğini sağlamaktadır.
Bununla beraber, dolaylı tedarikin konusu, hizmet alımı ya da tedarikçi sağlanması gibi iş hayatının devamı açısından ihtiyaç konusu olan ancak üretilemeyen şeylerdir. Bunların dolaylı tedarikle ilgili olup olmadıkları, asıl işletme konusuyla alakalı olup olmadıkları kontrol edilerek saptanabilir. Örneğin, eğer Samsung anakart imal etmek için fiberglas ya da bakır alırsa bu doğrudan tedariktir; ancak, eğer Samsung’un ana sigortaları kontrol etmek için servis çağırması durumunda, bu dolaylı tedarik olarak nitelendirilecektir.
5. SONUÇ
İnşaat projelerine ilişkin uyuşmazlıkların hızlı, hatta mümkünse çıktığı anda şantiyede çözülebilmesini temin edebilecek alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına, özellikle de uluslararası inşaat projelerinde inşaat sanayinin özel ihtiyacı bulunmaktadır. Modern bir iha-le sistemi, başvuran isteklilerin etkili bir ön yeterlilik değerlendirmesine alınmasıyla başlamalı ve yüksek kaliteli ihale dokümanlarına dayanan bir ihale prosedürü ve işveren ile yüklenici arasında gelecekteki muhtemel riskleri adil olarak dağıtan dengeli sözleşme şartları ile devam etmelidir.
EPC Sözleşmeleri gelişen inşaat sektöründe karşılaşılan bu tip sorunsallara ayrıntılı çözümler sunan kapsamlı düzenlemeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sayede gerek iş sahibi gerekse yüklenicinin üstlendiği sorumluluklar ve risklerin kapsamı oldukça net bir şekilde belirlenmektedir.
Mühendislik, tedarik ve inşaat kollarından oluşan EPC Sözleşmelerinin risk ve sorumluluk açısından en önemli kolu olan tedarik ayağı da gerek mali gerekse fiziki açıdan farklılıklar göstermektedir. İş sahibi ve yüklenicinin dünya standartlarında bir inşaat sözleşmesi akdetmek ve yapılacak projeyi en sağlıklı hayata geçirmesi için projenin hacmine en uygun tedarik yöntemini seçerek EPC Sözleşmelerini bu doğrultuda düzenlemeleri gerekmektedir.
KAYNAKÇA
Boon, J. A./ Goffin, R. 1987. Les Contrats “Clés en Main” 2. Édition.
Masson. Burbury, T. Nisan 2012.Splitting EPC Contracts in Energy Projects, King&Spalding Energy Newsletter.
Dayınlarlı, K. 1998. İnşaat Sektöründe Müşavir Mühendislik Sözleşmesi. Ankara.
Duman, H. İ. 2008. Açıklamalı-İçtihatlı İnşaat Hukuku. İstanbul.
Eren, F. 2001. “İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Borçları ve Bu Borçların Yerine Getirilmemesinin Sonuçları (II)”, İnşaat Sözleşmeleri (Yönetici-İşletmeci Mühendis ve Hukukçular İçin Ortak Seminer), s. 69. Ankara.
Ergin, D. A. 2003. Borçlar Kanununa Göre Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara.
Huse, Joseph A. 2002. Understanding and Negotiating Turnkey and EPC Contracts. Sweet and Maxwell, London.
Karataş, İ. 2004. Eser (İnşaat Yapım) Sözleşmeleri, Ankara.
Köksal, T. 2010. “Uluslararası İnşaat Sözleşmesi Modeli Olarak Fıdıc İnşaat İşleri Sözleşme Şartları”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Şekerci, S. 2010. “Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi Yüksek Lisans Tezi”, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı.
Uğur, L.O, Erdal, M. 2008. “Fıdıc İnşaat İşleri Genel Şartnamesinde Sorumluluk Ve Risklerin İşveren, Mühendis Ve Yükleniciye Dağılımının İnşaat Süresine Etkisi”, Selçuk Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Online Dergi.
Loi, K. http://blog.procurify.com/2013/09/25/whats-the-difference-betweenindirect-and-direct-procurement/
DİPNOT
1 Mühendislik-Satın Alma-Yapım Sözleşmelerinde (EPC) müteahhit inşaatın tasarımından, işlerin yürütülmesinden ve inşaatın yapımdan sorumlu olmaktadır. Dolayısıyla FIDIC Gri Kitap’ta “EPC/ Turnkey” kelimelerinin bir arada kullanılması bunların aynı anlama geldiklerinin ve birbirinin yerine kullanıldıklarının işaretidir (Hosie, 2007: 2).
2 Ergin, D. A. 2003. Borçlar Kanununa Göre Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara.
3 Ergin, D. A. 2003. Borçlar Kanununa Göre Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara.
4 Huse, Joseph A. 2002. Understanding and Negotiating Turnkey and EPC Contracts. Sweet and Maxwell, London.
5 Huse, Joseph A. 2002. Understanding and Negotiating Turnkey and EPC Contracts. Sweet and Maxwell, London.
6 Huse, Joseph A. 2002. Understanding and Negotiating Turnkey and EPC Contracts. Sweet and Maxwell, London.
7 Dayınlarlı, K. 1998. İnşaat Sektöründe Müşavir Mühendislik Sözleşmesi. Ankara.
8 Boon, J. A./ Goffin, R. 1987. Les Contrats “Clés en Main” 2. Édition. Masson.
9 Huse, Joseph A. 2002. Understanding and Negotiating Turnkey and EPC Contracts. Sweet and Maxwell, London.
10 Boon, J. A./ Goffin, R. 1987. Les Contrats “Clés en Main” 2. Édition. Masson.
11 Huse, Joseph A. 2002. Understanding and Negotiating Turnkey and EPC Contracts. Sweet and Maxwell, London.
12 Aydemir, E. 2009. Eser Sözleşmesi ve İnşaat Hukuku. Ankara.
13 Aydemir, E. 2009. Eser Sözleşmesi ve İnşaat Hukuku. Ankara.
14 Duman, H. İ. 2008. Açıklamalı-İçtihatlı İnşaat Hukuku. İstanbul.
15 Dayınlarlı, K. 2008. İstisna Akdinde Müteahhidin ve İş Sahibinin Temerrüdü. Ankara.
16 Uygur, T. 1998. Açıklamalı-İçtihatlı İnşaat Hukuku, Cilt 1-2. Ankara.
17 Tandoğan, H. 1987. Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri. Ankara.
18 Uygur, T. 1998. Açıklamalı-İçtihatlı İnşaat Hukuku, Cilt 1-2. Ankara.
19 Dayınlarlı, K. 2008. İstisna Akdinde Müteahhidin ve İş Sahibinin Temerrüdü. Ankara.
20 Tandoğan, H. 1987. Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri. Ankara.
21 Duman, H. İ. 2008. Açıklamalı-İçtihatlı İnşaat Hukuku. İstanbul.
22 Karataş, İ. 2004. Eser (İnşaat Yapım) Sözleşmeleri, Ankara.
23 Duman, H. İ. 2008. Açıklamalı-İçtihatlı İnşaat Hukuku. İstanbul.
24 Duman, H. İ. 2008. Açıklamalı-İçtihatlı İnşaat Hukuku. İstanbul.
25 Tandoğan, aksi görüşte olup, çalışma araç gereçleri, yapının üzerine inşa edileceği arsa ile iş sahibi ve yükleniciye ait planları malzeme kapsamında değerlendirmemektedir (Tandoğan, 1987: 104).
26 Eren, F. 2001. “İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Borçları ve Bu Borçların Yerine Getirilmemesinin Sonuçları (II)”, İnşaat Sözleşmeleri (Yönetici-İşletmeci Mühendis ve Hukukçular İçin Ortak Seminer), s. 69. Ankara.








