ÖZET
10.01.2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Taslağı özellikle, internet haber sitelerinin de süreli yayınlar kapsamına girmesi ve internet haber sitelerinde gazetecilik faaliyetini sürdüren kişilerin de basılı medya sektöründe çalışan gazeteciler ile aynı haklara sahip olmalarına yönelik yeni düzenlemeler ihtiva etmektedir. Bahsi geçen kanun tasarısı uygulamada ortaya çıkan sorunlara yönelik ilk aşamada bir takım çözümler içerecek niteliktedir. Ancak her ne kadar olumlu bir adım olarak kanun tasarısı taslağı düzenlenmiş olsa da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmemiş ve yürürlüğe konulamamıştır. Bu doğrultuda uygulamada hala bir takım sorun ve sıkıntılar yaşanmaya devam etmektedir. Makalemizde, bahsi geçen kanun tasarısı taslağı ile getirilmek istenen düzenlemeler, internet haber sitelerinin tabi olduğu mevzuat hükümleri ve internet haber sitelerine ilişkin özel bir düzenleme eksikliği sebebiyle ortaya çıkan hukuki sorunlar incelenmektedir.
1. GİRİŞ
Gelişen teknoloji, değişen hayat şartları ve insanların yeni ihtiyaç ve alışkanlıkları doğrultusunda internet, bireyler için vazgeçilmez bir kitle iletişim aracı haline gelmiştir. İnternet kullanımının yaygınlaşması ile birlikte habercilik de internet üzerinden sağlanan önemli hizmetlerden birisi olarak yerini almıştır. Bu doğrultuda internet haberciliği son yıllarda oldukça yaygınlaşan ve internet kullanıcıları tarafından talep gören hizmetlerden biri haline gelmiştir. İnternet haberciliğinin bu derece popüler olmasının başlıca sebepleri olarak; habere erişim kolaylığı, habere erişimde tüketiciye ek hizmet bedeli yüklememesi, güncel haberlerin kolay ve hızlı takip edilebilir ve kolay paylaşılabilir olması sayılabilir.
Özellikle okuyucular açısından, internet haberciliği sayesinde son dakika haberlerin takibi kolaylaşmış ve en güncel haberler dahi kısa sürede ve rahatlıkla ulaşılabilir hale gelmiştir. İnternet haberciliği sayesinde yeni bir haber yayınlandığında günün her anı internet erişimi bulunan cihazlar yoluyla internet haber sitelerinden anlık ileti alınması suretiyle tüm güncel haberleri anında öğrenmek mümkün olmaktadır. Günümüzde internet haberciliğinin bu kadar sık kullanılır olması, bu alanda özel düzenlemeler yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. 5953 sayılı Basın Kanunu’nun (“Basın Kanunu”) internet haber sitelerini kapsamına almaması sebebiyle, bir yandan bu alanda hizmet veren gazeteciler ve internet haber sitesi sahipleri yazılı basındaki gazeteci ve gazete sahiplerine tanınan haklardan faydalanamamakta; diğer yandan mevzuattaki boşluklardan dolayı, internet haber sitelerinde yayınlanan haberlerle kişilik hakları zarar gören bireyler mağdur olabilmektedirler. İnternet ortamında yapılan yayınlarla ilgili mevzuattaki boşluk her ne kadar 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun (“5651 sayılı Kanun”) ile giderilmeye çalışılmış olsa da, yukarıda özetlenen sorunların giderilmesi açısından internet haber siteleri ile ilgili daha detaylı düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu doğrultuda T.C. Başbakanlık Kanun ve Kararlar Genel Müdürlüğü tarafından internet haber sitelerini Basın Kanunu’nun kapsamına alan Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Taslağı (“Kanun Tasarısı”) hazırlanmıştır. Kanun Tasarısı ile internet haber sitelerinin Basın Kanunu kapsamına alınması doğrultusunda Basın Kanunu’nda bir takım değişiklikler yapılması ve anılan sitelerin süreli yayınlarla paralellik arz ettiği için süreli yayın kavramı içerisinde değerlendirilmesi ve bu sayede söz konusu sitelere Basın Kanunu’nun süreli yayınlara ilişkin hükümlerinin uygulanması amaçlanmaktadır. Makalemizde internet sitelerine ilişkin düzenlemeler, internet haber sitelerinin 5651 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin hukuksal sonuçları ile internet haber sitelerine ilişkin özel bir düzenleme olmaması sebebiyle uygulamada ortaya çıkan bir takım sorunlar incelenecektir.
2. İNTERNET HABER SİTELERİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER
2.1. Temel Hukuki Metinler
İnternet haber sitelerine ilişkin şuan da özel bir düzenleme mevcut olmadığı için söz konusu haber siteleri 5651 sayılı Kanun kapsamına girmektedir ve bu kapsamda incelemektedir. Bununla birlikte yasalaşması planlanan Kanun Tasarı ile internet haber siteleri Basın Kanunu, internet haber sitelerinde çalışan gazeteciler ise 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun (“Basın İş Kanunu”) kapsamına dahil edilmeye çalışılmaktadır. Bu kapsamda internet haber sitelerine ilişkin incelenmesi gereken hukuki metinler; 5651 sayılı Kanun, Basın Kanunu, Basın İş Kanunu ve Kanun Tasarısı olarak sayılabilir. Yukarıda da ifade edildiği üzere internet haber siteleri, 5651 sayılı Kanun kapsamında kalmaktadır. İnternet haber siteleri ile ilgili en kapsamlı düzenleme, 10.01.2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Kanun Tasarısı’dır. Ancak Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden onay alamayarak geri dönmüştür. Kanun Tasarısı’nın 2. maddesi ile Basın Kanunu’nun 1. maddesinin “Bu Kanun basılmış eserlerin basınımı ve yayımı ile internet haber sitelerinin yayını kapsar” şeklinde değiştirilmesi planlanmış ve bu şekilde internet haber sitelerinin Basın Kanunu kapsamına alınması amaçlanmıştır. Kanun Tasarısı ile internet haberciliğinde çalışan gazetecilerin hakları ve yükümlülükleri, internet haberciliği kapsamında kişilik hakları ile ilgili ihlalin ne zaman oluşacağı, oluşan ihlaller doğrultusunda yaptırımların ne şekilde olacağı kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Kanun Tasarısı çerçevesinde internet haberciliği yapan medya kuruluşlarına yeni haklar tanınmış ve fakat bununla paralel olarak yeni yükümlülükler getirilmesi hedeflenmiştir. Ancak belirttiğimiz gibi, Kanun Tasarısı kanunlaşmamış ve internet haber siteleri ile ilgili mevcut hukuki düzenleme değişmemiştir.
2.2. Kanun Tasarısı ile Amaçlanan Hususlar
Habercilik önemli bir sektör ve dikkatli davranılması gereken bir meslek dalıdır. Okuyucuyu aldatmamak, yanıltmamak, yanlış yönlendirmemek, bilgi yayma hakkı kullanılırken kişilik haklarının ihlal edilmemesi haberciliğin en temel prensipleri içerisindedir. Gazetecilik mesleğinin internet üzerinden ifa edilecek olması sadece yayınlanan mecra açısından farklılık arz etmeli, mesleğin özünün ve öneminin zarara uğramaması açısından yazılı basın ile internet haberciliği arasında olumsuz herhangi bir fark ortaya çıkarmamalıdır. Bu nedenle internet haber sitesinin nasıl tanımlandığı, hangi internet sitelerinin, internet haber sitesi olarak sayılacağı ile ilgili isabetli bir değerlendirme yapılarak, buna göre kanuni düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir.
Kanun Tasarısı’nın 3. maddesi uyarınca, Basın Kanunu’nun 2. maddesinde yapılacak değişiklik ile ilk defa internet haber sitesi kavramı özel olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile internet haber sitesi, internet ortamında, haber ya da yorum niteliğinde yazılı, işitsel ve görsel içeriklerin sunumunu yapan süreli yayın olarak tanımlanmıştır. Kanun Taslağı, “internet ortamı” kavramının ayrıca tanımlamamış ancak 5651 sayılı Kanun’daki tanıma atıf yapılarak ileride ortaya çıkması muhtemel muğlaklığın önüne geçmiştir.
Bu düzenleme ile dikkat çeken ilk unsur, internet haber sitesinin, süreli yayın olarak sayılmış olmasıdır. İnternet haber sitesinin süreli yayın olarak sayılması haber sitelerini, kişisel sitelerden ve bloglardan ayırmak için yerinde bir düzenlemedir. Ancak bu tanımda sadece yorum niteliğinde yazılı, görsel veya işitsel içeriklerin sunumunu yapan internet sitelerinin de, internet haber sitesi sayılması görüşüne katılmak mümkün olmamaktadır. İnternet haber siteleri ile ilgili düzenleme yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus; ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki dengenin doğru kurulmasıdır. Her internet sitesinin “haber sitesi” olarak kabul edilmesi, internette yayınlanan çok sayıda içeriğin haber olarak nitelendirilmesine ve basın mevzuatı kapsamında kalmasına sebep olabilecek ve bu durum da karmaşa ortaya çıkarabilecektir. Bu nedenle internet haber siteleri süreli yayınlar olarak kabul edilmeli; ancak hangi sitelerin haber sitesi özelliği taşıyıp taşımayacağı ile ilgili kriterler titizlikle belirlenmeli ve kişisel siteler ile bloglar Basın Kanunu kapsamın dışında tutulmalıdır.
3. İNTERNET HABER SİTELERİNİN 5651 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ SORUMLULUKLARI
Mevcut durumunda, internet haber sitelerinde cezai veya hukuki sorumluluk doğuracak bir durum ortaya çıktığında, sorumluların kimler olacağı 5651 sayılı Kanun ile çözüme kavuşturulmaktadır. Basılı eserlerdeki basımcı ve yayımcının yerini internet ortamında yer sağlayıcı, eser sahibinin yerini de içerik sağlayıcı almaktadır. 5651 sayılı Kanun kapsamında yer sağlayıcı ve içerik sağlayıcının kim olduğu hususu düzenlenmiştir. Bu kapsamda; içerik sağlayıcı, İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri; yer sağlayıcı, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir. İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur ancak yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Sorumluluk rejimi açısından içerik sağlayıcılar ve yer sağlayıcılar bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir. İnternet haber siteleri hem yer sağlayıcı hem de içerik sağlayıcı olabilmekte ve hatta bazı durumlarda her iki kimliği de aynı anda taşıyabilmektedir. İnternet haber sitelerinde içeriğin sağlayıcının belirtilmediği durumlarda, internet haber sitesi yayınlanan haber bakımından hem yer sağlayıcı hem de içerik sağlayıcı olarak karşımıza çıkacaktır. Ayrıca yer sağlayıcı olan internet haber sitesinin hukuka aykırı bir haberi hukuka aykırı olduğunu bilerek yayınlaması durumunda, içerik sağlayıcı belli olsa dahi yer sağlayıcı olarak oluşan suça iştirak ettiğini söylemek mümkün olabilecektir.
3.1. İnternet Haber Sitesinin Yer Sağlayıcı Olarak Yayınlanan İçerikten Sorumlu Olmaması
İçerik sağlayıcının belirli olduğu durumlarda internet haber sitesinin sorumluluğu belirlenirken, yer sağlayıcının sorumluluğunu düzenleyen maddelere başvurulmalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 11.02.2013 tarihli 2012/944 E. ve 2013/2132 K. sayılı kararında 5651 sayılı Kanun uyarınca internet haber sitesi sahibinin yer sağladığı yayından sorumlu olmadığına karar verilmiştir. Tüzel ya da gerçek kişilerin Türkiye’de yer sağlayıcı olarak faaliyette bulunabilmesi için faaliyet belgesi almaları gerekmektedir. 5651 sayılı Kanun uyarınca, yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yer sağlayıcının yükümlülükleri şu şekilde sıralanabilir: (i) hukuka aykırı içeriğin 5651 sayılı Kanun’un 8. ve 9. maddelerine göre haberdar edilmesi durumunda yayından çıkarılması (ii) yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklaması ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlaması (iii) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (“TİB”) talep ettiği bilgilerin talep edilen şekilde teslim edilmesi ve bildirilen tedbirlerin alınması. Bu nedenle yukarıda saydığımız yükümlülüklerin ihlali dışında internet haber sitelerinin sadece haberin içeriği sebebiyle cezai veya hukuki sorumluluğundan bahsedilmesi mümkün değildir.
3.2. İnternet Haber Sitesinin İçerik Sağlayıcı Olması
5651 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, içerik sağlayıcı internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur. İçerik sağlayıcının bu doğrultuda “ürettiği, değiştirdiği veya sağladığı” her türlü içerikten dolayı hem cezai hem de hukuki sorumluluğu bulunmaktadır1 . Bu nedenle internet haber sitesinin, sitede yayınlanan ve içerik sahibi bilinmeyen bir haber dolayısıyla içerik sağlayıcı olarak sorumluluğuna gidilebilecektir.
Kanun Taslağı’nda, içerik sağlayıcı bakımından yayımlanan her haberin içerik sağlayıcısının tespiti ve internet ortamında yayımlanmasının ifade özgürlüğünü kısıtlayacağı düşünüldüğünden, içerik sağlayıcının bilgileri, internet sitesinde bulunması gereken zorunlu bilgiler kapsamına alınmamıştır. Bu durum aslında yer sağlayıcısı olan internet haber sitesinin, asıl içerik sağlayıcısı belirli olmayan her türlü haber sebebiyle içerik sağlayıcı sıfatıyla sorumluluğuna gidilmesine yol açabilecektir.
Kanun Taslağı ile Basın Kanunu’nun 7. maddesine getirilmek istenen düzenleme uyarınca; internet ortamında yayınlarını sürdüren internet haber siteleri, faaliyetlerini Basın Kanunu’nun 7. maddesi ve 5651 sayılı Kanun’da belirtilen içerik sağlayıcının sorumluluklarına ilişkin hükümler ve yer sağlayıcılık mevzuatına uygun olarak yerine getireceklerdir. İnternet haber sitelerinin, içeriğin çok hızlı değişmesi sebebiyle, yer sağlanan içeriği kolayca takip edebilmeleri mümkün olmamaktadır. Bu nedenle internet haber sitelerinin içerik sağlayıcı değil, yer sağlayıcı olarak değerlendirilip içerikten sorumlu tutulmaması, yukarıdaki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi internet haber sitelerinde künye zorunluluğu getirilerek, sorumlu kişilerin açık ve net bir şekilde belirlenmesi doğru bir düzenleme olacaktır.
3.3. İnternet Haber Sitelerine Erişimin Engellenmesi
İnternet haber sitelerine erişimin engellenmesi basın özgürlüğünün keyfi olarak kısıtlanmasına yol açabileceğinden düzenlemenin detaylı ve muğlaklığa yer bırakmayacak şekilde yapılması gerekir. Her ne kadar internet haber siteleri yer sağlayıcı olsa bile, internet haber sitelerinin verdiği hizmet kamu hizmeti niteliği taşıdığından, diğer yer sağlayıcılar için düzenlenen yayın durdurma sebeplerinin internet haber siteleri için geçerli olmaması gerekir. Yayın durdurma sebeplerinin sayısı ne kadar fazla olursa, basın özgürlüğü ve bireylerin haber alma özgürlüğü de o derece kısıtlanacaktır.
5651 sayılı Kanun’un 8. maddesinde; internet ortamında yapılan ve içeriği maddede sayılan suçları oluşturduğuna dair yeterli şüphe bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilebileceği düzenlenmiştir2 .
5651 sayılı Kanun’a 06.02.2014 tarihinde eklenen 9/A maddesi ile internet ortamında yapılan yayının içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, TİB’e başvurarak doğrudan içerimin engellenmesi talebinde bulunabileceklerdir. Kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişi bu durumumu TİB’e bildirecektir. TİB gelen bu talebi Erişim Sağlayıcılar Birliği’ne iletecek ve derhal ancak hiçbir durumda 24 saati geçmeyecek şekilde habere erişim engellenebilecektir.
5651 sayılı Kanun’a eklenen bu maddeden dolayı, 8. maddede sayılan durumlar dışında, kişilik haklarının ihlal edildiği bir haber yapılması durumunda habere erişim engellenebilecektir. 5651 sayılı Kanun’a getirilen bu düzenleme basın özgürlüğü ile ilgili yıkıcı düzenlemelerin başında gelmekte ve internet haber siteleri ile ilgili düzenleme yapıldığı zaman kesinlikle kapsam dışı tutulması gereken bir hükümdür. Son yıllarda büyük yankı uyandıran ve toplumu yakından ilgilendiren konularda, ilgili kişiler bu yola başvurarak habere erişimin engellemesini sağlamışlardır. Burada kamu menfaati ile kişilik haklarının arasındaki dengeyi çok iyi kurmak gerekir. Aksi halde yapılan her habere kişilik haklarını ihlal ettiğinden dolayı çok kısa sürede erişim engellenebilecek ve özellikle toplumun öğrenmesinde büyük menfaati olan konular hakkında bilgi sahibi olamayacaktır.
5651 sayılı Kanun’a 27.03.2015 tarihinde eklenen 8/A maddesi ile erişim engelleme bakımından çok geniş ve çok tartışmalı bir düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre; “Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde,” Başbakanlık veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine içeriğin yayından çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi tedbirine başvurulabilecektir. Bu düzenleme de muğlak içeriği dolayısıyla basın özgürlüğü bakımından olumsuz bir düzenlemedir ve internet haber sitelerinin içeriğine erişimin bu şekilde genel gerekçelerle engellenmesi yerinde değildir. Yukarıda 9/A maddesi çerçevesinde yaptığımız açıklamalar ışığında internet haber sitelerinin, ileride yapılacak bir düzenlemeyle 8/A maddesi bakımından da kapsam dışında tutulmasının yerinde olacağı kanaatindeyiz.
Kanun Tasarısı yerinde bir düzenleme getirmeyi amaçlamış ve Basın Kanunu’ndaki yayın durdurma müeyyidesine ilişkin hükümlerin internet haber siteleri için uygulanmayacağını belirtmiştir. Kanun Tasarısı, 5651 sayılı Kanun’un 8. maddesinde belirtilen erişimin engellenmesi sebeplerinden birinin veya daha fazlasının ortaya çıkması durumunda ya da yer sağlayıcıların faaliyet belgesinin iptal edilmesi durumunda internet haber siteleri için sağlanan hakların ortadan kalkması gerektiğini belirtmiştir. Kanımızca da internet haber sitelerinde yayınlanan bir habere, sadece 5651 sayılı Kanun’un 8. maddesinde sayılan hallerden birini meydana getirdiğinde, erişimin engellenmesine ilişkin yaptırımın uygulanması gerekmektedir. Kişilik hakları ihlali gibi muğlak nedenlerle erişimin engellenmesi, basın özgürlüğüne aykırıdır. Ancak burada belirtilmesi gereken en önemli husus, maddede sayılan suçların oluştuğuna dair yeterli şüphe oluşup oluşmadığının tespitidir3 . Bu nedenle uygulayıcılar tarafından gerçekten yeterli şüphe olması durumunda ve son çare olarak erişimin engellenmesi yaptırımına başvurulması gerekmektedir.
3.4. Yer Sağlayıcı Olarak İnternet Haber Sitelerinin Veri Saklama Yükümlülüğü
Yer sağlayıcı olarak internet haber sitesinin veri saklama yükümlülüğü eleştiriye açıktır. Trafik bilgilerini saklamak şeklinde de adlandırılan bu durum günlük haber sayısı düşünüldüğünde saklanması gereken veri sayısı oldukça yüksektir ve bu durum mecra kuruluşlar açısından ağır bir yükümlülük ortaya çıkarmaktadır. Veri saklamak sadece muhafaza etmek anlamında olmayıp aynı zamanda bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü sağlamak ve gizliliğini temin etmek anlamına da gelmektedir. Yer sağlayıcının veri saklama yükümlülüğünün hafifletilmesi durumunda bu internet haber siteleri için daha özgür bir ortam oluşturacaktır.
Kanun Tasarısı’nın 8. maddesi ile Basın Kanunu’nun 10. maddesinde yapılan internet haber sitelerine yayınladıkları içerikleri doğruluğu ve bütünlüğü sağlanmış şekilde altı ay süre ile muhafaza ve gerektiğinde talep eden yetkili mercilere teslim etme mecburiyeti getirilmiştir. Kanun Tasarısı, verilerin muhafaza ve gerektiğinde yetkili mercilere teslim edilmesinin yanı sıra yayının, herhangi bir şekilde soruşturma ya da kovuşturma konusu yapılması halinde bu işlemlerin sonuçlandığının yetkili mercilerce ilgili internet haber sitesine yazılı olarak bildirilmesine kadar soruşturma veya kovuşturma konusu yayın kaydının saklanmasının zorunlu olduğunu düzenlenmiştir. Her ne kadar 5651 sayılı Kanun’a nazaran verilerin saklanması ile ilgili süre kısaltılmış ise de internet haber sitelerinin veri saklama yükümlülüğü ile ilgili getirilecek yeni bir düzenlemede internetin hızı dikkate alınmalı, veri saklama süresi yazılı basına kıyasen çok daha kısa bir süre olarak kararlaştırılmalıdır.
4. İNTERNET HABER SİTELERİNİN HUKUKİ SORUNLARI
4.1. İnternet Haberciliği Sektöründe Çalışanların Gazeteci Sayılmaması
Kanun Taslağı ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları’na bakıldığında yaklaşık 90.000 kişinin medya kuruluşlarında çeşitli kademelerde çalıştığı görülmektedir. Tahmini rakamlara göre bu 90.000 kişiden 70.000’i yazı işleri olarak adlandırabileceğimiz, doğrudan doğruya gazetecilik kapsamında çalışan bireylerdir.
Yazılı medya mensupları ile internet medyası mensuplarının yaptığı işin içeriği açısından her ne kadar herhangi bir farklılık olmasa da bu iki gruba tanınan haklar ve statülerin önemli ölçüde farklılık gösterdiği söylenebilir.
Basın İş Kanunu’nda kimlerin “gazeteci” sayılacağı tanımlanmıştır. Bu madde uyarınca; Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki “İşçi” tarifi şümulü haricinde kalan kimseler ve bunların işverenleri gazeteci sayılmaktadırlar. Açıkça görüldüğü üzere, internet haber siteleri için çalışanlar ise bu düzenlemenin kapsamına alınmamış ve aynı hizmeti yapan kimseler arasında ayrımcılık yaratılmıştır.
İnternet haber sitelerinde çalışan kimselerin Basın İş Kanunu kapsamı dışında kalmalarının en önemli sonucu, 23.03.2001 tarih, 24351 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Basın Kartı Yönetmeliği kapsamında gazetecilere sağlanan “Basın Kartı” hakkından faydalanamamalarıdır. Basın kartına sahip olan basın mensupları bahsi geçen yönetmelik hükümleri kapsamında kendilerine tanınan haklardan faydalanabilmektedir. Basın mensupları, kendilerine tanınan haklar sayesinde haber değeri taşıyan olaylara hızlı ve kolay şekilde ulaşmakta ve toplumu ilgilendiren olayları en hızlı şekilde iletmektedirler. İnternet medyası mensuplarına basın kartına sahip olma hakkının tanınmasının hem eşitlik ilkesi açısından hem de toplumun güncel gelişmeleri en hızlı şekilde öğrenebilmesi açısından yapılması gereken önemli düzenlemelerden biri olduğu görüşündeyiz.
Basın İş Kanunu’nun 4. maddesinde gazeteci ile kendisini çalıştıran işveren arasındaki iş sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasının mecburi olduğu ve yazılı iş sözleşmesinde işin niteliği, ücret miktarı, gazetecinin kıdemi gibi konuların belirtilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Kanunen bu şekilde koruma altına alınan yazılı medya mensuplarına kıyasen, internet medyası mensupları işverenleri tarafından kolayca hiçbir tazminat ödenmeksizin haksız yere işten çıkarılabilmekte ve ucuza çalıştırılabilmektedir. Bu doğrultuda internet haber sitelerinde çalışan internet medyası mensuplarının da Basın Kanunu kapsamına alınması gerekmektedir. Bu nedenle Kanun Tasarısı’nın internet medya mensuplarını Basın Kanunu kapsamına alması yerinde ve olması gereken bir düzenlemedir.
4.2. İnternet Haber Sitelerinde Sorumlu Kişilerin Belirsiz Olması
Mevcut düzenlemede internet haber sitelerinde künye bulunmadığından, kişilik haklarının ihlaline yol açan bir yayın yapıldığında, sorumluların kim olduğunu bilmek güç, hatta kimi zaman imkansız olmaktadır. İnternet haber sitelerindeki bir yayından dolayı cezai ya da hukuki sorumluluk doğuran bir durum ortaya çıktığı zaman, içerik sağlayıcının kimliği çoğu zaman saptanamamakta ve 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcının içerikten dolayı bir sorumluluğu bulunmadığından, bu yayından dolayı sorumluluğun kime ait olacağı tartışma konusu olmaktadır.
4.2.1. Basın Kanunu Kapsamında Sorumlu Kişiler
Basın Kanunu’nun 11. maddesinde cezai sorumluluk bakımından haberin yayınlandığı an suçun oluştuğu ve bunun sorumluluğunun eser sahibinde olduğu yönünde düzenleme mevcuttur. İlgili kanun maddesi uyarınca cezai sorumluluk bakımından; eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkum olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basım danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili; yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde ise yayımlatanın sorumlu olacağı düzenlenmektedir. Yine Basın Kanunu’nun 13. maddesinde ise hukuki sorumluluk düzenlemiş olup; basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmektedir.
4.2.2. İnternet Haber Sitelerinde Sorumlular ve Getirilmesi Gereken Düzenleme
Basın Kanunu kapsamına internet haber sitelerinin alınmasının getireceği önemli bir düzenleme sorumluların tespitine ilişkin olacaktır. Mevcut düzenlemede, internet haber sitelerinde künye bulunmadığından, Basın Kanunu’nda sayılan sorumluların, internet haber sitelerinde kim olduğu bilinmemektedir. 5651 sayılı Kanun’un “Bilgilendirme Yükümlülüğü” başlıklı 3. maddesi uyarınca; içerik, yer ve erişim sağlayıcılarının, yönetmelikle belirlenen esas ve usuller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak internet ortamında, eser sahibinin kim olduğunun ve yer sağlayıcı olan internet haber sitesinin gerçek sahibinin tespit edilmesi çok güç olmakta, bu durum da sorumluluk rejimi açısından çözülmesi güç problemler ortaya koymaktadır. İnternet haber sitesinde çıkan bir haberden dolayı hakları ihlal edilen kişinin, içerik sağlayıcısına ulaşamadığı ve internet haber sitesinin sahibinin kim olduğu bilinmediği zaman zararının giderilmesi için yetkili mercilere başvurması güç olmaktadır.
Kanun Tasarısı’nın 4. maddesi ile Basın Kanunu’nun 4. maddesinde yapılmak istenen düzenlemeyle, internet haber sitelerinde; sahibinin, varsa temsilcisinin ve sorumlu müdürün adları ve adreslerinin, haber sitesinin faaliyet gösterdiği işyeri adresi ile sağlayıcının adının, adresinin, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. Yapılması istenen bu yerinde düzenleme ile sorumlulara ulaşmak ve kişilik hakları ihlal edilen kişilerin, muhatap alacakları kişilerin kim olduğunun bilinmesi ile bu kişilere ulaşabilmek kolaylaşacaktır. Bu şekilde internet haber sitelerinde yapılan haberlerin kalitesi artacak ve asılsız haberlerin önüne geçilebilecektir.
4.3. Düzeltme ve Cevabın Nasıl Yapılacağı Hususu
Düzeltme ve cevap konusu incelenmeden önce bu hususla bağlantılı olarak basın özgürlüğü kavramını kısaca hatırlatmak yerinde olacaktır. Basın özgürlüğü genel olarak, haberlerin, düşüncelerin, yorumların, analizlerin, eleştirilerin serbestçe basılması, yayımlanması ve dağıtılması olarak tanımlanmaktadır.4 Bu doğrultuda kişilik hakkı ile basın özgürlüğünün zaman zaman çatışması kaçınılmazdır. Basın görevinin yerine getirirken kimi zaman kişilerin özel hayatlarına veya sırlarına, şeref ve haysiyetlerine müdahalede bulunabilir5.Bu kapsamında makalemizde incelenmesi gereken bir diğer husus ise internet ortamında yer alan haberlerde kişilik haklarının ihlaline neden olan bir durumun varlığı halinde ne şekilde hareket edileceğine ilişkindir. İnternet haber siteleri halihazırda 5651 sayılı Kanun’a tabi olduğundan, bu hususun yazılı basın ile kıyaslanması açısından, Basın Kanunu ile 5651 sayılı Kanun kapsamında ayrı ayrı inceleme yapılması gerekmektedir.
4.3.1. Basın Kanunu Uyarınca Düzeltme ve Cevap Hakkı
Düzeltme ve cevap hakkına ilişkin düzenleme Basın Kanunu’nun 14. maddesinde yer almaktadır. Söz konusu kanun maddesi bu hakkın ne şekilde kullanılabileceği açıklanmaktadır. Basın Kanunu’nun 14. maddesine göre; süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.
Kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere düzeltme hakkının kullanılması için öncelikle ortada hukuka aykırı bir yayın olması gerekmektedir. Buradaki hukuka aykırılığın tespiti bakımından “şeref ve haysiyeti ihlal edici yayın” veya “gerçeğe aykırı yayın” kıstasları esas alınmıştır. Bu durumun gerçekleşip gerçekleşmediği ise her somut olayın şartlarına göre değişkenlik gösterecektir. Düzeltme ve cevap metninin yayınlanması ve buna bağlı yaptırımlardan süreli yayının sorumlu müdürü ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilisi olan şahıs sorumlu olacaktır. Basın Kanunu’nun 18. maddesi de, 14. maddeye aykırılık halinde uygulancak yaptırımı düzenlemektedir. Söz konusu maddede düzeltme ve cevabın yayımlanmasına ilişkin kesinleşmiş hakim kararına uyulmaması halinde ağır para cezaları öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında da; sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilen ağır para cezasının ödenmesinden yayın sahibinin, sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin birlikte müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmiştir.
4.3.2. 5651 sayılı Kanun Kapsamında İçeriğin Kaldırılması ve Erişimin Engellenmesi
İnternet haber siteleri mevcut mevzuata göre 5651 sayılı Kanun’a tabi olduklarından dolayı düzeltme hakkının ne şekilde kullanılacağının bu kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Uygulamada “uyar/çıkart” olarak da anılan yöntem sayesinde hakkında gerçek dışı ya da kişilik haklarını zedeleyici yayın yapılan kimse arama motorları sayesinde milyarlarca kişiye ulaşma potansiyeline sahip bir yayını ya da veriyi internet ortamından çıkarma olanağına kavuşmuşlardır6.
İnternet ortamına ilişkin yer sağlayıcı ve içerik sağlayıcı ile bunların sorumluluk rejimlerine ilişkin açıklamalar yukarıda incelenmiştir. İnternet haber sitesinde yer alan içeriğin yayından kaldırılması ve cevap hakkının kullanılmasına ilişkin düzenleme 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinde yer almaktadır. 9. madde hükmüne göre; internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hakimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir. İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri, içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içinde cevaplandırılır. İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu maddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir. Sulh ceza hâkiminin kararını 9. maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
5. SONUÇ
İnternet haber sitelerinin gelişen teknoloji ile beraber hayatımızda önemli bir yere sahip olduğu, okuyucular tarafından güncel haberleri takip etme kolaylığı ve ulaşılabilirlik açısından yazılı basından daha çok tercih edilir hale geldiği yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle toplumun doğru ve dürüst bir habercilik anlayışı ile haber alma hakkının korunması, diğer meslektaşlarından farkı olmayan internet haber sitelerinde çalışan gazetecilere haklarının verilmesi ve basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengenin sağlanması açısından internet haber siteleri ile ilgili mevzuattaki boşluklar ve eksiklikler, gerekli hukuki düzenlemeler yapılarak giderilmelidir. Yukarıda da detaylıca açıklandığı üzere Kanun Tasarısı ile getirilmesi planlanan değişikliklerin yürürlüğe konulması ile internet haber sitelerinin Basın Kanunu kapsamına, internet haber sitelerinde gazetecilik mesleğinin sürdüren kişilerin de Basın İş Kanunu kapsamına alınarak, hem internet haber sitelerinde çalışan kişilerin hakları hem de internet haber sitelerinde yayınlanan haberler nedeniyle kişilik hakları ihlal olan kişilerin hakları korunacaktır. Bu doğrultuda Kanun Tasarısı’nın internet gazeteciliği bakımından olumlu bir gelişme olacağı kanaatindeyiz.
KAYNAKÇA
10.01.2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Taslağı.
Balkanlı, Remzi. Mukayeseli Basın ve Propaganda. Ankara: Resimli Posta Matbaası, 1961.
Güzel, Abdullah. Cevap ve Düzeltme Hakkı. Ankara: Adalet, 2010.
Ongun, Coşkun. “Medya Yayınlarına Karşı Cevap ve Düzeltme Hakkı (Tekzip)”. İstanbul Barosu Dergisi, 2012.
Sırabaşı, Volkan. İnternet ve Radyo - Televizyon Aracılığıyla Kişilik Haklarına Tecavüz İnternet Hukuku. Ankara: Adalet, 2007.
FOOTNOTE
1 Mehmet Bedii Kaya, Teknik ve Hukuki Boyutlarıyla İnternete Erişimin Engellenmesi, (İstanbul: XII Levha, 2010).
2 Enumerated crimes in the article; Regulated in the Turkish Criminal Code; Encouragement and incitement of suicide, Sexual abuse of children, Facilitating the use of drugs or stimulants, Supplying the hazardous substances for health, Obscenity, Prostitution, Providing a place and possibility for gambling and The crimes set forth in the Law no 5816 and dated 25/7/1951 on the Crimes Committed against Atatürk. Madde kapsamında sayılan suçlar; Türk Ceza Kanunu’nda yer alan; intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama ile Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlardan bir veya daha fazlası olarak düzenlenmiştir.
3 Volkan Sırabaşı, İnternet ve Radyo - Televizyon Aracılığıyla Kişilik Haklarına Tecavüz İnternet Hukuku, (Ankara: Adalet, 2007).
4 Remzi Balkanlı, Mukayeseli Basın ve Propaganda, (Ankara: Resimli Posta Matbaası, 1961).
5 Abdullah Güzel, Cevap ve Düzeltme Hakkı, (Ankara: Adalet, 2010).
6 Coşkun ONGUN, “Medya Yayınlarına Karşı Cevap ve Düzeltme Hakkı (Tekzip)”, İstanbul Barosu Dergisi, (2012).








