Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri

2014 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri

Corporate and M&A
2014
GSI Teampublication
00:00
-00:00

GİRİŞ

Anonim şirketler, bir ticaret ünvanı altında işletilmek amacıyla kurulan, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnızca mal varlığı ile sorumlu bulunan şirket türüdür. Anonim şirketi temsil ve ilzam görevini üstlenen organ ise yönetim kuruludur. Başka bir deyişle yönetim kurulları anonim şirketin kural olarak faaliyet ve kurumsal ilişkilerinin yönetimiyle görevlidirler. Başlıca görevleri arasında şirketin idaresine ilişkin fonksiyonların yerine getirilmesi, kurumsal ilişkilerin genel kontrol ve gözetiminin gerçekleştirilmesi ve şirketin üçüncü kişilere karşı temsil edilmesi gelmektedir. Nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 365. maddesi uyarınca yönetim hakkı ve temsil yetkisi şirket yönetim kurullarına bırakılmıştır. Ancak, yönetim kurulu üyelerinden bu hak ve yetkileri sebebiyle tüm vakitlerini ve dikkatlerini şirket faaliyetlerine ayırmaları beklenemez. Ayrıca TTK, yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’ndan farklı olarak yönetim kurulu üyelerinin yönetim ve temsil yükümlülüklerine dair bir ayrım getirmiştir. TTK yönetim yetkisini idari bir yükümlülük olarak tanımlarken, temsil yetkisini 370. madde hükmüne dayandırmıştır. Bu bağlamda yönetim kurulu üyeleri, yönetim ve temsil yetkilerini, esas sözleşmede izin verilen ölçüde, kısmen veya tamamen bir (1) veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişilere devretmeye TTK uyarınca yetkili kılınmışlardır.

1. YÖNETİM KURULU’NUN YÖNETİM YETKİSİNİN DEVRİ

Yürürlükteki özel mevzuat ile yasaklanmadığı takdirde, yönetim kurulu yönetime ilişkin yetkilerinden herhangi birini devredebilir. Yönetim yetkisinin devri, sadece alınan kararların icrasının bırakılması değil, doğrudan yönetim işlevinin yani karar alma yetkisinin devredilmesidir. TTK’nın 367. maddesinde devrin ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir: “Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak özel bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir…” Söz konusu hüküm uyarınca, yönetimin devredilebilmesi için, (i) esas sözleşmede yönetimin devrine izin veren bir hüküm olmalı, (ii) yönetimin devrine ilişkin bir iç yönerge hazırlanmalı ve (iii) yönetim kurulu karar alarak bu iç yönergeyi onaylamalıdır. Bu genel kuralın istisnası ise; TTK’nın yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerinin belirtildiği 375. maddesinde yer almaktadır. 375. maddede sayılan bu yetkiler aşağıda belirtilmektedir:

a. Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi,

b. Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi,

c. Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması,

d. Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları,

e. Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi,

f. Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi, ve

g. Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması.

Yukarıda belirtildiği üzere, TTK’nın 367. maddesine göre yönetimin kısmen veya tamamen bir (1) veya birkaç yönetim kurulu üyesine ya da üçüncü kişiye devredilmesi mümkündür. Ancak, devrin tamamen yapılmasından kasıt, TTK’nın 375. maddesinde belirtilen devredilemez görev ve yetkiler dışındaki görev ve yetkilerin devredilmesidir. Diğer bir ifadeyle; TTK’nın 375. maddesinde sayılan görev ve yetkilerin devri mümkün değildir. Bu görev ve yetkiler dışında kalan devredilebilir görev ve yetkilerin tamamının devrine kanun koyucu izin vermiştir.

Devredilebilir görev ve yetkilerin devri için hazırlanacak iç yönergenin işlevi ve içeriği ise TTK’nın 367. maddesinin 1. fıkrasının devamında “…şirketin yönetimini düzenlemek; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlamak, yerlerini göstermek, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirlemek…” şeklinde tanımlanmıştır. Öyleyse, anılan yönetim kurulu iç yönergesi hazırlanırken, yönetim kurulu her türlü kanuni kısıtlamalarla beraber esas sözleşmedeki ilgili düzenlemeleri de göz önünde bulundurmalıdır. İç yönerge aynı zamanda üretim, pazarlama ve muhasebe gibi şirket bölümlerinin yapısı, işleyişi ve fonksiyonları ile ilgili detaylı bilgiye yer verecek şekilde şirketin yönetimini bir bütün olarak ele almalıdır. Kanun koyucu iç yönergenin tescil edilmesini öngörmemiştir. Ancak, yönetim kurulu tüm pay sahiplerini ve menfaatlerini ispat etmeleri koşuluyla ilgili alacaklıları; yönetim kurulu iç yönergesi ve yönetim yetkisinin devrine ilişkin yazılı olarak bilgilendirmek zorundadır.

2. YÖNETİM KURULU’NUN TEMSİL YETKİSİNİ DEVRİ

TTK’nın 365. maddesi uyarınca anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil edilir. Bu hüküm, üçüncü kişilerle hukuki işlem yapılmasını, taahhütler verilmesini, şirketin mahkemelerde, devlet kuruluşlarında yani en geniş anlamı ile anonim şirketlerin dış ilişkide temsil edilmesini ifade eder. Temsil yetkisinin kullanılması, şirketin ticaret unvanı (kaşe) altında imzaya yetkili olanların imzalarının atılması suretiyle gerçekleşir. Şirket unvanı altında imza atacak imza yetkilileri yönetim kurulunca belirlenir. Bu yetki yönetim kurulunun devredilemez yetkilerindendir. TTK’nın 370. maddesinin 1. fıkrası kural olarak anonim şirketin çift imza ile temsil edilmesini kabul etmiştir. Tek imzanın şirketi bağlayabilmesi ya da ikiden fazla imzanın aranması için bu yönde esas sözleşmede hüküm bulunmalıdır.

Yönetim yetkisi gibi temsil yetkisinin devri de mümkündür. Bu bağlamda TTK uyarınca şirketi temsil yetkisi, bir (1) veya birden fazla murahhas üyeye veya üçüncü bir kişiye müdürlük etmeleri amacıyla devredilebilir. TTK’nın 370. maddesinin 2. fıkrası ayrıca en az bir (1) yönetim kurulu üyesinin de şirketi temsil yetkisini haiz olması gerektiğini belirtmektedir.

Yönetim yetkisinin devri esas sözleşmede özel bir hükmün bulunmasına ve düzenleyici bir iç yönergenin varlığına bağlanmıştır. Her ne kadar temsil yetkisinin devri TTK’nın 370. maddesi ile açıkça böyle şartlara bağlanmamış ise de, doktrindeki hakim kabul edilen görüşe göre söz konusu gereklilikler temsil yetkisinin devrine de uygulanmalıdır. Doktrinde yer alan diğer görüşe göre ise, yönetim yetkisinin devrine ilişkin hüküm, temsil devrine kıyasen uygulanamaz ve dolayısıyla iç yönerge düzenlemeye gerek yoktur.

Doktrinde hakim kabul edilen görüşe göre, temsil yetkisinin devri TTK’nın 367. maddesi ile birlikte ele alınmalıdır. Buna göre, temsil yetkisinin devri, yönetimin devri ile birlikte esas sözleşmede hüküm bulunması ve bir iç yönergenin hazırlanması suretiyle gerçekleştirilebilir. Konunun tartışmalı olması sebebiyle, her halükarda esas sözleşmedeki hükmün hem yönetim hem de temsil yetkisinin devrine izin vermesi ve iç yönergenin bu iki hususa dair hazırlanmasında fayda bulunmaktadır.

Dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise, TTK’nın ultra vires (şirketin esas sözleşmesinde yer alan faaliyet alanları kapsamı dışında kalan işlemler yürütmesine ilişkin yasak) ilkesini artık terk ettiğidir. Bu sebeple, şirket temsilcilerinin şirketin faaliyet alanı kapsamı dışında kalan işlemler yürütmeleri halinde, karşı tarafın söz konusu temsil yetkisinin kapsamını bildiği veya işin mahiyetine göre bilebilecek durumda olduğu ispatlanamıyorsa, söz konusu işlemlerin şirketi bağladığı kabul edilecektir. Ancak, bu durumda da şirketin rücu hakkı bulunmaktadır. Buna ek olarak, şirketin esas sözleşmesinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanması, bu gibi durumlarda üçüncü kişilerin iyi niyetini bertaraf etmek için yeterli olmayacaktır. Esas sözleşmenin tescil ve ilanı ile sadece çift imza ile temsil ve şube işlerine özgülenen temsil yetkisi geçerli olmaktadır. Ancak uygulamada yetkiler, üçüncü kişilerin iyi niyetinin bertaraf edilmesi için, imza sirküleri vasıtasıyla sınırlandırılmaktadır. Bu bağlamda, imza sirkülerinde yetkiye miktar, konu, kurum, imza sayısı vb. itibariyle sınırlandırma getirilmesi durumunda, sirkülerin tescil ve ilanı ile bunun ilgili tarafa ibrazını takiben yapılan işlemlerde, üçüncü kişiler iyi niyet iddiasında bulunamayacaklardır.

Yönetim kurulunun temsil yetkisini imza sirküleri vasıtasıyla devretmesi için öncelikle bir karar alması ve bu kararın noter tasdikli bir nüshasını Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanması için ticaret sicilinde tescil ettirmesi gerekmektedir. Bu yayın, şirket temsilcileri ve bu kişilerin temsil yetkilerinin kapsamını da içermelidir. Önemle belirtilmelidir ki, günümüzde, uygulamada imza sirkülerinde yetkiye miktar, konu, kurum, imza sayısı vb. itibariyle getirilen sınırlandırmaların tescilinde ticaret sicil müdürlükleri nezdinde sorunlarla karşılaşılmaktadır. Ticaret sicil müdürlükleri nezdinde imza yetkisinin ancak çift imza ile temsil ve şube işlerine özgülenen temsil yetkisi olarak sınırlandırılması kabul edilmekte ve bu bağlamda tescil işlemleri gerçekleştirilebilmektedir. İmza yetkilerinin miktar, konu, kurum, imza sayısı vb. konularda sınırlandırmasının istenmesi ve bu minvalde alınacak yönetim kurulu kararının ticaret sicil müdürlükleri tarafından tescil edilmemesi halinde, pratikte uygulanabilecek yöntem, alınan yönetim kurulu kararı ile birlikte üçüncü kişiye üzerinde kendi imzasının bulunduğu ve bir nüshası anonim şirkette kalacak şekilde elden bir not verilmesidir.

3. DEVREDİLEN YÖNETİM VE TEMSİL YETKİSİ HALİNDE SORUMLULUK

Eğer yukarıda belirtildiği şekilde bir yönetim ve temsil yetkisi devri gerçekleştirilmemişse, kural olarak bu yetkinin tüm yönetim kurulu üyelerine ait olduğu kabul edilir. Ancak, yönetim kurulu bu yetkisini bir kişiye devrettiyse, bu durumda kurul üyeleri yerine bu kişi, fiilleri ve bunların sonuçlarından ötürü sorumlu tutulacaktır. Yönetim kurulu üyeleri, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. Yönetim yetkisinin bir yönetim kurulu üyesine (murahhas üyeye) bırakılması halinde, murahhas üye hem yönetimden hem de gözetimden sorumlu olacaktır. Ancak, eğer yönetim yetkisi sıradan bir üçüncü kişiye bırakılırsa, yönetim kurulu üyeleri yalnız gözetim yükümlülüğü altındadır. Burada unutulmamalıdır ki, devredilemez görev ve yetkilerin devredilmiş olması halinde bu görev ve yetkilere ilişkin sorumluluk tüm üyelerde kalmaya devam edecektir.

Bu bağlamda TTK, 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nun içerdiği münferit ve müşterek sorumluluk ilkesinden ayrılarak yönetim kurulu üyeleri adına farklılaştırılmış sorumluluk ilkesini benimsemiştir. TTK’nın 553. maddesinin 3. fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, temsil yetkisini devreden kişi, bu yetkiyi devralan kişilerin seçiminde özen yükümlülüğünü yerine getirdiyse, o kişinin fiil ve kararlarından ötürü sorumlu tutulamayacaktır. Başka bir deyişle, anılan kişinin kendi kontrolü dışında başkaları tarafından gerçekleştirilen kanuna aykırı fiillerden ötürü denetim ve özen sorumluluğuna gidilemeyecektir.

Bu sebeple, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için, onların özen yükümlülüklerini yerine getirmediklerinin ispatının gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.

Bu hususlar nedeniyle, personel tutanakları gibi sadece teşkilata dair konuları içeren bir iç yönerge hazırlamak, sorumlulukların kapsamı bakımından yararlı olmayacaktır. İç yönergede aynı zamanda şirketin çeşitli bölümlerinde uygulanmak üzere karar alma, atama ve görevlendirme gibi mekanizmalara da yer verilmelidir. Nitekim, detaylı olarak hazırlanmış bir iç yönerge, hem belirli hallerde (belgelerde uyuşmazlık, sermayeye ilişkin yanlış beyanatlar, acze dair yanlış kanaat, kıymet takdirinde hata ve bir şirket kurmak, şirketin sermayesini artırmak amacıyla veya vaadiyle Sermaye Piyasası Kurulu’nun izni olmaksızın halktan para toplamak gibi) sorumluluğun doğumunu netleştirirken hem de bu sorumlulukların azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılması için yönetim kuruluna daha iyi yönetim, kontrol ve tedbir alma hususunda yardımcı olmaktadır.

4. SONUÇ

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, anonim şirketleri temsil ve yönetim yetkisi yönetim kuruluna aittir.

Yönetim kurulu, bir iç yönerge düzenlemek suretiyle yönetim yetkisini, esas sözleşmede izin verilen ölçüde ve devredilmez görev ve yetkiler saklı kalmak kaydıyla, kısmen veya tamamen bir (1) veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişilere devretmeye yetkilidir.

Yönetim kurulu, yönetim yetkisini devretmediği takdirde kural olarak bu yetkinin tüm yönetim kurulu üyelerine ait olduğu kabul edilir. Aynı şekilde sorumluluk da tüm üyelere ait olacaktır. Yetkinin devredildiği hallerde ise devralan kişilerin seçiminde özen yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekmektedir; aksi takdirde bu kişilerin fiil ve kararlarından ötürü devreden kimseler de sorumlu tutulabileceklerdir. Ayrıca, devredilemez görev ve yetkiler konusunda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun devam ettiği unutulmamalıdır.

Yönetim yetkisine ek olarak, yönetim kurulu temsil yetkisini de bir (1) veya birden fazla murahhas üyeye veya üçüncü bir kişiye müdürlük etmeleri amacıyla devredebilir. Temsil yetkisinin devir işlemi yönetimin devri işlemi ile benzerlik gösterir. Bu durumda, yönetim kurulu temsile yetkili kişilerin temsil kapsamını belirler ve anılan kişileri Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil ve ilan eder. Ancak, her durumda en az bir (1) yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması zorunludur. Ayrıca belirtmek gerekir ki, kanun koyucu temsil yetkisinin sadece birlikte imza ve şube ile sınırlandırılmasına izin vermiştir. Bu nedenle, anılan istisnalar dışında yapılan sınırlamalar üçüncü kişilere karşı ancak, üçüncü kişinin bu bilgiye vakıf olduğu ispatlanarak ileri sürülebilir. 

Yukarıdakilere ek olarak, TTK, ultra vires ilkesini terk etmiştir. Artık, şirketin işletme konusu dahilinde olmasa dahi kural olarak imza yetkililerinin yaptığı tüm işlemler şirketi bağlayacaktır. Ancak yapılan işlem geçerli olsa bile şirketin rücu hakkı bulunmaktadır. Bir diğer ifadeyle, şirketin iştigal konusuna girmeyen bir konuda işlem yapan yönetim kurulu üyelerinin zararı tazmin etmesi istenecektir.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Anahtar kelimeler yapım aşamasında
Capabilities
Corporate and M&A
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Hazine Müsteşarlığı Tarafından Borç Üstlenimi

Hazine Müsteşarlığı Tarafından Borç Üstlenimi

2014
Read more
Proje Finansmanında Kullanılan Teminatların Yapılandırılmasına İlişkin Genel Değerlendirme

Proje Finansmanında Kullanılan Teminatların Yapılandırılmasına İlişkin Genel Değerlendirme

2014
Read more
EPC Sözleşmelerinde Götürü Tazminat

Epc Sözleşmelerinde Götürü Tazminat

2014
Read more
Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisinde Muvazaa

Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisinde Muvazaa

2014
Read more
Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri