Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Tahkim Yargılamasında Hakemin Reddi Sebepleri

2025 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Tahkim Yargılamasında Hakemin Reddi Sebepleri

Dispute Resolution
2025
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Çalışmamızda UNCITRAL Uluslararası Ticari Tahkim Model Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve çeşitli kurumsal tahkim kuruluşlarının yönergeleri ile hakemin reddi prosedürleri ele alınırken, yargı kararları örnekleri üzerinden konu derinlemesine incelenmiştir.

I. GIRIŞ

Bu makale, tahkim yargılamalarında hakemin reddi sebeplerini ve uygulamasının ad hoc ve kurumsal tahkim türleri çerçevesinde incelenmesini amaçlamaktadır. Tahkim tarafların, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkları, devlet mahkemeleri yerine özel olarak yetkilendirdikleri bir hakem veya hakem kurulu aracılığıyla kesin ve bağlayıcı olarak çözüme kavuşturmayı seçtikleri uyuşmazlık çözüm yöntemidir1. Bu çerçevede tahkim, uyuşmazlığın tarafsız ve bağımsız hakemler tarafından çözümlenmesini sağlayan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olmaktadır.

A. Tahkim Yargılamasında Hakemin Rolü ve Önemi

Hakemler, tahkim yargılamasında uyuşmazlıkları çözmekle görevli kişilerdir. Hakemlerin tarafsız ve bağımsız olmaları, tahkim yargılamasının adil ve etkin bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, hakemlerin reddi konusu, tahkim yargılamasının güvenilirliği ve tarafların haklarının korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.

Hakemlerin bağımsızlığı, hakem veya hakemlerin ekonomik ve idari açıdan bağımsız olmasını ifade ederken hakemlerin tarafsızlığı kavramı ise hakemlerin objektif ve tarafsız davranmasını ifade eder2.

Hakemlerin bağımsızlığı prensibi adil yargılanma ile doğrudan ilgilidir. Adil yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Adil Yargılanma Hakkı başlıklı 6. maddesinin ilk cümlesinde3; “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve aleni olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” denilerek adil yargılanmanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme nezdinde gerçekleşebileceği söylenmiştir. Bununla beraber Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde de “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” ifadesiyle herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde bahsedilen “mahkeme” kavramı, sadece devlet mahkemeleri için değil, aynı zamanda taraflarca seçilen hakem ve tahkim kurumları için de geçerlidir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) hakemin tarafsızlığının değerlendirilmesinde iki ölçüt kullanmaktadır. Birincisi, hakemin kişisel inancı ve davranışının belli bir davada kişisel önyargı veya taraflılık sergileyip sergilemediğinin incelenmesidir. İkincisi, mahkemenin oluşumu aracılığıyla hakkındaki her tür meşru şüpheyi ortadan kaldırmak üzere yeterli güvenceler sunup sunmadığının belirlenmesidir. AİHM, uyguladığı bu iki ölçüt ile hakemin kişisel olarak tarafsız olduğunun varsayılması gerektiğini vurgulamaktadır. Karar mercii olan hakemin/ hakem heyetinin taraflardan birine düşmanlık/ tarafgirlik sergileyip sergilemediğinin doğruluğunun araştırılması gerekir. Hakemin şahsi önyargılardan veya yanlılıktan arınmış olduğunun varsayılması AİHM içtihatlarında uzun süredir var olagelmiş köklü bir ilkedir4.

Tahkim yargılaması, diğer bütün prensiplere uygun olarak yürütülse dahi; hakemlerin tarafsızlık ve bağımsızlıklarına ilişkin prensibin sağlanamamış olması, yargılama sonunda verilecek hakem kararını doğrudan etkileyecek5 ve bu sebeple de adil yargılamanın gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır.

II. AD-HOC TAHKİM YARGILAMASI BAKIMINDAN HAKEMİN REDDİ

Tahkim yargılamasının gerçekleşme biçimlerinden biri ad hoc tahkimdir. Ad hoc (arızi) tahkim, tarafların kendilerinin kaleme aldığı veya atıfta bulunduğu kural ya da yasalar ve taraflarca verilen yetkiler çerçevesinde hakemlerin kontrolünde gerçekleşen tahkim türüne denilmektedir6. Taraflar, herhangi bir tahkim kurumuna bağlı kalmaksızın, hakem veya hakem kurulunu kendileri oluştururlar. Tahkim sürecinin büyük ölçüde kendi kontrollerinde olmasını arzu eden taraflar, tahkim usulünü, tahkim yerini, hakemleri ve uygulanacak maddi hukuku kendileri belirler veya bu konularda hakemlere yetki verirler.

Ad hoc tahkim genellikle tarafların kurumsal tahkime gitme konusunda anlaşamamaları halinde bir uzlaşma yöntemi olarak ortaya çıkmaktadır. Ad hoc tahkimin tercih edilme sebeplerinden bir diğeri ise çok özel uyuşmazlıklarda tahkim sürecinde kontrolü elinde tutmak isteyen tarafların özellikle ad hoc tahkimde ısrar ettiği görülmektedir7.

Genellikle, uygulamada görülmektedir ki, taraflar ad hoc tahkim bağlamında UNCITRAL Uluslararası Ticari Tahkim Model Kanunu’nun (“UNCITRAL Tahkim Kuralları”) uygulanmasına sıkça yer vermektedirler. Bu durumda, artık herhangi bir kurumsal tahkimden bahsetmek mümkün hale gelmemekte olup taraflar sözleşmelerinde UNCITRAL Tahkim Kuralları’na atıfta bulunduklarında, taraflarca düzenlenmemiş konular da bu kurallara göre işlem görecektir8.

A. UNCITRAL Tahkim Kuralları’na Göre Hakemin Reddi

UNCITRAL Tahkim Kuralları’nın “Hakem Heyetinin Oluşumu” başlıklı 3. bölümü hakem sayısı, hakemlerin görevlendirilmesi, hakemlere itiraz ve usulünü düzenleyen hükümlere yer vermiştir9. “İtiraz gerekçeleri” başlıklı 12. maddede şu şekilde belirtilmiştir10: “(1) Bir kişiye olası bir hakem olarak görevlendirilmesiyle bağlantılı olarak başvurulduğunda, söz konusu kişi tarafsızlığı veya bağımsızlığı konusunda haklı şüphelere yol açabilecek her türlü durumu açıklayacaktır. Bir hakem, görevlendirildiği andan itibaren ve tahkim işlemleri süresince, kendilerini daha önce bu konuda bilgilendirmedikçe, bu tür durumları gecikmeksizin taraflara açıklayacaktır. (2) Bir hakem, yalnızca tarafsızlığı veya bağımsızlığı konusunda haklı şüphelere yol açan koşullar mevcutsa veya taraflarca kabul edilen niteliklere sahip değilse itiraz edebilir. Bir taraf, kendisi tarafından görevlendirilen veya görevlendirilmesine katıldığı bir hakemi, ancak görevlendirme yapıldıktan sonra haberdar olduğu gerekçelerden ötürü itiraz edebilir.".

UNCITRAL Tahkim Kuralları’nda belirlenen hüküm ile hakemlere bağımsızlık ve tarafsızlığını etkileyen durumları açıklama yükümlülüğü getirilmiştir. Hakeme itiraz gerekçesi olarak ise hükmün ikinci fıkrasında yalnızca tarafsızlık ve bağımsızlığı konusunda haklı şüphelere yol açan koşulların mevcut olması veya taraflarca kabul edilen niteliklere sahip olmaması durumunda itiraz edileceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere hakemlere itiraz sebepleri yönünden tarafsızlık ve bağımsızlık konusunda şüphe mevcut olması ifadesine yer verilmesi ile genel nitelikte bir ifade kullanılmış ve tarafsızlık ve bağımsızlığı etkileyen sebeplere yönelik sınırlandırıcı veya örneklendirici bir sayım yapılmamıştır.

Ancak UNCITRAL Tahkim Kuralları’nın 11. maddesinin birinci fıkrasında11; “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, uyruğu nedeniyle hiç kimse hakem görevini yerine getirmekten alıkonulamaz.” hükmü ile hakemin uyruğu sebebiyle reddinin tahkim anlaşmasında kararlaştırılmadığı sürece mümkün olmayacağı bir istisna olarak belirtilmiştir.

Hakemin reddini gerektiren durum ve koşulları sıralayan ayrıntılı bir liste yerine, kapsamlı ilkelere genel bir atıf yapılması taraflara daha fazla esneklik sunması bakımından doktrinde faydalı görülmektedir12.

B. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Kurallarına Göre Hakemin Reddi

Taraflar arasındaki tahkim anlaşması ile ad hoc tahkim usulü kararlaştıran tarafların hakemlerin seçimi ve tahkim usulü bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (“HMK”) da atıf yapmaları mümkündür13. HMK’nın tahkime ilişkin kısmının amacı milli tahkime ilişkin usul ve esasları düzenlemek olması sebebiyle Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun (“MTK”) tanımladığı anlamıyla yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği durumlarda HMK hükümleri uygulanacaktır14.

Ad hoc tahkim yargılamasında, taraflara özgü bir tahkim sözleşmesi ile belirlenen hakemin, taraflardan biri veya her ikisi tarafından reddi talep edilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bu konuda 417. madde de düzenleme getirmiştir15; “(1) Kendisine hakemlik önerilen kimse, bu görevi kabul etmeden önce tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşulları açıklamak zorundadır. Taraflar önceden bilgilendirilmemiş oldukları takdirde hakem, daha sonra ortaya çıkan durumları da gecikmeksizin taraflara bildirir. (2) Hakem, taraflarca kararlaştırılan niteliklere sahip olmadığı, taraflarca kararlaştırılan tahkim usulünde öngörülen bir ret sebebi mevcut bulunduğu veya tarafsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşullar gerçekleştiği takdirde reddedilebilir. Taraflardan birisinin kendisinin atadığı veya atanmasına katıldığı hakemi reddetmesi, yalnızca hakemin atanma tarihinden sonra öğrenilen ret sebeplerine dayanılarak yapılabilir”.

UNCITRAL Tahkim Kuralları’nda olduğu şekliyle HMK’da genel ilke olarak hakemin tarafsızlığından şüphe edilmesini haklı gösterecek şeklinde bir ret sebebi ifade etmiştir. Buna göre, hakemin reddi talep edilebilir ancak hakemin reddi için tarafsızlık şüphesi, yetersizlik, etik ihlaller, hakemin önyargılı olması gibi belirli sebepler gösterilerek hakemin tarafsızlığına şüphe düşürecek bir unsurun ret talebinde belirtilmesi gerekir.

HMK’nın 417. maddesinin gerekçesinde ise maddede belirtilen ret sebeplerinin taraflarca aksi kararlaştırılmamış ise doğal olarak HMK m. 34’te yer alan hakimin yasaklılık sebeplerini de kapsadığı şu şekilde belirtilmiştir: “(…) İkinci fikrada, hakemin, taraf serbestisi gereği, tarafların belirlediği niteliklere sahip olması ile tarafsızlığı ve bağımsızlığı teminat altına alınmıştır. Belirtilen ret sebepleri, taraflarca aksi kararlaştırılmamış ise doğal olarak “Yasaklılık sebepleri” başlıklı 39 (HMK m.34) uncu maddede belirtilen hâkimin yasaklılık hâllerini de kapsar. İkinci fıkranın son cümlesi ile hakemin kötüniyetle reddi suretiyle tahkimin geciktirilmesinin önlenmesi istenmiştir”. İlgili maddenin gerekçesinden görüleceği üzere HMK’nın hakimin yasaklılık sebeplerini düzenleyen 34. maddesinin de hakemin ret sebepleri kapsamında olduğu açıkça söylenmiştir.

HMK’nın Tahkim başlıklı on birinci kısmında yer alan ret sebepleri yanında HMK’nın 34. maddesinde sınırlı sayıda (numerus clausus) hakimin yasaklılık sebepleri olarak sayılan sebeplerin hakemin reddi sebepleri olarak hakemler açısından da geçerli olacağı doktrinde kabul edilmiştir16.

Bununla beraber doktrinde kabul edilen bir diğer görüş ise HMK’nın 417. maddesinin ikinci fıkrasının geniş yorumlanarak HMK’nın 36 maddesinde yer alan hakimin ret sebeplerinin de hakemin ret sebepleri bakımından geçerli olacağı belirtilmiştir17. Bu doğrultuda, HMK’nın 36. maddesinde hakimin ret sebepleri hakemin tarafsızlığı hususunda şüphe duyulmasını gerektirebilecek önemli bir sebebin var olması halinde taraflardan birinin hakemi reddedebileceği belirtilerek özellikle davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması, davanın dördüncü derece de dahil yansoy hısımlarına ait olması ve dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında düşmanlık bulunması olarak sayılmıştır18.

III. KURUMSAL TAHKİM YARGILAMASINDA HAKEMİN REDDİ

Ad hoc tahkimin aksine, kurumsal tahkim merkezlerinin, tahkim usulüne uygulanacak kuralları içeren düzenlemeleri mevcuttur19. Kurumsal tahkimde, tahkimin yürütüleceği kurumun önceden belirlenmiş yargılama kuralları bulunur. Tarafların iradeleriyle düzenlenmemiş olan tahkimle ilgili hususlar, bu kurumun kurallarına göre yönetilir. Bu şekilde, bir kurumun organizasyonuna bağlı olarak ve o kurumun tahkim kurallarına göre gerçekleştirilen tahkim, kurumsal tahkim olarak adlandırılır.

Uluslararası ticaret uygulamalarında, uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözülmesi amacıyla birçok kurum faaliyet göstermektedir. Türkiye’de de son zamanlarda ulusal ve uluslararası uyuşmazlıkları çözmek üzere İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) oluşturulmuştur. Uluslararası alanda tanınan başlıca tahkim kurumları arasında; Milletlerarası Ticaret Odası (MTO) (ICC), Londra Milletlerarası Tahkim Merkezi (LCIA), Singapur Tahkim Merkezi (SIAC), Hong Kong Tahkim Merkezi (HKIAC), Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi (DIAC), Amerikan Tahkim Kurumu (AAA) ve Stockholm Ticaret Odası Tahkim Kurumu (SSC) bulunmaktadır20.

A. Kurumsal Tahkim Yargılamasında Hakemin Reddi Sebepleri

Kurumsal tahkim düzenlemelerinin hemen hepsinde hakemlerin bağımsız ve tarafsız kişilerden oluşması yönünde hükümler yer almaktadır (MTO Kurallar m.11; LCIA m.5/3; SSC m.18/1; ISTAC m.15/1). Bunun yanında tahkimle ilgili milli hukuklarda yer alan pozitif düzenlemelerde de hakemlerin bağımsız ve tarafsızlığını etkileyecek hâllerin varlığı hâlinde hakemlerin çekilmesi ya da reddine ilişkin hükümler de vardır (MTK m.7/D-F)21. Kurumsal tahkim merkezleri kurallarında, hakemin reddi sebeplerine ilişkin olarak ayrıntılı veya örnekleyici bir sayım yapmak yerine genel olarak bağımsızlık ve tarafsızlığını etkileyecek hususlar olması ya da hakemin tarafsızlığı ile ilgili makul şüphe uyandırabilecek sebepler gibi ifadeler kullanmış ve bu sebeple reddinin talep edilebileceğini ifade etmişlerdir.

Hakem olarak atanan kişi bağımsızlık ve tarafsızlığını olumsuz etkileyecek nedenlerin varlığı halinde veya tarafsızlık ve bağımsızlığının etkileneceğini düşünüyorsa kendisine yapılan hakemlik önerisini kabul etmeyecektir. Bununla beraber hakemin reddi için gerekli şartların varlığı hâlinde, taraflarca reddedilmesi de kurumsal tahkim yargılamasında kabul edilmektedir22.

Tahkim yargılamalarında, hakemlerin atanma sırasında mevcut olası engelleri taraflara bildirmeleri gerekir (ISTAC Tahkim ve Arabuluculuk Kuralları m. 12/3, ICC Tahkim Kuralları m. 11.2). Kurumsal tahkimlerde, bu yükümlülük öncelikle kurum karşısındadır ve kurum daha sonra hakemin beyanını taraflara iletir. Taraflar, bu bildirimi aldıktan sonra yorum yapma imkanına sahip olabilmektedirler. Ancak, yargılama sırasında da görev engeli oluşturan nedenler ortaya çıkabilir. Bu durumda, hakem kendiliğinden bu durumu ad hoc tahkimde iki tarafa (MTK m. 7/C 1, HMK m. 417/1), kurumsal tahkimde ise taraflara, tahkim kurumuna ve varsa diğer hakemlere bildirmelidir (ISTAC Tahkim ve Arabuluculuk Kuralları m. 12/3, ICC Tahkim Kuralları m. 11.3, DIS Tahkim Kuralları m. 9.6). Hakemin bildirim yükümlülüğü ise yargılama süresince devam eder23.

B. Kurumsal Tahkim Yargılamasında Hakemin Reddi Usulü

ICC Tahkim Kuralları’nın hakemin reddini düzenleyen 14. maddesine göre hakemin tarafsız ve bağımsız olmadığını iddia eden tarafın bu iddiasının dayanağı olan hal ve sebepleri içeren yazılı bir beyanla Sekreterya’ya başvurması gerekmektedir. Ancak bu talebin ileri sürülebilmesi için 30 günlük sınırlandırma söz konusudur. 30 günlük süre hakem seçimine ilişkin kararın ilgili tarafa ulaşmasından itibaren ya da redde neden olan hal ve sebeplerin sonradan öğrenildiği hallerde öğrenilme anından itibaren başlamaktadır24.

LCIA Tahkim Kuralları’nın 10. maddesi, bir hakemin tarafsızlığı veya bağımsızlığı konusunda haklı şüpheler doğması durumunda, hakemin görevine son verilmesini düzenlemektedir. Bu durumun tespit edilmesi halinde, reddeden taraf LCIA Divanı’na yazılı bir ret talebi ile başvurabilir. Ret talebinde bulunan taraf, hakem heyetinin oluşmasından itibaren 14 gün içinde veya ret nedenini daha sonra öğrenmesi halinde bu durumu öğrenmesinden itibaren 14 gün içinde, ret gerekçelerini içeren bir dilekçeyi LCIA Divanı’na, diğer tarafa ve hakem heyetine iletmek zorundadır.

LCIA düzenlemeleri uyarınca, bir taraf, kendi seçtiği veya seçilmesine katkıda bulunduğu hakemi, ancak hakemin atanmasından sonra öğrendiği bir sebebe dayanarak reddedebilir. LCIA Divanı, diğer tarafa ve reddedilen hakeme ret dilekçesi hakkında görüşlerini bildirme olanağı tanır. Divan, hakemin reddi talebini değerlendirirken, reddeden taraftan, reddedilen hakemden ve heyetin diğer üyelerinden her zaman ek bilgi ve belge talep etme hakkına sahiptir. Dilekçenin verilmesinden itibaren 14 gün içinde taraflar ret konusunda anlaşabilirlerse, Divan gerekçe göstermeden hakemin görevine son verir. Ancak, taraflar bu süre içinde anlaşamadıkları veya hakem bu süre içinde istifa etmediği takdirde, LCIA Divanı ret hakkında karar verir. Ret talebinin kabul edilmesi durumunda, karar yazılı ve gerekçeli olmalıdır. Kararın bir kopyası, taraflara, reddedilen hakeme ve heyetin diğer üyelerine iletilir25.

ISTAC Tahkim Kuralları ise hakemin reddi için ICC Tahkim Kurallarına benzer bir prosedür öngörmüştür. Hakemin seçildiği veya tayin edildiği bilginin taraflara ulaştırılmasından itibaren 30 gün içinde reddi talep etmek mümkündür. Ancak, redde neden olan durum yargılamanın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkarsa, bu durumun öğrenildiği tarihten itibaren yine 30 gün içinde ret talebinde bulunulması gerekir. Ret talebi, yazılı olarak ISTAC Sekretaryası’na, diğer tarafa ve reddedilen hakeme bildirilmelidir. Talepte, hakemin reddine yol açan gerekçeler açık ve net bir şekilde belirtilmelidir. Son olarak, ISTAC Divanı, ret talebini değerlendirerek nihai kararı verir. 30 günlük sürenin geçirilmesinden sonra ret talebinde bulunulması haline ilişkin olarak doktrinde bu sürenin geçirildikten sonra hakemin reddedilmesine izin verilmeyeceği gibi hakem kararının iptali için bir dava açılması hâlinde de iptal davasına bakan mahkemenin ret talebinin süresinde yapılmadığını dikkate almasının gerektiği şeklinde belirleme yapılmıştır26.

IV. HAKEMİN REDDİNE İLİŞKİN YARGI KARARLARI

A. LCIA Hakemin Reddi Kararları

LCIA Kurallarının 10.1. maddesi; (i) hakemin yöndeki talebi ile (ii) hakemlerin ciddi bir hastalığa yakalanması, eyleme geçmeyi reddetmesi veya eyleme geçmeye yetersiz veya uygun olmayan bir duruma gelmesi veya (iii) hakemin tarafsızlık veya bağımsızlığına ilişkin haklı şüpheler yaratan bir durum olması, hallerinde hakemin atanmasının geri alınabileceğini kararlaştırmıştır.

LCIA 2010-2017 arası dönemi kapsayan 32 hakemin reddi kararının özetini internet üzerinden yayımlamıştır27. İlgili dönem içerisinde LCIA’da 1600’ün üzerinde dava kaydedilirken bu davalardan sadece %2’sinden daha azında hakemin reddi talep edilmiş ve bunların ise yalnızca beşte biri kabul edilmiştir28.

LCIA Mahkemesi kararlarından birinde; hem hakem hem de avukat olarak hareket eden tahkim uygulayıcılarının potansiyel çatışmaların farkında olmaları gerektiği sonucuna varmıştır29.

Genellikle bir hakemin geçmişte bir davada taraflardan birine karşı avukatlık yapması, onun bağımsızlık veya tarafsızlığına dair şüphe yaratmayacağı kabul edilmiştir. LCIA Mahkemesi de bu görüşü benimsemiştir. Ancak LCIA Mahkemesi, hakemin daha önceki bir davada bir tarafın dolandırıcılığını iddia etmesi ve bu iddia henüz sonuçlanmadan hakemin mevcut davada aynı taraf hakkında karar verirken, geçmişteki iddiadan etkilenme riskinin olduğunu savunmaktadır. Mahkeme, böyle bir iddia bulunduğundan, hakemin, otarafı ilgilendiren konuyu belirlerken, bilinçli veya bilinçsiz olarak mevcut davada sunulan delillerden etkileneceği konusunda gerçek bir olasılık veya tehlikenin olduğu sonucuna varmıştır30.

Tahkim uygulayıcıları, özellikle şirketler hakkında kamuya açık yorum yaparken dikkatli olmalıdırlar. Bir davada, hakem bir tarafın ana şirketine dair yaptığı olumsuz yorumlar, hakemin tarafsızlığına dair şüpheler uyandırmıştır. Mahkeme, bu durumda “adil görüşlü ve bilgilendirilmiş bir gözlemcinin, hakemin o tarafa karşı önyargılı olma olasılığı olduğunu düşünebileceği” yönündeki objektif bir testi uygulamıştır31. Bu objektif kriter daha sonraki diğer davalarda da tekrarlanmıştır32.

LCIA Mahkemesi kararlarından birinde, tahkim kurullarına özellikle karar verme sürecine olan katkıları açısından tahkim sekreterlerinin dahil olduğu konularda dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulunmuştur. Aynı kararda, gizlilik ilkesinin önemi vurgulanmıştır. Gizlilik ihlali, tahkim anlaşmasının ihlali olarak değerlendirilirse, bir hakemin görevden alınması için gerekçe olabileceği ancak, ihlalin, Kurallar uyarınca hakemin görevden alınması için bir gerekçe olması için kasıtlı olması gerektiği değerlendirilmiştir33.

B. Laker Airways v FLS Aerospace Davası

Laker Airways v FLS Aerospace davasında, FLS Aerospace Ltd. tarafından tahkime götürülen bir olayda, şirket kendi avukatıyla aynı odadan başka bir avukatı hakem olarak atamıştır. Bu durum, hakemin tarafsızlığına ilişkin haklı şüphe yaratması nedeniyle FLS Aerospace tarafından hakemin reddine dair bir talepte bulunulmasına sebep olmuş ancak mahkeme, hakemin tarafsızlığına ilişkin haklı şüpheye yol açan bir durum tespit etmemiştir. Mahkeme, hakemin reddine ilişkin olarak genel kuralı; adaletin sağlanmasına duyulan güvenin korunması için, karar vericilerde fiili veya görünürde önyargı bulunmamasının esas olduğu şeklinde belirtmiştir. Karar vericinin kendi davasına bakması durumunda olduğu gibi, davanın taraflarıyla yakın bir ilişki içinde olması da önyargı şüphesini doğurabileceği ve reddini gerektireceğini söylerken önyargı tehlikesinin varlığında da karar vericinin davaya bakması uygun değildir şeklinde ifade etmiştir34.

C. ASM Shipping Ltd. v TTMI Ltd. Davası

ASM Shipping Ltd. v TTMI Ltd. davasında, ASM’nin önemli bir tanığının güvenilirliğinin sorgulandığı başka bir tahkimde başkanlık yapan hakemin, mevcut davada görev alması nedeniyle reddi istenmiştir. ASM, bu durumu öğrenince hakemin çekilmesini talep etmiş, ancak hakemin çekilmemesi üzerine mahkemeye başvurmuştur. Hakim Morison, objektif bir gözlemcinin, mevcut şartlar altında hakemde gerçek bir önyargı ihtimali olduğunu düşünerek, hakemin çekilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak ASM’nin diğer hakemlerin de reddedilmesi gerektiği yönündeki iddiasına, diğer hakemlerin reddedilen hakemden etkilendiklerine dair herhangi bir kanıt olmaması nedeniyle katılmamıştır35.

V. SONUÇ

Ad hoc ve kurumsal tahkimlerde, hakemlerin bağımsız ve tarafsız olması, adil yargılamanın gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz bir şarttır. Ad hoc tahkimde, UNCITRAL Tahkim Kuralları ve HMK hakemlerin tarafsızlık ve bağımsızlıklarına ilişkin genel prensipleri belirlemiş, ancak tarafların belirleyeceği daha detaylı bir listeye olanak tanınmasıyla hakemin reddi için ayrıntılı bir liste sunmamıştır. Bu esneklik, tarafların tahkim anlaşmalarını daha özgür bir şekilde düzenlemesine imkan tanır.

Kurumsal tahkim kuruluşlarının yönergeleri, hakemlerin reddi için daha detaylı prosedürler içermektedir. Özellikle LCIA ve ISTAC, hakemin reddi talebinin süresi ve talebin nasıl ileri sürüleceği konusunda açık hükümler sunmaktadır.

Örnek yargı kararları incelendiğinde, hakemin tarafsızlık ve bağımsızlıklarına dair şüphelerin ortaya çıkması durumunda, hakemin reddine ilişkin uygulamaların daha sıkı bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Bu durum, tahkimin adalet ve tarafsızlık prensiplerine olan bağlılığını göstermektedir.

Sonuç olarak, hakemlerin reddi konusu, tahkim yargılamasının güvenilirliği ve adil yargılanma hakkının korunması için büyük önem taşımaktadır. Bu konuda, yasal düzenlemelerin yanı sıra kurumsal tahkim kurallarının ve yargı kararlarının da dikkate alınması gerekir.

KAYNAKÇA

CEMAL ŞANLI, Milletlerarası Özel Hukuk, 9. Bası, İstanbul 2021.

ERGİN NOMER/ NURAY EKŞİ/ GÜNSELİ ÖZTEKİN GELGEL, Milletlerarası Tahkim Hukuku Cilt 1, 5. Bası, İstanbul 2016.

GÜLÇİN SOYLU DECDELİ, “Milletlerarası Ticari Tahkimde Acil Durum Hakemi”, Altınbaş Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2019.

HACI CAN/ EKİN TUNA, Milletlerarası Tahkim Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2021.

 İBRAHİM DOĞAN TAKAVUT, Milletlerarası Ticari Tahkimde Usule İlişkin Konularda İrade Serbestisi, 1. Baskı, İstanbul 2021.

İZZET KARADAŞ, Ulusal İç Tahkim, Adalet Yayınevi, 1. Baskı, Ankara 2013.

MELİSSA BALIKÇI, “Hakemin Reddi ve LCIA’in Hakemin Reddine İlişkin Kararları”, in: Hukuk Postası, 1. Baskı, İstanbul 2019. MUSTAFA SERDAR ÖZBEK, Tahkim Hukuku 1. Cilt, 1. Baskı, Ankara 2022.

ORHAN EROĞLU, Tahkimde Yargılamanın Yenilenmesi, 1. Baskı, Ankara 2022.

SİBEL ÖZEL, Milletlerarası Ticari Tahkimde Kanunlar İhtilafı Meselesi, 1. Baskı, İstanbul 2008.

SİNEM SAÇKAN, “Milletlerarası Tahkimde Hakemin Reddi”, Leges Hukuk Dergisi, C. IV, S. 132, Aralık 2020.

ŞAZİYE TUBA ULUKUŞ BULUT, MTK ile Karşılaştırmalı HMK Hükümlerine Göre Hakem Kararlarının İptali, 1. Baskı, Ankara 2018.

VAHİT DOĞAN, Milletlerarası Ticaret Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2020. ZİYA AKINCI, Milletlerarası Tahkim, 6. Baskı, İstanbul 2021.

ZİYA AKINCI, Milletlerarası Tahkim, 6th Edition, İstanbul 2021

ZİYA AKINCI/ YASİN EKMEN, Tahkimde Hukuki Dinlenilme Hakkı, 1. Baskı, İstanbul 2022.

DİPNOT

1 İbrahim Doğan Takavut, Milletlerarası Ticari Tahkimde Usule İlişkin Konularda İrade Serbestisi, 1. Baskı, İstanbul 2021, s. 27.

2 Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim, Vedat Kitapçılık, 2021, s. 265.

3 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6.

4 Hacı Can/ Ekin Tuna, Milletlerarası Tahkim Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2021, s. 281.

5 Takavut, s. 213.

6 Cemal Şanlı, Milletlerarası Özel Hukuk, 9. Bası, İstanbul 2021, s. 763.

7 Sibel Özel, Millletlerarası Ticari Tahkimde Kanunlar İhtilafı Meselesi, 1. Baskı, İstanbul 2008, s. 28.

8 Akıncı, s. 7.

9 https://uncitral.un.org/en/texts/arbitration (Erişim Tarihi: 30.07.2024).

10 UNCITRAL Tahkim Kuralları m. 12.

11 UNCITRAL Tahkim Kuralları m. 11.

12 Mustafa Serdar Özbek, Tahkim Hukuku 1. Cilt, 1. Baskı, Ankara 2022, s. 1022.

13 Şaziye Tuba Ulukuş Bulut, MTK ile Karşılaştırmalı HMK Hükümlerine Göre Hakem Kararlarının İptali, 1. Baskı, Ankara 2018, s. 28.

14 Özbek, s. 167.

15 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 417, 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete

16 Orhan Eroğlu, Tahkimde Yargılamanın Yenilenmesi, 1. Baskı, Ankara 2022, s. 115.

17 İzzet Karadaş, Ulusal İç Tahkim, Adalet Yayınevi, 1. Baskı, Ankara, 2013, s. 137 – 139.

18 Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 36.

19 Ergin N omer/ N uray Ekşi/ Günseli Öztekin Gelgel, Milletlerarası Tahkim Hukuku Cilt 1, 5. Bası, İstanbul 2016, s. 3.

20 Gülçin Soylu Decdeli, “Milletlerarası Ticari Tahkimde Acil Durum Hakemi”, Altınbaş Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2019, s. 11.

21 Vahit Doğan, Milletlerarası Ticaret Hukuku, 1 Baskı, Ankara 2020, s. 1153.

22 Doğan, s. 1153.

23 Can/ Tuna, s. 299.

24 ICC Tahkim Kuralları m. 14.

25 LCIA Tahkim Kuralları m. 10.

26 Ziya Akıncı/ Yasin Ekmen , Tahkimde Hukuki Dinlenilme Hakkı, 1. Baskı, İstanbul 2022, s. 68.

27 https://www.lcia.org//News/lcia-releases-challenge-decisions-online.aspx (Erişim Tarihi: 05.08.2024).

28 Melissa Balıkçı, “Hakemin Reddi ve LCIA’in Hakemin Reddine İlişkin Kararları”, in: Hukuk Postası, 1. Baskı, İstanbul 2019, s. 167.

29 LCIA, No. 101689 ve 101691, 22 Haziran 2012, (https://www.lcia.org/challenge-decision-database.aspx Erişim Tarihi: 04.08.2024).

30 LCIA, No. 122053, 31 Temmuz 2012, (https://www.lcia.org/challenge-decision-database.aspx Erişim Tarihi: 04.08.2024).

31 LCIA, No. UN152998, 22 Haziran 2015, (https://www.lcia.org/challenge-decision-database.aspx Erişim Tarihi: 04.08.2024).

32 LCIA, No. 142862, 2 Haziran 2015, (https://www.lcia.org/challenge-decision-database.aspx Erişim Tarihi: 04.08.2024).

33 LCIA, No. 142683, 4 Ağustos 2016, (https://www.lcia.org/challenge-decision-database.aspx Erişim Tarihi: 04.08.2024).

34 Sinem Saçkan, “Milletlerarası Tahkimde Hakemin Reddi”, Leges Hukuk Dergisi, Leges Yazılım Yayıncılık, C. IV, S. 132, Aralık 2020, s. 175.

35 Saçkan, s. 175.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Tahkim, Milletlerarası Ticari Tahkim, Hakemin Reddi, Hakemin Reddi Sebepleri, Hakemlerin Tarafsız ve Bağımsız Olması, Milletlerarası Tahkim Kanunu, ICC, LCIA, ISTAC
Capabilities
Dispute Resolution
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

HUKUKTA DİJİTAL DELİLLERİN ÖNEMİ

Hukukta Di̇ji̇tal Deli̇lleri̇n Önemi̇

2025
Read more
İDARE TARAFINDAN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ HALKA AÇIK KAYITLARIN KVKK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

İdare Tarafindan Güncelli̇ği̇ni̇ Yi̇ti̇rmi̇ş Halka Açik Kayitlarin Kvkk Açisindan Değerlendi̇ri̇lmesi̇

2025
Read more
İNTERNET ORTAMINDA UNUTULMA HAKKI

İnternet Ortaminda Unutulma Hakki

2025
Read more
DİJİTAL VARLIKLARIN VE KRİPTO PARALARIN MİRASI

Di̇ji̇tal Varliklarin Ve Kri̇pto Paralarin Mi̇rasi

2025
Read more