ÖZET
İşbu makalede, güncel yargı kararları ışığında yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılan kira sözleşmelerinin akıbetlerinin ne olacağına dair değerlendirmeler yapılarak bu konudaki belirsizliğin giderilmesi amaçlanmıştır.
I. GİRİŞ
Türk parasının özellikle son yıllarda yabancı para karşısında kıymetini korumak için birtakım düzenlemeler getirilmiştir. Bu açıdan, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un (“1567 sayılı Kanun”) 1. maddesi uyarınca çıkartılan 32 Sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar (“32 sayılı Karar”), 32 Sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (“85 sayılı Karar”) ve 32 Sayılı Karar’a dayanılarak T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkartılan tebliğler, bu düzenlemelerin başında gelir. Ancak her ne kadar bu düzenlemelerde yabancı para biçimi üzerinden sözleşme yasağı getirilse de yasağa aykırı olarak akdedilen sözleşmelerin akıbetlerinin ne olacağı düzenlenmemiştir. Özellikle yargıya taşınan dava tipleri açısından en dikkat çeken kira uyuşmazlıklarında, kira sözleşmesinin akıbetinin ne olacağına dair herhangi bir açıklık yoktur.
1567 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca kabul edilerek 1989 yılında yürürlüğe giren 32 sayılı Karar’ın ilk maddesinde belirtildiği üzere, 32 sayılı Karar’ın amacı, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerini korumaktır1. Yürürlüğe girdiği 1989 yılından günümüze dek farklı zamanlarda değişikliğe uğrayan 32 sayılı Karar, özellikle son yıllarda Türk parasının değerinin hızlı bir düşüş yaşaması sonucunda uygulamada çok daha kapsamlı alanları etkisi altına alabilmiştir. Ancak bu etkileşim birtakım sorunları ve hükmün uygulanmasındaki belirsizlikleri gün yüzüne getirmiştir. Bunlardan en dikkat çekeni ise, yasağa aykırı olarak sözleşme bedelinin yahut sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırıldığı sözleşmelerin akıbetlerinin ne olacağına dair belirsizlik olmuştur. Getirilen düzenlemeler birçok sözleşme türü bakımından etki doğururken, özellikle Yargıtay kararlarında yaygın yer kaplayan kira sözleşmeleri için etki, uygulamalar açısından daha kapsamlı sonuç doğurmuştur. Özellikle söz konusu yasağa aykırı kira sözleşmelerinin akıbetlerinin ne şekilde sonuçlanacağına dair açıklığın olmayışı ve uygulamada oturmuş yargı kararlarının eksikliği sebebiyle yasağa aykırı şekilde akdedilen kira sözleşmelerinin akıbetlerinin ne olacağı son derece tartışmalıdır. Yasağa aykırı olarak akdedilen bir kira sözleşmesinin tarafları idari para cezası ile cezalandırılarak ilgili kira sözleşmesi ayakta mı tutulmalıdır? Yoksa söz konusu kira sözleşmesinin ekonomik kamu düzenine aykırı olduğundan bahisle kısmen veya tamamen hükümsüz olduğu mü düşünülmelidir? Görülebileceği üzere 1567 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan genel ve düzenleyici işlemlere aykırı şekilde sözleşme bedelinin yahut sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırıldığı kira sözleşmelerinin akıbetleri bakımından bir kanun boşluğu bulunmakta olup bu boşluğun kanun koyucu tarafından doldurulması en uygun yöntem olmakla beraber söz konusu boşluk dolduruluncaya kadar konunun, yargı kararları ışığında ele alınması gerekmektedir. Nitekim 4751 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1/2. maddesi uyarınca, “Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir”2.
II. YABANCI PARA ÜZERİNDEN SÖZLEŞME YAPMA YASAĞI
A. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Uyarınca Değerlendirme
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“6098 sayılı Kanun”) 26. maddesi uyarınca “Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler”3. Bu hüküm, hukukun temel ilkelerinden olan sözleşme yapma özgürlüğünden kaynaklanmıştır. Ancak kanun koyucu söz konusu bu sözleşme özgürlüğüne özel kanunlarda belirtilen çerçeveler dahilinde kısıtlamalar dikte edebilme yetkisine sahiptir. Bu noktada, Türk parasının korunmasına dair yürürlüğe konulan bu tür düzenlemeler, sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen sınırlayıcı nitelikte hükümlerden ibarettir.
Yine 6098 sayılı Kanun’un 27. Maddesi; “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.”4 hükmünü amir olup sınırlı sayıda sayılan bu hallerden herhangi birine aykırı sözleşmelerin kesin hükümsüzlük ile sonuçlanacağını belirtmiştir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında; “Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.”5 şeklinde belirtildiği üzere her kesin hükümsüzlük hali sözleşmenin tümden geçersizliğine sebebiyet vermeyecektir. Böylelikle taraf iradelerinin kanuni çerçeveler içerisinde kalmak kaydıyla korunması amaçlanmıştır.
Bu noktada tarafların serbest iradelerine getirilen kısıtlamalardan en dikkat çekici olanı, 1567 sayılı Kanun ve 1567 sayılı Kanun’a göre yapılan genel ve düzenleyici işlemler ile -yani 32 sayılı Karar, 85 sayılı Karar ve ilgili tebliğler ile- sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırıldığı bir sözleşme yapılmasına ilişkin yasaktır. Söz konusu yasak ile 6098 sayılı Kanun’da öngörülen sözleşme serbestisine birtakım kısıtlamalar getirilmiştir. Şu kadar ki kural, kira sözleşmeleri de dahil olmak üzere tüm sözleşmelerde sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin Türk parası üzerinden belirlenmesi ise de bu kural mutlak bir kural olmayıp 32 sayılı Karar, 85 sayılı Karar ve ilgili tebliğlerde sayma suretiyle sınırlı sayıda belirtilen hallerde sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkündür.
B. Yasak Dışında Kalan Haller
1567 sayılı Kanun ve 1567 sayılı Kanun’a göre yapılan genel ve düzenleyici işlemler -yani 32 sayılı Karar, 85 sayılı Karar ve ilgili tebliğler uyarınca- Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında gerçekleştirecekleri; konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dahil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkün değildir. Gayrimenkul kiralama sözleşmeleri açısından getirilen bu kuralın istisnaları ise aşağıdaki şekildedir:
i. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkündür.
ii. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkündür.
iii. Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkündür.
iv. Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak %50 (yüzde elli) ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/ veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin akdedecekleri gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkündür.
Dolayısıyla, yukarıda belirtilen istisnai haller dışında imzalanacak gayrimenkul kira sözleşmelerinde sözleşme bedeli (kira bedeli) ve sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri (ortak giderler, kullanım giderleri vb.) her halükârda Türk parası üzerinden kararlaştırılacaktır.
III. YASAĞA AYKIRI YAPILAN SÖZLEŞMELER
A. 85 sayılı Karar’ın Yürürlüğe Girdiği 13.09.2018 Tarihinden Önce Akdedilen Sözleşmeler Bakımından
85 sayılı Karar’ın 2. maddesinde, 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş gayrimenkul kiralama sözleşmeleri de dahil olmak üzere pek çok sözleşmede döviz cinsinden kararlaştırılan sözleşme bedellerinin, 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde taraflarca Türk parası olarak yeniden belirleneceği öngörülmüştür. Nitekim bu husus, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in (Tebliğ No: 2008-32/34) 8. maddesinin 27. fıkrasında; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.”6 denilmek suretiyle tekrarlanmıştır. Tarafların yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılan sözleşme bedelini veya diğer ödeme yükümlülüklerini Türk parası üzerinden yeniden belirlerken mutabakata varamamaları halinde yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılan bedellerin Türk parası üzerinden ne şekilde belirleneceği ise Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in (Tebliğ No: 2008-32/34) 8. maddesinin 28. fıkrasının birinci paragrafında; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.”7 şeklinde belirtilmiş olup aynı fıkranın ikinci paragrafında konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından özel bir düzenleme dahi getirilmiştir.
Görülebileceği üzere 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilen, sözleşme bedelinin yahut sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırıldığı gayrimenkul kiralama sözleşmeleri de dahil olmak üzere pek çok sözleşme için bir kesin hükümsüzlük neticesinden ziyade kısmi hükümsüzlük neticesi uygun görülmüş ve yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılan bedellerin, ilgili sözleşmenin taraflarınca Türk parası olarak yeniden belirlenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır.
Nitekim Yargıtay da 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girmesinden önce akdedilen, sözleşme bedelinin döviz cinsinden belirlendiği gayrimenkul kiralama sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta; “…bu maddeler uyarınca işbu kararın yürürlük tarihinden önce taraflar arasında akdedilen sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller belirtilen istisnalar dışında taraflarca yeniden belirleneceği, yeniden belirleme konusunda taraflar arasında mutabakata varılmazsa yukarıda yer alan düzenlemeye göre kira bedelinin tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.”8 şeklinde hüküm kurarak 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girmesinden önce akdedilen, sözleşme bedelinin döviz cinsinden belirlendiği gayrimenkul kiralama sözleşmesini kesin hükümsüzlük yaptırımıyla sonuçlandırmamıştır.
Yargıtay bir başka kararında; “yasak bakımından istisna kapsamına girmeyen sözleşmelerde yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılan bedellerin Türk parası cinsinden yeniden belirlenmesi için 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 günlük süre öngörüldüğü, uyuşmazlığa konu gayrimenkul kiralama sözleşmesinde döviz cinsinden kararlaştırılan kira bedelinin taraflarca anılan süre içerisinde belirlenmemiş olması sebebiyle mahkemenin işin esasına girerek, döviz cinsinden kararlaştırılan kira bedelini, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52) ile değişik 8. maddesinin 27. ve 28. fıkralarında gösterilen usulde Türk parası cinsinden yeniden belirlemesi”9 gerektiğine hükmetmiştir. Söz konusu bu kararda Yargıtay; “Taraflar arasında akdedilen, dava tarihi itibariyle ifası devam etmekte olan kira sözleşmesinin dövize endeksli olarak belirlenen kira bedelinin Türk parasına göre yeniden belirlenmesinde zorunluluk olmakla sözleşme taraflarınca bu konuda mutabakata varılarak yeniden belirleme yapılmadığından ilk derece mahkemesince belirtilen ilgili mevzuat hükümleri uyarınca değerlendirme yapılıp gerekirse alanında uzman bilirkişi raporu alınmak suretiyle sözleşmede dövize endeksli olarak belirlenen kira bedelinin Türk parası cinsinden yeniden belirlenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle davanın reddine hükmedilmesi”10 şeklinde hüküm kurmuştur.
Buna göre Yargıtay’ın, 85 sayılı Karar’ın yürürlüğe girmesinden önce akdedilen ve istisna kapsamında olmamasına karşın sözleşme bedelinin yahut sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırıldığı sözleşmeleri ayakta tutarak döviz cinsinden veya dövize endeksli bedellerin tarafların mutabakatı ile yahut tarafların mutabakata varamamaları halinde mahkeme kararıyla Türk parasına çevrilmesini sağlama eğiliminde olduğu söylenebilecektir.
B. 85 sayılı Karar’ın Yürürlüğe Girdiği 13.09.2018 Tarihinden Sonra Akdedilen Sözleşmeler Bakımından
1567 sayılı Kanun ve 1567 sayılı Kanun’a göre yapılan genel ve düzenleyici işlemlerde -32 sayılı Karar, 85 sayılı Karar ve 85 sayılı Karar’ın 4. maddesi ile verilen yetkiye istinaden T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan tebliğler- öngörülen, sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılmasına ilişkin yasağa aykırı şekilde akdedilen gayrimenkul kira sözleşmelerinin akıbetlerinin ne olacağı yukarıda da ifade edilmiş olduğu üzere son derece tartışmalıdır. Zira yasağa aykırı şekilde akdedilen sözleşmeler bakımından mevzuatta öngörülen yegâne yaptırım, 1567 sayılı Kanun’un 3. maddesinde belirtilen idari para cezasından ibarettir.
1567 sayılı Kanun’da yasağa aykırı olarak akdedilen sözleşmeler bakımından idari para cezası haricinde herhangi bir yaptırım öngörülmemekte ise de ve dahası, 1567 sayılı Kanun’a göre yapılan genel ve düzenleyici işlemlerde -yani 32 sayılı Karar, 85 sayılı Karar ve ilgili tebliğlerde- yasağa aykırılık bakımından herhangi bir yaptırıma yer verilmemişse de öğretide idari para cezasına ilaveten, yasağa aykırı şekilde akdedilen sözleşmelerin kesin hükümsüzlük yaptırımı ile karşı karşıya gelebileceği yönünde görüşler olduğu gibi, yalnızca sözleşmenin bedel ile ilgili düzenlemelerinin hükümsüzlüğü (kısmi hükümsüzlük) sonucunun doğabileceği görüşünü savunan yazarlar da bulunmaktadır. Doktrinde de kabul edilen çoğunluk görüşe göre, sözleşmenin bir hukuk kuralına aykırı olması halinde uygulanacak yaptırımın sözleşmenin kesin hükümsüzlük olup olmadığı hususunda kesinlik yoksa, işlemin ayakta tutulması yönündeki yorum yöntemine öncelik verilmesi gerekir11. Bu sebeple, sözleşme bedelinin veya sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin yasağa aykırı şekilde yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırıldığı sözleşmelerin akıbetlerinin kısmi hükümsüzlükle sonuçlandırılıp, sözleşmenin ayakta tutulması gerekir.
Genel olarak taraflar arasında akdedilen bir sözleşmede kararlaştırılan bedel sözleşmenin esas unsurlarından sayılacağından, bedel olmadan sözleşmenin kurulamayacağı iddia edilir.12 Ancak bu hal sadece tarafların iradelerinden herhangi bir miktarın anlaşılamaması durumunda gündeme gelebilir13. Hatta 6098 sayılı Kanun’un 233. madde hükmü daha ileri giderek, satış miktarının hiç belirtilmemiş olması hallerinde dahi sözleşmeyi ayakta tutmaya çalışarak bedelin belirlenebilir olduğuna hüküm vermiştir. Dolayısıyla sözleşmede herhangi bir bedelin kesin olarak belirlenmiş olması gerekmeyip, daha sonradan belirlenebilir olması halinde sözleşme her halde geçerli olacaktır14. Sonuç olarak, sözleşmedeki bedel unsurunun eksikliğinden sözleşmenin kesin hükümsüz olarak neticelendirilmesi, sadece tarafların iradelerinden veya durumun gereğinden sözleşme bedelinin belirlenmesinin mümkün olmadığı haller için geçerli olacaktır.
O halde, sözleşme bedelinin taraflarca hukuki anlamda geçerlilik kazanamaması durumunda dahi, tarafların gerçek anlamda belirli veya belirlenebilir bir miktara yönelik ortak iradelerini açıkladığı hallerde söz konusu bu miktar sözleşmeye uyarlanarak sözleşmenin ayakta tutulması sağlanacaktır. Dolayısıyla, 12 Eylül 2018 tarihli 85 sayılı Cumhurbaşkanı kararına göre, bu tarihten sonra akdedilen sözleşme bedellerinin hukuki niteliği yokluk dahi olsa, esasında tarafların belirli bir miktar üzerinde anlaştıkları aşikardır. Bu noktada, mahkemenin, döviz cinsinden kararlaştırılan sözleşme bedellerini uyarlayarak Türk parasına çevirmesi ve sözleşme bedelinin tarafların ortak iradesine uygun bir şekilde hukuki geçerlilik kazandırması gerekecektir.
Yargıtay’ın yabancı para birimi üzerinden kararlaştırılan ve yasak kapsamına dahil olan kira sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığa ilişkin ilk derece mahkemesinin kararını onayladığı bir olayda ilk derece mahkemesi; “Davalı borçlu her ne kadar dava aşamasında Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8. maddesi kapsamında kira sözleşmesinin geçersiz hale geldiği iddiasında bulunmuş ise de, bahsi edilen kararın geçici 8.maddesinin davalı borçluya herhangi bir kira ödemesi yapmaksızın sözleşmeye konu taşınmazı kiracı olarak kullanma hakkını vermeyeceği, davalı taraf bahsini ettiği karar uyarınca kira bedeline ilişkin düzenlemenin geçersiz olduğu iddiasında ise kendisince objektif esaslara dayalı olarak belirlediği kira bedelini davacı alacaklıya ödemesi gerektiği…” şeklinde hüküm kurarak, akdedilen kira sözleşmesi 85 sayılı Karar’ın 4. maddesi ile verilen yetkiye istinaden T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan tebliğlerde belirtilen istisnalardan herhangi birine girmediğinden ilgili kira sözleşmesinde kira bedeli yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılamayacaktıysa dahi kira bedelinin yasağa aykırı olarak yabancı para biçimi üzerinden kararlaştırılmış olmasının, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağını ifade etmiştir15.
Yargıtay’ın bir başka kararında ise; “Takip dayanağı sözleşmenin anılan 12.09.2018 tarihli 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’ndan sonraki tarihe tekabül eden 01.06.2020 tarihli oluşu ve sözleşme bedelinin döviz olarak düzenlenmiş olması sebebiyle takip dayanağı sözleşmenin icra takibine esas alınamayacağı ve tahliyenin istenmesinin mümkün olmadığı…”16 şeklinde hüküm kurulmuş olup, 85 sayılı Karar’ın 4. maddesi ile verilen yetkiye istinaden T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan tebliğlerde belirtilen istisnalardan herhangi birine girmemesine karşın kira bedelinin döviz cinsinden belirlendiği bir kira sözleşmesinin icra takibine esas alınamayacağı ve tahliyenin istenmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Yargıtay’ın bu kararında, 1567 sayılı Kanun ve 1567 sayılı Kanun’a göre yapılan genel ve düzenleyici işlemler -32 sayılı Karar, 85 sayılı Karar ve 85 sayılı Karar’ın 4. maddesi ile verilen yetkiye istinaden T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan tebliğler- ile döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen sınırlama ile ekonomik kamu düzeninin korunmasının amaçlanmış olduğunun ve 6098 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğunun ifade edildiğine dikkat edilmelidir. Belirtmek gerekir ki söz konusu Yargıtay kararı birçok açıdan eksiklik içermektedir. Zira kararda sadece sözleşme bedelinin kesin hükümsüzlüğüne yönelik karar açıklanmışken, halihazırda taraflar arasında devam eden kira ilişkisine dair herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.
Benzer şekilde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yakın zamanda vermiş olduğu bir kararında da; “Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla yürürlüğe konulan mevzuatta 2018 yılında yapılan değişiklik ile döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak sözleşme yapma özgürlüğüne sınırlama getirilmekle ekonomik kamu düzeninin korunmasının amaçlandığı, bu durumun mahkemelerce resen dikkate alınması gerektiği” şeklinde hüküm kurularak, uyuşmazlığa konu kira sözleşmesinde kira bedelinin döviz cinsinden kararlaştırılmış olmasının ekonomik kamu düzeni ihlal eder mahiyette olduğu ifade edilmiş ancak uyuşmazlığa konu kira sözleşmesinin akıbetine ilişkin (kısmi veya kesin hükümsüzlük) net bir ifadeye yer verilmemiştir17.
IV. SONUÇ
32 sayılı Kararı ve takip eden ilgili düzenlemeler ile birlikte sözleşme konusunun yabancı para olarak kararlaştırılması halinde sözleşmelerin akıbetlerinin ne olacağı henüz tam olarak kesin bir netlik kazanabilmiş değildir. Yargıtay’ın henüz konuya netlik kazandıran ve yerleşik kararlarının oluşmaması sebebiyle, yasağa aykırı olarak akdedilen sözleşmeler ile ilgili olarak ileride yaşanabilecek ihtilaflarda kesin hükümsüzlük yaptırımının mı yoksa kısmi hükümsüzlük yaptırımının mı uygulanacağı yönünde açıkça herhangi bir yasal düzenleme mevcut değildir. Ancak, gerek söz konusu düzenlemenin amaç ve kapsamından, gerekse kanun koyucunun yabancı para cinsinden kararlaştırılan sözleşmeler için Türk parası olarak tekrar kararlaştırılmasını istemesinden, yabancı para birimi üzerinden kararlaştırılan sözleşme bedellerinin söz konusu karar ve takip eden ilgili düzenlemeler sonucunda sözleşmeyi tümüyle kesin hükümsüz kılmayı amaçlamadığı açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim, makalede değinilen kararlar neticesinde 85 sayılı Karar öncesinde akdedilen kira sözleşmelerine ilişkin verilen kararlarda Yargıtay, sözleşme bedelinin Türk parasına göre yeniden belirlenmesi gerektiğini uygularken; 85 sayılı Karar sonrasında akdedilen sözleşmeler için Yargıtay’ın bu konuya ilişkin kararlarında henüz mutabık olamadığı söylenebilir. Neticede, 32 sayılı Karar’a ve bunu takip eden ilgili düzenlemelere aykırılık sonucunda sözleşmelerin kısmen mı yoksa tamamen mi kesin hükümsüzlükle sonuçlanacağı konusunda açıkça bir yasal düzenleme veya üzerinde mutabık olunmuş yargı kararları bulunmasa da, gerek söz konusu yasal düzenlemelerin getiriliş amacından gerek ise söz konusu yasal düzenlemelerde alternatif olarak Türk parasının kararlaştırılması öngörüldüğünden ötürü bu tür sözleşmelerin akıbetinin kısmi hükümsüzlükle sonuçlanması uygun ve yerinde olacaktır.
KAYNAKÇA
FİKRET EREN, Borçlar Genel Hükümler, 28. Baskı, Ankara, 2023.
HALUK NAMİ NOMER/ BAKİ İLKAY ENGİN, Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 7. Baskı, Ankara, 2023.
İPEK SAĞLAM, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması Uyarınca Sözleşmenin Kurulması, İstanbul, 2013.
ZHASSULAN AKHMETOV, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’na Göre Sözleşmenin Kurulması, İstanbul, 2015.
MURAT TOPUZ, Editör Umut Yeniocak, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar Çerçevesinde Döviz ile İşlem Yapma Yasağı ve Sözleşmelerin Uyarlanması, Ankara, 2019.
NECİP KOCAYUSUFPAŞAOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul, 2017.
DİPNOT
1 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar m.1, 11.08.1989 tarih 20249 sayılı Resmi Gazete.
2 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1, 08.12.2001 tarih 24607 sayılı Resmi Gazete.
3 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.26.
4 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.27.
5 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.27.
6 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/34), 16.11.2018 Tarih, 30597 sayılı Resmi Gazete.
7 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/34), 16.11.2018 Tarih, 30597 sayılı Resmi Gazete.
8 Yargıtay 12. H.D., T. 06.10.2022, E. 2022/6469, K. 2022/9954.
9 Yargıtay 3. H.D., T. 20.12.2023, E. 2023/2062, K. 2023/3857.
10 Yargıtay 3. H.D., T. 20.12.2023, E. 2023/2062, K. 2023/3857.
11 Umut Yeniocak, Murat Topuz, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar Çerçevesinde Döviz ile İşlem Yapma Yasağı ve Sözleşmelerin Uyarlanması, Ankara, 2019, s. 69.
12 Necip Kocayusufpaşaoğlu , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul, 2017, s. 174-175; Fikret Eren, s. 232,
13 İpek Sağlam, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması Uyarınca Sözleşmenin Kurulması, İstanbul, 2013, s. 36; Zhassualn Akhmetov, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’na Göre Sözleşmenin Kurulması, İstanbul, 2015, s. 49.
14 Haluk Nami Nomer/ Baki İlkay Engin, Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 7. Baskı, Ankara, 2023, s. 66.
15 Yargıtay 12. H.D., T. 02.05.2023, E. 2023/2761, K. 2023/2950.
16 Yargıtay 12. H.D., T. 16.05.2023, E. 2023/2188, K. 2023/3418.
17 Yargıtay 12. H.D., T. 06.10.2022, E. 2022/6469, K. 2022/9954.







