Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Eser Sözleşmelerinde Fiyat Uyarlaması

2017 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Eser Sözleşmelerinde Fiyat Uyarlaması

Contract Management
2017
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Sözleşme hukukunun genel esası olan ahde vefa ilkesinden ayrılan istisnalardan biri, edimler arasında aşırı dengesizlik oluşturan aşırı ifa güçlüğüdür. Bu durumun meydana gelmesi halinde oluşabilecek hakkaniyete aykırılıkların giderilmesi, sözleşmeye müdahale ile mümkün kılınabilmektedir. Aşırı ifa güçlüğünün genel kapsamı, sözleşmelere etkisi ve sözleşmenin uyarlanmasının hangi koşullarda mümkün olduğu, makalemizde tartışılan başlıca konulardır. Sözleşmenin uyarlanması ana hatlarıyla açıklandıktan sonra, eser sözleşmesi açısından özellik arz eden hususlar değerlendirilmekte ve uygulamadan örneklerle tartışmalı hususlara değinilmektedir. Uyarlama davalarında her somut olay açısından detaylı inceleme yapılmasının önemi ve bu hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi gerekliliği izah edilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu yapılırken hakkın kullanılmasını engelleyecek genel kabullerden kaçınılması gerektiği de yine uygulamadan örneklerle aktarılmaktadır.

I. Giriş

Sözleşmenin uyarlanması kurumunun kanunda karşılığını bulması yakın bir zamana denk gelmekle birlikte, ilgili kanun maddelerinin hâlihazırda var olan uygulama ve genel kabul çerçevesinde oluşturulduğu söylenebilir. Tarafların iradesi ve sözleşmeyi ayakta tutma gayesi öncelik arz etmektedir. Ancak sonradan ortaya çıkan olağanüstü durumun, edimin ifasını taraflardan biri açısından aşırı ölçüde güçleştirmesi, bu hakkaniyete aykırı durumun denkleştirilmesini, en azından taraflara etkisinin birbirine yaklaştırılmasını gerektirmektedir. Bu amacı destekleyen kurum olarak “sözleşmenin uyarlanması” düzenlemesi ortaya çıkmış ve öteden beri Yargıtay içtihatlarında ve öğretide kabul görmüştür.

 Sözleşmelerin öneminin gerek tarafları açısından gerekse hukuk düzeni açısından günden güne artmasına eş olarak, sözleşmelere her koşulda devam edilmesi ile sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması arasındaki farkların ve uyarlamaya duyulan ihtiyacın ortaya koyulması da büyük önem arz etmektedir. Aşağıda öncelikle değişen koşulların neler olabileceği, bunların hangi durumlarda aşırı ifa güçlüğüne sebebiyet verebileceği, sözleşmelerin uyarlanmasını kimlerin talep edebileceği üzerinde durulmaktadır. 

Çalışmamızda, genel incelemenin ardından, eser sözleşmeleri bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda1(“TBK”) yer alan özel düzenlemeden yola çıkılarak sözleşmenin uyarlanması müessesesi ele alınmıştır. Sözleşmelerin, öngörülemeyen haller karşısında tarafları beklenmeyen ölçüde fedakârlık yapmak durumunda bırakmasının önüne geçilmesi amacıyla oluşturulan uyarlama müessesesinin, gerçek hak ve talep sahiplerini bundan mahrum bırakmamak, aynı zamanda kötüye kullanımların da önüne geçebilmek açısından hangi esaslarla uygulanması gerektiği, uygulamadan örneklerle değerlendirilmektedir.

 Makalemizin son kısmında, uyarlama davalarının hangi hukuki çerçevede yer aldığı ve tarafların iradelerini ne şekilde etkileyeceği değerlendirme konusu edilmektedir.

II. SÖZLEŞMELERİN DEĞİŞEN KOŞULLARA UYARLANMASI

A. Genel Olarak

Sözleşme hukukunda esas olan, tarafların edimlerinin tam ve gereği gibi yerine getirilmesidir. Burada egemen olan temel ilke, ahde vefa (sözleşmeye bağlılık / pacta sunt servanda) ilkesidir. Bu ilkeye göre, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan tüm güçlük ve engellere rağmen, sözleşmede öngörülen edim, borçlu tarafından aynen ifa edilmelidir. Hukuk güvenliği ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak ortaya çıkan ve borcun aynen ifa edilmesini gerektiren bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak, bazı istisnai durumlarda adalete, dürüstlüğe ve hakkaniyete aykırı düşmektedir. Bu bölümde, söz edilen istisnai durumlar örneklerle açıklanmakta, ortaya çıkan adaletsizliğin ve edimler arasındaki dengesizliğin giderilmesi adına hangi hal ve koşullarda hangi hukuki yollara başvurulabileceği değerlendirilmektedir. Bu başlık altında genel değerlendirme yapıldıktan sonra, makalemizin esas konusunu oluşturan eser sözleşmeleri özelinde geçerli olan hukuki esaslar ortaya konulmaktadır. 

B. Sözleşmelerin Uyarlanması İçin Aranan Koşullar

Sözleşme kurulduğu sırada mevcut olan şartlar ve sözleşmenin ifası sırasında gündeme gelen yeni şartlar bazen büyük ölçüde değişiklik gösterebilir. Bu nitelikteki değişikliklere rağmen borcun aynen ifa edilmesinin talep edilmesi Türk Medeni Kanunu’nun2 (TMK) 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Bu durumda, sözleşmenin taraflarca imzalandığı tarih ile ifa tarihi arasında hal ve şartlarda meydana gelen değişikliklerin sözleşmeye yansıtılması, diğer bir deyişle sözleşmenin bu yeni hal ve şartlara uyarlanması söz konusu olabilmektedir. Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasında en tutarlı ve doyurucu çözümleri veren teorinin işlem temelinin çökmesi olduğu kabul edilmelidir3. İfa için gereken çaba, sözleşmenin diğer tarafının çıkarına kıyasla oransız ise işlem temelinin çöktüğü varsayılır4. Sözleşmedeki dengeyi bozan olağanüstü hal ve şartlara savaş, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki aşırı yükselmelerşok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi durumlar örnek olarak gösterilebilir. Sözleşme hukukunun temelini oluşturan ahde vefa ilkesinin katı biçimde uygulanması birçok olumsuz sonuca yol açabileceğinden, Emprevizyon Teorisi (Öngöremezlik Teorisi) ortaya çıkmıştır. Emprevizyon Teorisi, doktrin ve Yargıtay tarafından, işlem temelinin kısmen veya tamamen çökmesi halinde sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması olarak kabul gören bir teori haline gelmiştir. 

Emprevizyon Teorisi, TBK’nın “Aşırı İfa Güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu madde uyarınca, işlem temelinin çökmesi hali ile karşılaşan borçluya seçimlik haklardan yararlanma imkânı verilmiştir. Borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep edebilecek, eğer bu mümkün olmaz ise sözleşmeden dönme hakkını kullanabilecektir. Burada belirtilen sözleşmeden dönme hakkını, sürekli edimli sözleşmeler açısından sözleşmenin feshi olarak değerlendirmek gerekir. 

İşlem temelinin çökmesi kapsamında uyarlama, çok ender ve çok sıkı koşulların varlığı halinde mümkün olmalıdır5. Sözleşmenin uyarlanması, ancak mevcut ve kurulmuş bir sözleşme için gündeme gelebilecektir. Taraflar arasında sözleşmenin meydana gelip gelmediği konusunda bir ihtilaf varsa bu ihtilafın uyarlama yoluyla giderilmesi olanaksızdır. Objektif esaslı noktalar sözleşmenin niteliğini ve türünü belirleyen ve taraflarca uyuşma sağlanması gereken asgari unsurlar olduğundan bu alanda yer alan bir boşluk uyarlama ile doldurulamayacaktır6.  Örneğin şekle bağlı sözleşmelerde şekil şartına uyulmamış ise geçerli bir sözleşmenin varlığından bahsedilemeyeceğinden, bu durumda hukuken mevcut olmayan bir sözleşmenin uyarlanmasından da söz edilemeyecektir. 

Sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep etme ve bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkının kullanılması, aşağıda başlıklar halinde sayılan tüm şartların bir arada gerçekleşmesi halinde söz konusu olabilecektir.

1. Kanunda ve Sözleşmede Değişen Koşullara İlişkin Herhangi Bir Hüküm Bulunmamalıdır

 Sözleşmedeki bir kayıtla, değişen hal ve şartların rizikosunu üstlenen taraf, doğruluk ve dürüstlük kurallarına dayanarak sonradan bu rizikodan kurtulamaz. Sözleşme ya da kanunda uyarlamaya ilişkin herhangi bir kural ya da koşul bulunmadığı takdirde, sözleşmede uyarlama boşluğundan söz edilir ve hâkim uyuşmazlık halinde bu boşluğu doldurmak ve bu yolla sözleşmeyi değişen şartlara kendi koyduğu hukuk kurallarıyla uyarlamak zorundadır. Bu tür uyarlamaya sözleşmenin değişen şartlara hâkim tarafından uyarlanması (yargısal uyarlama) denir7.

Hâkimin sözleşmeyi uyarlarken var olan sözleşmenin özünden uzaklaşmaması, tarafların ortak menfaatinin gerektirdiği esasa göre sözleşme boşluğunu tamamlaması gerekir.

Yargıtay kararına konu olan bir örnek vermek gerekirse, ilkokul yapım işine dair bir eser sözleşmesinde fiyat farkı bakımından Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından yayınlanacak indekslerin esas alınacağı, sabit katsayıların sözleşmenin uygulanması sırasında hiçbir gerekçe ile değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davacı yüklenicinin, sözleşmedeki katsayıların gelecekteki hak edişleri de kapsayacak şekilde değiştirilmesi talebi, yerel mahkemece sözleşmede katsayıların maddi hata sonucu yanlış belirlendiği gerekçesi ile kabul edilmiştir. Yargıtay ise, taraflarca imzalanarak yürürlüğe konan sözleşmedeki katsayılara ilişkin hükmün varlığı sebebiyle yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu belirtmiştir8.

Yargıtay 2012 tarihli bir kararında sözleşmenin değişen hal ve şartlara uyarlanması için sözleşmede ve kanunda hüküm bulunmamasının esas olmasını kabul etmekle birlikte bazen sözleşmede olumlu ya da olumsuz intibak kaydı bulunsa da, bu kayda dayanılarak sözleşmenin aynen uygulanmasının talep edilmesinin TMK’nın 2/2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması anlamına gelebileceğini, bu nedenle edimler arası aşırı dengesizlik varsa intibak kaydının varlığına rağmen uyarlama yapılabileceğini kabul etmektedir 9.

2. Öngörülemeyen ve Öngörülmesi de Beklenmeyen Olağanüstü Durum Sözleşmenin Kurulmasından Sonra Ortaya Çıkmış Olmalıdır

Sözleşme koşullarında meydana gelen değişiklik öngörülemez olmalıdır (savaş, ekonomik kriz, devalüasyon, tabii afetler, ithal ve ihraç konusunda getirilen yasak ve tahditler, para değerinin önemli ölçüde düşmesi, enflasyon grafiğindeki aşırı yükselmeler vb.)10. Uyarlama talebinin dayanağı olan koşullar, sözleşmenin kurulmasından sonra meydana gelmiş olmalı ve uyarlama talebinde bulunan tarafın, bu koşulları sözleşmenin yapıldığı sırada öngörememiş olması ya da bu koşulları öngörmesinin kendisinden beklenemeyecek olması gerekmektedir. 

Özellikle sözleşmenin uyarlanmasını talep eden tarafın tacir olduğu durumlarda, “basiretli bir tacir gibi davranma” yükümlülüğünün ekonomik risklere ilişkin öngörülü olma halini de kapsadığı görüşüyle bu kişinin uyarlama talebinin reddedilmesi gerektiğini savunan Yargıtay kararlarına rastlanmaktadır11. Hâlbuki yalnızca tacir olması gerekçe gösterilerek kişinin uyarlama talebi reddedilmemeli, somut olay bakımından aynı durumda başka bir tacirin de değişen koşulları öngöremeyeceği sonucuna varılıyor ise sözleşmenin tarafının tacir olması öngörülemezlik şartının eksikliği olarak kabul edilmemelidir. 

3. Olağanüstü Durum Uyarlama Talep Eden Borçludan Kaynaklanmamış Olmalıdır

Uyarlama talep eden tarafın (kanunda yer alan düzenleme ile borçlunun), koşulların değişmesinde kusurunun bulunmaması gerekir. “Kusur” ifadesine doğrudan madde metninde yer verilmediğinden “isnat edilebilirlik”in varlığı yeterli sayılacaktır12.

Sözleşmenin tarafı temerrüt halinde ise, uyarlama talep edemeyecektir Temerrüde düşmede kusuru bulunmayan tarafın uyarlama talep etmesi ise, kusursuzluğunu ispat etmesi halinde mümkündür. 

4. Tarafların Yüklendiği Edimler Arasındaki Denge Dürüstlük Kuralına Aykırı Şekilde Aşırı Ölçüde Bozulmuş Olmalıdır

TBK’nın 138. maddesi “sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguların, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değişmiş olması” ifadesini içermektedir. Bu şart, borçlu açısından ifanın aşırı bir fedakârlık gerektirmesi yahut beklenemeyecek kadar ağırlaşmış olması halinde gündeme gelmektedir. Aşırı ifa güçlüğü sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olup borçlu tarafından fark edilememiş ise, uyarlama hükümlerinden yararlanılamayacağı kabul edilmektedir13. Bu durumda TBK’nın 138. maddesi hükümlerine değil, şartları varsa yanılma (30. madde vd.) hükümlerine göre iptal söz konusu olabilir. Sonradan ortaya çıkan ifa güçlüğünün, mutlaka borçlunun ekonomik olarak mahvına veya ağır zararına yol açacak boyutta olması gerekmez. Madde metninde, “kendisinden ifanın istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir” olması yeterli görülmüştür. Elbette bu değerlendirmede, karşı tarafın durumu da göz önüne alınacaktır. 

5. Edim Henüz İfa Edilmemiş veya İfanın Aşırı Ölçüde Güçleşmesinden Doğan Haklar Saklı Tutularak İfa Edilmiş Olmalıdır

Edimin ifası, sözleşmenin benimsendiğinin ve ortada bir güçlük olmadığının göstergesi olarak nitelenmektedir.

Yargıtay, 2015 tarihli bir kararında temel kazısında öngörülemeyen yeraltı sularının ortaya çıkması sebebiyle fiyat farkı alacağının tahsili istemli davada, işin tamamlandığını ve teslim sırasında geçici kabul tutanağında uyarlama ile ilgili ihtirazi kayıt bulunmadığını, dolayısıyla uyarlama istenmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir 14.

III. ESER SÖZLEŞMELERİ ÖZELİNDE DEĞERLENDİRME VE UYARLAMA DAVASI

A. Eser Sözleşmelerine Genel Bakış

Eser sözleşmesi, iş sahibi ile yüklenici arasında akdedilen, önceden kararlaştırılan belli bir bedel karşılığında, iş sahibinin denetimi ve gözetimi olmaksızın bağımsız bir çalışmayla bir nesnenin yapımı veya bakımı-onarımı ya da üstlenilen bir işin yerine getirilmesine dair sözleşmedir. TBK’nın 470. ile 486. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bedelin önceden kararlaştırılması birçok sözleşme türünde söz konusu olabilmektedir. Ancak eser sözleşmelerini diğer sözleşme türlerinden ayıran en önemli unsur, yüklenicinin sözleşmede üstlendiği edimi bağımsız çalışmayla yerine getirmesidir. Özellikle hizmet sözleşmelerinde hizmeti yerine getiren kişinin ya da en sık rastlanan haliyle işçinin, iş sahibinin bu sözleşme türündeki karşılığı olarak değerlendirilebilecek işverenin denetim ve gözetimi altında edimini ifa ettiği düşünüldüğünde eser sözleşmelerinin bu ayırıcı yönü belirginleşmektedir.

B. Götürü Bedel

 Eser sözleşmesinde bedel götürü veya yaklaşık olarak kararlaştırılabilir. Yasa koyucu, TBK’da temel olarak iki tür ücreti düzenlemiş ve çıkarlar dengesine göre bunlardan birinin tercih edilmesi imkânını taraflara bırakmıştır15. Makalemizin konusu eser sözleşmelerinde fiyat uyarlaması olduğundan götürü bedele ilişkin değerlendirmelere yer verilmektedir. TBK’nın 480. maddesinde16 düzenlenen götürü bedel, eser sözleşmesinde üstlenilen işin bedelinin önceden ve kesin olarak tespit edilmesi anlamına gelmektedir. Götürü bedelin söz konusu olduğu bir eser sözleşmesinde iş, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını talep edemez. 

Yüklenicinin TBK’nın 480. maddesi kuralı çerçevesinde kararlaştırılan götürü bedel ile kurduğu sıkı bağ, istisnai nitelikteki TBK 480/2 hükmü ile gevşetilmektedir.17Önceden öngörülmesi mümkün olmayan ya da öngörülüp de taraflarca dikkate alınmayan sebepler dolayısıyla işi aynı fiyata yapmak mümkün olmazsa, yüklenici fiyatın artırılmasını ya da sözleşmenin feshini talep edebilecektir18. Götürü bedel ile akdedilen eser sözleşmesinde aşırı ifa güçlüğü nedeniyle uyarlama ya da fesih talep etme hakkı yükleniciye tanınmıştır. Eser sözleşmesinde ifanın aşırı derecede güçleşmesi, masrafların olağanüstü artması dışında başka bir nedenden meydana gelmiş ise genel hüküm niteliğindeki TBK’nın 138. maddesi hükmüne dayanılarak uyarlama talep edilecektir.

 TBK’nın 480. maddesinin 3. fıkrası uyarınca götürü bedelin belirlenmesinden sonra eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile iş sahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür. 

Eser sözleşmesindeki götürü bedelin uyarlanması bakımından, yukarıdaki açıklamalarımız genel olarak geçerli olmakla birlikte, sözleşmenin özellik arz eden noktaları bakımından ek değerlendirmelere yer verilecektir.

1. Götürü Bedelin Uyarlanmasının Şartları

a. Taraflarca önceden öngörülemeyen veya öngörülüp de meydana gelmeyeceği kabul edilen, beklenmeyen bir hal ortaya çıkmalıdır

Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan ilki, olağanüstü durumun ya da olayın geçici değil sürekli veya en azından uzun süreli olması gerektiğidir. Yine sözleşmenin süresi bakımından da uyarlama talebine dayanak teşkil eden sebebin geçerliliği açısından her bir olay için ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Yargıtay, öngörülemezlik unsuru üzerinde detaylı değerlendirmeler yapmakta ve her bir olay bakımından objektif öngörülemezliğin yerine gelip gelmediğini araştırmaktadır19. Olağanüstü durumun yalnızca somut yükleniciyi değil benzer alandaki işleri üstlenen basiretli her yükleniciyi etkileyecek nitelikte olması aranmaktadır.

b. Ortaya çıkan beklenmeyen hal, eserin tespit edilen götürü ücretle tamamlanmasını aşırı derecede güçleştirmiş bulunmalıdır.

Yüklenicinin işi yerine getirirken yapacağı masraflardaki olağan artışlar, olağan risk sayıldığı için yüklenici buna katlanmak zorundadır. Öte yandan TBK’nın 480. maddesinde bahsedilen artış öngörülemeyen, hesaba katılamayan, aşırı ve olağanüstü bir artıştır. Madde kapsamında aranan unsur, yüklenici aleyhine bir aşırı ifa güçlüğünün doğmasıdır. Değişen durum ve koşullar nedeniyle tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge aşırı ölçüde ve açık bir biçimde bozulmuş olmalıdır. Bu aşırı dengesizliğin, borçlunun mutlaka yıkımına yol açması aranmamakta, sadece edimler arasındaki açık ve büyük dengesizliğin varlığı yeterli görülmektedir. 

c. Beklenmeyen halin ortaya çıkması taraflara isnat edilmemelidir ve yüklenicinin kusuru bulunmamalıdır

Ortaya çıkan durum herhangi bir sebeple yükleniciye isnat edilebilir nitelikte ise, yüklenici maliyet artışı nedeniyle götürü bedele ek bedel talep etme hakkına sahip değildir. Değişen durum ve koşulların ortaya çıkmasında yüklenicinin kusuru bulunmamalıdır. Eğer yüklenici kendi ediminden dolayı durumun güçleşmesine sebep olmuşsa, sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasını talep edemez.

d. Yüklenici beklenmeyen halin varlığını iş sahibine ihbar etmelidir

Dürüstlük kuralı, yüklenicinin bu durumu iş sahibine vakit geçirmeksizin ihbar etmesini gerektirmektedir. 

e. Sözleşmede bedelin artırılmasını engelleyen bir hüküm bulunmamalıdır

TBK’nın 480. maddesi düzenleyici hukuk kuralı niteliğindedir. Dolayısıyla taraflar sözleşme ile hükmün aksini kararlaştırma imkânına sahiptir. 

Ancak sözleşmede uyarlama talep etme hakkından vazgeçilse dahi, meydana gelen olağanüstü olayın TMK’nın 23. maddesi kapsamında yüklenicinin ekonomik kişilik hakkına aykırılık oluşturacak seviyede olması ya da dürüstlük kuralı ve hakkaniyet ilkesinin uyarlamayı gerekli kılması halinde hâkimden uyarlama talebinde bulunulabilecektir. 

C. Uyarlama Davalarının Hukuki Esasları

Hâkimin uyarlama yoluyla uyuşmazlığı çözümlemesi, taraflar anlaşamadığı takdirde devreye girecek bir yedek, yardımcı çözüm olmalıdır20

Hâkim, uyarlama davası esnasında gerçekleştireceği farazi irade değerlendirmesinde tarafların gerçekten ne talep edeceklerini değil, doğru ve makul düşüncedeki kişilerin ne amaçlamış olacağını dürüstlük kuralı kapsamında esas alacaktır. Dolayısıyla karar, tarafların iradesi gibi sübjektif ölçü yerine hakkaniyet ilkesi gibi objektif bir ilkeye dayanmalıdır. Uyarlama davasında amaç, taraflardan birinin katlanmak zorunda olduğu fedakârlığın, taraflar arasında adil olarak paylaştırılması olmalıdır.

IV. SONUÇ

 Sözleşme ilişkisinde esas kural, sözleşmeye bağlı kalmaktır. Sözleşmenin kurulmasından sonra fakat ifadan önce taraflardan bağımsız olarak ortaya çıkan, edimler arasında aşırı ölçüde dengesizliğe sebebiyet veren durumların ortaya çıkması halinde sözleşmeye bağlı kalınması, hakkaniyete aykırılık teşkil edebilmektedir. Sözleşmenin uyarlanması müessesesi, bu hakkaniyete aykırılığın bertaraf edilmesi amacıyla düzenlenmiştir. Genel anlamda her tür sözleşme açısından belirli şartların varlığı halinde geçerli olan aşırı ifa güçlüğü halinde sözleşmenin uyarlanması, eser sözleşmeleri bakımından belirli farklılıklarla uygulanmaktadır. Bu farklılık, TBK’da eser sözleşmelerinde fiyat uyarlamasına dair özel hükmün bulunmasından kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmeleri bakımından fiyat uyarlamasının söz konusu olabilmesi için sözleşmede bedelin götürü bedel şeklinde kararlaştırılmış olması şartı aranır. Bu şartın yanında somut olayın özelliklerine göre tespiti gereken birtakım unsurlar mevcuttur. Uyarlama bakımından temel değerlendirme, dürüstlük kuralı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Uyarlamanın mümkün olmadığı halde sözleşmeden dönme imkânı da kanunda tanınmıştır. Öncelikle sözleşmenin ayakta tutulması esası ile hareket edilmeli, bunun mümkün olmaması halinde sözleşmenin sona erdirilmesi yolu seçilmelidir.

KAYNAKÇA

Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Ankara 2012.

Aydın Zevkliler/Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Bası, Ankara 2013.

Başak Baysal, Sözleşmenin Uyarlanması, İstanbul 2009.

Başak Baysal, “Aşırı İfa Güçlüğü”, Türk Borçlar Kanunu Sempozyumu, Ed. M. Murat İnceoğlu, İstanbul 2012.

Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Bası, Ankara 2012.

Hannes Rösler, “Alman ve Uluslararası Sözleşme Hukukunda Değişen ve Öngörülemeyen Koşullar”, Çeviren: Tülay Aydın Ünver, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.66, S1, 2008.

İbrahim Kaplan, Hâkimin Sözleşmeye Müdahalesi, 2. Bası, Ankara 2006.

Kemal Oğuzman/Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 11. Bası, İstanbul 2013.

Mustafa Alper Gümüş, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 2. Bası, İstanbul 2012.

Rona Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, 4. Bası, İstanbul 2006.

DİPNOT

1 04.02.2011 tarih, 27836 sayılı Resmi Gazete (RG). 

2 08.12.2001 tarih, 24607 sayılı RG.

3 Başak Baysal, Sözleşmenin Uyarlanması, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2009, s.94. 

4 Hannes Rösler, “Alman ve Uluslararası Sözleşme Hukukunda Değişen ve Öngörülemeyen Koşullar”, Çeviren: Tülay Aydın Ünver, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.66, S.1, 2008, s.358.

5 Rona Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, 4. Bası, İstanbul 2006, s.264

6 İbrahim Kaplan, Hâkimin Sözleşmeye Müdahalesi, 2. Bası, Ankara 2006, s. 109.

7 Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Bası, Ankara 2012, s.482.

8 Yargıtay 15. H.D., T. 30.09.2015, E. 2014/7111, K. 2015/4627.

9 Yargıtay 3. H.D., T. 30.05.2012, E. 2012/8973, K. 2012/13817.

10 Kemal Oğuzman/Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 11. Bası, İstanbul 2013, s.206.

11 Yargıtay 11. H.D., T. 17.11.2003 T., E. 2003/3979, K. 2003/10988.

12 Başak Baysal, “Aşırı İfa Güçlüğü”, Türk Borçlar Kanunu Sempozyumu, Ed. Murat İnceoğlu, İstanbul 2012, s.130.

14 13th Chamber of Supreme Court, decision dated 13.06.2014, numbered E.2013/16898 and K.2014/18895.

15 15th Chamber of Supreme Court, decision dated 13.11.2015, numbered E.2015/1637 and K.2015/5752.

16 Aydın Zevkliler/Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ed. 13, Ankara 2013, p.528.

17 Article 480 of the Law of Obligations: “In case the cost is regulated as fixed cost, the contractor has to complete the work with that cost. Even the work requires more effort and expense than the foreseen, contractor may not request the cost to be enhanced.”

18 Mustafa Alper Gümüş, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ed. 2, Istanbul 2012, p.85.

19 Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ed. 16, Ankara 2012, p.253.

20 15th Chamber of Supreme Court, decision dated 14.01.1999, numbered E.1999/4258 and K.1999/76.

21 Kaplan, p.156.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Aşırı İfa Güçlüğü, Sözleşmenin Uyarlanması, Ahde Vefa Kuralı, Dürüstlük Kuralı, Götürü Bedel
Capabilities
Contract Management
Dispute Resolution
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Güneş Enerjisi Üretim Lisansı Başvuru Usulü ve Yeterlilik Şartları

Güneş Enerjisi Üretim Lisansı Başvuru Usulü Ve Yeterlilik Şartları

2017
Read more
Faizsiz Bankacılık Sisteminin Yükselişi: Sukuk

Faizsiz Bankacılık Sisteminin Yükselişi: Sukuk

2017
Read more
Türk Hukukunda İmtiyaz Sözleşmeleri

Türk Hukukunda İmtiyaz Sözleşmeleri

2017
Read more
FIDIC Kuralları Çerçevesinde Uyuşmazlık Çözümü

Fidic Kuralları Çerçevesinde Uyuşmazlık Çözümü

2017
Read more
Eser Sözleşmelerinde Fiyat Uyarlaması