ÖZET
İnşaat sektörünün milletlerarası rekabete açılması ve özellikle kalkınmakta olan ülkelerde gerçekleşen büyük inşaat projeleri, farklı devletlere mensup tarafları bir araya getirmektedir. Böylece inşaat sözleşmeleri birden fazla hukuk sistemi ile bağlantılı hale geldiğinden, bu sözleşmelerin standart kurallar üzerine oturtulması gerekmiştir. Bu standart kurallar arasında en çok tercih edileni, “Fédération Internationale des Ingénieurs Conceils” (Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu, kısaca “FIDIC”) kurallarıdır. Sözleşme tarafları, projeye FIDIC standart kurallarının uygulanmasına karar verdiği takdirde, birçok avantaja sahip olacaklardır. Aynı zamanda, aralarında hukuki uyuşmazlıklar çıkması durumunda, FIDIC sözleşmelerinde öngörülen alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarından, öncelikle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (“UÇK”) ile uyuşmazlığın çözümü ve daha sonra ise tahkim ile uyuşmazlığın çözümü yollarına başvurulabileceklerdir1. Çalışmamızın ana başlığını FIDIC standart sözleşmelerini oluşturmaktadır.
I. GİRİŞ
FIDIC kuralları, uluslararası inşaat sözleşmelerinde, farklı ülkelerin vatandaşı olan tarafların hukuk, örf ve adet yönünden görüş ve anlayış birliğini sağlamalarının zorluğu karşısında, bir uluslararası tip sözleşmenin varlığına ihtiyaç duyulması sonucu ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda, inşaat sözleşmeleri kapsamında, dünya çapında kabul gören bir tip sözleşme ihtiyacının karşılandığını söylemek mümkündür2.
Şüpheye mahal vermemek adına belirtmek gerekir ki, FIDIC kuralları yalnızca uluslararası inşaat sözleşmelerinde değil, aynı zamanda uluslararası nitelik taşımayan inşaat sözleşmelerinde de uygulanabilecektir. FIDIC’in standart sözleşme tiplerinden biri olan Kırmızı Kitap’ın, 1999 tarihindeki yenilenmiş basısında, önceden söz konusu kuralların başlığında bulunan “milletlerarası” ifadesi kaldırılarak, sözleşme taraflarının aynı devletten olduğu sözleşmeler için de FIDIC kurallarının kullanılabilmesi hedeflenmiştir3.
Sözleşme tarafları, projeye FIDIC standart kurallarının uygulanmasına karar verdiği takdirde, hem zamandan tasarruf edecek hem de önceden tayin edilmesi zor olan durumları henüz sözleşme düzenlenirken belirleyerek birtakım hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkmasını önleyebileceklerdir. Buna karşılık, FIDIC tip sözleşmeleri, uyuşmazlıkların çözümünde her zaman tek başına yeterli olamayacağından, tarafların ek düzenlemeler yaratma yahut esasa uygulanacak hukuku kararlaştırma yoluna gitmeleri gerekmektedir.
Bu çalışmada, FIDIC standart sözleşmeleri incelenerek, taraflar arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözüm yolları açıklanmış ve özellikle tahkim kurumu üzerinde durulmuştur.
II. FIDIC STANDART SÖZLEŞMELERİ
FIDIC, 1913 yılında İsviçre’nin Lozan kentinde kurulmuştur. Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği de dahil olmak üzere, doksan yedi ülkenin ulusal müşavir - mühendis birlikleri, FIDIC tarafından temsil edilmektedir. FIDIC, dünya teknik müşavirlik kurallarını hazırlamakta olup, üyeleri adına “müşavir - mühendis” sektörünün stratejik özelliklerinin belirlenmesi ve uygulanması konusunda oldukça büyük bir paya sahiptir4. Mesleki gelişmeye katkıda bulunmak ve üyelerinin çıkar dengesini korumak amacı ile FIDIC; müşavirlerin, müteahhitlerin, müşterilerin, ortaklıkların, alt yüklenicilerin ve temsilcilerinin yararlanmaları için çeşitli dokümanlar, standart sözleşmeler ve prosedürler yayımlamaktadır. Aynı zamanda FIDIC, sözleşme taraflarının aralarındaki ilişkinin organize edilebilmesi, terminolojide standardın sağlanabilmesi ve işlemlere ilişkin dokümanların yeknesak ve faydalı olabilmesi açısından eğitim kitapçıkları, görüş belgeleri ve bunlara ilişkin kılavuzları da sağlamaktadır5. Model sözleşme örnekleri, bahsi geçen FIDIC dokümanları içinde, uygulamada en çok kullanılanlar arasında yer almaktadır. Söz konusu yayınlar birkaç farklı grupta incelenebilecektir.
A. Kırmızı Kitap
İnşaat mühendisliği işleri ile ilgili sözleşme modelleri ve şartnameleri, “İş Sahibi Tarafından Tasarlanan Yapı ve Mühendislik İşleri için İnşaat İşleri Sözleşmesi Koşulları” veya bilinen adıyla “Kırmızı Kitap” kapsamında düzenlenmektedir. Uluslararası alanda en çok kullanılan FIDIC dokümanı olmakla birlikte, esas olarak iş sahibi ile yüklenici arasındaki ilişkileri düzenlemesi amacıyla, iş sahibinin genel tasarımı üstlendiği, yüklenicinin ise, tesiste yer alan bazı tasarımları gerçekleştirdiği durumlar için özel olarak tasarlanmıştır. Kırmızı Kitap’ta asıl konu, işlerin yüklenici tarafından nasıl yerine getirileceğine ilişkindir. Burada belirlenen sözleşme modelinde, yapılan işin mühendislik riskleri iş sahibine ait olmakla birlikte; yüklenicinin proje ile ilgili alternatif çözümleri değerlendirmeye alınmayacak ve know-how bilgilerini kullanma imkanı tanınmayacaktır.
B. Sarı Kitap
Elektronik ve mekanik işler ile ilgili sözleşme örnekleri ile tasarla-yap/anahtar teslim tipi işler için sözleşme örneklerinin birlikte düzenlenmesi ile oluşan “Yüklenici Tarafından Tasarlanan Yapı ve Mühendislik İşleri ve Elektrik ve Mekanik İşleri için Donanım ve Tasarla İnşa Et Sözleşmesi Koşulları” veya bilinen adıyla “Sarı Kitap”; özellikle yüklenicinin, iş sahibinin tasarımı ve belirlediği standartlar ile sınırlı kalmakla yükümlü olmadığı işler için uygun görülmektedir.
C. Gümüş Kitap
“Gümüş Kitap”, “Mühendislik, Tedarik ve İnşaat/Anahtar Teslim Projeleri Sözleşmesi Koşulları” ismini taşımakta olup; anahtar teslim sözleşmelere ilişkin alt yapı işlerine uygulanacak kuralları düzenlemektedir.
D. Yeşil Kitap
“Kısa Sözleşme Formu” veya bilinen adıyla “Yeşil Kitap”, genellikle kısa süreli (altı ay içinde), bedeli düşük (500.000 Dolar’dan az), tekrar eden ve basit nitelikteki inşaat işleri için uygun olmakla birlikte; inşaat işlerinin hem iş sahibinin kendisi hem de iş sahibinin istekleri doğrultusunda yüklenici tarafından gerçekleştirilebildiği durumlar için düzenlenmiştir6.
III. FIDIC KURALLARI BAĞLAMINDA İNŞAAT SÖZLEŞMELERİ
Türk hukukunda inşaat sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 355. maddesi uyarınca, eser sözleşmesi niteliğindedir. TBK’nın 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İnşaat sözleşmesinde de yüklenici rizikosu kendisine ait olmak üzere, ücret karşılığında, bir yapının inşasını üstlenmektedir. İnşaat sözleşmeleri belirli bir şekle tabi değildir ancak pratikte, taraflarca yazılı şekilde yapılması olağandır7.
TBK hükümleri ile FIDIC kuralları arasında, sözleşmenin tarafları ve yüklenicinin borçları bakımından farklılıklar vardır. TBK’da düzenlenmiş olan eser sözleşmesinin tarafları yüklenici ve iş sahibidir. FIDIC kurallarında ise karşımıza “mühendis” kavramı çıkmaktadır. Mühendis, sözleşmenin ifasını sağlamaktadır ve iş sahibi ile arasında iş görme ilişkisi mevcuttur. Yüklenicin en önemli görevi, hazırlık aşaması ve eserin teslimidir. FIDIC kurallarında, mühendisin sorumluluklarına ve yükümlülüklerine geniş olarak yer verilmiş; aynı zamanda mühendisin faaliyetleri de düzenlenmiştir8. Özellikle Türkiye’de, büyük inşaat projelerinde yabancı müteahhitlerin tercih edilmesi sebebiyle, inşaat sözleşmeleri birden fazla hukuk sistemi ile bağlantılı hale gelmiştir. Yabancılık unsuru içeren inşaat sözleşmelerinin sayısının artması ve inşaat sözleşmelerinin teknik ve karmaşık yapısı sebebiyle, standart kuralların kullanılması ihtiyacı doğmuştur. Bu standart kurallar arasında en fazla uygulama alanı bulan FIDIC kurallarıdır.
FIDIC tip sözleşmelerinin kullanılması taraflar arasında zaman tasarrufunu sağlamakla birlikte; tarafların uluslararası bir birikimden yararlanmalarına da olanak vermektedir. Tarafların aralarındaki inşaat ilişkisini FIDIC kurallarını kullanarak düzenlemeleri halinde, irade serbestisi sınırları içerisinde, FIDIC kuralları uygulama alanı bulacaktır. Herhangi bir hukuki boşluk durumunda, kararlaştırılan ülke hukuku uygulanacaktır. FIDIC’in özel bir kuruluş olması sebebiyle, tavsiye ettiği özel ve genel şartların kendiliğinden hukuki bağlayıcılığı yoktur. Taraflar özgür iradeleriyle şartları aynen veya değiştirerek kabul edebilirler9.
IV. FIDIC KURALLARINDA BELİRTİLEN UYUŞMAZLIK ÇÖZÜMÜ YOLLARI
İnşaat sözleşmeleri detaylı ve kapsamlı hazırlanmış olsa dahi, projenin yürütülmesi sırasında veya tamamlanmasının ardından, taraflar arasında bir takım teknik ve/ veya sözleşmeden kaynaklı ihtilaflar ortaya çıkabilmektedir. Uluslararası inşaat sözleşmelerinde, sözleşme taraflarının farklı ülke vatandaşları olmaları ve farklı maddi hukuk sistemlerine sahip olmaları, uyuşmazlık çözüm sürecini zora sokmakta, hatta bazı zamanlarda söz konusu uyuşmazlığın çözümünü neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Daha önce de değinildiği üzere, FIDIC sözleşmelerinde tahkim uygulaması, FIDIC kuralları kapsamında öngörülen çözüm yollarından biridir. Uyuşmazlık, UÇK aracılığıyla çözüme ulaşmıyor ise, tahkim yoluna başvurulabilecektir. Uyuşmazlıkların çözümüne yönelik tahkim uygulaması, tarafların iradeleri sonucu ortaya çıkmakta ve devlet yargılamasına göre çok daha hızlı sonuçlanmaktadır10.
A. FIDIC 1987 Baskısının Öngördüğü Uyuşmazlıkların Çözümü Mekanizması
FIDIC 1987 baskısının öngördüğü uyuşmazlık çözüm yöntemine göre uyuşmazlık, tahkim prosedüründen önce mühendis tarafından incelenecektir. Mühendisin vereceği karar bağlayıcı olmamasına rağmen, karara karşı yetmiş gün içerisinde itirazda bulunulmaması durumunda, karar bağlayıcı bir nitelik kazanacaktır. Mühendis kararını seksen dört gün içerisinde verecektir. Söz konusu seksen dört gün içerisinde karar verilmemiş ise, yetmiş günlük itiraz süresi, seksen dördüncü günün sonunda başlayacaktır. Karara itiraz edilmesi halinde “Dostça Hal Tarzına” geçilecektir. Buna göre, taraflara sulh için elli altı günlük bir süre tanınmıştır. Taraflar, tahkim prosedürüne geçebilmek için elli altıncı günün dolmasını beklemelidir. Elli altıncı günün sonuna gelindiğinde taraflar, Milletlerarası Ticaret Odası’nın (“MTO”) tahkim kurallarına tabi bir tahkim prosedürüne başvurabileceklerdir. Kesinleşmiş mühendis kararına uyulmaması halinde ise, belirtilen sürelere bakılmaksızın tahkim prosedürüne başvurulabilecektir.
B. FIDIC 5. Baskıya Göre Uyuşmazlıkların Çözümü Mekanizması
FIDIC kuralları, 1999 baskısı ile inşaat sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin kendine özgü bir sistem geliştirerek, uyuşmazlıkları çözüme kavuşturma görevini UÇK’ya vermiştir. Taraflar tahkime gitmeden önce bu çözüm yolunu denemekle yükümlü olduğundan, tahkim prosedürüne ancak UÇK kararını kabul etmeyen taraf(lar) başvurabilir. Tahkim prosedürü, kabul etmeme beyanını izleyen elli altıncı günün sonunda başlamaktadır.
UÇK, uyuşmazlıkların uzlaşma yolu ile çözümlenmesine yardımcı olabilecek bir organdır ve taraflardan bağımsız hareket edebilen, bir veya üç kişiden oluşur. UÇK ücreti iş sahibi ve müteahhit tarafından ortaklaşa ödenir. UÇK’yı oluşturan kişiler, sözleşme hazırlığı aşamasında taraflarca belirlenir. Taraflar herhangi bir konu hakkında görüş almak için UÇK’ya başvurabilirler. Ancak taraftarların tek başlarına UÇK’ya başvurmaları mümkün değildir.
Sözleşme veya işin yapımı ile ilgili bir uyuşmazlığın ortaya çıkması halinde, bu uyuşmazlık yazılı olarak UÇK’ya bildirilir. Başvurudan itibaren seksen dört günlük süre içerisinde uyuşmazlık hakkında gerekçeli karar verilir. Seksen dört gün içerisinde karar verilmemesi durumunda, taraflardan herhangi biri, kurul kararı ile bağlı kalmak istemediğini, seksen dört günlük sürenin dolmasından veya karar tarihinden itibaren yirmi sekiz gün içerisinde diğer tarafa bildirebilir.
UÇK’nın kararlarına karşı tahkim yoluna başvurulabilir. Kararla bağlı kalmak istemeyen taraf, kararın kendisine bildirilmesinden itibaren yirmi sekiz gün içerisinde, karara itiraz edebilir. Karara itiraz edilmemesi durumunda, karar kesinleşir ve tarafları bağlar. Karara itiraz eden taraf tahkime başvuracaktır.
V. ULUSLARARASI TAHKİM
Tahkim, devlet yargılamasına alternatif olarak, çoğunlukla ticari anlaşmazlıklarda tercih edilen bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi için; uyuşmazlığın tahkime elverişli olması ve tarafların uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümleneceğine dair anlaşmış olmaları gerekir11. Özellikle uluslararası ticari ilişkilerde tahkim yolunun tercih edilmesinin genel sebepleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
a. Tahkim, mahkeme yargılamasına nazaran uyuşmazlıkların daha hızlı bir şekilde çözülmesi imkanı sunar. Tahkim yargılaması çoğu zaman devlet yargılamasına nazaran çok daha hızlı sonuçlandığından, taraflar arasındaki uyuşmazlık bir an önce çözümlenerek, ticari açıdan tarafların daha fazla zaman ve dolayısıyla para kaybetmesinin önüne geçilmektedir12.
b. Tahkim heyetine, alanında yetkin kişilerin hakem olarak seçilmesi mümkündür. Devlet yargılamasında ise, doğal hakim ilkesi gereği tarafların aralarındaki uyuşmazlığın çözümlenmesinde alanında uzmanlaşmış, mesleki yetkinliği olan hakimleri seçme imkanı yoktur13.
c. Tahkim yargılaması sonucu verilen kararlar, uluslararası geçerliliğe sahiptir ve yerel mahkemede tanıma/tenfiz kararı verilmesi üzerine, adeta o ülkenin yerel mahkemesi tarafından verilmiş bir karar gibi icra edilebilir nitelikte olacaktır.
d. Birtakım milletlerarası sözleşmeler sayesinde hakem kararlarının tenfizi, başka ülkelerin mahkeme kararlarının tenfizine nazaran kolaylaşmıştır14. Günümüzde, Türkiye de dahil olmak üzere yüz elliden fazla ülkenin taraf olduğu 1958 tarihli “Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası İçin Sözleşme” uyarınca, hakem kararları dünyada birçok ülkede tenfiz edilebilecektir15.
e. Tahkim yargılaması ve kararları mahkeme kararlarına nazaran daha gizli niteliktedir. Türk hukuku açısından, aleniyet ilkesi16 devlet yargılamasına hakim olan ilkelerdendir. Tahkim kararlarının ise mahkeme kararları gibi yayımlanma zorunluluğu yoktur17.
VI. TAHKİME UYGULANACAK HUKUK VE TAHKİM KURALLARI SEÇİMİ
Tahkim kurumu, uyuşmazlıkların çözümü sırasında taraflara usule uygulanacak kuralları belirleme serbestisi sağlamaktadır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca da, tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin hukukun tespitinde, tarafların iradesine bakılması gerektiği öngörülmektedir. Taraflar, öncelikli olarak bir hukuk seçiminde bulunmuş ise, seçilen hukuk uygulamada öncelikli olacaktır. Bu doğrultuda, inşaat sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda da tahkimin kullanılması, hem milletlerarası standartlarda, hem Türk hukukunda kabul edildiği üzere, söz konusu kuralların tarafların özgür iradeleri ile belirlenebilmesine olanak tanımaktadır18.
Taraflar, FIDIC kurallarının uygulanması konusunda hemfikir ise, söz konusu kuralların özel esaslarının düzenlendiği ikinci bölümde de öngörüldüğü üzere, aralarında hangi hukukun geçerli olmasını istediklerini açıkça belirtmek ile yükümlüdür19.Bu aşamadan sonra, tarafların belirli bir hukuk üzerinde anlaşmış olmaları halinde esasa uygulanacak hukukun geçerli olup olmadığının hangi hukuka göre tespit edileceği önem taşımaktadır. En nihayetinde bu hususun geçerliliği de seçilen hukuka tabi olacak olup; seçilen hukukun hukuk seçimine olanak tanıması durumunda, taraflarca belirlenen hukuk geçerli kabul edilecektir20.
FIDIC standart sözleşmelerinde, eğer taraflar esasa uygulanacak hukuku belirlememişler ise, tahkim heyetinin hangi esaslara dayanarak, nasıl bir yöntem izleyerek ilgili hukuku tespit edeceği sorunu gündeme gelecektir. FIDIC kuralları uyarınca tarafların tahkim usulüne ilişkin bir belirleme yapmamaları durumunda MTO tahkim kuralları uygulanacak olup; söz konusu kurallarda öngörülen hukuk, esasa uygulanacak hukuk olarak kabul edilecektir.
VII. SONUÇ
Uluslararası inşaat alanında FIDIC, sözleşme taraflarına kolaylık sağlamak ve uygulamada yer alan ve zamanla kabul görmüş kuralları yazılı olarak toplu halde düzenlemek amacı ile ilk olarak 1957 yılında, inşaat projeleri için standart sözleşmeler oluşturmuştur. Günümüzde uluslararası platformda FIDIC standart sözleşmeleri en çok tercih edilen ve bu nedenle, uygulamada süreklilik arz eden kurallardır.
FIDIC standart sözleşmeleri, 1957 yılında yapılan ilk baskılarından bu yana, gerek ulusal alanda gerek ise dünya çapındaki yenilikler ve değişiklikler karşısında tarafların ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için yenilenmektedir. Kırmızı Kitap, Sarı Kitap, Gümüş Kitap ve Yeşil Kitap’tan oluşan dört standart sözleşme birden 1999 yılında güncellenerek, tekrar yayımlanmıştır.
Söz konusu kitapların 1999 yılındaki yenilenen baskılarındaki en önemli ve öncelikli revizyon, uyuşmazlıkların çözümüne ilişkindir. 1999 yılından önce, FIDIC standart sözleşmelerinde 1987 baskısında da görüleceği üzere, mühendise başvurulması, dostane çözüm yoluyla uyuşmazlığın giderilmesi ve tahkim aşaması olmak üzere, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin üç aşamalı bir prosedür düzenlenmiştir. Ancak, uygulamadaki eleştiriler sonucunda FIDIC, 1999 yılında, tarafsız, bağımsız ve kendi alanında uzman kişilerden oluşan UÇK’yı, ilk aşamadaki uyuşmazlık çözüm yolu olarak belirleyerek; mühendisin, uyuşmazlığın çözümünde yer alan görevini sonlandırmıştır. Bu doğrultuda, söz konusu uyuşmazlık, UÇK aracılığıyla dostane yollarla çözümlenmeye çalışılacak, bunun mümkün olmaması halinde tahkime başvurulacaktır.
Dolayısıyla, tahkim uygulamasının devreye girmesi, son aşamada, tarafların uyuşmazlığı UÇK aracılığıyla giderememeleri halinde mümkündür. Tarafların uyuşmazlığa uygulanacak hukuku belirlemeleri serbestisi, tahkim mekanizmasının unsurlarından olup, FIDIC kuralları, bu konuda bir belirleme yapılmaması durumunda MTO tahkim kurallarının belirttiği hukukun uygulanacağını öngörmektedir.
KAYNAKÇA
Çağlar Dalmaz, “Uluslararası FIDIC Sözleşmelerinde Tahkim Hususunun İncelenmesi ve Bir Kavramsal Model Önerisi”, Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2012
Ebru Tüzemen Atik, “FIDIC Kırmızı Kitap Kuralları Uyarınca İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XVIII, S. 2, Ankara 2014
Erol Ertekin ve İzzet Karataş, Uygulamada İhtiyari Tahkim ve Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi Tanınması, Ankara 1997
Melis Şeremet, “İnşaat Sözleşmeleri ve FIDIC, İstanbul Barosu Dergisi”, C. 80, S. 4, İstanbul 2006
Tuna Çolgar, “İnşaat Sektöründe Kullanılan Model Sözleşmeler Serisi”, http://www.erdem-erdem.com/articles/insaat-sektorunde-kullanilan-modelsozlesmeler-serisi/ , Erişim:18.07.2016
Tunay Köksal, “Uluslararası İnşaat Sözleşmesi Modeli Olarak FIDIC İnşaat İşleri Sözleşme Şartları”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 20, Bolu 2010
Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim, 4. Bası, İstanbul 2016
DİPNOT
1 Çağlar Dalmaz, “Uluslararası FIDIC Sözleşmelerinde Tahkim Hususunun İncelenmesi ve Bir Kavramsal Model Önerisi”, Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2012, s. 9.
2 Ebru Tüzemen Atik, “FIDIC Kırmızı Kitap Kuralları Uyarınca İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi”, C. XVIII, S. 2, Ankara 2014, s. 53.
3 Tüzemen Atik, s. 56.
4 Tunay Köksal, “Uluslararası İnşaat Sözleşmesi Modeli Olarak FIDIC İnşaat İşleri Sözleşme Şartları”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 20, Bolu 2010, s. 86.
5 Tuna Çolgar, “İnşaat Sektöründe Kullanılan Model Sözleşmeler Serisi”, 2014, http://www.erdem-erdem. com/articles/insaat-sektorunde-kullanilan-modelsozlesmeler-serisi/, Erişim: 18.07.2016.
6 Çolgar, İnşaat Sektöründe Kullanılan Model Sözleşmeler Serisi.
7 Melis Şeremet, “İnşaat Sözleşmeleri ve FIDIC”, İstanbul Barosu Dergisi, C. 80, S. 4, İstanbul 2006, s. 1553.
8 Şeremet, s. 1555.
9 Şeremet, s. 1556-1557.
10 Dalmaz, s. 8-9.
11 Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim, 4. Bası, İstanbul 2016, s. 31.
12 Erol Ertekin/İzzet Karataş, Uygulamada İhtiyari Tahkim ve Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi Tanınması, Ankara 1997, s. 36.
13 Akıncı, s. 28.
14 Akıncı, s. 32.
15 Akıncı, s. 27.
16 T.C. Anayasası m. 141; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 28.
17 Akıncı, s. 44.
18 Dalmaz, s. 69.
19 Dalmaz, s. 70.
20 Dalmaz, s. 71.








