Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Tahtında Kamu Alacaklarının Korunmasına Yönelik Tedbirler

2019 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Tahtında Kamu Alacaklarının Korunmasına Yönelik Tedbirler

Banking & Finance
2019
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Devlet, kamu hizmetlerini yerine getirmek için

gerek duyduğu finansmanı kamu gelirleri ile

sağlamaktadır. Bu nedenle kamu alacaklarını

koruması, söz konusu alacakları zamanında

ve eksiksiz olarak ilgili kişilerden tahsil etmesi

önem taşımaktadır1.

Devletin, işbu kamu alacaklarının zamanında ve eksiksiz olarak tahsili

için kanunlar vasıtasıyla almış olduğu birçok

tedbir bulunmakla birlikte, bu çalışmamızda

6183 Sayılı Kanun’da kamu alacaklarının korunması amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülen tedbirler olan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer başlıca korunma

tedbirlerine değineceğiz.

I. GİRİŞ

Vergi, literatürde “kamu giderlerini karşılamak üzere devletin tek taraflı olarak ve

vergileme yetkisine dayanarak’ kişilerin

gelir ve mallarından aldığı ekonomik değerler”2

olarak açıklanmakla birlikte, genel

olarak bakıldığında vergi, devletin verdiği

hizmetler dolayısıyla kişilerden talep ettiği ekonomik

değer olup, söz konusu ekonomik değerlerin kişilerden

alınması için kişiler ile devlet arasında bir ilişki yaratmaktadır. İste devlet ile kişiler arasında vergi dolayısıyla

meydana gelen bu ilişkinin çerçevesinin, kurallarının,

koşullarının ve şartlarının belirlenmesi de kanunlar aracıyla olmaktadır.

28.07.1953 tarihli ve 8469 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanun (“6183 Sayılı Kanun”), kamu alacaklarının tahsil ve takip usullerini, bir başka deyişle

devletin yaptırım gücünü kullanarak kişilerin devlete,

il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç,

ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi

cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i

amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve

haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından kaynaklanan diğer alacakları ile;

bunların takip masrafları cebren tahsilini düzenlemek

için kanun koyucu tarafından yürürlüğe konmuş ve ağır

koşul, şart ve sonuçlar barındıran bir yasadır.

Vergi hukukunun temel ilkeleri arasında “vergide adalet” ve “vergide genellik” ilkeleri yer almakta olup, aynı

zamanda vergi hukukunun temelini “kanunilik kuralı”

oluşturmaktadır.

“Vergide genellik ilkesi” herkesin vergi vermekle yükümlü olması demektir. Buna karşın, vergi hukukunun

önem arz eden diğer ilkelerden biri olan “vergide adalet

ilkesi” gereğince, devlet herkesi mali gücü oranında vergiye tabi tutmakla yükümlüdür. Son olarak, vergi hukukunun temelini oluşturan “kanunilik kuralı” uyarınca

resim, vergi, harç ve benzeri kamu alacaklarını oluşturan mali yükümlülükler ancak kanunla konulabilmektedir3.

II. KAMU ALACAKLARININ KORUNMASINA YÖNELİK TEDBİRLER

Yukarıda açıklandığı üzere, vergi hukukunun kanunilik ilkesi gereğince, ancak kanunlar aracılığıyla mali yükümlülükler konulabilmektedir. Amme alacağının ayrıcalıklı ve diğer alacaklardan farklılaşan yönlerini ortaya koymak amacıyla 28.07.1953 tarihli ve 8469 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konmuş olan 6183 Sayılı Kanun, bu alacağın takip ve tahsilini güçlendirmek amacıyla çeşitli tedbirler öngörmüştür. Bu tedbirler aşağıda ele alınacaktır.

A. Teminat İsteme

Teminat, kamu alacağı kaybına yol açmak için bazı yolları deneyen kamu borçlusuna karşın kamu alacaklısını rahatlatan ve alacağa kavuşma konusunda güvence veren bir husustur. Teminat yolunun amacı alacaklının tahsil dairesinin isteği üzerine, kamu borçlusunun mal varlığındaki kıymetlerden kendi seçtiklerini borcuna karşılık göstererek kamu alacağını güvence altına almaktır4.

6183 Sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca “213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesi uyarınca vergi zıyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat istenir5.

Yukarıda yer alan 6183 Sayılı Kanun’un 9. maddesine göre, 12.01.1961 tarihli ve 10705 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenen vergi zıyaı cezası ile aynı kanunun 359. maddesinde düzenlenen kaçakçılık suçlarının işlenmesi halinde resen ve ikmalen vergi tarhı işlemlerinde kayba uğratılan verginin ve kesilecek cezanın tahsilini güvence altına almak üzere devlet borçludan yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar tutarında teminat isteyebilir.

6183 Sayılı Kanun uyarınca teminat olarak kabul edilebilecekler 6183 Sayılı Kanun’un 10. maddesinde tahdidi olarak belirtilmiştir. Buna göre: 

• Para, 

• Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, 

• Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler (Nominal bedele faiz dahil edilerek ihraç edilmiş ise bu işlemlerde anaparaya tekabül eden satış değerleri esas alınır.), 

•Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat (bu esham ve tahvilat, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden %15 noksanıyla değerlendirilir), 

• İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar. 

teminat olarak değerlendirilebilecektir. 

Teminat gösterilmesinin kamu borçlusu bakımından daha ağır sonuçları bulunmaktadır. Bu sonuçlardan en önemlisi, teminat istenmesini gerektiren hallerden birinin ortaya çıkması, kamu borçlusu hakkında ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk uygulanması sonucunu doğurmasıdır6

Bununla birlikte 6183 Sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca, ilgili kanunun 10. maddesine göre teminat sağlayamayan kişiler muteber bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu gösterebilirler. Şahsi kefalet tespit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis olunur. Şahsi kefaleti ve gösterilen şahsı kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi muhtardır. Amme alacağını ödeyen kefile buna dair bir belge verilir.

B. İhtiyati Haciz

6183 Sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca “ihtiyati haciz aşağıdaki hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre, derhal tatbik olunur:

1. 9 uncu madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise, 

2. Borçlunun belli ikametgâhı yoksa,

3. Borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa, 

4. Borçludan teminat gösterilmesi istendiği halde belli müddette teminat veya kefil göstermemiş yahut şahsi kefalet teklifi veya gösterdiği kefil kabul edilmemişse, 

5. Mal bildirimine çağrılan borçlu belli müddet içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuşsa, 

6. Hüküm sadır olmuş bulunsun bulunmasın para cezasını müstelzim fiil dolayısıyla amme davası açılmış ise, 

7. İptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, bu kanunun 27, 29, 30 uncu maddelerinin tatbikini icap ettiren haller varsa”7

İleride tahakkuk edecek veya henüz vadesi gelmemiş ya da vadesi geçtiği halde ödeme emri tebliğ edilmemiş olan kamu alacağının tahsil güvenliğini sağlamak üzere yapılan haciz, ihtiyati haciz olarak adlandırılmaktadır8

6183 Sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, ihtiyaten haczolunan mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu temin için malların kıymetleri depo edilmek yahut tahsil dairesinin bulunduğu mahalde ikametgâh sahibi bir şahıs müteselsil kefil gösterilmek şartıyla borçluya ve mal üçüncü şahıs yedinde haczolunmuşsa bir taahhüt senedi alınarak kendisine bırakılabilir9

6183 Sayılı Kanun’a uyarınca ihtiyati haciz süresizdir10. Alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurun kararı ile tatbik edilir. Bu görev, Vergi Dairesi Başkanlığı kurulan yerlerde Vergi Dairesi Başkanına aittir. 

6183 Sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca, haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlar haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebilirler11

İhtiyati haciz tatbikinde; haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde ihtiyati hacze karşı vergi mahkemesinde dava açılabilir. 

6183 Sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca, ihtiyati haciz ancak haczi koyan merci tarafından kaldırılır. İhtiyati haczin kaldırılması 3 şekilde olabilir: 

• Menkul mallar ve şahsi kefalet hariç teminat gösterilmesi, 

• İhtiyati hacze ilişkin nihai yargı kararı veya ihtiyati hacze konu kamu alacağının kaldırılmasına ilişkin nihai yargı kararları, 

• 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre hataların düzeltilmesi.

C. İhtiyati Tahakkuk

İhtiyati tahakkuk amme alacağının korunması ile ilgili tedbir uygulamasıdır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren bir kısım vergi ve resimler için uygulanır. Mükelleflerin henüz tahakkuk etmemiş borçlarının tarh, tebliğ ve itiraz yollarından geçmeden (normal tahakkuk yolları) izlenmeden yapılan işlemdir. İhtiyati haciz uygulamasında hangi miktarda amme alacağı için haciz uygulanacağını belirtilir. 

İhtiyati tahakkuk işleminin uygulanabilmesi için birtakım sebeplerin meydana gelmiş olması şarttır. Bu sebepler 6183 Sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca aşağıdaki gibidir: 

1. 13 üncü maddenin 1, 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisi mevcut ise, 

• 9 uncu madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise, 

• Borçlunun belli ikametgâhı yoksa 

•Borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa, 

• Mal bildirimine çağrılan borçlu belli müddet içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuşsa, 

2. Mükellef hakkında amme alacağının tahsiline engel olduğu iddiasıyla takibata girişilmesi 

3. Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve gerçekte başkasına ait olduğu hususunda deliller elde edilmesi halinde vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdar veya vergi dairesi başkanı mükellefin henüz tahakkuk etmemiş borçlarından Bakanlıkça tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebilir. 

İhtiyati tahakkuk; gelir vergisi, kurumlar vergisi, geçici vergi, katma değer vergisi, damga vergisi, veraset intikal vergisi, özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi ve banka ve sigorta muameleleri vergisi ile bunlara ait zam ve cezalar için tatbik edilir. Tahakkuk eden vergi, resim ve bunların zam ve cezaları kanunlarına göre ödeme zamanları gelmeden tahsil olunmaz. Ancak bu miktardaki kamu alacağı için de ihtiyati haciz tatbik olunur. İhtiyati tahakkuktan sonra alacak, ilgili olduğu vergi kanununa göre tahakkuk ettirilir. İhtiyati tahakkukla ilgili vergi kanununa göre yapılan tahakkuk arasındaki fark, özel kanuna göre yapılan tahakkuk dikkate alınarak düzeltilir. 

İhtiyati tahakkuk, kamu alacağının korunmasıyla ilgili bir tedbir olduğundan, ancak ihtiyati haciz ile birlikte uygulama kabiliyeti bulunmaktadır ve ihtiyati tahakkuk uygulanması için kanunda herhangi bir süre öngörülmemiştir12.

D. Diğer Korunma Hükümleri

1. Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı (Garameten Taksim)

6183 Sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca, “üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur”13.

Garameten taksim, aynı dereceye kayıtlı alacakların tamamının ödenmesinin mümkün olmaması durumunda, ödemenin alacaklar oranında yapılmasıdır14 15. Böylece, alacaklı tahsil dairesi hacze sonradan katılmasına rağmen amme alacağı sıraya girmemekte, diğer alacaklı şahısların alacağına göre öncelik almaktadır16. Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları tahsilinde rehinli alacaklardan evvel gelir.

2. Amme Alacaklarını Kesip Ödemek Zorunda Olanlar

Amme alacağını borçlusundan kesip tahsil dairesine ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahıslar, bu vazifelerini kanunlarında veya bu kanunda belli edilen zamanlarda yerine getirmedikleri takdirde, ödenmeyen alacak bu hakiki ve hükmi şahıslardan bu kanun hükümlerine göre tahsil olunur17.

3. İptal Davaları

6183 Sayılı Kanun, kamu alacaklarının korunması ve tahsilini temin etmek amacıyla borçlunun bazı tasarruf ve işlemlerinin yargı denetimine tabi tutularak iptali yoluna gidebilir. Ancak belirtmek gerekir ki, iptal davası, yalnızca, kamu alacağının borçlunun malları ile karşılanamayan kısmına yetecek miktardaki tasarruflar bakımından açılabilir18.

Amme borçlusunun 6183 Sayılı Kanun’un 27. maddesinde yer alan İvazsız Tasarrufların Hükümsüzlüğü, 28. maddesinde yer alan bağışlama sayılan tasarruflar, 29. maddesinde yer alan hükümsüz sayılan diğer tasarruflar ve 30. maddesinde yer alan amme alacağının tahsiline imkân bırakmamak maksadıyla yapılan tasarrufların iptali için umumi mahkemelerde dava açılır.

4. İvazsız Tasarrufların Hükümsüzlüğü

6183 Sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca, “Amme alacağını ödememiş borçlulardan, müddetinde veya hapsen tazyikine rağmen mal beyanında bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar hükümsüzdür”19.

Diğer bir deyişle, amme alacağını ödememiş amme borçlusu ödeme müddetinin başından geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptığı bağış ve ivazsız tasarruflar hükümsüz sayılır.

5. Hükümsüz Sayılan Diğer Tasarruflar

Amme alacağını ödemeyen borçlulardan müddetinde veya hapsen tazyikine rağmen mal beyanında bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları tasarruflardan aşağıda belirtilenler hükümsüzdür: 

1. Borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler, 

2. Borca karşılık para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler, 

3. Vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemeler.

6. Şahısların Hak ve Mecburiyetleri

6183 Sayılı Kanun’un 27. maddesinde yer alan İvazsız Tasarrufların Hükümsüzlüğü, 28. maddesinde yer alan bağışlama sayılan tasarruflar, 29. maddesinde yer alan hükümsüz sayılan diğer tasarruflar ve 30. maddesinde yer alan amme alacağının tahsiline imkân bırakmamak maksadıyla yapılan tasarruflar nedeniyle açılan iptal davalarını alacaklı amme idaresinin kazanırsa bu muamelelerden faydalananlar elde ettiklerini, elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini vermeye mecburdurlar. Bunlar verdikleri şeyden dolayı amme idaresinden bir talepte bulunamazlar.

7. Tasfiye Halinde Amme Alacağı

Tasfiye memurları tasfiyeye başlandığını üç gün içinde tahsil dairesine bildirirler. Amme idaresinin her türlü alacaklarını ödemeden veya ödemek üzere karşılık ayırmadan tasfiye sonucu elde edilenleri dağıtamazlar veya herhangi bir tasarrufta bulunamazlar. Aksi halde tahakkuk etmiş ve edecek amme alacaklarından tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenler şahsen ve müteselsilen mesul olurlar.

8. Ortaklığın Feshini İsteme

Borçluya ait mal, amme alacağını karşılamıyorsa veya mal yoksa yahut borçlu veya ortaklık tarafından belirtilen borç için 6183 Sayılı Kanun’a göre teminat gösterilmediği takdirde; borçlunun sermayesi paylara bölünmemiş ortaklıklardaki hisselerinden amme alacağının tahsili için genel hükümler dairesinde ortaklığın feshi istenebilir.

9. Limited Ortaklıkların Amme Borçları

Limited ortakları, şirketten tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve 6183 Sayılı Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Anayasa Mahkemesi Kararı uyarınca bu hükümler 06.06.08 tarihinden sonra doğan vergi borçları için uygulanabilecektir.

10. Birleşme, Devir, Bölünme ve Şekil Değiştirme

6183 Sayılı Kanun’un tatbiki bakımından; iki veya daha fazla hükmi şahsın birleşmesi halinde yeni kurulan hükmi şahıs, devir halinde devir alan hükmi şahıs, bölünme halinde bölünen hükmi şahsın varlıklarını devralan hükmi şahıslar, şekil değiştirme halinde yeni hükmi şahıs eski şekildeki hükmi şahısların yerine geçer.

11. Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu

Tüzel kişilerin, küçükler ve kısıtlıların, vakıf ve cemaatler gibi teşekküllerin, mal varlığından tahsil edilmeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde, teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından tahsil edilir. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcilerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Anayasa Mahkemesi Kararı uyarınca bu hüküm, 06.06.08 tarihinden sonra doğan vergi borçları için uygulanır. Temsilciler,teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler. Kanuni temsilciler hakkındaki takibe ödeme emri tebliği ile başlanır.

III. SONUÇ

Sonuç olarak, devlet tarafından verilen hizmetlerin karşılığı olarak bireylerden temin edilen alacakların kişiler tarafından ödenmesini güvence altına almak amacıyla yürürlüğe konmuş olan 6183 Sayılı Kanun’da düzenlenen koruma tedbirlerinin başlıcaları teminat, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir ve diğer korunma hükümlerinden ibarettir. Söz konusu tedbirler devletin kişilere sunduğu hizmetlerin devamlılığının sağlanması açısından önemli olup, vergide genellik ilkesi gereğince herkesten mali gücü oranında alınması gereken ekonomik değerlerin devletçe alınamaması halinde uygulama alanı bulmaktadır. Kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi, bireylerden bu hizmetlerin karşılığında hizmetten yararlanan olarak alınacak karşılığın hızlı takip ve tahsilini gerektirmektedir. Bu ihtiyaç, bireyin geçici de olsa mülkiyet hakkının kullanımını sınırlandırdığından, ölçülülük ilkesine uygun olarak ve ancak kanuni bir dayanakla mümkündür. Söz konusu koruma tedbirleri bu sebeple kanun koyucu tarafından tüketici olarak sayma yolu ile belirlemiştir. Ayrıcalıklı koruma öngörülen kamu alacaklarının takip ve tahsilinde başvurulan bu yöntemlerden ayrı bir usul, kanunda açıkça belirlenmediği sürece hiç kimseye her ne nam altında olursa olsun tahakkuk ettirilemez.

KAYNAKÇA

Ali Sağır, Türk Vergi Hukukunda Kamu Alacaklarının Korunması, Celal Bayar Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, Manisa, 2011. 

Akif Erginay, Vergi Hukuku, B. 5, Ankara 1976. Prof. Dr. Turgut Akıntürk, Medeni Hukuk, 13. Basım, 2008. 

Yusuf Yiğit, Kamu Alacaklarının Korunması, İstanbul Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2005. 

Bülent Demirtaşoğlu, Tasarrufun İptali Davası Özelinde Kamu Alacaklarının Korunması Yöntemleri, Pamukkale Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, Denizli, 2011. 

Mine Uzun Çam, Kamu Alacağının Korunmasında Tasarrufun İptali Davaları, Seçkin Yayınevi.

Jale Ceylan Şarlak, Türk Vergi Hukukunda ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk (105 sayfa), Ankara Üniversitesi. 

Binnur Çelik, Kamu Alacaklarının Takip ve Tahsil Hukuku (Vergi İcra Hukuku), Oniki Levha Yayıncılık. 

Murat ÖZDEN, Kamu Alacaklarında Rüçhan Hakkı, Maliye Postası, 15 Şubat 1996. https://alonot.com/amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanun-ders-notlari/ 

Turgut Candan, Açıklamalı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Yetkin Basımevi.

DİPNOT

1 Ali Sağır, Türk Vergi Hukukunda Kamu Alacaklarının Korunması, Celal Bayar Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, Manisa, 2011

2 Akif Erginay, Vergi Hukuku, B. 5, Ankara 1976, s.3

3 Prof. Dr. Turgut Akıntürk, Medeni Hukuk, 13. Basım, 2008, s.25

4 Yusuf Yiğit, Kamu Alacaklarının Korunması, İstanbul Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2005

5 6183 Sayılı Kanun, madde 9.

6 Bülent Demirtaşoğlu, Tasarrufun İptali Davası Özelinde Kamu Alacaklarının Korunması Yöntemleri, Pamukkale Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, Denizli, 2011

7 6183 Sayılı Kanun, madde 13.

8 Mine Uzun Çam, Kamu Alacağının Korunmasında Tasarrufun İptali Davaları, Seçkin Yayınevi, s. 36

9 6183 Sayılı Kanun, madde 14.

10 Jale Ceylan Şarlak, Türk Vergi Hukukunda ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk (105 sayfa), Ankara Üniversitesi, s. 64.

11 6183 Sayılı Kanun, madde 15.

12 Şarlak, s. 66.

13 6183 Sayılı Kanun, madde 21.

14 Binnur Çelik, Kamu Alacaklarının Takip ve Tahsil Hukuku (Vergi İcra Hukuku), Oniki Levha Yayıncılık, s. 103.

15 Murat ÖZDEN, Kamu Alacaklarında Rüçhan Hakkı, Maliye Postası, 15 Şubat 1996, s. 84.

16 https://alonot.com/amme-alacaklarinin-tahsilusulu-hakkinda-kanun-ders-notlari/, (Çevrimiçi, 19.10.2018)

17 6183 Sayılı Kanun, madde 22.

18 Turgut Candan, Açıklamalı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Yetkin Basımevi, s. 153.

19 6183 Sayılı Kanun, madde 27.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Kamu Alacakları, Tahsil, Takip, Ödeme, Teminat
Capabilities
Banking & Finance
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

YEKA Kapsamında İdare ile Akdedilen Kullanım Hakkı Sözleşmesinin Mahiyeti - YİD Sözleşmelerinin Mahiyetindeki Dönüşüm ile Birlikte Bir Değerlendirme -

Yeka Kapsamında İdare Ile Akdedilen Kullanım Hakkı Sözleşmesinin Mahiyeti - Yi̇d Sözleşmelerinin Mahiyetindeki Dönüşüm Ile Birlikte Bir Değerlendirme -

2019
Read more
TBK Kapsamında 2020’de Yürürlüğe Girecek Hükümler

Tbk Kapsamında 2020’de Yürürlüğe Girecek Hükümler

2019
Read more
E-Ticarette Mesafeli Sözleşmeler

E-ticarette Mesafeli Sözleşmeler

2019
Read more
Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmeleri ve Yabancı Yatırımlarda ICSID Tahkimi

Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmeleri Ve Yabancı Yatırımlarda Icsid Tahkimi

2019
Read more
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Tahtında Kamu Alacaklarının Korunmasına Yönelik Tedbirler