ÖZET
Alacağın sona ermesiyle birlikte ipoteğin de sicil dışı sona erip ermeyeceği tartışmalı bir husus olmakla beraber, katıldığımız görüşe göre ipotek hakkı, alacağa bağlılığın gereği olarak alacağın sona ermesi halinde sicil dışında sona ermektedir.
I. GİRİŞ
İpotek, alacağın ödenmemesi durumunda sahibine taşınmazın satılması yoluyla alacak bedelinin tahsili imkanını sağlayan ve amacı bir alacağı temin altına almak olan rehin hakkıdır. İpotek, bir mutlak hak olduğundan herkese karşı ileri sürülebilir ve alacaklıya öncelikli olarak alacağını tahsil etme hakkı kazandırır.
İpotek hakkı, alacağa bağlı (fer’i) bir hak özelliğindedir. Bu özellik, kendini ipotek hakkının kuruluşundan sona ermesine kadar göstermektedir. Alacak doğmamışsa ya da geçersizse ipotek hakkından da söz edilemeyecektir. Alacağa bağlılık bazen mutlak bazen ise daha esnek olarak karşımıza çıkar. Çalışmamızda, ipoteğin alacağa bağlılığı ve bu özelliğin sonuçları irdelenecektir.
Çalışmamızın ilk bölümünde, ipotek kavramı açıklanmaya çalışılmış ve ipotek türleri ile alacağın durumu arasında ilişkilendirme yapılmıştır.
İkinci bölümde, ipoteğin kurulması ve kullanılmasında ortaya çıkan sonuçlar irdelenmiştir. Bunun için tescil kavramı üzerinde durulmuş ve tescilin şartları açıklanmıştır. Hakkın kullanılması kapsamında ise üzerine ipotek tesis edilen alacağın kapsamı ile genel rehin kayıtları açıklanmıştır. Tapu siciline güvenin korunmasında alacağa bağlılık durumu, alacağın olmadığı ve ipoteğin yolsuz olduğu hallerden ayrı açıklanmış ve Yargıtay kararlarıyla da desteklenmiştir.
Üçüncü ve son bölümde ise ipoteğin sona ermesi halinde doğacak sonuçlar ile doktrinde yer alan görüşler verilmiştir. Bu görüşlerin vardığı sonuçlar ortaya konulmuş ve kendi görüşümüz ifade edilmiştir.
II. İPOTEK KAVRAMI
İpotek, sınırlı bir ayni hak olarak bir alacağın güvence altına alınmasını sağlayan ve bir gayrimenkulün değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlar. Güvence altına alınacak alacağın mutlaka bir para alacağı olması gerekmez1. Para dışındaki bir verme edimi ya da yapma veya yapmama edimi de ipotekle teminat altına alınabilecektir2. Belirli bir alacağın olması, bir başka değişle alacak miktarının türk parası olarak tapu kütüğünde gösterilmesi bir alacağın ipotekle güvence altına alınabilmesi için tek şarttır. Ancak TMK m. 851/2 çerçevesinde türk parası olarak gösterilmeden yabancı para alacağı için ipotek kurulabilmektedir. İpoteğin işlevi alacağa teminat sağlamaktan ibarettir; burada alacağa, güvenceli olarak tedavül kabiliyeti sağlanması söz konusu değildir3. İpotekli taşınmazın borçlunun mülkiyetinde olup olmaması sorusunun cevabını ise TMK m. 881/2’de bulmaktayız. Bu hükme göre, ipotekli taşınmazın borçlunun mülkiyetinde olması gerekmeyecektir.
İpotek, mevcut bir alacak için tesis edilebileceği gibi doğması kesin ya da muhtemel bulunan alacaklar için de kurulabileceğinden ipoteğin türlerinden bahsetmemiz gerekmektedir. Anapara ipoteği, mevcut alacakları güvence altına almak için kurulan ipotektir. İpoteğin borç miktarı kadar ipotek tesisi kafidir. Zira tapuya kaydedilen miktar sadece anaparayı göstermektedir4. Üst sınır ipoteği ise ipotek kurulduğu sırada teminat altına alınmak istenen alacağın miktarının belli olmadığı durumlarda söz konusu olur5. Örnek olarak; doğması ihtimali olan tazminat, alacakları, kredi hesabı için üst sınır ipoteği kurulabilir. Tespit edilen üst sınır, ipotekli taşınmazın sorumlu olduğu üst tutar olup rehin edilen alacak miktarı değildir. Bu ipotek türünde, asıl alacak ve yan alacaklar toplamının sınırı aşması durumunda arda kalan değerler adi alacak niteliğinde olacaktır ve rehinden yararlanamayacaktır6. İpotek türü tespit edilirken, tarafların ipotek sözleşmesinde kullandığı ibarelerden faydalanılabilir7.
İpoteğin sadece alacağı güvence altına alma işlevi8, buna bağlı olarak alacağa bağlılığı, tedavüle özgülenmiş bir senede bağlanmamışlığı, borçlunun rehin ötesinde ayrıca malvarlığı ile kişisel sorumluluğu ve başkasının borcu için de ortaya çıkması ipoteğin özellikleridir9.
İpoteğin alacağa bağlı olması özelliği bizim çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. İpotek hakkında genel bilgiler verildikten sonra ipoteğin bu özelliği üzerinde durmamız gerekmektedir.
III. KURULMA VE KULLANIMDA ALACAĞA BAĞLILIK
A. Genel Olarak
İpotek hakkı, alacağa bağlı (fer’i) bir haktır10. Bu bağlılık bazen daha esnek olarak karşımıza çıkabildiği gibi bazense daha mutlaktır11. Teminat haklarının güvence altına aldıkları alacağa olan tek yönlü bağlılığı genel olarak alacağa bağlılık veya fer’ilik olarak adlandırılmaktadır12. Geçerli olmayan bir alacak için kurulan ipotek geçerli olmayacaktır13. Tek yönlülüğünün diğer görünümü olarak ise, hukuken bir anlam taşımayan ve kuruluşu sakat olan ipotek alacağın geçerli olduğu hususunu etkilemeyecektir14. Başka bir deyişle, ipoteğin maddi yönden doğumu, varlığı, miktarı, sona ermesi alacak hakkına bağlıdır; teminat altına alınan alacağın hukuki durumu doğrudan doğruya rehin hakkını da etkiler15.
Her ne kadar TMK hükümlerinde ipotek ile alacak arasındaki bağlılık açıkça düzenlenmese de bazı maddelerde söz konusu bağlılığı ortaya koyan ifadelere yer verilmiştir. İpoteğin amaç ve niteliğinin açıklandığı TMK m. 881, ipoteğin terkininin istenme hakkı TMK m. 883’de ipoteğin bu özelliği görülebilmektedir.
Bu noktada, ipoteğin alacağa bağlı olmasının çeşitli aşamalardaki özelliklerine değinmemiz gerekecektir.
B. İpoteğin Kurulmasında Alacağa Bağlılık
TMK m. 856 hükmünde taşınmazın rehninin tapu kütüğüne tescil ile kurulacağı ve kanunda öngörülen ayrık durumların saklı olduğu belirtilmiştir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere kural olarak, ayni hakkın kazanılması için kurucu unsurdur16. Bu husus kamuya açıklık ilkesinin bir neticesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Tescilin geçersizliği, aynı zamanda ipoteğin de geçersizliği anlamına gelecektir. Geçerli bir tescil için üç unsurun varlığı aranmaktadır. Bunlar; taşınmaz malikinin tescil talebi, geçerli bir kazanma sebebi ve tescildir17. Kazanma nedeni bir rehin sözleşmesi olabileceği gibi mahkeme kararı veya kanun hükmü de olabilir18. Kazanma sebebinin kanun hükmü olduğu hallere örnek olarak ise kanuni ipotek hakları gösterilebilir. Geçerli bir kazanma sebebi bulunması halinde taşınmaz maliki yazılı tescil ile muvafakat beyanında bulunmaktan kaçınıyorsa bu halde alacaklı mahkemeye başvurmak suretiyle taşınmaz malikini tescili talep etmesi için zorlayabilir19. Bu halde ise mahkeme kararı kazanma sebebi olacaktır.
Şu hususu belirtmeliyiz ki, temel borç ilişkisi ile kazanma sebebi birbirinden farklı kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kazanma sebebi, tescilin gerçekleşebilmesi aranan hukuki sebeptir; kazanma sebebinden bağımsız, onun dışındaki bir temel borç ilişkisi, ipoteğin fer’iliği ilkesi gereği, rehnin kurulabilmesi için şarttır20. Tapu kütüğündeki ipoteğe ilişkin tescil, sadece rehin hakkının varlığına karinedir21; alacak hakkının varlığı ve miktarı hakkında bir karine teşkil etmez22.
Kesin olmayan bir alacak için kurulan ipotek asla maddi bir değer kazanmayacak; diğer durumlarda ise ipoteğin değeri, geçerli bir borcun varlığına bağlı olacaktır23. Bu yüzden, ipotek oluşturulurken, alacağa bağlılık mutlak veya esnek olarak değerlendirilir24. İpoteğin mutlak olarak alacağa bağlı olmaması, kuruluş aşamasında şekli engellere maruz kalmaması ve yalnızca güvence amacı dışında olmaması için getirilen bir kolaylıktır25.
Ana para ipoteğinde alacağa bağlılık mutlaktır çünkü bu ipotek, esas borç ilişkisinden doğan alacağın güvence altına alındığı bir durumu ifade eder. Dolayısıyla, alacağın geçersizliği, kurulmuş olan ipoteğin de geçersizliği sonucunu doğuracaktır26. Üst sınır ipoteğinde, alacağın doğuşuna yol açacak veya alacağın doğmasının ihtimal dahilinde olduğunu gösteren bir temel ilişkinin varlığı yeterlidir. Bu ilişki, ipoteğin kurulması için gerekli koşulu oluşturur27. Henüz mevcut olmayan bir alacak için ipotek hakkı tesis edildiğinde, ipotek hakkı tescil edilmiş olsa bile başlangıçta mevcut değildir; ancak alacak doğduğunda beraberinde doğar28. Ancak, ipotek hakkı sırası, ipoteğin doğum anına değil, tescil edildiği derecenin kuruluş anına göre belirlenir. Tescil edilen ipotek, ara dönemde şekli açıdan mevcut olup, taşınmaz malikine karşı yapılacak icra takipleri ile taşınmaz malikinin sonraki tasarruflarına karşı, ipotekli alacaklı için güvence sağlar29. Görüldüğü gibi, ileride doğacak veya doğması muhtemel alacaklar için kurulan ipoteğin alacağa bağlılığı, kuruluş açısından gevşetilmiştir30.
Rehin sözleşmesinin geçerliliği için alacağın doğumuna yol açan temel borç ilişkisini göstermek gerekmemektedir31. Ancak, temel borç ilişkisinin rehin senedinde yer alması, rehinin hangi alacak için kurulduğunun ispatını kolaylaştıracaktır32.
C. Hakkın Kullanılması ve Kapsamında Alacağa Bağlılık
Hakkın kullanılmasında ipoteğin alacağa bağlılığı mutlaktır33. Rehin alacaklı, rehin hakkını kullanmak için kişisel alacağını ispat etmelidir. Yani, rehin hakkının kullanılmasının zorunlu şartı, paraya çevrilebilir bir alacağın mevcudiyetidir34. Bir başka değişle, ipotek tescil edilmiş olsa bile, rehin sözleşmesinde belirtilen alacak hiç doğmazsa, alacaklı lehine ipotek hakkı da doğmaz. Bu nedenle, ipotek hakkının varlığı için geçerli bir alacak şarttır35. Tescil, rehinli alacaklının ayni hakkının varlığına dair bir kanıt oluşturur ve bu bağlamda bir karine ortaya çıkarır36.
TMK m. 882/2 doğrultusunda, tapu memuru istem üzerine alacaklıya ipoteği gösteren bir belge verir. Ancak, sadece tescilin yapıldığını ispata yarayan bu belge, kıymetli evrak niteliği taşımaz37. Bu hüküm, tescilin yalnızca ayni hakkın varlığına delil teşkil ettiğinin bir görünümünü ortaya koymaktadır. Yani, belge sadece ipoteğin tescil edildiğini doğrular, ancak ipoteğin geçerliliği veya alacağın varlığı hakkında bir değerlendirme yapmaz.
Bir alacak, ipoteğin sağladığı teminattan ne ölçüde yararlanabileceği konusunda, öncelikle alacak tutarına bağlıdır. İpoteğin alacak bakımından kapsamı, alacak miktarını belirleyen bir faktördür38. Ana para veya üst sınır ipoteği olsun, tapuda gösterilen ipotek yükü, herhangi bir alacağın ipoteğin kapsamına dahil olup olmadığını değil, yalnızca ipoteğin kapsamına giren alacakların teminattan ne ölçüde yararlanabileceklerini ifade eder39. İpotekli alacaklı, paraya çevirme işlemi sonrasında tapuda kayıtlı miktarı değil, sadece alacaklı olduğu kadarını elde edebilir. Eğer doğmuş bir alacak için ana para ya da üst sınır ipoteği kurulmuşsa, alacağın sona erdiği ispatlanarak ipoteğin iptal edilmesi talep edilebilir; ayrıca, alacağa bağlı kısmi ödeme yapılmışsa, bunun tapu sicilinde «düşünceler» sütununa kaydedilmesi de istenebilir40.
1. Genel Rehin Kayıtlarında Alacağa Bağlılık
Genel rehin kayıtları, gelecekte doğabilecek her türlü alacağı sınırlama olmaksızın kapsayan rehin sözleşmesi hükümleridir. Bu tip hükümlere dayanan ipoteklerin sınırlı bir teminat sağlayacağı düşünülse de bu sınırlamanın kaynağı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Hâkim görüş, bu tür rehin sözleşmelerinin Türk Medeni Kanunu’nun 23. maddesine aykırılık teşkil edeceğini belirtmektedir41. Aksi takdirde, alacaklının borçluya karşı olan her türlü alacağı ipotek kapsamına dahil olacak ve böylece ipotek verenin sorumluluğu, hukuki sebepten bağımsız olarak her türlü alacağın ipotek kapsamında yer alacağına ilişkin sözleşmelerde sona ermesi mümkün olmayacaktır42. Rehin sözleşmesinin rehin verenin kişilik haklarını ihlal etmesinin sonucu ise kısmi kesin hükümsüzlüktür43. Sözleşme, yalnızca halihazırda var olan ve rehin sözleşmesi kurulduğu sırada objektif olarak öngörülebilir durumdaki alacakları içerir44.
Başka bir yaklaşım ise, geniş kapsamlı rehin sözleşmelerinin sınırlanmasının alacağa bağlılık ilkesinin bir gereği olduğu ve bu tür rehin sözleşmelerinin hangi alacağı kapsayıp kapsamadığı konusunda, tipik bir banka müşterisinin beklentilerinin esas alınması gerektiğidir. Tesadüfi nitelikteki alacaklar, örneğin sözleşme dışı sebeplere dayanan tazminat alacakları gibi, ipoteğin sağladığı teminatın kapsamına dahil edilmeyecektir45.
Başka bir bakış açısı ise, teminat altına alınan alacağın hangi sebeple ve hangi kapsamda ortaya çıkabileceğinin belirtilmemiş olmasının, alacaktan bağımsız bir ipoteğin kurulduğu anlamına geleceğini savunmaktadır.
Bizim görüşümüze göre, ipotek alacaklısının banka olduğu hallerde genel rehin sözleşmelerinin geniş kapsamlı olması, ipoteğin borca bağlı olması prensibi göz önünde bulundurularak ve dürüstlük kuralları çerçevesinde, ortalama bir banka müşterisinin beklentileri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Eğer ipoteği koyan kişi mal sahibi değilse, sadece genel rehin kaydına istinaden, kredi borçlusunun diğer alacakları için de ipoteğin devamına veya nakde çevrilmesine maruz bırakılmamalıdır46. Herhangi bir borcun, genel rehin kaydıyla ipotek altına alınması, ipoteğin borca bağlı olma niteliğini olumsuz etkileyecektir. Yargıtay, resmî belgede ifade edilen, ipoteğin mevcut ve gelecekteki tüm borçları sınırsız bir şekilde güvence altına aldığı yönündeki ifadenin, TKHK gereğince haksız bir koşul olarak değerlendirildiğine hükmetmiştir.
Hukuk Genel Kurulu kararında ise, taşıt kredisini halihazırda ödemiş tüketici aleyhine kredi kartı borcu sebebiyle rehnin paraya çevrilmesi yolu kullanılarak takip yapılamayacağına karar vermiştir47.
D. Alacağın Devrinde Alacağa Bağlılık
TMK madde 891 hükmüne göre, ipoteğe dayalı bir alacağın devri, tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlı olmaksızın geçerlidir. İpoteğin geçerli olarak kurulabilmesi için gerekli tescil şartı, alacağın devri için gerekmemektedir. Rehinli alacağın temliki, Türk Borçlar Kanunu’nun alacağın devrini düzenleyen hükümlerine (TBK m. 183 vd.) tabidir. Alacağın devriyle birlikte, ipoteğin tescili gerekmeden ve tapu kütüğünde rehinli alacaklının adının silinip yerine yeni alacaklının adının yazılması şart olmaksızın, yeni alacaklıya hak kendiliğinden geçer48. TBK madde 189/1’e göre, alacağın devriyle birlikte, devredenin kişiliğine özgü olmayan öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Bu hüküm emredici nitelikte olmamakla birlikte, tarafların anlaşmasıyla, belirli bir alacağın devredilip sadece bu belirli alacağı teminat altına alan ipoteğin devredenin elinde kalması mümkün değildir49.
Alacak mevcut değilse, temlik, temellük edene tescil edilmiş rehin dolayısıyla bir hak vermez50. Yine ipotek de alacaktan ayrı olarak devredilemeyecektir. Bu tür anlaşmalar, Medeni Kanun’un ipoteği alacağa bağlı bir hak olarak düzenlemesinden dolayı, sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesine aykırıdır ve bu nedenle kesin hükümsüzdür. Bu durum, alacağa bağlılığın bir sonucudur. Fer’i olan, asıl olanı takip edecektir (accessorium principali sequitur).
Borçlunun bilgisi olmadan gerçekleştirilebilecek böyle bir devirin yol açabileceği olası sorunları önlemek amacıyla, Tapu Sicil Tüzüğü (TST) madde 31/2’de alacağın temlik edildiğinin düşünceler sütununda belirtilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ancak, bu hüküm bir düzen kuralı niteliğindedir, dolayısıyla buna aykırı davranışlar, temliğin geçerliliğini etkilemeyecektir51. Ayrıca, bahsedilen kayıtların, ipoteğin alacağı devralan tarafından kazanılması bakımından kurucu bir etkisi bulunmamaktadır.
Devralan, ipotek hakkını, malikle devreden arasındaki rehin sözleşmesi hükümleri çerçevesinde kazanacağı için, rehin sözleşmesinde bulunan genel rehin kaydı, tekrar ödeme kaydı gibi kayıtlardan faydalanacaktır. Ancak devralanın, ipoteğin güvence altına aldığı alacağın dayandığı hukuki ilişkiden başka sebeplerle borçluya karşı sahip olduğu alacaklar, rehin sözleşmesinde böyle bir hüküm bulunmadığı takdirde, yalnızca rehin kaydına dayalı olarak ipoteğin sağladığı güvenceden yararlanamazlar52.
Şimdiye kadar söylemiş olduklarımız, bir alacağın kanuni halefiyet ile kazanılması durumunda da geçerli olacaktır. Üçüncü kişi, TBK madde 127 uyarınca ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağından, alacak da ona bağlı olan ipotek hakkıyla birlikte üçüncü kişiye geçecektir. Kısmi ödeme halinde ise, bu durumda ipotek hakkından yine ödediği oranda yararlanacaktır.
TBK m. 596/1’da kefilin halefiyeti düzenlenmiştir. Bu hükme göre kefilin, ipotekle güvence altına alınmış bir borcu ödediği durumda, ödeme oranında alacaklının haklarına halef olacaktır. Yani alacağa bağlı olan ipotek hakkı bu oranda kefile geçecektir. 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nda kesinliğe sahip olmayan bu husus, TBK ile netliğe kavuşturulmuştur. Kefilin ipoteklerini elde edebilmesi için, bu ipoteklerin ya kefalet sözleşmesi yapılmadan önce mevcut olması ya da daha sonradan oluşturulmuş olması, fakat kefalet sözleşmesinde belirtilen alacak için kurulmuş olması gerekmektedir. Kefalet verildiği zaman, kefil, asıl borçlunun veya üçüncü şahısların verdiği tüm rehinleri kapsar; fakat kefaletten sonra üçüncü bir kişi tarafından verilen rehinlerde kefilin sorumluluğu bulunmaz. Asıl borçlu tarafça genel kapsamda verilmiş bir rehin de kefilin halefiyeti dışında kalacaktır. “Aksi kararlaştırılmadıkça” ifadesiyle, ödeme yapan kefilin sorumluluğunun, rehinler ve diğer güvencelerin kapsamının genişletilebileceği belirtilmelidir. Az önce ifade ettiğimiz durumun aksine Kefil, kefaletten sonra üçüncü kişiler tarafından verilen rehinler üzerinde, kefil ile alacaklı arasında anlaşma yapılması sonucunda halefiyet kazanabilir.
Kefilin ipotek hakkına sahip olabilmesi için belirli hukuki işlemler yapması gerektiği kabul edilse de, ipotek hakkı kendiliğinden kefile geçmektedir. Tapuda, düşünceler sütunundaki kayıt bu halde de kurucu değil açıklayıcı bir kayıttır.
1. Sözleşmenin Devrinde Alacağa Bağlılık
TBK’da sözleşmenin devri m. 205’te düzenlenmiştir. Sözleşmenin devri, hukuki niteliği bakımından kendine özgü (sui generis) bir üç taraflı sözleşmedir53. Bir sözleşmenin devredilebilmesi için; devredilebilir nitelik taşıyan bir borç ilişkisinin varlığı, tarafların uygun irade açıklamaları mevcut olmalıdır.
Bir borç ilişkisinin devredilebilirliğinden söz edilebilmesi için kendisinden doğan hak ve borçların devredilebilir olması gerekmektedir. Sözleşme ilişkisinin şahsa bağlı alacak ve borçlardan oluşması durumunda hak ve borçlar devredilemeyecektir. Şahsa bağlı sözleşmelerde sözleşmenin yüklenilmesi söz konusu olmaz. Bu nedenle, sözleşmenin yüklenilmesi kavramı, şahsa bağlı olmayan sözleşmelerde geçerlidir54. Meselâ adın, onur ve izzetin devrine ilişkin devir sözleşmesi yapılamaz55. Tarafların menfaatlerinin (üçüncü kişinin ve sözleşmede kalan tarafın) kanun tarafından korunduğu sözleşmenin kanuni devrinden farklı olarak, sözleşmenin yüklenilmesi, sadece devreden taraf ile yüklenen taraf arasındaki bir anlaşma ile mümkün değildir. Sözleşmede kalan kişiyi bağlayabilmek için, ya bu kişinin kendine özgü üç taraflı bir sözleşmeye katılması ya da devreden ile yüklenen arasında kurulan sözleşmeye rızasını, bu anlaşmadan önce veya sonra, beyan etmesi gerekir. Bir başka değişle, üç tarafın da rızası sözleşmenin yüklenilmesi için aranır56. Alacağın devrinden farklı olarak sözleşmede kalanın rızası da aranmaktadır57.
Sözleşmenin devri ile ipotek hakkı da sözleşmeyi devralan tarafa geçebilir. Sözleşmede kalan taraf lehine üçüncü kişinin verdiği rehin hakları sözleşmede kalan taraf lehine varlığını devam ettirecektir. Örneğin, kredi verenin kredi alan aleyhine kurduğu azami meblağ ipoteği, kredi alan tarafın değişmesi halinde devam etmelidir. Devir anlaşması sırasında, sözleşmeyi devreden veya devralan taraf, kalan taraf lehine bu tür güvenceler verebilirler58.
Üçüncü bir kişinin, devreden taraf lehine verdiği teminatın devam edebilmesi içinse rızası aranmaktadır59.
E. Tapu Sicilinde Güvenin Korunmasında Alacağa Bağlılık
TMK m. 1023, Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” şeklindedir. Sözü edilen koruma, ayni hakların tapu sicilindeki görünüşe göre kazanılma durumunu ifade eder. İpoteğin ayni hak niteliği gereği TMK m. 1023 uyarınca kazanılması mümkündür.
İpotekte tapu siciline güven, yalnızca taşınmaz rehininin kapsamını ve varlığını kapsar60. Bu durumda, bir ipotek hakkının tescil edilmiş olması, alacağın varlığını doğrulamaz; aynı şekilde, ipotek yükü olarak belirli bir meblağın gösterilmesi de alacaklının o meblağ tutarında bir alacağa sahip olduğuna işaret etmez61. Bu durumda, mevcut olmayan bir alacak için ipotek kurulmuşsa veya rehinli alacak sona ermişse ve mevcut olmayan bu alacak devredilmişse, yeni alacaklının tapu kaydına iyi niyetle güvenerek, alacağı ve ipoteği kazanması mümkün olmayacaktır; böyle bir durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi uyarınca korunmayacaktır62. Borçlu, mevcut olmayan rehinli alacağın devrinin söz konusu olması durumunda, yeni alacaklıya karşı, alacağın doğmamış olduğunu, geçersiz olduğunu veya sonradan ödeme yoluyla sona erdiğini ileri sürebilir63. İpoteğin amacı alacağı teminat altına almak olduğundan, geçerli bir alacağın varlığından söz edilemeyen durumda, şekli olarak tapuda görünen tescile iyi niyete dayanılması suretiyle, alacaktan bağımsız olarak ipotek kazanılamaz.
Ancak geçerli bir alacaktan söz ediliyorsa, ipoteğe ilişkin tescilin yolsuz olması halinde, alacağı devralan üçüncü kişinin iyi niyeti TMK m. 1023 çerçevesinde korunmalıdır64. Bu nokta ile ilgili olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun vermiş olduğu bir kararında, aile konutunun malik olan eşin, geçerli bir borcun teminatı olarak verdiği ipotek geçersiz ve yolsuz olsa da alacağın üçüncü kişiye devri halinde, ipoteği TMK m. 1023 uyarınca kazanmıştır.
Kanuni halefiyet yoluyla kazanma halinde ise, tapu siciline güvenin korunması açısından, ipotekli alacağın devrine göre farklılık bulunmaktadır. Kanuni halefiyet ile bir alacak ve ipoteğin halefe geçişi, kanunen borcun ifasına bağlanmıştır. Bu duruma bağlanmış olduğundan dolayı, alacağın ve ipoteğin geçişi kendiliğinden gerçekleşecektir. Halefin ipotek hakkını elde etmesi, tapu siciline güvenmesi ile gerçekleşmemektedir. Geçersiz bir ipotekle güvence altına alınmış geçerli bir borcu ödeyerek alacaklıya halef olan kefilin iyi niyetli olsa da ipotek hakkını kazanıp kazanamayacağı hakkında Yargıtay’ın farklı tutumlar gösterdiğini görmekteyiz.
Aile konutu şerhinin kurucu mu yoksa açıklayıcı mı olduğu da oldukça tartışmalı bir konudur. Yargıtay’ın en son verdiği kararlara baktığımızda, aile konutu şerhini açıklayıcı nitelikte kabul ettiğini görmekteyiz.
Sonuç olarak kanaatimizce de kanuni halefiyet halinde, tapu siciline dayanılarak ve güvenilerek gerçekleşmediğinden halefin ipotek hakkını elde etmesi TMK m. 1023 uyarınca gerçekleşmemelidir. Kanuni halefiyet hali, borcun ifasına bağlanmış ve ifanın gerçekleşmesiyle kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuçtur.
IV. SONA ERME HALİNDE ALACAĞA BAĞLILIK
A. Genel Olarak
Bir rehin sözleşmesi kapsamında ipoteğin güvence altına aldığı borcun kaynağını oluşturan hukuki ilişkinin tamamen bitmesi, söz konusu borcun da ortadan kalkması anlamına gelir. Anapara ipoteği durumunda, özel bir borcun güvence altına alınması söz konusu olduğundan, o borcun ödenmesiyle birlikte ipotek de fiilen son bulacaktır65. Eğer söz konusu ipotek, bir üst sınır ipoteği ise ve cari hesap sözleşmesindeki gibi dalgalanan bir borcu ya da genel bir kredi sözleşmesine dayalı birden fazla borcu güvence altına alıyorsa, teminat altındaki borçlardan herhangi birinin veya birkaçının ödenmiş olması, ipoteğin kendisinin sona ermesine yol açmayacaktır66.
Alacağın bitimi durumunda ipoteğin de sona erip ermediği, yani ipoteğin borca olan bağlılığının ve alacağın sona ermesiyle ipoteğin kesin olarak sonlanıp sonlanmadığı konusu tartışma konusudur.
Bir görüşe göre, borcun ödenmesi ve böylece sona ermesi durumunda dahi, ipoteğin otomatik olarak sona ermesi söz konusu olmayacaktır67. İpotek hakkının sonlandırılması için tapu sicilinden resmi olarak silinmesi, yani terkin işleminin yapılması gerekmektedir. İpotek hakkının ortadan kalkması, borcun bitmesinden ayrı bir süreçtir ve birbirinden bağımsız olarak ele alınmalıdır. Bu görüş, ipoteğin sona ermesinin borcun bitmesiyle otomatik olarak gerçekleşmeyeceği ve resmi bir işlem olan terkin gerektirdiği fikrine dayanmaktadır68. Bu maddeye göre, borç sona erdiğinde, ipotekli gayrimenkulün maliki, alacaklıya başvurarak ipoteğin tapu kayıtlarından silinmesi yani terkin edilmesi için onay vermesini talep edebilir69. Eğer ipotek, borca bağlı olarak resmi kayıtlar dışında kendiliğinden sona ermiş olsaydı, alacaklının onayına gerek kalmadan ipoteğin sonlandığı kabul edilecekti.
Diğer bir görüş, ipoteğin yalnızca bir borcu güvence altına alabileceği ve borçtan bağımsız bir ipotek türünün tanınmadığı gerekçesiyle, borcun sona ermesiyle birlikte ipoteğin de resmi kayıtlar dışında sona erdiğini savunmaktadır70. Taşınmaz mal sahibi, TMK m. 833 uyarınca alacaklıdan ipoteğin terkin edilmesi için onay isteyebilir; ancak bu, ipoteğin sona ermesinin yalnızca tapu sicilindeki terkin işlemiyle mümkün olduğu anlamına gelmez. Alacaklı, ipotekli gayrimenkul sahibinin terkin talebine olumlu yanıt vermezse, malik, TMK m. 1025. gereğince tapu sicilinin düzeltilmesi amacıyla ayni hakka dayalı bir dava açma hakkına sahiptir. Bu dava, tapu sicilindeki kaydın gerçek duruma uygun hale getirilmesini amaçlayan ve taşınmaz üzerindeki ayni haklarla ilgili olan bir davadır71. İpotek hakkının, borçla birlikte sona erdiği durumda, mahkeme kararı ve bu karara istinaden yapılacak olan terkin işlemi, mevcut hukuki durumu açıklığa kavuşturucu bir nitelik taşıyacaktır. Uygulamada da mahkemelerin, “ipoteğin fekki (kaldırılması) davası” adı verilen davalar sonucunda, ipoteğin terkinine karar verilmektedir.
Başka bir görüşe göre, terkin işlemi, üçüncü kişilere karşı yeni bir durum yaratıcı (kurucu) etkiye sahipken, alacaklı ve borçlu arasındaki ilişki bağlamında mevcut durumu açıklar niteliktedir72. Üçüncü kişiler açısından, tapu sicilinde yer alan ipoteğin hem yasal şekil şartlarına uygun olarak var olduğu hem de maddi olarak mevcut olduğu kabul edilir. Buna göre, gerçekleştirilecek terkinin de üçüncü kişiler nezdinde kurucu özellik teşkil edeceği savunulmuştur.
Bizim görüşümüze göre, ipoteğin borca bağlılığı ilkesi doğrultusunda, borcun bitmesiyle birlikte ipoteğin de resmi kayıtlar dışında sona erdiğini kabul etmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 883. maddesi gereğince, ipotek hakkının alacaklının onayı ile tapu sicilinden silinebileceği hükmü, ipoteğin resmi kayıtlar dışında sona eremeyeceği anlamına gelmez. Bu hüküm, ipoteğin sona ermesi sürecinin nasıl işleyeceğine dair bir prosedürü belirtirken, ipoteğin borca bağlı olarak kendiliğinden sona erip ermediği konusuna doğrudan bir yargı getirmez. Türk Medeni Kanunu, genel olarak bir hakkın tescilinin, hak sahibinin yazılı beyanı ile kaldırılabileceğini belirtirken; aynı zamanda, bir tescilin hukuki anlamda bir değeri kalmadığında, taşınmazın malikinin talebi üzerine de terkin işleminin gerçekleştirilebileceğini 1026. maddesi ile düzenlemiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun genel kural olarak alacaklının onayını terkin için şart koşmasının sebebi, borcun sona erip ermediğinin en güvenilir şekilde alacaklının muvafakatiyle belirlenebileceği düşüncesidir. Bu yüzden, Türk Medeni Kanunu’nun 883. maddesine dayanarak, borcun bitmesiyle ipotek hakkının sona erdiği ve tapu sicilinde terkin işleminin yapılması gerektiği sonucuna varılmamalıdır.
1. Süreli İpoteğin Terkini
Süreli ipoteklerin terkini bakımından yakın bir tarihe kadar, süre sonunda malik tarafından ipoteğin terkininin istenip istenemeyeceği konusunda açık bir yasal düzenleme olmaması nedeniyle hukuki çekişmeler yaşanmaktaydı. Ancak 7181 Sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19. maddesi ile TMK m. 883’e düzenleme getirilerek bu husustaki tartışmalar son bulmuştur. Daha önce belirttiğimiz gibi, alacağın sona erdiğini tespit etmenin en güvenli yolu alacaklının muvafakatidir. Ancak, süreli ipotekte, alacağın sona erdiğine yönelik bir muvafakatin önemi kalmamış olmasıyla birlikte kanaatimizce konulan bu hüküm isabetli olmuştur.
V. SONUÇ
İpotek hakkı, alacağa bağlı (fer’i) bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. İpotek hakkının bu özelliği çeşitli aşamalarda gözlemlenmektedir. Bu özelliğin görünümü, bazen mutlak bazen de daha esnek bir şekildedir.
Taşınmaz rehni, tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Tescil, ayni bir hakkın kazanılmasında kurucu bir öğe olarak işlev görür. Bir tescilin geçerli sayılabilmesi için; taşınmazın malikinin tescil talebinin olması, geçerli bir edinme nedeninin bulunması ve tescil işleminin gerçekleştirilmiş olması gibi üç temel unsurun mevcut olması gerekmektedir. Kazanma sebebi, tescilin gerçekleşebilmesi aranan hukuki sebep iken kazanma sebebinden bağımsız, onun dışındaki bir temel borç ilişkisi, ipoteğin fer’iliği ilkesi gereği, rehnin kurulabilmesi için şarttır. Tapu kütüğündeki ipoteğe ilişkin tescil, alacak hakkının varlığı ve miktarı hakkında bir karine teşkil etmez. Ana para ipoteğin mutlak olan alacağa bağlılık özelliği; üst sınır ipoteğinde daha esnek bir görünümde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun sebebi ise, üst sınır ipoteğinde alacağın doğumuna yol açacak veya alacağın doğmasının ihtimal dahilinde olduğunu gösteren bir temel ilişkinin varlığının yeterli olmasıdır.
İpoteğin alacağa bağlılığı, hakkın kullanılması aşamasında ise mutlaktır. Bir ipotek tescil edilmiş olsa dahi, rehin sözleşmesinde öngörülen borç ortaya çıkmazsa, alacaklı adına ipotek hakkının da meydana gelmeyeceği kabul edilir. Yani, paraya çevirme anında alacağın varlığı gerekmektedir. İpotek hakkının sağladığı güvencenin kapsamı ve ipoteğin alacaklıya sağlayacağı teminatın derecesi, öncelikle borcun miktarına bağlı olarak belirlenir. Diğer bir deyişle, alacaklı, paraya çevirme sonunda ancak alacaklı olduğu kadarını elde edebilecektir.
İpotek, güvence altına almak amacıyla kurulduğu belirli bir borç için, sadece o borca yönelik teminat olarak işlev görür.
Genel rehin kayıtları, gelecekte doğması muhtemel her türlü alacağı herhangi bir sınırlama olmaksızın kapsayacak şekilde formüle edilmiş rehin sözleşmesi hükümleridir. Bahsedilen sınırlamanın kaynağı noktasında farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüş, TMK m. 23’e dayandırırken bir başka ve katıldığımız görüş, ortalama bir banka müşterisinin beklentilerinin esas alınması gerektiğini savunmaktadır.
Tescil şartı, ipoteğin geçerli olarak kurulması için gerekli olmasının aksine alacağın devri için aranmamıştır. Borç devredildiğinde, ilgili ipotek de herhangi bir tescil işlemine gerek kalmadan ve tapu sicilindeki rehinli alacaklı adının değiştirilmesine ihtiyaç duyulmaksızın, kendiliğinden yeni alacaklıya intikal eder. Borcu devralan kişi, ipoteğin güvence altına aldığı borç dışında, borçlu ile arasındaki diğer hukuki ilişkilerden kaynaklanan alacakları için, rehin sözleşmesinde aksi bir hüküm yoksa, sadece rehin kaydına dayanarak ipotek teminatından faydalanamaz.
Kanuni halefiyet durumunda, kefilin ipotekleri devralabilmesi için, bu ipoteklerin ya kefalet sözleşmesi yapılmadan önce oluşturulmuş olması ya da kefalet sözleşmesi yapıldıktan sonra, ancak söz konusu borç için oluşturulmuş olması şarttır.
Var olmayan bir borç için ipotek kurulmuşsa veya rehinli alacak sona ermesine rağmen, mevcut olmayan bu alacak devredilmişse, yeni alacaklının tapu kaydına iyi niyetle güvenerek, alacak ve ipoteği kazanamayacaktır. Ancak geçerli bir alacaktan söz ediliyorsa, ipoteğe ilişkin tescilin yolsuz ise TMK m. 1023 koruması gerçekleşir. Kanuni halefiyet halinde ise, kefilin TMK m. 1023 korumasından yararlanmaması gerektiğini söylemeliyiz. Çünkü kefil, ipotek hakkını tapu siciline güven ile kazanmamaktadır.
İpotek hakkı, sözleşmenin devri ile devralan tarafa geçebilir. Sözleşmede kalan taraf lehine üçüncü kişi tarafından verilen rehin hakları varlığını sürdürür. Üçüncü bir kişinin, devreden taraf lehine verdiği teminatın devam edebilmesi içinse, üçüncü kişinin rızası aranır.
Birden çok alacağı teminat altına alındığı takdirde, teminat kapsamında alacaklardan daha önce doğmuş olan bir veya birkaçının ödenmesi, ipoteği maddi anlamda sona erdirmez.
Alacağın sona ermesiyle birlikte ipoteğin de sicil dışı sona erip ermeyeceği tartışmalı bir husustur. Bir görüş, TMK m. 883 hükmünü dayanak olarak göstermekle, ipotek hakkının tapu kütüğünden terkini yapılmadan sona ermeyeceği görüşündedir. Katıldığımız görüşe göre ise, ipotek hakkı, alacağa bağlılığın gereği olarak alacağın sona ermesi ile birlikte sicil dışı sona erecektir. Üçüncü bir görüş, terkinin üçüncü kişiler nezdinde kurucu özelliği bulunduğunu ifade etmektedir. TMK m. 883 hükmü, sicil dışı sona ermeye engel değildir ve gerektiği takdirde malik, TMK m. 1025 uyarınca kaydın düzeltilmesine yönelik dava açabilir. Açılacak dava sonucu mahkeme kararı ve gerçekleşecek terkin açıklayıcı nitelikte olacaktır.
TMK m. 883’e getirilen yeni hükümle süreli ipoteklerin terkini için malikin talebi yeterli olacaktır. Süreli ipotekte, alacağın sona erdiğinin en güvenli ispat yolu olan alacağın muvafakatine ihtiyaç duyulmamaktadır ve getirilen düzenleme isabetli olmuştur.
KAYNAKÇA
TURGUT AKINTÜRK, Eşya Hukuku, 1. Baskı, İstanbul 2009.
TOLGA AKKAYA, İcra Hukuku Bağlamında Süreli İpotek, Türkiye Adalet Akademi Dergisi, C. 4, S. 12, 2013.
SEZİN AKTEPE, İpoteğin Alacağa Bağlı Hak Olması ve Diğer Özel - likleri, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. 6, S. 12, 2007.
MEHMET AYAN, Eşya Hukuku -III-, 8. Baskı, İstanbul, 2017.
AYDIN AYBAY/ HATEMİ HÜSEYİN, Eşya Hukuku, 3. Baskı, İstan - bul, 2012.
NUŞİN AYİTER, Eşya Hukuku, Ankara, 1977.
HASAN AYRANCI, Türk Borçlar Hukukunda Sözleşmenin Yüklenilmesi, (Erişim: 24.11.2023) http://docs.neu.edu.tr/lib - rary/2578355267.pdf.
SÜMER ALTAY/ ALİ ESKİOCAK, Türk Medeni Hukukunda Taşın - maz Rehni, İstanbul, 2017.
ZEYNEP BAHADIR, Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 17, S. 3, 2013.
HASAN ERMAN, Eşya Hukuku Dersleri, 7. Baskı, 2017.
ŞEREF ERTAŞ, Eşya Hukuku, 13. Baskı, 2017.
TURHAN ESENER/ KUDRET GÜVEN, Eşya Hukuku, 6. Baskı, 2015.
SERDAR GÖREN, Rehin Türü Olan İpotek, (Erişim: 24.11.2023) https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp.
KEMAL T. GÜRSOY/ FİKRET EREN/ CANSEL EROL, Türk Eşya Hukuku, Ankara, 1978.
SHEİDA JAVADKHANİ, Türk Hukukunda İpotek, (Erişim: 03.12.2023) https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp.
NAZİF KAÇAK, İpotek ve İpoteğin Paraya Çevrilmesi, Ankara, 2009.
MUSTAFA R. KARAHASAN, Yeni Türk Medeni Kanunu Eşya Hu - kuku, C:2, İstanbul, 2007.
İSMAİL KÜÇÜKÇOPUR, İpotekli Taşınmazın Devri, İpotekli Ala - cağın Temliki, (Erişim: 07.12.2023) https://tez.yok.gov.tr/UlusalTez - Merkezi/giris.jsp.
HALUK NAMİ NOMER/ MEHMET SERKAN ERGÜNE, Eşya Hu - kuku, 7. Baskı, İstanbul, 2019.
M. KEMAL OĞUZMAN/ ÖZER SELİÇİ/ SAİBE OKTAY ÖZDEMİR, Eşya Hukuku, 17. Baskı, 2014.
Ş. BARIŞ ÖZÇELİK, İpoteğin Alacağa Bağlılığı, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C: 33, S: 4, 2017.
BENGİSU ÖZEL, İpotek Hakkının Sona Ermesi, (Erişim: 11.12.2023) https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp.
BERNA ÖZTÜRK, Sözleşmenin Devri, TBB Dergisi, S: 125, 2016.
RONA SEROZAN, Eşya Hukuku I, 3. Baskı, İstanbul, 2014.
RONA SEROZAN, Taşınmaz Rehni, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. LXIV, S. 2, 2006.
A. LALE SİRMEN, Eşya Hukuku, 7. Baskı, Ankara, 2019.
Y. SELİM ŞENER, Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması, 8. Baskı, Ankara, 2010.
Y. SELİM ŞENER, Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması, (Erişim: 16.12.2023) https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp.
DİPNOT
1 Erman, a.g.e., s. 180; Karahasan, a.g.e., s. 237; Sirmen, a.g.e., s. 642;
2 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 949-950; Erman, a.g.e., s. 180; Sirmen, a.g.e., s. 642; Haluk Nami Nomer, Mehmet Serkan Ergüne, Eşya Hukuku, 7. bsk, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2019, s. 351; Ertaş, a.g.e., s. 565.
3 Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 39; Rona Serozan, “Taşınmaz Rehni”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C: LXIV, S: 2, 2006, s. 305.
4 Aktepe, a.g.m., s. 178.
5 Esener/ Güven, a.g.e., s. 501; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1101; Ertaş, a.g.e., s. 565.
6 Esener/ Güven, a.g.e., s. 501; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1101.
7 YHGK, 19.9.2012 T., 2012/12-708 E., 2012/579 K. “Bununla birlikte, miktarı belirli bir alacak için de üst sınır ipoteğinin kurulmasına kanunen bir engel bulunmamaktadır…”(Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 22.11.2023). YHGK, 24.5.1989 T., 1989/11-294 E., 1989/378 K. “Aynı ipotek akit tablosunda limit miktarı saptandıktan sonra..” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 22.11.2023).
8 Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 39; Erman, a.g.e., s. 181.
9 Serozan, a.g.m., s. 305; Sirmen, a.g.e., s. 643.
10 Rona Serozan, Eşya Hukuku I, 3. bsk, İstanbul, Filiz Kitabevi, 2014, s. 88; Sümer Altay/ Ali Eskiocak, Türk Medeni Hukukunda Taşınmaz Rehni, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2017, s. 217; Filiz Doğan, “İpotek Açısından Belirlilik İlkesi”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1992/3, s. 380; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1100; Esener/ Güven, a.g.e., s. 502; Karahasan, a.g.e., s. 237; Sirmen, a.g.e., s. 643; Ayan, a.g.e., s. 219; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 352; Serozan, a.g.e., s. 89; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 217; Akıntürk, a.g.e., s. 786; Şener, a.g.e., s. 12.
11 Oğuzman/ Özer/ Seliçi, a.g.e., s. 950; Sirmen, a.g.e., s. 643.
12 Özçelik, a.g.m., s. 158; Şener, a.g.e., s. 12.
13 Akıntürk, a.g.e., s. 787; Esener/ Güven, a.g.e., s. 500; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1100; Sirmen, a.g.e., s. 643; Ayan, a.g.e., s. 219; Serozan, a.g.e., s. 89; Y. 14. HD, 2004/3260 E., 2004/4870 K. “…Diğer bir anlatımla doğmamış bir borç için ipotek konulmuştur…” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 22.11.2023).
14 Y. 12. HD. 22.4.1980 T., 1980/1969 E., 1980/3718 K. “İpotek (her türlü alacağı temin etmek üzere taşınmaz üzerine konulan bir rehin türü) olduğundan ipoteğin görevi sadece alacaklıya ayni teminat sağlamaktan ibaret olması nedeniyle…” (Yavuz Selim Şener, “Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması”, Yüksek Lisans Tezi, Konya, Selçuk Üniversitesi SBE, 2004, s. 10).
15 Sirmen, a.g.e., s. 643.
16 Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 39; Ayiter, a.g.e., s. 178; Esener/ Güven, a.g.e., s. 503; Erman, a.g.e., s. 180; Ertaş, a.g.e., s. 565.
17 Aktepe, a.g.m., s. 180; Sirmen, a.g.e., s. 643; Esener/ Güven, a.g.e., s. 500; Erman, a.g.e., s. 181; Karahasan, a.g.e., s. 238; Sheida Javadkhani, “Türk Hukukunda İpotek”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Ankara Üniversitesi SBE, 2016, s. 51.
18 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay- Özdemir, a.g.e., s. 951; Erman, a.g.e., s. 181; Ertaş, a.g.e., s. 565; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 217.
19 Esener/ Güven, a.g.e., s. 503.
20 Aktepe, a.g.m., s. 181; Erman, a.g.e., s. 181; Sirmen, a.g.e., s. 643; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 217.
21 Erman, a.g.e., s. 182.
22 Sirmen, a.g.e., s. 643; Esener/ Güven, a.g.e., s. 502; Karahasan, a.g.e., s. 240; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 217; Y. 14. HD, 13.3.2019 T., 2016/8067 E., 2019/2299 K. “İpotek, halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak için kurulabilir. (TMK.m. 881)…” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 23.11.2023) aynı yönde bkz. Y. 14 HD, 19.12.2014 T., 2014/8660 E., 2014/14587 K.
23 Özçelik, a.g.m., s. 160; Esener/ Güven, a.g.e., s. 470; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1100; Erman, a.g.e., s. 182; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 352; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 217.
24 Sirmen, a.g.e., s. 643.
25 Serdar Gören, “Rehin Türü Olan İpotek”, Yüksek Lisans Tezi, Konya, Selçuk Üniversitesi SBE, 2018, s. 50.
26 Y. 14. HD. 30.5.2011 T., 2011/5732 E., 2011/6960 K. “Türk Medeni Kanunu’nun 875. maddesi uyarınca kurulan ipotek, bir karz (kesin borç) ipoteğidir...” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 23.11.2023) aynı yönde bkz. Y. 14. HD., 20.5.2014 T., 2014/2390 E., 2014/6546 K.
27 Aktepe, a.g.m., s. 181; Esener/ Güven, a.g.e., s. 501.
28 Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1101.
29 Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 352.
30 Sirmen, a.g.e., s. 643; Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 952; Şener, a.g.e., s. 13; Akıntürk, a.g.e., s. 786 (yazar, bu durumun fer’ilik özellik hakkında şüphe uyandırdığını ifade etmektedir.)
31 Esener/ Güven, a.g.e., s. 501; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1100; Ertaş, a.g.e., s. 565; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 217. 32 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay- Özdemir, a.g.e., s. 951; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1100; Ertaş, a.g.e., s. 565; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 217.
33 YHGK, 22.2.2012 T., 2011/12-778 E., 2012/94 K. “İstek, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, icra müdürlüğü işlemini şikâyete ilişkindir...” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 23.11.2023).
34 Aktepe, a.g.m., s. 181; Şener, a.g.e., s. 14.
35 Özçelik, a.g.m., s. 162; Esener/ Güven, a.g.e., s. 502. Y. 12 HD, 7.10.2010 T., 2010/9021 E., 2010/22415 K. “Taşınmaz üzerindeki ipotek kredilerin teminatı olarak verilen üst sınır ipoteğidir…” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 23.11.2023)
36 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay- Özdemir, a.g.e., s. 952.
37 Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 39; Erman, a.g.e., s. 181; Karahasan, a.g.e., s. 240; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 352; Ertaş, a.g.e., s. 565; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 219.
38 Özçelik, a.g.m., s. 162.
39 Sirmen, a.g.e., s. 643.
40 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 953.
41 TMK m. 23: “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez...”.
42 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 905.
43 TBK m. 27/2: “Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez…”.
44 Özçelik, a.g.m., s. 166.
45 Özçelik, a.g.m., s. 167.
46 Y. 19. HD., 16.2.2011 T, 2010/7228 E., 2011/1966 K. “Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmaz üzerindeki ipoteğin dava dışı T. D. davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak verildiği…” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 23.11.2023) Y. 19 HD., 11.6.2012 T., 2012/4341 E, 2012/9898 K. “Uyuşmazlık, somut olay bakımından ipoteğin fekki koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır...” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 23.11.2023).
47 YHGK, 28.1.2015 T., 2014/13-596 E., 2015/792 K. “Yukarıda da açıklandığı üzere, asıl alacağın sona ermesi ile feri nitelik taşıyan rehnin de sona ereceği...” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 25.11.2023).
48 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 953; Sirmen, a.g.e., s. 644; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 356; Ertaş, a.g.e., s. 566; Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 39; Erman, a.g.e., s. 182; Karahasan, a.g.e., s. 237; Sirmen, a.g.e., s. 644; Ayan, a.g.e., s. 219; Nazif Kaçak, İpotek ve İpoteğin Paraya Çevrilmesi, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2009, s. 174; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 352-353; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 221; Akıntürk, a.g.e., s. 786; Akıntürk, a.g.e., s. 790; Şener, a.g.e., s. 14; İsmail Küçükçopur, “İpotekli Taşınmazın Devri, İpotekli Alacağın Temliki”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Turgut Özal Üniversitesi SBE, 2014, s. 72; Gören, a.g.t., s. 50.
49 Özçelik, a.g.m., s. 172.
50 Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 40; Akıntürk, a.g.e., s. 786.
51 Aktepe, a.g.m., s. 182; Ayan, a.g.e., s. 219; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 356; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 221; Şener, a.g.e., s. 15.
52 Özçelik, a.g.m., s. 173.
53 Berna Öztürk, Sözleşmenin Devri, TBB Dergisi, S: 125, 2016, s. 267.
54 Hasan Ayrancı, “Türk Borçlar Hukukunda Sözleşmenin Yüklenilmesi”, Doktora Tezi, Ankara, 1999, s. 97-98.
55 Zeynep Bahadır, “Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 17, S: 3, 2013, s. 15.
56 Ayrancı, a.g.t., s. 99-100.
57 Sözleşmenin devrinin kombinasyon yolu ile gerçekleştiği görüşü, kalan tarafın rıza beyanının yalnızca borcun nakline ilişkin olduğuna yol açmaktadır. (kombinasyon ve birlik görüşleri için bkz. Ayrancı, a.g.t., s. 17 vd.).
58 Ayrancı, a.g.t., s. 170.
59 Ayrancı, a.g.t., s. 171.
60 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 954.
61 Özçelik, a.g.m., s. 176.
62 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 954; Özçelik, a.g.m., s. 176; Erman, a.g.e., s. 182; Karahasan, a.g.e., s. 242; Sirmen, a.g.e., s. 644; Ayan, a.g.e., s. 220; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 353; Ertaş, a.g.e., s. 565-566; Y. 14. HD., 5.5.1999 T., 1999/2761 E., 1999/3370 K. “Dava, tapu kaydındaki ipoteğin fekki isteğine ilişkindir...” (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 02.12.2023).
63 Oğuzman/ Seliçi/ Oktay-Özdemir, a.g.e., s. 954; Karahasan, a.g.e., s. 242; Ertaş, a.g.e., s. 565-566; Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir.
64 Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1100-1101; Erman, a.g.e., s. 182; Karahasan, a.g.e., s. 242; Sirmen, a.g.e., s. 645; Ayan, a.g.e., s. 220; Nomer/ Ergüne, a.g.e., s. 353; Ertaş, a.g.e., s. 566; Altay/ Eskiocak, a.g.e., s. 218.
65 Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 40; Ayiter, a.g.e., s. 181.
66 YHGK, 22.3.2017 T., 2017/13-606 E., 2017/532 K. “...Üst sınır ipoteğinin izahında taşınmaz rehin hukukunda hakim olan ilkelerden belirlilik ilkesine değinmek gerekir. Rehin hakkı kural olarak fer’î bir haktır...”. Y. 19. HD., 13.9.2011 T., 2011/2111 E., 2011/10663 K. (Kazancı İçtihat Bankası) (E.T. 10.12.2023).
67 Esener/ Güven, a.g.e., s. 508- 509; Ertaş, a.g.e., s. 566-567.
68 TMK m. 883: “ Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/19 md.) İpotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli taşınmaz üzerinde 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması hâlinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir.
69 Ayiter, a.g.e., s. 181; Gürsoy/ Eren/ Cansel, a.g.e., s. 1101; Erman, a.g.e., s. 183.
70 Aybay/ Hatemi, a.g.e., s. 40; Ayan, a.g.e., s. 219-220.
71 Karahasan, a.g.e., s. 244; Özçelik, a.g.m., s. 181.
72 Bengisu Özel, “İpotek Hakkının Sona Ermesi”, İstanbul, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi SBE, 2019, s. 52-53.







