ÖZET
Anayasa Mahkemesi’nin makul sürede yargılama yapılmadığı iddiasına ilişkin başvuruların ilk elden incelemeye devam etmesi halinde verilen ihlal kararının sayısı ve pilot karar gereği makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından anılan başvuruların incelenip incelenemeyeceği hususları değerlendirilmiştir.
I. GİRİŞ
Yargı erkinin temel görevi, hukuki uyuşmazlık ve problemleri fiili yargılama yoluyla adaletli ve hızlı bir şekilde sonuca ulaştırmaktır. Söz konusu görevi ifa ederken yargılama sürecinin süresi en önemli etkenlerden biridir. Ülkenin yargı organlarına duyulan güvenin ve inancın korunması için temel husus uyuşmazlıkların olabilecek en kısa sürede çözüme ulaştırılmasıdır. Yargılamanın uzun sürmesi, adaletin gerçekleştirilememesi, geç gerçekleştirilmesi veya gerçekleşmenin bir anlamının kalmaması riskini barındırmaktadır. Söz konusu risklerden en önemlileri olarak; uyuşmazlığın süjelerinin yargılama giderlerini karşılayabilme kapasitesini kaybetmesi ve tarafların uzayan yargı süreçlerinden manevi olarak yıpranmasına sebep olmasıdır. Bu nedenler sonucunda yargı erkine duyulan güven sarsılarak yargı marifetiyle uyuşmazlığın giderilmesine olan inancın zayıflamasına yol açmaktadır. Makul sürede yargılanma hakkı, tarihin en eski zamanlardan beri ifade edilen, adaletin tecellisi hususunun geciktirilmemesi veya adalete ulaşılmasının ertelenmemesi düşüncesi yatmaktadır1.
Çalışmamızın ilk bölümünde, adil yargılanma hakkı kavramı açıklanmaya çalışılmış ve bu doğrultuda adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan makul sürede yargılanma hakkı irdelenmiştir.
İkinci bölümde, makul sürenin tespit edilmesinde kullanılan parametrelerin hukuk ve ceza davalarına etkileri incelenmiştir.
Üçüncü ve son bölümde ise, Kesen Altıntaş’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğu bireysel başvuruya istinaden verilen 10.10.2023 tarihli “Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiasıyla Yapılan Başvurunun İncelenmesinin Sürdürülmesini Haklı Kılan Bir Neden Olmadığı Gerekçesiyle Düşmesi” kararı Anayasa Mahkemesi’nin 05.07.2023 Tarihli Nevriye Kuruç kararı kapsamında değerlendirilmiştir.
II. MAKUL SÜRE VE ADİL YARGILANMA HAKKI KAVRAMI
Devlet, salt soyut kanunların yazılmasından değil, kanun koyucunun hazırlamış olduğu kanunların uygulanabilirliğini ve hali hazırdaki düzenin bozulmamasını sağlamakla yükümlüdür2. Bu duruma ek olarak, Anayasa’da belirtilen kısıtlama halleri dışında temel hak ve özgürlükleri ve ekonomik, sosyal tüm engelleri ortadan kaldırmak devletin amaçlarından biridir. Söz konusu yükümlülüklerin en başında; kamu gücü tarafından söz konusu hakkın ihlalinin önüne geçilmesi, temel hak ve özgürlük kısıtlamalarını ortadan kaldırma veya bu ihlallere karşı koymak için caydırıcı müeyyidelere bağlamak gelmektedir3. Bahsedilen konulara paralel olmak üzere bireylerin kamuya veya devlete karşı adil yargılanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sı ile güvence altına alınmak suretiyle insan haklarının mihenk taşı haline gelmiştir4.
Hukuk devleti ilkesinin belki de en temel unsuru, yapılacak objektif yargılama sonucunda adil bir kararın ortaya çıkmasının güvenceye alınmasıdır5. Görüldüğü üzere, yargılama sürecinin en önemli parçalarından biri olarak adli yargılanma hakkı müessesesi değerlendirilebilir. Adil yargılanma hakkının asgari müşterekte olması gerektiği hususları, ana hatlarıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirlenmiştir. Söz konusu husus Anayasa’nın 36. maddesinde ise “Hak Arama Hürriyeti” başlığı ile kendisini göstermektedir. Vatandaşların hak aramak saikiyle yargılama faaliyetlerinin içine dahil olup olmaması konusunda özgür olmasını ve kişilerin ihlal edilen haklarının elde edilmemesinde telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkmasının engellenmesi adına hukuki yollara başvurabilmesi ifade edilmiştir6.
Anayasa’nın 36. maddesine göre vatandaş, yargı süreçlerine dahil olup yargılama faaliyetleri önünde taraf sıfatıyla katılma ve adil bir şekilde yargılanma hakkına sahiptir. Dolayısıyla, Anayasa tarafından kişilerin haklarını arama özgürlükleri teminat altına alınmıştır. Ayrıca Anayasa’daki 14, 37, 38, 40, 125, 138, 142 maddeleri de “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddenin bir unsuru niteliğindedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 maddesinde “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili rızalar, gerek gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” hükmüne havidir. Söz konusu kanun kapsamından da görüleceği üzere yargılamanın makul sürede yapılması gerektiği açıkça ortaya koyulmaktadır.
Genel itibariyle adil yargılanma hakkı müessesesi, kişilerin mevcut haklarının ihlal edildiğini ileri süren kişilerin, söz konusu ihlallerin durdurulması ve hukuka aykırı fiili durumların ihlal edildiği iddiasıyla, yargı mercilerine başvurma hakkını kapsamaktadır7. Hak arama özgürlüğü, haklarının ihlal edildiğini düşünen kişi veya kişilerin, yargı mercilerine başvurabilmesinin yanında ihlal edildiğini düşündüğü hakların niteliği de göz önünde bulundurularak idari makam ve mevkiilere başvurma hakkını içermektedir. Bu durumun devamı olarak söylenebilir ki, makul süre müessesesi ile adil yargılanma hakkının iç içe olduğu söylenebilir. Özetlemek gerekirse; makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının alt başlığıdır8.
III. MAKUL SÜRENİN TESPİTİ VE ÖLÇÜTLERİ
A. Makul Sürenin Tespit Edilmesindeki Sürelerin Başlangıcı Ve Bitişi
1. Genel Olarak
Yargılamanın makul sürede tamamlanması hususu ile, yargılamanın kısa süre içinde sona erdirilmesi değil, münferit her bir dava için yeterli zaman içinde sonlandırılması ifade edilmektedir9. Münferit her dava için yargılamanın makul süre içinde yapılıp yapılmadığının tespitinin yapabilmesi için, sürenin ne zaman başladığının tespit edilmesi gerekmektedir. Sürenin başlangıcı hukuk dosyalarından ayrı, ceza dosyalarında farklıdır. Anayasa Mahkemesi, hukuk davalarında yargılamanın başlangıç tarihini dava açılış tarihi olarak, ceza dosyalarında ise, şahsa suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından tebliğ edilmesiyle ya da gözaltı gibi başvurucunun suçun isnadından ilk olarak haberdar olduğu tarihi başlangıç tarihi olarak almaktadır10.
Başlangıç tarihinin tespitinin ardından bitişinin önem arz ettiğini belirtmek isteriz. Hukuk davalarında sürenin bittiği tarih olarak, icrai süreç de dahil olmak üzere yargılamanın sona erdiği ve kesinleştiği tarih; ceza davalarında ise, şahsa isnat edilen suça istinaden yargılamanın sona erdiği tarih dikkate alınmalıdır. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik bir başvuruda dikkate alınacak tarih hususunda hukuk ve ceza dosyaları arasında bir ayrım yapılmamaktadır. Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından yapılan itirazın karara bağlandığı tarihi dikkate almaktadır11.
2. Hukuk Davaları Bakımından
Hukuk davalarında kural olarak süre, kişinin yargı yoluna başvurduğu yani davanın ikame edildiği tarihte başlamış olarak kabul edilmektedir. Diğer bir deyişle, hukuk davalarında makul sürenin başlangıcı, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin karar vermeye yetkili yargı mercii tarafından ilk işlemlerin yapılmasıdır. Yetkili yargılama mercii tarafından yapılan ilk işlemden anlaşılması gereken husus, mahkeme kaleminde dosyanın açılmış olması olarak anlaşılmalıdır. Ancak, hukuk mahkemelerine başvurmadan önce idari yargıda görülen ya da dava açılmadan önce idari yargıya başvurunun zorunlu olduğu somut olaylarda ise idari makam başvuru tarihi esas alınmaktadır12.
Hukuk davalarındaki makul süre değerlendirmesinde gerek mahkemelerin gerekse de taraflar tutum ve davranışlarının büyük önemi bulunmaktadır13. Medeni usul hukukunda yer alan yetki ve tasarrufların kötüye kullanılması suretiyle yargılamaların uzamasına sebebiyet vermek dürüstlük kuralına aykırı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır14. Yargılama ise, son yargı organının verdiği karar ile sona ermektedir. Basit bir ifadeyle söylemek gerekirse; hükmün kesinleştiği tarih yargılamanın sona erdiği tarih olarak kabul edilmiştir15.
3. Ceza Davaları Bakımından
Ceza yargılamaları hukuk yargılamalarına nazaran farklı şekilde ilerlemektedir. Yargılamanın hızlı bir şekilde sonuçlandırılması kadar maddi gerçeğin tüm detaylarıyla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir16.
Ceza davalarındaki sürenin başlangıcı, hukuk davalarında olduğu gibi davanın açılması veyahut davanın açılmasından önce idari makamlara yapılan başvuru tarihinden başlamamaktadır. Nihayetinde ceza yargılamasındaki süre, kolluk veya savcılık soruşturmasına başlandığına ilişkin yapılan resmi faaliyetle işlemeye başlamaktadır17. Dolayısıyla, makul sürenin başlangıcı hususunun ceza yargılamalarındaki değerlendirmesinde; şüphelinin gözaltına alınarak evraklarının düzenlendiği tarih, savcılık marifetiyle yürütülmesi talep edilen soruşturmanın savcılığa intikal ettiği tarih olarak kabul edilmelidir18. Ceza yargılamasının sona erdiği tarih; kararın kesinleştiği tarih üzerinden hesaplanmaktadır19.
B. Makul Sürenin Adil Yargılanma Kapsamında Tespiti İçin Gerekli Ölçütler
1. Genel Olarak
Makul sürenin tespit edilmesi hususunda somut her olay için ve tüm ihtimallerin yer aldığı net bir sürenin belirlenmesi çok mümkün değildir. Makul sürenin belirlenmesinde kullanılan ölçütler; somut olayın niteliği, başvurucunun tutumu ve niyeti, yargı mercilerinin tutumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bahsettiğimiz ölçütlerin soyut olması sebebiyle tüm davalar için mutabık kalınmış ortak bir makul süreden bahsedilmesi söz konusu değildir20. Bu sebeple, makul sürenin her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışmamızda, aşağıda belirtilen kriterler göz önünde bulundurularak davanın makul süre içinde bitirilip bitirilmediği hususu incelenmektedir21. Yetkili merciiler tarafından, davanın makul sürede bitirilip bitirilmediği konusunu araştırılırken; yargılamanın başlangıcından sonuna kadar geçen süre, hakkının ihlal edildiği düşüncesiyle yargı yoluna başvuran kişinin yargılamanın gecikmesine sebebiyet verecek bir kusurunun bulunup bulunmadığı ve dava konusunun niteliği incelenmektedir.
2. Dava Konusunun Niteliği Gereği Makul Sürede Tamamlanıp Tamamlanamaması Hususu
Yargı mercilerinde görülen uyuşmazlıkların çok taraflı ve karmaşık olması, uyuşmazlıkların adil bir şekilde sonuçlanması için somut olayı aydınlığa kavuşturacak tüm delillerin toplanması, delillerin toplanması aşamasında taraflarca ya da diğer sebepler neticesinde delillerin toplanamaması, davadaki taraf sayısının fazla olması, bilirkişi raporları, keşfin yapılması gibi birtakım faktörler sebebiyle yargılamalar uzayabilmektedir.
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi somut olaydaki uyuşmazlığın karmaşık nitelikte olması, devletin makul sürede yargılamaların sonuçlandırılmasına ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olaylarda makul sürenin aşılıp aşılmadığı hususunu değerlendirirken, davanın karmaşıklığını ve yargılamanın devam ettiği sırada yaşanan tüm aksilikleri göz önünde bulundurarak karar vermektedir22.
3. Başvurucunun Yargılamanın Uzamasına Sebebiyet Verip Vermediği Hususu
Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini düşünen başvurucunun gerek görülen hukuk davalarında gerekse de ceza yargılamasında sanık veya müşteki olarak yargılamanın uzamasına sebebiyet verip vermemesi konuları incelenmektedir23. Makul sürede yargılanma yapılıp yapılmadığını tespit eden mercii, görülen yargılamanın uzamasına sebebiyet vermiş olup olmamasını özel olarak değerlendirmektedir24. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; gerek hukuk davalarında gerekse de ceza davalarında somut olayın tarafları veya somut olaydan menfaati bulunan üçüncü kişilerin kendilerine tanınmış olunan kanun yollarını kullanmaları ve kişilerin bu kanun yollarını kullanmış olmaları sebebiyle davanın uzamış olması sebebiyle tarafların sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmayacaktır25.
Dolayısıyla, tarafların veya somut davaya ilişkin menfaati bulunan kişilerin söz konusu haklarını kullanması makul süre ilkesine aykırı davranıldığı anlamına gelmemektedir26.
4. Yargılamayı Yapmakla Yetkili Makamların Makul Sürede Yargılama Yapmış Olup Olmaması Hususu
Yargılama faaliyeti yürüten yargı organları, yüklenebilecek gecikmeler veya kusurlardan sorumlu tutulmaktadır27. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir husus olarak yargılama yapmaya yetkili mercilerin hatası sebebiyle yargılamanın sona ermiş olması adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmektedir28. Örnek vermek gerekirse; taraflar tarafından elektronik ortam üzerinden gönderilmiş olan dilekçenin dosyanın içine alınmamış olması, önceki duruşmada kuruma müzekkere yazılması kararı mevcutken söz konusu müzekkerenin yazılmamış olması vs. Önemle belirtilmesi gereken bir diğer husus ise; “Yetkili Makam” ifadesinden ne anlaşılması gerektiğidir. Bu ifadeden yargılama yetkisi yapma sorumluluğu bulunan hakimlerin doğrudan yapmış oldukları hatalar anlaşılmamalıdır29.
IV. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN 10.10.2023 TARİHLİ KARARININ İNCELENMESİ
A. Anayasa Mahkemesi’nin 05.07.2023 Tarihli Nevriye Kuruç Kararının Değerlendirilmesi
Anayasa Mahkemesi Nevriye Kuruç kararında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak yapısal bir sorun bulunduğunu, bu yapısal sorunun giderilmesi için alınan her türlü tedbire rağmen makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle ortaya çıkacak zararların tazmin edilmesi için Anayasa’nın 40. maddesi gereğince bireysel başvurudan önce etkili bir başvuru yolunun kurulması gerektiğini tespit etmiştir. Nevriye Kuruç kararında başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ve bu hakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, yapısal sorunun giderilmesi için pilot karar usulünün uygulanmasına karar vermiştir. Kararda yapısal sorunun giderilmesi amacıyla kanuni bir düzenleme yapılması için kararın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderilmesine ve makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla yapılan başvuruların incelenmesinin dört ay süreyle ertelenmesine hükmedilmiştir30.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararda sunulan gerekçelerden birincisi tazminat ödemesinin etkili bir iç hukuk yolu olmadığıdır.
Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir.
B. Anayasa Mahkemesi’nin 10.10.2023 Tarihli Keser Altıntaş Kararının Değerlendirilmesi
Makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının önemli bir unsurudur. Makul sürede yargılanma hakkı Anayasa Mahkemesi’ne gerçekleştirilen birçok başvuruya konu olmuştur. Keser Altıntaş’ın Anayasa Mahkemesi’ne başvurusuna konu husus, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı tapu iptali ve tescili davasının devam ettiğini belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ancak Anayasa Mahkemesi tarafından “Bu durumda Nevriye Kuruç pilot kararındaki ilke ve esaslar dikkate alındığında İç Tüzük’ün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre … makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla yapılan başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmediği için başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.” gerekçesiyle başvuru reddedilmiştir.
Kararın devamında ise “Bu doğrultuda 6384 sayılı Kanun’un geçici madde 2 ile 09.03.2023 tarihine kadar Anayasa Mahkemesi önünde makul sürede yargılama yapılmadığı iddiasına ilişkin derdest başvurular için Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı getirildiğinden 10/3/2023 tarihinden itibaren yapılan başvurularda düşme kararı verilmesi gerekir.” ifadesi ile verdiği karar sonucunda 6384 Sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ile makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin bireysel başvuruları inceleme görev ve yetkisi Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonu Başkanlığı’na (Tazminat Komisyonu) devretmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından Keser Altıntaş başvurusuna düşme kararı verilmesinde yer alan gerekçelere bakıldığında genel ilkeler ve ilkelerin başvuruya uygulanması kapsamında Nevriye Kuruç kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmadan idari veya yargısal bir başvuru yolunun oluşturulmaması, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarının Anayasa Mahkemesi’nce ilk elden incelenmesine devam edilmesi verilen pilot kararın anlam ve önemini ortadan kaldıracaktır.
Anayasa Mahkemesi tarafından, ilgili başvurunun incelenmesinde yarar kalmaması nedeniyle düşme kararı verilmiştir.
V. SONUÇ
Çalışmamızın ilk bölümünde, adil yargılanma hakkı kavramı açıklanmaya çalışılmış ve bu doğrultuda adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan makul sürede yargılanma hakkı irdelenmiştir.
İkinci bölümde, makul sürenin tespit edilmesinde kullanılan parametrelerin hukuk ve ceza davalarına etkileri incelenmiştir.
Üçüncü ve son bölümde ise, Kesen Altıntaş’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğu bireysel başvuruya istinaden verilen 10.10.2023 tarihli “Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiasıyla Yapılan Başvurunun İncelenmesinin Sürdürülmesini Haklı Kılan Bir Neden Olmadığı Gerekçesiyle Düşmesi” kararı Anayasa Mahkemesi’nin 05.07.2023 Tarihli Nevriye Kuruç kararı kapsamında değerlendirilmiştir.
Dava tarafları, adil yargılanma hakkı çerçevesinde, kendilerinin tarafı olduğu bazı cezai, hukuki, idari veya vergi uyuşmazlıklarında makul sürede yargılanma talebinde bulunma hakkına sahiptir. Ancak ülkemizde yargılama süreçleri, dosya sayısının fazlalığı sebebiyle uzun sürmektedir. Bu durumda kişilerin yani davacıların makul sürede adalete kavuşma hakkının ihlali söz konusu olabilmektedir.
Uzun süredir devam eden ve halen müzakeresi devam eden hukuki uyuşmazlıklarda, sürece dahil olanların Anayasa Mahkemesi’nde bireysel iddia ileri sürme imkânı bulunuyor. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, Anayasa Mahkemesi, yargılama hakkının ihlaline ilişkin bireysel iddialarda, yargılama hakkının ihlaline yönelik bir başvuru yolu bulunmadığından, olağan kanun yolları tüketilmeksizin makul süre içinde bireysel başvuru yapılabileceğini belirtmektedir. Hem Anayasa Mahkemesi hem de AİHM, Türkiye aleyhine verdikleri bireysel temyiz kararlarında, ülkemizde uzun yargılama süreçlerinin olduğunu, bu durumun sürekli arttığını ve uzun yargılama süreçlerini engelleyecek etkili iç hukuk yollarının bulunmadığını beyan etmektedir. Aslında bu konuyla ilgili pilot karar alma süreci halihazırda birçok kez yürütülmüştür.
Öte yandan yasama organı, kalıcı ve etkili bir çözüm yöntemi yerine 6384 sayılı Kanuna yalnızca geçici maddeler ekleyerek, belirli tarihlerde Anayasa Mahkemesi’ne intikal eden ve karar bekleyen bireysel şikâyetler için çözüm yöntemi öngörmüştür. Ancak şunu belirtmeliyiz ki bu çözüm yöntemi palyatif niteliktedir; bu nedenle yasama organının uzayan davaları önlemek veya en azından en aza indirmek, ihlal durumunda ihlalin varlığını tespit etmek ve tazminatı tazmin etmek için kalıcı, etkili, uygulanabilir ve uzun vadeli yöntemler sağlaması gerekmektedir.
KAYNAKÇA
EROL CİHAN, “Hakim Unsuru Bakımından Ceza Davalarının Uzamasının Sebepleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, İstanbul, Cilt 45-47, Sayı 1-4, Yıl 1979-1981, s. 873-898, s. 877.
EKCANITEZ/ ATALAY/ ÖZEKES, “Medeni Usul Hukuku” İstanbul, Yıl 2023/10 s. 38.
ÖYKÜ DİDEM AYDIN, “Türk Anayasa Yargısında Yeni Bir Mekanizma: Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ankara, Y.2011, S. 4, s. 122.
PEKCANITEZ/ ATALAY/ ÖZEKES, “Medeni Usul Hukuku” İstanbul, Yıl 2023/10, s. 39.
SİBEL İNCEOĞLU, “İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa” 3. Baskı, İstanbul 2013, s. 209.
İSMAİL KÖKÜSARI, “Hak Arama Özgürlüğü ve 2010 Anayasa Değişiklikleri”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y. 2011, S. 4, s. 165 Cilt 15 Sayı 1.
TUĞBA BAYRAKTAR/ NURAN KOYUNCA, “Adil Yargılanma Hakkı” http://www. registericpess.org/index.php/ICPESS/article/ view/1271/41, E.T. 07.12.17., s. 164. Cilt 5 Sayı 8.
OZAN ERGÜL, “Türk Anayasa Mahkemesi Kararlarında İçtihat İstikrarsızlığı” 1. Baskı, Ankara 2016, s. 93. AKSOY, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı” s. 50.
HASAN HENDEK, “Makul Sürede Yargılama Zorunluluğu” Ankara, 2016, s. 60. s. 217. AYDIN, “Adil Yargılanma Hakkı Bağlamında Anonim Tanık” s. 294 Ankara, 2023 Aralık.
PEKCANITEZ/ ATALAY/ ÖZEKES, Medeni Usul Hukuku” İstanbul, Yıl 2023/10 s. 232,
PEKCANITEZ/ ATALAY/ ÖZEKES, Medeni Usul Hukuku” İstanbul, Yıl 2023/10 s. 235, 236. AKSOY, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı” s. 51.
KENAN ÖZDEMİR, “Adil Yargılanma Hakkı Ve Makul Süre”, http:// www.yayin. adalet.gov.tr/adaletdergisi/01.sayi/7kenan.pdf, E.T. 11.01.18., s. 7,
ÖZER, s. 103, İNCEOĞLU, s. 280,
PEKCANITEZ/ ATALAY/ ÖZEKES, s. 232. HENDEK, “Makul Sürede Yargılama Zorunluluğu” Ankara, 2016, s. 80.
RAMADAN SANIVAR, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesi Çerçevesinde Adil Yargılanma Hakkı ve Sanığa Tanınan Temel Haklar, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim ve Araştırma Enstitüsü, Gazimağusa 2012, s. 46.
ÖZDEMİR, s. 9. AKSOY, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı s. 51,
HENDEK, Hasan “Makul Sürede Yargılama Zorunluluğu” Ankara, 2016 s. 85, 86.
ÖZER, s. 104,
HENDEK, “Makul Sürede Yargılama Zorunluluğu” Ankara, 2016 s. 88.
DİPNOT
1 Erol Cihan, “Hakim Unsuru Bakımından Ceza Davalarının Uzamasının Sebepleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 45-47, Sayı 1-4, Yıl 1979-1981, s. 873-898, s. 877.
2 Hakan Pekcanıtez/ Oğuz Atalay/ Muhammet Özekes, “Medeni Usul Hukuku” İstanbul, Yıl 2023/10 s. 38.
3 Öykü Didem Aydın, “Türk Anayasa Yargısında Yeni Bir Mekanizma: Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y.2011, S. 4, s. 122.
4 Pekcanıtez / Atalay/ Özekes , “Medeni Usul Hukuku” İstanbul, Yıl 2023/10 s. 38, 39.
5 Sibel İnceoğlu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa, 3. Baskı, İstanbul 2013, s. 209.
6 İsmail Köküsarı, “Hak Arama Özgürlüğü ve 2010 Anayasa Değişiklikleri”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y. 2011, S. 4, s.165.
7 Tuğba Bayraktar/ Nuran Koyunca, “Adil Yargılanma Hakkı” http:// www. registericpess.org/index.php/ ICPESS/article/view/1271/41, E.T. 07.12.17., s. 164.
8 Ozan Ergül, “Türk Anayasa Mahkemesi Kararlarında İçtihat İstikrarsızlığı”, 1. Baskı, Ankara 2016, s. 93.
9 Aksoy, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı” s. 50.
11 Aydın, s. 294, Aksoy, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı” s. 50, Sanıvar, s. 42.
12 Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, “Medeni Usul Hukuku Temel Bilgiler” s. 232, Kaşıkara, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma”, s. 251.
13 Özer, s. 100.
14 Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, “Medeni Usul Hukuku Temel Bilgiler” s. 235, 236.
15 Erşen, s. 69-70, Kaşıkara, s. 177, İnceoğlu, s. 377-378.
16 Aksoy, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı”, s. 51.
17 Kaşıkara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma s. 252, Özdemir, “Adil Yargılanma Hakkı Ve Makul Süre” s. 6.
18 Sanıvar, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesi Çerçevesinde Adil Yargılanma Hakkı Ve Sanığa Tanınan Temel Haklar, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim ve Araştırma Enstitüsü, Gazimağusa 2012, s. 42.
19 Sanıvar, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesi Çerçevesinde Adil Yargılanma Hakkı Ve Sanığa Tanınan Temel Haklar”, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim ve Araştırma Enstitüsü, Gazimağusa 2012, s. 42, Kaşıkara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma, s. 177-178, Özer, s. 107, Aydın, s. 294.
20 Özdemir, “Adil Yargılanma Hakkı Ve Makul Süre”, http://www.yayin. adalet.gov.tr/adaletdergisi/01.sayi/ 7kenan.pdf, E.T. 11.01.18., s. 7, Özer, s. 103, İnceoğlu, s. 280, Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku Temel Bilgiler, s. 232.
21 Hendek, Makul Sürede Yargılanma Hakkı” 1. Baskı, Mayıs 2016 s. 80.10 Hasan Hendek, “Makul Sürede Yargılanma Hakkı” 1. Baskı, Mayıs 2016 s. 217.
22 Kaşıkara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma, s. 247, Özdemir, “Adil Yargılanma Hakkı Ve Makul Süre” s. 8.
23 Sanıvar, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesi Çerçevesinde Adil Yargılanma Hakkı Ve Sanığa Tanınan Temel Haklar, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim ve Araştırma Enstitüsü, Gazimağusa 2012, s. 46.
24 Özdemir, “Adil Yargılanma Hakkı Ve Makul Süre”, s. 9.
25 Aksoy, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı” s. 51, Hendek, “Makul Sürede Yargılama Zorunluluğu” Ankara, 2016, s. 85, 86.
26 Kaşıkara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma, s. 249, Aksoy, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı”, s. 52, Özdemir, s. 9.
27 Özer, s. 104, Hendek, Makul Sürede Yargılanma Hakkı” 1. Baskı, Mayıs 2016, s. 88.
28 Özdemir, “Adil Yargılanma Hakkı Ve Makul Süre”, s. 9, Aksoy, “Türkiye Barolar Birliği 143. Sayısı”, s. 52.
29 Kaşıkara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Adil Yargılanma, s. 250.
30 Özer, s 104, Hendek, “Makul Sürede Yargılama Zorunluluğu” Ankara, 2016 s. 88.







