TİCARET HUKUKUNDA YAPAY ZEKAYA İLİŞKİN YENİLİKÇİ UYGULAMALAR
ÖZET
Yapay zeka; tekrarlayan bir öğrenme algoritmasına dayalı olarak insan zekası ve kabiliyetiyle karşılaştırıldığında, daha sezgisel ve daha hızlı çözümler sunan, insan davranışlarını simüle edebilen bir makinenin akıllı insan davranışını taklit etme yeteneği olarak da tanımlanabilen teknolojidir. Bu yeteneği sayesinde yapay zekanın hukuk sahasında kullanımının gittikçe arttığı görülmektedir. New Mind isimli şirketin avukatların kullanımına yönelik hazırladığı yapay zeka destekli yazılımlar, robo-yönetim kurulu üyeleri ve Yargıtay’ın yapay zeka tabanlı “Yargıtay İçtihat Merkezi” kurulmasına yönelik çalışmaları, yapay zekanın hukuk sahasındaki varlığına delalet etmektedir.
Yapay zekanın hukuk nezdinde sahip olduğu kişilik ya da statü, onun sorumluluğunun belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Burada, “kişi” kavramının kapsam ve niteliğinin belirlenmesi, yapay zekanın kişisel durumunun belirlenmesine yardımcı olacaktır.
I. GİRİŞ
Yapay zeka kavramı, insanlar tarafından yapılması zeka gerektiren bazı işlerin, insan eliyle bir makineye ya da bilgisayara programlanmak suretiyle yapılmasını ifade etmektedir. Bilgisayar ya da makinelerin yaptığı bu işlerin yanında, bilgi edinme, görme, algılama, düşünme, dili kullanabilme, karar verme, problem çözme gibi insana ait zihinsel süreçler de yapay zekanın konusunu oluşturmaktadır. Bütün bu çalışmalardan anlaşılacağı üzere yapay zekanın esas amacı, insan zekası veya zihninin yapabileceği bütün fonksiyonların programlanarak yapay sistemlere uygulanmasını sağlamaktır.
Günümüzde yapay zeka kavramı halihazırda hayatımıza girmiş ve yer edinmiş hale gelmiştir. Evimizdeki ışığı ayarlamak, bulaşık veya çamaşır makinemizi çalıştırmak gibi basit gündelik işlerden tutun da oyun oynama, tartışma gibi komplike işlere kadar yapay zeka kullanılmaktadır. Yapay zekanın en önemli özelliği olan öğrenme yeteneği sayesinde yapay zeka öğrenmeye devam ederek karşısına çıkan problemle ilgili birden fazla çözüm yöntemi bulma ve en efektif çözümü sunma, hatta problemin kaynağını öğrenerek söz konusu problemin ortaya çıkmasına mahal vermeden engelleme gibi özellikleri bizlere sunmaktadır. Hal böyle olunca yapay zekanın hukuka tesir etmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Özellikle yapay zekanın bu öğrenme özelliği hukuk alanında hukukçulara büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Yargıtay’ın da uygulamaya koyacağı yapay zeka sistemleri ile kullanıcılar, saniyeler içinde filtreden geçirilmiş spesifik bilgilere erişerek hem zamanlarından tasarruf etmekte hem de yapay zekanın öğrenerek, algılayarak gönderdiği süre, ödeme, tebliğe ilişkin bildirimler sayesinde sunduğu hizmetleri hata payı en düşük şekilde vermektedir.
II. YAPAY ZEKA ( ARTIFICIALIN TELLIGENCE ) KAVRAMI
A. Genel Olarak
Yapay zeka, oluşum aşamasında daha çok bilgisayar biliminin ve özellikle de bu alanın mühendislik kısmının bir yan dalı şeklinde yorumlanmıştır. Ancak yapay zeka, bu alanın gelişmesi ve yapılan yeni araştırmalarla beraber; felsefe, psikoloji, dilbilim ve nöroloji ile de yakın iş birliğine girmiştir. Zira, yapay zeka; sayısal olarak mantık sağlama, insansı davranışları gösterme, hareket, ses, konuşma analiz etme ve algılama gibi pek çok kabiliyeti de beraberinde getirmektedir.
Yapay zeka, canlı bir organizmaya ihtiyaç duymadan tamamen yapay araçlardan yararlanarak insana özgü davranışlar ve hareketler gösteren teknolojik bir özelliktir. Başka bir ifadeyle yapay zeka; bilgisayarların insanlar gibi düşünmesini ve davranmasını sağlayan teknolojidir. İlk ortaya çıktığı zamanlarda, yapay zekaya X sorusu yöneltildiğinde daha önce verilen veya tanımlanan X sorusu cevapları arasından en rasyonel olanını seçip sunmaktaydı. Ancak günümüzde yapay zeka X sorusu örneğinden daha fazlasını yerine getirmektedir. Bilindiği üzere yapay zeka uygulamalarında bilginin temin edilmesi ve bu bilgilerin organize edilmesi en önemli konulardandır. Makine öğrenimi ve derin öğrenme kavramları da yapay zeka kavramının kapsamına dahil olmuştur. Yapay zeka, öğrenme yeteneği sayesinde kendi kabiliyetini durmaksızın geliştiren bir program haline gelmiştir. Bu gelişmelerle beraber yapay zekanın eksiklikleri giderilmiş ve iyi organize edilmiş bilgiler de yapay zekanın getireceği çözümleri kolaylaştırmıştır.
B. Yapay Zekanın Tarihçesi
Yapay zeka ismi ilk olarak 1956 yılında yapılan Dartmouth konferansında geçmekle beraber1, bu konuda yapılan çalışmaların tarihi çok daha öncesine dayanmaktadır. Ancak bu alandaki çalışmalarda 1960’lı yıllara kadar önemli bir ilerleme olmamıştır. 1980’lerde yapılan çalışmalarla yapay zeka ekonomik hayata girmiş ve etkinliğini arttırmıştır2.
Yapay zeka kavramının tarihi, geçmişin modern bilgisayarları kadar eskiye dayanmaktadır. Bu anlamda “Makineler düşünebilir mi?” sorusunu sorarak zeka konusunu tartışmaya açan ilk kişi Alan Mathison Turing’dir. 1943 yılında II. Dünya Savaşı sırasında kripto analizi çalışmaları ile üretime geçen elektromekanik cihazların gelişimiyle beraber bilgisayar teknolojisi ve yapay zeka kavramları ortaya çıkmıştır.
Modern bilgisayarın başlıca çalışma düzenine sahip makineler, programlama çalışmalarıyla beraber insan zekasından ilham alacak düzeye ulaşmışlardır. Fakat ilerleyen zamanlarda modern bilgisayarlar, gelişen uzman sistemler yoluyla günlük hayatın sorunlarının çözümü noktasında pay sahibi olmuşlardır. 1970’li yıllarda bilgisayar üreticileri olan Apple, Microsoft, IBM, Xerox gibi şirketlerin geliştirdikleri kişisel bilgisayarlar ile bu alan daha popüler hale gelmiştir3.
Yapay zeka çalışmalarının tarihi 1950 yıllarına dayanmakla beraber bu alandaki en hızlı ilerlemeler son 10-15 yılda yaşanmıştır. Bu ilerlemeler ile birlikte çeşitli sektörlerde büyük kazanımlar elde edilmiştir. Bilgi işlem performansındaki “onlarca yıllık üstel büyüme, makine öğrenme sistemlerini eğitmek için büyük veri setlerinin kullanılabilirliğinin artması, daha hızlı yineleme ve deneylerin çoğaltılması için standart yazılım çerçevelerinin geliştirilmesi, daha geniş ve daha yaygın olarak” kullanılabilen veri setleri, son zamanlarda önemli ve hızlı bir şekilde artan ticari kazanımlardır4.
Yapay zeka konusunda yapılan çalışmaları tarihi bakımdan şu şekilde incelemek mümkündür: Yapay zekanın ilk etkilerinin 1206 senesinde Ebul İz Bin Rezzaz El Cezeri’nin su ile çalışan otomatik kontrollü makineler yapmasıyla göründüğünü söylemek mümkün. 1623 senesinde ise mekanik ve dört işlem yapabilen hesap makinelerinin icat edilmesi ile yapay zeka kavramı akıllarda yer edinmeye başlasa da, 1672 yılında günümüz bilgisayarlarının soyut temelini oluşturan ikili sayma sisteminin geliştirilmesi bu alandaki çalışmaları hızlandırır nitelikte olmuştur. Keza 1890 senesinde insan beyninin yapısı ve fonksiyonlarıyla ilgili ilk yayının yazılması, yapay zeka ve insan zekası kavramlarının daha da yakınlaşmasına sebebiyet vermiştir. 1923’te “Rossum’un Evrensel Robotları” adlı tiyatro oyununda robotların ilk kez tanıtılması yapay zekanın sanata da dahil olduğunun haberlerini vermiştir. 64k hafızaya sahip programlanabilir bilgisayarın geliştirilmesi ve sinir ağları teorisinin doğmasının ardından 1941’de ilk elektronik bilgisayar yapılmıştır. İlk elektronik bilgisayarın yapılmasıyla yapay zeka alanında çalışmalar hızlandırılmış ve öğrenme programları bilgisayarlar tarafından gerçekleştirilecek şekilde geliştirilmiştir. 1950 senesinde Alan Turing’in “Computing Machinery and Intelligence” isimli makalesinde Turing testini önermesi ile kişinin muhatabının yapay zeka olup olmadığının tespit edilmesi üzerine testler gerçekleştirilmiştir.
İlk yapay zeka programı Mark 1 adlı aygıt 1951 senesinde geliştirilmiştir. 1956 senesinde Dartmouth Yapay Zeka Yaz Araştırma Projesi kapsamında Dartmouth’da yapılan konferansta yapay zeka üzerine çalışmalar başlatılmıştır. 1958’de LISP programlama dilinin ortaya çıkması ile matematik problemlerini çözebilen program yazılmıştır. Programlama dilinin ortaya çıkması ve ilk programların yazılmasıyla mühendislik ve yapay zeka birleşmeye başlamış ve sonuç olarak 1962 senesinde endüstriyel alanlarda robotlar üretilmeye başlanmıştır. Yazılım alanında en önemli dönüm noktalarından biri ve doğal dil işleme bilgisayar programı olan Eliza, MIT Yapay Zeka Laboratuvarı tarafından 1965 senesinde ortaya çıkarılmıştır. 1974’de internet ifadesinin kullanılmaya başlanmasını takiben yapay zeka ilk kez endüstride kullanılmaya başlanmış ve International Business Machines tarafından ilk kişisel bilgisayar üretilmiştir. Kişisel bilgisayarların icat edilmesiyle mühendislik ve yapay zeka daha iç içe geçmiş ve yapay zeka kendisine daha fazla uygulama alanı bulmaya başlamıştır. Zira bilgisayarın bulunmasıyla 1985 senesinde bilgisayarda çizim yapmayı sağlayan programlar geliştirilmeye başlanmıştır.
Yapay sinir ağları, belirli bir disiplin çerçevesinde birden fazla nöronu bir araya getirerek bir görevin gerçekleştirilmesi için yapısal, istatistiksel, matematiksel ve felsefi problemlere çözümler üreten bir bilim dalı haline gelmiştir. 1997’de satranç oynayabilen bilgisayar Deep Blue dünya şampiyonu Gary Kasparov’u yenerek yapay zekanın insan zekasına erişebildiğini hatta öğrenme yeteneği sayesinde insan zekasının üstüne çıkabileceğini kanıtlamıştır. Bu gelişmeden sonra mühendislik ve yapay zekanın birlikte yürütülmesi ve bunun teknolojik gelişmelere olan olumlu yansıması sonucu yapay zeka kullanan robotlar ve eşyalar piyasaya sürülmeye başlanmıştır. Bu kapsamda ilk yapay zeka oyuncağı olan Furby 1998 senesinde piyasaya sürülmüştür. Yapay zeka kullanarak evin metrekaresini tespit ederek çalışan ev robotu elektrikli süpürgeleri üretilmeye başlanmıştır.
Bu noktadan sonra teknoloji, mühendislik ve yapay zeka alanındaki çalışmalar, kaynaklara olan erişimin artması, devletlerin, yatırımcıların yapay zekaya dair olan ilgisinin artması ve bilim insanlarının bu kapsamda yürüttükleri çalışmalardan elde edilen başarılar sayesinde, yapılan çalışmalar çığır açar nitelikte olmuştur. Bu kapsamda Amerika Birleşik Devletleri Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı tarafından üretilen ilk askeri robot projesi ve aynı zamanda ilk bomba atma robotu olan BigDog ve Honda Motor tarafından üretilen ve insan yeteneğine en yakın insansı robot olan Asimo 2005’te piyasaya sunulmuştur. Ayrıca AlphaGo yazılımının strateji oyunu olan GO’da dünya şampiyonunu yenmesi5de yapay zekanın gelişimini en somut şekilde gözler önüne seren yeniliklerden biri olmuştur.
Günümüzde yapay zeka uygulamaları halen devam etmekte, birçok elektronik cihazda bu uygulamalar kullanılmaktadır.
C. Yapay Zekanın Hukuki Kişiliği
Yapay zeka ile hukuk ilişkisinde, üzerinde en çok tartışılan konulardan ilki yapay zekanın hukuki kişiliğidir. Yani yapay zekanın hak ve fiil ehliyetine sahip olup olmadığı sorunsalıdır. Yapay zekanın hukuk nezdinde sahip olduğu kişilik ya da statü, onun sorumluluğunun belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Burada, “kişi” kavramının kapsam ve niteliğinin belirlenmesi, yapay zekanın kişisel durumunun belirlenmesine yardımcı olacaktır. Medeni hukukun konusu olması nedeniyle kişi kavramının detayına burada girilmeyecektir. Ancak belirtmek gerekir ki, şekli anlamda yorumlayan görüşlere göre kişilik, doğal bir durum değil, hukuki bir durumdur ve insan olmanın ötesinde bir kavramdır. Bu düşünceden hareketle yapay zekanın da hukuk nezdinde kişi olarak kabulü mümkün olabilecektir. Diğer yandan kişiliği maddi anlamda değerlendiren görüşler ise kişi ile insan arasında sıkı bir bağ olduğunu, hukuk düzeninin bir varlığı kişi ya da obje olarak da değerlendirebileceğini, ancak bunun teorik bir nitelendirmeden öteye gidemeyeceğini ifade etmektedir. Yine maddi anlamda kişiliği yorumlayan görüşler; insanın bir iradeye sahip olması nedeniyle kişi olarak kabul edildiği, dolayısıyla hukuk düzeninin iradesi olmayan bir varlığı kişi yapamayacağı gibi insanı da kişilikten uzaklaştıramayacağı kanaatindedir6.
Yapay zeka için tüzel ya da elektronik kişilik öncesinde öngörülen hukuki statülerden ilki eşya görüşü idi. Bu görüşe göre yapay zeka herhangi bir alet gibi değerlendirilmeli ve gerçek ya da tüzel bir kişiliğin özel eşyası olarak kabul edilmelidir. Ancak bu görüş, yapay zekanın sahip olduğu bilişsel özellikler karşısında kabul görmemiş ve sıkça eleştirilmiştir. Sonraki görüş ise köle görüşüdür. Bu görüş, yapay zekanın insanlara hizmet etme fonksiyonuna sahip olduğunu ve bu nedenle de hukuken köle olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak köleliğin çağdaş hukuk sistemlerinde yer almaması nedeniyle bu görüş de öğretide pek kabul görmemiştir7.
Hukuk düzeni tarafından tanınan kişilik türlerinden biri de tüzel kişiliktir. Tüzel kişilik, hukuk düzeninin insan dışındaki birtakım varlıklara, kişi ya da mal topluluklarına tanımış olduğu hükmî şahsiyet statüsüdür. Öğretide yapay zekanın unsurlarından biri olan akıllı yazılımlara tüzel kişilik tanınmasını öneren hukuki görüşler bulunmaktadır. Benzer şekilde AB bünyesinde faaliyet gösteren euRobotics çalışma grubunun elektronik kişilik modeli üzerinde durduğu bilinmektedir. Yapay zeka unsurlarının üretici, satıcı ve kullanıcı boyutlarını kapsamakta olan bu modelin hukuki ve cezai sorumluluk konusuna yeni çözümler getireceği savunulmaktadır. Bu modele göre yapay zeka unsurları, örneğin akıllı robotlar, resmi bir sicile kaydedilecek ve böylece o anda kişilik kazanabilecektir. Öte yandan Avrupa Parlamentosu Yasal İşler Komitesi’nce hazırlanan 2017 yılı raporunda akıllı robotlar için elektronik kişilik nitelemesi yapılmıştır. Ayrıca tüzel kişiliğin yapay zeka unsurları için de söz konusu olabileceğini öne süren görüşler; karar alma donanımına sahip oldukları için robotların, şirketler gibi tüzel kişilik kazanmalarının, resmi bir sicile kaydedilmelerinin, kendilerine bir malvarlığı özgülenmesinin ve sebep oldukları zararların bu malvarlığından tazmin edilmesinin hukuken mümkün olduğu görüşündedirler8.
Avrupa Parlamentosunun yapay zeka konusunda yayımladığı rapor ile takındığı tutum, yapay zekanın bir kişiliğe (elektronik kişilik) sahip olmasını öngördüğü gibi ayrıca gerçek ve tüzel kişilik haricinde üçüncü bir kişilik türü olarak elektronik kişiliğin hukuk dünyasında yer almasını öngörmektedir. Böylece akıllı robotlar örneğinde görüldüğü gibi yapay zeka unsurlarına gelecekte hukuki statü verilmesi değerlendirilmektedir9. Bu kapsamda Avrupa Birliği Konseyi’nin 85/374 sayılı Hatalı Ürünlerden Dolayı Sorumluluğa İlişkin Üye Ülkelerin İdari ve Hukuki Düzenlemelerinin Uyumlaştırılmasına Dair Direktif (“Direktif”) ve 12 Mart 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğü bir yıl ertelenen 7223 Sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu (“ÜGDTK”) uyarınca yapay zeka “ürün” olarak kabul edilmiştir ve ilgili düzenlemeler kapsamında üretici ve ithalatçının, üründen kaynaklanan ayıp ve hatalardan dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
D. Yapay Zekanın Türk Hukuku ve Hukuk Mesleği Açısından Düzenlenmesi
Yapay zekanın halihazırda ülkemizde olgunluğunu tamamlamamış olması nedeniyle mevcut yasal düzenlemelerin yapay zekaya ilişkin sorunlara cevap verebilecek nitelikte olduğu söylenebilir. Ancak hukuk sisteminin genellikle teknolojinin gerisinden geliyor olması nedeniyle, ilerleyen yıllarda yapay zekadan kaynaklı hukuksal uyuşmazlıklarda yasal mevzuatın yetersiz ve çözümsüz kalması söz konusu olabilir. Bu durum, günümüz koşullarında hazırlanacak yasal düzenlemelerin geleceğin teknolojik gelişmeleri de dikkate alınarak oluşturulmasını önemli hale getirmektedir. Bunun için de bağlayıcı hukuk (sert hukuk) kuralları ile yapay zeka alanını ilgilendiren düzenlemeler yapılması yerine, bağlayıcı olmayan hukuk kurallarının tercih edilmesi yerinde olacaktır. Böylelikle yapay zeka kaynaklı sorunların hukuki çözümünde yasal düzenlemelerden kaynaklı eksiklikler söz konusu olmayacaktır10.
Yapılacak hukuki düzenlemelerin hukuk mesleğine, mahkemelere, hukuk mesleği mensuplarına, tüketicilere fayda sağlayacak nitelikte olması oldukça önemlidir. Bu ihtiyaç, yasa yapım süreçlerinde dikkate alınmalıdır. Diğer yandan hazırlanan yasal düzenlemeler gerek hukuk mesleğinde gerekse yapay zekanın ilişkili olduğu mesleklerde rekabeti ve inovasyonu sınırlayıcı nitelikte olmamalıdır. Aksi durumda katı, sert, bağlayıcı niteliğe sahip yasal düzenlemelerle karşı karşıya kalınabilir ve bu durum, hukuki düzenlemelerden beklenenin aksi yönde sonuçlar doğurabilir. Yani hukuki düzenlemelerden beklenen yapay zeka alanındaki uyuşmazlıklara çözüm getirmesi iken, aksine hukuki ihtilafları çözümsüz bırakan yasal düzenlemeler ortaya çıkabilir11.
Hukuk hizmetlerinden evrensel standartların yakalanabilmesi ve yapay zeka teknolojisinin hukuk alanına entegre edilebilmesi adına yapay zeka uygulamaları hakkında hukuk mesleği mensuplarının bilgi sahibi olması gereklidir. Yine yapay zeka uygulamalarının hukuk mesleklerinin etik gereksinimlerini karşılayacak (örneğin avukat - müvekkil gizliliği) nitelikte donatılması son derece önemlidir12.
Yapay zekanın kapsamındaki unsurların, genelde soyut olarak tanımlanabilecek kavramlar olması nedeniyle diğer soyut kavramlar olan mantık, düşünme, bilinç ve irade gibi özelliklere sahip olup olamayacağı konusu, hem felsefi hem de hukuki bir mesele olarak öğretide tartışılmaktadır.
Yapay zekanın hukuki statüsü üzerine tartışmalar, önceleri eşya ve kölelik üzerinden başlatılmışken, yapay zeka unsurlarının zaman içerisinde baş döndürücü şekilde gelişmesi yapay zekaya olan bakışı ve bu noktadaki hukuki görüşleri de etkilemiştir.
Yapay zekanın hayatın her alanına dahil olduğu günümüzde, hukukun alanına girmesi ve hukukun çeşitli dallarında kullanımı da kaçınılmaz hale gelmiştir. Toplumsal ve iktisadi hayatın hemen her alanında yararlanılan yapay zeka uygulamalarının hukuk sektöründe kullanımı, hukuk mesleği mensupları açısından da büyük kolaylıklar sağlayabilir. Ancak hukuk sektöründe kullanımı noktasında yapay zeka hakkında uygulayıcıların olduğu kadar hukuk mesleği mensuplarının da bilgi birikim sahibi olması çok önemlidir.
E. Hukukta Yapay Zekanın Kullanımına İlişkin Yürütülen Çalışmalar ve Geliştirilen Yapay Zeka Destekli Uygulamaların Ticaret Hukukuna Etkisi
Gelişen dünyada daha da kompleks hale gelen ticaret kanunları, uygulamada yenilikçi yaklaşımları da beraberinde getirmektedir. Beşerî sistemler tarafından gerçekleştirilen iş ve eylemlerin makineler aracılığıyla da gerçekleştirilmesini öngören yapay zeka teknolojilerinden13 ticaret hukukuna ilişkin alanlarda da sıklıkla yararlanılmaktadır. Veri akışlarının hızla büyümesi ve bu devasa hacimli veriler arasında faydalı bilgilerin analiz edilebilmesi için yapay zeka teknolojilerinin kullanımı adeta kaçınılmazdır. Günümüzde en yaygın olarak; içtihat arama, sınıflandırma, dokümantasyon, alternatif uyuşmazlık yöntemleri, analiz ve istatistiki veriler elde etme alanlarında yapay zeka teknolojilerine sıklıkla başvurulmaktadır. Bunlarla birlikte sözleşmelerin incelenmesinde de de yapay zeka teknolojileri karşımıza çıkmaktadır. Özellikle birden fazla sektörde faaliyet gösteren ortaklıkların imzalamış oldukları sözleşmelerin sayısı binlerle ifade edilebileceği düşünüldüğünde sözleşmelerde yer alan mali yükümlülüklerin, teslim, ödeme, bildirim, faturalandırma, atama veya fesih gibi yükümlülüklerin analiz edilmesi ve depolanması, sözleşmelerde yer alan süreli yükümlülüklerin tasnif edilmesi ve müvekkillerin bilgilendirilmesi ve daha birçoğu için yapay zeka teknolojilerinden faydalanılmaktadır. Böylelikle günümüz yapay zeka teknolojisinin hukukta ve ticari hayatta sıklıkla kullanılıyor olduğu söylenebilmektedir. Sözleşmelerin yapay zeka teknolojisi ile incelenmesi birçok avantajı beraberinde getirmektedir. Şöyle ki sözleşmelerin incelenmesi ve yükümlülüklerin sınıflandırılmasının yapay zeka teknolojileri ile gerçekleştirilmesi sonucunda: Zamandan tasarruf sağlanabilmektedir; Yapay zeka uygulamalarının belki de en öne çıkan faydası zaman tasarrufudur. Yapay zeka destekli bilgisayar sistemleri, çok kısa bir zaman dilimi içerisinde insanlardan daha kapsamlı bir şekilde geniş veri analizini gerçekleştirebilmekte ve böylelikle devasa bir verinin birçok çalışan tarafından analiz edilmesi yerine yapay zeka destekli bilgisayar programlarının kullanılması sonucu maliyet açısından da kar edilebilmektedir.
Yapay zekanın büyük ortaklıklardan gelen geniş hacimli verilerin analiz edilmesinde diğer avantajları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;
a) Yapay zeka teknolojilerinin kullanımı ile verilere ilişkin daha erken ve daha isabetli risk değerlendirmeleri mümkün kılınabilmektedir.
b) Yapay zeka teknolojileri daha kaliteli analizlerde bulunabilir. Şöyle ki insandan farklı olarak yorulmayan, sıkılmayan veya dikkati dağılmayan akıllı yazılımlar tarafından üretilen işler gerçekten hatasız olabilir. Bunun yanı sıra, belgelerin karşılaştırılması ve otomatik öğrenme, sözleşmelerin karşılaştırılması ve eksik maddelerin veya koşulların ya da tutarsız bir şekilde kullanılan terminolojinin veya tanımsız terimlerin tespit edilmesinde de kullanılabilmektedir.
c) Yapay zeka teknolojileri ile sözleşmeler ve daha birçok dokümandan alınan verilerin tasnifi kolaylaşmaktadır. Belgelerin otomatik karşılaştırılması ve düzenlenmesi ile avukatlar belgelerinde ve hatta hukuki değerlendirmelerinde yer alan boşlukları daha hızlı tespit edebilmektedir.
d) Yapay zeka teknolojilerinin kullanımı ile müvekkillerinin ihtiyaçlarına cevap veren avukatların ve hukuk danışmanlarının stresi azalabilmektedir.
1. Avukatlar Tarafından Kullanı - lan Yapay Zeka Destekli Programlara İlişkin Örnekler
Ülkemizde de birçok farklı kurum yapay zeka teknolojisinin hukuka entegrasyonu için çalışmalar yürütmektedirler. Gün geçtikçe daha da karmaşık hale gelen ticaret hayatı ve ortaklıklar hukukunun gerektirdiği yapay zeka destekli veri analizi sistemlerinin oluşturulmasında 2016 senesinde İstanbul’da kurulan New Mind Yönetim Sistemleri Anonim Şirketi’nin çalışmaları dikkat çekmektedir. New Mind tarafından geliştirilen yazılımlar ile devasa boyuttaki veri akışları kolaylıkla tasnif edilebilmekte olup böylelikle hukukçular daha hızlı bir şekilde verileri analiz edebilmektedirler. Bu kapsamda halihazırda New Mind’a ait 12 farklı program bulunmaktadır. “Muhakemat” isimli yapay zeka teknolojisinin kullanıldığı platform üzerinden hukukçular, müvekkillerin dava ve vaka bilgilerini sorgulayabilmekte olup otomasyon üzerinden davaya ve vakaya ilişkin rapor alabilmektedirler. Yine aynı şirkete ait önemli platformlardan biri olan “Mecelle” isimli sistem ile 100 milyondan fazla kaynağa ilişkin gelişmiş arama ve tarama yapılabilmektedir. Aynı zamanda sözleşmelerin künye bilgilerini analiz etme özelliği ile avukatlara sözleşmeleri inceleme ve depo lama kolaylığı getirmiştir. Söz konusu künye bilgileri sözleşmenin imza tarihi ve yürürlük tarihi, sözleşmenin tarafları, sözleşme bedeli, sözleşme konusu, teminat bedeli, sigorta bedeli, geçici kabul tarihi gibi önemli bilgileri sahip olduğu yapay zeka teknolojisi destekli sistemi sayesinde saliseler içinde kullanıcıya sunarak zamandan tasarruf etmelerini sağlamaktadır. Yapay zekanın öğrenme özelliği sayesinde şirkete ait Mecelle sisteminin ara yüzü olan “Mürşit”, öğrenmeye devam ederek sözleşmelerde yer alan yükümlülükleri süresine ve konusuna göre ayırıp kullanıcıya sunmaktadır. Mürşit’in bu özelliği sayesinde kullanıcılar, sözleşme içerisindeki yükümlülükleri, hak düşürücü süreleri ve zamanaşımı sürelerini saniyeler içinde sorgulayabilmekte olup zaman yönetiminden maksimum verim alınmasını sağlamaktadır. Aynı şirkete ait Mecellem isimli platformda ise yukarıda bahsedilen Mürşit adı verilen yapay zeka teknolojisi destekli sistem ile kullanıcılara, sözleşmelerin hukuki incelemesi ve sözleşmelerin süreli yükümlülüklerinin tespit edilmesinde büyük kolaylık sağlanmaktadır. Mürşit, sözleşmelerde yer alan ödeme, teslim, bildirim yapma, kontrol etme, belge düzenleme, faturalama, atama, fesih, mutabakat ve diğer süreye bağlı yükümlülükleri hızlı bir şekilde tespit edebilmekte olup kullanıcılara sözleşmelerin daha hızlı ve hatasız bir şekilde incelenmesi kolaylığını sağlamaktadır.
New Mind tarafından geliştirilen yapay zeka tabanlı platformlara ek olarak Tel Aviv merkezli “Lawgeex” isimli şirketin de yapay zeka teknolojisi destekli sistemler ile sözleşmelerin değerlendirilmesi üzerine çalışmaları öne çıkmaktadır. Sözleşme inceleme otomasyon sistemleri birçok kullanıcı tarafından etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca CS Disco, Westlaw Edge ve Quick Check isimli şirketlerin de yapay zeka teknolojilerinin hukuk alanında kullanımına yönelik entegrasyon çalışmaları öne çıkmaktadır.
Yapay zeka teknolojisinin kullanımı, sözleşmelerin analiz edilmesinin yanında ticari hayatın birçok yerinde de görülebilmektedir. Şöyle ki yönetim kurulu toplantılarına katılım sağlayan yapay zekaların bile olduğu tarafımızca bilinen bir gerçektir.
2. Ticaret Hukukunda Yeni Bir Kavram; Robo-Yönetim Kurulu Üyesi
Günümüz şirketler hukuku, yöneticilerin insan olduğu bir düzene göre hazırlanmış olup, yapay zekanın yönetim kurulu üyesi olması veya şirkette hisse sahibi olabilmesi gibi durumların dışlandığı söylenebilir. Bununla birlikte 2014 yılının sonlarında, Hong Kong merkezli Deep Knowledge Ventures isimli bir şirketin yönetim kuruluna Vital (Validating Investment Tool for Advancing Life Sciences) adında bir algoritma atanmıştır. Ayrıca algoritmaya, tıpkı yönetim kurulunun diğer -insan- üyeleri gibi, “firmanın belirli bir şirkete yatırım yapıp yapmayacağına dair oylamada” oy kullanma hakkı verilmiştir14. Vital; “otomatik olarak bir şirketin durum tespitini gerçekleştirebilme (due dilligence) ve en üst düzey verileri araştıran insanlar açısından henüz tespit edilememiş olan eğilimleri ortaya çıkarmak için geçmiş veri kümelerini kullanma” yeteneği nedeniyle yönetim kuruluna atanmıştı15. Örneğin Vital, yaşlanma araştırmalarında ilaç keşfi için bilgisayar destekli yöntemler geliştiren bir şirket olan Insilico Medicine’i ve bir platform teknolojisi temelinde kişiselleştirilmiş kanser tedavilerini seçen ve derecelendiren Pathway Pharmaceuticals’i finanse etmek şeklindeki iki yatırım kararının onaylanmasına yardım etmişti16. Tüm bunlara rağmen Vital, Hong Kong’un ortaklıklar hukuku düzenlemeleri kapsamında, şirket yöneticisi olarak nitelendirilemiyordu. Birlikte çalıştığı (insan) yöneticiler tarafından kendisine “gözlemci statüsüne sahip yönetim kurulunun bir üyesi” olarak muamele edilmişti17. Fakat Vital, günümüzde dünyanın ilk yapay zeka şirket yöneticisi olarak tarihte yerini almıştır. Her ne kadar Hong Kong ortaklıklar hukuku uyarınca şirket yöneticisi olarak nitelendirilememiş olsa da, Vital’in yönetim kuruluna atanmış olmasının ticaret hukuku alanında önemli bir gelişme olduğu söylenebilir. Vital’ın yönetici olduğu Deep Knowledge Ventures’ın ortağı Dmitry Kaminskiy, tipik şirketlerdeki çoğu görevin beş ila on yıl içinde otomatikleştirileceğini ve yapay zeka sistemlerinin, en azından bazı durumlarda, herhangi bir insan desteği olmaksızın kararlarını kendi başına alabileceğini öngörmektedir18. Görünüşe bakılırsa ilerleyen yıllarda robo-yönetici kavramının ticaret hukuku terminolojisine gireceği söylenebilir. “Robokurullar ve robo-müdürlerin, kararları yönlendirmek ve dijital stratejileri uygulamak üzere insan yönetişim kurullarının güçlendirmesinde rol oynadığı günler gelebilir”19. Toplumda da genel kanının bu yönde olduğu yakın zamanda yapılan bir ankette ortaya çıkmıştır. Şöyle ki “Dünya Ekonomik Forumu’nun Yazılım ve Toplumun Geleceği Üzerine Küresel Gündem Konseyi tarafından yapılan, oyunun kurallarını değiştiren teknolojilerin ana akım haline geleceği tarihleri tahmin etmeyi amaçlayan, yakın tarihli büyük ölçekli bir ankette, ankete katılanların yaklaşık yarısı, yapay olarak akıllı ilk makinenin 2025 gibi erken bir tarihte bir işletmenin yönetim kurulunda yer almasını beklemektedir”20. Robo-yöneticilerin ve robo-müdürlerin şirket bünyesinde kendilerine yer bulduğu günlerde, ülkelerin ticaret hukuku mevzuatlarının da geniş kapsamlı revizyonlara ihtiyaç duyacağı gerçeği gözden kaçırılmamalıdır. Şöyle ki günümüz ticaret hukuku mevzuatlarında şirketlerde karar alan, düzenlemeler yapan, organları oluşturan tüm yapının insanlara göre tasarlanmış olduğu bir gerçektir. Robo-yöneticilerin yönetim kurulu toplantılarında yer almaları veya genel kurulda oy kullanmaları gibi durumlarda, sorumluluk gibi daha birçok ana başlıkta değerlendirilmesi gereken önemli konular ortaya çıkacak olup, bu husus birçok tartışmayı da beraberinde getirecektir. Kısaca yapay zeka teknolojilerinin şirket yapılarına doğrudan dahil olacağı gerçeği karşısında hukuk dünyasını epey yoğun günlerin beklediği söylenebilir.
3. Yargıtay’ın Yapay Zeka Teknolojilerine İlişkin Çalışmaları
Yapay zekanın iyice günümüz dünyasına girmiş olması ve birçok alanda başarıyla kullanılıyor olması Yargıtay’ın da dikkatini çekmiştir. “Yargıtay’ın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi” kapsamında Yargıtay, yapay zeka tabanlı “Yargıtay İçtihat Merkezi” kurulması için Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi ile ortak çalışma yürütmektedir. Çalışmanın detayları henüz netlik kazanmamış olsa da kurulması planlanan “Yargıtay İçtihat Merkezi” isimli platformdan tıpkı avukat, savcı veya hakimlerin yararlanabildiği gibi vatandaşların da yararlanacağı bilinmektedir. 2023 tarihinde faaliyete geçirilmesi öngörülen platformla ilgili konuşan Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca yapay zeka teknolojisinin kullanılacağı sistemin faaliyete geçmesiyle içtihatların doğru ve etkili bir şekilde yaygın hale geleceğini ve Yargıtay’ın bir yükümlülüğü olan içtihat birliğinin sağlanması noktasına da katkı sağlayacağına inandığını dile getirmişti. Avrupa Konseyi Program Ofisi’nin sitesinde “projenin genel amacının yargıyı güçlendirmek ve yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını, etkinliğini ve idaresini daha somut ve görünür kılmak”21 olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bu projenin “Yargıtay’ın aşırı iş yükü, daha etkili çalışma usulleri ihtiyacı ve aynı zamanda istinaf süreci ve istinaf mahkemeleri ile ilgili olarak tutarsızlık ve yargı kararlarının düşük kalitesinin artırılması dâhil olmak üzere, Yargıtay’ın performansının önünde engel oluşturan hususlara odaklanacağı açıklanmıştır.”22. Bu uygulama ile Yargıtay teknolojideki gelişmeleri hukuka entegre ederek yenilikçi bir bakış açısı getirmesinin yanında aynı zamanda iş yükünü hafifleterek vatandaşlara daha efektif, hızlı, verimli ve sağlıklı hizmetler verebilmektedir. Yargıtay’ın sunduğu bu yenilik sayesinde kullanıcılar yüzlerce sayfa uzunluğunda olan dava dosyalarının, dilekçelerin ve davaya ilişkin her türlü belgenin özet raporuna erişerek hem önemli ve ilgili bilgiye kısa sürede ulaşacak hem de bu sayede savcılık ve müzakere işlemleri de hızlanmış olacaktır. Bunun yanı sıra vatandaşlar, hangi konuda emsal kararların yer aldığı hususunda gelişmiş arama seçeneklerini kullanarak mahkeme nezdinde yürüttükleri işlemlerin sonuçlarını önceden tahmin edebileceklerdir.
III. SONUÇ
1956 yılında Dartmouth Konferansı’nda ilk kez dile getirilen yapay zeka kavramı günümüze kadar gelişimini sürdürmüş olup evlerimize kadar ulaşmıştır. Hayatımızın her alanında yer alan hukukun ise yapay zeka teknolojisinden etkilenmemesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Gündelik hayatımızı kolaylaştıran yapay zeka artık hukuk uygulamasına girmeye başlamış ve özellikle hukukçular için çok önemli olan zaman yönetimini sağlama noktasına şimdiden katkılarını sunmaya başlamıştır. Tartışmaların odak noktası olan yapay zekanın kişiliği kavramının araştırmaları bir taraftan tüm hızıyla devam ederken bir yandan da gün geçtikçe karmaşık hale gelen ticari hayatın sürdürülebilirliği açısından yapay zeka tabanlı programlar geliştirilmektedir. Sözleşmeler ve diğer birçok belge üzerinden aktarılan devasa büyüklükteki verilerin efektif şekilde depolanabilmesi, tasnifi ve analizi, yapay zeka destekli platformlar üzerinden kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. Bunun yanı sıra Yargıtay’ın uygulamalarında da yapay zekanın yansımasını görmek mümkün hale gelmiştir. Zira, Yargıtay Başkanlığı’nın ve Avrupa Konseyi’nin ortak yürüttüğü “Yargıtay’ın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi” projesi kapsamında, yapay zeka tabanlı “Yargıtay İçtihat Merkezi” kurulması için imzalar atılmış bulunmaktadır. Bu sayede hem zamandan tasarruf sağlanabilecek hem de insan gücüne duyulan ihtiyaç azalacaktır. Ayrıca şirket yönetim kuruluna giren, oy kullanabilen robo-yönetim kurulu üyeleri, robo-müdürler de ortaya çıkmış olup, tüm bu gelişmeler, ortaklıklar hukuk özelinde ülkelerin ticaret kanunlarında revizyonların gerçekleşmesi gerekeceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Hukukun diğer uygulamalarına nazaran nispeten daha yeni sayılan yapay zeka teknolojisinin hukukta kullanımının, gelecek yıllarda uygulamaların hemen hemen her yerinde yerini alacağı birçok kesim tarafından dile getirilmektedir.
KAYNAKÇA
BAŞAK BAK, Medeni Hukuk Açısından Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Yapay Zeka Kullanımından Doğan Hukuki Sorumluluk, TAAD, Yıl 9, Sayı 35, Temmuz 2018 (211-232). CEM SAY, 50 Soruda Yapay Zeka, 18. Baskı, İstanbul, 2020. DERYA DURLU GÜRZUMAR, “Yapay Zekanın Hukuk Mesleği Açısından Düzenlenmesi”, in: Yapay Zeka Çağında Hukuk (İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu), 2019 (107-108). FLORIAN MÖSLEIN, “Yönetim Kurulu Toplantı Odasındaki Robotlar: Yapay Zeka ve Şirketler Hukuku”, çev. Sevda Bora Çınar, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 79, S. 2, 2021. FURKAN ŞEN/ DOĞANAY YURTOĞLU, Teknoloji ve Güvenlik İlişkisi Bağlamında Yapay Zekanın İstihbarat Analizindeki Önemi, Güvenlik Çalışmaları Dergisi, Cilt 22, Sayı 1, Yıl 22, Haziran 2020 (23-48). HARUN PİRİM, Yapay Zeka, Journal of Yasar University, Sayı 1(1), Haziran 2006, (81-93). İPEK SUCU/ ELİF ATAMAN, Dijital Evrenin Yeni Dünyası Olarak Yapay Zeka Ve Her Filmi Üzerine Bir Çalışma, Yeni Medya Elektronik Dergi, Cilt 4, Sayı 1, Ocak 2020 (40-52). MÜJDAT GÖKÇE, Yapay Zeka (Artificial Intelligence) Tanım, Gelişim ve Gelecek, 2020. https://www.academia.edu/35663224/Yapay_Zek%C3%A2_ Artificial_Intelligence_Tan%C4%B1m_Geli%C5%9Fim_ve_Gelecek (Erişim Tarihi: 03.06.2022). NILS J. NILSSON, Yapay Zeka Geçmişi ve Geleceği, Çev. Mehmet Doğan, 2. Baskı, İstanbul, 2019. SEDA KARA KILIÇARSLAN, Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar, YBHD, Yıl 4, Sayı 2019/2 (363-389). SELİN ÇETİN, “Yapay Zeka ve Hukuk ile ilgili Güncel Tartışmalar”, in: Yapay Zeka Çağında Hukuk (İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu), 2019 (52-63). SELİN ÇETİN, Türk Hukukunda Yapay Zekanın Düzenlenmesi, içinde Yapay Zeka Çağında Hukuk (İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu), 2019 (104-106). SİBKAT KAÇTIOĞLU/ YAVUZ KILAĞIZ, Yapay Zeka Bilgi İşlem Teknolojisi ve Bileşenleri, İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 14. Sayı 1, 2000.
DİPNOT
1 Bilgisayar biliminin bir alt dalı olan yapay zeka kavram olarak ilk kez 1956 yılında Amerikalı bilgisayar bilimci John McCarthy tarafından ortaya atılmıştır.
2 Sibkat Kaçtıoğlu/ Yavuz Kılağız, Yapay Zeka Bilgi İşlem Teknolojisi ve Bileşenleri, İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 14. Sayı 1, 2000, s. 359.
3 İpek Sucu/ Elif Ataman, Dijital Evrenin Yeni Dünyası Olarak Yapay Zeka Ve Her Filmi Üzerine Bir Çalışma, Yeni Medya Elektronik Dergi, Cilt 4, Sayı 1, Ocak 2020, s. 41.
4 Furkan Şen/ Doğanay Yurtoğlu, Teknoloji ve Güvenlik İlişkisi Bağlamında Yapay Zekanın İstihbarat Analizindeki Önemi, Güvenlik Çalışmaları Dergisi, Cilt 22, Sayı 1, Yıl 22, Haziran 2020, s. 31.
5 Müjdat Gökçe, Yapay Zeka (Artificial Intelligence) Tanım, Gelişim ve Gelecek, 2020, s. 8. https://www.academia. edu/35663224/Yapay_Zek%- C3%A2_Artificial_Intelligence_Tan%- C4%B1m_Geli%C5%9Fim_ve_Gelecek (Erişim Tarihi: 03.06.2022); Harun Pirim, Yapay Zeka, Journal of Yasar University, Sayı 1(1), Haziran 2006, s. 83-84.
6 Selin Çetin, “Yapay Zeka ve Hukuk ile ilgili Güncel Tartışmalar”, in: Yapay Zeka Çağında Hukuk (İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu), 2019, s. 53-54.
7 Başak Bak, Medeni Hukuk Açısından Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Yapay Zeka Kullanımından Doğan Hukuki Sorumluluk, TAAD, Yıl 9, Sayı 35 (Temmuz 2018), s. 217-219; Seda Kara Kılıçarslan, Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar, YBHD, Yıl 4, Sayı 2019/2, s. 378.
8 Çetin, s. 55-56; Bak, s. 219-220; Kara Kılıçarslan, s. 380.
9 Bak, s. 220.
10 Selin Çetin: “Türk Hukukunda Yapay Zekanın Düzenlenmesi”, in: Yapay Zeka Çağında Hukuk (İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu), 2019, s. 104-105.
11 Derya Durlu Gürzumar, “Yapay Zekanın Hukuk Mesleği Açısından Düzenlenmesi”, in: Yapay Zeka Çağında Hukuk (İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu), 2019, s. 107.
12 Durlu Gürzumar, s. 108.
13 Cem Say, 50 Soruda Yapay Zeka, 18. Baskı, İstanbul, 2020, s. 83; Nils J. Nilsson, Yapay Zeka Geçmişi ve Geleceği, Çev. Mehmet Doğan, 2. Baskı, İstanbul, 2019, s. 13.
14 Rob Wile, ‘A Venture Capital Firm Just Named an Algorithm to its Board of Directors’ (Business Insider, 13 May 2014) http://www.businessinsider. com/vital-named-to-board-2014- 5?IR=T nakleden Florian Möslein, “Yönetim Kurulu Toplantı Odasındaki Robotlar: Yapay Zeka ve Şirketler Hukuku”, çev. Sevda Bora Çınar, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 79, S. 2, 2021, s. 701.
15 Ellie Zolfagharifard, ‘Would you take orders from a Robot? An artificial intelligence becomes the world’s first company director’ (Daily Mail, 19 May 2014) http://www.dailymail. co.uk/sciencetech/article2632920/ Would-orders-ROBOTArtificial-intelligence- world-s-company-director-Japan. html nakleden Möslein, s. 701.
16 ‘Deep Knowledge Ventures announces new investment fund for life sciences and aging research’, (EurekAlert!,16 December 2015) nakleden < https://www.eurekalert.org/ pub_releases/ 2015-12/brf-dkv121515.php nakleden Möslein, s. 702.
17 Nicky Burridge, ‘Ar tificial intelligence gets a seat in the boardroom’, (Nikkei Asian Review, 10 May 2017) http://asia. nikkei.com/ Business/Companies/Artificial-intelligence- gets-a-seat-in-the-boardroom nakleden Möslein, s. 701
18 Nicky Burridge, ‘Ar tificial intelligence gets a seat in the boardroom’, (Nikkei Asian Review, 10 May 2017) - http://asia. nikkei.com/
Business/Companies/Artificial-intelligence- gets-a-seat-in-the-boardroom nakleden Möslein, s. 702.
19 Michael Hilb, ‘Toward an Integrated Framework for Governance of Digitalization’, Governance of Digitalization nakleden Möslein, “Yönetim Kurulu Toplantı Odasındaki Robotlar: Yapay Zeka ve Şirketler Hukuku”, çev. Sevda Bora Çınar, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 79, S. 2, 2021, s. 702.
20 World Economic Forum’s Global Agenda Council on the Future of Software and Society, “Deep Shift – Technology Tipping Points and Societal Impact”, Survey Report, Eylül 2014, 21 http://www3.weforum.org/docs/ WEF_GAC15_ Technological_Tipping_ Pointsreport_2015.pdf nakleden Möslein, s. 721.
21 Council of Europe Portal - https:// www.coe.int/tr/web/ankara/ strengthening-the-institutional- capacity-of-court-of-cassation#{% 2248288700%22:[0]} (Erişim tarihi, 05.06.2022).
22 Council of Europe Portal - https:// www.coe.int/tr/web/ankara/ strengthening-the-institutional- capacity-of-court-of-cassation#{% 2248288700%22:[0]} (Erişim tarihi, 05.06.2022).








