FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ ANONİM ŞİRKETLERE AYNİ SERMAYE OLARAK GETİRİLMESİ
ÖZET
Toplum nezdinde fikri bir çabanın ürünü olan patent, marka, tasarım, faydalı model, entegre topografyası veya fikir ve sanat eserlerinin kıymetinin artmasının bir sonucu olarak, bu ürünlere/ haklara yönelik bir ekonomik değer de ortaya çıkmıştır. Anılan her bir ürün/ hak her ne kadar gayri maddi ürünler/ haklar olsalar da ekonomik olarak değerlendirilebildikleri takdirde nakdi olarak bir değer taşımaktadır. Hal böyleyken söz konusu fikri mülkiyet haklarının da ticari yaşama entegre olması gerekliliği gündeme gelmiştir.
Bu kapsamda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu1 (“TTK”) kapsamında da fikri mülkiyet haklarının anonim şirketlere sermaye olarak getirilebileceği, hatta ayni sermaye kavramı başlığı altında kabul edilebileceği düzenlenmiştir. Pek tabii her nevi fikri mülkiyet hakkının sermaye olarak taahhüt edilmesi söz konusu olmamakla birlikte, fikri mülkiyet hakkı olarak kabul edilen birçok hakkın sermaye olarak taahhüdü mümkün olmaktadır.
Bu makalede; fikri ve sınai mülkiyet haklarına dair TTK hükümleri incelenerek, anılan hakların anonim şirketlere sermaye olarak getirilmesine dair hususlar ele alınacaktır.
I. GİRİŞ
Anonim şirketlerde “sermayenin korunması”2 ve “ortakların sınırlı sorumluluğu” temel ilkeler olup, şirketler hukuku açısından bu temel kural büyük önem arz etmektedir. Anonim şirketlerin kuruluş aşamasında sermayenin mevcut olması, ortakların taahhüt ettikleri bu sermaye dahilinde sorumluluğunun belirlenmesi açısından önem arz etmektedir3. Bahse konu sermaye, nakdi olabileceği gibi ayni olarak da taahhüt edilebilecektir. TTK kapsamında ayni sermaye olarak getirilebilecek değerler, taşınır/ taşınmaz mallar, ticari işletme/ler ve nihai olarak haklardır. Hak kavramının oldukça geniş olması sebebiyle bu kavrama birkaç örnek vermek gerekir. Bu çerçevede fikri mülkiyet haklara, kanunda sayılmış olan ayni haklar ve alacak hakları örnek gösterilebilecektir. Bu makalede; fikri ve sınai mülkiyet haklarına dair TTK hükümleri incelenerek, anılan hakların anonim şirketlere sermaye olarak getirilmesine dair hususlar ele alınacaktır.
II. AYNİ SERMAYE OLARAK GETİRİLEBİLECEK FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI
A. Ayni Sermaye Kavramı ve Şartları
Ayni sermaye kavramına dair TTK’da mevcut bir tanım bulunmamakla birlikte, nakdi sermaye dışında kalan değerler şeklinde kısa bir tanımın yapılması mümkündür4. Bu çerçevede taşınır, taşınmaz mallar ve ekonomik değeri bulunan her nevi ürün/ hak, kıymetli evrak ayni sermaye başlığı altında anonim şirketlere sermaye olarak getirilebilmektedir. TTK’nın 127. maddesinde ticaret şirketlerine ayni sermaye olarak getirilebilecek haklar/ değerler şu şekilde sayılmıştır:
a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar,
b) Fikrî mülkiyet hakları,
c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz,
d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları,
e) Kişisel emek,
f) Ticari itibar,
g) Ticari işletmeler,
h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler,
i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar,
j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer
Anılan maddede yer alan düzenlemenin yalnızca anonim şirketleri değil, tüm ticaret şirketlerini kapsaması nedeniyle maddenin e ve f bentlerinde yer alan değerlerin anonim şirketler açısından geçerli olmadığını ifade etmek isteriz5. Madde metninde yer verilen bu sayımın sınırlı olmadığını, metinde yer verilen j maddesindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere numerus clauses olarak kabul edilemeyeceği açıkça görülmektedir6. Kanun koyucu da “fikri mülkiyet” olarak sayarak geniş tanıma yer vermeyi, tek tek saymak yerine bu üst başlık ile ekonomik değeri olan fikri ürünlerin sermaye olarak getirebileceğini düzenlemiştir.
Ayni sermaye olarak getirilebilecek her nevi hak/ değerin taşıması gereken belirli özellikler bulunmaktadır. Her ne kadar TTK m. 127 kapsamında sınırlı sayı ilkesi tercih edilmemiş olsa da pek tabi ayni sermaye olarak getirilecek değerlere dair önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda ayni sermayenin maddi edim olma, devredilebilir olma ve nakdi değerinin bulunması şartlarının mevcut olması gerekmektedir7.
Maddi edim özelliği, ayni sermayenin maddi bir mal ve/ veya hak olması anlamına gelmektedir. Kanun maddelerinde açıkça maddi olma özelliğine yer verilmemiş olmakla birlikte, sermaye olarak getirilecek unsurlara ilişkin kişisel emek ve ticarî itibarın sermaye şirketlerinde sermaye olarak konulamayacağı dikkate alındığında maddi edim özelliğinin bulunması gerektiği şeklinde yorum yapılmaktadır. “Zira sermaye şirketlerine bedensel ya da fikrî çalışmayla yerine getirilebilen, yani şahsî edim niteliğinde olan yapma edimlerinin taahhüt edilmesi mümkün değildir”8.
Anonim şirketlere sermaye olarak bir hakkın kendisi devredilmek suretiyle getirilebileceği gibi, sınırlı hak tesis edilmesi şeklinde de taahhüt edilmesi söz konusu olabilecektir9. Ayni sermaye konusu bir şey yapma/ verme gibi olumlu edimle taahhüt edilebilecek iken, menfi yönde yapmama/ vermeme gibi bir taahhüdün mümkün olamayacağını ifade etmek isteriz.
Devredilebilir olma özelliği; sermaye tüzel kişilik olan anonim şirkete özgüleneceği için, sermayeyi getiren pay sahibinin bu hakkı şirkete devredebilmesi anlamına gelmektedir. Bu da ayni sermaye olarak getirilecek hak/ değerin pay sahibinden şirkete, sonrasında da üçüncü kişilere devredilebilir olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır10. Örneğin sözleşme veya somut olayın şartları gereği esasen sermaye olarak getirilebilecek bir alacak hakkının devri engellenmiş ise, artık bu alacak hakkının sermaye olarak anonim şirkete özgülenmesi mümkün olmayacaktır. Nitekim madde 127/1-j’de açık bir biçimde “Devrolunabilen” her türlü değerin sermaye olarak getirilebileceğinin düzenlenmesi ile bu durum açıklık kazanmaktadır11.
Nakden değerlendirilebilir olma özelliği, anonim şirketlerin sermayelerinin nakdi olarak değerlendirilmiş olmaları gereği, sermaye olarak getirilen her bir unsurun nakdi/ para karşılığının tespit edilebilir olmasını ifade etmektedir. Nitekim TTK madde 339/2’de esas sözleşmede bulunması gereken hususların arasında “Paradan başka sermaye olarak konan haklar ve ayınlar; bunların değerleri” yer almaktadır. Bu da sermaye olarak getirilen her unsurun nakdi değerinin bulunması gerektiği sonucuna götürmektedir. Yanı sıra yine madde 127/1-j açık bir biçimde ayni sermaye olarak getirilebilecek değerlerin “nakden değerlendirilebilecek” olmasını düzenlemiştir.
Nakdi olarak değerlendirilmesi hususunda ise önem arz eden kısım; ayni sermayenin nakdi karşılığının bilirkişi tarafından tespit edilmesi/ değerlenmesidir. Ancak burada söz konusu işlemin bir “değerleme” işleme olduğunu, fiyat belirlemekten daha geniş bir işlem olduğunu ifade etmek isteriz. Örneğin satın alınacak bir mal karşılığında satıcıya ödenecek bedel bu malın fiyatı iken, anonim şirkete söz konusu malın sermaye olarak getirilmesi halinde sadece bu fiyat değil, mala dair giderler de eklenerek tespit edilen değer sermaye olarak kaydedilmektedir12.
Bahse konu değerleme prosedürü TTK madde 343’te düzenlenmiştir. Kanun maddesinde değerlemenin asliye ticaret mahkemesince atanacak bilirkişi tarafından gerçekleştirileceği ifade edilmiş olmakla birlikte, yetkili mahkeme açısından düzenleme yapılmamıştır.
Doktrinde bu hususa ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu13(“HMK”) madde 384 “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.” hükmünün uygulanmasının yerinde olacağı kabul edilmektedir14. Yine bu değerleme talebinin de anılan kanun maddesinde yer aldığı üzere “ilgililer” tarafından gerçekleştirilebileceği ifade edilmektedir15.
Tanzim edilecek değerleme raporunda; tespitin adil ve uygun olarak gerçekleştirildiği, sermaye olarak getirilecek alacağın geçerliliği, tahsil edilebilirliği, tam değeri vb. hususları açık bir şekilde izah edilmektedir. Bu raporda belirlenen değere, kurucular ve menfaat sahipleri tarafından itiraz edilebilecektir. Ancak nihai olarak mahkemenin onayladığı rapor kesindir ve buna karşı işlem gerçekleştirilmesi mümkün değildir16.
B. Ayni Sermaye Olarak Getirilebilecek Fikri Mülkiyet Hakları
Fikri mülkiyet hakları eser sahibi tarafından hususi bir çabanın sonucu ortaya çıkan fikri ürünler olarak tanımlanabilecektir17. Bahsetmiş olduğumuz bu tanım fikri mülkiyet hakları kavramının en geniş tanımı olarak kabul edilebilecektir. Zira üst başlık olan “fikri mülkiyet hakları” bu tanımın altında sınai mülkiyet hakları ve fikir ve sanat eserleri hakları olarak düzenlenen çeşitli hakları da içermektedir. Bahse konu görüş anlamında doktrinde tartışmalar bulunmakla birlikte Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (“WIPO”) tarafından yapılan tanımda, “fikri mülkiyet” kavramı üst başlık olarak kabul edilmekte ve bu kavramın içerdiği konular; “sınai mülkiyet” ve eser sahibinin hakları olan “telif hakları” şeklinde ikiye ayrılmaktadır18.
Nitekim hukukumuzda da fikri mülkiyet kavramı üst başlık olarak kullanılmaktadır. Ayni sermaye olarak getirilebilecek fikri mülkiyet haklarına ilişkin olarak TTK madde 342’nin gerekçesine bakıldığında ““Fikrî mülkiyet hakları” ibaresi, fikir ve sanat eserlerini, bağlantılı hakları, markaları, tasarımları, patentleri, coğrafî işaretleri, tescil edilmemiş haklar ile bilgileri, bitki geliştirilmesini, yani ıslahçı haklarını, yarı iletkenlerin topografyalarını kapsayacak şekilde geniş anlaşılmalıdır.”19şeklinde ifade edilmektedir. Alt başlık olarak kabul edilen sınai mülkiyet hakları 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda (“SMK”)20, telif hakları/ eser sahibinin hakları ise 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda (“FSEK”)21 düzenlenmektedir. SMK kapsamında düzenlenen sınai mülkiyet hakları; marka, patent, tasarım, coğrafi işaret, faydalı modeller, entegre topografyası ve benzeri şeklindedir. Kanun koyucu tarafından ise FSEK’te eseri meydana getiren kişinin haklarında olduğu üzere, bir ürünün “eser” olarak kabul edilmesinin şartları da detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.
Fikri mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak getirilmesinin düzenlendiği TTK madde 127 haricinde, esasen kanun koyucu fikri mülkiyet haklarının anonim şirketlere sermaye olarak getirilmesine ilişkin düzenlemeye madde 342’de yer vermiştir. Anılan kanun maddesi;
“Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir.”
hükmünü amirdir. Anılan madde çerçevesinde fikri mülkiyet haklarının; nakdi değer biçilebilen, devredilebilen, sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan özelliklerini taşıyor olması halinde sermaye olarak getirilebileceği açıktır. Bu noktada fikri mülkiyet haklarının alt başlıkları olan sınai mülkiyet hakları ve fikir ve sanat eserleri hakları bakımından özellikle devredilebilme hususunun ayrı ayrı değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Devredilebilir olma
SMK kapsamında düzenlenen sınai mülkiyet hakları üzerindeki hak sahipliği (patent, faydalı model, marka, tasarım, entegre topografyası vb.) Türk Patent Marka ve Kurumu nezdinde tanzim edilen sicile kayıt suretiyle kazanılmaktadır. Sınai mülkiyet haklarındaki bu tescil, hakların kazanılması açısından kurucu niteliktedir. Anılan sicilde yer alan kayıtlar vasıtasıyla hak sahipliğinin öğrenilmesi mümkün olduğu gibi hakkın devredilmesi de bu sicil üzerinden gerçekleşmektedir. Örneğin marka hakkı sahibinin anılan markasını ayni sermaye olarak getirmek istemesi halinde söz konusu hak sahipliği değişikliğinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de sicile işlenmesi gerekecektir. Ancak bu noktada bir istisnadan bahsetmek isteriz. Şöyle ki, SMK’da düzenlenen coğrafi işaretlerin devredilmesinin mümkün olmaması sebebiyle anonim şirketlere sermaye olarak taahhüdü geçerli olmayacaktır22. Coğrafi işaretler haricindeki sınai mülkiyet ürünlerinin/ haklarının sicil kayıtlarında herhangi bir sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmaması halinde devri mümkün olup, sınai mülkiyet ürünleri ve hakları bu çerçevede sermaye olarak taahhüt edilebilecektir.
Fikir ve sanat eserlerinde ise eser sahibinin, FSEK madde 22-25 arasında düzenlenen mali haklarını üçüncü kişilere devretme hakkı bulunmaktadır. Bu hakların tümünü devredebileceği gibi, eser sahibi bu hakların bir kısmını devretmeyi de tercih edebilecektir. Ancak istisnaları olmakla birlikte; sınai mülkiyet haklarında olduğu üzere sicile tescil durumunun mevcut olmadığını ifade etmek gerekir. FSEK çerçevesinde yer alan düzenleme gereği; mali hakların devredilmesi için tarafların yazılı olarak hangi hakları, hangi şartlar çerçevesinde devrettikleri hususlarında mutabakata varmaları gerekmektedir. Zorunlu tescil sistemine23 tabii tutulmamış olan fikir ve sanat eserleri üzerinde haklar bakımından tescilin mevcut olması kurucu mahiyette değil, bildirici ve gerçek hak sahipliğinin ispatı aracı olarak görülmektedir. Son olarak ise FSEK madde 48/3’te yer alan düzenleme gereği meydana gelmemiş/ gelmesi muhtemel olan eserlerin üzerinde işlem yapılması mümkün olmadığından ayni sermaye olarak taahhüt edilmeleri de mümkün olmayacaktır24.
Nakden Değerlendirilebilme ve Maddi Edim Olma:
Yukarıda yer verdiğimiz TTK madde 342 hükmü ve kanunun ayni sermayeye ilişkin hükümleri çerçevesinde, gerek sınai mülkiyet hakları gerekse fikir ve sanat eserlerinden doğan hakların nakdi olarak karşılığının bulunması ve maddi edim niteliğini haiz olması gerekmektedir. “Örneğin işgörme edimi niteliğindeki know-how, ayni sermaye olarak taahhüt edilemeyecektir25”.
Sınırlı Ayni Hak, Haciz ve Tedbir Bulunmaması:
TTK’da açıkça sayıldığı üzere bu haklar fikri mülkiyet hakları üzerinde tesis edilmiş ise bu fikri mülkiyet hakkı, diğer ayni sermaye türlerinde olduğu gibi, anonim şirkete sermaye olarak taahhüt edilemeyecektir.
İzah olunan çerçevede, üzerinde; sınırlı ayni hak, haciz ve tedbir bulunmayan her türlü marka, patent, tasarım, faydalı model, telif hakkı dahil fikri mülkiyet hakları anonim şirketlere sermaye olarak getirilebilecektir.
Bu noktada mevcut bir lisans hakkının ayni sermaye olarak getirilip getirilmeyeceği hususuna da değinmek isteriz. Pay sahibinin, mevcut olan lisans hakkını sermaye olarak getirmesi mümkündür. Lisans hakkının düzenlendiği lisans sözleşmesinde, lisans alanın bu hakkı üçüncü kişilere devredebileceği düzenlenmiş ise hakkın sermaye olarak getirilmesi önünde bir engel yoktur. Aynı zamanda lisans hakkının basit ve/ veya inhisari olmasının sermaye olarak getirilmesinde bir etkisinin/ öneminin bulunmadığı ifade edilmektedir26. O halde ayni sermaye olarak getirilecek lisans hakkının geçerliliği için asıl lisans veren ile lisans alan arasındaki sözleşmede devredilebilirlik ve alt lisans verilebilirlik hususlarının mevcut olup olmadığı tespit edilmelidir.
III. FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ AYNİ SERMAYE OLARAK TAAHHÜDÜ VE İFASI
Fikri mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak getirilmesi, ilgili hakkın taahhüdü ve bu taahhüdün ifası amacıyla yapılacak tasarruf işlemi olmak üzere iki işlemden oluşmaktadır. Anonim şirketin kuruluşu aşamasında sermaye olarak taahhüt edilecek fikri mülkiyet hakkının ve buna bağlı olan değerin TTK madde 339 ve devamındaki düzenlemeler gereği şirketin esas sözleşmesinde yer alması gerekmektedir. Bu husus, esas sözleşmenin zorunlu unsurları arasında yer alması sebebiyle önem arz etmektedir. Kanunda yer alan açık düzenleme gereği yalnızca fikri mülkiyet hakkı değil, hakkın nakdi karşılığı, bu değere göre belirlenmiş olan pay miktarı, hakkın hangi şekilde devredileceği ve bu devrin şartlarının açıkça esas sözleşmede yer alması gerekmektedir.
TTK madde 128’de yer alan düzenleme gereği; şirkete sermaye olarak getirilecek fikri mülkiyet haklarının özel sicillere sahip olmaları halinde, bu sicillere, ilgili hakka dair bilirkişi tarafından belirlenen değerin ayni sermaye olarak konulduğu hususunda şerh verdirilmesi gerekir. Şerhin üçüncü kişinin iyi niyetini kaldırabileceği düşünülmüş, bunun da sermayenin korunması açısından önemli bir etkiyi haiz olduğu sonucuna varılmıştır27. Maddenin gerekçesinde; taahhüde dair şerh verilmediği takdirde, anılan fikri mülkiyet hakkının ayni sermaye olarak taahhüt edilemeyeceği ifade edilmiştir. Zira anılan hüküm emredici niteliktedir28. Şerh verilip verilmediği hususu ise şirketin ilanına karar verecek sicil müdürünün yetkisi kapsamında olduğundan, bu şartın mevcut olmadığının tespit edilmesi halinde şirketin ilanına karar verilmeyecektir.
Anılan kanun hükmü çerçevesinde; marka, patent, tasarım, faydalı model vs. kayda tabi olmaları hasebiyle sınai mülkiyet hakları yönünden özel sicile şerhin gerçekleştirileceği açıktır. Ancak eserden doğan haklara ilişkin fikri mülkiyet hakları/ telif haklarının bir sicile tabi olmamaları nedeniyle anılan maddenin bu haklar bakımından nasıl gerçekleştirileceği hususu önem arz etmektedir. Fikir ve sanat eserlerinin bir kısmı, yukarıda ifade edildiği üzere zorunlu kayda tabidir. Bu haklar bakımından ilgili sicilin kanun metninde yer alan özel sicil şartını sağladığı ve şerhin gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade edebiliriz. Yanı sıra kaydı kabil olmayan fikir ve sanat eserlerine dair haklar için ise TTK madde 128/8 “Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir.” hükmünün uygulanması mümkün olacaktır. İhtiyati tedbir ile sermaye olarak taahhüt edilen mülkiyet hakkının ifası garanti altına alınmış olacaktır. Ancak burada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ilkeleri çerçevesinde iki hafta içerisinde esasa dair davanın açılması gerektiğini vurgulamak isteriz. Bahse konu süre ise; TTK madde 128/8 “Tedbir üzerine açılacak davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar” şeklinde düzenlenerek şirketin tescil ve ilanına bağlı tutulmuştur.
Fikri mülkiyet haklarının sahipliği hususu ise, TTK madde 128/4 “Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir” hükmünü amirdir. Dolayısıyla her ne kadar devir işlemi ile anonim şirketin tüzel kişiliğine geçmemiş olsa da sermaye taahhüdü sebebiyle anonim şirket, fikri mülkiyet hakları üzerinde malik sıfatına sahip olacaktır.
Şirketin tüzel kişilik kazanmasının akabinde ise sınai mülkiyet haklarının TürkPatent nezdinde de taahhüt eden ortak tarafından şirkete devrinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu devir noter onaylı bir sözleşme ile gerçekleştirilecektir. Devir sözleşmesinin TürkPatent’e ibrazı ile sicil kayıtlarında da sınai mülkiyet hakkının sahibi anonim şirket olarak kayıt edilecektir. Eserden doğan hakların sahipliği hususunda ise; tüzel kişilik olan şirket ve eser sahibi arasında gerçekleştirilecek olan mali hakların devri sözleşmesi ile hangi hakların şirkete devredildiği tek tek sayılmak suretiyle devredilecektir. Bu yazılı anlaşma ile eserden doğan haklar da anonim şirketin uhdesine girmiş olacaktır.
IV. SONUÇ
Fikri mülkiyet hakları başlığı altında yer alan sınai mülkiyet hakları ve eser sahibinin hakları/ telif hakları her ne kadar gayri maddi varlıklar olsalar bile TTK kapsamında anonim şirketlere ayni sermaye olarak getirilebileceği yönünde düzenlemeye yer verilmiştir. TTK madde 127 tüm ticaret şirketleri açısından genel bir hüküm olmakla birlikte, TTK madde 342 anonim şirketlere sermaye olarak getirilecek fikri mülkiyet haklarının şartlarına da yer vermiştir. Bu çerçevede; nakdi değer biçilebilen, devredilebilen, maddi edim niteliğini haiz ve üzerinde sınırlı ayni hak/ haciz/ tedbir bulunmayan her türlü fikri mülkiyet hakkı, ayni sermaye olarak taahhüt edilebilecektir.
Fikri mülkiyet hakkının anonim şirkete sermaye olarak taahhüt edilmesi halinde, ilgili fikri mülkiyet hakkı, hakkın değeri, kaç adet paya tekabül edeceği, devrin şartları gibi hususlar anonim şirketin esas sözleşmesinde yer almalıdır. Söz konusu fikri mülkiyet hakkının değerinin belirli olmaması sebebiyle yetkili olan asliye ticaret mahkemesine başvurularak yetkin bir bilirkişinin değerlendirme raporu tanzim etmesi talep edilmelidir. Mahkeme tarafından bilirkişi raporunun onaylanması halinde, anılan rapordaki değer üzerinden sermayenin ifası gerçekleştirilebilecektir. İfa sırasında sicile kayıtlı bulunan haklar bakımından devir ve ifa işlemi kolaylıkla gerçekleştirilebilmekle birlikte, kayda tabi olmayan haklar bakımından da ihtiyati tedbir talebi ve akabinde ikame edilecek dava ile hakkın korunması gerçekleştirilebilecektir.
KAYNAKÇA
EMEK TORAMAN ÇOLGAR, Borçlanma Yasağı, On İki Levha Yayınları, İstanbul, Ağustos 2019. FATİH ARICI, Alacak Hakkının Anonim Ortaklığa Sermaye Olarak Taahhüdü, Beta Yayınları, İstanbul 2003. HASAN PULAŞLI, Şirketler Hukuku, Karahan Kitapevi, Adana 2011. https://www.muglabarosu.org.tr/Upload/files/pdf/TTK%20 Madde%20Gerek%C3%A7eleri.pdf (Erişim Tarihi: 01.06.2022). https://www.telifhaklari.gov.tr/Zorunlu-Kayit-Tescil-Basvurulari-Zorunlu-Kayit-Tescil-Basvurulari (Erişim Tarihi: 01.06.2022). M. HALİL ÇONKAR, Anonim Şirketlerde Ayni Sermaye, On İki Levha Yayınları, İstanbul 2017. MEHMET ASLAN, Fikri Mülkiyet Haklarının Anonim Şirketlere Ayni Sermaye Olarak Getirilmesi, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2013. MUSTAFA KEMAL OĞUZMAN/ TURGUT ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 1, İstanbul 2018. SAMİ KARAHAN/ CAHİT SULUK/ TAHİR SARAÇ/ TEMEL NAL, Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, Seçkin Yayınları, Ankara 2012. SENİHA DAL, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) M. 342’ye Göre Fikri Mülkiyet Haklarının Anonim Şirkete Ayni Sermaye Olarak Konulması, Marmara Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, İstanbul, 2012, Cilt 18, Sayı 2. T. C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Fikri Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT, Ankara 2000, (https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2018/11/08_FikriHaklar.pdf ) (Erişim Tarihi: 01.06.2022).
DİPNOT
1 13.01.2011 tarih, 6102 sayılı Resmi Gazete (RG).
2 TTK madde 12’de yer alan amir hüküm çerçevesinde sermayenin korunması ilkesi tüm sermaye şirketleri için geçerlidir. Aynı zamanda TTK madde 447 hükmü çerçevesinde bu ilke bir zorunluluk olarak mevcuttur. Örneğin sermayenin korunması ilkesine aykırı olarak kabul edilen yönetim kurulu kararları TTK madde 391’de batıl olarak düzenlenmiştir. Konuyla ilgili olarak bknz. Emek Toraman Çolgar, Borçlanma Yasağı, İstanbul, Ağustos 2019, On İki Levha Yayınları, s. 87.
3 Toraman Çolgar, s. 7.
4 M. Halil Çonkar, Anonim Şirketlerde Ayni Sermaye, On İki Levha Yayınları, İstanbul 2017, s. 36
5 TTK m. 342 ile kanun maddesi çerçevesinde, “….hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar……..” anonim şirketlere sermaye olarak konulamayacaktır.
6 Fatih Arıcı, Alacak Hakkının Anonim Ortaklığa Sermaye Olarak Taahhüdü, Beta Yayınları, İstanbul 2003, s. 12.
7 Mehmet Aslan, Fikri Mülkiyet Haklarının Anonim Şirketlere Ayni Sermaye
Olarak Getirilmesi, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2013, s. 74.
8 Seniha Dal, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) M. 342’ye Göre Fikri Mülkiyet Haklarının Anonim Şirkete Ayni Sermaye Olarak Konulması, Marmara Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 18, Sayı 2, 2012, s. 25.
9 Mustafa Kemal Oğuzman/ Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2018, s. 6.
10 Arıcı, s. 22.
11 Dal, s. 375.
12 Çonkar, s. 319.
13 12.01.2022 Tarih, 6100 sayılı RG.
14 Çonkar, s. 323.
15 Çonkar, s. 324.
16 Çonkar, s. 324.
17 Arıkan, s. 78.
18 T. C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Fikri Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT, Ankara 2000, (https://www.sbb.gov.tr/ wp-content/uploads/2018/11/08_FikriHaklar. pdf ) (Erişim Tarihi: 01.06.2022) s. 5.; Sami Karahan/ Cahit Suluk/ Tahir Saraç/ Temel Nal, Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, Seçkin Yayınları, Ankara 2012, s. 1-2.
19 https://www.muglabarosu.org.tr/ Upload/files/pdf/TTK%20Madde%20 Gerek%C3%A7eleri.pdf
20 22.12.2016 tarih, 6769 sayılı RG.
21 13.12.1951 tarih, 7981 sayılı RG.
22 Aslan, s. 100.
23 Zorunlu tescil sistemine ilişkin detaylı bilgilendirme için bknz: https:// www.telifhaklari.gov.tr/Zorunlu-Kayit- Tescil-Basvurulari-Zorunlu-Kayit- Tescil-Basvurulari (Son Erişim Tarihi: 01.06.2022).
24 Dal, s. 382.
25 Dal, s. 384.
26 Çonkar, s. 134.
27 Yavuz Akbulak, Anonim Şirketlere Ayni Sermaye Konulması, Makaleler, Sayı: 200, 2016, s. 198.
28 Aslan, s. 113.








