ÖZET
Banka teminat mektubu, lehtar ile muhatap arasındaki ilişkiden doğması muhtemel rizikoların banka tarafından taahhüt altına alınmış olduğu, rizikonun gerçekleştiği durumda belirli bir meblağa kadar ödemenin yapılacağını düzenleyen bir tür garanti sözleşmesidir. Uygulamada geniş yer tutan banka teminat mektubunun düzenleyicisi, kural olarak herhangi bir taraf sınırlaması olmamasına rağmen bankalar olup, bankanın sorumluluğu asıl borçtan bağımsız bir hukuki niteliği haiz olması nedeni ile risk devam ettiği sürece ortadan kalkmayacak, devam edecektir.
Bu makalede; temel kavram ve ilişkilere dair değerlendirmelerin ardından, ödeme talebi üzerine bankanın sorumluluğunun başlangıcı ve sınırı incelenmiştir.
I. GİRİŞ
Günümüz ticari hayatında, hızla gelişen ticari ilişkilerin belirli bir güvene dayalı kurulması ve devam ettirilmesi elzem olduğundan, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmediği durumlarda taraf menfaatlerinin korunabilmesi adına bankalar tarafından verilen teminat mektupları büyük önem arz etmektedir. Bu makalede ilk olarak hukuki niteliği tartışmalı olan teminat mektupları hakkındaki tartışmaya değinilmiş, taraflar arası ilişkinin hukuki niteliği de anlatılmıştır. Temel kavram ve ilişkilere dair değerlendirmelerin ardından, ödeme talebi üzerine bankanın sorumluluğunun başlangıcı ve sınırı incelenmiştir.
II. TEMİNAT MEKTUBUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ
Ekonominin gelişmesi neticesinde ticari ilişkiler arasındaki güven tesisinin sağlanması amacı ile taraflar arasında yapılan sözleşmelerde karşı edimin ifa olunacağının temini ihtiyacı sonucunda banka teminat mektuplarının kullanımı yaygınlaşmıştır. Banka teminat mektupları ticari ilişkilerdeki bu belirsizliğin ve güvensizliğin bir neticesi olarak ortaya çıkmış olup, kullanımının yaygınlaşması neticesinde Türk hukukunda da yerini almış ve niteliği konusunda tartışmalara yol açmıştır. Kanuni anlamda bir tanımı mevcut bulunmayan teminat mektupları, uygulamada bankanın lehtarın davranış sorumluluğunun yani davranış neticesinde ortaya çıkabilecek riskin banka tarafından üstlenildiği, garanti niteliğine haiz bir görev üstlenmekte olan belgeler şeklinde ifade edilmektedirler.
Teminat mektuplarının hukuki niteliği hususu da tartışmalı olup, teminat mektubunun hukuki niteliği Yargıtay’ın iki farklı İçtihadı Birleştirme Kararı ile değiştirilmiştir. Bu tartışma hakkında Yargıtay, 1967 ve 1969 yıllarında vermiş olduğu iki içtihadı birleştirme kararı ile teminat mektuplarının garanti niteliğine haiz olduğuna netice getirmiştir. 13.12.1967 tarihli ve E. 66/16, K. 7 sayılı içtihadı birleştirme kararında Yargıtay, teminat mektubunun üçüncü kişinin fiilini taahhüt teşkil ettiğini ve mektubu düzenleyip veren tarafından verilen garanti taahhüdünün temel borç ilişkisinden bağımsız olduğunu kabul etmiştir1. 11.06.1969 tarih ve E. 69/4, K. 96/6 sayılı konu hakkındaki ikinci İçtihadı Birleştirme Kararında ise teminat mektubunun Türk Borçlar Kanunu madde 110 anlamında üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu görüşü kabul edilmiştir2.
Mevzuatta belirli bir tanımı olmamasının yanında uygulamada farklı hukuki menfaatlerin korunması amacı ile farklı hukuki niteliklere haiz teminat mektupları ortaya çıkmıştır. Bunun neticesinde de doktrinde teminat mektupları farklı tanımlamalar ile anılmıştır.
Tekinalp’e göre; “banka teminat mektupları ile bankanın, müşterisinin istemi üzerine müşterisiyle herhangi bir hukuki ilişkiye girme durumunda bulunan üçüncü, kişiye, müşterisinin bu ilişkiden doğan borcunu yerine getirmemesi veya herhangi bir edimin ifa edilmemesi ile alakası olmadan, sadece korkulan bir olayın vukuu halinde belirli bir meblağa kadar ödemede bulunmayı garanti ettiği sözleşmedir”3.
Reisoğlu; banka teminat mektuplarını, “teminatı amaçlayan garanti sözleşmeleri” olarak tanımlamış, “diğer garanti sözleşmelerinde olduğu gibi teminatı amaçlayan garanti sözleşmelerinin de lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiden bağımsız olduğunu ve belli bir riskin garanti veren tarafından üstlenildiği sözleşmeler” olarak nitelemiştir4.
Yargıtay kararları ve ilgili tanımlamalar ışığında, ağırlıklı görüş uyarınca, banka teminat mektuplarının hukuki niteliğinin bir garanti sözleşmesi mahiyetine haiz olduğunun kabul edilmesi durumunda, genel olarak banka teminat mektubunda belirtilen riskin gerçekleşmesi üzerine bankanın ortaya çıkacak zararı belirli veya belirlenebilir nitelikteki bir meblağ miktarınca gidermeyi taahhüt etmiş olduğu şeklinde; hakim görüş uyarınca ise, üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğine haiz bir garanti sözleşmesinin muhatap ile banka arasında tezahür etmesi şeklinde tanımlanabilecektir.
III. TEMİNAT MEKTUBU İLİŞKİSİNİN TARAFLARI VE ARALARINDAKİ İLİŞKİNİN NİTELİĞİ
A. Garanti Veren – Banka
Teminat mektubu ilişkisinde, banka teminat mektubunu düzenlemekte ve riskin gerçekleşmesi şartına bağlı olarak ortaya çıkan zarar oranınca meblağı ödemeyi taahhüt ederek borç altına giren taraftır. Sözleşme yapma ehliyetine haiz tüm gerçek ve tüzel kişiler garanti veren sıfatı ile sözleşme tarafı olabilecektir. Ancak uygulamada garanti yükümlülüğü altına bankalar girmekte olup, aslında hukuki anlamda teminat mektuplarının yalnızca banka tarafından düzenlenebileceğine dair herhangi bir kısıtlayıcı hüküm bulunmamaktadır.
B. Garanti Alan – Muhatap
Muhatap hem temel borç ilişkisinin hem de banka ile yapılan teminat sözleşmesinin diğer tarafıdır. Banka, teminat sözleşmesi ile lehtarın edim yükümlülüğünü uygun olarak yerine getirememesi rizikosu ihtimalinde ortaya çıkacak zararı gidermeyi taahhüt etmekte, bu garanti taahhüdünü teminat mektubu ile düzenlemektedir. Bu anlamda bakıldığında, teminat mektubu muhatap ile banka arasında düzenlenen, garanti alan muhatabın bankaya karşın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı hukuki bir yapıdır.
C. Lehtar
Lehtar, edimi üstlenilen üçüncü kişi olarak banka teminat mektubu ilişkisinin bir tarafı olmamasına karşın, bu ilişkinin kurulma sebebi olan kişidir. Bunun yanında lehtar; lehine teminat verilmesini bankadan talep eden taraf olup, bu talep üzerine muhatap ve banka arasında banka teminat mektubu düzenlenecektir. Temel borç ilişkisinden kaynağını alan muhatabın alacağı bu yol ile banka tarafından taahhüt altına alınarak, alacak bankanın garanti sorumluluğu altına girmiş olacaktır. Bu noktada lehtar ile muhatap arasındaki sözleşmesel ilişki bankayı ilgilendirmemekte, ancak rizikonun gerçekleşmesi ve usulüne uygun tazmin talebi mevzu bahis olduğunda muhatabın bu hakkını kötüye kullanıp kullanmadığı noktasında temel borç ilişkisi önem arz edecektir5.
D. Lehtar ile Muhatap Arasındaki Temel İlişki
Garanti sözleşmeleri ve bu minvalde banka teminat mektupları üçlü bir ilişki içerir. Banka teminat mektuplarında, lehtar ile muhatap arasında imzalanan geçerli bir sözleşmeye dayanarak, lehtarın edimini ifa etmemesinden veya uygun ifa etmemesinden kaynaklanan zararı muhataba karşı banka taahhüt eder. Banka ile arasında müşteri ilişkisi bulunan lehtar ve sözleşmenin diğer tarafında olan ilişkiye “temel borç ilişkisi” adı verilmektedir6. Bu ilişkinin hukuki niteliği garanti taahhüdü açısından önem arz etmeyip lehtar ile muhatap arasındaki ilişki her türlü hukuki sebepten kaynaklanabilmektedir.
E. Lehtar ile Banka Arasındaki Karşılık İlişkisi
Temel borç ilişkisindeki edimini uygun ifa etmemesi veya hiç ifa etmemesi ihtimaline karşın ortaya çıkacak ve muhatabın uğrayacağı zararın tazmin edilmesi amacı ile bankaya başvuran lehtar ile banka arasındaki ilişki “karşılık ilişkisi” olarak adlandırılmaktadır. Lehtarın bankadan ortaya çıkabilecek bu zararı gidermesi talebi üzerine düzenlenen banka teminat mektubu ilişkisinde, bankanın lehtar lehine girmiş olduğu bu sorumluluk yükümlülüğü nedeni ile aralarındaki ilişkiye karşılık ilişkisi denilmektedir7.
Riskin doğması üzerine bankanın muhataba ödeme yapması neticesinde, ödemede bulunan banka ödemede bulunduğu miktarı lehtardan karşılık ilişkisine dayanarak talep edebilecektir. Uygulamada banka lehtar ile arasındaki kontrgaranti sözleşmesi çerçevesinde, rücu hakkını kullanarak ödediği meblağ miktarınca geri ödeme alabilecektir8.
F. Banka ile Muhatap Arasındaki Garanti İlişkisi
Muhatap ile banka arasında kurulan bu temel borçtan tamamen bağımsız hukuki ilişki teminat amaçlı olup, üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliği taşımaktadır. Bu bağımsız ilişki, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkinin geçersiz olduğu durumda dahi varlığını muhafaza etmeye devam edecektir. Bu ilişkinin hukuki niteliği hakkında birtakım tartışmalar sonucu farklı görüşler ortaya atılmış olsa da Yargıtay’ın içtihadı birleştirme kararı neticesinde bu ilişkinin teminat amaçlı garanti sözleşmesi olduğu hususunda mutabık kalınmıştır9.
IV. BANKA TEMİNAT MEKTUBUNUN PARAYA ÇEVİRİLMESİNİN TALEP EDİLMESİ VE ÖDEME SÜRECİ
A. Bankanın Sorumluluğunun Başlangıcı ve Bu Sorumluluğun Sınırı
Bankanın düzenlemesi ile teminat mektubunun muhatap tarafından kabul edilmesi gerçekleştiği takdirde, bankanın sorumluluğunun kural olarak başlamış olduğu kabul edilir10. Taraflar arasında düzenlenen teminat mektubunun; bir garanti sözleşmesi niteliği taşıyor oluşu sebebi ile gerçekleşecek riskin sınırlarının belirli veya belirlenebilir olması, bankanın sorumluluğunun sınırları açısından önem arz etmektedir. Bu anlamda, Yargıtay’ın da bir kararında yer vermiş olduğu üzere, garanti verenin aşılan limitten sorumlu tutulma ihtimali ancak makul ölçüler kapsamında kabul edilebilir nitelikte olup, aşırı limit aşımı durumunun garanti kapsamı içerisinde kalamayacağının kabul edilmesi gereklidir, hükmü verilmiştir. Buradan hareketle, lehtar ile muhatap arasındaki tüm ilişkilerden ziyade, belirli ve belirlenebilir bir meblağ ile sınırlı ve yine belirli bir sözleşmesel ilişkiden doğan riskin garanti taahhüdü altında olması mümkün ve geçerli olacaktır.
Banka bir garanti borcu yükümlülüğü altında olduğundan riskin doğması halinde bankanın ödeme yükümlülüğü de ortaya çıkmış olacaktır. Muhatap tarafından usule uygun olarak yapılmış bir paraya çevirme talebi mevcut olduğunda, banka inceleme yükümlülüğünün ardından hukuka uygun ödeme talebini tazmin etmekle mükelleftir. İlk yazılı talepte ödeme kaydının mevcut olduğu teminat mektuplarında ise banka rizikonun varlığına dair bir incelemede bulunmaksızın derhal paraya çevirme işlemini yapmak zorundadır.
Buna ek olarak, garanti sözleşmesinin temel borç ilişkisinden bağımsız bir niteliğe haiz olması nedeni ile bankanın sorumluluğu asıl sözleşme hükümsüz olsa dahi varlığını sürdürecektir11.
B. Ödeme Talebi
Ödeme talebinin uygunluğunun, banka tarafından denetlenmesi gereken birtakım şartları bulunmaktadır. Bu şartların sağlanması durumunda banka ödeme talebine olumlu yanıt vererek, muhatabın tazmin talebini yerine getirebilecektir. İlgili şartlar incelenecek olursa;
1. Ödeme Talebinin Şekli ve İçeriği
a. Ödeme Talebinin Yazılı Olması Şartı
Uygulamanın aksine ödeme talebinin kural olarak belirli bir şekli bulunmasına gerek olmamasına rağmen, uygulamaya bakıldığında teminat mektubunun içeriğinde ilk yazılı talep üzerine ödeme yükümlülüğünün mevcut olacağı kararlaştırılmıştır12. Söz konusu ilk yazılı talep üzerine ödeme yapılacağına dair şerhin bulunduğu teminat mektuplarında taraflar ödemenin yazılı olarak ibraz edileceğine mutabık kalmışlardır. Bu hususun bir geçerlilik kaydı olup olmadığı konusu öğretide tartışmalı olup, bazı yazarlar bunun bir ispat şartı teşkil ettiğini savunmaktadırlar13. İspat şartı olduğunu savunan yazarlardan Barlas’a göre, bankaların kontrgarantiye dayalı olarak lehtara rücu ettiği durumda ispat bakımından delil teşkil etmesi adına tazminat mektuplarına yazılı talep şartının konulduğu ve bu yol ile rücu ihtimalinde hukuken herhangi bir ispat probleminin bertaraf edilmesi hedeflenmiştir14.
Bir diğer görüşe göre ise muhatabın bu talebi bir geçerlilik şartı niteliğinde olup, yazılı şekilde ibraz edilmeyen taleplerin banka tarafından reddinin haklı olacağı belirtilmiştir.
b. Riskin Gerçekleştiğinin Bildirilmesi Şartı
Teminat mektuplarında belirli bir risk garanti edilmiş olup teminat mektubuna ilişkin yazılı talepte, garanti edilen riskin gerçekleştiğinin beyan edilip edilmemesi hususu ise tartışmalıdır. Yargıtay bu konuya ilişkin olarak bir kararında, muhatabın lehtarın sözleşmesel yükümlülüğü yerine getirmediğinin talepte bildirilmesi durumunda bankanın ödeme yükümlülüğü altına gireceğine hükmetmiştir. Bu karar ile aynı yönde olacak şekilde, Yargıtay’ın bir kararında; “muhataba garantör bankaya yazdığı ve rizikonun gerçekleştiği açıklamasını içermeyen soyut yazısı yeterli görülmemiştir” hükmü verilmiştir15.
Ancak bir başka kararında aksi görüş benimsenmiş ve tazmin talebinde bulunurken riskin gerçekleştiğinin belirtilmesine lüzum olmadığı ifade edilmiştir. İlgili karara bakıldığında; “... Davacı bankanın, muhatapça, lehtar davalı X’in kısmen veya tamamen akdi yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirerek teminat mektubunun tazminini istemesi halinde, lehtarın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini incelemek durumunda olmamasına ve derhal istenilen tutarı ödemesi gerekmesine, diğer taraftan lehtarın teminat mektubunun ödenmemesi için mahkemeden tedbir kararı alarak ödemeyi engellemesi mümkün iken bunu yapmayarak, bu ihmalkâr davranışlarının sonuçlarını, yükümlülüğünü yerine getirmekten başka bir işlemde bulunmamış olan bankaya yüklemenin yerinde olmamasına ve davalı vekilinin cevap layihasındaki beyanının açık ve kesin kabul niteliğinde bulunmamasına göre HUMK’nın 440. Maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltmek isteğinin reddi gerekir.” denilmiş ve rizikonun açıklanmadığı durumlarda da bankanın ödeme yükümlülüğüne haiz olduğuna karar verilmiştir16.
Yargıtay’ın bu çelişkili kararları bir yana bırakıldığında, öğretide Arkan ve Reisoğlu’nun savunduğu bir görüşe göre, teminat mektubunda aksi mevcut değilse, ödeme talebi ile riskin gerçekleştiğinin de belirtilmesi gerektiği ancak herhangi bir şekilde ispata lüzum olmadığını ifade etmişlerdir17.
c. Paraya Çevrilmesi İstenen Miktarın Belirtilmesi
Ödeme talebinde bulunulan teminat mektubunun ve talepte bulunulan meblağın açıkça belirtilmesi gereklidir. Aksi takdirde, banka talebin belirsiz olmasından hareketle, ödeme yapmaktan kaçınabilecektir. Bu yönde bir Yargıtay kararında da görülebileceği üzere; “...öncelikle davacı idareye verilen her bir teminat mektubunun karşıladığı riskin, miktarının ve tarihinin farklı olduğu, gerek paraya çevirme talebinde gerekse açılan davada istenilen meblağın hangi teminat mektubu riskinden doğduğunun açıklanmadığı gözetilerek, davacıdan davaya konu meblağın hangi teminat mektubu riskinden kaynaklandığının açıklattırılarak buna göre sonuca gidilmesi gerekirken, bu hususun dikkate alınmaksızın ilk talep tarihinden faiz yürütülmesine de karar verilmesi doğru görülmemiştir...” şeklinde karar verilmiş, talepte lehtarın borcunun hangi teminat mektubundan kaynaklandığını ve miktarın belirtilmesinin zorunlu olduğuna hükmetmiştir18.
2. Ödeme Talebinin Süresi
Banka teminat mektubu metninde, riskin gerçekleşmesi üzerine taahhüt edilen bedelin en erken ne zaman ödeneceği hususunda yazılı bir madde bulunabilir. Böyle bir husus söz konusu ise risk ortaya çıksa bile, ödeme bu vadeden önce yapılamayacak olup, ödeme için bu vade tarihinin beklenmesi gerekecektir. Bu tür hükümlerin amacı, kötüye kullanım amacı güden ödeme taleplerine karşı bir önlem alma çabası olup, bu tür bir hükmün bulunduğu teminat mektubu banka tarafından ödenmiş ise, vadesinden önce ödeme yapıldığının yanı sıra lehtar ve banka metne sadakat ilkesine uyulmamış olduğu için taraflar arasındaki garanti sözleşmesine aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Neticesinde risk bankaya geçmiş olacak, banka ödediği meblağı lehtardan tazmin edememe gibi bir ihtimal ile karşılaşabilecektir. Ancak teminat mektubu metninde bu şekilde bir şart mevcut değilse, muhatap riskin gerçekleşmesinin üzerine ödeme talebinde bulunabilecektir19.
Banka teminat mektuplarının süreli veya süresiz olduğu durumlarda ödeme talebinin yapılma zamanı hususunda farklılıklar meydana çıkabilmektedir.
Süreli teminat mektuplarında, vadenin bitişine kadar yazılı bir ödeme talebi gelmediği durumlarda teminat mektubunun geçersiz olacağına yer verilebilir. Böyle bir hüküm olduğu takdirde, ödeme talebi ancak bu süre içerisinde yapılması ile mümkün olabilecektir. Eğer vadeli olmasına rağmen böyle bir hüküm bulunmamakta ise, riskin gerçekleşmesinden sonra 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde teminat mektubunun paraya çevrilmesi talep edilebilecektir20. Bu durumda ise Yargıtay kararlarının da ışığında vade bitiminde teminat mektubunun varlığını koruyacağına hükmedilmiştir. Söz konusu karar incelendiğinde; “Kural olarak belli bir süre için verilen garanti halinde, süresi içinde rizikonun gerçekleşmemesi, yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğurur. Garanti sözleşmesi Borçlar Kanunu’nun 110’uncu maddesine 8.7.1981 gün ve 2486 sayılı Yasa ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa vade sonuna kadar yazılı istekle bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğu sona erer. Bu yolda bir kayıt garanti sözleşmesine konulmamış ise teminat mektubu süreli olsa dahi on yıllık zamanaşımı süresi doluncaya kadar tazmin talebi ileri sürülebilir.” hükmünün verildiği görülmüş olup, on yıllık genel zamanaşımı uyarınca bankanın sorumluluğunun devam edeceği kabul edilmiştir.
Süresiz teminat mektuplarında ise, zamanaşımı süresi içerisinde muhatabın talebini bankaya ileri sürmesi gereklidir. Bu konuda kabul edilen zamanaşımı süresi ise alacağın muaccel olması ile başlayan genel zamanaşımı süresi olan on yıllık zamanaşımı süresidir21.
C. Bankanın Yükümlülükleri
1. Bankanın Lehtarın Talimatlarına Uygun Davranma Ve Muhatap İle Sözleşme Yapma Yükümlülüğü
Banka ile lehtar arasındaki ilişki gereği, banka lehtarın başvurusu üzerine talebe uygun olarak teminat mektubu düzenleyip muhataba sunmak ile yükümlü olup, bu doğrultuda bankanın teminat mektubunun hazırlanış sürecinde ve içeriğinde lehtarın talimatlarına uygun davranması gereklidir22. Lehtarın isteklerinden farklı içeriğe sahip teminat mektubunun düzenlendiği durumlarda bankanın lehtarın talimatlarına uygun davranma yükümlülüğünü ihlal ettiği ve talimat kapsamının aşıldığı hükümler nazarında bankanın lehtardan herhangi bir talebinin mümkün olamayacağı kabul edilmiştir23.
Banka talimatlara uygun olarak hazırlamış olduğu teminat mektubunu muhataba sunarak, teminat sözleşmesini akdetmek ile yükümlüdür. Bu noktada, doktrinde Kahyaoğlu’nun savunucusu olduğu görüş uyarınca, garanti edilen risk ilişkisinin temel borç ilişkisinden bağımsız olması sebebi ile, taahhüt edilen riskin ortaya çıktığı durumda bankanın sorumluluğunun kapsamını bir tazminat borcu değil, para borcu oluşturmaktadır.
Talimatın eksik veya belirsiz olduğu ihtimalde, banka teminat mektubunu reddedebileceği gibi; banka teminat mektuplarında metne sıkı sıkıya bağlılık ilkesi geçerliliğini koruduğundan, sözleşmenin tarafları bu metin ile sıkı sıkıya bağlı olup, Doğan’a göre banka lehtar tarafından almış olduğu talimatların eksik veya belirsiz olduğunu düşündüğü durumlarda durumu ilgiliye bildirecek ve bu doğrultuda banka tarafından lehtara eksikliğin giderilmesi fırsatı sunulabilecektir.
Sonuç olarak, banka lehtardan aldığı talimat kapsamında muhatap ile sözleşmeyi yapmak ile yükümlü olup, talimatın eksik ve belirsiz olduğu ihtimalde sorumluluğunun kapsamının genişlememesi için teminat mektubu düzenlemekten kaçınmalıdır.
2. Bankanın Lehtara Bilgi Verme Yükümlülüğü
Kural olarak lehtar ticari bir ilişki içerisinde ise; lehtarın basiretli bir tacir olarak potansiyel risklerin farkında olacağı kabul edildiğinden, doğacak risklere katlanması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak bu noktada bankanın lehtara bilgi verme yükümlülüğünün kapsamı değerlendirildiğinde, banka teminat mektubunun amacını gözeterek hükümler hakkında lehtara bilgi vermeli ve talimatlar hususunda eksik veya muğlak gördüğü hususları da lehtara bildirerek yükümlülüğünü yerine getirmelidir.
3. Bankanın Rizikonun Gerçekleşip Gerçekleşmediğini İnceleme Yükümlülüğü
Bankanın sorumluluğu, asıl borçtan bağımsız bir garanti taahhüdü olduğundan, sözleşmede belirlenen riskin gerçekleşmesi durumunda bankanın borcu muaccel olacak ve banka bu borcu ödemekle yükümlü olacaktır. Bu noktada, muhatabın ödeme talebinde bulunabilmesi için öncelikle sözleşme konusu riskin gerçekleşmesi ve bu riskin gerçekleştiğinin muhatapça kanıtlanması gereklidir.
Bankanın inceleme yükümlülüğünün kapsamı ise banka teminat mektubu metni ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan, teminat mektubunun içeriğine ve mektupta öngörülen şartlara göre belirlenecektir. Ancak ilk talepte ödeme kaydı içeren bir teminat mektubu ile karşı karşıya kalınmış ise, bu durumda banka yalnızca şeklen bir incelemede bulunacak, esasa girmeden olumlu bulduğu şekli inceleme neticesinde ödemeyi gerçekleştirecektir. Yargıtay da bu doğrultuda vermiş olduğu bir kararında; “Banka teminat mektubu ilk talepte kaydını içermekte olup, muhatap bankadan ödeme talebinde bulunduğunda, banka sadece şekli manada bir inceleme yapabilecek olup, riskin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda esasa dair inceleme yapamayacağı gibi…” şeklinde hükmolunmuştur24. Bu noktada, banka ancak riskin gerçekleşmediğini ispat ettiği takdirde ödeme borcunu bertaraf edebilecektir.
İlk talepte ödeme kaydı içermeyen teminat mektuplarında ise, banka ödeme talebinin usulüne uygun olduğuna ve riskin gerçekleştiğine karar verdiği takdirde ödeme yapmak ile mükelleftir. Burada bankanın yapmış olduğu incelemede kriter, kendisinden beklenen makul seviyedeki özeni göstererek incelemede bulunması olup, ödeme talebi şekil, süre ve içerik bakımından incelenmelidir.
4. Ödeme Talebini Reddetme ve Haksız Ödeme Yapmama Yükümlülüğü
Banka kural olarak içerik, şekil ve süre incelemesinden sonra, riskin gerçekleşmiş olduğu hususu da mevcut ise ödeme yapmak ile yükümlüdür. Bu süreç içerisinde ödeme talebini alan banka, talebi lehtara bildirmek ile yükümlü olduğundan, bu durum bankaya bilgi sahibi olamayacağı konular hakkında bilgi edinebilme imkanı verecektir25. Buradan hareketle, lehtar tarafından, muhatabın hakkı kötüye kullanıyor olduğu veya rizikonun gerçekleşmediğine ilişkin olarak likit deliller yolu ile ispat mümkün hale gelmiş ise banka konu hakkındaki ihbarı incelemek ile yükümlü olacaktır. Bu inceleme sonucunda hakkın kötüye kullanıldığına kanaat getirirse, ödeme yapmama hakkı mevcuttur.
D. İfa Zamanı ve Muacceliyet
Banka, riskin doğması şartı ile taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan meblağ miktarınca ödeme yapmak ile mükellef olduğu için sözleşmenin yapıldığı an ifa zamanı olarak kabul edilememektedir. Bankanın ödeme yükümlülüğü, belirlenmiş olan riskin ortaya çıktığı ve buna bağlı olarak zararın meydana gelmiş olduğu an muaccel olacaktır. Bankanın borcunun muaccel olması ise risk gerçekleştikten sonra muhatabın usulüne uygun olarak ödeme talebinde bulunmuş olması ile mümkündür26.
Muhatabın teminat mektubunun nakde çevrilmesi talebi üzerine, bankanın, teminat mektubunu incelemek ve mektubun içermiş olduğu şartlar uyarınca talebi değerlendirmesi gerekmektedir. Garanti sözleşmelerinde metne bağlılık ilkesi geçerli olduğundan, muhatabın ödemeyi zamanında talep etmesi kaydıyla banka, teminat metnindeki koşullara uygun bir ödeme talebi olup olmadığını kontrol etmekle yükümlüdür. Kontrol sonucunda banka, başvurunun usule uygun olduğunu tespit ederse, teminat mektubunda yer alan şartlara uygun olarak metnin belirtmiş olduğu sınırlar çerçevesinde talep edilen miktar ile sınırlı kalarak ödeme yükümlülüğü altına girer. Bir ödeme talebinin uygun görülmesi için mektubun koruduğu riskle bağlantılı olması gerekir. Garanti beyanının kapsadığı riskin dışında bir risk oluşmuşsa, ödeme talebinin bir anlamı kalmayacaktır.
İlk talepte ödeme belgesini içeren banka teminat mektuplarında, mektup metninde aksi belirtilmedikçe, bankanın ödemeyi talep eden kişinin muhatap olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü vardır. Koşullu veya vadeli teminat mektupları için sadece şekli bir doğrulama değil; ayrıca sözleşme metninde belirtilen şartların karşılanıp karşılanmadığının ve ödeme talebinin mutabık kalınan süre içinde yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi de gereklidir. Banka, ödeme talebinin usulüne uygun olarak yapıldığını tespit ederse, teminat mektubu metnindeki şartlara uygun olarak ödemeyi yapmakla mükelleftir.
İlk talepte ödeme kaydı bulunan banka teminat mektuplarında, bankanın teminat mektubu altındaki borcu, bankanın kanuna göre ödeme talebini almasıyla muaccel olur. Ödeme talebinden sonra belirli bir süre sonra ödenen veya şartlara tabi olan banka teminat mektuplarında, bankanın ödeme yükümlülüğünün muacceliyeti teminat metnine göre belirlenir27.
E. Ödemenin Kapsamı
1. Ödeme Talebinin Sözleşmede Belirlenen Risk ile İlgili Olması
Kural olarak, banka, taahhüt etmiş olduğu risk ile sorumlu olup, bu riskin doğması şartına bağlı olarak ödeme yapmak ile mükelleftir. Garanti sözleşmesi niteliğini haiz teminat mektuplarında, riskin belirli veya belirlenebilir olması gerektiğinden bankalar uygulamada sorumlu olacakları muhtemel miktarı sözleşmede kararlaştırmaktadır. Bu doğrultuda, banka sorumlu tutulacağı maksimum miktarı belirleyerek riskin doğması ihtimaline karşın sorumlu tutulacağı meblağı belirlemiş olacak, riskin doğduğu ihtimalde yalnızca bu meblağ oranınca sorumlu olacaktır.
Bankaya ödeme talebinde bulunabilmesi için sözleşmede belirlenen riskin gerçekleşmesi şart olduğundan muhatap ile lehtar arasındaki başka bir ilişki konusu sebebi ile risk gerçekleşmiş ise bu sebebe dayalı olarak bankadan ödeme talep edilemeyecektir. Bu noktada, 28.10.2003 tarihli 2003/3378 Esas numaralı 2003/10059 karar numaralı Yargıtay kararında belirtildiği üzere; “… davacı idareye verilen her bir teminat mektubunun karşıladığı riskin, miktarının ve tarihinin farklı olduğu, gerek paraya çevirme talebinde gerekse açılan davada istenilen meblağın hangi teminat mektubu riskinden doğduğunun açıklanmadığı gözetilerek, davacıdan davaya konu meblağın hangi teminat mektubu riskinden kaynaklandığının açıklattırılarak buna göre sonuca gidilmesi gerekirken, bu hususun dikkate alınmaksızın ilk talep tarihinden faiz yürütülmesine de karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denilmiş ve muhatabın başka bir sebep nedeni ile zarara uğramış olması durumu halinde bankanın tazmin ile mükellef olmadığına hükmedilmiştir28.
2. Kısmi Ödeme
Bankanın kısmi ödemede bulunması mümkündür ancak Türk Borçlar Kanunu madde 84 uyarınca, muhatap borcun tamamının muaccel olması şartı sağlanmış ise kısmi ödemeyi kabul etmek zorunda olmayıp tamamının ödenmesini talep edebilecektir. Muhatabın kısmı ödeme talebinde bulunması durumunda ise, bankanın kalan kısım için sorumluluğu saklı kalmak kaydı ile ödeme yapılabilecektir.
Borcun bir kısmının muaccel olması durumunda ise, bankanın kısmen ifasından bahsedilemeyecek olup, banka borcun muaccel olduğu meblağ kadar ödeme yaparak borcunu ifa etmiş olacaktır. Bu noktada Kahyaoğlu’nun belirttiği üzere, birbirinden farklı vadeler ile belirlenmiş bonoların ödenmemesi riskine karşın bankanın taahhüdünün bulunduğu bir durumda, bonolardan birinin ödenmemesinin taahhüdün tamamını muaccel hale getirmeyeceği ve bankanın yalnızca vadesi gelen yani muaccel olan bononun tekabül ettiği meblağ kadar ödeme yapacak olması garanti taahhüdün tamamı için olan sorumluluğunu sona erdirmeyecektir. Buradan hareketle, bir garanti yükümlülüğü taşıyan teminat mektuplarında kısmi ödeme yapılmış olması sorumluluğun tamamının sona erdiği anlamına gelmeyecektir29.
F. Bankanın Ödeme Talebini Reddetmesi Gereken Haller
1. Genel Olarak
Kural olarak usulüne uygun ödeme talebini alan bankanın garanti sorumluluğundan doğan sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirerek bedeli tazmin etmesi gerekmektedir. Ancak, banka birtakım def’iler ileri sürerek bu ödemeyi yerine getirmekten kaçınabilecektir.
Fakat bu noktada banka muhataba karşı yalnızca kişisel def’ileri ve teminat mektubunun metninden doğan def’ileri kullanabilecektir. Lehtar ile muhatap arasındaki ilişkiden doğan def’ilerin ve banka ile lehtar arasındaki karşılık ilişkisi sonucu meydana gelen def’ilerin muhataba karşı ileri sürülmesi ise söz konusu olmayacaktır.
2. Bankanın Muhataba Karşı İleri Sürebileceği Def’iler
a. Mektup Metnine Dayalı Olarak Yapılacak Def’iler
Teminat mektubunun metninden açıkça anlaşılabilecek nitelikteki şartların yerine getirilmediği durumlarda banka bu şartların yerine getirilmediğini def’i olarak ileri sürebilir ve bu yolla ödeme yükümlülüğünden kaçınabilir. Banka teminat mektubunun yetkisiz kişilerce düzenlendiği, sahte olduğu veyahut ibrazı gereken belgelerin yanlış ibraz edilmiş olması veya hiç ibraz edilmemesi gibi durumlar mektup metnine dayalı olarak yapılan def’ileri oluşturur.
b. Riskin Meydana Çıkmaması Durumunda İleri Sürülebilecek Def’i
Bankanın ödeme borcunun vuku bulması için garanti sözleşmesi ile banka tarafından taahhüt edilmiş durumun, lehtarın edimini gereği gibi ifa etmemesi veya hiç ifa etmemesi durumunun meydana gelmiş olması gereklidir. Garanti sözleşmesi ile taahhüt edilen riskin gerçekleştiği bu durumda bankanın ödeme yükümlülüğü doğacaktır. Ancak riskin mevcut olmadığı veya riskin meydana gelmesinin mümkün olmadığı duruma rağmen muhatap talepte bulunmuş ise bu talep haksız bir talep olup, banka buna dayalı olarak ödeme yapmaktan kaçınabilecektir. Söz konusu durumda riskin gerçekleşmediğinin veya gerçekleşmesinin imkân dahilinde olmadığının ispat yükümlülüğü bankaya ait olup, aksi bir durumda likit deliller mevcut değilse ödeme yapmak ile yükümlü olacaktır30.
c. Hakkın Kötüye Kullanımı Duru - munda İleri Sürülebilecek Def’i
Muhatap ödeme talebinde Türk Medeni Kanunu madde 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı hareket etmiş ve açıkça haksız bir talepte bulunmakta ise banka ödeme talebini reddedecektir. Ancak bankanın bu def’iye başvurabilmesi doktrinde de ifade edildiği üzere likit deliller ile ispat edildiği takdirde mümkün olabilecektir31. Likit delil, açıkça ve herkesin anlayabileceği bir şekilde, ödeme talebinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini gösterir nitelikte bir delil anlamına gelmekte olup, bu noktada şüpheye mahal veren kesin nitelikte olmayan deliller ile bu def’iye başvurmak mümkün olmayacaktır.
d. Mahkeme Tarafından Verilen Tedbir Kararı Nedeniyle İleri Sürülebilecek Def’i
Teminat mektubunu tanzim eden bankalar, ilgili teminat mektubuna ilişkin verilmiş ihtiyati tedbir kararı doğrultusunda, muhatap ödeme talebinde bulunsa dahi banka teminat mektubuna konu olan tutarı ödemekten imtina edebilecektir. Teminat mektubunu düzenleyen bankanın muhatabın ilk talebi üzerine doğrudan ödeme gerçekleştirmesi bazı hallerde lehtar ve/ veya ilgili banka aleyhine haksız neticelerin meydana gelmesine sebebiyet vermektedir. Bu kapsamda, mahkeme kararıyla konulan ihtiyati tedbir ile bankanın teminat mektubu bedelini muhataba ödemesi durdurularak söz konusu olumsuz neticelerin meydana gelmesinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararları, ödemenin durdurulması için tek hukuki imkândır. İhtiyati tedbir kararının bankaya tebliği halinde, teminat mektubunun tazmin talebi reddedebilmektedir.
İlgili banka teminat mektubu metninde; “… ihtiyati tedbir kararına rağmen ödeme taahhü dü” ibareleri bulunsa dahi, muhataba ödeme yapılmasından imtina edilebilir. İhtiyati tedbir kararının varlığına rağmen ödeme yapılması halinde, tedbir kararına uymayan yetkililer, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uyarınca, bir aydan altı aya kadar hapis cezasını gerektiren suç işlemiş olurlar32.
Ayrıca, genel olarak kabul edilen görüşe göre, vadeli bir teminat mektubu hakkında ihtiyati tedbir kararı alındığının bankaya bildirildiği gün vadenin dolmasına ne kadar süre kalmışsa, o kadar gün saklı tutulacak ve süre işlemeyecektir. İhtiyati tedbir kararı kalktıktan sonra, saklı tutulan söz konusu gün kadar süre içinde, muhatabın tazmin talebinde bulunabileceği kabul edilmektedir. Aksi takdirde, ihtiyati tedbir kararı alınıp davanın açılırken teminat mektubunun vadesi dolabilecek ve bu da muhatabın zararına olacaktır. Ancak, muhatabın ihtiyati tedbir kararından haberdar olmaması ve vade içerisinde tazmin talebinde bulunmaması halinde, daha sonra öğrendiği ihtiyati tedbir kararına dayanarak vadenin uzadığını ileri süremeyecektir. Bu düzenleme, esasen kanunda mevcut olmamakla beraber, kanun boşluğunun doldurulması yoluyla kabul edilmiş genel kabul görmüş bir kuraldır. İhtiyati tedbir kararının alınmasından önce, eğer tazmin talebinde bulunulmuş ise bir sorun olmayacak, yukarıda da bahsedildiği gibi on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava yolu ile bankaya başvurabilecektir, çünkü muhatap tazmin talebi ile bankaya karşı bir alacak hakkı elde etmektedir33.
V. SONUÇ
Uygulamada geniş yer tutan banka teminat mektupları, Türk hukukunda herhangi bir kanun veya mevzuat ile düzenlenmemekte olup, zaman içerisinde teamül yolu ile farklı hukuki ihtiyaçları karşılayacak çeşitlilikte karşımıza çıkmaktadır. Türk hukukunda, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarında da görüldüğü üzere ağırlıklı görüşün banka teminat mektuplarının garanti sözleşmesi niteliğine haiz olduğu kabul edilse de uygulamaya bakıldığında bir teminat mektubunun kefalet sözleşmesi niteliğine haiz olması veyahut garanti sözleşmesi ile birlikte karma bir niteliğe haiz olduğu durumlar da mevcuttur. Bu doğrultuda, yapılması gerekenin her hukuki durumun ihtiyacı ve somut olaya konu banka teminat mektubunun unsurlarının değerlendirilmesi ile mektubun hukuki niteliğine karar verilmesi ve buradan hareketle, sorumluluğun sınırlarının çizilmesi olduğuna kanaat getirmekteyiz.
Her ne kadar İçtihadı Birleştirme Kararları ile bağlayıcılık etkisi de kullanılarak banka teminat mektuplarının hukuki durumu düzenlenmeye çalışılmış olsa da uygulamanın ihtiyacının karşılanması ve hukuki bir yeknesaklık sağlanması adına, banka teminat mektuplarını konu alan hukuki bir düzenlemenin kanun koyucu tarafından oluşturulması gerektiğini düşünmekteyiz.
KAYNAKÇA
BENGİSU ÖNDER, Banka Teminat Mektupları, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2020. ELİF DOĞAN, Türk Hukuk Sisteminde Banka Teminat Mektupları, İstanbul 2010.
EMİN CEM KAHYAOĞLU, Banka Garantileri, Beta Basım Yayım, İstanbul 1996.
FİKRET EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2018.
HİMMET KOÇ, Hukuki Açıdan Banka Teminat Mektupları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 69, S. 2, 2020.
MUHAMMET ALİ GÜLER, Teminat Mektuplarının Paraya Çevrilmesi, Ankara 2011. SEZA REİSOĞLU, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2003.
ÜNAL TEKİNALP, Banka Hukukunun Esasları, 2. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2009.
DİPNOT
1 Yargıtay T. 13.12.1967, E. 66/16, K. 7.
2 Yargıtay T. 11.06.1969, E. 69/4, K. 96/6.
3 Ünal Tekinalp, Banka Hukukunun Esasları, 2. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2009. s. 51.
4 Himmet Koç, Hukuki Açıdan Banka Teminat Mektupları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 69, S. 2, 2020 s. 569’dan naklen Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara, 2003, s. 36.
5 Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2003, s. 95.
6 Elif Doğan, Türk Hukuk Sisteminde Banka Teminat Mektupları, İstanbul, 2010, s. 82.
7 Emin Cem Kahyaoğlu, Banka Garantileri, Beta Basım Yayım, İstanbul, 1996, s. 25.
8 Kahyaoğlu, s. 26.
9 Bengisu Önder, Banka Teminat Mektupları, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 89.
10 Önder, s. 95.
11 Reisoğlu, s. 49.
12 Önder, s. 107’den naklen Alper Özboyacı, Banka Teminat Mektuplarında Ödeme Talebi ve Buna Bağlı Sonuçlar, THD, Sayı: 31, 2009, s. 47.
13 Önder, s.107’den naklen Nami Barlas, Türk Hukuk Sisteminde Banka Teminat Mektupları, İstanbul, 1986, s. 63.
14 Önder, s. 107’den naklen Barlas, Türk Hukuk Sisteminde Banka Teminat Mektupları, İstanbul, 1986, s. 63.
15 Yargıtay 11.HD, T. 26.9.1977, nakleden Reisoğlu, s. 251.
16 Yargıtay 11.HD, T. 02.11.1993, E. 5977, K. 7001.
17 Muhammet Ali Güler, Teminat Mektuplarının Paraya Çevrilmesi, Ankara, 2011, s. 89’dan naklen Sabih Arkan, Teminat Mektubu Veren Bankanın Hukuki Durumu”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.XVI, S.4, s. 62, Roeland Bertrams, Bank Guarantees in International Trade, Paris, 2004, s. 288-289.
18 Yargıtay 11. HD, T. 28.10.2003, E. 2003/3378, K. 2003/10059.
19 Güler, s. 80.
20 Güler, s. 81’den naklen Aral, Muhatap, s. 193; Doğan, Mektup, s. 231; Eryürek, s. 3; Kahyaoğlu, s. 125; Omağ, s. 340; Reisoğlu, Teminat, s. 388; Tekinalp, s. 539.
21 Güler, s. 81’den naklen Aral, Muhatap, s. 193; Doğan, Mektup, s. 231, Eryürek, s. 3, Kahyaoğlu, s. 125, Omağ, s. 340, Reisoğlu, Teminat, s. 388, Tekinalp, s. 539.
22 Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2018, s. 728.
23 Önder, s. 97.
24 Yargıtay 15. HD. T.14.11.2018, E. 2018/2476, K. 2018/4486.
25 Önder, s. 103.
26 Önder, s. 110, 111.
27 Kahyaoğlu, s. 62.
28 Önder, s. 115’ten naklen Yargıtay 11 HD. T. 28.10.2003, E. 2003/3378, K. 2003/10059.
29 Önder, s. 116’dan naklen Kahyaoğlu, Banka Garantileri, Beta Basım Yayım, İstanbul, 1996, s. 69-70.
30 Önder, s. 128.
31 Önder, s. 131.
32 Reisoğlu, s. 315.
33 Reisoğlu, s. 307.







