ÖZET
Ötanazi, bireye karşı alınan eyleme bağlı olarak aktif ve pasif olarak ikiye ayrılmaktadır. Aktif ötanazi bir eylem ile hastanın yaşamına son vermek şeklinde tanımlanırken, pasif ötanazi ise eylemsiz kalınarak hastanın ölümüne izin vermek suretiyle gerçekleştirilmektedir. Pasif ötanazinin hukuki dayanağı “bireyin tedaviyi red hakkı” olsa da istisnai durumlarda bireye bu hakkın verilmediği (örneğin; infaz kurumlarında) görülmektedir. Hekim açısından incelendiğinde ise, hekimin ötanaziyi “vicdani red hakkı” gündeme gelmektedir.
“Ölüm hakkı diye bir şey var mıdır?”, “Var ise yaşama hakkına üstün gelebilecek midir?”, “Kişi yaşama hakkından tasarruf edebilir mi?” gibi soruların kaynağı olan; gerek hukuki gerek felsefi gerek ise dini olarak sıkça ele alınan; günümüzde Hollanda, Belçika gibi ülkelerde sayısızca uygulanan, Türkiye’de ise “kasten adam öldürme” suçu sayılarak kanunlarla açıkça yasaklanmış olan ötanazi uygulaması, bu makale kapsamında yüzeysel olarak, insani ve hukuki dayanaklarıyla açıklanacaktır.
Bu makalede; günümüzde Hollanda, Belçika gibi ülkelerde sayısızca uygulanan, Türkiye’de ise “kasten adam öldürme” suçu sayılarak kanunlarla açıkça yasaklanmış olan ötanazi uygulaması, bu makale kapsamında yüzeysel olarak, insani ve hukuki dayanaklarıyla açıklanacaktır.
I. GİRİŞ
Dünyanın çeşitli yerlerinde hukuken yasak olan, çeşitli yerlerinde nispeten kabul edilebilir olan, çeşitli yerlerinde ise serbest sayılan ötanazi uygulaması; Türkiye’de başta Anayasa Hukuku olmak üzere, Ceza Hukuku ve Tıp Hukuku alanlarında da çeşitli tartışmalara konu olmaktadır. Felsefi ve etik anlamda ötanaziye bakış ise, “doğal hukuk” görüşü ile bağlantılıdır. Doğal hukuk görüşünün temelinde dünyanın her yerinde ve her zaman geçerli olan, pozitif hukuk kurallarına üstün, değişmez hukuk normunun bulunduğu ve akıl yoluyla bu normların tespit edilebileceği yatar1. Böylece insan kendi aklıyla, kendi yaşamı üzerinde karar vermekte serbest olacaktır. Ötanazi söz konusu olduğunda, ahlaki açıdan gündeme gelen bir diğer kavram ise, “bireysel otonomi” olup; bireyin özerk olarak herhangi bir baskı altında kalmaksızın kararlarını kendisinin vermesi gerektiğini savunmaktadır. Tüm bu dallar ve bakış açıları çerçevesinde; kimileri ötanazinin kesinlikle kabul edilemez bir eylem olduğunu savunurken kimileri ise her şeyden önce bir “birey” olan insanın, kendi yaşamını kendi tayin edebileceğine dayanarak ötanazinin serbestliğini savunmaktadır. Benim gibi çekimser kalan üçüncü bir kesim ise, olaydan olaya ve uygulanacağı insandan insana değişebileceği kanaatindedir.
II. ÖTANAZİ KAVRAMI VE ÖLME HAKKI
Yunanca’da “Eue” (güzel) ve “Tanasium” (ölüm) köklerinden türetilen “ötanazi” kavramının Türkçe’de ifade ettiği şey, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde “ölme hakkı” olarak tanımlanmıştır2. Uygulamada ise; tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa sahip olan, yaşamı sona ermek üzere olan veyahut çok fazla acı çeken bir canlıyı öldürmek, ölümüne yardım etmek veyahut ölümünü çabuklaştırmak olarak tanımlanabilmektedir. Örneğin; ölüm döşeğinde sayılan ve ciddi acılar çeken bir hastanın “kendi rızası” ile yaşamının sonlandırılması ötanazi olarak değerlendirilir. Önemle belirtmek gerekir ki; ötanazinin “aktif ötanazi” ve “pasif ötanazi” şeklinde iki türü bulunup; pasif ötanazi bazı ülkelerde, belirli şartlarla yasal durumdayken, aktif ötanazi birçok ülkede yasak durumdadır.
A. Aktif Ötanazi
Ölmek isteyen bir hastaya, aktif bir müdahale uygulayarak hastayı amacına ulaştırmak; aktif ötanazi olarak tanımlanabilir3. Bir örnek verecek olursak; ölmek isteyen hasta, bu işlemi gerçekleştirebilecek bir tıp merkezine gelip yaşamına son vermek istediğini bildirdikten sonra doktorlar tarafından hastaya bir iğne yapılır ve acı çekmeden ölmesi sağlanır. Aktif ötanazinin intihar veyahut yardımlı intihar kavramlarından ayrılışı, bu uygulamanın hastanın kendisi tarafından yapılmayışıdır4. Başkası tarafından yapıldığından; aktif ötanazi, birçok ülkede kasten öldürme suçu olarak kabul edilir. Hatta Türkiye’de, doktrinde bazı görüşler “tasarlayarak adam öldürme suçu” olduğunu savunmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda bu kapsamda açıkça bir düzenleme bulunmasa da Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 13. Maddesi; “Ötenazi yasaktır. Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.” şeklinde olup, ötanaziyi açıkça yasaklamaktadır.
B. Pasif Ötanazi
Aktif ötanaziden farklı olarak “tedavi destek araçlarının çekilmesi” olarak tanımlanan5 pasif ötanazide ise, hastaya uygulanması gereken tedavi veyahut işlem uygulanmayarak hasta ölüme terk edilmektedir. Böylece, hastanın ölüm isteği; kendisine uygulanması gereken tedavi uygulanmayarak, yani durum karşısında pasif bir duruş sergilenerek yerine getirilmektedir. Örneğin; kemoterapi uygulanarak iyileşmesi öngörülen ileri seviye bir kanser hastasının tedaviyi reddetmesi sonucunda doktorların herhangi bir tedavi uygulamaması ve hastayı ölüme terk etmesi bir pasif ötanazidir. Bu bağlamda, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 14. Maddesi; “Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.” şeklinde olup, Türk Hukuku’nda pasif ötanazinin de önünü kesmeyi amaçlar.
Pasif ötanazi hastanın rızasıyla tedavi uygulanmaması olarak tanımlansa da ne yazık ki, uygulamada her zaman kişinin rızasıyla gerçekleşmemektedir. Örneğin, yoğun bakımda bulunan bir hastanın kalbi durmak üzeredir ancak doktorlar tarafından yaşama şansı görülmediğinden müdahale edilmez; bu da bir pasif ötanazi örneğidir ve görüldüğü gibi burada hasta kendi yaşama hakkından kendisi tasarruf etmemiştir.
Ötanaziyi açıkça yasaklayan Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 25. maddesinde pasif ötanaziye açık bir kapı bırakılmıştır, hastanın tedaviyi reddetme hakkı”nın dayanağı olan bu madde; “Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.” şeklinde olup; doktrinde, bu isteğe karşı gelmeyen hekimin ceza almayabileceği gündeme gelmektedir6.
Önemle vurgulamak gerekir ki, bireyin her ne kadar “tedaviyi reddetme hakkı” bulunsa da istisnai durumlar söz konusu olduğunda bu hak bireye verilmemektedir. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 82. maddesi uyarınca; ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri reddederek açlık grevi veyahut ölüm orucunda bulunmaları durumunda, hekim hükümlülerin hayatının tehlikeye girdiği ve/ veya bilincinin bozulduğuna kanaat getirirse, isteklerine bakılmaksızın bir tedavi uygular. Aynı madde uyarınca, bir sağlık sorunu olan ve muayene ve tedaviyi reddeden hükümlüler için de kendi hayatlarını veya diğer hükümlülerin hayatlarını tehlikeye atabilecek bir durumun varlığı halinde, isteklerine bakılmaksızın bir tedavi uygulanır7.
III. HEKİMİN HİZMETTEN ÇEKİLME HAKKI
“Amok Koşucusu’nda bir hekimin vicdan muhasebesini öyküleştiren Zweig, bir yandan da okuyucusunun o tartışmalı soruyu cevaplamasını istiyordu; gerçekten hekimin hizmetten çekilmesi mümkün müydü?”8 Hekimlik Meslek Etiği Kuralları uyarınca; hekim, bir durumda tıbbi bilgisini gerektiği gibi uygulayamayacağına karar veririse ve hastanın başka bir hekime başvurması mümkün ise tedaviyi uygulamama veyahut yarım bırakma hakkına sahip olur9. Dolayısıyla kanaatimce, pasif ötanazi talep eden bir hastada da bu kural kıyasen uygulanabilir ve böylece hekimin ötanaziyi vicdani olarak reddi mümkün olur.
IV. YAŞAMA HAKKI VE ONURLU BİR BİÇİMDE ÖLME HAKKI
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2/1 maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” şeklindedir. Bu madde, ötanaziyi açıkça yasaklamıştır. Dünya Tabipler Birliği tarafından 1981 yılında yayınlanan Lizbon Bildirgesi’nin 5. maddesi ise aynı doğrultuda olup; “Hasta, onurlu bir biçimde ölme hakkına sahiptir.” şeklindedir.
2709 Sayılı 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı başlıklı 17. maddesi; “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tâbi tutulamaz.” uyarınca “yaşama hakkı” dokunulmaz bir haktır. Doktrinde ötanazi karşıtı bakış açısına göre, bu hakka kişinin kendisi bile dokunamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 23. maddesi ise “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, Türk Kanunlarına göre kişinin kendi yaşamından tasarruf edebilme hakkı yoktur. Bu bağlamda, Türk Hukuku’na göre, kişinin ötanazi için verdiği rızanın da geçersiz olarak değerlendirilmesi gündeme gelecektir10.
V. TÜRK CEZA HUKUKU’NDA ÖTANAZİ
Türk Ceza Kanunu’nda ötanaziye ilişkin açıkça bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler başlığı altında, “ilgilinin rızası”nı bir hukuka uygunluk sebebi sayan ve rıza alınarak işlenen fiilden dolayı kişiye ceza verilmeyeceğini düzenleyen Kanun11; “üzerinde mutlak suretle tasarruf edilemeyen bir hak” söz konusu olduğunda bu kuralın uygulanmayacağını12 açıkça belirtmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere, Türk Hukuku’na göre kişi, yaşama hakkından tasarruf edemez13. Dolayısıyla, ötanazinin Türk Ceza Kanunu’nda yasak olarak değerlendirildiği sonucuna varılacak tır. Nitekim, aktif ötanazinin “kasten öldürme suçu” oluşturacağı hakkında Türkiye’de bir doktrin birliği olduğu da açıktır14. Ancak, cezasının ağırlığı konusunda doktrinde bir görüş birliği bulunmadığını söyleyebiliriz.
Pasif ötanazi için de doktrinde bir kesim, ihmali hareket sonucu oluşan kasten adam öldürme suçunun gündeme geleceğini savunuyor olsa da15 kanaatimce böyle bir durumda; Hasta Hakları Yönetmeliği’nde düzenlenen, “hastanın kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetme veya durdurulmasını isteme hakkı16” uyarınca hekimin cezai sorumluluğunun bulunmadığı söylenebilir. Ancak böyle bir durumda, hastanın rızası olduğu açıkça kanıtlanmalı ve durum sıkı şekil şartlarına tabi tutulmalıdır; aksi halde durumun kötüye kullanılması ihtimal dahilindedir.
VI. DÜNYADA ÖTANAZİ
Ötanazi bazı ülkelerde kesinlikle yasakken bazı ülkelerde ise mahkeme kararı ile veyahut hekimin kendi onayıyla uygulanabilmektedir. Bazı ülkelerde pasif ötanazi sıklıkla uygulanırken aktif ötanazi ise cezalandırılmaktadır. Ötanazinin uygulanır olup olmadığı ve uygulandığında karşı karşıya gelinecek cezalar bakımından dünyaya baktığımızda; Türkiye’de ve Fransa’da ötanazinin “kasten öldürme” suçu olarak değerlendirildiğini; Portekiz, Almanya, İtalya gibi ülkelerde serbest olmadığı nı ancak “rıza ile öldürme”, “talep ile öldürme” gibi başlıklar altına sokularak sonucunda nispeten daha hafifletilmiş cezalar verildiğini (örneğin; Portekiz Ceza Kanunu’nda (m.134) 20 yıllık cezanın 3 yıla indirildiğini, Alman Ceza Kanunu’nda (m.206) 6 ay-5 yıl arası ceza öngörüldüğünü, İtalyan Ceza Kanunu’nda ise (m.579) 6-15 yıl arasında bir ceza verildiğini) görmekteyiz; Hollanda, İsviçre, Belçika, Lüksemburg ve İspanya’da ise ötanazi uygulamasının belirli şartlarla gerçekleştirilirse cezalandırılmadığını görmekteyiz17.
Ötanazi deyince akla ilk gelen ülke olan Hollanda, tarih sahnesine “ötanazi” kavramını getiren ülke olup; bu ilk uygulamadan sonra Hollanda Kraliyet Tabipler Birliği tarafından bir bildiri yayımlanmış ve ötanazi uygulamasının sınırları daraltılmıştır. Bu bildiriye göre; ötanaziyi hasta talep etmelidir, hastanın hastalığı tedavi edilemeyecek boyutta, amansız olmalıdır ve hekim uygulayıp uygulamayacağına karar verirken mutlaka başka bir hekime de danışmalıdır18. Hatta ve hatta günümüzde, Hollanda’nın 1-12 yaşında ölümcül hastalığa sahip olan çocuklar için de ötanaziyi serbest kılacağı konuşulmaktadır19. Belçika’da 2002 yılından itibaren, 18 yaşından büyük ve dayanılmaz ve tedavisi mümkün olmayan hastalığa sahip olan kişiler için ötanazi serbestisi mevcuttur20. Fransa’da ise, ötanazi “kasten öldürme suçu” sayılsa da, 2016’dan beri ölümcül hastaların uyutulmasına izin verildiği görülmektedir21.
VII. SONUÇ
Kanaatimce; bir bütün olarak ötanaziyi ele almamız, tüm hukuki, felsefi, ahlaki, dini, vicdani sonuçları ile bir bütün olarak değerlendirmemiz bu çalışma kapsamında mümkün değildir. Devletlerin ötanaziye bakış açıları bile gün geçtikçe değişmekteyken, insanların bakış açılarının bir fikirde sabit kalmasını beklememiz haksızlık olacaktır. Ötanazi konusu hassas bir konu olduğundan, konuyu ele alırken salt hukuki kalıplara sokulması mümkün olmayacak; bir müddet sonra vicdani olgular devreye girecektir.
Yukarıda açıklamaya çalıştığım üzere ötanazi, aktif ve pasif olarak ikiye ayrılmaktadır. Aktif ötanazide bir “eylem” ile hastanın yaşamına son verilmesi söz konusuyken, pasif ötanazide bir “eylemsizlik” söz konusudur. Hukuk düzenimizce, ötanazinin her türlüsü yasak olsa da pasif ötanazi açısından -kanaatimce kanuni boşluklar bulunmaktadır. Aktif ötanazi hususundaki fikrim “kasten adam öldürme suçu” sayılabileceği ancak her durum özelinde ayrı ayrı değerlendirilerek, bazı durumlarda cezada indirimin söz konusu olabileceği yönündedir. Pasif ötanazi söz konusu olduğunda ise; hastanın rızası hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak açıklıkta alınmalı ve hastanın “karar verme kapasitesi” uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir. Ancak her halde, hastanın gerçekten iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanması ve ötanaziyi yalnızca bir buhran haliyle talep etmemesi gerekmektedir.
KAYNAKÇA
Aktif, Pasif Ötanazi ve Yardımlı İntihar Nedir? Hangi Avrupa Ülkelerinde Hangi Uygulamalar Var? https://tr.euronews. com/2021/10/25/aktif-pasif-otanazi-ve-yard-ml-intihar-nedir-hangi-avrupa-ulkelerinde-hangi-uygulamalar-va (Erişim 07.06.2022). DURMUŞ TEZCAN/ MUSTAFA RUHAN ERDEM/ MURAT ÖNOK, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 19. BASKI, Ankara 2021.
ERİKA BİTON SERDAROĞLU, Ötanazi – Ölme Hakkı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 22, S. 3, 2016. GÖKHAN TÜRE/ OĞUZHAN TÜRE, Hekimin Hizmetten Çekilme Hakkı, TBB Dergisi, C. 131, Ankara 2017.
HATİCE İLHAN, “Ötenazi” Kavramının Ahlak Felsefesi Açısından İncelenmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Din Felsefesi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2011.
MEHMET EMİN ARTUK/ CANER YENİDÜNYA, “Ötanazi”, in: Hukuk ve Etik Boyutuyla Ötanazi, ed. Nur Centel, 12 Levha Yayınları, İstanbul 2011.
MUHAMMED SULU, Ötenazi Üzerine, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 22, S. 1, 2017.
ÖZGE DEMİRÖRS/ SEVİNÇ ARSLAN HIZAL, Türk Ceza Hukuku Açısından Ötanazi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 65, S. 4, 2016. Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, (Erişim 06.06.2022), http://www.tdk.gov.tr. Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, Türk Tabipler Birliği Yayınları, Ankara 2012.
DİPNOT
1 Hatice İlhan, Ötenazi Kavramının Ahlak Felsefesi Açısından İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2011, s. 57.
2 Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, (Erişim 06.06.2022), http:// www.tdk.gov.tr.
3 Özge Demirörs/ Sevinç Arslan Hızal, Türk Ceza Hukuku Açısından Ötanazi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 65, S. 4, 2016, s. 1488.
4 Mehmet Emin Artuk/ Caner Yenidünya, “Ötanazi”, in: Hukuk ve Etik Boyutuyla Ötanazi, ed. Nur Centel, 12 Levha Yayınları, İstanbul 2011, s. 116.
5 Durmuş Tezcan/ Mustafa Ruhan Erdem/ Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 19. baskı, Ankara 2021, s. 200.
6 Tezcan/ Erdem/ Önok, s. 201.
7 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 82.
8 Gökhan Türe/ Oğuzhan Türe, Hekimin Hizmetten Çekilme Hakkı, TBB Dergisi, C. 131, Ankara 2017, s. 296.
9 Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, m. 25.
10 Erika Biton Serdaroğlu, Ötanazi – Ölme Hakkı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 22, S. 3, 2016, s. 485.
11 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, md. 26/2.
12 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, md. 26/2.
13 Tezcan/ Erdem/ Önok, s. 197.
14 Tezcan/ Erdem/ Önok, s. 201
15 Tezcan/ Erdem/ Önok, s. 201.
16 23420 Sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği, md. 25.
17 Tezcan/ Erdem/ Önok, s. 199.
18 Muhammed Sulu, Ötenazi Üzerine, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 22, S. 1, 2017, s. 561.
19 https://tr.euronews.com/ Aktif, Pasif Ötanazi ve Yardımlı İntihar Nedir? Hangi Avrupa Ülkelerinde Hangi Uygulamalar Var?
20 https://tr.euronews.com/ Aktif, Pasif Ötanazi ve Yardımlı İntihar Nedir? Hangi Avrupa Ülkelerinde Hangi Uygulamalar Var?
21 https://tr.euronews.com/ Aktif, Pasif Ötanazi ve Yardımlı İntihar Nedir? Hangi Avrupa Ülkelerinde Hangi Uygulamalar Var?








