Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

MİLLETLERARASI MAL SATIM SÖZLEŞMELERİNDE SATICININ AYIPTAN DOĞAN SORUMLULUĞU

2023 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

MİLLETLERARASI MAL SATIM SÖZLEŞMELERİNDE SATICININ AYIPTAN DOĞAN SORUMLULUĞU

Contract
2023
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Viyana Satım Sözleşmesi yani bir diğer adıyla Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması1 (“CISG”), taşınır mal satışına ilişkin hükümleri içeren uluslararası bir sözleşmedir. Sözleşme, Birleşmiş Milletler nezdinde 11 Nisan 1980 tarihinde Viyana’da kabul edilmiş ve 1988 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye de bu sözleşmeye 01.08.2011 tarihinde resmen taraf devlet haline gelmiştir. 

Bu çalışmada, milletlerarası nitelik taşıyan mal satış sözleşmelerinde satıcının ayıptan sorumluluğu, CISG hükümleri çerçevesinde incelenecektir. 

Bu çalışmada, milletlerarası nitelik taşıyan mal satış sözleşmelerinde satıcının ayıptan sorumluluğu, CISG hükümleri çerçevesinde incelenecektir.

I. GİRİŞ

Gündelik yaşantımızda en çok karşımıza çıkan sözleşme tipi olan satış sözleşmeleri, küreselleşen dünyada insanların, işletmelerin ve şirketlerin birbirleriyle olan sosyal ve ekonomik etkileşimlerini de doğrudan etkilediğinden önemli bir rol oynamıştır. Bu sözleşmeler, teknolojinin ilerleyişinin küreselleşmeyi hızlandırmasıyla beraber, dünyanın birbiriyle olan etkileşiminin artması ile uzak mesafelerden kurulur hale gelmiştir. Bu tür gelişmeler, farklı hukuk sistemlerinde ve coğrafyalarda bulunan tarafların uyabilecekleri yeknesak bir sistem ihtiyacını doğurmuştur. Böylelikle hali hazırda taraflar arasında sonuç doğurması inancıyla akdedilmiş sözleşmelerin ihlali hallerinde ihlalden zarar görebilecek tarafın, hakkını muhafaza edebileceği bir hukuk sisteminin varlığı uluslararası nitelik taşıyan işlerde bireylerin ve şirketlerin daha güvenle yol kat etmelerine katkı sağlamaktadır. CISG uluslararası satışlara ilişkin uygulanacak hukuk normları getirerek tam anlamıyla bu katkıyı sağlamaktadır. Her iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme olan satış sözleşmesi çerçevesinde satıcı, taraflar arasındaki satış sözleşmesine uygun, ayıpsız malı teslim etme borcunu taşımaktadır. Bu makalede satıcının ayıba karşı sorumluluğu CISG çerçevesinde incelenecektir.

II. AYIP KAVRAMI

A. Genel Olarak

Türk – İsviçre borçlar hukukunda ve Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde genel manada kabul gören taraflar arasındaki anlaşmaya aykırılığın genel hükümleri ile ayıba karşı sorumluluk hükümlerinin ayrı ayrı incelenmesi ilkesinden ziyade, CISG’de Anglosakson hukuk sistemlerindekine benzer biçimde ayıplı ifanın genel sözleşmeye aykırılığın bir görünümü olduğu esası kavranmıştır2

Taraflar arasındaki sözleşmenin konusunu oluşturan malların söz konusu sözleşmeye uygunluğu CISG’nin 35. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre; 

“(1) Satıcı, miktarı, kalitesi ve türü sözleşmede öngörülen malları, sözleşmede belirtilen paket veya muhafaza içinde teslim etmek zorundadır. 

(2) Taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde, mallar ancak aşağıdaki hallerde sözleşmeye uygun sayılırlar: 

(a) aynı türden malların mutat olarak tahsis edildiği kullanım amacına uygun iseler; 

(b) sözleşmenin kurulması esnasında açıkça veya zımnen satıcıya bildirilen her türlü özel kullanım amacına uygun iseler; meğerki koşullardan, alıcının, satıcının bilgisine ve değerlendirmesine güvenmediği veya güvenmesinin makul olmadığı anlaşılsın; 

(c) satıcının alıcıya örnek veya model olarak sunduğu malların kalitesine sahip iseler; 

(d) ilgili türden mallar için mutat sayılan şekilde veya böyle mutat bir şeklin var olmadığı hallerde, malın muhafazası ve korunmasına uygun olan şekilde paketlenmiş iseler. 

(3) Alıcının sözleşmenin kurulması anında bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı sözleşmeye aykırılıklardan satıcı, fıkra 2’nin (a) ilâ (d) bentleri çerçevesinde sorumlu değildir.” 

CISG’de ayıp kavramı sübjektif ayıp ve objektif ayıp olarak ikiye ayrılmıştır. Daha detaylı bir ifadeyle, taraflar arasındaki bir anlaşma ile CISG m.35/1’de, malın miktar, kalite ve nevi ile paketleme ve muhafazasının hükme bağlanması suretiyle “sübjektif ayıp” kavramı dikkate alınmıştır. Şayet taraflar arasında böylesi bir anlaşma mevcut değilse CISG m.35/2’de yer alan ve ayıpsız bir malın muhteviyatı itibariyle barındırması gereken genel nitelikler üzerine bir çerçeve çizen “objektif ayıp” kavramını içeren tali düzenleme kendisine uygulama alanı bulur3

CISG m. 35’de düzenlenen ayıp kavramının, hukuki ayıpları kapsamayıp yalnızca maddi ayıpları kapsadığı ifade edilmektedir. Hukukî ayıp çerçevesinde CISG m.41 ve 42’de yer alan hükümlere göre; “Satıcı, üçüncü kişilerin her türlü hak ve taleplerinden ari mallar teslim etmek zorundadır, meğerki, alıcı bu hak ve taleplere konu malları almayı kabul etmiş olsun. Bununla birlikte, bu hak veya talep sınaî ya da diğer bir fikrî mülkiyete dayanmaktaysa, satıcının borcu 42. maddeye tabidir.” 

CISG m. 42’ye göre de; 

“(1) Satıcı, üçüncü kişilere ait sınaî veya diğer bir fikrî mülkiyete dayanan ve sözleşmenin akdedilmesi sırasında bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı hak veya taleplerden ari mallar teslim etmek zorundadır, şu şartla ki, hak ya da talep, 

(a) malların yeniden satılacağı veya diğer bir şekilde kullanılacağı devletin hukukuna göre mevcut olan bir sınaî veya fikrî mülkiyete dayansın ve taraflar sözleşmenin kurulması sırasında malların bu devlette yeniden satılacağını veya kullanılacağını hesaba katmış olsun; veya 

(b) bunun dışındaki her halde, alıcının işyerinin bulunduğu devletin hukukuna göre mevcut olan bir sınaî veya fikri mülkiyete dayansın. 

(2) Satıcının fıkra 1 uyarınca yükümlülüğü, 

(a) sözleşmenin kurulduğu anda alıcının hakkı ya da talebi bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı halleri; veya 

(b) hak ya da talebin, alıcının, satıcının kullanımına sunduğu teknik çizim, tasarım, veya başkaca veriden kaynaklandığı halleri kapsamaz.” 

B. Subjektif Uygunluk Kavramı

CISG’de asli ayıp türü “sübjektif ayıp” olarak düzenlenmiştir. Sübjektif ayıp, sözleşme taraflarının malın miktarı, kalitesi, nevi ve paketi gibi konularda açık veya örtülü biçimde saptayabilecekleri bulgulara elverişli olmayan maddi ayıplar olarak ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra, sözleşmede taraflarca önceden kararlaştırılan niteliklere münasip bulunmayan ve alıcının satın alma iradesiyle ve gayesiyle örtüşmeyen mallar da sübjektif ayıp kavramı kapsamında değerlendirilmektedir4. Taraflar satışın konusunu oluşturan malların niteliklerine ilişkin karşılıklı beyanlarını, kanuni normlara veya uluslararası mercilerce kabul görmüş standartlarda olan ilgili düzenlemelere atıf yapmak vasıtasıyla da ortaya koyabilirler. Lakin, böylesi durumlarda, ne var ki açıkça kararlaştırılmadan, satıcıdan diğer coğrafyalarda hükmü haiz bulunan ilgili düzenlemeleri göz önünde bulundurma beklentisi hakkaniyetli bir beklenti değildir. Sübjektif ayıp kavramında asıl olarak ön planda bulunan, objektif nitelikteki kriterlerden ziyade tarafların kendi beyanlarıyla belirttiği veya belirtebilecek olduğu niteliklerin sözleşme konusu malda bulunup bulunmamasıdır. 

Diğer yandan, sözleşme konusu malın mevcut anlaşmaya uygunluğu konusunda sözleşmede taraflarca kararlaştırılan düzenlemelerin açık olmaması sözleşmenin hükümlerinde yoruma başvurulmasını gerekli kılabilir. Bu durumda da CISG m.8’deki hükme başvurulması gündeme gelir.

CISG m. 8’e göre; 

“(1) Bu Antlaşmanın amacı çerçevesinde taraflardan birinin beyanları ve diğer davranışları onun iradesine uygun olarak yorumlanır, yeter ki karşı taraf bu iradeyi bilsin veya bilmemesi mümkün olmasın. 

(2) Eğer fıkra 1 uygulanamıyorsa, taraflardan birinin beyanları ve diğer davranışları, karşı taraf ile aynı konumda makul bir kişinin aynı koşullarda bunlara vereceği anlama göre yorumlanır. 

(3) Taraflardan birinin iradesini veya makul bir kişinin anlayışını tespit edebilmek için özellikle taraflar arasındaki sözleşme görüşmeleri, aralarında oluşmuş alışkanlıklar, teamüller ve tarafların sonraki davranışları da dahil olmak üzere olayın ilgili tüm koşulları dikkate alınır.” 

C. Objektif Uygunluk Kavramı

Taraflarca oluşturulmuş bir sözleşmede şayet tarafların kendi aralarında malın niteliklerine yönelik mutabık kaldıkları herhangi bir saptayıcı anlaşma olmaması durumunda “objektif ayıp” kavramı gündeme gelir. İfade edilmelidir ki, CISG çerçevesinde objektif ayıp kavramı, sözleşme konusu malların taraflar arasındaki anlaşmaya objektif uygunluğunun bulunup bulunmadığı tespit edilirken tali nitelikteki ölçütlerdendir. Bu bağlamda, CISG m. 35/2’de hüküm haline getirilmiş olan objektif kriterler ve bunlara ilişkin ihlallerde ortaya çıkan objektif ayıp, alıcının sözleşme konusu mala ilişkin beklentilerini ve bu beklentilere aykırılık hallerini kapsamaktadır. 

CISG m. 35/2’deki objektif ölçütler aşağıda değerlendirilecektir.

1. Mutat Kullanım Amacı:

Sözleşme konusu malın, sıradan bir kullanıcının mutat kullanım amacına ve mahiyetine uygunluğu konusunda tartışmaya yer olmamalıdır. Mutat kullanım amacı, malı kullanan kimsenin içerisinde bulunduğu ortamda varlığını sürdüren teamüllere göre belirlenen ve somut hale gelmiş olan objektif bir kriterdir5. Söz konusu ölçüte göre alıcının sözleşme konusu mala ilişkin beklentileri, malın ortalama nitelik, nevi ve kalitede olmasına ilişkin bir beklenti olmalıdır. Bu anlamda, satış sözleşmesine konu olan ikinci el mallar, en azından kullanılabilir veya işlevselliğini yitirmemiş olmalıdır. Bir malın ayıplı olabileceğine yönelik çeşitli şüphelerin varlığı, kural itibariyle, doğrudan sözleşmeye aykırılık teşkil etmez. Fakat, malın mevcut bu şüphe sebebiyle kullanılmasının olanaksız hale gelmesi durumunda sözleşmeye aykırılık gündeme gelir. 

Malın mutat kullanıma uygun olması konusunda söz konusu malın sağlamlık (dayanıklılık) unsurunu içermesi ve en az ortalama kalitede olmasıdır. 15 Ekim 2002 tarihinde Hollanda Tahkim Enstitüsü’nce verilen bir kararda da mutat kullanımın nasıl tespit edilebileceğine ilişkin incelemelere yer verilmiştir. Bahsi geçen kararda, malın mutat kullanıma elverişli olmasının, Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde kabul gören orta kalitede olma ölçütü çerçevesinde mi yoksa Anglosakson hukuk sistemlerindeki ticarete ilişkin teamüllere uygunluk ölçütü çerçevesinde mi değerlendirileceği konusunda çeşitli tartışmalara imkan tanınmıştır6

Burada özellikle milletlerarası sözleşmelerde, malın niteliklerinin, alıcının bulunduğu ülkedeki mevcut hukukî düzenlemelere paralel olup olmamasının gerekliliği de ayrıca incelenmelidir. Ağırlıklı doktrine göre, bu hükümler farklı hukuk sistemlerinde değişiklik gösterdiğinden satıcıdan bu tip hükümlere riayet etmesi ve sözleşmenin kurulmasından önce malın niteliğine ilişkin ihtimal dahilinde bulunmayan olasılıkları öncesinde tahmin edebilmesi beklenmemelidir. Çünkü satıcının bu hükümleri saptaması ve buna uyum sağlamaya çalışması oldukça zordur. Bu sebeple edim, satıcının ülkesindeki ilgili hükümler çerçevesinde ifa edilmişse, anlaşmaya aykırı bir davranıştan bahsedilemez.

2. Özel Kullanım Amacı:

Sözleşme taraflarının malın özel bir amaca mahsus olduğunu açık veya örtülü bir irade beyanı ile ortaya koymaları halinde, kendi irade beyanlarına aykırı söz ve davranışları sübjektif ayıp kapsamında değerlendirilir7. Fakat burada ifade edilmek istenen sözleşme tarafları arasında herhangi bir anlaşma olmaksızın, halin gerekliliğiyle satıcının sözleşmenin kurulduğu esnada malın özel bir kullanım amacına özgülendiğini bildiği veya bilmek durumunda olduğuna ilişkin bir taahhüdünün bulunmasıdır. Zira, alıcının en geç sözleşmenin oluşturulduğu anda bildirmiş bulunduğu durumlarda malın bu özel kullanım amacına elverişli olması gerekir. Belirli kullanım amacının karşı tarafça bilinebilir olmasını sağlamak açık veya örtülü irade beyanıyla gerçekleştirilebilir. Nitekim, özenli bir satıcının bu denli hususi bir amacı bilmesi gerektiği durumlar da buraya dahildir. Malın kullanılacağı yerin karşı tarafa bildirilmesi de mala ilişkin beklentide işlevsellik açısından yeterli bir bildirim olduğu ifade edilebilir. Örneğin sıcak iklim etkisi altında olan bir coğrafyada kullanılacak bir dondurucu/ dondurma hizmetlerine yönelik ürünlerin yüksek sıcaklıklara elverişli ve sağlam olması beklenir. Lakin yalnızca malın kullanılacağı yerin veya teslim edileceği muhitin bildirilmesi ne var ki bu esnada kafi değildir. Muhakkak ki, özel kullanım amacı gereken saflıkta ve ari nitelikte anlaşılır olmalıdır8. Ancak satıcının buna benzer bir özel amacı başlangıçta taahhüt etmeyi arzulamadığı hallerde itiraz edilebilir. Ek olarak alıcının, satıcıya güvenmediği veya güvenmek zorunda olmadığı durumlarda ise satıcının ayıba karşı tekeffül borcu CISG m. 35/2b çerçevesinde değildir. Örnek vermek gerekirse, alıcı alanında deneyimli ve uzman bir denetleyiciye sahipse, artık satıcının malın özel bir amaca hizmet ettiğine yönelik taahhüdü göz önünde bulundurulmaz. 

Bir başka açıdan bakıldığında, alıcının satıcının değerlendirme kabiliyetine veya bilgisine kısmi olarak veya haklı bir neden olmaksızın itibar etmediği durumlarda da CISG m. 35/2 kapsamında bir taahhüt yükümlülüğünden söz edilememektedir9. Satıcının uzmanlığına itibar etmenin haklı olmadığı haller, söz konusu düzenlemenin istisnası olarak nitelendirilmelidir. Bu nedenle, şüphenin söz konusu olduğu durumlarda alıcının, satıcının uzmanlığına ve tecrübesine güvenmediği düşünülmektedir. Tekrardan, malın doğrudan bu tip düzenlemeler tarafından kullanılabilir olmadığının düşünüldüğü veya bu halin kolaylıkla göze çarpmasının bir tecrübe gerektirmediği, yani satıcının ürüne/mala ilişkin bilgisinin hesaba dahil edilmediği durumlarda da CISG m. 35/2’ye göre taahhüt yükümlülüğü söz konusu değildir. Aynı şekilde anlaşmanın her iki tarafının da aynı düzeyde uzmanlığa sahip oldukları durumlarda da haliyle eş sonuca gidilmelidir. Bununla birlikte, alıcı da satıcıya benzer şekilde malın sözleşmenin amacına elverişliliğini gözden geçirebilecek bir durumda bulunmalıdır10. Çünkü, satıcıya malın kullanımından doğan riskin yüklenmesi için bir sebep yoktur. Fakat her şeye rağmen kimin uzman olduğu belirsiz ise, alıcının satıcıda bulunması beklenen uzmanlığa itimat etmesi gerektiği bilinmelidir. Bu açıdan malın özel kullanım amacına elverişli bulunmadığını bilen veya bilebilecek niteliği haiz satıcının dürüstlük kuralınca uyarmakla yükümlü olduğu net bir şekilde ifade edilebilir.

3. Örnek (Numune) Üzerine Satış:

Örnek (numune) üzerine satışta satış sözleşmesine konu olan mal, örneğe (numuneye) uygun nitelikte bulunmalıdır. Nitekim, tarafların aralarındaki anlaşmada bir örnek (numuneyi) göz önünde bulundurdukları hallerde, malın kalitesine ilişkin bağlayıcı kriter, söz konusu örneğin (numunenin) özellikleridir. Bundan dolayı başka bir örneğe uygun olsa da taraflar arasındaki anlaşmada değerlendirmede esas bulunan örnekten farklı ürünler, sözleşmeye aykırı haldedir. Lakin mal, anlaşmadaki örneğe (numuneye) uygun ise, örneğin (numunenin) fark edilebilir olmayan noksanlıkları hariç kalmak üzere, alıcının sözleşme konusu maldan beklenen kullanılabilirlik açısından CISG m. 35/2a’ya gidemez. Fakat alıcı, örneğin (numunenin) uygunluğu açısından satıcının bilgisine ve tecrübesine yönelik bir itimadı mevcutsa, bu durumda CISG m. 35/2-b kapsamında haklarını kullanma imkanı vardır. En nihayetinde, örnek (numune) anlaşmaya aykırı ise, mal örnek (numuneye) uygun olsa dahi ayıplı sayılır.

4. Malın Paketlenmesi:

Satıcının sözleşme konusu malı düzgün biçimde paketleme yükümlülüğü, CISG çerçevesinde ayıptan doğan sorumluluğa neden olan asli bir yükümlülüktür. Sözleşme kapsamında satış konusu olan mal, alakalı olduğu iş alanında alışılageldiği şekliyle paketlenmelidir. Şayet alakalı olduğu iş alanında alışılageldiği şekliyle standart bir paketleme yoksa, en azından malın taşıma sırasında zarar görmeyecek biçimde paketlenmesi gerektiği kabul edilmektedir11. Diğer yandan, aranacak borç mevcutsa ve satıcı malı münhasıran alıcıya tahsis etme mecburiyetinde ise, yine satıcının paketleme yükümlülüğünün bulunduğu ifade edilmektedir. Almanya’da bir yüksek eyalet mahkemesinin söz konusu hususta aldığı bir kararda sözleşme konusu mermerleri taşıyan aracın ani freniyle mermerlerin zarar görebilecek şekilde paketlenmiş olmasını, sözleşmeye aykırı bir ifa olarak nitelendirmiştir12

Paketleme yükümlülüğü, paketleme giderlerini de kapsamaktadır. Paketleme hatasından dolayı satış konusu malda meydana gelen ayıptan satıcı sorumludur. Bu kısma; zararın, hasarın karşı tarafa geçişinden sonra ortaya çıktığı durumlar da dahildir. 

III. AYIPTAN DOĞAN SORUMLULUĞUN KOŞULLARI

A. Ayıp, Hasar Alıcıya Geçtiği Anda Mevcut Olmalıdır

CISG m. 36 çerçevesinde sözleşmedeki amaca uygunluğun esas alınması için göz önünde bulundurulan zaman dilimi, hasarın geçtiği andır. Zira CISG m. 36’ya göre; “Satıcı, hasarın alıcıya geçtiği anda mevcut olan sözleşmeye aykırılıktan, sözleşmeye aykırılık bu andan sonra belirgin hale gelmiş olsa dahi, sözleşme ve bu Antlaşma uyarınca sorumludur”. 

Kural olarak ayıp, hasarın geçti anda bulunmalıdır. Fakat satıcı, her ne kadar azınlıkta olsa da sözleşmede sonradan ortaya çıkan aykırılıklardan da nitekim sorumlu tutulabilmektedir. Söz konusu hal, sözleşmedeki ihlâllerin ayıp kavramının vücut bulmasına sebep olduğu durumlarda gerçekleşebilmektedir. Örnek vermek gerekirse, bir çamaşır makinesinin kullanım kılavuzunun hatalı olması bir ayıbın ortaya çıkmasına sebep olan durumlar arasında yer aldığından bu şekilde nitelendirilir. Bir diğer istisnai hal ise, sözleşme konusu malın hasarının alıcıya geçişinden itibaren de makul biçimde beklenen veya sözleşme kapsamında taraflarca anlaşılan amaca uygun şekilde kalacağı ya da mala ilişkin belirli niteliklerin varlığını sürdüreceğine yönelik bir taahhüttün var olduğu durumlar için kabul edilebilmektedir. Satıcının ürünün teslimden sonra 2 aylık süre daha kullanılabilir olduğuna yönelik, dayanaklı olduğuna dair taahhütte bulunduğu durumlar, bu duruma örnek olarak gösterilebilmektedir13.

B. Alıcı Malları Muayene Etmek veya Ettirmek Zorundadır

CISG m. 38’e göre; “Alıcı, malları, koşulların izin verdiği ölçüde kısa bir süre içerisinde muayene etmek veya ettirmek zorundadır. Muayene, “devir ve teslim edilen malın veya eserin gözden geçirilmesi”, hasarın geçtiği anda maddi veya hukukî bir ayıbın var olup olmadığının, yani malın veya eserin bu esnada öncesinde belirtilen niteliklerinden noksan olup olmadığının belirlenmesi işlemidir. 

Muayenenin çerçevesinin çizilmesinde genel anlamda mevcut somut olayın koşulları ve satılan mal veya ortaya çıkarılan eserin özellikleri göz önünde bulundurulur. Alıcının veya iş sahibinin, bir yandan gözden geçirmeyi malın ve eserin durumu hakkında net bir fikir edinebilecek biçimde gerçekleştirme; aynı zamanda yersiz biçimdeki davranış ve yaklaşımlarla gecikmeksizin muayene işlemini bitirme yükümlülüğü vardır14

Muayene süresi, CISG m. 38/1’de; “malın muayenesinin koşulların izin verdiği ölçüde kısa bir süre içerisinde yapılması” gerektiği şeklînde hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hükümde bahsi geçen kısa süre ifadesi, muayenenin “kısa bir süre içerisinde yapılması” biçiminde değil, “somut olayın şartlarının izin verdiği ölçüde kısa bir süre içerisinde” yapılmasıdır. Bu nedenle, muayene süresi ifadesi, muayenenin yapılacağı spesifik bir zaman gibi değil, belirli bir süre şeklinde kavranmalıdır. CISG m. 38/2’de ise; “Sözleşme, malların taşınmasını gerektiriyorsa, muayene, malların varma yerine ulaşması sonrasına ertelenebilir.” hükmü bulunmaktadır. CISG m. 38/2’de, gönderme yoluyla kurulan satış sözleşmelerinde muayene süresinin işlemeye başlama anı ayrıca hükme bağlanmıştır. Zira, bu hükümde muayene süresinin işlemeye başlama zamanı için herhangi bir norm yoktur. 

Bu hükümde, tarafların kendi aralarında oluşturduğu diğer anlaşmalar saklı kalmak koşuluyla, satılan malın sözleşmede belirlenmiş bölgeye fiilen ulaşmasına kadar, muayenenin ertelenebileceğine yer verilmiştir. Söz konusu hükmün amacı, CISG m. 38/1 ve 31/c kapsamında malın henüz ilk göndericiye (taşımacıya) teslim edildiği yer ve zamanda muayene edilmesi biçimindeki kuralın, gönderme yoluyla satış sözleşmelerinde, henüz mala doğrudan zilyet olmayan alıcıdan ve malın gönderilmesine aracılık yapan taşıyıcıdan beklenmemesi gerektiğidir.

C. Alıcı Ayıp Bildiriminde Bulunmak Zorundadır

Muayene sonrasında anlaşma konusu malda ayıp saptanmışsa, satıcıya bildirilmesi gereklidir. Bu bildirime, ayıp bildirimi adı verilmektedir. Ayıp bildirimi, sözleşme konusu malda tespit edilen bir ayıp sebebiyle malın kabul edilmeyeceği iradesini karşı tarafa ileten ve bu yönüyle sözleşmeye aykırılığın niteliğini belirten bir ifade açıklamasıdır. Nitekim, ayıp bildiriminde hukukî neticeye ilişkin bir irade açıklamasından ziyade malın veya eserin sözleşmeye uygun olmaması sebebiyle kabul edilmediğinin satıcı veya yükleniciye düşünce açıklaması ile iletilmesidir. Bunun yanı sıra, her somut olay nezdinde tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılır olması şartıyla örtülü bir ayıp bildiriminin yapılması da mümkündür. 

CISG m. 39’a göre; “(1) Alıcı, bir sözleşmeye aykırılık saptadığı veya saptaması gerektiği tarihten itibaren makul bir süre içinde satıcıya, sözleşmeye aykırılığın türünü de belirterek bildirmezse, sözleşmeye aykırılığa dayanma hakkını kaybeder. 

(2) Her halde, alıcı, malların fiilen teslim edildiği tarihten itibaren en geç iki yıllık bir süre içinde sözleşmeye aykırılığı satıcıya bildirmezse, sözleşmeye aykırılığa dayanma hakkını kaybeder; meğerki, bu süre sözleşmesel bir garanti süresiyle bağdaşmıyor olsun.” hükmü yer almaktadır. 

D. Alıcı Ayıplı Malı Kabul Etmemiş Olmalıdır

CISG m. 35/3’e göre; “Alıcının sözleşmenin kurulması anında bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı sözleşmeye aykırılıklardan satıcı, fıkra 2’nin (a) ilâ (d) bentleri çerçevesinde sorumlu değildir.” Söz konusu maddeye göre alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen malı teslim alması, malın mevcut ayıbı ile kabul edildiği anlamına gelir. Bundan dolayı, alıcının malı ayıplı olarak kabul etmesi ile malı teslim alması birbirinden farklı hallerdir. Alıcının malı kabul etmesi, sadece malın ayıplı olduğunu bilmesine rağmen onu teslim almış olduğu durumlarda gündeme gelir15.

IV. AYIP DURUMUNDA ALICININ SEÇİMLİK HAKLARI

A. Genel Olarak

Yukarıda açıklanan şartların gerçekleşmesi halinde satıcı ayıptan sorumlu olur. Bu durumda alıcının hangi haklara sahip olduğu CISG m. 45’de düzenlenmiştir. Buna göre; 

“(1) Satıcı, sözleşmeden veya bu Antlaşmadan doğan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmezse, alıcı: 

(a)Madde 46 ilâ 52’de öngörülen haklarını kullanabilir. 

(b)Madde 74 ilâ 77’de öngörülen tazminatı talep edebilir. 

(2) Alıcı diğer hukukî imkânlardan yararlanmakla tazminat talep etme hakkını kaybetmez. 

(3) Alıcı, sözleşmenin ihlâl edilmesi halinde sahip olduğu hukukî imkânlardan birine başvurduğu takdirde, bir mahkeme veya hakem tarafından satıcıya ek süre tanınamaz.” 

B. Alıcının Seçimlik Hakları

CISG m. 46/2’ye göre; “Mallar sözleşmeye uygun değilse alıcı, bu uygunsuzluğun sözleşmeye esaslı bir aykırılık oluşturması ve 39. madde uyarınca bildirimde bulunması veya bildirimden itibaren makul bir süre içinde talep etmesi halinde ikame mal teslimini isteyebilir”. 

Sözleşmeye esaslı aykırılık, CISG m. 25’de düzenlenmiştir. Buna göre; “Taraflardan birinin sözleşmeyi ihlâli, ancak diğer tarafı, sözleşme uyarınca beklemekte haklı olduğu şeyden önemli ölçüde yoksun bırakacak bir olumsuzluğa sebep olması halinde, esaslıdır. Yeter ki, böyle bir sonucu sözleşmeyi ihlâl eden taraf öngöremediği gibi, aynı konum ve şartlar altındaki makul bir kişi de öngörememiş olsun.” Bu sebeple, alıcı, sözleşmenin ihlâlinin CISG m. 25 anlamında esaslı olması halinde satılanın ayıpsız bir benzerinin teslimini satıcıdan isteyebilir. 

İkinci olarak, CISG m. 46/3’e göre; “Mallar sözleşmeye uygun değilse alıcı, durum ve şartlardan makul bir talep olduğu anlaşıldığı takdirde, satıcıdan sözleşmeye aykırılığın onarım yoluyla giderilmesini isteyebilir. Onarım hakkı, 39. madde uyarınca yapılacak bir bildirimle veya bildirimden itibaren makul bir süre içinde ileri sürülmelidir.” 

Üçüncü olarak ise, alıcı CISG m. 49’a göre sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Zira CISG m. 49’a göre; “Satıcının sözleşmeden veya bu Antlaşmadan doğan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi sözleşmeye esaslı bir aykırılık oluşturuyorsa” sözleşmeden dönülebileceği hükmünü haizdir. Teslim edilen sözleşme konusu malın ayıplı olması, mutlak olarak esaslı bir sözleşme ihlâlidir. 

Son olarak, CISG m. 50’de, diğer bir seçimlik hak olarak bedelden indirim hakkı düzenlenmiştir. Bu hükme göre ise; “Malların sözleşmeye uygun olmaması durumunda semen ödenmiş olsun veya olmasın alıcı semeni, fiilen teslim edilen malların teslim anındaki değeri ile sözleşmeye uygun malların aynı andaki değeri arasındaki farkla orantılı olarak indirebilir. Ancak satıcı 37. veya 48. maddeler uyarınca yükümlülüklerinin ifasındaki bütün eksiklikleri giderirse veya alıcı, satıcının bu maddelere uygun olarak yaptığı ifayı reddederse, alıcı semeni indiremez”. 

V. SONUÇ

CISG, Türkiye açısından 1 Ağustos 2011 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Birbirinden farklı hukuk sistemlerini bir konsensüs edasıyla bu antlaşma çerçevesinde yeni bir anlayış ile toplarken, bir yandan da tüm ezberleri bozan bir hukuk metnidir. Satış sözleşmeleri kapsamında satıcının ayıptan sorumluluğu da CISG’nin münhasır anlayışını en net biçimde göz önüne serdiği alanlardan biridir. CISG, satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu sözleşmeye aykırılık kapsamında değerlendirmekte ve bu alandaki ifadelerini bu çerçeve içerisinde şekillendirmektedir. 

Milletlerarası nitelikteki satış sözleşmelerinde CISG’nin daha da uygulanma alanı bulmasıyla sözleşmeye aykırılık kavramı ile karşılaşma ihtimalimizin artacağını ifade etmek hayalperest bir yaklaşım değildir. CISG kapsamında oluşturulan değerlendirmelerde eksik bir ifanın söz konusu olduğu durumlar, CISG’in kendine özgü anlatımıyla ifade etmeye kalkıldığında, sözleşmeye aykırı bir ifa olarak görülecek, satıcıya uygulanacak yaptırımlar bu çerçevede değerlendirilecektir. Yine antlaşma hukuk hayatımıza “malın mutat kullanım amacına uygun olması”, “malın özel kullanım amacına uygun olması” gibi yeni kriterleri dahil etmekte, bunlara yabancı mahkeme kararlarını da dahil ederek olaylara karşılaştırmalı hukuk dünyasının anahtarını bizlere vermektedir. Yalnızca satıcının ayıptan sorumluluğu konusunda dahi CISG uygulamasının, her ne kadar hukukçular nezdinde oldukça zorlu tarafları bulunsa da hukuk alemine bir verimlilik katacağını, perspektiflerimizi geliştireceğini sezinlemek imkan dahilindedir.

KAYNAKÇA

ADAM TOLLEY, Delivery, Acceptance and Payment, in: Sale of Goods, 1th Edition, Informa Law from Routledge, 2000.

BARIŞ DEMİRSATAN, Satıcının Zapttan Sorumluluğunun Maddi Koşulları, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 22, Sayı: 1, 2020.

EYAL ZAMIR, Toward a General Concept of Conformity in the Performance of Contracts, 52 Louisiana Law Review, 1991.

HAYRUNNİSA ÖZDEMİR, Türk Borçlar Kanunu’na ve Viyana Satım Sözleşmesine (CISG) Göre Ayıptan Doğan Sorumluluğun Şartları, Yetkin Yayınları, Ankara 2013. http://www.cisg.law.pace.edu (Erişim Tarihi 28.05.2022). https://cisg-online.org/ (Erişim Tarihi 23.05.2022). https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2010/04/20100407-1. htm (Erişim Tarihi: 20.05.2022). J.C.T. CHUAH, Law of International Trade: Cross-Border Commercial Transactions (5th edition, Sweet&Maxwell, 2013) 2-025.

P. S. ATIYAH/ J. N. ADAMS/ HECTOR L. MACQUENN, The Sale of Goods, 12. Baskı, 2005.

PELİN BAYSAL, “Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) Çerçevesinde Satıcının Ayıptan Sorumluluğu”, Yeni Türk Borçlar Kanunu ve Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasına (CISG) göre Satış Sözleşmeleri, İstanbul, 12 Levha Yayınları, 2012.

YAVUZ DAYIOĞLU, CISG Uygulamasında Sözleşmenin İhlali Halinde Alıcının Hakları ve Özellikle Alıcının Tazminat Talep Etme Hakkı, XII Levha, İstanbul 2011.

YEŞİM ATAMER, Uluslararası Satım Sözleşmelerine İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) uyarınca Satıcının Yükümlülükleri ve Sözleşmeye Aykırılığın Sonuçları, Beta, İstanbul 2005.

ZAFER ZEYTİN, Milletlerarası Mal satım Sözleşmeleri (CİSG) Hukuku, 2.Baskı, Ankara 2015. ZAFER ZEYTİN, Milletlerarası Mal Satım Sözleşmeleri Hukuku, Seçkin, Ankara 2011.

DİPNOT

1 Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması, 07.04.2010 tarih, 27545 sayılı Resmi Gazete (RG).

2 Yeşim Atamer, Uluslararası Satım Sözleşmelerine İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) Uyarınca Satıcının Yükümlülükleri ve Sözleşmeye Aykırılığın Sonuçları, Beta, İstanbul 2005, s. 181, 182; Yavuz Dayıoğlu, CISG Uygulamasında Sözleşmenin İhlali Halinde Alıcının Hakları ve Özellikle Alıcının Tazminat Talep Etme Hakkı, XII Levha, İstanbul 2011, s. 35.

3 Claire Huguenin, Obligationenrecht Besonderer Teil, 3. überarbeitete Auflage, Zürich 2008, s. 29 nakleden Barış Demirsatan, Satıcının Zapttan Sorumluluğunun Maddi Koşulları, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 22, S. 1, 2020, s. 219-253.

4 Zafer Zeytin, Milletlerarası Mal satım Sözleşmeleri (CİSG) Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2015, s. 26.

5 Atamer, s. 199; Zafer Zeytin, Milletlerarası Mal Satım Sözleşmeleri Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 128.

6 Atamer, s. 200.

7 Pelin Baysal, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) Çerçevesinde Satıcının Ayıptan Sorumluluğu, Yeni Türk Borçlar Kanunu ve Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasına (CISG) göre Satış Sözleşmeleri, 12 Levha Yayınları, İstanbul 2012, s. 237.

8 Adam Tolley, Delivery, Acceptance and Payment, in: Sale of Goods, 2000, s. 300.

9 Dayıoğlu, s. 35.

10 Eyal Zamir, Toward a General Concept of Conformity in the Performance of Contracts, 52 Louisiana Law Review, 1991, s. 68.

11 México 29.04.1996, CISG online, Sayı 350. 

12 OLG Saarbrücken, 17.01.2007, CISG online, Sayı 1642.

13 J.C.T. Chuah, Law of International Trade: Cross-Border Commercial Transactions, 5. Baskı, Sweet&Maxwell, 2013, 2-025, s. 107.

14 P. S. Atiyah/ J. N. Adams/ Hector L. Macqueen, The Sale of Goods, 12. Baskı, 2005, s. 157.

15 Hayrunnisa Özdemir, Türk Borçlar Kanunu’na ve Viyana Satım Sözleşmesi’ne (CISG) Göre Ayıptan Doğan Sorumluluğun Şartları, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s. 191

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
MİLLETLERARASI MAL SATIM SÖZLEŞMELERİNDE SATICININ AYIPTAN DOĞAN SORUMLULUĞU
Capabilities
Contract
DisputeResolution
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 207

Gsi Brief 207

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Metaverse Platformlarında Ortaya Çıkan Bazı Hukuki Sorunlar

Metaverse Platformlarında Ortaya Çıkan Bazı Hukuki Sorunlar

2023
Read more
Estetik Operasyonların Eser Sözleşmesi Kapsamında Değerlendirilmesi

Estetik Operasyonların Eser Sözleşmesi Kapsamında Değerlendirilmesi

2023
Read more
Ticaret Hukukunda Yapay Zekaya İlişkin Yenilikçi Uygulamalar

Ticaret Hukukunda Yapay Zekaya İlişkin Yenilikçi Uygulamalar

2023
Read more
Fikri Mülkiyet Haklarının Anonim Şirketlere Ayni Sermaye Olarak Getirilmesi

Fikri Mülkiyet Haklarının Anonim Şirketlere Ayni Sermaye Olarak Getirilmesi

2023
Read more