ÖZET
Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri; adaletsizlik ve eşitsizlik ile mücadele etmek, aşırı yoksulluğu sona erdirmek ve iklim değişikliği ile savaşmak için küresel bir çağrı olarak oluşturmuş ve Türkiye tarafından benimsenmiştir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden biri olan “Erişilebilir ve Temiz Enerji” Türkiye tarafından çeşitli düzenlemeler ile desteklenmiştir. Bu makalede, Türkiye’nin enerji verimliliğine ilişkin kanunları, yönetmelikleri ve politika belgeleri incelenerek ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında uyumluluğu değerlendirilmiş ve Türkiye’nin mevzuat ve eylem planları geliştirme açısından oldukça ileride olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında Türkiye’deki uygulamalar değerlendirilerek söz konusu hedeflerin Türkiye tarafından gerçekleştirilebilme oranı, veriler ile desteklenerek açıklanmıştır.
I. GİRİŞ
Verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramları sanayi devrimi ile kapsayıcı bir anlam kazanmış ve çevresel faydayı gözeten stratejilerde rol almıştır. Sürdürülebilir kalkınma ise, insanı merkeze alan bakış açısı ile son elli yılda sanayi ve ekonomide dengesiz büyümeye bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri de (“SKH”) bu çözüm yollarından biri olarak ekonomide dengesiz büyüme kaynaklı yoksulluk ve iklim değişikliğine karşı ortaya çıkmıştır. Bu küresel eylem çağrısı, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 193 ülke tarafından benimsenmiş, sürdürebilir kalkınmanın ülkelerin sosyal ve ekonomik politikalarında rol alabilmesi amaçlanmıştır.
Enerji verimliliğini sağlamak ve yenilenebilir enerji kullanımını artırmak amacı ile alınan “Erişilebilir ve Temiz Enerji” Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (“Yedi Numaralı Hedef”), Türkiye tarafından kanun yönetmelik ve eylem planları ile desteklenmiş ve benimsenmiştir. Öncelikle, Türkiye’nin enerji verimliliği gelişmelerinin anlaşılması için verimlilik ve sürdürülebilir kalkınma tanımlarının incelenmesi gereklidir.
II. VERİMLİLİK VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA
A. Verimlilik
Verimlilik, işletmelerin muhasebe kayıtları ile sınırlı olan bir anlayış olmaktan çıkıp toplumun refahı ve ülkelerin ekonomileri de dahil olmak üzere daha kapsayıcı bir anlam kazanmıştır. Günümüz verimlilik anlayışı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün belirttiği üzere refah düzeyinin yükseltilmesine odaklanmalıdır. Kapsayıcı anlayışa göre verimlilik bir gelişme stratejisi olarak algılanmalı; toplumda yoksulluğun azaltılmasına, barışın sağlanmasına, çalışma koşullarının geliştirilmesine, istihdam artışının oluşmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya hizmet etmelidir1.
B. Sürdürülebilir Kalkınma
Sürdürülebilir kalkınma kavramı, tüketim ve üretim sürecinde yalnızca ekonomik karlılığı hedefleyen ve uzun süreçte çevresel faydayı göz ardı eden uygulamaların yarattığı sorunlara çözüm arayışlarının bir sonucu olarak 1970’li yılların başında ortaya çıkmıştır. Küresel olarak çevre sorunları konusunda farkındalık yaratmak amacı atılan ilk önemli adım 1972 yılında Stockholm’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’dır (“Stockholm Konferansı”). Stockholm Konferansı, ekonomik kalkınma ve ekoloji arasındaki dengeyi sağlamak için ekolojik kalkınma politikası kapsamında insanı merkeze almış ve gelecek nesillerin kaynaklardan faydalanmasını amaçlamıştır. Gelişme düzeyleri ve sosyoekonomik yapıları farklı olan birçok ülkenin ilk defa bir araya geldiği konferansta Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Bildirisi (“Bildiri”) kabul edilmiştir. Bu Bildiri, yaptırımlardan yoksun olsa da insanlığın ortak mirasının çevre olduğunu vurgulamış; üçüncü nesil haklardan olan çevre hakkının yapıtaşı olmuş ve bu konuda atılacak sonraki adımlara örnek teşkil etmiştir2.
Sanayi ve ekonomide dengesiz büyüme kapsamında atılan bir başka adım 1968 yılında bilim insanları ve sanayicilerin bir araya gelerek kurduğu Roma Kulübü’nün 1972 yılında hazırlayıp sunduğu Büyümenin Sınırları adlı rapor olmuştur.
Sürdürülebilir kalkınma kavramı ilk olarak 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayınlanan Brundtland Raporu’nda (Ortak Geleceğimiz) ortaya çıkmıştır. Stockholm Konferansı’nın amaçlarını devam ettiren Brundtland Raporu küreselleşmenin olumsuz sonuçlarını ilk kez belgeleyerek dikkatlerin sanayileşme ve kontrolsüz nüfus artışına çevrilmesini sağlamıştır. Brundtland Raporu’na göre sürdürülebilir kalkınma; çevreyi koruma, sosyal kalkınma ve ekonomik büyüme başlıklı üç temel sütundan oluşmaktadır. Brundtland Raporu’na göre iklim değişikliği veya su kıtlığı gibi zorlukların üstesinden gelme girişimleri, yalnızca sürdürülebilir kalkınma teşvik edilirse uygulanabilir. Brundtland Raporu’nda tanımlanana göre sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeden insanların şimdiki ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktır3.
III. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÜRDÜREBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ
Sürdürülebilir kalkınma anlayışı küresel bir kabul olmak ile beraber, ancak yerel uygulamalarda ve mevzuatlarda yer aldığı takdirde amacına ulaşabilmektedir. Günümüzde sürdürebilir kalkınmanın yerel, sosyal ve ekonomik politikalarda rol alabilmesi ve bu hedeflerin entegrasyonunun sağlanması adına Birleşmiş Milletler’in sunduğu hedefler sürdürülebilir kalkınmanın amaçlarının gerçekleştirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Belirtmek gerekir ki; Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri uluslararası anlaşma niteliğini taşımamakta, bu hedefleri benimseyen devletler için yalnızca ortak amaçlar oluşturmaktadır. Devletlerin yerel mevzuatlarında SKH’lere yönelik değişiklik yapma zorunluluğu bulunmamaktadır.
A. Binyıl Bildirgesi
Birleşmiş Milletler Üye Devletlerinin sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak adına somut amaçlar belirlemesi daha önce uygulanmış iken, bu somut hedeflerin gerçekleştirilmesi için ülkelere bir teslim tarihi belirlenmesi ilk olarak Binyıl Bildirgesi ile sağlanmıştır.
Üye devletlerin sosyal ve ekonomik politikalarına sürdürülebilir kalkınma bakış açısı ile yenilikler yapmasının sağlanması adına belirlenen Binyıl Hedefleri, 2000 yılının Eylül ayında toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ilan edilmiştir. Binyıl Bildirgesi’nde 2015 yılına kadar dünyada ekonomik, çevresel ve sosyal şartlarda gelişme sağlanması amaçları kabul edilmiş ve bu amaçların hayata geçirilmesi için sekiz adet Binyıl Kalkınma Hedefi belirlenmiştir. Bu hedefler kapsamında üye devletler hedeflere ulaşmak adına taahhütler vermiş mevzuatlarında değişiklikler yapmışlardır4.
2015 yılında yayınlanan Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, aralarında “çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması” amacı da bulunan sekiz hedefe ulaşmak için üye devletlerin gösterdiği çabanın büyük ölçüde başarılı olduğunu ortaya koymuştur5. Binyıl Kalkınma hedefleri raporu politik kararlılığın ve ülkeler arası uzun dönemli iş birliğinin önemini vurgulamış ve SKH’lere zemin hazırlamıştır.
B. Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri
2012 yılında Rio de Janeiro’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda; Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin gerçekçiliği ve uygulanabilirliği tartışmaya sunulmuştur. Bu sebeple Birleşmiş Milletler 2015 yılında “Küresel Hedefler” olarak da bilinen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni oluşturmuş ve 2030 yılına kadar adaletsizlik ve eşitsizlik ile mücadele etmek, aşırı yoksulluğu sona erdirmek ve iklim değişikliği ile savaşmak için küresel bir eylem çağrısı yapmıştır. Bu hedefler aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 193 üye ülke tarafından benimsenmiştir6. SKH, Binyıl Bildirgesi’nden farklı olarak sadece gelişmekte olan ülkeleri değil az gelişmiş ülkeleri de hedeflerin gerçekleştirilmesi için sorumlu ülkelere dahil etmiştir.
SKH’ler, 17 temel amaç ve bunlara bağlı olan 169 adet alt hedeften oluşmaktadır. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 17 ana başlık altında düzenlenen temel amaçları şu şekilde belirtilmektedir7:
1. Yoksulluğa Son,
2. Açlığa Son,
3. Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam,
4. Nitelikli Eğitim,
5. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği,
6. Temiz Su ve Sanitasyon,
7. Erişilebilir ve Temiz Enerji,
8. İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme,
9. Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı,
10. Eşitsizliklerin Azaltılması,
11. Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar,
12. Sorumlu Üretim ve Tüketim,
13. İklim Eylemi,
14. Sudaki Yaşam,
15. Karasal Yaşam,
16. Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar,
17. Amaçlar için Ortaklıklar.
SKH’ler, üye ülkeler tarafından kalkınma politikalarına ve planlarına yerleştirilecek ve üye ülkeler tarafından yönetilecektir.
SKH’ler, üye ülkelerin kalkınma için verdikleri taahhütleri ile ülkenin planlarını uyumlu şekilde ilerletmesi adına bir pusula görevi görmektedir. Bahsedilen hedefleri gerçekleştirmek sadece hükümetlerin değil bunun yanında sivil toplum kuruluşlarının, özel sektörlerin ve diğer kuruluşların iş birliğine bağlıdır. Çok paydaşlı görev dağılımı, SKH’nin önemli bir bileşenini oluşturmaktadır.
Birleşmiş Milletler tarafından, ülkelerin belirlenen hedeflere yönelik uyumlarının izlenmesi adına ulusal göstergelerin geliştirilmesi talep edilmiştir. Ülkeler, her yıl hazırladıkları ilerleme raporu ile hedeflere yönelik atılan adımları açıklamakla ve kaydedilen ilerlemeleri incelemekle sorumludurlar. Ülkelerin SKH’ne yönelik uygulamalarındaki başarıları bu hedeflere yönelik benimsedikleri kalkınma politikalarına bağlıdır. Yasal bir bağlayıcılığı bulunmasa da üye devletler belirtilen hedeflere ulaşmak için çerçeve politikalar oluşturmalı, bu politikaları benimsemeli ve uygulamaya dökmelidirler.
IV. SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ VE ENERJİ VERİMLİLİĞİ
A. Sürdürülebilir Enerjinin Ayrılmaz İki Parçası Olarak Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji
Enerji verimliliği enerji ile ortaya çıkan ürün ve hizmetlerin sağlanması için gerekli olan enerji miktarını azaltma amacıdır. Enerji verimliliği, verilen hizmet kalitesini ve insanların yaşam standardını düşürmeden daha az enerji tüketmektir. İşletmelerde ise ürün kalitesinin ve miktarının düşüşüne neden olmadan daha az enerji tüketmektir. Enerji, ancak verimli bir üretim süreci ve verimli bir teknoloji benimsenir ise veya enerji kayıplarını azaltmak için kabul gören yöntemler uygulanır ise verimli olabilir.
Yenilenebilir enerji, doğal kaynaklardan elde edilen ve tüketildiğinden daha yüksek oranda yenilenebilen enerjidir. Yenilenemez enerji ise üretilme aşamasında zararlı sera gazı emisyonlarına neden olan enerji kaynağıdır. Yenilenebilir ve yenilenemez enerji açısından emisyon üretimleri karşılaştırıldığında; yenilenebilir enerji, fosil yakıtları yakmaktan çok daha düşük emisyon salınımına neden olur. Günümüzde, emisyonların asıl payını oluşturan fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş, iklim krizini çözmenin anahtarı olarak görülmektedir.
Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji, sürdürülebilir enerji politikasının iki parçasını oluşturur. İnsanlığın karbondioksit emisyonlarını stabilize etmesi ve azaltması için enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji beraber geliştirilmelidir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının fosil yakıt kullanımını azaltacak derecede fark yaratması için enerji kullanımında verimlilik esastır. Enerji verimliliği olmazsa enerji kullanımı hızlanmış olur, bu durumda yenilenebilir enerji gelişimi gerileyen bir hedefi kovalayacaktır. Aynı şekilde, yenilenebilir enerji kaynakları hızla etkin hale gelmedikçe, verimlilikle yavaşlayan talep büyümesi sadece toplam emisyonları azaltmaya başlar. Buna karşın enerji kaynaklarının karbon içeriğinin azaltılması için aynı zamanda yenilenebilir enerjinin gelişmesi gereklidir. Bu nedenle sürdürülebilir enerji ekonomisine ilişkin ilerleme kaydedilmesi adına hem enerji verimliliği hem de yenilenebilir kaynaklar gelişimi paralel şekilde büyümelidir8.
B. Yedi Numaralı Hedef ve Enerji Verimliliği
Dünya nüfusunun artması ile beraber enerjiye talep de gün geçtikçe artmaktadır. 1990 ve 2010 yılları arasında, elektriğe erişimi olan nüfus sayısında 1,7 milyar artış yaşanmıştır. Enerji talebinin kaynağı, fosil yakıt kaynaklı enerji üretimi olursa bu durum iklim sisteminde olumsuz değişiklikler ve sera gazının artması sonucunu doğuracaktır9.
Birleşmiş Milletler tarafından açıklanan verilere göre yenilenebilir enerjinin desteklenmesi, 2011 yılı başlangıcında dünyada üretilen enerjinin %20’den fazlasının yenilenebilir kaynaklardan sağlanması sonucunu doğurmuştur. Buna rağmen her beş kişiden birinin elektriğe erişimi bulunmamaktadır. Enerjiye yönelik talep artmaya devam ettikçe, küresel olarak temiz ve yenilenebilir enerji üretiminde büyük bir artışın gerekeceği açıktır10.
2030 yılına kadar temiz enerjiye herkesin erişebilmesini sağlamak üzere güneş, rüzgar ve termal gibi temiz enerji kaynaklarına yatırım yapılması gerekmektedir. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasından “Erişilebilir ve Temiz Enerji” başlıklı yedi numaralı hedef altında üç amaç ve bu amaçları takip eden alt hedefler bulunmaktadır. Hedefler şu şekildedir:
“7.1. 2030’a kadar uygun fiyatlı, güvenilir ve modern enerji hizmetlerine evrensel erişimin sağlanması
7.2. 2030’a kadar yenilenebilir enerjinin küresel enerji kaynakları içindeki payının önemli ölçüde artırılması
7.3. 2030’a kadar küresel enerji verimliliği ilerleme oranının iki katına çıkarılması
7.a. 2030’a kadar yenilenebilir enerjiyi, enerji verimliliğini ve gelişmiş ve daha temiz fosil yakıt teknolojisini kapsayan temiz enerji araştırmaları ve teknolojilerine erişimi kolaylaştırmak için uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi ve enerji altyapısı ve temiz enerji teknolojisi alanlarına yatırımın teşvik edilmesi
7.b. 2030’a kadar özellikle en az gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan küçük ada devletleri ve karayla çevrili gelişmekte olan ülkeler olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde, bu ülkelerin destek programları çerçevesinde herkese modern ve sürdürülebilir enerji hizmetleri sunabilmek için altyapının genişletilmesi ve teknolojinin geliştirilmesi11.”
Yukarıdaki hedefler kapsamında karbon temelli fosil yakıt kullanımının (kömür, doğal gaz ve petrol) yarattığı sera etkisinin insanlık ve çevre üzerinde oluşturduğu tehditlerin ve tehlikelerin azaltılması amaçlanmaktadır. Hedefler gerçekleştirilir ise yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı artacak ve enerji tüketiminde verimlilik gerçekleştirilecektir.
V. TÜRKİYE’DEKİ GÜNCEL ENERJİ VERİMLİLİĞİ DÜZENLEMELERİ VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİNE UYUMU
Türkiye güncel olarak çeşitli uluslararası anlaşmalar, mevzuatlar, eylem planları ve stratejiler ile enerji verimliliğine ve yenilenebilir enerjiye dair taahhütler vermiş ve düzenlemeler yapmıştır. Makalenin bu bölümünde öncelikle “Erişilebilir ve Temiz Enerji” başlıklı SKH kapsamında Türkiye’nin düzenlemeleri incelenerek, bu kapsamda Türkiye’nin durumu değerlendirilecek, ardından aynı SKH kapsamında Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye dair uygulamaları incelenecektir.
A. Yedi Numaralı Hedef Kapsamında Düzenlemelerin Değerlendirmesi
Türkiye’nin enerji gereksiniminin %74’ü dış kaynaklardan sağlanmaktadır12. Enerji kaynaklarının yetersizliği, Türkiye’nin dışa bağımlılığını etkilemektedir. Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli ile dışa bağımlılık oranı karşılaştırıldığında yenilenebilir enerji üretiminde eksiklikler olduğu görülebilir. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (“TEİAŞ”) verilerine göre; 2020 yılında Türkiye enerjisinin %16’sını rüzgâr ve güneş enerjisinden karşılamakta, fakat daha az güneş enerjisi üretme potansiyeline sahip coğrafi şartlarda olan Almanya ise enerjisinin %30’unu güneş ve rüzgâr enerjisinden sağlamaktadır13.
Türkiye’de enerji verimliliği kapsamında düzenlemeler çeşitli politika belgeleri ve mevzuata dahil edilen kanun ve yönetmeliklerden oluşmaktadır. Enerji verimliliği adına başlıca düzenleme, 2007 yılında yürürlüğe girmiş olan Enerji Verimliliği Kanunu’dur. 2012 yılında düzenlenen ve 2023 yılına yönelik enerji verimliliği hedefleri oluşturan “Enerji Verimliliği Strateji Belgesi” ve 2018 yılında düzenlenen “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı” ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca 2019 ve 2023 yılları için düzenlenen Stratejik Plan önemli politika belgelerini oluşturmaktadır. Enerji verimliliği kapsamında başlıca mevzuat ve politika belgeleri tabloda kronolojik olarak belirtilmiştir:
1. Enerji Verimliliği Kanunu
5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu (“5627 sayılı Kanun”) bu bağlamdaki ilk yasal düzenlemelerdendir. 5627 sayılı Kanun ile enerji için yapılan harcamaların ve aynı zamanda enerji kullanımının azaltılması ile çevreye verilen olumsuz etkinin minimuma indirgenmesi amaçlanmıştır.
Enerji Verimliliği Kanunu’nun en önemli getirisi, enerji verimliliğinin etkin koordinasyonunun sağlanması, denetlenmesi ve yönetilmesi adına idari yapı oluşturulmasıdır. Bir idari yapı olan Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu ulusal olarak enerji verimliliğine dair stratejiler, plan ve programlar hazırlamıştır.
5627 sayılı Kanun ile atılan diğer önemli adım enerji verimliliğinin toplum yapısına işlenmesi amacı ile oluşturulan eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının teşvik edilmesidir. Ayrıca, enerji sektörüne verimliliğin sağlanması amacı ile çeşitli destekleme araçları ve sektörel iş birliği öngörülmüştür. Enerji Verimliliği Kanunu SKH’nin benimsenmesinden önce yürürlüğe girmiş olsa da, Birleşmiş Milletler’in hem SKH kapsamında hem de önceki projelerinde uyguladığı sektörel işbirliği ve kamunun bilinçlendirilmesi stratejisi benzer şekilde 5627 sayılı Kanun’da benimsenmiştir.
Özel sektörün sürdürülebilir kalkınmaya katkısı 17 Numaralı Hedef’te (“Amaçlar için Ortaklıklar”) belirtilmiş ve geleneksel kalkınma anlayışına yeni bir bakış açısı getirmiştir: özel sektör, kalkınmanın bir aracı olmaktan çıkıp sağlayıcısı olmuştur.
5627 sayılı Kanun da paralel olarak sürdürülebilir kalkınmaya yönelik hizmetlerde, yani enerji verimliliğinde üniversiteleri ve enerji verimliliği danışmanlık şirketlerini yetkilendirmiştir.
5627 sayılı Kanun’un m. 13/1 (h) bendinde “…üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum örgütleri arasında etkili ve verimli işbirliğinin geliştirilmesi yönünde koordinasyonu sağlamak” Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin görevleri arasında sayılmıştır. Böylelikle, enerji verimliliğinde yalnızca devlet idareleri ile özel sektör arasında işbirliği öngörülmüştür.
5627 sayılı Kanun, endüstriyel işletmelerde, belirli ticari binalarda, hizmet ve kamu binalarında enerji yöneticisi bulundurma yükümlülüğü getirmiştir. Bu sorumluluklar kapsamında enerji harcamaları ve verimliliği konusunda raporlama yapılması ve yayımlanması yükümlülükleri de 5627 sayılı Kanun kapsamına girmektedir.
2. Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik
Enerji verimliliğine dair özel sektör ile iş birliği 2011’de yürürlüğe giren Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) ile devam ettirilmiş, 5627 sayılı Kanun ile getirilen enerji yöneticisi kavramının kapsamı genişletilmiştir.
Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile getirilen en etkili değişiklik ise ISO 50001 belgeleri olmuştur. Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Örgütü tarafından enerji yönetim sistemine dair ortak bir standarda ihtiyaç duyulduğu belirtildikten sonra 2011 yılında Dünya Standartlar Örgütü tarafından yayımlanan ISO 50001 enerji yönetim sistemi stan dardıdır. ISO 50001, enerji yönetim sistemi oluşturarak, enerji tasarrufunun gerçekleştirilmesini, enerji harcamalarının düşürülmesini ve çevreye duyarlı süreç ve sistemlerin oluşturulmasını sağlamaktadır.
31019 sayılı ve 25.01.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Enerji Kaynaklarının Ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile beraber, ISO 50001 standardı enerji verimliliğine yönelik mevzuata dahil edilmiştir. Bu değişikliğe göre, enerji yöneticisi bulundurmakla yükümlü olan kamu binaları ve ticari binalar, hizmet binaları, elektrik üretim tesisleri, endüstriyel işletmeler ve enerji yönetim birimi kurmakla yükümlü organize sanayi bölgeleri ile endüstriyel işletmeler TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi’ni kurmak ve bunu belgelendirmekle sorumlu hale getirilmiştir.
Getirilen bu değişiklik SKH’ye doğrudan hizmet etmektedir. Enerji yönetimi sistemlerinin ortak standardı olan ISO 50001, 7.2 numaralı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi olan “yenilenebilir enerjilerin daha yüksek payı” ve 7.3 numaralı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi olan “enerji verimliliğinde artış” alt hedeflerine önemli katkı sağlamaktadır.
ISO 50001’in, yani uluslararası bir standardın mevzuata eklenmesi farklı enerji standartlarının küresel entegrasyonuna katkı sağlamıştır. Böylece, enerji verimliliğine yönelik gereksinimler halihazırda var olan bir standart ile belirlenebilmekte, çeşitli enerji yönetim sistemlerine yapılması gereken eklemelerin süreci bahsedilen standart baz alınarak basitleştirilebilmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerjinin küresel enerji kaynakları içerisindeki payının artması kolaylaşmaktadır. Binalarda yenilenebilir enerji kullanımı ISO 50001 ile standardize edildiğinden ve uyum basitleştirildiğinden, enerji verimliliğinde artış kaçınılmaz olacaktır.
Dikkate alınması gereken önemli bir konu, konut binalarında enerji yöneticisi zorunluluğunun bulunmamasıdır. Enerji verimliliğini sağlamak için Türkiye’nin odaklanması gereken önemli hususlardan biri konut binalarda kullanılan enerjidir. Yalıtımsız binalar, yalıtımlı binalara oranla yüzde atmış daha fazla enerji kaybetmektedir. Türkiye’deki verilere göre binaların %80’inin yalıtımı henüz bulunmamaktadır. Binalardaki ısı yalıtımının artırılması, enerji verimliliğinde gelişme sağlayacaktır. Verilere göre Türkiye’de enerji kullanımının yaklaşık %30’u binalarda kullanılan enerjiden kaynaklanmaktadır. Gelişmiş ülkelere oranla, bu enerji harcaması üç kat fazladır14.
3. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği
2008 yılında yürürlüğe giren 27019 sayılı Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nin (“BEPY”) 2011 yılındaki düzenlemelerine göre, belirli binaların enerji kimlik belgesi bulundurması zorunlu hale getirilmiştir. 2022 yılında yapılan düzenlemeye göre binaların enerji kimlik belgesinde bulunan içeriklere Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği madde 23 ile belirli standartlar getirilmiştir:
“NSEB niteliğindeki binaların Enerji Kimlik Belgesindeki enerji performans sınıfının B veya daha iyi olması ve aynı zamanda binanın birincil enerji ihtiyacının en az %10’u oranında yenilenebilir enerji kullanımına sahip olması zorunludur.” BEPY, 2002 yılında Avrupa Birliği (“AB”) tarafından yayınlanan Bina Enerji Performansı Direktifi’nde (“EPBD”) belirlenen standartlara uyum amacı ile oluşturulmuş, EPBD’ye benzer olarak enerji performansını ölçme yöntemleri getirip ortak asgari düzey belirlemiştir.
BEPY ile getirilen enerji kimlik belgesi de EPBD’nin enerji verimliliğini sağlamak adına yarattığı uygulamalardan biri olup BEPY’nin bu konuda EPBD ile uyumluluğu sağlamıştır.
BEPY, Türkiye’de bulunan enerji kullanımının büyük bir çoğunluğunun binalardaki enerjiden kaynaklandığı göze alındığında Hedef 7.3’ye, yani “2030’a kadar küresel enerji verimliliği ilerleme oranının iki katına çıkarılması” hedefine atılan bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bu yönetmelikle enerji verimliliğinin, enerji kimlik belgesi ve belirli yenilenebilir enerji kullanım standartları ile sağlanması amaçlanmıştır.
Yapılan araştırmalara göre İstanbul, Ankara ve Erzurum illeri için Isıtma performansı, “B” değerindedir. Bu illerde ısıtma performansının ve böylece enerji verimliliğinin artması için daha kaliteli ve yüksek miktarda yalıtıma ihtiyaç vardır15. Bu durum, Türkiye’nin yasal enerji verimliliği düzenlemelerinin somut değişimlere yol açması için, aynı zamanda sağlam ekonomik ve çevresel altyapıya ihtiyacı olduğunu göstermektedir.
4. Enerji Verimliliği Eylem Planı
Türkiye’de enerji verimliliğinin geliştirilmesi adına 2012 yılında Enerji Verimliliği Strateji Belgesi oluşturulmuştur. Bu belgede 2023 yılına yönelik gerçekleştirilmesi planlanan hedefler bulunmaktadır. Enerji Verimliliği Strateji Belgesi, dünyadaki uygulamalar dikkate alınarak 2017 yılında güncellenmiştir.
Hazırlanan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (“UEVEP”) hedeflerine göre sanayi ve teknoloji, bina, ulaştırma ve enerji gibi konularda 55 eylem ortaya konulmuş ve birincil enerji tüketiminin 2023 yılında %14 azaltılması amaçlanmıştır. Bu hedeflere ulaşmak için 10,9 milyar yatırım ve bu yatırımların getirilerinin 8,4 milyar dolar olacağı öngörülmüştür.
UEVEP, AB’nin üye devletlerde enerji verimliliğini gerçekleştirmek üzere yayımladığı 2012/27/AB sayılı Direktifi uyarınca düzenlenmiştir. UEVEP, bir bütün olarak incelendiğinde mevzuatımızda halihazırda bulunan düzenlemelerin kapsamını genişletmiş, kamu ve özel sektöre yönelik çeşitli hedefler koymuştur. Binalarda enerji performansının artırılması, kamu ve özel sektör iş birliği, enerji yönetim sistemlerinin kurulması, yenilenebilir enerji payının diğer enerji kaynaklarına oranla artırılması UEVEP’in odaklandığı eylemlerdir.
UEVEP, özellikle enerji yönetim sistemlerinin kurulması eylemi ile SKH’ye hizmet etmektedir. Bahsedildiği üzere, enerji yönetim sistemi hem kamu binalarını hem de ticari binalar ve hizmet binalarını kapsadığından enerji verimliliğine yönelik sorumluluk sadece devlet idarelerinin sorumluluğundan çıkmakta, özel sektör ile iş birliği artırılmaktadır. Bu eylem, enerji verimliliğine bütüncül bir bakış açısı ile yaklaşıldığının göstergesidir. Bu eylem planı; UEVEP’in, özel sektör ile iş birliğini önceliğine koyan SKH’nin hem 17 numaralı Amaçlar İçin Ortaklıklar hedefine hem de 7.3 numaralı “2030’a kadar küresel enerji verimliliği ilerleme oranının iki katına çıkarılması” hedefine uyumlu olduğunu göstermektedir. UEVEP’in odaklandığı başka bir husus enerji verimliliğine yönelik finansman mekanizmalarının geliştirilmesidir. Bu eyleme göre enerji dağıtım ve tedarik şirketlerine enerji verimliliği yükümlülüğü getirilmiş, yükümlülüklerini yerine getiremedikleri noktada ulusal enerji verimliliği finansmanına katkıda bulunmaları öngörülmüştür. Bu finans mekanizması adına güncel olarak bir mevzuat geliştirilmesi Türkiye’nin SKH kapsamında özel sektör ile iş birliği hedefine uyumlu olmasını sağlayacaktır.
2017 yılından bu yana UEVEP’in hedefleri değerlendirildiğinde 2020 yılına kadar 1,1 milyar dolar değerinde enerji tasarrufu sağlanmıştır. 2020 yılı verilerine göre enerji verimliliğine yönelik 635 milyar dolar yatırım yapılmış ve 158 milyar dolar değerinde birincil derecede enerji tasarrufu sağlanmıştır. Covid-19 etkisi sebebi UEVEP hedeflerinin yalnızca %53’ü gerçekleştirilmiş fakat 2017- 2020 yılları toplamında hedeflerin %97’sine ulaşıldığı belirtilmiştir. 2021 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre enerji verimliliğine yönelik 1 milyar 325 milyon dolar yatırım yapılmış ve 372 milyon dolar değerinde enerji tasarrufu elde edilmiştir. Bu hedefler doğrultusunda ayrıca 10 bine yakın istihdam gücü sağlanmış ve 2021 yılındaki çalışmalarla toplamda 15,61 milyon ton karbondioksit emisyon azaltımı sağlanmıştır. Kümülatif olarak bakıldığında 2017’den 2021 yılına kadar hedefler %109 oranında gerçekleştirilmiştir16. Türkiye’nin birincil enerji tüketiminde %14 oranında azalma sağlanması UEVEP’nin temel amaçlarından biridir. Bu amaç kapsamında birincil enerji tüketimine dair güncel veriler bulunmasa da enerji yoğunluğu dikkate alındığında (enerji yoğunluğu ülkesel veya bölgesel veriler baz alınarak gayri safi milli hasıla üretebilmek için gereken enerjiyi ölçen bir enerji verimliliği göstergesidir) 2017’den başlayarak enerji yoğunluğunda 2020 yılına kadar %3 azalma gerçekleştirilmiştir17.
5. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Stratejik Planı (2019- 2023)
2019-2023 Stratejik Planları kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni bir üst politika belgesi olarak benimsemiş ve stratejik planları kapsamında ekonomik yatırımlarını, politikalarını ve sektörel gelişme hedeflerini Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne odaklanarak planlamışlardır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Stratejik Planı (“Stratejik Plan”) ise, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında herhangi bir düzenleme getirmemiş ve üst politika belgeleri olarak Avrupa Birliği Direktifleri kapsamında düzenlenen UEVEP ve daha önce geliştirilen strateji belgelerini benimsemiştir. Her ne kadar Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında düzenlenmemiş olsa da Stratejik Plan yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı kurulu gücün toplam kurulu güce oranını yarısından fazlasına yükseltmeyi amaçlayarak 7.2 numaralı “2030’a kadar yenilenebilir enerjinin küresel enerji kaynakları içindeki payının önemli ölçüde artırılması” hedefine yönelik stratejiler benimsemektedir. Fakat, Stratejik Plan içinde bulunan fosil yakıt üretimine ve kömür rezervlerine yönelik yatırım planlamaları yenilenebilir enerjinin kullanılma oranının azalmasına neden olabilir. Nükleer enerjinin Türkiye enerji piyasasında arz kaynakları arasına dâhil edilmesinin planlanması ve enerji arzındaki payının artırılmasına yönelik çalışmaların sürdürülmesinin hedeflenmesi ise yenilenebilir ve verimli enerji kullanımına katkı sağlamamakta ve güncel enerji talebine kısa yollu, hızlı ve masraflı çözümler öngörmektedir.
Türkiye, SKH’nin 7.3 numaralı “2030’a kadar küresel enerji verimliliği ilerleme oranının iki katına çıkarılması” hedefi kapsamında mevzuat ve eylem planlı gibi düzenlemeler getirme açısından oldukça ileridedir. Getirilen düzenlemeler yenilenebilir ve verimli enerji açısından kapsamlı değişiklikler öngörmüş, özellikle son on yılda kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılmasına ve yenilenebilir enerji kullanımının artırılmasına odaklanarak çeşitli SKH’lere uyum sağlamıştır. Fakat belirtmek gerekir ki, belirtilen mevzuat düzenlemelerinin çoğu SKH kapsamında düzenlenmemiş, daha çok AB Direktifleri baz alınarak, aday ülke pozisyonundaki Türkiye’yi AB mevzuatına entegre etmeyi amaçlamıştır.
B. Yedi Numaralı Hedef Kapsamında Türkiye Uygulamalarının Değerlendirmesi
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında ülkelerin sorumluluğunda olan rapor verme yükümlülüğü T.C Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Değerlendirme Raporu” adında en son 2019 yılı için yayımlamış olup 2020, 2021 ve 2022 yılları için değerlendirme raporu bulunmamaktadır.
5 Haziran 2022 tarihinde Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (“SDSN”) tarafından yayınlanan Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’nda belirtildiği üzere; Türkiye genel performans açısından 163 ülke arasında 70.4 puanla 71. Sırada yer almaktadır. Erişilebilir ve Temiz Enerji başlıklı yedi numaralı hedef kapsamında gelişmelerin az olduğu belirtilmiş, fakat geçen yıla kıyasla performans düşüşü yaşanmamıştır18.
2030’a kadar uygun fiyatlı, güvenilir ve modern enerji hizmetlerine evrensel erişimin sağlanması başlıklı 7.1 numaralı hedef kapsamında Dünya Bankası verilerine göre küresel olarak elektrik enerjisine erişim, 2020 yılı itibari ile %90,5 iken Türkiye için bu oran 2019 yılı verilerine göre %100 olarak belirtilmiştir19.
Elektrik enerjisine ulaşımda Türkiye’nin en büyük sorunu kaçak elektrik kullanımıdır. Elektrik dağıtımında kaçak oranları Türkiye’de yüksek seviyededir. Oranlar, 2009 yılı verilerine göre Japonya ve Almanya’da %4, ABD’de %5 iken Türkiye’de %14,5 seviyesindedir20.
Kaçak elektrik kullanımın doğurduğu zararlar elektrik hırsızlığı vergisi olarak ulusal kapsamda ödenmektedir. Enerjinin iletimi sürecinde de verimliliğinin gerçekleştirilmesi için, kaçak elektrik kullanımına yönelik denetimlerin artırılması gerekmektedir. 2030’a kadar yenilenebilir enerjinin küresel enerji kaynakları içindeki payının önemli ölçüde artırılması başlıklı 7.2 numaralı hedef kapsamında; Türkiye Sınai Kalkınma Bankası 2021 yılı Enerji Sektör Görünümü raporuna göre halihazırda Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün %53’lük bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklı santraller oluşturmaktadır21.
Türkiye uluslararası anlaşmalar aracılığı ile ve AB ile mevzuat entegrasyonunu sağlamak adına yenilenebilir enerji hakkında çeşitli taahhütler vermiştir. Türkiye’nin; Paris İklim Anlaşması’nı 2021 yılında onaylaması ve Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak için oluşturduğu Eylem Planı Türkiye’de yenilenebilir enerjinin kullanımına dair planlar içermektedir.
Paris İklim Anlaşması, 2020 yılından sonraki süreçte iklim değişikliğine karşı dünya çapında dayanıklılığın güçlendirilmesini amaçlamaktadır. Uzun dönemli amaçlara göre sanayileşme öncesi döneme kıyasla dünyadaki sıcaklık artışının 2 derecenin altında tutulması gerekmektedir.
Bu hedeflere ulaşılabilmesi için, Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarını ve kullanımlarını, 7.2 numaralı hedef ile uyumlu bir şekilde artırması gerekmektedir.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji üretimi değerlendirildiğinde, son yıllarda devreye sokulan elektrik üretim kapasitesinin tamamını yenilenebilir enerji santrallerinden sağladığı görülmektedir. Elektrik sektörü dışındaki yenilenebilir enerji kullanımları ise diğer ülkelere kıyasla Türkiye’de başlangıç aşamasında bulunmaktadır. Türkiye’de tarım sektöründe kullanılan petrol diğer enerji kaynakları ile kıyasla %90’dan fazla bulunmakta iken, endüstriyel sektörde kullanılan enerjinin %80’i kömür, petrol ve doğalgaz fosil yakıtlarından kaynaklanmaktadır. Ulaştırma sektöründe ise neredeyse hiç yenilenebilir enerji payı bulunmamakta ve fosil yakıtlar enerji ihtiyacının tamamını karşılamaktadır22.
Türkiye hem Paris İklim Anlaşması kapsamında hem de 2030 Sürdürülebilir Kalkınma hedefleri kapsamında verdiği taahhütler doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmalıdır. Özellikle karbon emisyonunun yoğun olduğu havayolu, denizyolu gibi alanlarda kendini hızla geliştiren Türkiye; enerjisini fosil yakıtlardan ziyade yenilenebilir kaynaklardan almalıdır. 2022 yılında İklim Şeffaflığı Örgütü tarafından yayınlanan İklim Şeffaflığı Raporu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında potansiyelinin bulunduğunu fakat değerlendiremediğini belirtmiştir. Raporda, bina, elektrik ve ulaştırma sektörlerinde alınacak önlemler ile karbondioksit emisyonlarında %32 oranında düşüş yaşanabilme olanağı bulunduğu belirtilmektedir23.
Yeşil Mutabakat kapsamında; Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar ilk karbon nötr kıta olma hedefi bulunmaktadır. Türkiye; Avrupa Birliği aday ülkesi olarak bu konuda adımlar atmaktadır. Bu alanda atılan en önemli adım olan Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında Temiz, Ekonomik ve Güvenli Enerji Arzı alanında taahhütler verilmiştir. Bu taahhütler kapsamında, Türkiye’de bulunan yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği çalışmaları Yeşil Mutabakat kapsamında gözden geçirilecek, enerji verimliliği kapsamında bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yapılacaktır.
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat kapsamında Türkiye’nin oluşturduğu Eylem Planı’nda, ayrıca döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tarım ve yenilenebilir enerji kapsamında stratejiler de tanımlamıştır. Yeşil Mutabakat’ın ana hedeflerinden olan sera gazlarında net sıfır salınım hedefi kapsamında Türkiye’nin kömüre dayalı ve karbon emisyonu fazla olan sanayi yapısı da dikkate alındığında Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin daha çok kullanılabileceği çözümlere odaklanılması Yeşil Mutabakat hedefleri ile daha uyumlu olabilecektir.
VI. SONUÇ
Türkiye yenilenebilir ve verimli enerji açısından kapsamlı düzenlemeler getirmiş, özellikle son on yılda kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılmasına ve yenilenebilir enerji kullanımının artırılmasına odaklanarak Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne uyum sağlama yönünde önemli adımlar atmıştır. Fakat belirtilen düzenlemelerin çoğu AB’ye aday ülke pozisyonundaki Türkiye’yi AB mevzuatına entegre etmeyi amaçlayarak hazırlanmıştır. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiye dair uygulamalar kapsamında ise Türkiye tarafından, enerji verimliliğinde sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için yenilenebilir enerji kaynaklarının özellikle ulaşım, tarım ve sanayi sektöründe kullanımının artırılması yararlı olacaktır.
KAYNAKÇA
BILL PRINDLE/ MAGGIE ELDRIDGE, “The Twin Pillars of Sustainable Energy: Synergies between Energy Efficiency and Renewable Energy Technology and Policy”, American Council for an Energy-Efficient Economy (ACEEE), Mayıs 2007.
BM SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ÇÖZÜMLERİ AĞI (SDSN), “2022 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA RAPORU”, http://unsdsn. boun.edu.tr/2022-surdurulebilir-kalkinma-raporu/ (Erişim Tarihi, 12.10.2022).
CLIMATE TRANSPARENCY, “Climate Transparency Report 2022”, 2022, https://www.climate-transparency.org/wp-content/ uploads/2022/10/CT2022-Summary-report.pdf (Erişim Tarihi, 20.10.2022).
ÇİĞDEM ÜSTÜN, “Küreselleşme ve Sürdürülebilir Kalkınma”, Global Akademi Konuşmaları Serisi (Global Akademi ve Uluslararası İlişkiler Konseyi), No.4, Kasım 2020, s. 3.
ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE ÇEVRE DAİRESİ BAŞKANLIĞI, “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı”, https://enerji.gov.tr/evced-enerji-verimliligi-uevep. (Erişim Tarihi: 15.10.2022). https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa (Erişim Tarihi, 12.10.2022) İBRAHİM UZUN, “Türkiye’nin Enerji Görünümü Ve Enerji Verimliliği”,
MÜHENDİS ve MAKİNA Güncel, Haziran 2022. İSMAT FARUK YAKA/ SADIK ÖNAL/ ABDULKADİR KOÇER/ AFŞİN GÜNGÖR, “Binalarda Enerji Performansının Belirlenmesinde Farklı İllerin Karşılaştırılması”, Küresel Mühendislik Çalışmaları Dergisi, C. III, S. 2, 2016.
KUMRU TÜRKÖZ/ UTKU UTKULU, “Türkiye’de Sektör-Kaynak Bazında Enerji Yapısının Doğrusal Olmayan Yöntemlerle Analizi”, Balıkesir University The Journal of Social Sciences Institute, C. XXIII, S. 43, Haziran 2020.
MURAT AYDIN, “Enerji Verimliliğinin Sürdürülebilir Kalkınmadaki Rolü: Türkiye Değerlendirmesi”, Yönetim Bilimleri Dergisi, C. XIV, S. 28, 2016.
SDSN TURKEY, “Amaç 7: Erişilebilir ve Temiz Enerji”, http://unsdsn. boun.edu.tr/7-amac/ (Erişim Tarihi, 12.10.2022).
T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET PLANLAMA TEŞKİLÂTI MÜSTEŞARLIĞI, “Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu”, 2010 http://www. surdurulebilirkalkinma.gov.tr/wp-content/uploads/2016/07/UNDP-TR-TR-2010-MDG-Report_TR.pdf (Erişim Tarihi, 10.10.2022). TEİAŞ, “Türkiye Elektrik Üretim- İletim İstatistikleri”, https://www. teias.gov.tr/turkiye-elektrik-uretim-iletim-istatistikleri (Erişim Tarihi: 13.10.2022). TÜRKİYE CUMHURİYETİ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, “Türkiye’nin Uluslararası Enerji Stratejisi”.
TÜRKİYE SINAİ KALKINMA BANKASI, “Enerji Görünümü”,https:// www.tskb.com.tr/i/assets/document/pdf/enerji-sektor-gorunumu-2021.pdf (Erişim Tarihi, 15.10.2022).
UNDP TÜRKİYE, “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Amaçlar”, https://www.kureselamaclar.org/ (Erişim Tarihi, 15.10.2022).
UNITED NATIONS, “Report of the World Commission on Environment and Development: Our Common Future (Brutland Report)”, 1987 https://sustainabledevelopment.un.org/content/documents/5987our-common-future.pdf (Erişim Tarihi, 10.10.2022).
DİPNOT
1 Çiğdem Üstün, “Küreselleşme ve Sürdürülebilir Kalkınma”, Global Akademi Konuşmaları Serisi (Global Akademi ve Uluslararası İlişkiler Konseyi), No. 4, Kasım 2020, s. 3’den naklen, Joseph Prokopenko, Verimliliği Teşvik Kuruluşları: Evrim ve Deneyim, Çeviri. Ankara 2004.
2 Anayasa’da çevre hakkı Madde 56’da düzenlenmiştir: “Madde 56 – Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” 20 Ekim 1982 tarih, 17844 sayılı Resmi Gazete (RG).
3 United Nations, “Report of the World Commission on Environment and Development: Our Common Future (Brutland Report)”, 1987, https://sustainabledevelopment.un.org/content/ documents/5987our-common-future. pdf (Erişim Tarihi, 10.10.2022).
4 Örneğin, Avrupa Birliği Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında Kalkınma İşbirliği Politikası oluşturmuştur, bu konuda regülasyonlar ve direktifler düzenleyerek Üye Devletler’in mevzuatlarında değişiklik yapmasını sağlamıştır.
5 T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, “Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu”, 2010, http:// www.surdurulebilirkalkinma.gov.tr/ wp-content/uploads/2016/07/UNDP-TR-TR-2010-MDG-Report_TR.pdf (Erişim Tarihi, 10.10.2022).
6 UNDP Türkiye, “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Amaçlar”, https:// www.kureselamaclar.org/ (Erişim Tarihi, 15.10.2022).
7 UNDP Türkiye, “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Amaçlar”.
8 Bill Prindle/ Maggie Eldridge, “The Twin Pillars of Sustainable Energy: Synergies between Energy Efficiency and Renewable Energy Technology and Policy”, American Council for an Energy-Efficient Economy (ACEEE), Mayıs 2007, s. 3.
9 SDSN Turkey, “Amaç 7 : Erişilebilir ve Temiz Enerji”, http://unsdsn. boun.edu.tr/7-amac/ (Erişim Tarihi, 12.10.2022).
10 SDSN Turkey, “Amaç 7 : Erişilebilir ve Temiz Enerji”.
11 UNDP Türkiye, “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Amaçlar”.
12 Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Uluslararası Enerji Stratejisi”. https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa (Erişim Tarihi, 12.10.2022).
13 TEİAŞ, “Türkiye Elektrik Üretimİletim İstatistikleri”, https://www.teias. gov.tr/turkiye-elektrik-uretim-iletim-istatistikleri (Erişim Tarihi: 13.10.2022).
14 İbrahim Uzun, “Türkiye’nin Enerji Görünümü Ve Enerji Verimliliği”, MÜHENDİS ve MAKİNA Güncel, Haziran 2022, s. 15.
15 İsmat Faruk Yaka/ Sadık Önal/ Abdulkadir Koçer/ Afşin Güngör, “Binalarda Enerji Performansının Belirlenmesinde Farklı İllerin Karşılaştırılması”, Küresel Mühendislik Çalışmaları Dergisi, C. III, S. 2, 2016, s. 133.
16 Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı, “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı”, https://enerji.gov.tr/evced-enerji-verimliligi-uevep (Erişim Tarihi: 15.10.2022).
17 Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı, “2020 Yılı Birincil ve Nihai Enerji Yoğunluğu”, Enerji Verimliliği Veri Analizi Serisi-1, Kasım 2021, s. 2.
18 BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN), “2022 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA RAPORU”, http:// unsdsn.boun.edu.tr/2022-surdurulebilir-kalkinma-raporu/ (Erişim Tarihi, 12.10.2022).
19 BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN), “2022 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA RAPORU”.
20 Murat Aydın, “Enerji Verimliliğinin Sürdürülebilir Kalkınmadaki Rolü: Türkiye Değerlendirmesi”, Yönetim Bilimleri Dergisi, C. XIV, S. 28, 2016, s. 421.
21 Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, “Enerji Görünümü”,https://www.tskb. com.tr/i/assets/document/pdf/enerji-sektor-gorunumu-2021.pdf (Erişim Tarihi, 15.10.2022).
22 Kumru Türköz/ Utku Utkulu, “Türkiye’de Sektör-Kaynak Bazında Enerji Yapısının Doğrusal Olmayan Yöntemlerle Analizi”, Balıkesir University The Journal of Social Sciences Institute, C. XXIII,
S. 43, Haziran 2020, s. 144.
23 Climate Transparency, “Climate Transparency Report 2022”, 2022, https://www.climate-transparency. org/wp-content/uploads/2022/10/ CT2022-Summary-report.pdf (Erişim Tarihi, 20.10.2022)








