ÖZET
Bu makalede; güncel ticaret düzeni doğrultusunda her geçen gün hacmini arttıran elektronik ticaret işlemlerinde aracılık faaliyetini gerçekleştiren elektronik ticaret platformlarının satılan ürünler ve verilen hizmetlere ilişkin sorumluluğu, alıcı ve satıcıların aracı hizmet sağlayıcılar ile ilişkisi ve elektronik ticarete ilişkin ülkemizde yürürlükte olan mevzuat hükümleri incelenmiş, hukukumuzda öngörülen sorumluluk türleri ve sınırları ışığında ilgili sorumluluğun nasıl genişletilebileceği ortaya konulmuştur.
I. GİRİŞ
Günümüzde ticaret işlemleri büyük ölçüde internet platformlarına taşınmıştır. Bu dönüşümün başlangıcında öncelikle firmaların kendi internet siteleri ortaya çıkmış, sonrasında ise pek çok firmayı ve ürünlerini tek çatı altında toplayan aracı internet platformları hayatımıza girmiştir. Aracı hizmet sağlayıcılar her geçen gün ticaret hacmini ve ürün yelpazelerini arttırmış, pek çok insan ürünleri fiziken satın alma ihtiyacından uzaklaşmış ve elektronik platformlardan alışveriş yapmayı tercih etmeye başlamıştır. Elektronik ortamda gerçekleştirilen mesafeli satışlarda alıcılar ürünleri fiziken görmeden satın almak durumunda olduklarından tüketicinin korunması amacıyla hukukumuzda cayma hakkı ve benzeri mekanizmalar geliştirilmiştir. Bu hak ve benzeri imkanlar alıcıların elektronik platformlara olan güvenini arttırmış ve elektronik ticaretin kapsamının genişlemesinde pay sahibi olmuştur. Firmaların kendi internet platformları üzerinden yaptığı satışlarda tarafların ilişkisi ve aralarında kurulan sözleşmenin niteliği açıkça tespit edilebildiği gibi satıcının üründeki ayıptan sorumluluğu da tartışmaya mahal vermeyecek derecede açıktır. Pek çok satıcıyı ve çeşitli sektörlere ilişkin ürünleri çatısı altında birleştiren aracı platformlar bakımından ise durum farklıdır. İlgili platformlar satılan ürünler bakımından üretici sıfatına sahip olmamakla birlikte pek çok zaman satıcı olarak da nitelendirilmemektedir. Bu doğrultuda alıcı tarafından satın alınan ayıplı bir mal veya hizmet söz konusu olduğunda ilgili ayıptan yalnızca satıcının sorumlu olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Ancak daha detaylı açıklanacağı üzere bu varsayım pek çok sorunun ortaya çıkması ihtimaline gebedir.
II. ELEKTRONİK TİCARETTE ARACI HİZMET SAĞLAYACALARIN ROLÜ
Elektronik ticaret, satıcılar bakımından; ürünlerin sergilenmesi için bir mağaza açılmasına ihtiyaç olmaması, bu doğrultuda mağazaya ilişkin kira ödemesi, faturalar, personel masrafı, dekor ve güvenlik gibi zahmetlere girilmemesi yönüyle satıcılar tarafından tercih edilmeye başlanmıştır. Pek çok satıcı, bu masraflar yerine internet siteleri ve sosyal medya platformlarına yatırımlar gerçekleştirmiş ve elektronik ticarette yerlerini almışlardır. Aracı hizmet sağlayıcılar ise sistemlerini çok geniş bir satıcı ve ürün yelpazesini kapsayacak şekilde geliştirmiş, bu kapsamda kendi internet sitelerinden satış yapmakta olan satıcıların pek çoğu da aracı hizmet sağlayıcıların platformlarında kendilerine yer edinmiştir. Ancak aracı platformda yer alan satıcıların bu kişilerle sınırlı olduğunu söylemek mümkün değildir. Elektronik ticarete atılmak istemesine rağmen marka bilinilirliği bulunmadığından, internet platformuna yatırım yapması mümkün olmayan, geniş kitlelere ancak bu şekilde ürün sergileyebilme imkânı bulunan pek çok satıcı ürünlerini aracı platformlar üzerinden satmaya başlamıştır. Aracı hizmet sağlayıcılar bu bakımdan pek çok satıcının ürünlerini internet üzerinden satabilmesine vesile olmuş, alıcıları da oldukça geniş bir satıcı ve ürün yelpazesiyle buluşturmayı başarmışlardır.
Satıcıların aracı platformlara katılması bakımından ayrıca aracı platformların hacmini büyüterek alıcılar üzerinde yarattığı güven de etkili olmuştur. Aracı hizmet sağlayıcıların elektronik ticarette yarattığı bu gelişim, alıcıların yaşadığı veya yaşaması muhtemel olan sorunları da yanında getirmiştir. Bu ilişki kapsamında satın alınan ürünlerde bulunan veya sonradan ortaya çıkan ayıplarda hukukumuzda aracıların doğrudan sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığından1 alıcıların, tanımadan alışveriş yaptıkları, kimi zaman aracı platformlarda ticaret unvanını kullanmayan satıcılara ulaşması zorunluluğu doğmuştur. Bu noktada aracı hizmet sağlayıcılar, sundukları hizmet kapsamında kendileri aracılığıyla satın alınan ürünlere ilişkin alıcı sorunlarını da çözmek maksadıyla aracılık faaliyetlerine devam etmekte olsa da bazı durumlarda gerek alıcılar gerekse de aracı hizmet sağlayıcılar satıcılara ulaşamamaktadır. Elektronik ticaretin gösterdiği gelişim ve aracı hizmet sağlayıcıların bu gelişimdeki rolü nedeniyle alıcıların satıcılara başvurmalarının mümkün olmadığı durumlarda uğradıkları zararın tazmin edilememe sorunu doğmuştur. Zira kamu yararı göz önünde bulundurulduğunda özellikle de tüketici işlemlerinde tüketicinin korunması ve oluşan zararın tazmin edilebilmesi hukuk güvenliğinin sağlanması açısından önem arz etmektedir2. Hukukumuzda aracı hizmet sağlayıcılara platformlarında yer vereceği satıcıların seçimine ilişkin bir yükümlülük yüklenmediği gibi, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi3, aracı hizmet sağlayıcıların elektronik ortamlarında sunulan içerik ile içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığını araştırmakla yükümlü olmadığı düzenlenmiştir. Bu noktada önemle belirtilmelidir ki; ilgili düzenleme aracı hizmet sağlayıcıların platformlarında satılan ürünlerde tamamen sorumsuz olduğu anlamına gelmemektedir. Bu sorumsuzluk kaydı, internet platformlarında yer verilen içeriğin kontrolü ve denetlenmesi noktasındadır4. İlgili hükmün sevk maksadı herhangi bir kişi tarafından platforma eklenen bir içeriğin hukuka veya gerçeğe aykırı olması halinde aracı hizmet sağlayıcının bu aykırılıktan sorumlu olmasının hakkaniyete aykırı olmasından ileri gelmektedir. Ancak bu sorumsuzluğun, platformdan satılan ürünlerde yer alan ayıplardan sorumsuzluk olarak yorumlanması hatalı olacaktır. Zira hükmün yalnızca, platformda yer alacak içeriğe ilişkin sorumsuzluk olarak yorumlanması gerekmekte olup aracı hizmet sağlayıcıların platformlarından satılan ürünlerden tamamen sorumsuz olmaları kabulü tüketici hukuku ve ticari işlemlerin güvenliği bakımından sakıncalı sonuçlar doğuracak niteliktedir.
A. Aracı Platformlardan Yapılan Alışverişlerde Aracı Hizmet Sağlayıcıların Hukuki Niteliği
Aracı platformlarda yapılan alışverişlerde alıcı ile satıcı arasında satış sözleşmesi kurulduğu açıktır. Ancak bu ilişkinin kurulmasında önemli rol oynayan aracı hizmet sağlayıcılar, bu sözleşmelerin tarafı olarak kabul edilememektedir. Aracı hizmet sağlayıcılar satış sözleşmesinden bağımsız olarak alıcılarla üyelik sözleşmeleri, satıcılarla ise iş birliği sözleşmeleri akdetmelidirler. Bu sözleşmelerde aracı hizmet sağlayıcıların satış sözleşmesinin tarafı olmadığına ve satılanın ayıplarından yalnızca satıcının sorumlu olduğuna ilişkin hükümlere de rastlanmaktadır5. Bu bakımdan alıcılar, sözleşmesel sorumluluk kapsamında aracı hizmet sağlayıcılara başvuramamaktadır. Temelde alıcı ve satıcıyı bir araya getirerek taraflar arasında bir sözleşme kurulmasını sağlayan aracı hizmet sağlayıcıların simsarlık niteliğini haiz oldukları ileri sürülebilecektir. Ancak simsarlık ilişkisinde simsarlar, sürekli olarak belirli bir satıcı için faaliyet göstermemektedirler6. Aracı hizmet sağlayıcılar ise simsarların aksine alıcı ve satıcılar ile sözleşmeler akdetmekte ve süreklilik unsurunu haiz olarak sözleşme ilişkisi kurdukları satıcıların faaliyetlerine aracılık ederek ürünlerin satışını sağlamaktadırlar. Öğretide aracı hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinin acentelik kapsamında nitelendirilebileceğine ilişkin görüşler bulunmaktadır. Simsarlık faaliyetinin niteliği bakımından ortaya koyduğumuz açıklamaların aksine acenteler süreklilik unsurunu haiz olarak müvekkil sözleşmelerine aracılık etmektedirler. İlaveten çevrimiçi platformlarda yapılan satışlar söz konusu olduğunda aracı hizmet sağlayıcıların tıpkı acenteler gibi bağımsız olarak faaliyet gösterdiklerini söylemek mümkündür7. Bu kapsamda aracı hizmet sağlayıcılar bağımsızlık unsuru bakımından acenteye benzetilmektedirler. Ancak aracı hizmet sağlayıcıları acente olarak nitelendirmek belirli hususlar bakımından isabetli olmayacaktır. Aracı hizmet sağlayıcılar ile acenteler arasındaki en temel fark, ekonomik güç olarak karşımıza çıkmaktadır. Aracı hizmet sağlayıcılar günümüzde, markaları ve geniş kitlelere ulaşan bilinirlikleriyle satıcıların faaliyetlerini geliştirmek amacıyla katılmak istedikleri platformlar haline gelmiştir. Bu kapsamda bir acentenin müşteri çevresi ile ülke çapında bilinen ve güvenilen bir aracı platformun aynı nitelik ile değerlendirilmesi isabetli olmayacaktır. Aracı hizmet sağlayıcılar, oldukça geniş bir pazarda faaliyet göstermelerinin bir etkisi olarak, acentelere kıyasla ekonomik güçlerini büyük oranda arttırmış bulunmaktadırlar. Aracı hizmet sağlayıcılar günümüzde ticari işlemlere aracılık etmenin yanında kendi markaları ile dahi faaliyet gösterebilmektedirler. Bu bağlamda Türk Ticaret Kanunu’nda8, müvekkile kıyasla ekonomik açıdan zayıf konumda olan acenteyi korumayı amaçlayan hükümlerin9, ilişki kurdukları satıcılara kıyasla çok daha büyük ekonomik güce sahip olan aracı hizmet sağlayıcılara uygulanmasının gerek satıcılar bakımından gerekse de alıcılar bakımından hak kaybı meydana getirebileceği kanaatindeyiz.
B. Aracı Hizmet Sağlayıcıların Üretici Sıfatıyla Sorumluluğu (Ürün Sorumluluğu)
Ürün Güvenliği Kanunu10 imalatçıyı “Ürünü imal ederek veya ürünün tasarımını veya imalatını yaptırarak kendi isim veya ticari markası ile piyasaya arz eden gerçek veya tüzel kişi”, ithalatçıyı “Ürünü ithal ederek piyasaya arz eden gerçek veya tüzel kişi” dağıtıcıyı ise “Ürünü tedarik zincirinde yer alarak piyasada bulunduran, imalatçı veya ithalatçı dışındaki gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlamıştır. Aracı hizmet sağlayıcılar günümüzde platformlarında başka firmaların satışını yapmanın yanında kendi Türk Ticaret Kanunu’ndamarkaları ile ürettikleri ürünlerin satışını da gerçekleştirmektedirler. Bu ürünler bakımından aracı hizmet sağlayıcıların gerek satıcı gerekse de üretici sıfatlarıyla sorumlu olacakları açıktır. Bu kabule istinaden aracı hizmet sağlayıcıların ürün sorumluluğu tazminatından sorumlu olmaları söz konusu olacaktır. Ürün Güvenliği Kanunu’nun 6. maddesi11 “Ürünün, bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmünü haizdir. Bu doğrultuda aracı hizmet sağlayıcılar bu kanun kapsamında üretici veya ithalatçı olarak adlandırılabildikleri takdirde kendi platformlarında satılan ürünlerin bir kişiye bedensel zarar vermesi veya bir malın herhangi bir kapsamda zayiatına yol açtığı hallerde ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olacaklardır12.
C. Aracı Hizmet Sağlayıcıların Satıcı Sıfatıyla Sorumluluğu
Daha önce bahsettiğimiz üzere aracı hizmet sağlayıcılar genellikle platformlarından yapılan satışlar bakımından akdedilen sözleşmelere taraf değillerdir. Ancak bu durum aracı hizmet sağlayıcıların satıcı sıfatına haiz olabilmelerini tamamen engellememektedir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun13 satıcıyı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlamıştır. Bu kapsamda aracı hizmet sağlayıcıların tüketici işlemleri söz konusu olduğunda satıcı olarak kabul edilmeleri de mümkün olabilir. Aracı hizmet sağlayıcıların başka firma tarafından üretilen veya satılan ürünleri satıcıdan satın aldıkları, kendi depolarında muhafaza ettikleri, platformdaki satış fiyatını münhasıran kendileri belirledikleri, kendi marka ve logoları ile paketledikleri ve kendi firmaları tarafından kargoladıkları durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu durumlarda aracı hizmet sağlayıcıların yalnızca aracı olarak hareket ettiklerini söylemek oldukça güçtür. Bu nedenle benzer hallerde aracı hizmet sağlayıcıların üretici veya ithalatçı sıfatıyla piyasaya mal arz ettiklerinden bahsedebilmek gerekir. Bu doğrultuda aracı hizmet sağlayıcılar tüketici işlemi kapsamında olan satışlar sonucu Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun14 kapsamında bir ayıp meydana geldiğinde bu ayıbı gidermekle ve/ veya meydana gelen zararları tazmin etmekle yükümlü olabileceklerdir. Ayrıca aracı hizmet sağlayıcılar günümüzde farklı satıcıların ürünlerinin satışını sağlamanın yanında, platformlarında kendi markaları altında üretilen ürünlerin de satışını gerçekleştirmektedirler. Bu durumlarda aracı hizmet sağlayıcılar, ürünleri üçüncü bir kişiye ürettirmiş olsalar da satıcı niteliğini haiz olacaklar ve ürün üzerindeki ayıplardan satıcı sıfatı ile sorumlu olacaklardır.
D. Aracı Hizmet Sağlayıcıların Sorumluluğunun Güven Sorumluluğu Kapsamında Değerlendirilmesi
Elektronik ticaretin günümüzde geldiği noktada, pazar paylarını büyüten, ülke kapsamında müşterilere ürün satışı yapılmasında rol oynayan, piyasada alıcılara ve tüketicilere bu kapsamda güven sağlayan aracı hizmet sağlayıcıların satış sözleşmelerinin akdedilmesinde önemli bir rol oynadığı açıktır.
Temelini Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde15 düzenlenen dürüstlük kuralından alan ve hukukumuzda yer alan ilkelerden biri olan güven sorumluluğu öğretide; “Hukuki bir sonucun meydana gelmesinde güvenin asıl rol oynadığı her sorumluluk, güven sorumluluğudur”16 olarak açıklanmaktadır. Gerçekten de aracı internet platformlarından yapılan alışverişlerde aracı hizmet sağlayıcıların markasına ve sistemine duyulan güven azımsanmayacak seviyededir. Çoğu zaman alıcıların bir satıcıdan alışveriş yapmasının temel sebebi ilgili satıcının aracı hizmet sağlayıcının platformunda yer alması olarak karşımıza çıkmaktadır. Alıcılar bu kapsamda hiç tanımadıkları, ilgili platformda bulunmaları dışında herhangi bir güven duymadıkları ve aracı platformlar olmasa herhangi bir ilişki içine girmeyecekleri satıcılardan alışveriş yapmaktadırlar. Bu bakımdan ilgili alışverişlerin yapılması ve satış sözleşmelerinin kurulmasında aracı hizmet sağlayıcılara duyulan güvenin, alıcılar için esaslı bir unsur olduğundan bahsetmek gerekir. Bu nedenle satıcıları platformlarına dahil eden ve kendi markasını taşıyan platforma duyulan güven ile satıcıların ürünlerinin satın alınmasını sağlayan aracı hizmet sağlayıcıların güven sorumluluğu kapsamında üründe bulunan ayıp veya meydana gelecek zararlardan, belirli koşullar altında sorumlu olmaları gerekmektedir.
III. SONUÇ
Aracı hizmet sağlayıcılar, ticari faaliyetlerdeki dönüşüm ve Covid-19 pandemisinin etkisiyle kapsamını çok büyük ölçüde arttıran elektronik ticaret işlemlerinde pay sahibi olmuş ve günümüzde ağırlıkla tüketici işlemi niteliğinde olan birçok elektronik ticaret işleminin ana aktörü haline gelmişlerdir. Tüketicilerin bu işlemlerde yaşadıkları sorunlar ise bu gelişim ile paralel olarak artış göstermiştir. Bu kapsamda aracı hizmet sağlayıcı platformlar aracılığıyla gerçekleştirilen işlemlerde hukuki güvenliğin sağlanması güncel bir hukuki sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Günümüzde tedarik zincirinin farklı halkalarında yer alan pek çok teşebbüs, aracı hizmet sağlayıcı platformlar üzerinden satış yapmanın getirebileceği kazancı hedefleyerek elektronik ticarete dahil olmaktadır. Alıcıların ise satın aldıkları ürünlerde bir sorun yaşadıklarında bu teşebbüslere ulaşmaları her zaman mümkün olamamaktadır. Bu bakımdan açıkladığımız gerekçelerle aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluk kapsamlarının genişletilmesi, elektronik ticaret işlemlerinde hukuki güvenliğin artmasını sağlayabilecektir17.
KAYNAKÇA
ERDEM BÜYÜKSAĞİŞ/ DEFNE KAHVECİ, “E-Ticaret Platformlarının Satılanın Ayıplarından Sorumluluğu”, YÜHFD, C. XIX, 2022/Özel Sayı.
ESRA HAMAMCIOĞLU, “Elektronik Ticaretin Hukuksal Boyutu”, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 35, 2018.
LALE SİRMEN, “Tüketici Hukukunun Amacı ve Özellikleri”, Aydın Zevkliler’e Armağan Yaşar Üniversitesi Elektronik Dergisi, C. 8, Özel Sayı, İstanbul 2013.
YASEMİN DURAK, “Güven Sorumluluğu ve Culpa In Contrahendo”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 25, S. 1, 2017.
MERVE ARSLAN, Elektronik Ticaret ve Mesafeli Elektronik Sözleşmelerde Tüketicinin Korunması, 1. Baskı, Ankara 2021.
KADİR BAŞ, “Online Platformların Acentelik Niteliği ve Bu Platformlar Özelinde Türk Ticaret Kanunu’nun Acenteliğe İlişkin Hükümlerin Uygulanması” Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, vol. XXXIII(4), S. 115-153.
SELMA ÇETİNER/ ARMAĞAN EBRU BOZKURT-YÜKSEL, “Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku”, 5. Baskı, Ankara 2021, S. 223.
DİPNOT
1 Esra Hamamcıoğlu, “Elektronik Ticaretin Hukuksal Boyutu”, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 35, 2018, s. 53.
2 Lale Sirmen, “Tüketici Hukukunun Amacı ve Özellikleri”, “Tüketici Hukukunun Amacı ve Özellikleri”, Aydın Zevkliler’e Armağan Yaşar Üniversitesi Elektronik Dergisi, C. 8, Özel Sayı, İstanbul 2013, s. 2467.
3 5.11.2014 tarih, 29166 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, m. 9.
4 Erdem Büyüksağiş/Defne Kahveci, “E-Ticaret Platformlarının Satılanın Ayıplarından Sorumluluğu”, YÜHFD, C. XIX, 2022/Özel Sayı, s. 138.
5 Büyüksağiş/ Kahveci, s. 162.
6 Selma Çetiner/ Armağan Ebru Bozkurt-Yüksel, “Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku”, 5. Baskı, Ankara 2021, s. 223.
7 Kadir Baş, “Online Platformların Acentelik Niteliği ve Bu Platformlar Özelinde Türk Ticaret Kanunu’nun Acenteliğe İlişkin Hükümlerin Uygulanması” Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi vol. XXXIII(4), s. 130.
8 14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Ticaret Kanunu.
9 Baş, s. 134.
10 12.03.2020 tarih, 31066 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu m. 3.
11 Ürün Güvenliği Kanunu m. 6.
12 Büyüksağiş/ Kahveci, s. 161.
13 28.11.2013 tarih, 2835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3.
14 TKHK m. 9.
15 8.12.2021 tarih, 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2.
16 Yasemin Durak, “Güven Sorumluluğu ve Culpa In Contrahendo”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 25 S. 1, 2017, s. 245.
17 Büyüksağiş/ Kahveci, s. 156








