Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Anonim Şirkette Temsil Ve Özellikle Temsil Yetkisinin İç Yönerge İle Devredilmesi

2021 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Anonim Şirkette Temsil Ve Özellikle Temsil Yetkisinin İç Yönerge İle Devredilmesi

Corporate and M&A
2021
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Anonim şirketler kural olarak Yönetim Kurulu (“YK”) tarafından temsil edilir. Şirketi temsil yetkisine sahip kişiler bu yetkiyi şirket unvanı altına imza atarak kullanırlar. Bu imza yetkisinin kullanılması kural olarak temsil yetkisine sahip temsilcilerden ikisinin müştereken imza atmasıyla yani çift imzayla olur. Temsil yetkisinin devri için; tartışmalı olmakla birlikte YK kararı, iç yönerge düzenlenmesi ve esas sözleşmede buna ilişkin hükme yer verilmesi şartları aranmaktadır1. 14 Şubat 2011’de Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) yapılan değişiklikler ile ultra vires ilkesi kaldırılmış, böylece istisnalar hariç olmak üzere imza yetkililerin temsil yetkileri sınırlandırılamaz hale gelmiş ve bu yolla üçüncü kişileri korumak amaçlanmıştır. Böylece imza yetkilisinin yaptığı işlem, işletme konusunda olmasa dahi şirketi bağlar ve hüküm doğurur, buna karşı şirket olumsuz sonuçlardan kaçınmak amacıyla yetkisiz temsilci hükümlerine dayanabilir. 

I. GİRİŞ

Anonim şirkette YK üyeleri seçildikleri anda temsil yetkisine sahip olurlar. Dinamik yapısı ve sürekli kesintisiz biçimde faaliyet gösteren anonim şirket tüzel kişiliğinin, bu kesintisizliği sağlamak amacıyla temsil yetkisini devretme ihtiyacı doğmaktadır. YK; kanun ve esas sözleşmeyle genel kurula bırakılmış olanlar hariç kural olarak şirketin yönetim ve temsil yetkisini haizdir. TTK’nın 374. maddesinin gerekçesine göre şirketin işletme konusunun elde edilebilmesi için yapılması gerekli bütün iş ve işlemler YK’nın veya devir halinde de yönetimin yetkisindedir. YK’nın devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri TTK’nın 375. maddesinde gösterilmiş olup, temsil yetkisi bu grupta yer almadığından ötürü devri mümkündür ve ayrıca günümüz anonim şirketlerin işleyişleri, iş hacmi, potansiyelleri, kesintisiz çalışma zorunluluğu ve çalışma kapasiteleri göz önüne alındığında temsil yetkisinin devrinin zorunlu olduğu savunulabilir.

II. ANONİM ŞİRKETİN YÖNETİM KURULU TARAFINDAN TEMSİL EDİLMESİ

A. YK’nın Temsil Yetkisini Kullanması

Anonim şirketler YK tarafından yönetilir ve temsil edilir. Tüzel kişiler her ne kadar anonim şirkette pay sahibi olabilse de YK’ya seçilemezler. Zira YK’ya yalnızca gerçek kişiler seçilebilir. Bu nedenle de tüzel kişilerin temsilcileri YK’ya seçilebilirler. Toplantılar yapmak ve kararlar almak, genel kurul toplantısını yapmak, genel kurul kararlarını yerine getirmek, yıllık bilanço ve gelir tablolarını hazırlatmak gibi görev ve yetkilerin dışında YK’nın en önemli görevi; şirketi temsil ve idare etmektir. 

Anonim şirket; YK tarafından, dış ve iç ilişkilerde temsil edilir. Anonim şirkette YK, görevine başlamadan önce bir imza sirküleri düzenler ve bunu noterlik nezdinde onaylattırır. İmza sirküleri şirket bünyesinde imza yetkililerinin kimler olduğunu, bu kişilerin yetkilerinin kapsamını ve derecesini gösterir. İmza sirküleri noterlik nezdinde onaylandıktan sonra şirket tarafından bir sureti ticaret sicil müdürlüğüne verilir ve imza sirküleri tescil ve ilan edilir. Bu tescil bünyesinde imza yetkililerinin isim, ikametgâh, tabiiyet gibi bilgileri ve temsil usulünün şekli gösterilmelidir2. Noterlik tarafından tasdik edilen imza sirküleri, yapılacak olan işlemler sırasında imza yetkililerinin görev ve yetkilerinin ispatlanması işlevi de görür3. İmza sirküleri, şirketin iş ilişkisinde bulunduğu kişi ve kurumlara da gönderilerek bu kişi ve kurumların yapılan bu düzenlemeler hakkında bilgi sahibi olması sağlanır4. Ayrıca yönetim kurulu üyeleri dışındaki şirket görevlilerine de temsil yetkisi veriliyorsa, sirkülerde bunların hangi işlemlerde ve hangi ölçüde temsile yetkili oldukları da gösterilir5

Herhangi bir kişi YK üyesi seçildiği an temsil yetkisini kanunen kazanmış olacağından ticaret siciline tescil ve/veya imza sirküleri çıkarılması sadece açıklayıcı etkiyi haizdir6. Üyeliğin kazanılması veya sona ermesi, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ancak tescil ve ilan edildikten sonra ileri sürülebilir. TTK’nın 359/2 maddesinin ikinci cümlesinde; “…ayrıca tescil ve ilânın yapılmış olduğu, şirketin web sitesinde hemen açıklanır.” demekle yeni bir nitelik getirmiştir. Ayrıca YK üyesinin üyeliğinin kaldırılmasına yönelik kararlarda ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmedikçe, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez. Ancak kaldırmayı bilmediğini iddia eden, ticaret ortaklığının ortağı veya ilgilisi ise iyi niyetli sayılmaz7

Şirket adına imza yetkisini haiz kişilerin şirketin unvanı altında imza atması kuralı TTK’nın 372. maddesinde gösterilmiştir ve bu madde Yargıtay içtihatlarınca belirtildiği gibi emredici hüküm niteliğinde olup esas sözleşmeyle değiştirilemez. Zira Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Şubat 1996 tarihli 1995/12993 E. ve 1996/96 K. sayılı kararı uyarınca TTK’nın 372. maddesinin emredici olduğu ve esas sözleşmedeki kaşe tabirinin ticari unvan olarak anlaşılması gerektiğini belirtmiştir8

1. Çift İmza Kuralı,

Anonim şirketlerde temsil yetkisi, kural olarak YK tarafından kullanılır. Şirketi temsil yetkisine sahip kişiler, şirket adına imza atabilirler. Aksi kararlaştırılmadıkça, TTK’nın 370/1. maddesi uyarınca temsil yetkisi yönetim kurulu tarafından çift imza ile kullanılır. Çift imza kuralı çerçevesinde şirketin üçüncü kişilere karşı temsil edilmesi için YK bünyesinde imza yetkisi bulunan temsilcilerin imzası gerekmektedir. 

Çift imza kuralı esas sözleşmeyle değiştirilebilir. Zira esas sözleşmede yapılacak bir değişiklik ile temsil yetkisinin ikiden fazla üyeyle veya tüm YK üyelerince birlikte kullanılması kararlaştırılabilir. 

Yazılı belgeler ve sözleşmeler bakımından söz konusu olan çift imza kuralı, şirket YK üyelerinin sözlü olarak kuracağı sözleşmeler veya sözlü olarak bulunacağı taahhütler bakımından da geçerlidir9. Lakin, çift imza kuralı; tebligat, ihbar, ihtar ve bildirim gibi pasif temsil hallerinde uygulanmaz. 

Tekinalp’e göre: “Ortaklığa yapılan ihtar, ihbar ve tebligatın YK üyelerinden sadece birisine yapılması geçerlidir. Diğer bir söyleyişle, ortaklığın pasif temsili konusunda birlikte temsil kuralı yürümez; temsilci niteliğine sahip her üyenin pasif temsil yetkisi vardır10.”

2. Ultra Vires Kavramı ve Yeni Düzenleme

TTK’nın 371/1. maddesi hükmüne göre, temsile yetkili olanlar; şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Önceki kanunda, şirketlerin faaliyetleri esas sözleşme ile belirlenmekteydi ve şirketlerin işletme konuları dışında hukuki işlemleri yapamayacaklarını belirten “ultra vires” kuralı mevcuttu. Örneğin; tekstil işiyle uğraşan bir anonim şirket, esas sözleşmesinde yazmadığı müddetçe kimya endüstrisinde faaliyet gösteremezdi ve bunun mümkün olabilmesi için esas sözleşmeyi değiştirmesi gerekirdi. Bu yolla ticaret şirketlerinin hak ve borç ehliyeti, esas sözleşmede yazılı işletme konusu ile sınırlandırılmış idi. İşletme konusu dışında yapılan işlemler, ultra vires ilkesinin bir sonucu olarak yok hükmünde sayılmaktaydı. 

Ultra vires ilkesine aykırı işlemlerin yok hükmünde sayılması nedeniyle, sektörde yapılan işlemler ve pazarın güvenliği olumsuz etkilenmekteydi. Şirketler, bu yasağın etkilerinden sıyrılmak amacıyla işletme konularını aşırı geniş tutuyor ve gelecekte yapma ihtimali bulunan işleri de esas sözleşmelerine yazıyordu. Bu nedenle ultra vires kuralı kaldırılmış ve şirketlerin işletme konuları dışında yaptıkları işlemler de şirketleri bağlamakta, yok hükmünde sayılmamaktadır. Yalnızca, işletme konusu dışında yapılmış işlemler, işlemin işletme konusu dışında kaldığının işlemin karşı tarafı üçüncü kişi tarafından bilindiği veya hâlin icabı gereği bilinmesi gerektiği ispatlanabilirse şirketi bağlamaz. 

Ayrıca, anonim şirketlerde sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülenmiş olup da tescil ve ilan ettirilen temsil yetkisi dışındaki işlemler şirketi bağlamaz. Bunun dışında; şirketin amacı ve işletme konusu dışında yapılan tüm işlemler de şirketi bağlayacaktır. Söz konusu işlemler nedeniyle üçüncü kişiye karşı şirket sorumlu olacak olsa dahi temsil yetkisinin sınırını aşan kişiye karşı 4 Şubat 2011 tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) uyarınca yetkisiz temsilci hükümlerine dayanılabilecek ve şirket işbu hususta temsilciye rücu edebilecektir. 

Böylece YK tarafından atanmış olan temsilcilerin, şirket namına şirketin konusu dışında yapmış oldukları işlemler de şirket için bağlayıcıdır ve şirket üzerinde hüküm doğurur. Şirket, bu durumda yetkisiz temsilci hükümlerine dayanabilir. Dolayısıyla eskiden “ultra vires” kabul edilen işlemler nedeniyle uygulamada gündeme gelen sorunların, bu sefer “yokluk” yaptırımı kapsamında değil, artık “temsil yetkisinin aşılması” gerekçesine dayalı olarak işlemin şirketi bağlamayacağı itirazı çerçevesinde devam edeceği söylenebilir11. Ayrıca temsilcinin kanuna, emredici hükümlere veya esas sözleşmeye aykırı davranması halinde şirketin rücu  hakkı saklıdır. Bu durum; hükmün, şirketin iç ilişkilerinde geçerli olduğunu göstermektedir12

Ultra vires ilkesinin kaldırılmasıyla, anonim şirketlerin tabi olacağı hak ehliyeti sınırsız şekilde genişletilmiş ve yeni kanunla işletme konusu dışında yapılan işlemler de şirketi bağlar hale gelmiştir13. Şirketin hak ehliyetini konu ile sınırlayan hükümlerin esas sözleşmeye eklenmesi kesin hükümsüzdür. Zira şirketin esas sözleşmesine ultra vires ilkesine dair bir hüküm konulamaz, konulması durumunda o hüküm yazılmamış sayılacaktır. O halde, esas sözleşme ile işletme konusunun sınırlandırılması mümkün değildir. Bilakis, işletmenin konu ile sınırlandırılması kaldırılmış olmasına rağmen TTK’nın 339. maddesi ve TTK’nın 354. maddesi gereğince şirket esas sözleşmesinde şirketin işletme konusunun ne olduğunu belirtmeli ve bu konuyu tescil ve ilan ettirmelidir.

III. TEMSİL YETKİSİNİN DEVRİ

Temsil yetkisinin devrine yönelik gerekli şartların neler olduğuna dair doktrinde görüş birliği bulunmamaktadır. Zira yeni TTK’da eskisinden farklı olarak temsil ve yönetimin devri ayrı ayrı düzenlenmiş olup, yönetimin devrini düzenleyen TTK madde 367’de bulunan hükümlerin, temsil yetkisinin devrinde de uygulama bulması hususunda tartışma bulunmaktadır. Yönetimin devrini düzenleyen TTK’nın 367. maddesine göre esas sözleşmede yetkinin devrine izin veren bir hüküm bulunmalı, YK tarafından iç yönerge düzenlenmeli ve YK bu konuya ilişkin karar almalıdır. Temsil yetkisinin devrini düzenleyen TTK’nın 371. maddesinde ise iç yönerge çıkarmanın zorunluluğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır. 

Bu nedenle temsil yetkisinin devrinde YK kararının yanında iç yönerge çıkarmanın gerekli olup olmadığı hususunda farklı görüşler bulunmaktadır. Pulaşlı’ya göre; “temsil yetkisinin devri için esas sözleşmede bu hususta aksi bir düzenlemenin olmaması veya olumlu bir hükmün yer alması ve yönetim kurulunun buna ilişkin bir kararının olması, bir condicio sine qua non (olmazsa olmaz şart) teşkil etmektedir14.” Kırca’ya göre; temsil yetkisinin devrinde iç yönerge gereklidir, iç yönerge yalnızca sorumluluk sınırları açısından önem taşır. Ayrıca esas sözleşmede hüküm bulunmadan temsil yetkisinin devri mümkündür. Çünkü esas sözleşmede hüküm bulunması koşulunun aranması, yetkinin kullanılmasının genel kurulun ihtiyarına bırakılması anlamına gelir ve bu da YK’nın TTK’nın 375/1/d. maddesi uyarınca sahip olduğu yetkiyi devredilemez ve vazgeçilemez olmaktan çıkarır. Bunun doğal sonucu olarak temsil yetkisinin devri genel kurula bırakılamaz ve YK’nın bu kararı alması genel kurul onayına tabi tutulamaz15. Tekinalp’e göre ise; temsil yetkisinin devri, TTK’nın 367. maddesi anlamında yönetim yetkisinin de devri anlamına gelmektedir. Bu nedenle temsil yetkisinin devri TTK’nın 367. maddesinden bağımsız düşünülemez ve bu maddede öngörülen hükümler temsil yetkisinin devrinde de yer almalıdır. Böylece temsil yetkisinin devrinde iç yönerge çıkarılması gerekmektedir16

Temsil yetkisi, YK’nın isteğine bağlı olarak sadece üyeye veya sadece üçüncü kişiye devredilebileceği gibi aynı anda hem üyeye hem üçüncü kişiye devredilebilir. Yine YK üye sayısına ve şirketin çap ve büyüklüğüne göre yetkinin devredildiği üye ve/ veya üçüncü kişi birden fazla olabilir. Bu alternatiflerin tercihinde hukukî açıdan dikkat edilmesi gereken husus, TTK’nın370. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca en az bir YK üyesinin temsil yetkisini haiz olması şartıdır17. Temsil yetkisinin devredildiği kişi YK üyeliğine göre farklı isimlendirilir. Temsil yetkisi devredilen kişi YK üyesi ise murahhas üye, YK üyesi olmayan üçüncü kişi ise müdür olarak adlandırılır. Temsil yetkisinin kısmi devri de mümkündür. Lakin temsil yetkisinin kısmi devri iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

IV. İÇ YÖNERGE

A. İç Yönergenin Hukuki Niteliği

İç yönerge, YK tarafından düzenlenen şirketin yönetilmesine dair hususları ve şirketin üçüncü kişilere karşı nasıl temsil edileceğini gösteren bir sözleşmedir. İç yönerge, genel olarak temel anlamda olmayan veya sadece şirketin belirli bir kişi çevresine (örneğin YK’ya) ilişkin karar alması konusundaki düzenlemeleri içerir ve biçimsel açıdan “yazılı karar" şeklinde alınması da zorunludur18

İç yönerge, esas sözleşmede düzenlenmesi mümkün olmayan ya da mümkün olsa bile mahiyetleri gereği esas sözleşmede düzenlenmeyen hususları ihtiva eden “ikinci dereceden esas sözleşmedir19”. 

Esas sözleşmeye göre tali durumda olmasından dolayı iç yönerge esas sözleşmeye aykırı olamaz. Ayrıca kanunlara ve emredici hükümlere aykırı şekilde iç yönerge düzenlenemeyeceği gibi herhangi bir kanun hükmünde yer alan ya da esas sözleşmeyle düzenlenmesi gereken hususlar iç yönergelerle düzenlenemez20

B. İç Yönerge Çıkarma Yetkisi ve Karar Nisabı

TTK’nın 371/7. maddesi ile belirtilen sınırlı yetkili temsilcinin atanmasını düzenleyen iç yönergeyi, YK hazırlamalıdır. Bu emredici hüküm niteliğinde olup, bu yetki münhasıran YK’ya aittir ve bu yetki genel kurula devredilemez ve genel kurulun onayına tabi tutulamaz. Zira şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi, YK’nın devredilmez görevidir ve iç yönerge hazırlanması da bu görevin bir uzantısıdır. 

İç yönerge; bir YK kararına dayandığından ötürü TTK’nın 390. maddesi gereğince eğer esas sözleşmede daha ağır nisap öngörülmediyse YK üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğunun kararı ile çıkartılır.

C. İç Yönergenin Şekli, İçeriği, Tescili ve İlanı

TTK’nın 390. maddesi gereğince, YK kararlarının yazılı ve imzalanmış olması gerekmektedir. Bu doğrultuda bir YK kararı olan iç yönerge de yazılı olarak hazırlanmış olup, YK üyelerince imzalanmaları gerekmektedir. 

TTK 367. maddesine göre iç yönerge, şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. TTK’nın 367. maddesinde örnekleme yoluyla sayılan bu iç yönerge hükümleri, yetki devri amacıyla çıkarılan her iç yönerge için asgari düzeyde hükümlerdir. Örnekleme yoluyla sayılan bu iç yönerge hükümlerine yer verilmemesi halinde yapılan yetki devri hüküm doğurmayacaktır21. Ayrıca bu zorunlu hükümlerin üzerine, kanuna ve hukukun emredici hükümlerine aykırı olmamak şartıyla yeni hükümler eklenebilir. 

Söz konusu iç yönergede, sadece imza grupları ve yetki çerçevesi gibi hususlar yer alır ve bu yetkilere atanan kişilerin isimleri kesinlikle yer alamaz. Bu kişilerin kim oldukl arı ise söz konusu iç yönergeye atıfta bulunan bir YK kararıyla tespit edilir. Ayrıca şirketler atamış olduğu sınırlı yetkili temsilcileri değiştirmek isterse, sadece iç yönergenin kabul kararına atıf yapması yeterli olup tekrardan iç yönerge çıkartması gerekli değildir22

İç yönergenin tescil ve ilan edilmesi açıklayıcı hükümdedir. Zira ticaret siciline tescil kural olarak açıkl ayıcıdır ve kurucu nitelikte olduğu durumlar kanunda açıkça gösterilmektedir. Doktrinde bir görüşe göre ise; iç yönergede genel ol arak görev ve yetki çerçevesi çizildiğinden ve atanan kişinin kimliği belirtilmediğinden, herhangi bir kişinin atandığından bahsedilemez. Ortada atanmış bir temsilci bulunmadığı için iç yönergenin tescil edilmesinde, bu tescilin tek başına açıkl ayıcı veya kurucu mu olduğundan bahsetmeye gerek yoktur ve pratik bir önem de taşımamaktadır. Lakin iç yönergenin kabulü ile temsilci atanmasına ilişkin karar aynı sırada alınmış ve henüz ikisi de tescillenmemiş ise, iç yönerge ve atama kararı alındıkları anda hüküm doğururl ar, tescil ve il an edilmeleri ise açıkl ayıcı nitelik taşır23

Ayrıca temsilci atandıktan sonra görev ve yetki çerçevesinde değişiklik gerekmesi halinde, bu değişiklikler de bir iç yönerge ile tescil ve ilan edilmelidir. Söz konusu iç yönerge de açıklayıcı hükümdedir, lakin üçüncü kişilerle yapılan işlemlerin hüküm doğurabilmesi için üçüncü kişinin bu değişikliği bildiğinin şirket tüzel kişiliği bünyesinde ispatlanması gerekmektedir. TTK’nın 371/7. maddesi uyarınca temsilci olarak atanan bu kişilerin verdikleri zarardan ötürü YK üyeleri müteselsilen sorumludur. 

V . S I N I R L I Y E T K İ L İ TEMSİLCİ

A. Kişi Bakımından Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini

İç yönerge ile temsil yetkisinin devri iki grup kişiyle sınırlandırılmıştır. Bunlar temsile yetkili olmayan YK üyeleri ve şirkete hizmet akdi ile bağlı olan çalışanlardır. Bu iki grup dışında iç yönergeyle temsilci tayin edilemez, zira TTK’nın 371. maddesinin lafzına göre iç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. İç yönergeyle sadece sınırlı yetkili temsilci tayini yapılabilir. 

Sınırlı yetkili temsilci atanabilecek bu iki gruptan şirkete hizmet akdi ile bağlı olan çalışan grubunun kapsamında farklı görüşler mevcuttur. Bir görüşe göre hizmet akdi ibaresi lafzi olarak değil amaçsal yorum çerçevesinde ele alınmalı ve bu çalışanın şirket için sürekli şekilde hizmet görmesi yeterli olmalıdır. Bu hizmet görmenin hizmet, eser ve vekâlet sözleşmelerinden herhangi biriyle yerine getirilmesi önem arz etmez24. Diğer görüşe göre ise hizmet akdi ibaresi bilinçli şekilde kullanılmış olup TBK’nın 393. maddesinde, işverene sözleşme ile bağlı olan işçinin bu şekilde iş görmeyi taahhüt ettiği ve bunun karşılığında ücrete hak kazandığı sözleşme şeklinde açıklanan hizmet sözleşmesinden bahsedilmektedir25

TTK’nın 371. maddesinin lafzi hükmünde de belirtildiği gibi hizmet akdi işverene istihdam ilişkisi ile bağlı olan çalışanı ifade etmektedir26. Anonim şirketlerde YK dışında kalan ve şirketin işlerini görmeyi taahhüt etmiş olan çalışanlardan gerekli şartları taşıyanlar, şirkete hizmet akdi ile bağlı sayılacaktır. Bu kapsamda şirketin müdürleri, birim yöneticileri, koordinatörleri, direktörleri gibi sıfatlar taşıyan yöneticiler bu gruptadır. Madde metninde sayılan unsurları taşıyan, özellikle iş görme edimini taahhüt eden tüm çalışanların şirket ile aralarındaki ilişkinin hizmet akdinden kaynaklandığı söylenebilir27. İç yönerge; bünyesinde atanan kişinin görev ve yetkilerinin kapsamı gösterileceği için üçüncü kişilerin bilgisine sunulması amacıyla tescil ve ilan edilir. YK’nın atama kararında ise yalnızca atanan kişinin kimliğine yer verilmelidir, ayrıca görev ve yetki kapsamının açıklanmasına gerek yoktur.

B. Sınırlı Yetkili Temsilcinin Sorumluluğu

Kural olarak, TTK’da getirilen yeni düzenlemelerle birlikte eskiden var olan tam teselsül ilkesi terk edilmiş ve farklılaştırılmış teselsül ilkesi benimsenmiştir. Buna göre, sorumluluk süjesi olan kişiler, zararlı sonucun doğmasına sebep olan diğer kişilerle birlikte, kusuruna ve durumun gereklerine göre zarar şahsen kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumlu tutulacaklardır28

Bu genel kuralın akabinde sınırlı yetkili temsilcinin sorumluluğu TTK’nın 371/7. maddesinde “Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı YK müteselsilen sorumludur” şeklinde belirtilmiştir. Böylece ticari vekil ve diğer tacir yardımcılarının şirkete verdikleri tüm zararlardan, YK müteselsilen sorumlu tutulur. Bu hükmün tam veya farklılaştırılmış teselsül olup olmadığı hükmün lafzından anlaşılamamaktadır. Söz konusu düzenlemenin, YK’nın tüm sorumluluk hallerine uygulanmayacağını, sadece iç yönerge doğrultusunda tayin edilmiş olan kişilerin şirkete verdikleri zararlardan dolayı sorumluluk durumunda uygulama alanı bulacağını öncelikle belirtmek gerekir29

Buna karşılık ilgililerin kusursuz şekilde şirkete verdikleri zararlardan dolayı YK üyelerinin sorumlu olmaları şeklinde anlaşılmamalıdır. Zarar kapsamına, şirkete kusurluca verilen doğrudan ve dolaylı zararlar girmektedir. Kasıtlı davranışlar, YK üyelerinin sorumluluğunu doğurmaz. Aksi halde örneğin; bir banka şube müdürünün zimmetine geçirdiği paradan dolayı banka YK üyelerinin müteselsilen sorumlu olmaları gibi hukuk güvenliğini ortadan kaldıran bir durum ortaya çıkacaktır30.

VI. SONUÇ

İç yönerge ile sınırlı yetkili temsilci tayini, iş yükü ağır olan ve verdiği hizmetin doğası gereği kesintisiz çalışmak durumunda kalan şirketler için büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca çıkarılan iç yönergede atanan temsilcinin kimliğine yer verilmemesi, sadece yetki ve görev çerçevesinin çizilmesi çok büyük pratik öneme sahip olup ticari hayatı kolaylaştırmaktadır.

KAYNAKÇA

BEŞIR FATIH DOĞAN, Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Organizasyonu ve Yönetim Yetkisinin Devri, 2. Baskı, İstanbul, 2011 

BÖCKLI, P. SCHWEIZER, AKTIENRECHT, 4. Bası, Zürich, Basel, Genf 2009 

BURÇAK YILDIZ, Ultra Vires İlkesinin Kaldırılmasının Ardından İşletme Konusu Unsuru ve Ticaret Şirketlerinin İşletme Konusu Dışındaki İşlemlerin Hukuki Niteliği, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 2011, Sayı 3 

EZGI KORKMAZ, Anonim Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini ve Sorumluluk, 1. Baskı, İstanbul, 2018 

HASAN PULAŞLI, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 6. Baskı, 2020 

HAYRI DOMANIÇ, Anonim Şirketler Hukuku ve UygulamasıTTK Şerhi, I-II. İstanbul, 1988 

HIMMET KOÇ, Anonim Şirketlerde İç Yönerge ile Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri, 2018 

İSMAIL KAYAR, Anonim ve Limited Şirketlerin Temsili ve İmza Sirküleri, Türkiye Noterler Birliği Dergisi, S.127, 2005 

İSMAIL KIRCA-FEYZAN HAYAL ŞEHIRALI ÇELIKÇAĞLAT MANAVGAT, Anonim Şirketler Hukuku Cilt I, 1. Baskı, 2013 

MEHMET ÖZDAMAR, “6552 Sayılı Kanun ile TTK’da Yapılan Değişiklikler Çerçevesinde Anonim Şirketin Temsili”, Gazi Üniversitesi Dergisi, C.18, S.3, 2014 

NECLA AKDAĞ GÜNEY, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, 2016 RAUF KARASU, Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Anonim Şirketlerde Emredici Hükümler İlkesi, Ankara, 2015 

REHA POROY, ÜNAL TEKINALP, ERSIN ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku, 2014 SEVILAY UZUNALLI, Anonim Şirkette İşletme Konusu, 2013 

ÜNAL TEKINALP, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Baskı, 2015 

VELIYE YANLI, GÜL OKUTAN NILSSON, Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt XXX, Sayı 4, Aralık 2004 

YAVUZ SELIM GÜNAY, Anonim Şirketlerin Temsili, 2018, 1. Baskı

DİPNOT

1 TTK 367 Şerhi; Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 6. Baskı, 2020, No. 105, s.409; İsmail Kırca-Feyzan Hayal Şehirali Çelik- Çağlat Manavgat, Anonim Şirketler Hukuku Cilt I, 1. Baskı, 2013, s.627; Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Baskı, 2015, No. 12-75, sayfa 222-223

2 Himmet Koç, Anonim Şirketlerde İç Yönerge ile Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri, 2018, s.155

3 İsmail Kayar, Anonim ve Limited Şirketlerin Temsili ve İmza Sirküleri, Türkiye Noterler Birliği Dergisi, S.127, 2005, s.110 vd.

4 Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, 2014, s.348

5 Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, 2019, s.385

6 Veliye Yanlı, Gül Okutan Nilsson, Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini (Temsilci Tayini), Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt XXX, Sayı 4, Aralık 2004, sayfa 10’dan naklen, Böckli, P. Schweizer Aktienrecht, 4. Bası, Zürich, Basel, Genf 2009, s.1742, N. 496 a

7 TBB Dergisi, Sayı 80, 2009, s.343 - http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/ m2009-80-486

8 Günay, Temsil, s. 45

9 Hayri Domaniç, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması-TTK Şerhi, I-II. İstanbul, 1988, s. 518

10 Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar, 2019, s.385

11 Abuzer Kendigelen, Yeni Türk Ticaret Kanunu Değişiklikler, Yenilikler, İlk Tespitler, İstanbul, 2011, s.100

12 Günay, Anonim Şirketin Temsili, s.47

13 Koç, Temsil Yetkisinin Devri, 2018, s.157; Sevilay Uzunallı, Anonim Şirkette İşletme Konusu, 2013, s.105

14 Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 6. Baskı, 2020, No. 105, s.409.

15 İsmail Kırca-Feyzan Hayal Şehirali Çelik- Çağlat Manavgat, Anonim Şirketler Hukuku Cilt I, 1. Baskı, 2013, s.627

16 Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Baskı, 2015, No. 12-75, sayfa 222-223

17 Kırca – Şehirali – Çelik – Manavgat, Cilt I, s.628.

18 Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 6. Baskı, 2020, No. 105, sayfa 411’den naklen, Portsmoser/ Meier-Hayoz/Nobel, $ 11, N. 4

19 Necla Akdağ Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, 2016, s.46.

20 Beşir Fatih Doğan, Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Organizasyonu ve Yönetim Yetkisinin Devri, 2011, s.46.

21 Doğan, Yönetim Yetkisinin Devri, s.136

22 Ezgi Korkmaz, Anonim Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini ve Sorumluluk, 1. Baskı, İstanbul, 2018, s. 43

23 Yanlı, Okutan Nilsson, Temsilci Tayini, s. 24

24 Yanlı, Okutan Nilsson, Temsilci Tayini, s.13

25 Özdamar, Temsil, s.158

26 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’un Gerekçesi, md. 131, https://www.resmigazete.gov.tr/ eskiler/2014/09/20140911M1-1.htm (03.02.2021)

27 Özdamar, Temsil, s.159

28 Özdamar, Temsil, s.160

29 Özdamar, Temsil, s.161

30 Özdamar, Temsil, s.162

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
ANONIM ŞIRKET, TEMSIL YETKISI, İÇ YÖNERGE, YÖNETIM KURULU, SINIRLI YETKILI TEMSILCI
Capabilities
Corporate and M&A
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Girişim Şirketlerinin Finansmanı Kapsamında Paya Dayalı Kitle Fonlaması Yöntemi

Girişim Şirketlerinin Finansmanı Kapsamında Paya Dayalı Kitle Fonlaması Yöntemi

2021
Read more
Competition Law Practises During And After Covid-19 In Turkey And Around The World

Competition Law Practises During And After Covid-19 In Turkey And Around The World

2021
Read more
Ertelenen Madde 346'nın Kapsamı ve Etkinliği

Ertelenen Madde 346'nın Kapsamı Ve Etkinliği

2021
Read more
Doğal Gaz İthalat Lisansı

Doğal Gaz İthalat Lisansı

2021
Read more