ÖZET
Küreselleşme sonucu uluslararası ticaretin her geçen gün gelişmesi sebebi ile uluslararası alanda uyuşmazlıklar ortaya çıkmaya başlamış ve yerel mahkemelere alternatif olacak uyuşmazlık çözüm yollarının varlığına ihtiyaç duyulmuştur. Günümüzde ticari hayata konu olan uyuşmazlıklarda, özellikle teknolojik gelişmeler ve yenilikler nedeniyle daha teknik konular ele alınmaya başlanmış ve buna bağlı olarak uyuşmazlıkların mahkemelerde görülen dava dışında yollarla hallolması için tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ihdas edilmiştir.
Tahkim, uyuşmazlık çözüm yolu olarak günümüzdeki en çok tercih edilen alternatif çözüm yollarından biridir. Tarafların, aralarındaki uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözüleceği konusunda anlaşmaları ile beraber uyuşmazlığın çözümünde hakemlere yetki tanınmaktadır. Özellikle uluslararası ticari sözleşmelerde kendini gösteren tahkim ile uyuşmazlıkların çözümlenmesi yolunda, taraflarca bir hukuk seçimi yapılmamışsa, uygulanacak hukukun tespitinde benimsenen temel noktaları içeren asıl sözleşmeye uygulanacak hukukun yanı sıra, tahkim yargılamasının geçerliliğinde, denetlemesinde ve düzenlenmesinde söz sahibi olacak olan tahkim yeri hukuku rol oynamaktadır. Bu kapsamda, tahkim yerinin belirlenmesi, hem asıl sözleşmeye uygulanacak olan hukuk kurallarının belirlenmesinde hem de tahkim anlaşmasının uygulanmasında büyük bir öneme sahiptir.
I. GİRİŞ
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri incelendiğinde, en yaygın alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tahkimin uygulanmakta olduğu görülür. Tahkim, özellikle uluslararası nitelikteki ticari uyuşmazlıklarda en çok başvurulan uyuşmazlık çözüm yollarından biridir. Tahkim ile uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, doğmuş veya doğabilecek olan uyuşmazlıkların mahkemelerce değil, hakemler tarafından çözülmesi öngörülmektedir. Tahkim yeri ise tahkime uygulanacak usul hukukunu belirleyen ve tahkimin yargısal olarak bağlantısının kurulduğu yerdir. Tahkim yerinin belirlenmesi, özellikle tahkim yargılamasının tabi olduğu hukukun belirlenmesi açısından önem taşır. Zira taraflar aksine karar vermemişlerse tahkim konusu uyuşmazlığın esasına tahkim yeri hukuku uygulanır. Bu makalede tahkimin nasıl bir uyuşmazlık çözüm yolu olduğu, tahkim hususunda tarafların anlaşmasıyla belirlenecek olan amir yasa ve tahkim yeri unsurlarından tahkim yerinin belirlenmesi, tahkim yerinin önemi ve tahkim yerinin seçilmesi sürecinde dikkate alınması gereken hususlar incelenecektir.
II. TAHKİM, TAHKİM TÜRLERİ VE TAHKİM YERİ
A. Tahkim ve Tahkim Türleri
Küreselleşmenin bir sonucu olarak uluslararası ticaret hayatının yaygınlaşmasıyla uluslararası alanda ortaya çıkan teknolojik gelişmeler ve yenilikler sonucunda, uyuşmazlıkların çözümünde daha teknik konular ele alınmaya başlanmış ve bu nedenle süratli, etkili ve kalıcı uyuşmazlık çözüm yollarının varlığına ihtiyaç duyulmuştur1.
Tahkim, uluslararası ticaretin de gelişmesiyle birlikte daha çok kullanılmaya başlanmış olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biridir. Günümüzde özellikle ticari uyuşmazlıklarda, yerel mahkemelerin yoğun olması ve uzmanlık gerektiren uyuşmazlıkların çözümlenmesi bakımından yetersiz kalması gibi nedenlerle, uyuşmazlıkların çözümü konusunda tahkim yoluna sıkça başvurulduğu görülmektedir. Tahkim, tahkim yolu ile çözümlenmesine izin verilen konular kapsamında olmak kaydıyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkemelerde çözümlenmesi yerine, hakemler aracılığıyla çözümlenmesi konusunda, tarafların yazılı olarak anlaşmaları şeklinde tanımlanabilir2. Böylece tahkim, uyuşmazlığın taraflarına, devlet mahkemelerinde yapılan yargılamaya nazaran daha hızlı bir çözüm sunar. Tahkim esasında devlet tarafından yürütülen bir yargılama faaliyeti olmamasına rağmen tahkim sonunda verilen karar, ilk derece mahkemelerinin kararı gibi bağlayıcı bir etkiye sahiptir.
Tahkim, ihtiyari veya zorunlu (mecburi) tahkim, iç veya dış tahkim, ad hoc (arızi) veya kurumsal tahkim gibi sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Özel hukuk alanına ait bazı uyuşmazlıkların, bir tahkim sözleşemesi yapılmamasına rağmen belirli kişiler tarafından çözümlenmesine zorunlu (mecburi) ya da yasal tahkim denilmekte olup, tahkimin hangi hallerde mecburi olduğu özel yasa hükümleri ile düzenlenmektedir. Zorunlu tahkim hallerinin düzenlendiği özel yasalara, 3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolile Halli Hakkında Kanun3 ile 2974 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Borçlarının Tahkimi Hakkında Kanun (mülga)4 örnek olarak gösterilebilir. İhtiyari tahkim ise tarafların, tahkim sözleşmesi yapmak suretiyle aralarındaki uyuşmazlığı hakemler vasıtasıyla ortadan kaldırması olarak tanımlanmaktadır5. Öte yandan kurumsal tahkim; taraflarca seçilecek olan bir tahkim kurumu tarafından belirlenecek olan tahkim heyeti veyahut hakem tarafından, uyuşmazlıkların çözüldüğü tahkim türüdür. Kurumsal tahkimde ise uyuşmazlıkların çözümü sürecinde uygulanması için önceden hazırlanmış usul kuralları bulunmaktadır6. Son olarak, ad hoc (arızi) tahkim türünde ise, somut uyuşmazlığın taraflarınca hakemlerin, tahkime uygulanacak olan usul kurallarının, tahkim yerinin ve uygulanacak maddi hukuk kurallarının bizzat belirlenmesi ve hiçbir kurumun aracılığının mevcut olmaması söz konusudur7.
B. Tahkim Yeri
Tahkim şartı veya sözleşmesinde, bulunması zorunlu tutulmuş herhangi bir unsur söz konusu olmasa da8 taraflarca tahkim yerinin belirlenmiş olması, tahkimin usulüne uygulanacak kuralların belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır.9 Tahkim yerinin seçimi, tahkim prosedürünü düzenleyen yasayı ve daha önemlisi, tahkim kararının uygulanmasına ilişkin süreci ve tarafların haklarını belirlemektedir.10
Taraflar tahkim yerini kabul etmekle birlikte, tahkim için hangi yerin usul hukuku kurallarının geçerli olacağını da belirlemiş olurlar (lex arbitri). Tahkim sözleşmesine uygulanacak hukukun taraflarca serbestçe belirlenebileceği kabul edilmekte ise de, tahkim sözleşmesinin tabi olduğu hukukun seçimi çok yaygın bir uygulama değildir. Bu sebeple, tahkim sözleşmesine uygulanacak hukukun seçilmediği halllerde, tahkim sözleşmesine uygulanacak hukukun tespit edilmesi gerekliliği hasıl olmaktadır. Bu konuda 1961 Avrupa Konvansiyonu’nun getirdiği çözüm, bir hukuk seçimi olmadığı takdirde hakem kararının verileceği ülke hukukunun yani tahkim yeri hukukunun, tahkim sözleşmesine uygulanması şeklindedir11.
Uluslararası alanda en fazla katılım sağlanan anlaşmalardan birisi olan ve Türkiye’nin 1991 yılında katıldığı New York Sözleşmesi’nin12 V (1). maddesi kendisine tenfiz için başvurulan devlet mahkemesine, tahkim yeri hukukuna aykırı bir tahkim şartına dayanan hakem kararını tenfiz etmeyi reddetmek hakkı tanımaktadır. Bu sebeple, doktrinde yer alan bir görüşe göre, tahkim sözleşmesinin geçerliliğini tahkim yeri hukukuna tabi kılmak ve seçilen bu hukuka uygun tahkim sözleşmesi akdetmek, hem iptal davasında hem de tenfiz davasında tahkim sözleşmesinin geçersiz kabul edilmesi riskini ortadan kaldırmaktadır13.
Ancak belirtmek gerekir ki, günümüzde doktrinde bazı yazarlar tarafından tahkim yeri kavramının (seat of arbitration), tahkim prosedürünün icra edileceği yani duruşmaların yapılacağı yerden (place of arbitration) farklı olduğu kabul edilmektedir14. Tahkim yerinin belirlenmesi (seat of arbitration), tüm duruşmaların ve müzakerelerin bu yerde yapılacağı anlamına gelmemekte ve duruşmalar taraflarca belirlenen başka bir yerde (place of arbitration) de yapılabilmektedir.
Tahkim anlaşmasının geçerliliğinin tahkim yeri hukukuna göre belirlendiği sıklıkla görülmekle beraber, bunun nedenleri arasında New York Sözleşmesi’nin V/1/(a) hükmü ile Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (“UNCITRAL”) Model Kanun madde 36/1 hükmü uyarınca tahkim anlaşmasının öncelikle taraflarca seçilen hukuka, böyle bir hukuk seçiminin olmaması halinde ise tahkim kararının verildiği ülke hukukuna göre değerlendirilmesi gerekir.
Uygulamada, tarafların tahkim anlaşmasında genellikle tahkim yerini seçmediği görülmekle beraber, böyle bir durumda -taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmek için Milletlerarası Ticaret Odası’nın (ICC) yetkili tahkim kurumu olarak seçilmişse- ICC Tahkim Kuralları’nın 18. maddesi uyarınca tahkim yeri hakemler tarafından belirlenir.
III. TAHKİM YERİNİN ÖNEMİ
Tahkim yerinin belirlenmesi tahkim yolu ile uyuşmazlıkların çözümünde en önemli unsurlardan biridir. Zira tahkim yeri, hangi mahkemelerin tahkim ile çözüleceği belirlenmiş olan uyuşmazlık konusunda yetkileri olduğunu ve bu yetkilerin kapsamı belirler. Tarafların tahkim yeri seçimi, tahkim yerine bağlı hukuki sonuçların ortaya çıkmasında en önemli rolü oynamaktadır15.
Tahkim yerinin belirlenmesinde tarafların seçimi önem arz etmekte ve taraf iradelerinin dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay bir kararında16, “(t)araflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlık çıktığında İngiltere’deki Tahkim Mahkemesine gidileceği düzenlenmiş olmasına rağmen, uyuşmazlık Paris’te bulunan Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesince çözülmüştür. Hal böyle olunca, öncelikle Londra’da Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, var ise uyuşmazlık bu mahkemece çözülmelidir.” gerekçesi ile hakem kararının tenfizine karar veren yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Belirtmek gerekir ki, ulusal hukuklardan tamamen bağımsız (a-nasyonel) veya tahkim yeri hukuku olmayan (delocalised) tahkim, teoride kalmış ve uygulamaya geçirilememiştir17. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (“UNCTAD”) tahkim yerinin gerekliliğine işaret etmekte ve UNCITRAL Model Kanunu’nun delokalize yargılamaları tanımadığını vurgulamaktadır. Buna göre, “[d]elokalize veya ulusötesi hakem kararı fikri UNCITRAL Model Kanunu tarafından kabul edilmemiştir18.” Tahkim yerinin gerekliliğine ve önemine vurgu yapan sadece UNCITRAL ve UNCTAD değildir; bazı ülkelerdeki yerel mahkemeler de tahkim yerinin gerekliliğini kabul etmektedirler. Örneğin, İngiliz hukuku da delokalize veya a-nasyonel tahkimi kabul etmemektedir.19 Bu kapsamda, Dubai Islamic Bank v Paymentech Merchant Services Inc davasında tahkim yerinin, tahkim açısından bir zorunluluk olduğu ifade edilmektedir20.
Genel olarak, tahkim yerinin seçiminin öneminde tahkimde iptal davasının görüleceği tek yetkili mahkemenin tahkim yerindeki mahkeme olması, tahkim yargılamasına yardım gerektiği takdirde başvurulacak mahkemenin tahkim yerinde bulunan mahkeme olması ve tahkimin usulüne uygulanacak olan hukukun tahkim yerine göre belirlenmesi unsurları önemli rol alır.
A. Tahkimde İptal Davasının Görüleceği Tek Yetkili Mahkemenin Tahkim Yerindeki Mahkeme Olması
İptal davası sadece tahkim yeri mahkemesinde açılabilir. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) uyarınca tahkim sürecinin sonunda verilmiş olan hakem kararlarına karşı düzenlenen tek kanun yolu, iptal davasıdır. İptal davası ile hakem kararına karşı iptal talebinde bulunulabilmek için iptal nedenleri MTK’nın 15. maddesinde ele alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) ‘İptal davası’ başlıklı 439. maddesinin ilk fıkrasına göre ise, “hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür.” hükmüne haizdir. İptal davasının Türkiye’de yetkili mahkemede açılması sadece tahkim yerinin Türkiye olarak seçilmesi durumlarına hasredilmiştir21.
Ayrıca bu konuda Yargıtay’ın “tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkemenin, konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olduğu, tahkim yeri belirlenmemiş ise görevli mahkemenin, konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkemenin ise davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesi olduğu ( HMK 410/1 ), hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabileceği, iptal davasının, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılacağı, öncelikle ve ivedilikle görüleceği (HMK m. 439/1)” şeklinde hükmü bulunmaktadır22.
B. Tahkime Yardım Gerektiğinde Başvurulacak Mahkemenin Tahkim Yeri Mahkemesi Olması ve Tahkimin Usulüne Uygulanacak Olan Hukukun Tahkim Yerine Göre Belirlenmesi
Tahkim yeri mahkemesi aynı zamanda tahkim yargılaması esnasında yardım gerektiği takdirde başvurulacak mahkemedir23. Tahkim yargılamasına uygulanacak olan usul hukuku taraflarca kararlaştırılmamışsa, tahkim yargılaması esnasında uygulanacak olan usul hukuku, tahkim yeri hukuku olacaktır.
Bu kapsamda belirtmek gerekir ki, tahkim yeri hukukun önemi, özellikle tahkim yargılamasının ad hoc (arızi) tahkim olması ve taraflar arasında tahkim yargılamasının esnasına uygulanacak olan usul kurallarının belirlenmediği hallerde ortaya çıkmaktadır. Zira kurumsal tahkim söz konusu olduğunda taraflar arasında uygulanacak olan uyuşmazlığa ilişkin usul kurulları uyuşmazlığı çözmeye yetkili olan tahkim kurumu tarafından belirlenmektedir. Örneğin kurumsal tahkimde, hangi hallerde tarafsızlık ve bağımsızlığa dayanılarak hakemlerin reddedilebileceği ve bunun usulü kurumların tahkim kurallarında düzenlenmişken, ad hoc (arızi) tahkimde tarafların usule uygulanacak hukuku belirlerken hakemin reddine ilişkin kurallara da yer vermiş olması gerekir. Taraflar ad hoc (arızi) tahkimde hakemin reddi prosedürünü düzenleyen kurallar belirlemişlerse, red prosedürü bu kurallara göre işleyecektir. Bununla birlikte, taraflar red prosedürüne ilişkin kurallar belirlememişlerse bu boşluk tahkim yeri mahkemesi tarafından tahkim yeri hukukuna göre doldurulacaktır.24
Nitekim Yargıtay’ın “… tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklarda kural olarak HMK'nın tahkime ilişkin 407-444 maddeleri arasındaki hükümleri uygulanır …” şeklinde kurmuş olduğu hükümde25; tahkim yeri olarak Türkiye’nin belirlenmesi halinde HMK’nın uygulanacağı net bir şekilde ifade edilmektedir.
IV. TAHKİM YERİNİN SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN UNSURLAR
Tahkim yeri belirlenirken dikkate alınması gereken hususlar, tahkim yeri olacak ülke mahkemelerinin tahkime olan olumlu yaklaşımı, tahkim yeri ülkedeki tanıma ve tenfiz kolaylığı, tahkim yerinin tarafların milliyetinden bağımsız olması, tahkim yeri seçiminin taraflara getirdiği yüklerin ve kolaylıkların eşit olması ve tahkim yeri olacak ülkenin tahkime destek hizmetlerinin mevcudiyeti olarak sıralanabilir.
A. Tahkim Yeri Olacak Ülke Mahkemelerinin Tahkime Olan Yaklaşımı ve Tahkim Yeri Olacak Ülkenin Tahkim Dostu Olması
Tahkim yeri, tahkim yargılaması sırasında yargılamaya destek ve yardımcı olacak devlet mahkemelerini ve yerel mahkemenin hakem sürecine ne ölçüde katılacağını da belirleyecektir. Bazı ülkeler yasal düzenlemeleri ile tahkim dostu ülke olarak nitelendirilmekte, diğer ülkelere nazaran tahkime elverişlilik konusunda öne çıkmakta ve taraflara tahkim yargılaması esnasında geniş özerklik ve birçok alanda yardım ve kolaylık sağlamaktadır. Bu bağlamda, tahkim yeri ülke mahkemelerinin tahkime yaklaşımı dikkate alınarak yasaları daha tahkim dostu olan bir devletin tercih edilmesi tahkim yargılaması ve uyuşmazlığın tarafları açısından daha faydalı olacaktır.
B. Tanıma ve Tenfiz Kolaylığı
Devletlerin yargı egemenliği ve bağımsızlığının bir göstergesi olarak bir ülkede verilen mahkeme kararları, etkisini diğer bir ülkede doğrudan gösterememektedir. Bir başka deyişle, mahkeme kararları kural olarak sadece ilgili kararın verildiği ülkelerde doğrudan hüküm ve sonuç doğururlar. Bu bağlamda, belirli bir devlet mahkemesinden alınan karara dayanarak, başka bir ülkedeki icra organları doğru dan harekete geçirilemez ve/veya karar o ülke mahkemelerince dikkate alınamaz.26 Bu durumun istisnası ise yabancı bir mahkeme kararının söz konusu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması için ilgili kararın tanınması veya tenfiz edilmesidir. Kural olarak, tanıma ve/ veya tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilmektedir. Tahkim yeri seçerken çok taraflı ve iki taraflı anlaşmalara göre tanıma ve tenfiz kolaylığı sağlayacak bir yeri tercih etmek gerekir. Bu açıdan New York Sözleşmesi’nde yer alan üyelik kıstası uyarınca, tahkim sözleşmesinde, tahkim yerinin belirlenmesi, New York Sözleşmesi’ne taraf olan bir devlette verilmiş hakem kararlarının bir başka devlette tanınmasını ve tenfizini sağlayacağından yerinde bir karar olacaktır.
C. Tahkim Yerinin Tarafların Milliyetinden Bağımsız Olması
Her uyuşmazlığın çözümünde uyuşmazlığı çözen kurumun ve/veya kişinin tarafsız olması önemlidir. Bu bağlamda, uyuşmazlıkların tahkim ile çözülmesi hususunda anlaşmış olan tarafların seçecekleri tahkim yerinin tarafların milliyetinden farklı olması önem arz etmektedir. Uluslararası Tahkim Mahkemesi Divanı’nın eski bir genel sekreteri tarafından tahkim yerinin belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken kriterler sıralanırken, tarafsızlık, yani tarafların milliyeti ve sicile kayıtlı olduğu yerden farklı bir tahkim yeri seçilmesinin önemi vurgulanmıştır27.
D. Tahkim Yeri Olacak Ülkenin Tahkime Destek Hizmetlerinin Mevcudiyeti
Yukarıda ele alınmış unsurlar dışında tahkim yeri seçimi yapılırken göz önüne alınacak hususlar arasında tahkim yerinde bulunan destek hizmetlerinin mevcudiyeti de sayılabilir. Söz konusu destek hizmetlerine; kiralık duruşma salonu, ve çevirmen gibi tahkim yargılaması sürecine yardımcı olacak imkanların sağlanması gösterilebilir.
V. SONUÇ
Tahkim yeri, tahkimin usul hukukunun belirlendiği ve tahkimin yargısal olarak bağlantısının kurulduğu yerdir. Tahkim prosedürünü düzenleyen ilgili mevzuatı ve daha önemlisi, tahkim kararının uygulanmasına ilişkin süreci ve hakları da tahkim yeri belirlemektedir. Özellikle tahkim yerine bağlı olarak doğacak hukuki sonuçlar, tarafların tahkim yeri seçiminde en önemli unsurdur. Tüm bunların ışığında, yapılacak olan bir sözleşmede tahkim şartının ayrıntıları ve özellikle tahkim yerine karar verirken, sadece bunlarla sınırlı kalmamak üzere, tahkim yeri olarak seçilmiş olan ülkede tahkim hukukunun nasıl işlediği ve yerel mahkemelerin ‘tahkim dostu’ olup olmadığı dikkate alınmaktadır.
DİPNOT
1 Alper BULUR, “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Arabuluculuk Yöntemi”, Ankara Barosu Dergisi, Sayı:4, 2007, s. 31.
2 Ziya AKINCI, Milletlerarası Tahkim, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2013), s. 3. Cevdet YAVUZ, Türk Hukukunda Tahkim Sözleşmesi ve Tabi Olduğu Hükümler (Tahkim Sözleşmesi), Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi II. Uluslararası Özel Hukuk Sempozyumu “Tahkim”, İstanbul 2009, s. 133. 10 Haziran 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi (Konvansiyon) m.II. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (Tah.K.) m.4 vd.
3 16.07.1938 tarih, 3961 sayılı Resmi Gazete (RG).
4 08.02.1984 tarih, 18306 sayılı Resmi Gazete (RG).
5 YAVUZ, s. 133-135.
6 Cemile Demir GÖKYAYLA, Milletlerarası Tahkimde Ad Hoc Tahkim ve Kurumsal Tahkim, Uğur Alacakaptan’a Armağan, Cilt 2, (İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008), s. 162.
7 Fatih AYDEMİR, Türk Hukukunda Tahkim Sözleşmesi, İstanbul: On İki Levha Yayınları, 2017, s.12.
8 YAVUZ, Tahkim Sözleşmesi, s. 138.
9 Loukas MISTELIS, Çev. Bahar Ceyda Süral, “Milletlerarası Tahkim: Kurumsal Yaklaşımlar ve Uygulamalar” TBB Dergisi, Sayı: 70, 2005, s. 176.
10 William KIRTLEY, “The Importance of the Seat of Arbitration”, https://www.international-arbitration-attorney.com/importance-seat-arbitration/ (Erişim Tarihi: 26.08.2019).
11 Hüseyin Afşın İLHAN, Tahkim Sözleşmesinin Geçerliliği, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2016), s. 250.
12 Günseli ÖZTEKİN GELGEL, “New York Konvansiyonu’na Göre Haken Kararlarının Tenfizinde Yargıtay’ın Bazı Kararlarının Değerlendirilmesi” Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Cilt: 22, Sayı:2, s. 1137 https://dergipark. org.tr/iumhmohb/issue/9369/117348 (Erişim Tarihi: 08.08.2019).
13 İLHAN, s. 251.
14 Leyla BERBER KESER, Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Tüzüğü Uygulaması, (Ankara: Seçkin Yayıncılık, 1999), s. 75.
15 Ali YEŞİLIRMAK, ICC Tahkim Kuralları ve Uygulaması, (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018), s. 27.
16 Yargıtay 19.H.D., T. 15.09.2009, E. 2009/5703, K. 2009/8256.
17 Selin Ece TEKİN, Milletlerarası Tahkim Hukukunda Tahkim Anlaşmasının Esastan Geçerliliğine Uygulanacak Hukuk, (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi), Koç Üniversitesi, İstanbul 2018, s. 26.
18 UNCTAD, Dispute Settlement, International Commercial Arbitration, “5.7. Recognation and Enforcement or Arbitral Awards: the New York Convention” s. 8, dn. 14.”, naklen TEKİN, s. 26.
19 Dejan JANICIJEVIC, “Delocalisation in International Commercial Arbitration”, Law and Politics, Cilt: 3, Sayı: 1, 2005, s. 65.
20 Ali ER, 20 Ekim 2000 tarihli Dubai Islamic Bank PJSC v Paymentech Merchant Services Inc kararı, Yıl: 2001, s. 514.
21 YEŞİLIRMAK, s. 93.
22 Yargıtay H.G.K., T. 27.09.2018, E. 2018/11-87, K. 2018/1365.
23 YEŞİLIRMAK, s. 27.
24 H. Akif KARACA, “Milletlerarası Tahkimde Hakemin Reddi Sebebi Olarak Hakemin Tarafsızlığını ve Bağımsızlığını Ortadan Kaldıran Haller”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 205, 2017, s. 215.
25 Yargıtay 13.H.D., T. 06.02.2019 E. 2016/5227, K. 2019/1333.
26 Cemal ŞANLI/Emre ESEN/İnci ATAMAN FİGANMEŞE, Milletlerarası Özel Hukuk, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2014), s. 466.
27 Sigvard JARVIN, “The Place of Arbitration – A Review of the Court’s Guiding Principles and Practice when Fixing the Place of Arbitration”, ICC Court of Arbitration Bulletin, Cilt: 7, Sayı: 2, 1996, s. 54.







