ÖZET
Ekonomik faaliyetler yerine getirerek iktisadi menfaat sağlama amacına yönelen anonim şirketlerde pay sahiplerinin en büyük mali haklarından biri de anonim şirketin elde etmiş olduğu kazanç üzerinden kar payı almaktır. Anonim şirkette pay sahibi olma iradesi göstererek sermaye borcunu üstlenen kişilerin amacı da şüphesiz ki ekonomik menfaatlerinin geliştirilmesidir. Ancak kar payı alma hakkının hukuki niteliği ve anonim şirketlerin kar payı dağıtmakla yükümlü olup olmadıkları öğretide tartışılmakta olan konulardır. İşbu çalışmada da kar payının hukuki niteliği ve anonim şirketin kar payı dağıtmaya ilişkin sorumluluğu hususlarındaki tartışmalar incelenecektir.
I. GİRİŞ
Anonim şirketler, sermaye taahhüdünde bulunan pay sahiplerinin kişiliklerinin değil, sermayeye katılım oranının önemli olduğu şirket yapılanmalarıdır. Zira anonim şirkette pay sahibi, sermayesi oranında yönetime katılır ve sorumluluğu da anonim şirkete karşı ve taahhüt ettiği sermayeye ile sınırlıdır1. Şüphesiz ki pay sahibinin anonim şirkette yatırımcı olarak bulunarak sermaye ödeme borcu altına girme amacı, ilgilendiği pay sahipliği pozisyonunun getirdiği hak, ehliyet ve menfaatlere sahip olmaktır. Başta malvarlığı hakları ve katılım hakları olmak üzere pay sahibinin, anonim şirkette pay sahibi olmasından kaynaklanan birtakım haklar bu pay sahibinin yapmış olduğu yatırımın semerelerini oluşturmaktadır. Pay sahibi, ödemiş olduğu sermaye karşılığında anonim şirketten kâr payı elde etmeyi bekleyecektir. Belirli bir birikimini yahut malvarlığını anonim şirkete yatırmış bir kişinin en önemli hakkı, şirket tasfiye edilmediği müddetçe anonim şirketin yıllık kazancına katılmak ve kâr payı almaktır. Bu açıdan bakıldığında kâr payı almak, pay sahibi olmanın getirdiği en büyük malvarlığı haklarından biridir2. Anonim şirkette pay sahibinin kâr payı hakkı, şirketin ekonomik gayesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır3. Bu makalede kâr payı hakkında konuyu kavramayı kolaylaştıracak genel bilgiler verilerek kâr payı alma hakkının niteliği doktrindeki görüşler ışığında tartışılacaktır.
II. KAR PAYI
Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) kar payı açıkça tanımlanmamış olmakla beraber bu kavramın genel kurulca belirlenen politika çerçevesinde hesap dönemi itibarıyla net dönem kârı ve kâr dağıtımına konu edilebilecek diğer kaynaklar üzerinden ortaklara ve kâra katılan diğer kişilere genel kurulca dağıtılmasına karar verilen tutarı ifade ettiği Kar Payı Tebliği’nde belirtilmiştir4. Doktrinde ise kâr payı kavramı farklı şekillerde tanımlanmıştır. Birsel, kâr payını, pay sahibine şirket tarafından ödenebilen ve dağıtılmasına genel kurul tarafından karar verilen kâr bölümü olarak tanımlamıştır5. Arslanlı ise kâr payından payın hukuki semeresi ve belli dönemlerde ona bağlı olarak ortaya çıkan mali nitelikteki gelir olarak bahsetmiştir6. Pulaşlı kâr payının paydan doğan ve şarta bağlı bir talep olduğunu düşünmektedir. Zira bir anonim şirketin paydaşlarına kâr payı dağıtabilmesi için ilgili faaliyet dönemi sonunda kâr elde etmiş olması yahut şirket nezdinde dağıtılabilir değerlerin bulunması gerekmektedir. Pulaşlı’ya göre şarta bağlı talebin kâr payı alma hakkına dönüşmesi ise anonim şirket genel kurulunun esas sözleşmeye uygun şekilde verdiği kâr payı dağıtma kararı alması ile gerçekleşmektedir. Bir anonim şirketin faaliyet döneminde kâr elde edip edemeyeceği belirsiz olduğundan pay sahiplerinin kâr payı alabilmesi açısından şirketin faaliyet döneminde kâr elde etmiş olması Türk Borçlar Kanunu’nun 170. maddesinin 1. fıkrası anlamında bir geciktirici şart niteliğini haizdir7.
III. DAĞITILABİLİR KAR PAYININ BELİRLENMESİ VE DAĞITIMI
Yıllık kâr, TTK’nın 508. maddesinin 2. fıkrasında ele alınmıştır. Buna göre, yıllık kârın yıllık bilançoya göre düzenleneceği ifade edilmiştir. Eğer hem yıllık ticari bilanço hem de yıllık mali bilanço çıkarılmış ise kâr payı tayininde ticari bilanço kullanılır. Ticari bilançolarda şirketin kârı daha az, zararı daha fazla gözükür. Zira vergisel anlamda gider olarak kabul edilemeyen birçok harcama kalemi yıllık mali bilançoda kardan düşülemezken yıllık ticari tabloda düşülebilmektedir. Şirketin gerçek durumunu yansıtan tablolar yıllık ticari tablolardır.8 Yıllık bilançonun çıkarılma amacı ise anonim şirketin ilgili dönem içerisinde gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerin sonucunu ortaya koymaktır. Bu anlamda yıllık bilançonun asli vazifesi sonuç açıklamaktır. Sonuç kâr edildiği yahut zarar edildiği olabilir. Pay sahibinin kâra katılma hakkı, bilançodaki net dönem kârına göre tayin edilmektedir9. Net dönem kârı yıllık bilançoya göre belirlenmiş kârdan geçmiş yıl zararlarının ve anonim şirketin ödemekle yükümlü olduğu vergisel ve mali yükümlülüklerin düşülmesi neticesinde bulunur. Ortaya çıkan net dönem kârına ise serbest yedek akçeler eklenir. Bu işlemin sonucunda dağıtılabilir kâr ortaya çıkar. Dağıtılabilir kâr kısaca dönem kârından geçmiş yıl zararları ve ödenecek vergisel ve mali yükümlülükler çıkarıldıktan sonra oluşan net dönem kârına serbest yedek akçelerin eklenmesi ile bulunur10. Dağıtılabilir kârın tespit edilmesi ile kâr payının dağıtılması adına gerekli ilk işlem tamamlanmış olur. Bundan sonraki aşama anonim şirket genel kurulunun kâr payı dağıtımı için karar almasıdır. Kâr dağıtım teklifi anonim şirketin yönetim kurulu tarafından, finansal tablolar dikkate alınarak yapılmaktadır. Kâr dağıtım teklifi konunun görüşüleceği genel kuruldan en az 15 gün önce yapılmalı ve pay sahiplerinin incelemesine sunulmalıdır. Bununla beraber pay sahiplerinin kârın nasıl dağıtılacağı ile ilgili teklifte bulunması da mümkündür. Ancak kârın dağıtılmasına ilişkin teklif, kural olarak yönetim kurulu tarafından hazırlanmakla beraber kârın dağıtılmasına ilişkin karar verme yetkisi genel kurula aittir11. Son olarak, TTK’nın 408. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınmasını genel kurulun devredilemez yetkileri arasında düzenlemiştir.
IV. PAY SAHİBİNİN KAR PAYI ALMA HAKKI
Anonim şirketlerde pay sahiplerinin kâr payı alma hakkı ile anonim şirketin dönem kârını mümkün mertebe şirkette tutarak menfaatlerini koruma amacı yarışmaktadır. Zira anonim şirketin amacı dönem kârını olabildiğince şirket bünyesinde tutmak iken pay sahibinin menfaati ise anonim şirkete getirmiş olduğu sermayenin karşılığı olarak sermayesi oranında kâr payı almaktır. Anonim şirketin, yarışan talepler ve menfaatler karşısında yönetimi çıkarlar dengesini gözeterek koruması hem yeterli miktarda parayı anonim şirkette tutulduğundan uzun vadeli yatırımlarının başarılı olmasını sağlayacakken aynı zamanda yeterince kâr payı dağıtıldığından şirkette pay sahibi olmak gerçek ve tüzel kişi sayısını artıracak ve mevcut pay sahiplerini kaybetme tehlikesini ortadan kaldıracaktır. Ancak anonim şirket bu şekilde bir tutum yerine sadece yeni yatırımlar yapmaya yönelirse ilerleyen zamanlarda mevcut pay sahiplerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilecektir12. Anonim şirket bakımından ticari hayatta kredibilitesinin yüksek olması şirketin piyasada güvenilirlik sağlaması adına gereklidir. Bunu sağlama yöntemlerinden biri ise iyi girişimlerde bulunmak ve güzel sonuçlar alarak pay sahiplerine bunu kâr olarak dağıtmaktır. Şirkete uzun süre kâr payı dağıtılmaması, şirkete yatırım yapmak isteyecek yatırımcıların sayısını azaltacaktır. Dolayısıyla, anonim şirkette gerekli kârı dağıtarak şirketteki mevcut yatırımcıları korumak ve yeni yatırımcılar çekmek önemlidir. Pay sahiplerine şirket kaynaklarını aşan kâr dağıtımı yapılması sermayenin iadesi yasağını ihlal edecekken, kazancın sürekli yeni yatırımlara kullanılması ise pay sahibinin kâr payı alma hakkının ihlali anlamına gelecektir13. Kâr payı alma hakkının iki anlamı vardır. İlk anlamı kâr payının vazgeçilmez hak cephesidir. İkinci anlamı ise güçsüz nispi hak cephesidir. Bu iki farklı anlamdaki kâr payının vazgeçilmez hak yahut güçsüz nispi hak olarak tanımlanması farklı sonuçları doğurmaktadır14. Bu açıdan, kâr payının hukuki niteliğinin vazgeçilmez hak mı yoksa nispi müktesep hak mı olduğunun belirlenmesi, kâr payı dağıtılmasının zorunlu olup olmadığı konusuna ışık tutulması açısından önem taşımaktadır15. Pulaşlı’ya göre, vazgeçilmez hak yönü anonim şirketin amacından kaynaklanmaktadır. Anonim şirketin amacı kanunen yasaklı olmayan iktisadi faaliyetleri yerine getirmektir. İsviçre hukukundan farklı olarak Türk hukukunda sadece ekonomik amaçlarla kurulabilir ve ekonomik amaçlar şirketin ayrılmaz, terkedilmez ve değiştirilemez niteliğidir16. Tekinalp de anonim şirketin nihai amacının kâr elde etmek ve pay sahiplerine kâr payı dağıtmak olduğunu ifade etmektedir. Bu amacın esas sözleşmede yazması gerekmediğini, amacın çeşitli kanunlardaki kişi birliklerini ayıran, müşterek gaye kıstasından ve ortaklık kavramından doğduğunu ifade etmektedir. Tekinalp, ortaklığın bütün organlarının kâr elde etmek ve pay sahiplerine dağıtmak amacı doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini, bu amaca aykırı hareket edilemeyeceğini belirtmektedir. Dolayı sıyla anonim şirket, kâr elde etme ve pay sahiplerine kâr payı dağıtma amacından vazgeçememekte, geçici veya daimi olarak erteleyememektedir17. Ek olarak Tekinalp, TTK ile beraber hakkın nispi müktesep olma niteliğinin kalmadığını ifade etmektedir18. Pulaşlı’ya göre, kâr payının ikinci cephesi olan güçsüz nisbi hak cephesi pay sahibinin esas sözleşme ve kanun çerçevesinde anonim şirket genel kurulunun kararı sonucu yıllık kâra ve dağıtılmaya tahsis edilen yedek akçelere katılma hakkı olmasına dayanmaktadır. Zira yıllık kârın tamamı dağıtılmaz, bir bölümü yedek akçelere ayrılır. Ayrıca kâr payından, pay sahipleri dışındaki kimi kişiler de dağıtılmaya tahsis edilen kâra katılabilmektedir. Bu kapsamda Pulaşlı, kâr payının oran olarak düşebileceğine ve hiç dağıtılamayabileceğine dayanarak nispi müktesep hak olarak nitelendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir19.
V. ŞİRKETİN KAR PAYI DAĞITMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN TARTIŞMA
Bu kapsamda, bu bölümde anonim şirketin her sene pay sahiplerine kâr payı dağıtma zorunluğunun olup olmadığı tartışılacaktır. Öncelikle ifade etmek gerekir ki gerek TTK’da gerekse İsviçre Borçlar Kanunu’nda pay sahiplerine kar payı dağıtma zorunluluğu açıkça düzenlenmemiştir. Bu konudaki tartışma özellikle 6102 sayılı TTK ile yapılan değişiklikle gündeme gelmiştir. Zira eski Ticaret Kanunu’nun 466. maddesinin 1. fıkrasında “Her yıl safi karın yirmide birinin ödenmiş esas sermayenin beşte birini buluncaya kadar umumi yedek akçe olarak ayrılması mecburidir” ifadesinin ardından aynı maddenin 2. fıkrasının 3. bendinde yer alan, yedek akçelerle ilgili “safi kardan birinci fıkrada yazılı yedek akçelerden başka pay sahipleri için %5 ayrıldıktan sonra” ifadesi 6102 sayılı TTK’nın 519. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde “Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu” olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla, yıllık kârın yüzde beşi ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaştık tan sonra genel kanuni yedek akçeye ayrılacak miktarı düzenleyen ‘pay sahipleri için %5 ayrıldıktan sonra’ ifadesi ‘pay sahipleri için %5 ödendikten sonra’ olarak değiştirilmiştir ve anonim şirket tarafından %5’lik kâr payı ödenmesinin zorunlu olup olmadığı tartışmalı hale gelmiştir20. Bu konu eski Ticaret Kanunu zamanında da tartışılmıştır. Bazı yazarlar eski Ticaret Kanunu’na göre %5’lik birinci kâr payının dağıtılmasının anonim şirket için bir zorunluluk olduğunu savunmuş21, kimi yazarlar ise ‘kârın ayrılması’ ifadesinden yola çıkıp her yıl %5’lik kâr dağıtımının anonim şirket açısından zorunlu olmadığını iddia etmişlerdir22. Yargıtay eski Ticaret Kanunu zamanında bu konuda farklı yönde kararlar vermiştir. Yargıtay ilk başta %5’lik kâr payının dağıtılmasını zorunlu kabul ediyorken23, daha sonra aksi yönde, kâr payı dağıtılmayabileceğine ilişkin karar vermiş, en nihayetinde ise kâr payının dağıtılması lehine çeşitli ölçütler belirtilmiş ve bu ölçütler göz önünde bulundurularak kâr payının dağıtılıp dağıtılmayacağı hususunda sonuca varılacağına hükmetmiştir24. Her ne kadar %5’lik oranın ayrılmasına sonuç bağlayan hüküm, kârın ödenmesine sonuç bağlayacak şekilde değiştirilmişse de TTK’nın 519. maddesinin gerekçesinde ilgili hükmün eski Ticaret Kanunu’nun 466. maddesinden alındığı, kelime seçiminde ve söz diziliminde kayda değer değişiklikler yapıldığı ancak içeriğe hakim olan düşüncede değişiklik yapılmadığı görülmektedir25. Kaldı ki TTK’nın 519. maddesi incelendiğinde ikinci yedek akçenin ayrılması için ilk kâr payının %5’inin pay sahibine ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bir diğer ifadeyle, ikinci bir yedek akçenin ayrılacak olması durumunda, bu ikinci yedek akçenin tutarı, pay sahipleri için %5 kâr payı ayrıldıktan sonra değil ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın %10’u olmalıdır26. Dolayısıyla, eğer ikinci yedek akçe ayrılması gerekmiyorsa, ikinci yedek akçe ayrılmayacaksa anonim şirketin %5’lik ilk kâr payını dağıtma gibi bir mecburiyeti olduğuna ilişkin bir sonuca hükmün lafzından ulaşamamaktayız. Bu bilgiler ışığında ilgili hükmün kâr payı dağıtılıp dağıtılmayacağına değil, hangi halde ikinci yedek akçe ayrılacağına ilişkin olduğu söylenebilir. Sonuç olarak bu hüküm her yıl kâr payı dağıtma mecburiyetinin olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapmak açısından uygun değildir27. Öte yandan Yanlı, şirketin kar payı dağıtıp dağıtmayacağına ilişkin karar verilmesi hususunda TTK’nın 532. maddesinin 2. fıkrasının değerlendirmeye alınması gerektiğini de ileri sürmektedir. Bu hüküm uyarınca aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse genel kurul yedek akçe ayırabilmektedir ve eski Ticaret Kanunu’ndan farklı olarak ilgili maddenin 2. fıkranın (b) bendinde bütün pay sahiplerinin menfaatinin dikkate alınacağına ilişkin ifade yer almaktadır28. Gürbüz Usluel’e göre bu hüküm anonim şirketin pay dağıtmak zorunda olup olmadığı hususunda değerlendirme yapmaya elverişli değildir, zira hüküm ne zaman kâr payı dağıtılıp ne zaman kâr payı dağıtılmayacağını değil, kâr payı dağıtım kararına ilişkin sınırları belirlemektedir29. Ancak belirtmek gerekir ki, anonim şirketin her yıl kâr payı dağıtma mecburiyeti olmadığı kabul edilse dahi anonim şirket genel kurulu kâr dağıtımı konusunda keyfi olarak pay sahiplerini kâr payı hakkından mahrum bırakamayacaktır30.
VI. SONUÇ
Kâr payı alma hakkının vazgeçilmez hak mı yoksa nispi müktesep hak mı olduğu konusunda doktrinde tartışmalar sürmektedir. Tekinalp kâr payı alma hakkının vazgeçilmez hak kanaatindeyken ve bir yıl dahi olsa kâr payı dağıtılmamasına karar verilmesinin mümkün olmadığı kanaatindeyken doktrinde aksi yönde görüşler kuvvetli bir konuma sahiptir. Şirketin kâr payı dağıtma yükümlülüğü olup olmadığına ilişkin tartışmalar TTK’nın 519. maddesi ile gelen değişiklik üzerinden ilerlemekte olup Tekinalp kanunun yeni şeklinde ayrıldıktan sonra ifadesinin ödendikten sonra olarak değişmiş olmasının kâr payı ödeme mecburiyetine işaret ettiğini savunurken; Gürbüz Usluel ilgili ödeme ifadesinin ikinci yedek akçe ayrılmadan önce yerine getirilmesi gereken bir göreve işaret ettiğinden ikinci yedek akçenin ayrılmayacağı durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağını ifade etmektedir. Anonim şirketin gayesi kanunen yasak olmayan ekonomik faaliyetleri yerine getirerek kâr elde etmek ve bu kârını paydaşlarına dağıtmaktır. Kanaatimizce, bu gaye anonim şirket açısından değiştirilemez ve ertelenemez nitelikte olduğundan her ne kadar kâr payının dağıtılması, anonim şirketin kâr elde etmesi, genel kurulun karar alması gibi şartlara bağlı olsa dahi bu şartlar kâr payı alma hakkının vazgeçilemez hak niteliğine zarar vermemektedir. Zira şirketin kâr etmemesi, ortada vazgeçilmiş herhangi bir hak olduğu anlamına gelmez. Ayrıca Tekinalp’in belirtmiş olduğu üzere, anonim şirketin kâr payı elde etme ve dağıtma amacı doğrultusunda hareket etme mecburiyetindedir. Bu doğrultuda genel kurul, şirket ve pay sahiplerinin menfaatlerini dengede tutan bir kâr payı dağıtma politikasını benimsemekle yükümlüdür. Bu denge çerçevesinde olduğu müddetçe anonim şirket kâr payı dağıtmak zorunda olup genel kurulun ters doğrultuda aldığı kararlar hukuka aykırı olacağından genel kurulun karar alması kârın dağıtılması açısından şart değildir, yalnızca kârın dağıtılma usulüne ilişkindir bir işlemdir. Son olarak ifade edilmelidir ki, makalede gösterilmiş hangi görüş benimsenirse benimsensin anonim şirketin gayesi ekonomik faaliyetlerin yerine getirilmesidir. Kâr payı dağıtılmasının keyfi olarak engellenmesi yahut kısıtlanması ve özellikle bu durumun uzun yıllar devam etmesi pay sahibinin kâr payı alma hakkının ihlali anlamına gelecek olup hukuka aykırı olacaktır.
KAYNAKÇA
ARSLANLI, HALİL Anonim Şirketler, C.IV-V, (İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1960).
AYHAN RIZA, ÇAĞLAR HAYRETTİN, ÖZDAMAR MEHMET Şirketler Hukuku Genel Hükümler, (Ankara: Yetkin Yayınevi, 2019).
BADAK ZEHRA, Anonim Şirkette Pay Sahibinin Kar Payı Hakkı, (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık 2018).
BİRSEL MAHMUT, Anonim Şirketler Hukukunda Kar Kavramı, (İzmir: Ege Üniversitesi Matbaası, 1973).
CANÖZÜ SALİH, Anonim Şirketlerde Kar Payının Tespiti ve Dağıtılması, (Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2016).
GÜRBÜZ USLUEL, ASLI E., Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Kar Payı Alma Hakkı, (Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Enstitüsü, 2016).
KIZILKAYA SİNEM, Anonim Şirket Ortağının Kar Payı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2012.
POROY REHA, TEKİNALP ÜNAL, ÇAMOĞLU ERSİN, Ortaklıklar Hukuku, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2019).
POROY REHA, TEKİNALP ÜNAL, ÇAMOĞLU ERSİN, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2009).
PULAŞLI HASAN, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2014).
YILDIZ ŞÜKRÜ, Anonim Ortaklıkta Pay Sahipleri Açısından Eşit İşlem İlkesi, (Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2004).
DİPNOT
1 Zehra BADAK, Anonim Şirkette Pay Sahibinin Kar Payı Hakkı, (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık 2018), s. 1.
2 Aslı E. GÜRBÜZ USLUEL, Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Kar Payı Alma Hakkı, (Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Enstitüsü, 2016), s. 1. Aynı doğrultuda Rıza AYHAN / Hayrettin ÇAĞLAR / Mehmet ÖZDAMAR, Şirketler Hukuku Genel Hükümler, (Ankara: Yetkin Yayınevi, 2019), s. 552.
3 Şükrü YILDIZ, Anonim Ortaklıkta Pay Sahipleri Açısından Eşit İşlem İlkesi, (Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2004), s. 124.
4 Kar Payı Tebliği, 28891 sayılı Resmi Gazete, 23 Ocak 2014, m. 3.
5 Mahmut BİRSEL, Yargıtay Kararlarının Işığı Altında Şirket Karı Konusunda Anonim Şirket ile Pay Sahibi Arasındaki Menfaat Çatışması, (Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Enstitüsü, 1971), s. 10.
6 Halil ARSLANLI, Anonim Şirketler, C.IV-V, (İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1960), s. 212.
7 Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2014), s. 140; GÜRBÜZ USLUEL, s. 2.
8 PULAŞLI, s. 1405.
9 PULAŞLI, s. 1405.
10 GÜRBÜZ USLUEL, s. 12-15.
11 Salih CANÖZÜ, Anonim Şirketlerde Kar Payının Tespiti ve Dağıtılması, (Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2016), s. 90-91.
12 Sinem KIZILKAYA, Anonim Şirket Ortağının Kar Payı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2012, s. 1.
13 GÜRBÜZ USLUEL, s. 1;. Karl STEIGER, Der Anspruch des Aktionars auf die Dividende, Bern 1947, s.4.
14 Reha POROY / Ünal TEKİNALP / Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2009), s. 532.
15 GÜRBÜZ USLUEL, s. 96.
16 PULAŞLI, s. 1404.
17 POROY / TEKİNALP / ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s. 532.
18 POROY / TEKİNALP / ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku, (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2019), s. 696.
19 PULAŞLI, s. 1404.
20 GÜRBÜZ USLUEL, s. 91.
21 Veliye YANLI, “Anonim Şirketlerde Kar Dağıtımı”, Batıder 2014, CXXX, S. 1, s. 15.
22 Mahmut BİRSEL, Anonim Şirketler Hukukunda Kar Kavramı, (İzmir: Ege Üniversitesi Matbaası, 1973) C. I, s.54; Hayri DOMANİÇ, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, Şirketler Kanunu Şerhi II, (İstanbul: Temel Yayınları, 1988), s. 1532. 26 YANLI, s. 19.
23 Yargıtay 11. HD, T. 12.05.1970, E. 1969/2085, K. 1970/1970.
24 Yargıtay 11. HD, T. 14.10.1982 E. 1982/3556, K. 1982/3887.
25 GÜRBÜZ USLUEL, s. 93.
26 YANLI, s. 19
27 YANLI, s. 21.
28 YANLI, s 25.
29 GÜRBÜZ USLUEL, s. 95.
30 GÜRBÜZ USLUEL, s. 95.








