ÖZET
Kişisel verilerin korunması hukukunda ulusal ve uluslararası düzeyde sıklıkla başvurulan kavramlardan biri “unutulma hakkı”dır. Unutulma hakkı, bireyin geçmişindeki bir olaya ilişkin sanal ortamda yer alan ses, görüntü, fotoğraf yahut haberin, belirli şartları taşıması halinde, gerçek olup olmamasına bakılmaksızın, bireyin bugün ve geleceğine ilişkin olumsuz etkilerde bulunmasının önüne geçilmesini amaçlayan bir haktır. Söz konusu hak oldukça yeni addedilebilecek bir geçmişi haiz olmasına karşın, teknolojik gelişmeler karşısında sanal ortamda kişisel verilerini paylaşmakta olan bireyin özel hayatı bakımından ciddi önemi haiz olup, yargı kararlarına konu olması bakımından ilgi çekicidir. Bu çalışmada unutulma hakkına ilişkin giriş ile birlikte, bu hak özel hayatın gizliliği çerçevesinde anayasal koruma altında bulunan kişisel verilen korunması hakkı ve ilgili mevzuat ve yargı kararlarıyla birlikte değerlendirilecektir.
I. GİRİŞ
Gelişen teknoloji ile birlikte kişilerin, özellikle internet yoluyla, diğer kişilerin verilerine ulaşabilmeleri oldukça kolaylaşmıştır. İnternete yüklenmiş olan verilere, internet bağlantısı olan herkes, yer ve zaman kısıtlaması olmadan erişebilir durumdadır. Bu halde internete yüklenen veriler kolaylıkla kaydedilebilmekte, kopyalanabilmekte ve farklı yerlerde yayımlanabilmektedir. Bu durum, diğer kişilere ait kişisel verilere, başka bir kişi tarafından hukuki güvenliği tehdit edecek şekilde de ulaşımı mümkün kılmaktadır. Bu sebeple kişisel verilerin korunması hukuku, bireylerin özel hayatının gizliliği ve hukuki güvenliğinin korumasının sağlanması bakımından önemli işlev görmektedir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemeler, kişisel verilerin ciddi boyutlarda toplanması ve paylaşılması karşısında bireyin bütünlüğünün, özerkliğinin, mahremiyetinin korunmasını amaçlamaktadır1. Bu doğrultuda özel hayatın gizliliğinin korunmasına hizmet eden bireylerin “kişisel verilerin korunmasını talep hakkı”, unutulma hakkını da içinde barındıran şemsiye bir hak mahiyetindedir.
II.GENEL OLARAK UNUTULMA HAKKI
Unutulma hakkı, veri öznelerinin, internette yer alan kişisel verilerinin arama sonuçlarında kendi adlarıyla bağlantılı olmamasını isteme hakkıdır2. Bu hak bireylere, internet ortamında kendisi hakkında olumsuz sonuçları olan veya olabilecek, yetersiz veya ilgisiz bilgi içeren, yayınlanmasından sonra aradan zaman geçen ve yayımlanma amaçları ışığında gereksiz olan, bireyi rahatsız edici kişisel verilerinin geri getirilemeyecek bir şekilde silinmesini talep etme ve yayılmasını engelleme hakkı tanımaktadır.
Unutulma hakkı, ilk kez, Avrupa Adalet Divanını’ nın Google Spain SL, Google Inc (“Google”)- Agencia Española de Daececón de Datos, Mario Costeja González davasında gündeme gelmiştir3. Avrupa Adalet Divanı söz konusu kararında, internet arama motorunda üçüncü kişiler tarafından birey hakkında sunulan kişisel verilerin, üstün kamu yararı olmadığı sürece bilimsel dahi olsa herhangi bir eserde yer alması ve bu verilerin birey haklarına saldırı teşkil etmesi halinde internet arama motoru operatörünün sorumluluğunun doğacağına hükmetmiştir. Buna göre Divan, Google’ın Avrupa Birliği’ne üye “devlet” statüsü bulunmasa da, Avrupa Birliğinin Kişisel Verilerin Korunması Direktifine tabi olduğunu; bireyin özel hayatını ilgilendiren kişisel verilerinin silinmemesini gerektiren makul bir neden (legitimate interest) bulunmadıkça, saklanmasında kamu yararının olmadığını; Google gibi bir arama motorunun bir süre sonra kullanıcılar ile ilgili arama sonuçlarını saklamaması ve işlememesi gerektiğine hükmetmiştir4.
Söz konusu dava ile günlük hayatımızda ciddi bir yeri olan teknolojinin özel hayata müdahalesinin olumsuz etkilerinin giderilmesine veya en aza indirilmesine yönelik ortaya çıkan haklardan olan unutulma hakkı, teknolojik gelişmelerin kötü kullanımına karşı özel hayatın ve insan onur ve haysiyetinin korunmasını amaçlamaktadır.
Unutulma hakkını diğer haklardan ayıran en temel özelliklerden biri, hakkın konusunun sadece hukuka aykırı veriler olmamasıdır. Unutulma hakkının konusunu özellikle yayımlandığı tarihte hukuka uygun olan kişisel veriler de oluşturmaktadır. Yayım tarihinde hukuka uygun olan kişisel veriler, zaman geçtikçe ve koşullar değiştikçe hukuka aykırı bir hal almakta ve bireyin menfaatinin kamu yararına ağır basma ihtimali artmaktadır. Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki, her zaman belirli bir sürenin geçmesi değil, bir zaman diliminde kişinin durumunda değişiklik meydana gelmesi de söz konusu olabilir. Unutulma hakkına konu olan bilgi, ortaya çıktığı anda doğruyu yansıtmakla birlikte, zamanla güncelliği ile toplumsal önemini yitirdiği ve bir şekilde bozulduğu için ilgili olduğu bireyi yansıtmamaktadır5.
Unutulma hakkı mutlak bir koruma alanı bulmamakta; kanunda belirtilen sebeplerin varlığı halinde bu hak sınırlandırılabilmektedir. Buna göre, kanun koyucu istisnaları belirtmiştir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu6. ( “KVKK”) kapsamında millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, tarihsel, istatiksel ve bilimsel amaçlarla veya edebi, sanatsal ifade ve gazetecilik amaçları kapsamında işlenen veriler unutulma hakkının istisnalarından bazılarıdır7.
III. UNUTULMA HAKKININ KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU IŞIĞINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
Gelişen teknoloji ile veri aktarımı, kişisel verilerin korunması hususunu oldukça önem arz eden bir noktaya taşımıştır. Bu gelişmeler karşısında geleceğin “hazinesi” niteliğinde bulunan bireylerin kişisel verilerinin korunması, özel hayatın gizliliğini düzenleyen anayasal düzenleme altında bir hak olarak tanınmıştır8.
Kişisel verilerin korunması, Anayasa kapsamında güvence altına alınmadan önce, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (“Türk Ceza Kanunu”) düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nda, “kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi9. ele geçirilmesi ve bir başkasına verilmesi10. yayılması ve yok edilmemesi11. eylemleri suç olarak sıralanmış olup, söz konusu verilerin kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırkı ve kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda ise korunan hukuki değerin niteliği dikkate alınarak ağırlaştırıcı hal olarak öngörülmüştür12.
Kişisel verilerin korunması, 2010 yılında 5982 sayılı Kanun’un 2.maddesi ile Anayasa’nın 20. maddesine eklenmiş ve temel bir insan hakkı olarak Anayasa’da güvence altına alınmıştır. İlgili maddede, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının kapsamı, kişisel verilerin hangi hallerde işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Bu hakka ilişkin usul ve esaslar ise kişisel verilerin korunmasına yönelik olarak çıkarılan kanunda yer almaktadır. Bu hususa istinaden yürütülen kanun çalışmaları sonucunda, 07.04.2016 tarihinde KVKK yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun’un amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak olarak düzenlenmiştir13.
Bireye ait olan her veri kişisel veri niteliğinde değildir. Buna göre KVKK kapsamında kişisel veri, “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” şeklinde tanımlanmıştır. Bireye ait olan bir verinin bu kanun kapsamında korumadan yararlanabilmesi, bu verinin hem gerçek kişiye ait olmasına hem de bu kişinin tespit edilebiliyor olmasına bağlıdır14. Söz konusu verinin bireyi diğer bireylerden ayırıcı bir nitelikte olması gerekmektedir.
KVKK’da kişisel verilerin işlenmesi, “kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem” olarak tanımlanmıştır15. Bu noktada kişisel verilerin kaydedilmesi, saklanması, toplanması, düzenlenmesi, elde edilmesi, yayılması gibi işlemlerin hepsi verilerin işlenmesine dâhildir.
Günümüz dünyasında bu işlemler, teknolojinin getirmiş olduğu imkân dahilinde, bireyler tarafından kolaylıkla ve devamlı surette yapılmakta olup, işlenen bu kişisel veriler ciddi sorunlar doğurabilmektedir. Milyarlarca insan tarafından aktif olarak sosyal medya platformları kullanılmakta, bireylere ait kişisel veriler ise bu platformlarda paylaşılmaktadır. Bu durum göz önüne alındığında, internet ortamında kişisel verilerin korunmasının ne denli büyük bir önem arz ettiği açıktır.
Kişisel verilerin korunması hukuku, özel hayatın gizliliğini sağlayacak usul ve esasları ortaya koymakta ve bu hakkın hayata geçirilmesinde önemli bir işlev görmektedir16.
Kişisel verilerin korunması esas olarak kişisel verilerin işlenmesi sırasında bireyin hak ve özgürlüklerinin korunması ve veri işleme faaliyetlerinin sınırlandırılmasını ifade etmektedir17. Kişisel verilerin korunması hakkı, kişisel bilgilerin gizliliğini güvence altına almakla birlikte ayrıca özel hayatın mahremiyet yönünü de korur. Bireylerin kişisel bilgilerinin hangi koşullarda toplanabileceği ve kullanılabileceğini kontrol edebilmesi, kişisel verilerin korunmasının ana fonksiyonu olarak kabul edilmektedir18. Bu doğrultuda unutulma hakkı, bireyin toplanan ve işlenen bu kişisel verileri üzerindeki kontrolünü sağlayacak bir hak olarak görülmektedir. Avrupa'da Avrupa Adalet Divanı kararlarında ve 05.05.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ("GDPR") kapsamında kabul edilen unutulma hakkı, Türk Hukuku'nda henüz KVKK kapsamında açıkça düzenlenmemiştir; ancak kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemede öngörülen belirli ilkelerin birlikte uygulanması halinde unutulma hakkının hayata geçirilmesi mümkün olmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesine ilişkin düzenlenen genel ilkelerden19. unutulma hakkı ile ilgili bulunanlar ise şöyledir: “doğru ve gerektiğinde güncel olma”, “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ve “ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi”. Bu ilkelerden unutulma hakkı ile doğrudan ilişkili olan ise, kişisel verilerin ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesidir.
Verilerin saklanması için yasalarda belirtilen bir süre varsa veri sorumlusu buna uymak zorundadır. Eğer verilerin saklanması için belirtilen bir süre yoksa, verilerin, işleme amacının gerektirdiği kadar saklanması gerekmektedir. Yasalarda belirlenmiş sürenin sona ermesi, verinin işleme amacının ortadan kalkması veya verilerin işlenmesini meşrulaştıran sebeplerin ortadan kalkması halinde verilerin silinmesi ya da anonimleştirilmesi gerekmektedir.
KVKK’da unutulma hakkı açıkça zikredilmemiş ise de, aşağıda yer verilen hüküm unutulma hakkı ile ilişkilendirilmektedir. “Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler re’sen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir”20.
Düzenlemenin lafzından anlaşıldığı üzere, bu madde ile bireylerin unutulma hakkı güvence altına alınmaktadır. Kanun kapsamında açıkça tanımlanmamış olsa da unutulma hakkı, bireyin geçmişine ilişkin olarak sanal ortamda yer alan ve diğer kişilerce öğrenilmesini istemediği kişisel verilerinin kaldırılmasını talep etme hakkının bir görünümüdür.
05.05.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ("GDPR") ise unutulma hakkının kullanılmasına hizmet eden düzenlemeleri içermekte olup, bu kapsamda Silme Hakkı (Unutulma Hakkı) başlıklı 17. maddesi aşağıdaki gibidir: “Veri sahibinin kendisi ile ilgili kişisel verilerin herhangi bir gecikmeye mahal verilmeksizin silinmesini kontrolörden talep etme hakkı bulunur ve, aşağıdaki hallerden birinin geçerli olması durumunda, kontrolörün kişisel verileri herhangi bir gecikmeye mahal vermeksizin silme yükümlülüğü bulunur...”
Söz konusu düzenlemenin devamında ise, verilerin “derhal silinmesi” gereken durumlar açıkça belirtilmiştir. Buna göre, verilere ilişkin verilen rızanın geri alınması, ilgili verinin kaydedilme ve toplanma amacı doğru tuşunda gerekliliğini kaybetmesi, verilerin hukuka aykırı işlenmesi, çocuk yaştakilere bilgi toplumu hizmetleri sunulması için verilerin işlenmiş olması ya da veriyi kontrol eden sağlayıcının söz konusu verileri silmekle yükümlü bulunduğu birtakım mevzuatlara tabi olması gibi durumlarda unutulma hakkının kullanılması mümkün olmaktadır.
Avrupa Birliği’nin söz konusu düzenlemesi, unutulma hakkının kullanılmasını engelleyen beş istisnai duruma yer vermiştir21. Bu istisnalar; ifade ve bilgi edinme hakkının kullanılması, kanunlarda öngörülme hali veya kamu menfaati, toplum sağlığı, kamu yararına bilimsel veya tarihi araştırmalar kapsamında işlenmesi ve hukuki taleplerin yerine getirilmesidir.
Türk Hukukunda bulunan yasal düzenlemeler incelendiği takdirde, yukarıda da ifade edildiği üzere henüz unutulma hakkına mevzuatta yer verilmemiştir. Buna karşın, gerek Yargıtay kararları gerekse Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararları unutulma hakkına yer vermektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/5653 başvuru numaralı ve 03.03.2016 tarihli bireysel başvuru kararına konu olan uyuşmazlıkta Yüksek Mahkeme, "(u)nutulma hakkı Anayasa'da açık bir şekilde düzenlenmemiş olmasına rağmen Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kişinin manevi bütünlüğü bağlamında şeref ve itibarının korunması hakkı ve Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı birlikte göz önüne alındığında, devlet tarafından kişiye geçmişte yaşadığı olaylara başka kişiler tarafından ulaşılması önlenerek hayatında yeni bir sayfa açma olanağı verme hususunda vatandaşına karşı bir yükümlülüğü bulunduğu açıktır." ifadelerine yer vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu22.
Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır.
Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir.
Bu hak bir yandan kişiye “geçmişini kontrol etme”, “belirli hususların geçmişinden silinmesini ve hatırlanmamayı isteme hakkı” sağladığı gibi, diğer yandan muhataplarına kişi hakkındaki bir kısım bilgilerin üçüncü kişilerin kullanmamasını veya üçüncü kişilerin hatırlamamasına yönelik önlenmeleri alma yükümlülüğü yükler. Bu hakkın; bireylerin fotoğraf, internet günlüğü gibi kendileri hakkındaki içerikleri silmek için üçüncü şahısları zorlamayı içermesinin yanında geçmişteki cezalarına ilişkin bilgilerin veya haklarında olumsuz yorumlara neden olabilecek bilgi ve fotoğraflarının kaldırılmasını isteme hakkını tanıdığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan bu hak, bireyin geçmişindeki belirli yönlerinin mümkün olmayacak biçimde hatırlanmaması için önlemler alınmasını gerektirmektedir.” şeklinde değerlendirmiştir.
Buna göre, unutulma hakkı ilgili mevzuat tarafından açıkça öngörülmemiş ise de uyuşmazlık kapsamında tartışılabilir nitelikte bulunup; doğrudan kişisel verilerin korunması kapsamında talep edilebilir bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin kararına konu olan uyuşmazlıkta Yüksek Mahkeme23. unutulma hakkının temelini teşkil eden Adalet Divanı’nın Google Kararını emsal göstererek şöyle belirtmektedir:
“Davacı, geçmişte yaşadığı kötü bir olayın toplum hafızasından silinmesini istemektedir. Unutulma hakkı ile geçmişindeki yaşanan talihsiz bir olayın unutularak geleceğini serbestçe şekillendirmek, diğer bir deyişle hayatında, yeni bir sayfa açma olanağı istemektedir. Kaldı ki, davacı da yargılama sırasında verdiği dilekçelerinde bu istem üzerinde ısrarla durmuştur. Davacı unutulma hakkı ile özel hayatına dair kişisel verilerinin üçüncü kişiler tarafından bilinmemesini, aradan geçen süre sebebiyle toplum hafızasından silinmesini istemektedir. 4 yıl önce gerçekleşen bir olayın mağduru olan kişinin adının açık bir şekilde yazılarak kitapta yer alması halinde unutulma hakkının bunun sonucunda da davacının özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği kabul edilmelidir. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın “Google Kararı”nda açıkladığı gibi ilgili verinin kamu hayatında oynadığı önemli rol ve halkın ilgili veriye yönelik yoğun ilgisi şeklinde, üstün bir kamu yararını ortaya koyan özel sebepler bulunmadığına göre bilimsel esere alınan kararda kişisel veriler açık bir şekilde yer almamalıdır..."
Söz konusu karar, unutulma hakkının kapsamının yalnızca dijital ortam olamayacağını ve hakkın kapsamını belirlerken kullanılan ölçütün kamunun kolayca erişebileceği yerde tutulma şeklinde olduğunu belirtmesi yönüyle de önemlidir.
IV. SONUÇ
Birey, unutulma hakkı ile geçmişinde bulunan, güncel durumu yansıtmayan ve kendisi için rahatsız edici nitelikte olan içeriklerin kaldırılmasını talep edebilme hakkına sahiptir. Bu kapsamda bireylere ait kişisel verilerin ölçülülük ilkesine uygun olarak ve gerekli olduğu süre boyunca işlenmesi, kişisel verilerin korunması hakkının temelini oluşturmaktadır. KVKK kapsamında unutulma hakkına açıkça yer verilmemiş ise de, yukarıda yer verilen Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alındığında bilhassa kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkeler kapsamında söz konusu hakkın koruma alanı bulduğu açıkça görülmektedir. Bu doğrultuda birey, kişisel verileri üzerinde hakimiyetini unutulma hakkı ile tesis etmektedir. Bu açıdan bireyin özel hayatın gizliliği ilkesi çerçevesinde işlenmekte olan kişisel verilerinin kaldırılması talep etme hakkı, kişisel verilerin korunması bakımından elzemdir.
KAYNAKÇA
ELIF KÜZECI, Kişisel Verilerin Korunması, Beta, 2. Baskı, Ankara, 2018.
EREN SÖZÜER, Unutulma Hakkı: İnsan Hakları Hukuku Perspektifinden Bir İnceleme, On İki Levha, İstanbul 2017
NAFIA YÜCEDAĞ, “Kişisel Verilerin Korunması Hukukunun Genel İlkeleri”, Kişisel Verileri Koruma Dergisi, C. 1, S. 1, ss. 47-63.
NORBERTO NUNO GOMES DE ANDRADE, “Oblivion: The Right to Be Different from Oneself. Reproposing the Right to be Forgetton”, VII International Conference on Internet, Law & Politics. Net Neutrality and other challenges for the future of the Internet”, IDP. Revista de Internet, Derecho y Política. No. 13.
NORBETO NUNO GOMES DE ANDRADE, “Data Protection, Privacy and Identity: Distinguishing Concepts and Articulating Rights”, 6th International Summer School (ISS), Helsingborg, Sweden 2010, ss. 90-107
OĞUZ ŞIMŞEK, Anayasa Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması, Beta, İstanbul 2008, age.
CAN YAVUZ, İnternet’teki Arama Sonuçlarından Kişisel Verilerin Kaldırılması Unutulma Hakkı, Seçkin, Ankara 2016
DİPNOT
1 Lee A. Byragave, Data Privacy Law, s. 8; A. Rouvroy / Y. Poullet, s. 70, naklen Eren Sözüer, Unutulma Hakkı: İnsan Hakları Hukuku Perspektifinden Bir İnceleme, Oniki Levha, İstanbul 2017, s. 63.
2 Yavuz Can, İnternet’teki Arama Sonuçlarından Kişisel Verilerin Kaldırılması Unutulma Hakkı, Seçkin, Ankara 2016, s. 43
3 Google Spain SL, Google Inc. v Agencia Española de Protección de Datos, Mario Costeja González, The Court of Justice of the European Union, C- 131/12, 13.05.2014, Press Release No 70/14.
4 Ibid
5 Norberto Nuno Gomes de Andrade, “Oblivion: The Right to Be Different from Oneself. Reproposing the Right to be Forgetton”, VII International Conference on Internet, Law & Politics. Net Neutrality and other challenges for the future of the Internet”, IDP. Revista de Internet, Derecho y Política. No. 13, s. 127.
6 6698 sayılı Kişisel Veriler Kanunu, RG. 4.7.2016, Sayı: 29677.
7 İstisnaların tamamı için bkz. 6698 sayılı Kişisel Veriler Kanunu, mad. 28/ 1.f.
8 Anayasa, mad. 20: “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
9 Türk Ceza Kanunu, mad. 135.
10 Türk Ceza Kanunu, mad. 136.
11 Türk Ceza Kanunu, mad. 138.
12 Türk Ceza Kanunu, “Nitelikli haller” başlığı altında düzenlenen madde 137’e göre, (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların; a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
13 Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, mad. 1.
14 Elif Küzeci, Kişisel Verilerin Korunması, Beta, 2. Baskı, Ankara, 2018, s. 9.
15 KVKK, mad.3 / 1.f, ( e).
16 Andrade, s. 96.
17 Oğuz Şimşek, Anayasa Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması, Beta, İstanbul 2008, s. 95.
18 Rouvroy / Poullet, s. 68, naklen Sözüer, s. 64.
19 Genel İlkeler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Nafiye Yücedağ, “Kişisel Verilerin Korunması Hukukunun Genel İlkeleri”, Kişisel Verileri Koruma Dergisi, C. 1, S. 1, ss. 47-63.
20 KVKK, mad.7 /1f
21 GDPR, 17. Mad/ 3f.
22 Yargıtay HGK, E. 2014/4-56, K. 2015/1679 K., T. 17.06.2015.
23 Yargıtay 19.CD., E. 2018/3318, K. 2018/9281, T. 24.09.2018.








