Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Yönetim Kurulu Üyelerinin Müzakereye Katılma Yasağı

2019 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Yönetim Kurulu Üyelerinin Müzakereye Katılma Yasağı

Corporate and M&A
2019
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Anonim Şirketlerin ortak ve yöneticilerinden ayrı bir kişiliğe sahip tüzel kişilikler olmalarından kaynaklanan bağımsız hak ve menfaatlerini koruma altına alma ihtiyacı hisseden kanun koyucu, şirket menfaatlerini yönetim kurulu üyelerinin kişisel menfaatlerinden ayırmak için mekanizmalar geliştirme yoluna gitmiştir. Bu mekanizmalardan biri de Türk Ticaret Kanunu’nun 393. maddesinde karşımıza çıkan yönetim kurulu üyelerinin müzakereye katılma yasağıdır. Makalemizde yönetim kurulu üyelerinin müzakereye katılma yasağı irdelenmiş, uygulanışına ve ihlal edilmesinin sonuçlarına mercek tutulmuştur.

I. GİRİŞ

Anonim şirketler, zorunlu organlarından biri olan yönetim kurullarınca temsil ve idare edilir. Yönetim kurulu üyelerine, yönetim, temsil, huzur hakkı gibi haklar ve gözetim ve özen gibi yükümlülükler verildiği gibi, şirkete karşı borçlanma, şirket ile rekabet etme, şirket ile işlem yapma ve belirli görüşmelere katılma yasağı gibi sınırlamalar da getirilmiştir. Tüm bu hak, yükümlülük ve yasaklar, şirketin farklı menfaatlerinin artırılmasını gözetmek ve/veya şirketi zarardan korumak adına şirketin yönetim organını teşkil eden kişiler için oluşturulmuş kurumlardır.

 Bu bağlamda, şirketin menfaatlerini en iyi şekilde korumak adına, şirketin yönetim ve temsil organı olan yönetim kurulunun, objektif olarak anonim şirket tüzel kişisinin menfaatlerini koruma ve geliştirmeyi amaçlaması gerekir. Anonim şirketin kişiliği, şirketin ortak ve yöneticilerinin kişiliğinden bağımsızdır. Şirkete ilişkin karar alma mekanizmasının işleyişinde de gözetilmesi gereken husus, ortakların yahut yöneticilerin şirket dışı menfaatleri değil, anonim şirket tüzel kişiliğinin menfaatleridir. Bu yükümlülük, Türk Ticaret Kanunu’nun 369. maddesinde düzenlenen yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. İlgili hüküm, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür gibi yönetimle görevli üçüncü kişileri, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirme ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında bırakmaktadır. Bu çalışmada, yönetim kurulu üyeleri için getirilen yasaklardan sadece müzakereler katılma yasağı ele alınmıştır. Bu çerçevede aşağıda öncelikle yasağın amacı ve mahiyetine değinilmiş daha sonrasında ise yasağın uygulanışından bahsedilmiş ve ihlalin yaptırımları tartışılmıştır.

II. MÜZAKERELERE KATILMA YASAĞININ AMACI VE MAHİYETİ

Yönetim kurulu üyelerinin müzakereye katılma yasağı da Türk Ticaret Kanunu’nun 369. maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık sorumluluğunun bir görünümüdür. Ancak kanun koyucu, yönetim kurulu üyesinin tarafsızlığını koruyup özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceği haller olabileceğini öngörmüştür. Bu doğrultuda da şirket menfaatlerini ve şirketin menfaatiyle çelişen bir kararın alınmasına engel olamayan hissedarların haklarını koruma ihtiyacını gidermek adına tedbirler almak durumunda kalmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin müzakereye katılma yasağı, üyelerin tarafsızlığının şüpheye düşeceği hallerde, ortaklığın menfaatlerine aykırı karar almasının önüne geçilmesi ihtiyacı doğrultusunda düzenlenmiş bir kurum olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 393. maddesinde yer bulmuştur.

 Müzakerelere katılma yasağı, şirketin ve dolayısıyla ortakların çıkarlarını koruduğu kadar yönetim kurulundaki üyenin kendisini de korumaktadır. Zira yönetim kurulu üyesinin, ortaklığın çıkarına aykırı vereceği kararlar da bu kişinin bireysel sorumluluğunu doğurabilecektir1.

 Türk Ticaret Kanunu’nun 393. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz2.

 Madde gerekçesinde gösterildiği üzere, maddede bahsedilen “kişisel” menfaat her türlü kişisel faydayı içermemektedir. Kanunun burada kast ettiği şey, bizzat ilgili üyeye veya bir yakınına yönelik, onları konu alan veya onlarla ilgili bulunan bir menfaattir. İlgili üye veya yakınının, bir topluluğa dahil olması sebebiyle yararlanabileceği bir kazanç veya edineceği bir menfaat, bir avantaj, bir zararın önlenmesi gibi haller kişisel sayılmamaktadır3.

 Çatışan menfaatin kişisel olması yeterli değildir. Bu çatışan menfaatin aynı zamanda şirket dışı bir menfaat olması gerekir. Örneğin kişi kendisinin yahut kardeşinin, eşinin yahut başka bir yakınının şirket görevlerine getirilmesi, görevden alınması, ücretlerinin tayin edilmesi gibi konular şirket dışı olmadığından ilgili yönetim kurulu üyesi bu konuların görüşüleceği müzakerelere katılabilecektir.

 Maddenin devamında ise kanun koyucu, ilgili yasağın yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da uygulanacağını, tereddüt uyandıran hâllerde, kararı yönetim kurulunun vereceğini ifade etmiştir. Ancak bu oylamaya ilgili üyenin katılamayacağı belirtilmiştir. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır4

Bu hüküm kapsamında görüşmeye katılma yasağı, bir yönetim kurulu üyesi sadece şirket dışı kişisel menfaati veya madde metninde sayılan akraba ve hısımlarının şirket dışı menfaatlerinin şirket menfaatleriyle çatıştığı hallerde değil, dürüstlük kuralının müzakereye katılmamasını gerektiren durumlarda da kullanılacaktır. Dolayısıyla, böyle bir durumda ilgili kişi maddede sayılan akraba ve hısımlardan biri olmasa dahi, yönetim kurulu üyeleri ilgili yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmasının dürüstlük kuralına uygun olup olmadığının kararını verecektir. Kanaatimizce, tüzel kişi ortakların diğer kişilerle ilişkileri de dürüstlük kuralına kanunda yapılan referans gereği yasak kapsamında değerlendirilmelidir. Zira kanun koyucu dürüstlük kuralına atıf yaparak yasağı maddede sayılan gerçek kişilerin akraba ve yakınlarıyla kısıtlı tutmak istemediğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla gerçek kişinin ilişkili olduğu yakınlarıyla ilgili karar verilmesi durumunda ortada bir çekince olduğu kabul edildiği gibi yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişinin sıkı ilişki içinde olduğu grup şirketleri yahut sair gerçek ve tüzel kişilerle ilgili karar verilirken de aynı çekincenin bulunduğu kabul edilmek durumundadır.

 Maddenin ikinci fıkrasında, hükme aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi ve menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken, ilgili üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyelerin ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde karar alan yönetim kurulu üyelerinin bu sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlü olacağı düzenlenmiştir.

III. YASAĞIN UYGULANIŞI

Yasak üyenin toplantıya değil müzakereye katılmaması biçiminde uygulanır. Maddede bahsedilen şekilde bir çıkar çatışmasının bulunuyor olması halinde, sadece çıkar çatışması konusunun müzakere edildiği bölüme yasaklı kişi katılamayacaktır. Toplantıya gelen ve diğer konuların görüşmesinde ve oylamasında bulunan yönetim kurulu üyesi, hükmün gerektirdiği yasaklılık sebeplerinden birinin varlığı halinde ve sadece ilgili konunun görüşüldüğü esnada toplantının gerçekleştiği alandan uzaklaşacaktır. Müzakereye katılamamanın doğal bir sonucu olarak, yasaklı yönetim kurulu üyesi müzakeresine katılmaktan yasaklı olduğu konunun oylamasına da katılamayacaktır5. Aslında ilgili yönetim kurulu üyesinin oylamaya katılıp katılamayacağı mevzuatta açıkça düzenlenmiş bir konu değildir. Bununla beraber, ilgili hüküm ve kanun koyucunun amacı üyenin oylamaya katılmaya hakkı olmayacağını ortaya koymaktadır6.

 Dürüstlük kuralı uyarınca yönetim kurulu üyesinin müzakereden yasaklanabilmesi hükmün uygulama alanını oldukça genişletmektedir. Örneğin, maddede üyenin kuzeni, menfaat çatışması olması halinde üyenin müzakereye katılmasının yasaklanması sonucunu doğuracak kişiler arasında sayılmamıştır. Ancak somut olayda, kişinin kuzeni ile yakınlığı veyahut ticari ilişkisi göz önüne alınarak üyenin müzakereye katılmaması gerekebilecek, tereddüt durumunun oluşması halinde ilgili üyenin müzakereye katılıp katılmayacağı diğer üyeler tarafından görüşülüp kararlaştırılabilecektir. Aynı şekilde, müzakerenin konusunun bir üyenin ortağını, ortağı olduğu bir şahıs şirketini ya da eski eşini ilgilendirmesi gibi hallerde de yasak geçerli olacaktır.7 Tereddüt halinin varlığı için bir üyenin şüphede olmasının dahi yeterli olacağı kabul edilmelidir. Zira sadece yasaklı üyenin değil diğer üyelerin de sorumluluklarının doğması söz konusudur. Kaldı ki doktrinde, bu sistemin işleyişi anlatılırken bir üyenin şüphesini açıklaması üzerine ilgili yönetim kurulu üyesinin müzakereden yasaklanıp yasaklanmayacağına ilişkin görüşme ve oylamanın yapılacağı belirtilmiştir8.

 İlgili üye henüz yasaklı olmadığından, müzakereye katılmasının yasaklanıp yasaklanmayacağının görüşüldüğü müzakereye katılabilecek, ancak bu müzakerede de Türk Ticaret Kanunu’nun 393. maddenin birinci fıkrası uyarınca oy kullanmayacaktır. Ayrıca, tereddüt uyandıran hâllerde, yönetim kurulunun üyenin müzakereden yasaklanıp yasaklanmayacağına karar verilmesine ilişkin yapılacak oylamaya da ilgili yönetim kurulu üyesinin katılamayacağı açıkça düzenlenmiştir.

IV. MÜZAKERELERE KATILMA YASAĞININ İHLALİNİN SONUÇLARI

İhlalin sonuçları TTK m.393’ün ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. İhlalin kimlere hangi şartlarda hangi sorumluluklar getirdiği açıkça düzenlenmekle beraber kanun koyucu, ihlalin kararın geçerliliğine etkisi hakkında herhangi bir düzenleme yapmamıştır.

 Öncelikle, açıkça düzenlendiği üzere yönetim kurulunun ilgili üyenin yasaklılık halini bilip bilmediği önem arz etmemektedir. Her halükarda, ilgili üye durumunu yönetim kuruluna bildirmek ve yönetim kurulunun kararına uymak zorundadır. Zira toplantıda bunu beyan etmese dahi, ilgili üye açısından, alınan karar sebebiyle şirketin uğradığı zararı giderme yükümlülüğü doğmaktadır. Ancak maddede ifade edildiği üzere, şirketin alınan karar sebebiyle uğradığı zararı giderme yükümlülüğü sadece ilgili üye üzerinde değil aynı zamanda üyenin müzakereye katılması yönünde oy kullanan yahut ilgili üyenin yasaklı olması gerektiğini bildiği halde susan üyeler için de mevcuttur9.

 Ancak unutulmamalıdır ki, burada bahsedilen sorumluluk bir kusur sorumluluğudur ve sadece zararın varlığı halinde doğmaktadır. Yani sadece üyenin yasaklı olduğu müzakereye katılması ya da kararda katkısı olması doğrudan ilgili kişi veya kişiler üzerinde sorumluluk doğurmayacaktır öncelikle alınan kararın şirketin bir zarara uğramasına sebep olması gerekecektir10.

 İhlalin doğuracağı sorumluluk açık olmakla beraber ihlalin kararın geçerliliğine etkisi hakkında kanun koyucu susmuştur. Bu nedenle kararların geçerliliği hakkında doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Teoman, yasağa aykırılığın sonucunun kanunda düzenlenmesini ve bu sonucun da zararları giderme sorumluluğu olmasını gerekçe göstererek müzakerelere katılma yasağının yönetim kurulu kararının geçerliliğine etki etmediğini ifade etmektedir11. Eski kanun zamanında yayınlanan makalesinde Teoman, kararı geçersiz saymanın, geçersiz karardan borç doğmayacağından dolayı kanun koyucunun karar sonucuna bağladığı zarar tazmin yükümlülüğünü anlamsız ve konusuz hale getireceğini ifade etmiştir. Çamoğlu ise kanun açıkça bu durum için iptal yolu düzenlemediğinden bahisle doğrudan bir iptal prosedürü işletilemeyeceğini ancak ilgili yönetim kurulu üyesinin müzakerelere katılması ve bu müzakerelerde söz alma gibi yollarla diğer üyeleri etkilemesi halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca aldatma ve 37. maddesi uyarınca korkutma hükümlerine gidilebileceğini ifade ederek çözüm yöntemi olarak genel hükümleri göstermiştir12. İsmail Kırca ise sadece oyun geçersiz sayılarak karar yeter sayısının yeniden kontrol edilmesi gerektiğini savunmaktadır13.

V. SONUÇ

ganı tarafından kararlaştırılamaz nitelikte bir kurum olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 393. maddesinde düzenlenmiştir.

 En ufak şüphede dahi ilgili yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılımını dahi tartışmaya ve oylamaya açan bu yasak kanaatimizce kanun koyucunun yönetim kurulundaki kişiler ile şirketin tüzel kişiliğini ayırma konusundaki yüksek hassasiyetini ortaya koymaktadır. Ayrıca yukarıda anlatmış olduğumuz üzere yasağın uygulanış evresindeki mekanizmaların işleyişi engellemeyecek şekilde basitçe ortaya konmuş olmasının yasağın uygulanabilirliğini arttırdığını değerlendirmekteyiz. Son olarak, hükmün ihlalinin sonuçları konusundaki fikir aykırılıklarının sadece bu hususu ele alan bir başka çalışmanın konusu olabilecek nitelikte olduğunu ifade edilmelidir. Diğer yandan, doktrindeki ağırlıklı görüş yukarıda ifade edildiği üzere kararların geçersiz sayılmaması ancak, ihlalde katkısı olanların sorumluluğuna gidilebilmesi gerektiği yönündedir. Ticari hayatta işlemlerin güvenilirliği perspektifinden ele alındığında ise doktrindeki görüşün makul sayılacağı kanaatindeyiz.

KAYNAKÇA

GIZEM KILIÇ, “Anonim ortaklıklarda yönetim kurulunun toplanma ve karar alma esasları”, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 2015

HALIL ARSLANLI, Anonim Şirketler, C.II, Fakülteler Matbaası, 1960

OĞUZ IMREGÜN, ‘’Anonim Ortaklıklarda Toplantı ve Karar Yeter Sayıları ve Yönetim Kurulu Kararlarına Karşı Başvuru Yolları’’, Prof. Dr. Hayri Domaniç’e 80. Yaş Günü Armağanı, C. 1, İstanbul 2001

ÖMER TEOMAN, ‘’Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Müzakerelere Katılma Yasağına Aykırılığın Yaptırımı Nedir?’’, BATIDER Yıl 2010, C.26, S.4, (Müzakerelere Katılma Yasağına Aykırılık)

SERHAN DINÇ, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluk Hâlleri, Ankara Barosu Dergisi, Ankara 2016

HASAN PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt I, Ankara 2014

ISMAIL KIRCA, FEYZAN HAYAL ŞEHIRALI ÇELIK, ÇAĞLAR MANAVGAT, Anonim Şirketler Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2013

DİPNOT

1 Gizem Kılıç, “Anonim ortaklıklarda yönetim kurulunun toplanma ve karar alma esasları”, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 2015, s. 69

2 Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, s. 377

3 Kılıç, s.70

4 Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt I, Ankara 2014, s. 1171.

5 Halil Arslanlı, Anonim Şirketler, C.II, 1960 s.119; Oğuz İmregün, ‘’Anonim Ortaklıklarda Toplantı ve Karar Yeter Sayıları ve Yönetim Kurulu Kararlarına Karşı Başvuru Yolları’’, Prof. Dr. Hayri Domaniç’e 80. Yaş Günü Armağanı, C. 1, İstanbul 2001, s.287; Ömer Teoman, ‘’Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Müzakerelere Katılma Yasağına Aykırılığın Yaptırımı Nedir?’’, BATIDER, C.26, S.4, 2010, (Müzakerelere Katılma Yasağına Aykırılık), s.10.

6 Kılıç, s.69.

7 Serhan Dinç, “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluk Hâlleri”,Ankara Barosu Dergisi, Ankara 2016, s. 158.

8 Pulaşlı, s. 1171.

9 Çamoğlu, s. 377

10 İsmail Kırca, Feyzan Hayal, Şehirali Çelik, Çağlar Manavgat, Anonim Şirketler Hukuku, C.1 Ankara 2013, s. 498

11 Ömer Teoman, “Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Müzakerelere Katılma Yasağına (TTK 332) Aykırılığın Yaptırımı Nedir?”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 26, S. 4, Aralık 2010, s.11.

12 Çamoğlu, s. 377.

13 Kırca/Şehirali Çelik/Manavgat, s. 499.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
KİŞİSEL MENFAAT, ŞİRKET DIŞI MENFAAT, YÖNETİM KURULU, YÖNETİM KURULU ÜYESİ, MÜZAKERE, TOPLANTI, OYLAMA, MÜZAKEREYE KATILMA YASAĞI, ŞİRKETİN TÜZEL KİŞİLİĞİ, TÜRK TİCARET KANUNU 393. MADDESİ
Capabilities
Corporate and M&A
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Fınansman Teminindeki Güçlükler Ve Ekonomik Krizlerin Mücbir Sebep Teşkil Etmesi

Fınansman Teminindeki Güçlükler Ve Ekonomik Krizlerin Mücbir Sebep Teşkil Etmesi

2019
Read more
Yapay Zekâ Ve Robotların Hukuki Sorumluluğunun Türk Yasal Mevzuatı Çerçevesinde İncelenmesi

Yapay Zekâ Ve Robotların Hukuki Sorumluluğunun Türk Yasal Mevzuatı Çerçevesinde İncelenmesi

2019
Read more
Kıymetli Evrakın Teminat Amacıyla Verilmesi

Kıymetli Evrakın Teminat Amacıyla Verilmesi

2019
Read more
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değışiklik Yapılmasına Dair Tebliğin İncelenmesi

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değışiklik Yapılmasına Dair Tebliğin İncelenmesi

2019
Read more