ÖZET
Kanun koyucu, kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmemesi durumunda kira sözleşmesinin feshi için bazı yollar öngörmüştür. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesinde bu bağlamda olağanüstü bir fesih imkanı getirilmişken, 322. maddesinde mahkeme kararı doğrultusunda tahliye davası düzenlenmiştir. Makalede, kira bedelinin ödenmemesi sonucu başvurulabilmesi mümkün olan bu iki farklı yolun kullanımı hakkında inceleme ve analiz yapılmaktadır.
I. GİRİŞ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun1 (“TBK”) m. 315 uyarınca “Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.” Bu hüküm, sürekli borç ilişkisi oluşturan ve sözleşmenin iki tarafına da belli yükümlülükler yükleyen kira sözleşmesinin, kiraya veren tarafına, olağanüstü fesih yetkisi tanımaktadır2.
Söz konusu madde bağlamında, kira bedelinin ödenmesi kiracının asli edimi niteliğindeyken,3 aidat borcu gibi kiralananın kullanımıyla ilgili olan harcamalar yan giderleri teşkil etmekte ve yan yükümlülük niteliği taşımaktadır4. Her ne kadar kira bedeli ve yan giderler farklı vasıfta olsalar da, kanun koyucu bu iki tür edimin ödenmemesine TBK m. 315 bağlamında aynı hukuki sonucu bağlamıştır5.
II. KİRAYA VERENİN FESİH HAKKINI KULLANABİLMESİNİN ŞARTLARI
A. Kiralananın Teslimi
Kira bedeli ve yan giderler muaccel olsa bile eğer kiralanan, kiracıya teslim edilmemişse, TBK m.315’teki olağanüstü fesih yetkisine başvurabilmek mümkün olmayacaktır. Zira kanun koyucu, kiralananın teslim edilme şartını özellikle vurgulamıştır. Ancak bu noktada belirtilmek istenen, kiracının fiilen kiralananı kullanmaya başlaması değil, kiracının kiralanan üzerinde doğrudan hâkimiyet kurabilme imkânına sahip olması,6 bir başka deyişle kiralananın kiracının tasarruf edebilmesine hazır hale getirilmiş olmasıdır7.
B. Kiracının Muaccel olan Kira Bedelini ve Yan Giderleri Ödememesi
Kiraya verenin fesih hakkını kullanabilmesi için kira bedeli veya yan giderleri ödeme borcunun muaccel olması ve buna rağmen kiracı tarafından ödenmemiş olması gerekmektedir. Kira bedeli borcunun ne zaman muaccel olacağının anlaşılabilmesi için TBK m. 314 incelenmelidir. Bu hüküm uyarınca kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür. Zira uygulamada da yaygın olduğu üzere, eğer sözleşmede ödeme zamanı belirlenmiş ise borç bu tarihte muaccel olacaktır. Bu koşullar doğrultusunda muaccel olan bir kira bedeli söz konusu ise ve bu borç kiracı tarafından ifa edilmezse TBK m. 315 hükmüne başvurulabilecektir.
Ancak, doktrindeki bir görüşe göre, TBK m. 315’in uygulanabilmesi için, kira bedelini ifa etme borcu muaccel olduktan sonra kiracının ödemede gecikmiş olmasının yanı sıra temerrüde düşmesi de şarttır8. TBK m. 117/1’deki temerrüde ilişkin genel hüküm uyarınca, eğer önceden belirlenmiş bir vade söz konusu değil ise kiraya verenin kiracıyı temerrüde düşürebilmesi için ihtarda bulunması gerekmektedir. Ancak TBK m. 117/2 uygulanması doğrultusunda, kira sözleşmesinde kira bedelinin ödenmesi vadeye bağlanmış ise ihtar gerekmeksizin kiracı vadesinde ödenmeyen kira bedelinden ötürü temerrüde düşecektir. Uygulamada kira bedelinin ifası vadeye bağlandığı için, vadesi gelen kira bedeli ödenmediğinde kiracı temerrüde düşmüş olacaktır. Bu durumda kiracının temerrüde düşmesi için kiraya verenin ihtarda bulunmasına gerek olmayacaktır. Ayrıca, kiranın ödenmemesi kiraya verenin yanlış hesap bilgileri vermesi gibi kiracıdan kaynaklanmayan bir sebepten kaynaklandı ise TBK m. 314 uygulama alanı bulamayacak ve kiraya veren fesih hakkını kullanamayacaktır9.
C. Bildirim
Kiracı temerrüde düştükten sonra kiraya veren fesih hakkını kullanabilmek için, kiracıya belirli bir süre tanıyarak bildirim yapmak durumundadır. Fakat kira bedeli borcu henüz muaccel olmaksızın yapılan bildirim geçerli bir bildirim olmayacaktır. Örneğin, sözleşme kapsamında kira bedelinin belirli bir iş gününün sonuna kadar ödeneceği kararlaştırılmış ise bu iş günü bitmeden önce yapılan bildirim geçersiz olacaktır10.
Söz konusu bildirimin adi yazılı şekilde yapılma zorunluluğu vardır11. Şekil şartına uyulmaksızın şifahi olarak yapılan bildirimler geçersiz olacaktır.
Aynı zamanda, bu bildirimin geçerli olabilmesi açısından muhakkak kiracıya ödeme yapmak için verilen sürenin bildirim içerisinde sarih bir biçimde ifade edilmesi gerekmektedir12. Ödeme süresi kanun koyucu tarafından, konut ve çatılı iş yerleri kira sözleşmelerinde en az 30 gün, diğer kira sözleşmelerinde ise en az 10 gün olarak hüküm altına alınmıştır (TBK m. 315). Hükmün ifadesinden de anlaşıldığı üzere, bu düzenleme nispi emredici niteliktedir. Dolayısıyla sözleşmede, kanunda öngörülmüş sürelerden daha kısa olmayacak şekilde süre belirlenebilir13. Bu süreler, bildirim kiracıya ulaştıktan sonraki günden itibaren işlemeye başlayacaktır. Eğer birden fazla kiracı varsa, bu kiracılara ayrı ayrı bildirim yapılacak ve tüm kiracılara da bildirim ulaştıktan sonra süre işlemeye başlayacaktır14. Verilen sürenin kanunda öngörülenden kısa olması halinde, kiraya verenin fesih hakkını kullanmak için yeniden bir bildirim yapması ve kanuna uygun şekilde süre vermesi gerekir15.
Şayet, malik kiraya veren değil ise (örneğin kiracının yaptığı bir alt kira sözleşmesi söz konusu olabilir), malikin TBK m. 315 uyarınca bildirim göndermesi veya kira sözleşmesini feshetme yollarına başvurabilmesi mümkün değildir16. Bu kanun hükmü uyarınca bildirim yapabilecek veya olağanüstü fesih yoluna başvurabilecek kişi yalnızca kiraya veren17 ve kiraya verenin yetkili temsilcisidir18.
Bunun yanı sıra, bazen kiraya veren sayısının birden çok olduğu durumlarla karşılaşılabilir. Böyle bir durumda tüm kiraya veren kişilerin bir arada bildirimde bulunması gerekmektedir19. Nitekim Yargıtay da bir kararında, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt sebebiyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiraya veren tarafından açılması gerekir. Kiraya veren birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur.” hükmünü vermiştir20. Eğer kiraya veren kişi veya kişiler ölmüşse mirasçılarının bildirim yapması söz konusu olacaktır21.
Kira sözleşmesinin sürdüğü esnada kiralananın malikinin değişmesi de olasıdır. Bu durumda yeni malik kira sözleşmesinin tarafı haline gelir (TBK m. 310) ve öncesinde, sonraki dönemlerdeki kira bedellerinin kendisine ödenmesini kiracıya bildirmiş olduğu takdirde, kendisinin malik sıfatını kazanmasından sonraki dönemlere ait ödenmeyen kira bedelleri için bildirimde bulunma hakkını haiz olur22. Bu şartlara ek olarak, bildirimde hangi dönem kiralarına istinaden ödeme talebinde bulunulduğu ve bu kira bedellerinin öngörülen süre içerisinde ödenmezse kira sözleşmesinin fesih olunacağı da açık ve anlaşılır bir şekilde yer almalıdır23.
Bildirimden sonra kiracı, usulüne uygun olarak öngörülen süre içerisinde ödeme yaparsa sözleşmenin feshini engellemiş olacaktır. Ayrıca, bazı durumlarda yapılan kısmi ödemenin de sözleşmenin feshinin önüne geçebileceği kabul edilmektedir24. Şöyle ki, kiracı borcunun çok cüzi bir miktarını eksik öder ise kiraya verenin fesih hakkı bulunmayacak, buna rağmen sözleşmeyi fesih etmek isterse hakkını kötüye kullandığı kabul edilecektir25. Kira bedeli borcu, götürülerek ödenmesi gereken borçlardan biridir26. Dolayısıyla sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise ödemenin usulüne uygun olarak gerçekleşebilmesi için bu borcun ya kiraya verene götürülerek elden ödenmesi ya da PTT kanalıyla konutta ödemeli olarak gönderilmesi gerekmektedir. Teamül haline gelmiş bir ödeme şekli de usulüne uygun ödeme olarak kabul edilir27. Örneğin, kiraya verenin banka hesabına bedelin ödenmesi usulüne uygun bir ödeme olarak değerlendirilebilecektir. Banka hesabına yapılan ödemenin feshe engel olabilmesi için, ödemenin verilen sürenin sonuna kadar kiraya verenin hesabına geçmiş olması gerekir.
III. KİRACININ TEMERRÜDE DÜŞMESİNİN SONUÇLARI
A. Sözleşmenin Feshi
TBK m. 315 hükmü önceden bu olağanüstü fesih kuralını düzenleyen 818 Sayılı Mülga Borçlar Kanunu m. 260’ın aksine bir yol izleyerek sözleşmenin fesih edilebilmesi için kiracının temerrüde düşmesinin yanı sıra, bildirim yapılması zorunluluğunu da öngörmüştür. Yukarıda da belirtildiği üzere bu hüküm uyarınca kiracı öngörülen süre içinde ödeme yapmazsa kiraya veren sözleşmeyi olağanüstü yoldan fesih hakkına sahiptir. Ne var ki, en az 10 ya da 30 günlük süreler bitmeden önce veya sözleşmede kiracının lehine belirlenen daha uzun süreler geçmeden fesih hakkı kullanılmaz28. Bu süreler zarfında fesih bildiriminde bulunulursa, fesih geçersiz olacaktır.
Söz konusu fesih bildirimi için kanunda sadece konut ve çatılı iş yerlerine ilişkin kira sözleşmeleri bakımından bir şekil şartı öngörülmüştür. TBK m. 348 gereği bu sözleşmeler kapsamında yapılacak bildirimlerin yazılı olması zorunludur. Bunlar dışındaki hallerde şekil şartı bulunmasa da ispat kolaylığı açısından bildirimlerin yazılı şekilde yapılması daha uygundur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 18/3’te ise, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarların veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği öngörülmüştür. Dolayısıyla, kira sözleşmesinin tacirler arasında akdedilmiş olması halinde, söz konusu bildirimin TTK’nın bahsi geçen maddesinde belirtilen yöntemlerden birisi ile yapılması gerekecektir.
Fesih bildirimi iki farklı yöntem izlenerek yapılabilir29. Bunlardan bir tanesi süre vermek için yapılan bildirimdir. Bu bildirimde, öngörülen süre içerisinde ödeme yapılmazsa sözleşmenin fesih olunacağı ifadesi yer alabilir. Bu takdirde, süre sonunda kiracı ödemeyi gerçekleştiremediğinde sözleşme fesih olunmuş sayılacaktır. Diğer bir yöntem ise, kiracının öngörülen sürede ödeme yapmadığı durumda ayrı bir fesih bildiriminde bulunularak sözleşmenin fesih edilmesidir. Fesih, bildirim kiracının hâkimiyet alanına girdiğinde hüküm ve sonuçlarını doğurur30. Böylelikle kira sözleşmesi ileriye yönelik olarak ortadan kalkar.
Kiracı kira bedelini kendisine verilen süre içerisinde ödediği takdirde kiraya veren fesih hakkını kullanamayacaktır. Bununla birlikte konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından, kirayı ödemekte geciken fakat kendisine verilen süre içerisinde ödemeyi gerçekleştirerek feshe engel olan kiracılara karşı kullanılabilecek ek bir imkân bulunmaktadır. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri için uygulanan TBK m. 352/2 şöyledir: “Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir.”
Bu hüküm, sözleşme süresinin bir yıldan uzun olduğu konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde, bir kira yılı içinde kira bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan kiracıya kiraya veren tarafından iki haklı ihtar gönderilmesi halinde, kiraya verene dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesi olanağını tanımaktadır. Bu davanın, uyarıların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılması gerekmektedir. Sürenin bir yıldan kısa olduğu durumlarda ise kısa bu davanın, sözleşme süresinin bitim tarihinden itibaren açılması gerekmektedir.
Dolayısıyla, bir yıldan uzun süreli kira sözleşmelerinde, kira süresinin bitimini bekleme zorunluluğu bulunmamaktadır31.
Bu hüküm ile kira bedelini ödemede sürekli temerrüde düşen ve fakat verilen süre dolmadan sözleşmenin feshini engelleyen kiracılar karşısında kiraya verenler korunmuş bulunmaktadır.
Hükümde öngörülen iki haklı ihtarın, aynı ay içinde değil, iki ayrı aya ait kira bedeline ilişkin olarak yapılması gerekmekte olup ihtarın tebliğinden sonra yapılacak ödemeler, iki haklı ihtarın oluşmasına engel teşkil etmeyecektir.
B. Kiralananın Geri Verilmesi
TBK m. 334 uyarınca, kira sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte kiracının kiralananı geri verme yükümlülüğü, kiraya verenin de geri almayı talep etme hakkı bulunmaktadır. Kiralananın tahliyesi ve kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirmesi açısından Yargıtay, kiralananın kiracı tarafından fiilen boşaltılmış olmasını yeterli saymamış olup anahtarın kiraya verene teslim edilmiş olması gerektiğine,32 aksi takdirde kiralananın halen kiracının kullanımında olduğunun kabul edileceğine33 hükmetmiştir. Konut ve çatılı iş yerlerine ilişkin bir kira sözleşmesi sona erdirilmiş ise kiraya veren tahliye davası açabilecektir34.
C. Kiraya Verenin Tazminat Talebi
TBK m. 126 uyarınca kiraya veren, “ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde , … sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.” Kira sözleşmesi TBK m. 315 hükmüne dayanılarak feshedildiğinde, TBK m. 126’da sözü geçen, kiracının kusuru ile sözleşmenin süresinden önce sona ermesiyle uğranılabilecek bir zararın ortaya çıkması oldukça muhtemeldir. Örneğin, bir yıl süre ile yapılmış kira sözleşmesinin altıncı ayda sona ermesi durumunda, bu aşamadan sonra yeni kiracı aranırken mahrum kalınan kar TBK m. 126’da söz edilen zarara (olumlu zarar) tekabül etmektedir35. Böyle bir halde TBK m.126’ya dayanılarak olumlu zarar talep edilebilecektir. Kiraya verenin kira bedelinin ödenmesindeki gecikmeden ötürü temerrüt faizi talep etmesi de mümkündür. Kiraya veren bu talebi alacakla birlikte yapabileceği gibi sonradan da yapabilir36. Temerrüt faizi, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, kiracı borcunu ifa etmede temerrüde düştüğü gün işlemeye başlar ve beş yıllık zamanaşımına tabi olur (TBK m. 147)37.
Kira bedelinin ödenmemesinden kaynaklanan temerrüt faizi belli şartlar altında farklılık gösterebilir. Eğer kira sözleşmesinde bir faiz oranı belirlenmiş ise bu oran geçerli olacaktır38. Bir oranın belirlenmediği durumlarda ise ticari nitelikte olan ve ticari nitelikte olmayan kira sözleşmelerinde farklı miktarda temerrüt faizi uygulanacaktır39. Bir kira sözleşmesinin ticari nitelikte olup olmadığının TTK m. 3 ışığında ele alınması gerekir. Bu hüküm uyarınca, TTK’da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Dolayısıyla ticari işletmede kullanılmak üzere bir ekipman kiralanması, ticari işletmenin faaliyetlerini sürdürmesi için bir gayrimenkul kiralanması, ticari işletme çalışanlarının kalması için lojman kiralanması vb. işlemler ticari nitelikte iş sayılacaktır40. Ticari nitelikte sayılan bu tip işlemlere ve kira sözleşmelerine dair temerrüt faizi TBK m. 120/2 atfıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (19 Ocak 1984 tarihli ve 18610 sayılı Resmi Gazete) m. 22 uyarınca avans faizinin %100 fazlasını aşamayacaktır. Avans faiz oranı 2018 yılı itibariyle %19,5 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 2019 yılı itibariyle ticari kira sözleşmelerinde temerrüt faizi %39 oranını aşamayacaktır. Temerrüt faizi ticari olmayan kira sözleşmeleri için %18’i aşamaz.
Bazen uğranılan zarar temerrüt faizini aşan miktarda olabilir. TBK m. 122’de düzenlendiği üzere eğer bu nitelikte bir aşkın zarar mevcut ise borçlu, kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmedebilir.
IV. SONUÇ
TBK m. 315 kiraya verene kira bedeli ve yan giderler ödenmediği takdirde kira sözleşmesini olağanüstü feshedebilme yetkisi tanımaktadır. Kiraya verenin bu yetkisini kullanabilmesi kiracının ödemede temerrüde düşmüş olması şartına bağlıdır. Bu bağlamda kiracının temerrüde düşmüş olma durumu TBK m. 117 genel hükmünce değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Şayet vadeli bir kira sözleşmesi mevcut ise kiracı vadesi gelen kira bedelini ödemediği anda temerrüde düşer. Ancak vadeli bir kira sözleşmesinden söz etmek mümkün değilse, kiraya verenin ihtar çekerek kiracıyı temerrüde düşürmesi gerekmektedir. Temerrüt ihtarından sonra fesih ihtar bildiriminin geçerli bir şekilde kiracıya gönderilmesi mümkündür. Fesih ihtar bildirimi adi yazılı şekil şartına tabidir ve bu bildirimin muhakkak kiraya veren ya da kiraya verenin yasal temsilcisi tarafından kiracıya gönderilmesi gerekmektedir. Bildirim içerisinde hangi dönemlere ait kira bedeli ve yan gider borçlarına istinaden mehilin verildiği yer almalıdır. Kiracıya borcunu ödemesi için verilen sürenin kira sözleşmesinde belirlenen veya kanunda yer alan 30 ve 10 günlük sürelere uygun olması şarttır. Eğer kiracı temerrüde düşmeksizin fesih ihtarı yapılarak mehil verilirse veya verilen süreye uyulmaksızın sözleşme feshedilirse, bu işlemler batıl olacaktır. Fesih bildirimi için iki farklı yönteme başvurulabilir. İlk yöntem, kiracıya gönderilen ihtar bildiriminde verilen süre içerisinde borç ödenmezse sözleşmenin feshedileceği açıkça belirtilmesidir. İkinci yöntem ise kiracıya borcunu ödemesi için verilen süre geçtikten sonra ayrı bir fesih ihtarı çekilmesidir. Sözleşme feshedildikten sonra kiracının kiralananı geri verme yükümlülüğü ve kiraya verenin de kiralananı geri almayı talep hakkı bulunur. Kiraya veren, TBK m. 126 uyarınca olumlu zararın, m. 120 uyarınca temerrüt faizinin, m. 122 uyarınca da aşkın zararın tazmin edilmesini talep edebilir.
KAYNAKÇA
ALPASLAN AKARTEPE, Türk Borçlar Kanunu’nun 315. Maddesi Çerçevesinde Kiracının Kira Bedelini Ödemede Temerrüdü ve Hukuki Sonuçları, s.25, http://dergipark.gov.tr/ download/article-file/333472, (Erişim Tarihi: 21.02.2019)
CEVDET YAVUZ, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 2014
FIKRET EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2014
M. ALPER GÜMÜŞ, 6098 Sayılı Borçlar Kanununa Göre Kira Sözleşmesi, İstanbul 2012
MURAT INCEOĞLU, Kira Hukuku, İstanbul 2014
NIHAL URAL ÇINAR, Türk Borçlar Kanunu’nda Düzenlenen Kira Sözleşmelerinde Kira Bedelinin Ödenmemesi ve Hukuki Sonuçları, İstanbul 2014
NIHAT YAVUZ, Yeni TBK, HMK, İİK ve İstinafa Göre Kira Hukuku, 6. Bası, Ankara 2018
DİPNOT
1 04.02.2011 tarih, 27836 sayılı Resmi Gazete (“RG”).
2 Alpaslan Akartepe, Türk Borçlar Kanunu’nun 315. Maddesi Çerçevesinde Kiracının Kira Bedelini Ödemede Temerrüdü ve Hukuki Sonuçları, s.25, http://dergipark.gov.tr/ download/article-file/333472, (Erişim Tarihi: 21.02.2019).
3 Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10. Baskı, İstanbul 2014, s. 373.
4 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 303: “Kiraya veren, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere, kendisi veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanmakla yükümlüdür.”
5 M. Alper Gümüş, 6098 Sayılı Borçlar Kanununa Göre Kira Sözleşmesi, İstanbul 2011, s.86.
6 Inceoğlu, C. 1. s. 267.
7 Gümüş, s.277.
8 Ibid, s.272.
9 Ibid, s.272.
10 Yargıtay 6. HD., T. 9.4.2013, 4267/6467.
11 Akartepe, s.15.
12 Ibid, s.15.
13 Yargıtay 6. HD., T. 6.11.2014, 10030/12090.
14 Nihal Ural Çınar, Türk Borçlar Kanunu’nda Düzenlenen Kira Sözleşmelerinde Kira Bedelinin Ödenmemesi ve Hukuki Sonuçları, İstanbul 2014, s.290.
15 Inceoğlu, C. 1, s. 274.
16 Gümüş, s.286.
17 Ibid, s.286.
18 Akartepe, s.15.
19 Yargıtay 6. H.D., T. 24.04.1995, 4151/4272.
20 Yargıtay 6. H.D., T. 26.09.2013, 11183/13167.
21 Akartepe, s.14.
22 Ibid, s.14.
23 Yargıtay 6. HD, T. 20.06.2004, 5263/5373.
24 Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2014, s. 377.
25 Eren, s. 377.
26 Nihat Yavuz, Yeni TBK, HMK, İİK ve İstinafa Göre Kira Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2018, s.241.
27 Yargıtay 6. HD, T. 8.2.2016, 5082/667.
28 Yargıtay 6. HD. T. 9.4.2013, 4267/6472.
29 Akartepe, s.20.
30 Ibid, s.22.
31 N.Yavuz, s.824.
32 Yargıtay 8. HD., T. 13.9.2017, 3665/10603.
33 Yargıtay 6. HD., T. 5.3.2012, 15289/3446.
34 Akartepe, s.23.
35 Talep edilecek tazminat miktarının, TBK m. 325’e kıyasen, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul süre ile sınırlı olduğu yönünde bkz. İnceoğlu, C.1, s. 301.
36 N. Yavuz, s.242.
37 Ibid, s.242.
38 Ibid, s.242.
39 Ibid, s.241.
40 Ibid, s.242.







