Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Tacirler Arası Mal ve Hizmet Sözleşmelerinde İhtarsız Temerrüt Hali

2017 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Tacirler Arası Mal ve Hizmet Sözleşmelerinde İhtarsız Temerrüt Hali

Banking & Finance
2017
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Ticari işletmeler ve tacirler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulanan TTK m. 1530, mal ve hizmet tedarikinde bulunan işletmeleri, para alacağının geç ödenmesine karşı korumak amacıyla, TBK düzenlemelerinden farklı bir sistem getirerek temerrüdün doğması için gerekli olan ihtar gönderme şartından para alacaklısını kurtarmakta, ifa süresini kısaltmakta ve temerrüt halinde uygulanacak temerrüt faizinden daha yüksek bir temerrüt faiz oranının ödenmesini kurala bağlamaktadır.

I. GİRİŞ

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun1 (“TTK”) 1530. maddesinin 2 ile 7. fıkraları arasında, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, mal ve hizmet tedarikinde bulunan para alacaklısının geç ödemeye karşı korunması amacıyla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda2 (“TBK”) benimsenen sistemden farklı bir düzenleme öngörülmüştür. Söz konusu düzenlemelerde, para borcunun ifa süresi, para ödeme borçlusunun ihtarsız temerrüdünün koşulları ve temerrüt faizi ile ilgili özel hükümler bulunmaktadır.

 Bu çalışmada, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulanan söz konusu hükümlerdeki sözleşme özgürlüğünün alacaklı lehine belirli açılardan sınırlanması hali ile, para alacaklısına tanınan ihtar çekmeksizin bedel ödeme borçlusunu temerrüde düşürerek daha yüksek bir temerrüt faizi talep edebilme imkânları, TBK hükümleri ile karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır3.

II. DÜZENLEMENİN KAYNAĞI VE AMACI

TTK’nın 1530. maddesinin 2 ilâ 7. fıkraları; bedel ödeme borçlarında borçluya tanınan uzun ödeme sürelerinin önüne geçmek ve geç ödemelerle mücadele etmek, böylece para alacaklısının korunmasını sağlamak amacıyla Avrupa Birliği’nin Avrupa Parlamentosu ile Konseyi tarafından çıkarılan 2011/7 sayılı “Ticari İşlemlerde Geç Ödemelerle Mücadeleye İlişkin Yönerge”4(“Yönerge”) esas alınarak getirilmiştir 5 .

Yönerge’de belirtildiği üzere, birçok büyük ve güçlü ticari işletme, geç ödemeyi bir finansman aracı olarak kullanmaktadır. Ancak bu araç, güçlü ticarî işletmelere mal ve hizmet tedarikinde bulunanları çok güç durumda bırakmakta, nakit akışlarını olumsuz şekilde etkileyerek finansal durumlarını sarsmakta, rekabet gücü ve karlılığını zedelemekte, hatta iflasa sürüklemektedir. Bu nedenle, TTK m. 1530’da düzenlenen “temerrüt” kavramı, ödeme süresinin hesaplanma yönetimi ve temerrüt faizine ilişkin hükümler; para alacaklısının alacağına kavuşamamasının tüm piyasa açısından domino etkisi yaratmasını önlemeye yönelik tedbirler getiren Yönerge’deki esaslar çerçevesinde kaleme alınmıştır.

 TTK m. 1530 ile amaçlanan, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki işlemlerinde, ekonomik açıdan güçlü konumda olan, özellikle market, süpermarket, hipermarket gibi işletmeler karşısında, bu işletmelere mal ve hizmet tedarikinde bulunan üretici ve işletmelerin korunmasıdır6.Anılan hüküm, getirdiği özel tedbirler ile, tedarik borcunu yerine getirmiş olan para alacaklısının, alacağına hızlı ve usuli yüklerden arınmış şekilde kavuşmasına hizmet eder7.

III. İHTARSIZ TEMERRÜDÜN ÖZELLİKLERİ

A. Temerrüde Düşme Anının Tespiti

TTK m.1530 hükmü, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, ödemede temerrüde düşülmesi ve vadenin saptanması bakımından getirdiği özel tedbirler yönüyle, TBK düzenlemesinden ayrılır8. Örneğin, TBK’da temerrüde düşme anı, taraflarca kararlaştırılan belirli bir vade olup olmamasına göre farklılık gösterirken; TTK m. 1530’da ise, temerrüt anı, tarafların ödeme günü veya süresi kararlaştırmış olup olmamasına göre farklılık göstermektedir. Bu bölümde, söz konusu hükümde yer alan düzenlemeler ile TBK hükümlerinin farkları üzerinde durulmaktadır. 

1. Sözleşmede Ödeme Günü veya Süresi Kararlaştırıldığı Hallerde Temerrüt

TTK m. 1530/2 ve 3’te, alacaklının, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmesine rağmen9borçlunun gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, borcunu sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde yerine getirmemesi halinde, ihtara gerek olmadan temerrüde düşeceği ve şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanacağı düzenlenmiştir. Bu hüküm, TBK’da yer alan borçlu temerrüdüne ilişkin genel kurallarla bir çatışma yaratmaktadır. Zira hükümde, borçlunun temerrüde düşmesi bakımından ihtar şartının aranmadığı durumlar, sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırıldığı tümhalleri kapsayacak şekilde genişletilmiştir10. Ancak TBK m. 117’de, muaccel bir borcun borçlusunun, kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği; bunun istisnası olarak ise, taraflarca belirli vade kararlaştırılmış olan hallerde ihtara gerek olmaksızın borçlu temerrüdünün sonuçlarının uygulanacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla TBK’ya göre, TTK m. 1530/2 ve 3’te düzenlendiğinin aksine, sözleşmede bir ödeme günü veya süresi kararlaştırıldığı tüm hallerde ihtar şartı ortadan kalkmamakta, yalnızca borçlunun ne zaman ifada bulunacağının takvim itibariyle belirli veya belirlenebilir bir zaman biçiminde kararlaştırılmış olması halinde temerrüt için ihtar şartı aranmamaktadır. İfa tarihinin, ne zaman gerçekleşeceği belirsiz olan bir olaya bağlanması halinde belirsiz vade söz konusu olmakta ve bu durumda TBK’ya göre borçlunun temerrüde düşmesi için ihtar şartı aranmakta iken, TTK m. 1530’un uygulama alına giren sözleşmelerde ise, borçlu, ihtarsız şekilde temerrüde düşmektedir11. Sonuç olarak, TTK m. 1530/2 ve 3 uyarınca, sözleşmede belirli veya belirsiz vade öngörüldüğü durumlarda, vadenin gelmesiyle temerrüt otomatik olarak gerçekleşecektir.

 Taraflarca ödeme günü veya süresinin kararlaştırıldığı hallere ilişkin olarak para alacaklısını korumaya yönelik getirilen başka bir düzenleme, taraflarca kararlaştırılan ifa süresinin uzunluğuna ilişkindir. Taraflar, para borcunun ifasını, mal veya hizmetin alındığı tarihten önceki bir tarih veya mal veya hizmetin alındığı tarih olarak belirleyebilirler. Bu durumda para alacaklısının aleyhine bir durum oluşmamaktadır. Bununla birlikte, mal veya hizmetin alınmasına rağmen para borcunun vadesinin ileriye bırakılması halinde para alacaklısının korunması ihtiyacı doğacaktır. Bu sebeple TTK m. 1530/5, bir denetim sistemi öngörmektedir. Buna göre, sözleşmede taraflarca öngörülen ödeme süresi;

a. Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alındığı veya 

b. Mal veya hizmetin alındığı veya

 c. Mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla 60 gün olabilir. 

Dolayısıyla, iki ticari işletme arasında mal ve hizmet sağlamaya yönelik sözleşmeden doğan para borcunun ifa süresi kural olarak 60 günle sınırlandırılmış olmakla beraber, söz konusu hükümde, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle, tarafların 60 günden daha uzun bir vade öngörebileceği düzenlenmiştir. Ancak tedarikçi taraf olan alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu ve borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde, azami ödeme süresi, 60 günü aşamaz. 

TTK m. 1530/5’te yer alan düzenleme emredici nitelikte olup, buna aykırı olan vadeye ilişkin sözleşme şartları hükümsüz olacaktır. Buna ilişkin yaptırım ve söz konusu hükümde belirtilen kabul ve gözden geçirme sürelerinin sınırı m.1530/4’te düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye ilişkin ayrıntılar aşağıda ele alınmaktadır. 

2. Sözleşmede Ödeme Günü veya Süresinin Kararlaştırılmadığı Hallerde Temerrüt

İki ticari işletme arasında mal ve hizmet sağlamaya yönelik olarak akdedilen sözleşmelerde, ödeme günü veya süresi kararlaştırılmamış olduğu veya kararlaştırılan vadenin TTK m. 1530/5’e göre geçersiz sayıldığı hallerde, hükmün dördüncü fıkrası uygulama alanı bulacaktır. Genel düzenlemeler içeren TBK m. 90 gereği, vadeye ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı sözleşmelerde, kanunda yer alan yedek hukuk kuralları saklı olmakla birlikte, borç doğduğu anda muaccel olacak ve hemen talep edilebilecektir. TBK m. 117 uyarınca ise muaccel bir borcun borçlusu yalnızca alacaklının ihtarıyla temerrüde düşecektir. Ancak ekonomik açıdan güçlü konumda olan işletmelere mal ve hizmet tedarikinde bulunan para alacaklısı konumundaki küçük işletmeler, ticari ilişkileri bozmamak adına, muaccel olan alacağı konusunda ihtar çekmeye çekinecek ve bu sebeple borçlu temerrüde düşmeyecek ve temerrüt faizi işlemeyecektir. TTK m. 1530/4’ün getirmiş olduğu koruma, sözleşmede vadenin kararlaştırılmamış olduğu hallerde, alacaklıyı TBK m. 117’de öngörülen ihtar gönderme külfetinden kurtarmak ve para borçlusunu belirli sürelerin sonunda kendiliğinden temerrüde düşürmek ve para alacağına temerrüt faizinin işlemesini sağlamaktır.

 TTK m. 1530/4, vadenin saptanmasını değil, temerrüt anını düzenlemekte olup, kanunen temerrüde düşülecek anın belirlenmesini sağlayan bir hesap yöntemi getirmektedir12. Söz konusu hüküm uyarınca, başlangıç anı çeşitli ihtimallere göre farklılaşan 30 günlük bir sürenin sonunda ihtarsız temerrüt gerçekleşecek ve alacaklı temerrüt faizine hak kazanacaktır13. Bu ihtimaller, aşağıda incelenmektedir. 

Önemle belirtmek gerekir ki, açık bir yasaklama olmadığından dolayı, TTK m. 1530, TBK hükümlerinde düzenlenen, borçlunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşmesi yönündeki ilkeyi ortadan kaldırmaz. Alacaklı, TTK m. 1530/4’te öngörülen 30 günlük sürelerin dolmasını beklemeksizin, borcun muaccel olmasından sonra, TTK m. 18’de öngörülen şekil şartına uygun şekilde ihtar çekerek borçluyu temerrüde düşürebilir. Örneğin; TBK m. 234’te, aksine sözleşme olmaması halinde, satış bedelinin, satılanın alıcının zilyetliğine girdiğinde muaccel olacağına ilişkin düzenleme bulunduğundan, alacaklı, satılanın alıcının zilyetliğine girmesinden sonra, borçluya ihtar çekerek 30 gün beklemeye gerek kalmaksızın borçluyu temerrüde düşürebilir14. Bu sebeple TTK m. 1530/4 gereğince 30 gün sonra temerrüdün oluşması, ancak bu süreden önce temerrüt ihtarı gönderilmemiş olmasına bağlıdır. Zira, borcun muaccel olmasına rağmen borçluya zorunlu bir 30 günlük ödeme süresi tanınması, alacaklının korunma amacına ters düşmektedir15.

a. Fatura veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınması

 TTK m. 1530/4-a uyarınca para borçlusu, malın tesliminden veya hizmetin ifasından sonra fatura veya eş değer ödeme talebini almasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Böylelikle, TTK m.1530’un uygulama alanına giren ve vade kararlaştırılmayan sözleşmelerde, mal teslimi veya hizmet ifasını gerçekleştirmiş olan alacaklının ihtar çekmek yerine fatura veya eş değer ödeme talebi göndermesi yeterli olur. Bu durumda, fatura veya eş değer ödeme talebi, ihtarın yerini tutmakta, ancak ihtardan farklı olarak borçlu temerrüdünün sonuçlarını derhal değil, fatura veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasından 30 gün sonra doğurmaktadır16.

b. Fatura veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından ne zaman alındığının belirsiz olması

TTK m. 1530/4-b’de düzenlendiği üzere, alacaklı tarafından gönderilen fatura veya eş değer ödeme talebinin para borçlusu tarafından alınma tarihi belirsizse, para borçlusu, alacaklının malı teslim etmesi veya hizmeti sağlamasından 30 gün sonra ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Bu hüküm uyarınca, borçlunun faturayı almış olması fakat faturayı ne zaman aldığı konusunda bir belirsizlik olması gerekmektedir. Ancak bu hükmün eleştirildiği bir nokta, alacaklının kendi edimini yerine getirdikten uzun bir süre sonra faturayı borçluya gönderdiği durumlardır. Zira borçlu, faturanın kendisine gönderildiği ancak belirsiz olan bir tarihten çok daha önce gerçekleşen edim ifasından 30 gün sonra ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşebilecek ve henüz kendisine gönderilmemiş, dolayısıyla görmemiş olduğu bir faturayı ödemediği için temerrüt faizi ödemek zorunda kalacaktır. 

c. Alacaklının fatura veya eş değer ödeme talebini gönderdikten sonra kendi edimini yerine getirmiş olması

TTK m. 1530/4-c gereğince para borçlusu, fatura veya eş değer ödeme talebini malın tesliminden veya hizmetin ifasından önce almışsa, malın teslimi veya hizmetin ifasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Başka bir deyişle 30 günlük süre, mal veya hizmetin borçluya teslimi ile başlayacaktır. Zira fatura veya eş değer ödeme talebi önce yollanmış olsa bile, para ödeme borcu, ancak edimin ifasından sonra muaccel hale gelir ve temerrüt de bu tarihten itibaren 30 gün içinde ihtarsız olarak gerçekleşebilir. Para borcunun mal veya hizmetin tesliminden önce muaccel hale gelebilmesi, ancak bunun sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması halinde söz konusu olabilir17 .

d. Mal veya hizmet teslimi bakımından bir kabul veya gözden geçirme süresi öngörülmesi

 TTK m. 1530/4-d uyarınca kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hallerde borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihten sonraki 30 günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Buna göre, önce kabul veya gözden geçirme prosedürü tamamlanacak, ardından 30 günlük süre işlemeye başlayacaktır. Belirtmek gerekir ki, borçlu, fatura veya eş değer ödeme talebini kabul ve gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihten sonra almış ise, bu durumda temel kural olarak düzenlenen TTK m. 1530/4-a uygulanacak ve 30 günlük sürenin başlangıç anı, faturanın alındığı an olacaktır. 

TTK m. 23, gözden geçirme süresine ilişkin olarak 2 ve 8 günlük süreler öngörmekle beraber, tarafların kabul ve gözden geçirme için farklı süreler belirlemeleri mümkündür. Ancak TTK m. 1530/4-d, tarafların belirleyebileceği kabul veya gözden geçirme süresine bir sınır getirmiştir. Buna göre, sözleşmede öngörülen kabul veya gözden geçirme süresi, mal ve hizmetin teslim alınmasından itibaren 30 günü aşıyor ve bu durum alacaklı aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi, malın teslimi veya hizmetin alınmasından itibaren en fazla 30 gün olarak kabul edilir. Ancak dikkat edilmelidir ki, tarafların sözleşmede kabul veya gözden geçirmeye ilişkin bir belirleme yapmış olmaları vade tayini olmayacağı için, mal veya hizmetin teslimi ile para borcu muaccel olacaktır. Temerrüt ise, mal veya hizmetin teslimi sonrası için kanunda veya sözleşmede öngörülen kabul veya gözden geçirme sürelerine 30 günün eklenmesi ile gerçekleşecektir. 

Kabul ve gözden geçirme sürelerinin tamamının temerrüt tarihinin belirlenmesi noktasında dikkate alınmaması, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği, yani fiilen tamamlandığı tarihten itibaren 30 günlük temerrüt süresinin işlemeye başlayacağının kabul edilmesi gerekmektedir. 

e. Sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılmasına rağmen TTK m. 1530/4’ün uygulanması

TTK m.1530/4, tarafların sözleşmede belirli bir vade kararlaştırdığı, ancak bu vadenin, yukarıda izah edilen, hükmün beşinci fıkrasının emredici içeriğine aykırı olduğu hallerde de uygulanacaktır. Bu durumda, sözleşmesel vade geçersiz sayılacak ve borçlu, m.1530/4’te belirtilen sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşecektir. 

Maddenin beşinci fıkrasında düzenlenen kabul veya gözden geçirme süresine, dördüncü fıkrada yer bulan sınırlamanın uygulandığı da unutulmamalıdır. Dolayısıyla, taraflarca vadenin belirlendiği durumlarda ihtarsız temerrüt anı hesaplanırken, kanunda belirtilen sınırlamalar dikkate alınarak vadeye muayene süresi eklenecektir. 

B. Temerrüt Faizi

TTK m. 1530/3’te öngörüldüğü üzere, mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır 18.

 TTK m. 1530/6’da yer alan emredici hükümde ise, gecikme faizi ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız sayılabilecek kadar az faiz ödeneceğini öngören sözleşme hükümlerinin geçeriz olacağı düzenlenmiştir. Emredici olan bu hükme aykırılığın kesin hükümsüzlüğe ilaveten bir diğer müeyyidesi ise, para alacaklısını korumaya yönelik getirilmiş bir diğer özel tedbir olan TTK m. 1530/7’de öngörülen yüksek temerrüt faizi oranının uygulanmasıdır.

 TTK m. 1530/7 uyarınca, alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranını ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder. Böylelikle, söz konusu düzenlemede öngörülen yüksek temerrüt faiz oranı ile, geç ödemelerin engellenebilmesi amacıyla caydırıcı etki yaratılmıştır 19.

C. Temerrüde Düşmede Kusurun Rolü

TBK sisteminde, borçlu temerrüdünün doğumu için, borçlunun kusuru gerekmez20. Başka bir deyişle, borcun zamanında ifa edilmemesi, borçlunun kusuru dışındaki bir sebepten kaynaklanmış olsa bile borçlunun temerrüdü oluşur. Belirtmek gerekir ki, TBK uyarınca, para borcunda temerrüde düşen borçlu, bu konuda kusursuz da olsa temerrüt faizi ödemek zorundadır.

 TTK m. 1530/2’de, para alacaklısının, tedarik borcunu yerine getirmesine rağmen, borçlunun, “gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç”, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceği, başka bir deyişle, “gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hallerde” temerrüde düşmeyeceği düzenlenmektedir. Doktrinde her ne kadar TTK m. 1530’un uygulama alanına giren sözleşmelerde, TBK sisteminden farklı olarak, para borcunda temerrüdün gerçekleşmesi için borçlunun kusurlu olması şartı aranmakta olduğu savunulsa da,21 bu görüş, TTK m. 1530’un amacıyla çelişmektedir. Zira, TTK m. 1530’da yer alan düzenlemeler, alıcının alacağına kavuşmasını kolaylaştırmak için getirilmiştir. Borçlu temerrüdünün doğumu için kusuru şart olarak aramak, alacaklı için olumsuz bir hal yaratarak bu hükmü, TBK’da benimsenen sistemin dahi gerisine düşürecek ve kusuru olmayan para borçlusunun hiç temerrüt faizi ödememesine sebebiyet verecektir22 .

Yukarıda anılan sebeplerle, TTK m.1530/2 için, TBK sistemiyle aynı düşecek şekilde, daraltıcı bir yorum yapılması ve “gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç” ifadesinin “borçlunun davranışının objektif borca aykırı bir davranış niteliği taşımadığı haller hariç” olarak anlaşılması daha uygun olacaktır. Dolayısıyla, ancak gecikme alacaklıdan kaynaklanmışsa (örn. banka hesap numarasının yanlış bildirilmesi) veya borçlu bir hakka dayanarak (örn. malın ayıplı olması nedeniyle teslim alınmaması ve ödemezlik definin kullanılması) para ediminin ifasını geciktirmişse, borçlu, bu gecikmeden sorumlu tutulamayacak ve faiz ödeme borcundan kurtulacaktır. Fakat örneğin, borçlu hasta olduğu için borcunu ifa edememişse, borçlu bu gecikmeden sorumlu olacak ve temerrüt oluşacaktır23.

IV. SONUÇ

Ticari işletmeler ve tacirler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulanan TTK m.1530, TBK’daki sistemden ayrılan özel tedbirler getirmektedir. Çalışmamızda, Yönerge’de yer alan esaslar çerçevesinde oluşturulan ve para alacaklısının alacağına bir an önce kavuşması ve ortak pazarın daha düzgün bir şekilde işlemesini sağlamak amacıyla getirilmiş olan, TTK’nın 1530. maddesinin 2 ilâ 7. fıkraları, ihtarsız temerrüt ve ifa zamanına ilişkin düzenlemeler ile temerrüt faizine ilişkin sonuçları açısından TBK hükümleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

KAYNAKÇA

Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Bası, Ankara 2015.

Hülya Coştan, “TTK m. 1530 Uyarınca Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemenin Sonuçları”; Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun İş Dünyasına Etkileri, Editörler: Ayşegül Altınbaş/Yurdal Özaltan, İstanbul 2014.

Hüseyin Ülgen/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Güncellenmiş 4. Bası, İstanbul 2015.

M. Kemal Oğuzman/M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C: 1, 6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu’na Göre Güncellenip Genişletilmiş 9. Bası, İstanbul 2011.

Murat Aydoğdu/Serkan Ayan, Türk Borçlar ve Türk Ticaret Hukuku’nda Yer Alan Faiz İle İlgili Düzenlemelerin Değerlendirilmesi, Ankara 2014.

Pınar Çağlayan, “Avrupa Birliği Yönergeleri ve Alman Hukukundaki Deneyimler Işığında Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemenin Sonuçları (TTK m. 1530)”, BATIDER, Haziran 2011, C. XXVII, S.2.

Reha Poroy/Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, Genişletilmiş ve Güncelleştirilmiş 15. Bası, İstanbul 2015.

Sabih Arkan, Ticarî İşletme Hukuku, Yirminci Basıdan 21. Tıpkı Bası, Ankara 2015.

Yeşim M. Atamer/Gül Okutan Nilsson, “Para Alacaklısının Geç Ödemelere Karşı Korunmasına İlişkin Yeni TK M. 1530 Düzenlemesi ve Uygulama Alanı”, BATIDER, 2013, C: XXIX, S. 3.

DİPNOT

1 14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete (RG).

2 04.02.2011 tarihli ve 27836 sayılı RG.

3 Pınar Çağlayan, “Avrupa Birliği Yönergeleri ve Alman Hukukundaki Deneyimler Işığında Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemenin Sonuçları (TTK md. 1530)”, BATIDER, Haziran 2011, C. XXVII, S.2, s. 217.

4 Anılan Yönerge, TTK’nın yasalaştığı dönemde henüz yayımlanmamış olup, 19.06.2000 tarihli 2000/35 sayılı Yönerge’nin yerini almak üzere hazırlanan bir taslak olduğundan, yasa koyucu bu taslağı dikkate almıştır. Yönerge, 2011/7/EU sayısı ile AB Resmi Gazetesi’nin 23.02.2011 tarih ve L 48/1 sayısında yayınlanmıştır.

5 Hülya Coştan, “TTK m. 1530 Uyarınca Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemenin Sonuçları”, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun İş Dünyasına Etkileri, Editörler: Ayşegül Altınbaş/Yurdal Özaltan, İstanbul 2014, s.137.

6 Hüseyin Ülgen/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Güncellenmiş 4. Bası, İstanbul 2015, s. 313.

7 Yeşim M. Atamer/Gül Okutan Nilsson, “Para Alacaklısının Geç Ödemelere Karşı Korunmasına İlişkin Yeni TK m. 1530 Düzenlemesi ve Uygulama Alanı”, BATIDER, 2013, C. XXIX, S.3, s. 31,32.

8 Özel hukuk ilişkilerine uygulanan TBK hükümleri uyarınca borçlu temerrüdünün şartları kural olarak; borcun ifasının mümkün olması, alacaklının ifayı kabule hazır olması, borcun muaccel olması ve alacaklının ihtarıdır. TTK m. 1530’un uygulama alanına giren sözleşmelerde, alacaklıyı borçlu temerrüdünün koşulu olan ihtar gönderme külfetinden kurtarma hedeflenmektedir

9 Önemle belirtmek gerekir ki, söz konusu hükmün uygulanabilmesi için, para alacaklısının tedarik borcunu yerine getirmiş olması gerekir.

10 Çağlayan, s. 220

11 Aksi yönde, Atamer/Okutan Nilsson, s. 53. Savunulan bu görüşe göre, belirsiz vadeli sözleşmelerde ihtarsız temerrüdün uygulanması para borçlusunu mağdur edecek olup, söz konusu hükümde belirtilen “sözleşmede öngörülmüş tarih veya ödeme süresi” kavramları her zaman, sözleşmede belirli vade özelliği taşıyacak şekilde bir tarih veya süre saptandığı halleri ifade edecek şekilde yorumlanmalıdır. Bu durumda, belirsiz vade kararlaştırıldığı hallerde ne olacağı açık kalmakta olup, çözüm, vadenin hiç kararlaştırılmamış olmasına ilişkin düzenlemeler içeren 1530/4’ün kıyasen uygulanmasıdır.

12 Özdemir, s. 679/99.

13 Atamer/Okutan Nilsson, s. 37.

14 Sabih Arkan, Ticarî İşletme Hukuku, Yirminci Basıdan Yirmi Birinci Tıpkı Bası, Ankara 2015, s.166.

15 Murat Aydoğdu/Serkan Ayan, Türk Borçlar ve Türk Ticaret Hukuku’nda Yer Alan Faiz İle İlgili Düzenlemelerin Değerlendirilmesi, Ankara 2014, s. 287.

16 Çağlayan, s. 222-223.

17 Atamer/Okutan Nilsson, s. 41.

18 TBK m. 120 ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun m. 2 uyarınca, para borçlarında temerrüde düşen borçlu, temerrüt faizi ödemek zorundadır. Söz konusu temerrüt faizi, tarafların anlaşmasına gerek olmadan, doğrudan doğruya kanundan doğar. Temerrüt faizinin ödenmesi için alacaklının zarara uğraması şart olmadığı gibi, borçlunun kusurlu olması da şart değildir. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Bası, Ankara 2015, s.1099-1100.

19 Coştan, s.148.

20 M. Kemal Oğuzman/M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1, 9. Bası, İstanbul 2011, s. 404.

21 Reha Poroy/Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, Genişletilmiş ve Güncelleştirilmiş 15. Bası, İstanbul 2015, s. 76; Arkan, s.166.

22 Atamer/Okutan Nilsson, s. 59.

23 Aydoğdu/Ayan, s. 301-302.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
İhtarsız Temerrüt, Mal Ve Hizmet Sözleşmeleri, Geç Ödeme, TTK M. 1530, Temerrüt Faizi
Capabilities
Banking & Finance
Contract Management
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Güneş Enerjisi Üretim Lisansı Başvuru Usulü ve Yeterlilik Şartları

Güneş Enerjisi Üretim Lisansı Başvuru Usulü Ve Yeterlilik Şartları

2017
Read more
Faizsiz Bankacılık Sisteminin Yükselişi: Sukuk

Faizsiz Bankacılık Sisteminin Yükselişi: Sukuk

2017
Read more
Türk Hukukunda İmtiyaz Sözleşmeleri

Türk Hukukunda İmtiyaz Sözleşmeleri

2017
Read more
FIDIC Kuralları Çerçevesinde Uyuşmazlık Çözümü

Fidic Kuralları Çerçevesinde Uyuşmazlık Çözümü

2017
Read more
Tacirler Arası Mal ve Hizmet Sözleşmelerinde İhtarsız Temerrüt Hali