Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Varlık Yönetim Şirketlerine Hukuki Bakış

2017 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Varlık Yönetim Şirketlerine Hukuki Bakış

Banking & Finance
2017
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

1990-2000 yılları arasında birçok ülkede meydana gelen bankacılık krizleri, bankacılık sisteminde büyük ve pahalı bir revizyonu gerektirmişti. Bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması ise bankaların alacaklarını tahsil etmesi ile mümkün gözükmekteydi.1 Aynı dönemlerde başarısız finansal kurumlara verilen büyük miktardaki krediler sebebiyle, bankalar alacaklarını tahsil etmekte büyük zorluklarla karşılaştılar. Bankacılık alanında ortaya çıkan krizlerin diğer sektörleri de etkilemesi ile ülkeler yapılandırma programları uygulamaya başladılar. Varlık yönetim şirketleri de bu yapılandırma programları kapsamında, ilgili alacakların satın alınması, tahsili ve yeniden yapılandırılması amacıyla kurulan şirketler olmuştur. Varlık yönetim şirketleri, Türk ekonomisindeki önemli konumları sebebiyle, olağan anonim şirketlerden farklı bir rejime tabi tutulmuş olup, kuruluş ve faaliyetleri konusunda bir takım özel düzenlemelere yer verilmiştir.

I. Giriş

Her ne kadar ülkemizde son yıllarda gelişme göstermiş olsa da, varlıkların bankalar yerine uzman kuruluşlarca yönetilmesi fikri yeni değildir. Bu konudaki ilk uygulama 1930’lu yılların başında Avusturya’da gerçekleştirilmiş, bu kapsamda Avusturya Ulusal Bankası tarafından bir muhasebe firmasıyla işbirliği içinde kurulan varlık yönetim şirketi, bankaların tahsili gecikmiş alacaklarını ve hisse senetlerini satın alarak ilgili bankalara sermaye sağlamıştır. Türkiye’de varlık yönetim şirketlerine ilişkin genel bir değerlendirme yapıldığında, Türkiye’de varlık yönetim şirketlerinin ilk olarak 2000 ve 2001 krizleri soncunda zarar gören bankacılık ve finans sektörünün yeniden yapılandırılması amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“BDDK”) tarafından uygulamaya konulan Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı kapsamında gündeme geldiği söylenebilecektir. Bu programın temel hedefleri ise, sektörün etkinliğini ve rekabet kabiliyetini artırmak, sektöre güveni kalıcı kılmak, sektörün ekonomi üzerinde yaratabileceği zararları asgariye indirmek, sektörün dayanıklılığını geliştirmek ve tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak olarak belirlenmiştir. Program kapsamında BDDK tarafından hazırlanan Kasım 2002 tarihli Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı Gelişme Raporu’nda Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun çerçevesinde, bankalara ait sorunlu varlıkların tahsil edilebilmesi amacıyla, çeşitli vergi ve harç muafiyetleri de düzenlenerek varlık yönetim şirketlerinin kurulmasının teşvik edildiği ifade edilmiştir. Kısaca dünyada ve Türkiye’de gelişimi belirtilen varlık yönetim şirketlerine ilişkin bu çalışmamızda, varlık yönetim şirketleri hukuki yönden incelenecek olup sırasıyla varlık yönetim şirketlerinin kuruluşu, varlık yönetim şirketlerinin faaliyete geçmesi, faaliyetleri ve varlık yönetim şirketlerinin denetimi başlıkları incelenecektir. Varlık yönetim şirketlerine ilişkin hususlar, Bankacılık Kanunu’nun7 (“Kanun”) “Takip ve Tahsil Usulleri” başlıklı 6. bölümü altında, “Varlık Yönetim Şirketi” başlıklı 143. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Ayrıca, Kanun’un 143. maddesine dayanılarak hazırlanan Varlık Yönetim Şirketlerinin Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) de, 1 Kasım 2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik’in yürürlüğe girmesi ile Muhasebe Uygulama Yönetmeliği8 yürürlükten kaldırılmıştır.Kanun’un 143. maddesinin 1. fıkrası uyarınca varlık yönetim şirketleri, bankalar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (“TMSF”) dahil diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsil edilmesi, yapılandırılması ve satılması amacıyla kurulmuş şirketlerdir. Yönetmelik’in 2. maddesinin (e) bendi uyarınca varlık yönetim şirketleri, TMSF, bankalar ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacına yönelik olarak faaliyet göstermek üzere Yönetmelik hükümlerine göre izne tabi olarak kurulan şirketlerdir. Günümüzde oldukça gündemde olan varlık yönetim şirketlerinin kuruluşundan işleyişine ve denetimine kadar olan süreç aşağıda incelenecektir.

II. VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN KURULUŞU

A. Kuruluş Şartları

Yönetmelik uyarınca varlık yönetim şirketlerinin kurulmaları Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (“Kurul”) tarafından verilecek izne bağlıdır. Varlık yönetim şirketlerinin kuruluş şartları Yönetmelik’in 4. maddesinin 2. fıkrasında, (i) anonim şirket şeklinde kurulması, (ii) ödenmiş sermayesinin yirmi milyon Türk Lirasından (20.000.000,00 TL) az olmaması, (iii) hisse senetlerinin tamamının nama yazılı ve nakit karşılığı çıkarılması, (iv) ticaret unvanında “Varlık Yönetim Şirketi” ibaresinin bulunması, (v) ana sözleşmesinin Türk Ticaret Kanunu9 (“TTK”), Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olması ve (vi) kurucularının Kanun’da sayılan şartları taşıması şeklinde sayılmıştır. Söz konusu asgari sermaye yükümlülüğü tutarı BDDK tarafından gerekli görülmesi halinde her yıl, o yıl için Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan üretici fiyat endeksi artış oranının iki (2) katını aşmamak kaydıyla artırılabilmektedir. TTK’nın 330. maddesinde özel kanunlara tabi anonim şirketlere, özel hükümler dışında, TTK’da yer alan düzenlemeler uygulanması öngörülmüştür. Bu sebeple, Kanun, Yönetmelik ve diğer özel hükümler dışında, TTK’da yer alan kuruluşa ilişkin hükümler varlık yönetim şirketlerine de uygulanacaktır.

B. Kurucuların Nitelikleri

Bir anonim şirket olarak kurulacak olan varlık yönetim şirketinin kurucuları, TTK’nın 337. maddesinin 1. fıkrası uyarınca pay taahhüt edip esas sözleşmeyi imzalayan gerçek ve tüzel kişiler olacaklardır. Yönetmelik uyarınca, varlık yönetim şirketi kurucularının Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasında sayılan şartları taşımaları zorunludur. İlgili madde uyarınca varlık yönetim şirketi kurucu ortaklarının; (i) İcra ve İflas Kanunu11 hükümlerine göre müflis olmaması, konkordato ilan etmiş olmaması, uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma başvurusunun tasdik edilmiş olmaması ya da hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmiş olmaması, (ii) faaliyet izni kaldırılan bankalarda veya Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce TMSF’ye devredilmiş olan bankalarda nitelikli paya12 sahip olmaması veya kontrolü elinde bulundurmaması, (iii) tasfiyeye tabi bankerler ile iradi tasfiye haricinde tasfiyeye tabi tutulan finansal kuruluşlarda, faaliyet izni kaldırılan kalkınma ve yatırım bankalarında, ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye intikal eden veya bankacılık yapma ve mevduat ve katılım fonu kabul etme izin ve yetkileri kaldırılan kredi kuruluşlarında, fona intikalinden veya bankacılık yapma ve mevduat ve katılım fonu kabul etme izin ve yetkileri kaldırılmadan önce nitelikli paya sahip olmaması veya kontrolü elinde bulundurmaması, (iv) Kanun’da belirtilen suçlardan cezalandırılmamış olması veya bu suçlara iştirakten hükümlü bulunmaması, (v) gerekli mali güç ve itibara sahip bulunması, (vi) ) işin gerektirdiği dürüstlük ve yeterliliğe sahip olması ve (vii) tüzel kişi olması halinde, risk grubu13 ile birlikte ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması gerekmektedir.

C. Kuruluş İşlemleri

Yönetmelik’in 6. maddesisin 1. fıkrası uyarınca, varlık yönetim şirketinin kurulması veya mevcut bir şirketin varlık yönetim şirketine dönüşebilmesi için Yönetmelik’in ekinde belirtilen belgeler ile BDDK’ya başvurulması gerekmektedir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, yabancı uyruklu kişilerce temin edilecek belgeler hakkında Yönetmelik’in ekinde yer alan hükümler kıyasen uygulanacaktır. Ayrıca, BDDK’nın ilave bilgi ve belge talep etme yetkisi de bulunmaktadır.

III. VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN FAALİYETE GEÇMESİ

Varlık yönetim şirketleri, faaliyetlerine başlayabilmesi için Kurul’dan izin almak zorundadır. Faaliyet izni başvurusu, Yönetmelik’in 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kuruluş veya dönüşüm işlemlerinin mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde gerçekleştirilmesinden ve ticaret siciline tescil ve ilan işlemlerinin tamamlanmasından sonra, BDDK’ya yapılacaktır. Aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca, yapılacak başvuruda ana sözleşmenin yayımlandığı ticaret sicil gazetesinin noter onaylı bir nüshası, yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürün Yönetmelik’te belirtilen şartları haiz olduklarını ispat eden belgeler ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin imza sirküleri ve adres bilgilerinin BDDK’ya gönderilmesi gerekmektedir. Şirketin, faaliyet konularını yürütebilecek yeterliliğe sahip olduğuna ilişkin kanaate varılması halinde Kurul tarafından faaliyet izni verilir. Yönetmelik’in 6. maddesinin 5. fıkrasında, kuruluş iznini takip eden yüz seksen (180) gün içerisinde faaliyet izni için başvuruda bulunmayan şirketlerin kuruluş izinlerinin geçersiz sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, ilgili iznin alınmasından sonra bir (1) yıl içerisinde faaliyete geçmeyen ya da faaliyetlerine bir (1) yıl süre ile kesintisiz ara veren şirketlerin de faaliyet izni Kurul tarafından iptal edilecektir. İlgili düzenlemelerden hareketle, şirketin faaliyete geçtiğini yedi (7) iş günü içerisinde BDDK’ya bildirmesi öngörülmüştür. Daha önce belirtildiği üzere, faaliyet izni için yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürün Yönetmelik’te belirtilen şartları haiz olmaları gerekmektedir. Yönetim kuruluna ilişkin şartlar Yönetmelik’in 8. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir; “Varlık yönetim şirketlerinin yönetim kurulları beş kişiden az olamaz. Varlık yönetim şirketlerinde görev alacak yönetim kurulu üyelerinin, Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları (e) ve (g) bentleri hariç olmak üzere taşımaları, yarıdan bir fazlasının, hukuk, iktisat, işletme, maliye, bankacılık, kamu yönetimi, mühendislik dallarında lisans veya lisansüstü düzeyinde öğrenim görmüş veya finans veya işletmecilik alanında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip olmaları şartı aranır.” Genel müdüre ilişkin şartlar ise, Yönetmelik’in 9. maddesinde yer almaktadır. İlgili düzenleme uyarınca; “Varlık yönetim şirketlerinde genel müdür olarak görev yapacak kişilerin Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları (e) ve (g) bentleri hariç olmak üzere taşımaları, hukuk, iktisat, işletme, maliye, bankacılık ve kamu yönetimi, mühendislik dallarında lisans veya lisansüstü düzeyinde öğrenim görmüş veya finans veya işletmecilik alanında en az yedi yıllık mesleki tecrübeye sahip olmaları şartı aranır.” İlgili düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, kurucular için aranan şartların birçoğu yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür için de aranmaktadır. Söz konusu düzenlemelerin amacı, bankacılık sektörünün yapılandırılması amacıyla ortaya çıkan varlık yönetim şirketlerinin, bankacılık sektörünü olumsuz etkilemelerini engellemektir. Yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürün; kuruculardan farklı olarak, gerekli mali güç ve itibara sahip olmaları ve tüzel kişi olmaları halinde, risk grubu ile birlikte ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması aranmamıştır.

IV. VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN FAALİYETİ

Daha önce de değinildiği üzere, varlık yönetim şirketleri bankalar, özel finans kurumları ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılmasına yönelik faaliyet göstermek amacıyla kurulmaktadırlar. Yönetmelik’te yer alan tanımlamaya bakıldığında, alacakları ile diğer varlıkları satın alınabilecek ve yeniden yapılandırılarak satılabilecek kurumlar sayılmıştır. Bu sebeple varlık yönetim şirketleri, ancak bankalar, özel finans kurumları ve Yönetmelik’te belirtilen diğer mali kurumların alacak ve diğer varlıklarını satın alabilecektir. Diğer yandan, varlık yönetim şirketlerinin faaliyet alanı Yönetmelik’in 11. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Buna göre varlık yönetim şirketleri: “a) Banka, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, diğer mali kurumlar ve kredi sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerinin söz konusu hizmetlerinden doğan alacakları ile diğer varlıklarını satın alabilir, satabilir, satın aldığı alacakları tahsil edebilir, varlıkları nakde çevirebilir veya bunları yeniden yapılandırarak satabilir. b) Alacakların tahsili amacıyla edindiği gayrimenkul veya sair mal, hak ve varlıkları işletebilir, kiralayabilir ve bunlara yatırım yapabilir. c) Alacaklarını tahsil etmek amacıyla borçlularına ilave finansman sağlayabilir. ç) Banka, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, diğer mali kurumlar ve kredi sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerinin söz konusu hizmetlerinden doğan alacakları ile diğer varlıklarının tahsilatı, yeniden yapılandırılması veya üçüncü kişilere satışı konularında aracılık, destek ve danışmanlık hizmeti verebilir. d) Ana faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere sermaye piyasası mevzuatı dâhilinde ve gerekli izinleri almak kaydıyla faaliyette bulunabilir ve menkul kıymet ihraç edebilir, ihraç edilmiş menkul kıymetlere yatırım yapabilir. e) Faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla iştirak edinebilir. f ) Şirketlere kurumsal ve finansal yeniden yapılandırma alanlarında danışmanlık hizmeti verebilir.” Varlık yönetim şirketlerinin, yukarıda belirtilen alanlar dışında faaliyette bulunmaları Yönetmelik ile yasaklanmıştır. Kanun’un 143. maddesinde yer alan düzenleme ile varlık yönetim şirketlerine yapacakları işlemler için vergisel bir avantaj tanınmıştır. Düzenleme uyarınca, Kanun ve Yönetmelik kapsamında kurulmuş varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ile bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlar, kuruluş işlemleri de dahil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş (5) yıl süresince, (i) Damga Vergisi Kanunu’na göre ödenecek damga vergisinden, (ii) Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan, (iii) her ne nam altında olur sa olsun tahsil edilecek tutarlar Gider Vergileri Kanunu 7 gereğince ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, (iv) kaynak kullanımı destekleme fonuna yapılacak kesintilerden, (v) Rekabetin Korunması Hakkında Kanun19’un 39. maddesi hükmünden istisnadır.

V. VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN DENETİMİ

A. Bağımsız Denetim

Yönetmelik’in “Denetim” başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, varlık yönetim şirketlerinin bağımsız denetimi TTK, 26 Eylül 2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılır. 23 Ocak 2013 tarih ve 28537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2006/10921 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar’da, Kanun uyarınca BDDK’nın düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden olan varlık yönetim şirketlerinin bağımsız denetime tabi oldukları düzenlenmiştir. Varlık yönetim şirketlerinin anonim şirket olması sebebiyle, denetimleri de öncelikli olarak TTK’nın denetime ilişkin hükümlerine tabi olacaktır. TTK’nın 397. maddesi uyarınca, şirketin finansal tabloları bağımsız denetçi tarafından, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenecektir.

B. BDDK Denetimi

Varlık yönetim şirketlerinin BDDK tarafından denetimi, Kanun’un 65. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca, Kanun kapsamındaki kuruluşlar ve bunların faaliyetleri, BDDK’nın denetim ve gözetimine tabi olacaktır. Yerinde denetim Yönetmelik’in 14. maddesinde düzenlenmiş olup, BDDK’nın yerinde denetim yapmaya yetkili meslek personeli tarafından istenecek her türlü bilgi ve belgeyi vermek, defter ve belgelerini ibraz etmek ve incelemeye hazır tutmak ve BDDK tarafından gerekli görülmesi halinde talep edilen bilgi ve belgeleri BDDK’ya teslim etmek zorundadır. Aynı maddede, şirketin yıl sonu konsolide olmayan mali tablolarına ilişkin bağımsız denetim raporlarının takip eden yılın 15 Nisan tarihine kadar BDDK veri tabanına raporlanması gerektiği ve şekil ve kapsamı BDDK tarafından belirlenen mali tablolar ve istatistiki bilgileri istenilen süre ve yöntemlerle BDDK’ya göndermek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Yönetmelik’in 13. maddesinin 2. fıkrasında ise, BDDK’nın, şirketlerin mali bünyelerini ciddi şekilde etkileyecek olumsuz durumların tespiti halinde, şirketlerden tedbir alınmasını isteyebileceği ve şirketlerin BDDK tarafından istenen tedbirleri BDDK tarafından belirlenen süreler içinde almak ve uygulamakla yükümlü oldukları düzenlenmiştir. Yönetmelik’in 15. maddesi uyarınca, BDDK tarafından istenen tedbirleri belirlenen sürelerde almayan varlık yönetim şirketine BDDK tarafından bu durumu düzeltmeleri için üç (3) aya kadar süre verilir. Eğer şirket verilen süre içerisinde gereken tedbirleri almazsa; faaliyet izni, aykırılığa konu işlemin niteliği, haklı ve mücbir sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, faaliyet iznini kaldırmayı gerektirecek derecede kusur bulunup bulunmadığı hususlarının da değerlendirilmesi suretiyle Kurul tarafından iptal edilebilir. BDDK denetimi, kamusal denetim olması sebebiyle bağımsız denetimden farklıdır. Bağımsız denetim ortakları, yatırımcıları ve diğer ilgilileri; kamusal denetim ise kredi ve yatırım piyasalarını, bankacılık sektörünü ve genel ekonomiyi koruma amacıyla yapılmaktadır.

VI. SONUÇ

Bankacılık sektöründeki krizlerin en belirgin göstergelerinden birisi de, banka aktiflerinde görülen bozulmalardır. Bu bozulma bankaların aktiflerini, yükümlülüklerini karşılayabilecek şekilde nakde dönüştürememesi ile ortaya çıkmaktadır. Bankaların ödeme kabiliyetini zora sokan ve etkinliğinin azalmasına yol açan sorunlu varlıkların azaltılması, bankacılık krizlerini aşabilmenin öncelikli yöntemlerinden biridir. Varlık yönetim şirketlerinin kurulması ile birlikte, sorunlu varlıklar bankalar yerine bu konuda uzmanlaşmış olan varlık yönetim şirketleri tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Özellikle tahsili gecikmiş alacakların takibi için gereken uzun ve detaylı prosedür ile uğraşılmaması, bankaların asıl faaliyetleri üzerinde yoğunlaşmalarına imkan sağlamıştır. Diğer yandan, yukarıdaki açıklamalardan da görüleceği üzere, sorunlu alacakların varlık yönetim şirketlerine devri konusunda finans sektörü teşvik edilmektedir. Bu kapsamda, devri yaygınlaştırmak amacıyla yapılan en önemli düzenlemelerden birisi de, Kanun’da öngörülen vergi muafiyetleridir. Uygulamada da varlık yönetim şirketleri; sorunlu finansal kuruluşların yeniden yapılandırılması ve tasfiyesi konularında faaliyet gösterdiği görülmektedir. Bununla birlikte, bu şirketler faaliyetleri sırasında devraldıkları sorunlu varlıkları hızlı bir şekilde çözümleme, yeniden yapılandırarak değerini arttırma ve sorunlu varlıkları sistem dışına çıkartıp depo vazifesi görme gibi görevleri de yerine getirmekte olup, finans sektörüne önemli ölçüde yardımcı olmaktadır.

KAYNAKÇA

Ağaoğlu, Ali, T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2001 Krizi Sonrasında Sorunlu Aktiflerin Çözümlenmesinde Kamunun ve Varlık Yönetim Şirketlerinin Önemi, Yüksek Lisans Tezi, Kasım 2011

Gör, Yusuf/ Tekin, Bilgehan, Asset Management Companies: a sector analysis in Turkey, International Finance and Banking Conference, FIBA 2014, C. XII 

Gürbüz, Aslı Elif, Türk Hukuku Açısından Varlık Yönetim Şirketleri ve Dünya Uygulamaları, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt I, No:1/2004 

Keleş, Ayşe Begüm, Gazi Üniversitesi, Varlık Yönetim Şirketleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2012

Mesutoğlu, Berk, Sorunlu Aktiflerin Varlık Yönetimi Şirketlerince Tasfiyesi, Mali Sektör Politikaları Dergisi, MSPD Çalışma Raporları, No: 2001/3, Mayıs 2001

Reisoğlu Seza, Bankacılık Kanunu Şerhi, 1. Baskı, C. II, Ankara 2007 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı Gelişme Raporu-(V), Kasım 2002

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı, 15 Mayıs 2011

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Varlık yönetim şirketleri, tahsil, yapılandırma, bankacılık
Capabilities
Banking & Finance
Corporate and M&A
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 207

Gsi Brief 207

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatifleri

Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatifleri

2017
Read more
FIDIC Gümüş Kitap Kaspsamında Uyuşmazlık Çıkması Halinde UÇK Tarafından Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi

Fidic Gümüş Kitap Kaspsamında Uyuşmazlık Çıkması Halinde Uçk Tarafından Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi

2017
Read more
Kelepçeleme Sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu Açısından İncelenmesi

Kelepçeleme Sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu Açısından İncelenmesi

2017
Read more
Yatların Sicile Kaydedilmesi, Bayrak Seçimi ve Beraberinde Getirdiği Sorunlar

Yatların Sicile Kaydedilmesi, Bayrak Seçimi Ve Beraberinde Getirdiği Sorunlar

2017
Read more