ÖZET
Türk Hukuku mevzuatında açıkça düzenlenmiş olmayan tek satıcılık sözleşmeleri, uygulamada yaygınlıkla kullanılmaktadır. Doktrin ve Yargıtay kararlarındaki tanımlamalara göre tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcının sözleşmeye konu malları tek satıcıya ayrılmış olan bölgedeki bir başka tek satıcıya satmamayı, diğer yandan, tek satıcının da sürüm arttırma çabasında bulunmayı taahhüt ettiği bir sui generis sözleşme türüdür. Tek satıcılık sözleşmesi süresi boyunca tek satıcının faaliyetleri neticesinde edinmiş olduğu müşteri çevresi, sözleşme ilişkisinin sona ermesiyle sağlayıcıya devredilmektedir. Böylece sağlayıcı, tek satıcı tarafından oluşturulan bu müşteri çevresinden ekonomik menfaat sağlamaya devam etmektedir. Bu durum, tek satıcı açısından haklı bir tazminat talebini ortaya çıkarmaktadır. Tek satıcının emeği ile oluşturduğu müşteri çevresinden, sözleşmenin sona ermesiyle birlikte sağlayıcının yararlanmaya devam etmesi neticesinde, tek satıcının sağlayıcıdan talep edebileceği bu tazminat “portföy tazminatı” olarak adlandırılmaktadır. Tek satıcının hangi şartlarda portföy tazminatı talep edebileceği 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu md.122’de düzenlenmektedir. Kanun’da düzenlenmiş bu koşulların yanı sıra, tek satıcılık sözleşmesinin, tek satıcı tarafından haklı sebeple veya sağlayıcı tarafından haksız olarak sona erdirilmiş olması gerekmektedir. Bununla birlikte, tek satıcılık sözleşmelerine acentelik sözleşmesine ilişkin hükümler kıyasen uygulanmakta olduğundan, portföy tazminatında zamanaşımı hususu, acentelik sözleşmesine ilişkin hükümlere göre belirlenecektir.
I. GİRİŞ
Portföy tazminatı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)1 ’nın yürürlüğe girmesinden daha önce mevzuatta 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu2 tahtında düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, portföy tazminatı hem doktrinde hem de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul görmüş bir husustur3.
Portföy tazminatının dayanak noktasından biri olan tek satıcılık sözleşmesi, Türk Hukuku mevzuatında özel olarak düzenlenmemekle birlikte, piyasadaki ekonomik ihtiyaçlar neticesinde ve sözleşme serbestisi ilkesinden hareketle uygulamada ortaya çıkmış olan bir sözleşme türüdür. Tek satıcı ve sağlayıcı arasında akdedilen tek satıcılık sözeşmesi uyarınca, tek satıcı önceden belirlenmiş veya belirlenebilir malları sağlayıcıdan satın almayı ve bu malların sürümünü artırmak için gereken faaliyetlerde bulunmayı taahhüt etmektedir. Öte yandan, sağlayıcı da tek satıcıya mal teslim etme ve sözleşme bölgesinde tek satıcıya bir tekel hakkı sağlama yükümü altına girmektedir4.
Makalemiz kapsamında, tek satıcılık sözleşmesinin unsurları ve hukuki niteliği ele alınacak olup, bu sözleşmenin sona ermesiyle birlikte tek satıcı tarafından oluşturulan müşteri çevresinin sağlayıcıya devredilmesi halinde tek satıcı tarafından sağlayıcıdan talep edebilecek portföy tazminatı kavramı ve TTK md. 122 altında düzenlenen, bu tazminatın talep edilebilme koşulları incelenecektir.
Mevzuatta ve doktrinde “denkleştirme istemi” veya “müşteri tazminatı” olarak da isimlendirilen5 portföy tazminatının tek satıcı tarafından talep edilebilmesi için önemli menfaat, ücret kaybı ve hakkaniyete uygunluk kriterlerinin sağlanması gerekmektedir. Buna ek olarak, tek satıcılık sözleşmesinin tek satıcı tarafından haklı sebeple veya sağlayıcı tarafından haksız olarak sona erdirilmiş olması gerekmektedir.
II. TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİ
Yukarıda da belirtildiği üzere Türk Hukuk mevzuatında düzenlenmiş bir sözleşme türü olmayan tek satıcılık sözleşmesi, doktrinde ve Yargıtay kararlarında şu şekilde tanımlanmaktadır:
“Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, mamullerin tamamını veya bir kısmını belirli bir coğrafi bölgede inhisar sahibi olarak satmak üzere sadece tek satıcıya göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve kendi hesabına satarak malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunmak yükümlülüğünü üstlenir6.
Bu bağlamda, tek satıcılık sözleşmesi uyarınca, tek satıcı önceden belirlenmiş veya belirlenebilir malları sağlayıcıdan satın almayı ve bu malların sürümünü artırmak için gereken faaliyetlerde bulunmayı taahhüt etmektedir. Öte yandan, sağlayıcı da tek satıcıya mal teslim etme ve sözleşme bölgesinde tek satıcıya bir tekel hakkı sağlama yükümü altına girmektedir7.
Doktrin ve Yargıtay kararlarında yer alan bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, tek satıcılık sözleşmeleri iki ayrı edim çiftinden meydana gelmektedir. Bu edim çiftlerinden ilki, sağlayıcının tek satıcıya sözleşmeye konu bölgede sözleşmeye konu malları münhasıran satış hakkını vermesi, buna karşılık tek satıcının da sözleşmeye konu bölgede malların sürümünü arttırıp geliştirmesidir8. Edim çiftlerinden ikincisi ise, sağlayıcının malları satıcıya teslim etmeyi üstlenmesi ve buna karşılık tek satıcının da sözleşmeye konu malları teslim alıp bedelini ödemeyi üstlenmesidir9. Görüldüğü üzere, tek satıcılık sözleşmesi, kanunda kısmen düzenlenmeyen iki ayrı edim çiftinden meydana gelmektedir. Bu yapısı nedeni ile tek satıcılık sözleşmesinin, isimsiz sözleşmelerden sui generis (kendine özgü yapısı olan) nitelikteki sözleşmelerden olduğu kabul edilmektedir10.
Her dağıtım sözleşmesi gibi, tek satıcılık sözleşmesi de sürekli borç doğuran bir sözleşmedir11. Sağlayıcının, tek satıcının sözleşme bölgesinde, doğrudan mal satamaması, sözleşme bölgesinde bulunan tek satıcı dışındaki diğer satıcılara mal gönderememesi, yani tek satıcıya sözleşme bölgesinde münhasır satış hakkı tanıması, tek satıcılık sözleşmesinin temel unsurlarındandır12. Bununla birlikte, tek satıcının bu sözleşme bölgesinde satışını üstlendiği malları kendi adına ve hesabına ve tüm riskleri kendisine ait olmak üzere üreticiden satın alıp, kendi müşterilerine satması da, tek satıcılık sözleşmesine esas oluşturan unsurlardan biridir13. Böylelikle tek satıcı, diğer bağımsız satıcılardan farklı olarak, sürekli bir borç ilişkisi içerisine girmiş olduğu sağlayıcının dağıtım ağının bir parçası haline gelmiş olur.
Tek satıcının, sağlayıcının dağıtım ağıyla bütünleşmesini sağlayan bir diğer unsur ise, tek satıcılık sözleşmesinin, tarafların malların dağıtımında uyması gereken kuralların düzenlendiği bir çerçeve sözleşme niteliği taşımasıdır14. Bu bağlamda, açıkça kararlaştırılmış olmasa da, sözleşmeden kendiliğinden doğacak olan bir diğer husus da, tek satıcının sözleşme konusu malların dağıtımını ve sürümünü artırmayı üstlenmesidir15. Zira dağıtımın ve sürümün artması, hem tek satıcının hem de sağlayıcının menfaatine hizmet edecektir.
Taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinden doğan herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olduğu takdirde, öncelikle tarafların sözleşme tahtında düzenlenmiş iradelerine bakılacak, böyle bir düzenleme söz konusu değil ise, bu durumda kıyas yoluna başvurulacaktır. Diğer bir ifade ile, bu sözleşmenin karşılıklı iki tarafa borç yükleyen, sürekli bir borç ilişkisi doğuran çerçeve sözleşme niteliği değerlendirilecektir. Ek olarak, bazı tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının satış, acentelik ve adi ortaklık sözleşmelerinin unsurları ile taşıdığı benzerlikler değerlendirilecek ve kıyas yolu ile uygulanacak hukuk kurallarına ulaşmak mümkün olacaktır16.
Bu noktada belirtmek isteriz ki, tek satıcılık sözleşmesinde sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişki, tarafların elde ettikleri hukuki ve ekonomik yararlar göz önünde bulundurulduğunda, acentelik sözleşmesi ile benzerlik taşımaktadır17. Bu bağlamda acente ile müvekkili arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen hükümlerin, uygun düştüğü ölçüde tek satıcı ile sağlayıcı arasındaki hukuki ilişkiye de kıyas yolu ile uygulanması mümkündür18. Nitekim acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde uygulanabilecek olan denkleştirme istemini düzenleyen madde, TTK md. 122 olup, ilgili maddenin 5. fıkrasında “Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” denilmektedir. Bu bağlamda, tek satıcılık sözleşmelerinde, esasında bir denkleştirme istemi olan portföy tazminatı hususunda TTK md.122/5 hükmü uygulama alanı bulacaktır.
III. PORTFÖY TAZMİNATI KAVRAMI VE PORTFÖY TAZMİNATINA HAK KAZANABİLME KOŞULLARI
A. Portföy Tazminatı
Portföy tazminatı kavramında yer alan “portföy” kelimesi, tek satıcının faaliyetleri neticesinde edinmiş olduğu “müşteri çevresi” anlamında kullanılmaktadır. Tek satıcı ve sağlayıcı arasında akdedilen tek satıcılık sözleşmesi devam ettiği sürece, hem tek satıcı hem de sağlayıcı, tek satıcı tarafından oluşturulan bu müşteri çevresinden ekonomik menfaat sağlamaktadırlar. Bununla birlikte, tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesiyle, tek satıcının oluşturduğu müşteri çevresi sağlayıcıya devredilecek olup, sağlayıcı herhangi bir emek harcamaksızın sahip olduğu bu müşteri çevresinden kazanç sağlamaya devam edecektir19. Tek satıcının sağlayıcıya yapmış olduğu bu kazandırmanın karşılığının denkleştirilmesi düşüncesi ile portföy tazminatı ortaya çıkmıştır20. Bu bağlamda TTK md.122/1 uyarınca;
•Sağlayıcı tek satıcının bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
• Tek satıcı, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler sebebiyle sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
• Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,
tek satıcı, sözleşmenin TTK madde 122/3 uyarınca portföy tazminatı talebine hak kazandıracak şekilde sona ermesi koşuluyla birlikte, sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde sağlayıcıdan uygun bir tazminat isteyebilecektir. Bu noktada belirtmek isteriz ki, tek satıcının sağlayıcıdan portföy tazminatı talebinde bulunabilmesi için yukarıda sayılan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir21. Bu koşullar aşağıda detaylı olarak incelenecektir.
B. Portföy Tazminatına Hak Kazanabilme Koşulları
1. Sağlayıcının Önemli Menfaat Elde Etmesi
Tek satıcının portföy tazminatı talebinde bulunabilmesi için gerçekleşmesi gereken ilk koşul, sağlayıcının tek satıcının kurmuş olduğu ticari ilişkilerden, sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli bir menfaat elde etmeye devam ediyor olmasıdır22. Sağlayıcının buradaki menfaati, gelecekteki kârıdır23. Sağlayıcı, tek satıcı tarafından yaratılan müşteri çevresinden, sözleşme bittikten sonra da yararlanmaya devam edecekse, bu menfaat gerçekleşmiş sayılacaktır24. Sözleşmenin sona ermesiyle tek satıcının sözleşme bölgesinde sağlayıcının mallarını satma ve sürümü artırma hak ve yükümlülüğü sona erecek ve sağlayıcı o bölgede bizzat kendisi satış yaparak veya ilgili bölgeye yeni bir tek satıcı yerleştirerek o bölgedeki müşteri çevresinden yararlanmaya devam edebilecektir. Bu noktada sağlayıcının önemli menfaat elde ettiği kabul edilebilecektir.
2. Tek Satıcının Ücret Kaybına Uğraması
Tek satıcının portföy tazminatına hak kazanabilmesi için yerine gelmesi gereken bir diğer koşul, tek satıcının sözleşmenin sona ermesi nedeniyle ücret isteme hakkını kaybetmesidir. Tek satıcının, sözleşmenin devam etmesi halinde kendisinin işletmeye kazandırmış olduğu müşterilerle yaptığı veya yapacağı işler karşılığında alacağı ücreti, sözleşmenin sona ermesiyle kaybetmesi durumunda, söz konusu şartın gerçekleştiği kabul edilmektedir.
3. Hakkaniyete Uygunluk
Kanun hükmünde de açıkça yer almış olduğu üzere, portföy tazminatı talebi için gerekli olan son koşul, talebin hakkaniyete uygun olması koşuludur. Somut olayın tüm özellikleri incelendiğinde, tek satıcıya portföy tazminatı verilmesinin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Bu koşul gerçekleşmeden tek satıcı lehine portföy tazminatına hükmedilemeyecektir25. Diğer bir deyişle, yukarıda yer vermiş olduğumuz tazminata hak kazanabilme koşullarının tamamı somut olayda gerçekleşmiş olsa da, tek satıcının portföy tazminatı talep hakkı, hakkaniyete uygun olma koşulu gerçekleşmedikçe, doğmamış olacaktır.
Yargıtay içtihatlarında26 ve kanunda portföy tazminatı ödenmesinin hakkaniyet gereği olduğu belirtilmişse de, tek satıcıya portföy tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun olması için hangi kriterlerin sağlanmış olması gerektiği hususu doktrinde tartışmalıdır27. Hakkaniyete uygunluk denetimi yapılırken, sözleşme ilişkisinin bütünü, sona erme nedenleri, tarafların sözleşmenin sona ermesinden kazanç ve kayıpları değerlendirilecektir28. Örnek vermek gerekirse, tek satıcının, sözleşme konusu malların dağıtımı ve satımında başarısızlığı, rakip firmanın ürünlerini satması veya yapmış olduğu yatırım hakkaniyet denetiminde dikkate alınacaktır. Yargıtay kararlarında ise hakkaniyet koşulunun yerine gelip gelmediğinin tespiti bilirkişi incelemesine bırakılmıştır29.
Bu bağlamda hâkim, sözleşme ilişkisinin bütününe, sözleşmenin sona ermesi nedenlerine, tarafların kusurları nın olup olmadığına, sözleşme ilişkisinin süresi ve müşteri çevresindeki gelişmeler gibi nedenleri somut olayın özelliklerine göre yorumlayıp, portföy tazminatı ödenip ödenmeyeceğine karar verecektir30. Ayrıca hakkaniyet, takdir edilecek tazminat miktarını da etkileyip, miktarda indirime neden olabilecektir31.
Hakkaniyet ilkesi kapsamında gündeme gelen bir diğer konu ise, tek satıcılık sözleşmesi kapsamındaki ürünün marka tanınırlığıdır32. Marka tanınırlığı, kanaatimizce portföy tazminatı talebinin reddine yol açmayacaktır. Ancak bir ürünün veya hizmetin satımında markanın kolaylaştırıcı etkisi de yadsınamayacaktır33. Bu sebeplerle marka tanınırlığının, portföy tazminatına etkisi hakkaniyet ilkesi ışığında yorumlanmalı ve tazminat bedelinin belirlenmesinde rol oynamalıdır.
4. Tek Satıcılık Sözleşmesinin Portföy Tazminatı Hakkını Doğuracak Şekilde Sona Ermiş Olması
Tek satıcılık sözleşmesinin hangi şekilde sona erdiği hususu, tek satıcının portföy tazminatına hak kazanabilmesi açısından önem arz etmektedir. Zira, tek satıcının portföy tazminatına hak kazanabilmesi için, tek satıcılık sözleşmesinin portföy tazminatı talebini doğuracak bir şekilde sona ermesi gerekmektedir. Bu bağlamda, TTK madde 122/3 uyarınca, tek satıcılık sözleşmesi haklı bir sebebe dayanmadan sağlayıcı tarafından veya haklı neden ile tek satıcının kendisi tarafından sona erdirilmiş ise tek satıcı portföy tazminatı talebinde bulunabilecektir.
Bununla birlikte, tek satıcı sözleşmeyi haklı bir sebep bulunmaksızın kendisi feshetmişse veya kendi kusurlu davranışlarıyla sağlayıcının feshetmesine sebep olmuşsa, portföy tazminatı talep edemeyecektir. Yine tek satıcı, sözleşmenin sona ermesiyle birlikte hazır bir müşteri çevresinden yararlanmaya devam edecek olan sağlayıcıdan portföy tazminatı talep edebilecekken, sözleşmenin ikale yoluyla yani tek satıcı ile sağlayıcının anlaşmasıyla sona ermesi durumunda, tek satıcı portföy tazminatı talep edemeyecektir34.
C. Portföy Tazminatı İçin Öngörülen Feragat Yasağı, Üst Sınır ve Hak Düşürücü Süre
TTK md.122/2 uyarınca, tek satıcının sağlayıcıdan portföy tazminatı istemi için bir üst sınır öngörülmüştür. Buna göre tek satıcıya ödenecek portföy tazminatı, sağlayıcının son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaya caktır. Bununla birlikte eğer sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre için devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınacaktır.
TTK md. 122/4 uyarınca, portföy tazminatı isteminden önceden feragat hakkı bulunmamaktadır. Bu bağlamda tek satıcılık sözleşmesi sona ermeden önce portföy tazminatı talebini ortadan kaldıracak olan veya kısıtlayan maddeler geçersiz olacaktır35. TTK md. 122/4 uyarınca, tek satıcılık sözleşmelerinde portföy tazminatının talep edilebileceği süre de düzenlenmiş olup, bu süre sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir. Portföy tazminatı talebi, sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde sağlayıcıya karşı ileri sürülmelidir. Bu hakkın bu süre içerisinde kullanılmaması halinde, tekrar ileri sürülmesi mümkün değildir36.
IV. SONUÇ
Tek satıcılık sözleşmesi, Türk Hukuku mevzuatında düzenlenmemekle birlikte, piyasadaki ekonomik ihtiyaçlar ve sözleşme serbestisi ilkesi doğrultusunda ortaya çıkmış olan bir sözleşme türüdür ve tek satıcının, belirli malları sağlayıcıdan satın almayı ve satın aldığı bu malların sürümünü artırmak için gereken faaliyetlerde bulunmayı taahhüt ettiği, buna karşılık sağlayıcının da, tek satıcıya mal teslim etme ve sözleşme bölgesinde tek satıcıya bir tekel hakkı sağlama yükümü altına girdiği bir sui generis sözleşme ilişkisine dayanmaktadır. Tek satıcılık sözleşmesi devam ederken, tek satıcının faaliyetleri neticesinde edinmiş olduğu müşteri çevresi, sözleşme ilişkisinin sona ermesi sonucunda sağlayıcı yararına etkisini göstermeye devam etmektedir. Tek satıcının emeği neticesinde oluşturduğu müşteri çevresinden, sözleşmenin sona ermesiyle birlikte sağlayıcının yararlanmaya devam etmesi, tek satıcı açısından haklı bir hukuki talebi ortaya çıkarmaktadır. Bu hukuki talep, “portföy tazminatı” adı altında düzenlenmiş olup, hangi şartlar altında portföy tazminatının talep edilebileceği 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) md.122 uyarınca düzenlenmektedir. Tek satıcılık sözleşmelerine, acentelik sözleşmesine ilişkin hükümler kıyasen uygulanmakta olduğundan, portföy tazminatında zamanaşımı hususu, acentelik sözleşmesine ilişkin hükümlere göre belirlenmektedir. Bu bağlamda portföy tazminatının talep edilebileceği süre, TTK md.122/4 uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıldır. Bununla birlikte, tek satıcının portföy tazminatı talebinde bulunabilmesi, tek satıcılık sözleşmesinin, tek satıcı tarafından haklı sebeple veya sağlayıcı tarafından haksız olarak sona erdirilmiş olmasına bağlıdır.
KAYNAKÇA
Arslan Kaya, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, Beta Yayınevi, İstanbul 2013.
Cemile Demir Gökyayla, Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2013.
Hasan İşgüzar, Tek Satıcılık Sözleşmesi, Dayındarlı Hukuk Yayınları, Ankara, 1989.
Hatice Kurban Koçer, Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Tek Satıcının Denkleştirme İstemi, İstanbul Barosu Dergisi, 2012, Cilt: 86.
Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaâlar, K.15, 2012-2013, Vedat Kitapçılık, 2014.
Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Etme Hakkı, Ankara, 2008.
Reha Poroy, Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2015.
Tuğba Toksöz, Tek Satıcılık Sözleşmelerinde Portföy Tazminatı, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Özel Hukuk Anabilim Dalı, 2015.
Ünal Tekinalp, Türk Hukukunda Acentenin Portföy Akçası Talebi, Prof. Dr. Ali Bozer’e Armağan, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1998.
DİPNOT
1 14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete.
2 14.06.2007 tarihli ve 26552 sayılı Resmi Gazete.
3 Yargıtay H.G.K., T. 23.11.2011, E. 2011/11-552, K. 2011/686. Yargıtay 11. H.D. T. 25.06.1992, E. 1990/8223, K. 1992/7964.
4 Tuğba Toksöz, Tek Satıcılık Sözleşmelerinde Portföy Tazminatı, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Özel Hukuk Anabilim Dalı, 2015, s. 4.
5 A.g.e. s. 29. Ünal Tekinalp, Türk Hukukunda Acentenin Portföy Akçası Talebi, Prof. Dr. Ali Bozer’e Armağan, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları Ankara 1998, s. 4.
6 Hasan İşgüzar, Tek Satıcılık Sözleşmesi, Dayındarlı Hukuk Yayınları, Ankara 1989, s. 14. Reha Poroy, Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2015, s. 280. Arslan Kaya, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, Beta Yayınevi, İstanbul, 2013, s. 255. Yargıtay H.G.K., T. 23.11.2011, E. 2011/11-552, K. 2011/686. Yargıtay 11. H.D. T. 25.06.1992, E. 1990/8223, K. 1992/7964. Bahsi geçen Yargıtay Kararı’nda, tek satıcılık sözleşmesinde malları sağlayan taraf için “yapımcı” ifadesi kullanılmıştır. Ancak sözleşmenin bir tarafının mutlaka malların yapımcısı olması gerekmez. Dağıtım ilişkilerinin farklı seviyelerinde olan satıcıların da, yapımcı olmamalarına rağmen tek satıcılık sözleşmesinin tarafı olmaları mümkündür. Bu nedenle tanımdaki “yapımcı” ifadesi yerine, doktrinde “sağlayıcı” ifadesinin kullanıldığı görülmektedir.
7 Cemile Demir Gökyayla, Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2013, s. 30.
8 Demir Gökyayla, s. 30.
9 A.g.e.
10 A.g.e. s. 30-31., İşgüzar, s. 36., Toksöz s. 13-14.
11 Poroy/ Yasaman, s. 280.
12 Toksöz s. 22-25. Demir Gökyayla s. 8-9. Yargıtay H.G.K., T. 23.11.2011, E. 2011/11-552, K. 2011/686. Yargıtay 19. H.D. T. 05.03.2002, E. 2001/4568, K. 2002/1473. Yargıtay 19. H.D. T. 11.10.2001, E. 2001/2685, K. 2001/6382. Ek olarak, Prof. Dr. Haluk Teoman, tekel hakkına bağlı olmaksızın, sağlayıcının sözleşme ilişkisi sona ermesinde sonra önemli menfaat elde etmesi ve hakkaniyet uygun olması halinde portföy tazminatının talep edilebileceğini belirtmiştir. Bkz. Prof. Dr. Haluk Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuku, Hukuki Mütalaalar, Kitap 15: 2012-2013, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2014, s. 46.
13 Demir Gökyayla, s. 24.
14 Toksöz s. 20-21.
15 A.g.e. s. 21-22. Demir Gökyayla, s. 28.
16 Demir Gökyayla, s. 31.
17 A.g.e., s. 32.
18 Demir Gökyayla, s. 34. Toksöz, s. 16. Yargıtay 11. H.D. T. 15.01.1992, E. 1990/1959, K. 1992/96.
19 Toksöz, s. 29. Teoman, s. 46. Yargıtay 19. H.D. T. 04.05.2000, E. 1999/7724, K. 2000/3470.
20 Hatice Kurban Koçer, Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Tek Satıcının Denkleştirme İstemi, İstanbul Barosu Dergisi, 2012, Cilt: 86, Sayı:3, s. 2. Ek olarak, Yargıtay’ın ilk defa portföy tazminatına hükmettiği karar için bkz. Yargıtay 11. H.D. T. 20.06.1996, E. 1996/2084, K. 1996/4544.
21 Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Etme Hakkı, Ankara, 2008. s. 145.
22 Yargıtay 11. H.D. T. 09.03.2015, E. 2014/16850, K. 2015/3124.
23 Demir Gökyayla, s. 270.
24 Yargıtay 11. H.D. T. 26.04.2016, E. 2015/11090, K. 2016/4662.
25 Demir Gökyayla, s. 277.
26 Yargıtay 19. H.D. T. 21.03.2008, E. 2007/9285, K. 2008/2759.
27 Ayan, s. 160-161. Demir Gökyayla, s. 254.
28 Demir Gökyayla, s. 279.
29 Bu konuda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin T. 21.03.2008, E. 2007/9285 K. 2008/2759 sayılı ilamına göre; “Portföy tazminatının tek satıcı tarafından sağlanan müşteri çevresi, sözleşmenin haksız feshi ile davacı yönünden oluşan ekonomik kayıp ve diğer unsurlar gözetilerek hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, miktarı yönünden uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiği dairemizin emsal uygulamalarında kabul edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda doktrindeki görüşlere paralel olarak portföy tazminatının davacı şirketin son beş yılın ortalama yıllık kazancı, son yılın kazancı ve son iki yılın ortalama kazancına göre belirlenebileceği belirtilmiş ise de, davacının talep edebileceği portföy tazminatı miktarı mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Bu durumda mahkemece gerektirici nedenleri irdelenmek suretiyle bilirkişi raporunda belirtilen seçenekler gözetilerek hüküm kurulması, bilirkişi raporu yeterli görülmezse oluşturulacak yeni bir uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.’’
30 Kaya, s. 244.
31 Demir Gökyayla, s. 277.
32 Ayan, s. 192. Toksöz, s. 76.
33 Kaya, s. 246.
34 Ayan, s. 168.
35 Toksöz, s. 89.
36 Demir Gökyayla, s.283.







