Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Hukuk Davalarında Ceza Davalarının Sonucunun Bekletici Sorun Yapılması

2017 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Hukuk Davalarında Ceza Davalarının Sonucunun Bekletici Sorun Yapılması

Dispute Resolution
2017
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Bu çalışmada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“6100 sayılı Kanun”) 165. maddesinde düzenlenen “bekletici sorun” kavramı ile benzer nitelikte olan “ön sorun” kavramı arasındaki ayrım ve özel olarak, bekletici sorun kurumunun uygulanmasında, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir davanın, hukuk mahkemesi tarafından bekletici sorun yapılması meselesi üzerinde durulmuştur. Söz konusu uygulama bakımından, hukuk hâkiminin takdir yetkisi ve takdir yetkisinin kullanımı ile Yargıtay uygulaması da dikkate alınarak, bekletici sorun kurumunun nasıl kullanılması gerektiği tartışılmıştır.

I. GİRİŞ

Bekletici sorun kavramı, tam anlamıyla ilk kez, 6100 sayılı Kanun’un 165. maddesinde kendisine düzenleme bulmuştur. Daha önce yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (“1086 sayılı Kanun”)2 “hadise” olarak nitelendirilen, davanın görülmesi sırasında ortaya çıkan ve çözümlenmemesi durumunda davanın sıhhatli olarak sonuca bağlanmasına mani nitelikteki durumlardan bahsedilmişse de, 6100 sayılı Kanun’da düzenlendiği şekilde bekletici sorun düzenlemesine yer verilmemiştir. 1086 sayılı Kanun döneminde bekletici mesele kavramı, her ne kadar Kanun’un düzenlemesinde kendisine yer bulamamış olsa da, doktrin ve Yargıtay içtihatları ile kabul edilmekte ve uygulaması bu doğrultuda gerçekleştirilebilmekteydi. Bu dönemde, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında, bekletici sorun ile aynı anlama gelen başka ifadeler kullanılmaktaydı. Bu durum birçok farklı tanımın kullanılmasına ve kavram kirliliğine sebebiyet vermekte iken, 6100 sayılı Kanun ile birlikte, bekletici sorun kavramı getirilmiş ve kavram bütünlüğü sağlanmıştır.Bekletici sorun kurumu, hadise vasfı içerisinde değerlendirilmesi gereken ve bu vasfa özgü olarak çözümlenmesi gereken hukuksal bir sorun olarak değerlendirilmiştir. Somut bir davada, eğer söz konusu bu davanın çözümlenmesi başka bir davanın neticesine bağlı ise, yani asıl davanın çözümlenebilmesi için öncelikle başka bir mahkemede görülen yargılamanın sonuçlanması gereklilik arz ediyorsa, söz konusu durum bir bekletici sorundur. Böyle bir durumun varlığının asıl davaya bakmakla görevli mahkeme tarafından tespit edilmesi halinde, diğer mahkemedeki yargılamanın sonucunun beklenilmesine karar verilebilecektir. Bu çalışmada, öncelikle bekletici sorun meselesi detaylarıyla açıklanmakta ve daha sonra özel olarak, ceza yargılamasının hukuk yargılamasında bekletici sorun yapılıp yapılmaması meselesi üzerine yoğunlaşılmaktadır.

II. BEKLETİCİ SORUN KAVRAMI

A. Genel Olarak

Genellikle bekletici sorun, ön sorun ile karşılaştırılarak anlatılmaktadır. Aslında bekletici sorun, bir davada ön sorun olarak incelenecek bir olayın, başka bir davanın konusu haline getirilmesi durumlarında karşımıza çıkmaktadır. Geniş anlamda ön sorun terimi, bekletici sorunu da içerir. Fakat aralarında bağlantı olmasına rağmen, ayrı ayrı mahkemelerde görülmesi gereken ve birinin sonucunun diğerinin sonucu bakımından belirleyici olacak olduğu durumlarda bekletici sorun söz konusudur. Bekletici sorunu, bir mahkemenin veya makamın görevi içerisinde kalan ve aralarında bağlantı olması nedeniyle diğer bir mahkemenin çözmekte olduğu uyuşmazlığın sonucunu da engelleyen sorunların görevli mahkeme veya makam tarafından çözümlenmesine kadar, diğer mahkemede görülmekte olan uyuşmazlığın çözümünün ertelenmesi şeklinde tanımlamak mümkündür. 6100 sayılı Kanun’un 165. maddesinde düzenlenen bekletici sorun kavramı, bahsi geçen madde metninde; “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Bekletici sorun bazı durumlarda ihtiyari olduğu gibi bazı durumlarda da zorunluluk arz etmektedir. Kanunun zorunlu gördüğü aşağıda açıklanacak olan bazı haller dışında, kural olarak bir mahkemenin, görülmekte olan başka bir mahkemenin sonucunu bekletici sorun yapma zorunluluğu yoktur. Bu nedenle, zaruri bekletici sorun halleri dışında hukuk mahkemesi hâkiminin, bekletici sorun kararı verip vermemekte serbest olduğu söylenebilecektir.

B. Zaruri Bekletici Sorun Halleri

Bekletici sorun yapma zorunluluğu ancak kanunda sayılan hallerde gündeme gelecek olup, bunların dışındaki durumlarda hâkim, somut olayın şartlarına göre yorum yapacak ve başka mahkeme huzurunda görülen davanın bekletici mesele şartlarını taşıyıp taşımadığına karar verecektir. Hâkim bekletici sorunun şartlarının mevcut olup olmadığı yönünde bir inceleme yapacak ve şartların oluştuğuna kanaat getirmesi halinde, bekletici sorun kararı tesis edebilecektir. Bu kuralın istisnasını oluşturan ve zaruri bekletici sorun yapılacağı kanunda özel olarak belirtilen haller aşağıda açıklanmıştır.

1. Anayasa Mahkemesi Kararının Beklenmesi

Yargılama esnasında, uygulanacak hukuk kuralının Anayasa’ya aykırı olduğunun iddia edilmesi ve o davaya bakmakla görevli mahkemenin de bu iddiayı ciddi olarak nitelendirmesi halinde, mahkeme söz konusu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine taşıyabilecektir. Bu halde Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin kararını bekletici sorun yapacaktır. Anayasa Mahkemesi konu hakkında beş ay içerisinde karar vermezse mahkeme, mevcut kurallara göre uyuşmazlığı çözüme bağlayacaktır. Bahsedilen bu durum, yasal düzenleme ile getirilmiş, zaruri bekletici sorun hallerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

2. Uyuşmazlık Mahkemesi Kararının Bekletici sorun yapılması

Doktrinde, “hukuk mahkemesi ile idarî mahkeme arasında olumlu görev (yargı yolu) uyuşmazlığı çıkması halinde hukuk mahkemesi, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır; yani Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kararını bekletici sorun yapar. Mahkeme, altı ay içinde Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelmezse, davayı görmeye devam eder." şeklinde ifade edildiği üzere, iki farklı yargı kolu arasındaki uyuşmazlığa ilişkin görülecek yargılamada, iki yargı koluna tabi mahkeme de kamu düzeninden olan göreve ilişkin uyuşmazlık mahkemesi kararı tesis edilmeden yargılamaya devam edemeyecektir.

3. İcra Mahkemesinin Bekletici Sorun Yapması

2004 sayılı İcra ve iflas Kanunu’nun (“2004 sayılı Kanun”)7 68. maddesinde, icra mahkemesinin borçluya, terekenin borca batık olduğunun tespiti için dava açması için vermesi gereken süreden bahsedilmektedir. Söz konusu süre içerisinde, borçlu terekenin borca batık olduğunun tespiti için dava açarsa, itirazın kesin kaldırılması ile görevli mahkeme, bu davanın sonucu bekletici sorun yapmak zorundadır. Yani mahkeme, kendi görev alanına girmeyen somut bir olayın tespiti için taraflardan birine görevli mahkemede dava açması için süre vermekte ve süresi içinde açılan bu dava mahkemeden gelecek olan tespit kararını bekletici sorun yapacaktır.

4. Hakemlerin Bekletici Sorun Yapma Zorunluluğu

Hakem huzurunda görülmekte olan bir davada, taraflardan birisinin ileri süreceği bazı hususlar bakımından hakem, taraflara iddiası hakkında mahkemede tespit davası açmak üzere süre verir. Süresi içerisinde davanın açılması halinde hakem, bu davanın sonucunu bekletici sorun yapmak zorundadır. Hakem tarafından süre verilebilecek iddialar; ceza veya hukuk mahkemesi nezdinde ileri sürülmesi gereken sahtelik iddiası ve görülen davanın hakemin görevine girmediği iddiasıdır. Bahsedilen bu iddialar ile bir dava açılmış ise, hakem bu davaların sonucunu bekletici mesele yapacaktır. Eğer dava açılmamış ve iddialar sadece hakem huzurunda ileri sürülmüş ise, hakem bu konuda mahkemede dava açılması için süre vermek ve açılan davanın sonucunu bekletici sorun yapmak zorundadır.

C. Zorunlu Olmayan Bekletici Sorun

Genel kural, hukuk mahkemesinin görmekte olduğu bir davada, başka bir mahkemede görülen veya görülecek olan davanın bekletici mesele yapılıp yapılmamasının takdirinin hâkime ait olmasıdır. Yukarıda sayılan haller istisna teşkil etmektedir. İhtiyari bekletici sorun meselesi doktrinde, görülmekte olan davanın bekletici sorun yapılması ve açılacak olan davanın bekletici sorun yapılması şeklinde ikili bir ayrım yapılmak suretiyle incelenmektedir. İşbu makalenin konusu gereği tarafımızca sadece, görülmekte olan bir davanın bekletici sorun yapılması üzerinde durulacak ve özel olarak, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir davanın hukuk mahkemesinde bekletici mesele yapılması incelenecektir. Görülmekte olan davalar bakımından mahkeme, aralarında bağlantı bulunması halinde, başka bir hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinin ya da idare mahkemesinin kararını bekletici mesele olarak yapabilecektir. “Derdest olan bir davanın sonuçlanmasının başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için bekletici mesele yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması, iki dava arasında bağlantı bulunması ve diğer davada kesin olarak karara bağlanacak olan hukuki ilişkinin, kısmen veya tamamen bekletilerek davaya etkili olması başka bir ifadeyle diğer dava hakkında verilecek hükmün bekletilerek davada verilecek hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir." Bir davanın başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için, Yargıtay içtihadında da belirtildiği üzere, davaların farklı mahkemelerde görülmesi gerekmektedir. Davaların aynı mahkemede görülmesi veya talep edilerek birleştirilmeleri halinde, mahkeme bu davaları olsa olsa bir ön sorun olarak ele alacak ve önce çözümlenmesi gereken davayı çözümleyerek yargılamaya ara vermeyecektir. Bekletici sorun kararı verilebilmesi için gereken ikinci şart ise, bekleyecek dava ile beklenecek dava arasında bağlantı bulunmasıdır. Bu bağlantının tespiti hâkimin takdirinde olmasına karşın, bekletici sorun kararı verebilmek için aranan bağlantı, davaların birleştirilmesinde aranan bağlantıya nazaran daha dar yorumlanmalıdır. Burada esas alınması gereken kriterler, davalardan birinin sonuçlanmaması halinde, diğerinin de sonuçlanmasının mümkün gözükmemesi ve davalardan biri hakkında verilecek kararın, diğerini etkileyecek nitelikte bulunmasıdır. Bu şartların varlığı halinde iki dava arasında bağlantı varsayılır ve biri diğeri için bekletici sorun yapılır. Yargılama yapmakla görevli mahkemenin hâkimi önüne gelen olayda, yukarıda belirttiğimiz şartların mevcut olduğuna kanaat getirdiği takdirde, bekletici sorun kararı verebilecektir.

III. CEZA MAHKEMESİNDE GÖRÜLEN DAVANIN HUKUK MAHKEMESİNDE BEKLETİCİ SORUN YAPILMASI

Hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülen bir davayı bekletici mesele yapması konusunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi yol gösterici niteliktedir. Madde metninde, “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." şeklindeki düzenleme mevcuttur. Bu düzenleme uyarınca, hukuk mahkemesi hâkiminin ceza mahkemesi kararıyla bağlı olmadığı sonucuna varılabilecektir. 6098 sayılı Kanun’un bu düzenlemesi ile, hukuk hâkimine ceza mahkemesi karşısında bir serbestlik tanınmıştır. Hukuk hâkimine tanınan bu bağımsızlığı mutlak bir bağımsızlık olarak ele almamak gerekmektedir. Nitekim hukuk hâkimi, ceza hâkimi tarafından tesis edilen mahkûmiyet hükmü ile bağlı olacaktır. Bu husus dışında genel kurala uygun olarak hukuk mahkemesi hâkimi, gerekli gördüğü takdirde ceza davasını bekletici sorun olarak kabul edebilecektir. Bu noktada hukuk hâkimine tanınmış geniş bir takdir yetkisi bulunmakta olup, Yargıtay içtihatları ile bu serbestliğe yön verilmeye çalışılmaktadır. Yargıtay uygulaması, tahkikat aşamasında hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinden daha ilerde olması halinde, yargılamaya devam edilmesi; ceza mahkemesinin tahkikat aşamasında daha ileri bir aşamada olması halinde ise, ceza mahkemesinde görülmekte olan davanın hukuk mahkemesinde görülen dava bakımından bekletici sorun yapılmasına karar verilmesi gerektiği yönündedir. Söz konusu uygulama özellikle, senedin sahteliğine ilişkin tespitin gerekli olduğu davalar bakımında sıklıkla uygulanmaktadır. Senedin sahteliğinin ceza yargılamasına da konu olması halinde, ceza mahkemesi tahkikat aşaması olarak hukuk mahkemesinin ilerisinde ise, hukuk mahkemesi ceza mahkemesinde görülen davayı bekletici sorun yapacaktır. Yargıtay’a göre, dava konusu belgenin tarafların iradesine aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı hususunda, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından görülen davayı bekletici sorun yapmalıdır. Aynı şekilde, ceza mahkemesinde görülen bir dava neticesinde, bir kimse bir haktan mahrum kalacaksa, o hakka ilişkin hukuk mahkemesi önünde görülen dava bakımından ceza davasının bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse, hukuk mahkemesinde görülen bir miras davasında, murisin öldürülmesine karıştığı iddia edilen davacının, ceza yargılaması neticesinde suçlu bulunması halinde, miras bırakandan kendisine kalacak olan mallar üzerindeki haklarını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“4721 sayılı Kanun”)17 578. maddesi uyarınca kaybedecek olduğundan, hukuk mahkemesinin ceza yargılamasını bekletici sorun yapması gerekecektir. Yargıtay’ın bu görüşte olmasının temel sebebi, ceza mahkemesinin hakikate ulaşma konusunda araştırma bakımından daha geniş imkânlarının bulunuyor olmasıdır. Nitekim ceza yargılaması ve hukuk yargılaması karşılaştırıldığında ceza yargılaması, her aşamada delil sunulabileceği de nazara alındığında, somut gerçeğe ulaşılması konusunda, hukuk yargılamasına göre daha elverişlidir. 6100 sayılı Kanun’un esas aldığı yargılama sisteminde, yargılamanın belli aşamalarından sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı olması hasebiyle, somut gerçeğe ulaşılması konusunda yetersiz kaldığı belirtilmektedir. Bunun dışında yine 6100 sayılı Kanun’da kesin delil ile ispat kuralı düzenlenmiştir.18 Bu düzenleme de, hukuk yargılamasında somut gerçekliğe ulaşılması yönünden bir engel olarak kabul edilebilecektir. Medeni hukuk yargılamasından hâkim olan “taraflarca getirilme ilkesi” (6100 sayılı Kanun m.25) gereğince hâkim, kanunda özel olarak kendisine re’sen araştırma görevi yüklenmedikçe tarafların getirdiği deliller ile bağlı kalacaktır. Yani somut gerçeği araştırma yoluna giderken kural olarak tarafların sunduğu deliller üzerinde bir inceleme yaparak karar tesis edecektir. Bu hususta hukuk mahkemesi hâkimine yüklenmiş bir yükümlülük söz konusudur. Hâkim tarafların söyledikleri dışındaki vakıaları dikkate alamayacak ve hatta onlara hatırlatıcı davranışlarda dahi bulunamayacaktır. Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi tarafların temin ettiği deliller ile yetinecek olup, bunun dışında bir inceleme yapmayacaktır. Bu sebeple geri dönülmez hak kayıplarına sebebiyet verebilecek durumlarda hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinin somut gerçekliğe ulaşma konusunda daha elverişli bir pozisyonda olması sebebiyle, ceza mahkemesinde görülen yargılama hakkında tesis edilecek kararın bekletici sorun yapılması gerekmektedir.

IV. SONUÇ

Yukarıda detayları ile izah edildiği üzere, ön sorun geniş anlamda bekletici sorunu kapsamasına rağmen, dar anlamada bakıldığında aralarında belirgin farklar olduğu görülecektir. Ön sorun dar anlamda, mahkemenin karar vermeden önce çözümlemesi gereken hadise olarak nitelenebilecektir. Bekletici sorun ise, mahkemenin karar verebilmesi için mutlaka sonuçlanması gereken bir hususun başka bir mahkemenin görev alanında olması sebebiyle, o mahkeme tarafından verilecek kararın beklenmesi ve bu karar göre sonuca varılması olarak tanımlanabilecektir. Bekletici sorun kurumunun uygulanabilmesi için iki şartın aynı anda mevcut olması gerekmektedir. Bunlar, hakkında bekletici sorun kararı verilecek olan davanın başka bir mahkemede görülmesi ve iki dava arasında bağlantı olmasıdır. Fakat buradaki bağlantı, davanın birleştirilmesi kurumunun uygulanabilmesi için gereken bağlantı kadar geniş değerlendirilmemelidir. 6098 sayılı Kanun’un genel düzenlemesi uyarınca hukuk mahkemesi hâkimi, ceza mahkemesi hâkiminin kararı ile bağlı değildir. Fakat bu bağımsızlık ceza mahkemesi tarafından mahkûmiyete yönelik tesisi edilen kararlar bakımından mevcut değildir. Ceza mahkemesinde yapılan yargılamanın hukuk mahkemesi huzurunda görülmekte olan bir davada bekletici sorun yapılması bakımından, hukuk mahkemesi hâkimi serbestçe karar verebilecektir. Yargıtay’ın bu serbestliğin sınırlarının belirlenmesi bakımından koyduğu bazı kriterler mevcuttur. Yukarıda da belirtildiği üzere, Yargıtay öncelikle, ceza mahkemesi tarafından mahkûmiyet yönünde tesis edilen kararların hukuk mahkemesini bağlayacağı görüşündedir. Bunun dışındaki konularda özellikle de senedin sahteliğine ilişkin uyuşmazlıklarda hukuk mahkemesinin ceza yargılamasının tahkikatta daha ileri aşamada olması şartı ile bekletici mesele yapılması gerektiği görüşü hâkimdir. Ancak Yargıtay’ın bir diğer görüşü ise, hukuk mahkemesinde görülecek yargılama neticesinde taraflardan birinin ciddi bir hak kaybına uğraması söz konusu ise, ceza mahkemesinin somut gerçekliğe ulaşma konusunda daha elverişli imkânlara sahip olması sebebiyle, ceza mahkemesi nezdinde görülen yargılama neticesinde verilecek olan kararın hukuk mahkemesi tarafından bekletici mesele yapılması gerektiği yönündedir.

KAYNAKÇA

Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, C. 1/1, 20. Bası, Ankara 2009

İbrahim Aşık, Medeni Usul Hukukunda Bekletici Sorun, C.1/1, Ankara 2012

Hakan Pekcanıtez, “Bekletici Sorun (Mesele-i Müstehire)”, Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.1, S.1-4, İzmir 1980, s.249-275, http://hukuk.deu.edu.tr/ fakultemiz/hukuk-fakultesi-dergisi/yil-1-sayi-1/ (Son erişim: 26.04.2017)

Halil Kılıç, Açıklamalı – İçtihatlı HMK, C.1/2, Ankara 2011

Kazancı mevzuat bilgi bankası (Son erişim: 09.02.2017) http://www.kazanci.com/kho2/ibb/giris.htm

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Bekletici sorun, hukuk muhakemesi, ceza yargılaması, hukuk yargılaması, HMK m.165, ön sorun, davalar arası bağlantı
Capabilities
Dispute Resolution
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatifleri

Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatifleri

2017
Read more
FIDIC Gümüş Kitap Kaspsamında Uyuşmazlık Çıkması Halinde UÇK Tarafından Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi

Fidic Gümüş Kitap Kaspsamında Uyuşmazlık Çıkması Halinde Uçk Tarafından Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi

2017
Read more
Kelepçeleme Sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu Açısından İncelenmesi

Kelepçeleme Sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu Açısından İncelenmesi

2017
Read more
Yatların Sicile Kaydedilmesi, Bayrak Seçimi ve Beraberinde Getirdiği Sorunlar

Yatların Sicile Kaydedilmesi, Bayrak Seçimi Ve Beraberinde Getirdiği Sorunlar

2017
Read more
Hukuk Davalarında Ceza Davalarının Sonucunun Bekletici Sorun Yapılması